Yine Dr. Abdullah Soyluoğlu Özel Eğitim ve Rehabilatasyon Merkezinde sıradan bir gündü. O gün programında hangi çocuklarla özel eğitim dersim var diye baktım. İçlerinden bir tanesi yeniydi. Değerli uzmanlarımız incelemiş ve Bireysel Eğitim Programı'nın bir parçası olarak benimle ders görmesini uygun bulmuşlardı. Bu öğrenciyi inceleme sırasında görme şansım olmadığı için dosyasını okuyordum.
Bu öğrenci konuşamayan, sadece ses tonu ve beden diliyle iletişim kuran, hafif işitme problemi ve zeka geriliği olan, 14 yaşında çok kilolu bir kız çocuğuydu. İlk bakışta 30-35 yaşlarında çok kilolu bir bayan gibi görüyordu. Ayrıca aile çocuğu, bir çocuk gibi değil, bir ev hanımı gibi giydirdiği için de yaşından çok büyük gösteriyordu.
İlk tanışma günü olduğu için çocuğu kapıda karşılamak istedim. Ve seans saati gelmişti Bahceye iki veli girdi ... Uzaktan ilk gördüğümde çocuğu da veli sandım ve çocuğu getirmemişler diye düşündüm. Sonra çocuk yaklaşınca yüzüne, gözlerine bakınca anladım; masum bir kız çocuğuydu bu... Sınıfa gitmek için merdivenlerden kolayca çıktı. Ders anında biraz zorlansam da beden diliyle iletişim kurmayı başardım. Çocuğun önce ortama alışması ve tanımak için dersi eğlenceli oyunlarla zenginleştirdim. Ders bitiminde ödül olarak muzik odasına gideceğimizi ve piyano çalacağımızı söyledim. Belki anladı belki anlamadı ama buna çok sevindi ve heycanla aya kaltı.Odaya gitmek için merdivenleri inmemiz gerekiyordu.
Ben yaşı itibariyle öz güveninin ve yaşam becerilerinin gelişmesi için merdivenlerden inerken elinden tutmadım. Ayrıca merdivene yanyana sığmazdık , merdiven çok dardı. İkimizde heycanla muzik odasına gitmek için merdivenlerden iniyorduk, herşey cok iyi gidiyordu taki son basamağa kadar. Son basamakta ayağı takıldı sanırım, birden o kocaman beden yere yığılıverdi. Kocaman bedenin içindeki caresiz bakışları, yüz ifadesi, konuşamadığı ve ağlayamadığı için cıkardığı inleme sesleri.. O anda dona kaldım hiç birşey yapamadım. Düştüğü yerden kalkmakta bile zorlanıyordu.
Sonra kendime geldim kalkmasına yardım ettim. Muzik odasına gittik. Ben acısını unutturmak için piyano çalmaya başladım ama o bana dizini işaret ediyordu sonra dizini uvaladım, sevgimle teselli etmeye çalıştım.Ama benim de teselliye ihtiyacım vardı. Nasıl böyle bir hata yaparım, neden onu tanımadan merdivenden tek başına inmesine izin verdi diye içim içimi yiyordu. Yüreğimi en çok burkan , öyle kocaman bir beden içinde böyle caresiz, masum bir yüz ifadesi. Kendimi o an suçladım. Ama en azından bu hatam çok ciddi bir probleme neden olmamıştı. Çünkü çocuk son basamakta takıldı, ve h emen yere oturdu sadece dizi acıdı, biraz sonra acısını unuttu. Eğer çocuğa birşey olsaydı kendimi affedemezdim.
Piyano çaldıktan sonra merdivenden inerken bu sefer hazırlıklıydım. İkimiz merdivene yanyana sığmasakta çocuğun arkasından kolunu tutuyordum. Ve tahmin ettiğim oldu yine son basamakta dengesini kaybetti. Onun yanında çocuk kalmama rabiraz zorlansamda dengeyi sağlamakta düşmedik oley bu sefer başardık diye çok mutlu oldum.
Ve şunu düşünmeden edemedim. Öğretmenlik ne kadar özveri ve emek istiyordu. İnsanın bu işi sevmeden yapması mümkün olamazdı harhalde. Küçük bir çocukken bana “ ne olmak istersin”diye sorduklarında, hemen “öğretmen” derdim. Çünkü öğretmenlik benim gözümde çok önemli, saygı değer bir meslekti daha o yıllardan. Öğretmenim benim için bir kahramanımdı. O günden beri benim için öğretmenler en saygı duyduğum insanlardır. Kendim de öğretmen oldum ama onların yanında kendimi öğretmen göremem. Yıllarını bu işe veren değerli öğretmenlerimizin ellerinden öpüyorum.
M. Kemal Atatürk’ün “Dünyanın her tarafında öğretmenler, insan topluluğunun en fedakar ve muhterem unsurlarıdır.” sözü ve Hz. Ali’nin “ Bana bir harf öğretenin kır yıl kölesi olurum” sözleri ne kadar da yerinde söylenmiş.
Bu işi Özel Eğitim ve Rehabililatasyon Merkezinde yapmak iki kat özveri, sabır, fedakarlık, emek gerektiriyor. Ve bu kurumlarda çalışan değerli uzmanlarımızı, öğretmenlerimizi böyle değerli , onurlu ve kutsal bir görevi yerine getirdikleri için yürekten kutluyorum. İyi ki varsınız diyorum...
Yarınlar sizlerin emeğiyle aydınlanacak...
Pedagog Sevil Yavuz
Bu yazıya atıf yapmak için yazının internet adresine link verilmelidir. Yazı yazarının izni olmaksızın başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
* Yayın Tarihi : 01-05-2008 - 23:13 (15 gün önce),
* Ortalama Günde 7.06 okuyucu.
* Karakter Sayısı : 4394, Kelime
Sayısı : 631, Boyut : 4.29
Kb.
Lütfen Dikkat :
Sitemizde yayınlanan mesleki anıların telif hakkı tamamen
yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı
olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir
yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle
başka mecralara aktarılamaz.
Bu metinden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya
"İçimi Burkan An: Kocaman Bedendeki Caresiz Bakışlar..." başlıklı yazının tüm hakları yazarı Pdg.Sevil YAVUZ'e aittir ve yazı, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) Mesleki Anılar Kütüphanesinde yayınlanmıştır. ibaresi eklenmelidir.
Bu ibare eklenmek şartıyla, yazıdan Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak yazarının izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
Sitemizde sayfası bulunan site üyemiz profesyoneller
üye
sayfaları içinden, Mesleki Anılarınız bölümü altında, YENİ
ANI GÖNDERİN linkini izleyerek bu sayfaya
mmesleki anılarını ekleyebilirler.