2007'den Bugüne 89,825 Tavsiye, 27,674 Uzman ve 19,687 Bilimsel Makale
Site İçi Arama
Yeni Tavsiye Ekleyin!


Uzman Üyelerimizin Öykü ve Şiirleri

Site üyemiz uzmanlar tarafından yazılan şiir ve öyküleri tarih sırasında sırasına göre aşağıda bulabilirsiniz.

Kızım Eylül
ŞİİR | © Yazan Ali GÜLNAR | Yayın Mayıs 2010
hoşgeldin kızım eylül
bir haziran sıcağında ansızın çıkageldin.
halbuki biz seni temmuzda beklerken sıcacık geliverdin kucağımıza,
hayatımızın rengi,umudu,çiçeği oldun annen ve benim için,
doğduğunda gülüyordun gamzelerinle,şimdiki zaman gibi.

şimdi soruyorsun baba neden adım eylül diye;
annen ve benim için özel bir ay deyip geçiyoruz canım kızım;
tüm kirlenmişliklere rağmen aramızdasın eylülüm;
baba gelecek ne demek diyorsun körpecik beyninle cevapsız kalıyorum,yanıt veremiyorum sana;
ama yinede hoşgeldin bebeğim
umudum
yarınım
gururum,hayallerim,
güzel günler senin ve ülkemin olsun bahar gözlü kızım
 
     3 Beğeni    
Neden Yer İnsan?
ŞİİR | © Yazan Tuğba DEMİRÖZ | Yayın Mayıs 2010
İnsan dediğin, bir garip Adem
Adem dediğin yemekte
Adem bir garip oğlan
Karnını doyurmakta

Aciz bir adam Adem aczine kör
Açlıktan sınıfta kalmakta
Karneye rağmen kendini adam sanmakta

Adem dediğin özü unutmuş, gücü kendi sanmakta
Yanılgılarda Adem
Adem batakta

Garip oğlan işte bizim Adem, Ademe eğilmekte, boyun bükmekte
Doymak için Ademe güvenmekte
Kediyi nankör sanmakta
Bir buçuk yumrukluk midesini inekle yarıştırmakta

Tuhaflar ötesi Adem dediğin

Çeşit çeşit….

Renk renk….

Huy huy….


Tahripkardır kimi Adem bir tane erik için dalı indirir
Vahşidir kimi Adem doğumhane kapılarında düşük bekler
İğrençtir kimi Adem böceği çerez eder

Adem dediğin yediğinden belli
Kimi sıcak kimi soğuk yer
Kimi sulu kimi kuru sever

Kimi Adem vardır bolluk içinde yemek seçer
Şükürsüzdür
Kimi Adem elinde boş tabağı aranır
Kimi beleşçidir bedava ne bulursan ye modunda
Bazısı leşçidir mezar kazmada

Adem dediğin bir garip adam
Yemesinden anlarsın karakterini

Aynında diretir kimi
Annesi gibi pişirsin ister eşi
Kimi Adem vardır her gün farklı ister
Bulamazsa masa devirir, huzur kaçırır
Çabuk sıkılır bazı Ademler
Kimisi saatlerce kalır masada
Kimi şipşak hallediverir işini
Bazısı ağzında tutar yediğini
Bazısı löp diye yutar
Kimi iyice öğütür
Çiğner, un ufak eder yiyeceğini

Kimi az yer kimi çok
Kimi Adem kusar yediğini
Kimi lokma komaz ağzına
Adem dediğin yemesinden belli

Kiminin doymaktır niyeti
Kimi açlıkla terbiye eder kendini
Kimi ayrışamazdan yemekten saplanır kalır
Kimi Adem haz alır yerken
Kimi baharlarla tatlandırır yiyeceğini
Kiminin saatli kiminin vakitsizdir yemeği

Bazı Ademler ne bulursa yer
Diğerleri seçer yemeğini
Kimi önüne konanı yer
Kimi kendi yapmak ister

Bazı Ademler lüks restoranlarda boğaza karşı yer yemeğini
Kimileri pilav üstü kuru peşinde sokak tezgahlarında
Kimine bakarsın bir tabakta doyar
Kimisi tatlısız kalkmaz masadan
Kimi kibardır yerken
Kimi şaplatır ağzını


Adem dediğin bir garip insan
Acı yer kimi
Kiminin tatlıdır yemeği
Kimi lezzet katar yemeğe
Kimi rezil eder yiyeceği
Kimi doğal sever olduğu gibi
Bazısının garnitür arar gözleri

Ademler çeşnidir dünyada
Kimi aralarda atıştırır
Kiminin aklı dolapta kalır
Kimi abur cubur sever
Kimi çerezlerle idare eder


Neden yemek yer insan?

İhtiyaçtan mı?

Açlıktan mı?

Keyiften mi?

Yemiş olmak için mi?

Yeme fırsatı bulamayacağı için mi?

Okula gideceğinden mi?

İşten döndüğünden mi?

Akşam olduğu için mi?

İnsan dediğin bir garip Adem

Adem dediğin yemesinden belli



Tuğba Demiröz
 
     Beğenin    
Elbet Vardır Bir Çıkar Yol
ŞİİR | © Yazan Hüseyin ÇETİNKAYA | Yayın Mayıs 2010
ELBET VARDIR BİR ÇIKAR YOL.
Hüseyin ÇETİNKAYA
Sevda olmuş yürekte kor.
Bu çileye katlanmak zor
Biraz düşün, kendini yor.
Elbet vardır bir çıkar yol.

Tüm kapılar kapansa da
Âlem karşında dursa da
Halk seni farklı ansa da
Elbet vardır bir çıkar yol.

Zor dedi yüce peygamber.
Çok ağladı masum nefer.
Cebrail: Mevla şöyle der;
Elbet vardır bir çıkar yol.

Gönül kirli ki neylesin?
Sığındık affına kesin.
Korkma, sen de yükselt sesin
Elbet vardır bir çıkar yol.

TARİH: 20.04.09
PAZARTESİ
SAAT:23.38
 
     Beğenin    
Warum?
ŞİİR | © Yazan Nalan EYİN | Yayın Mayıs 2010
Nasıl başarıyorum bunu?
En uzağımdakine
En yakın olmayı…

Reddedişimin en kuvvetli tonunu
Bağrıma basmayı…

Ben dediğime
Yabancı olmayı…

Ve el dediğime
Akraba olmayı…

Aynalarda
Suretsiz kalıp
Şaşırmayı,
Karşı
Kutbumda
Aksimi bulmayı…

Çünkü,
Madde yok,
Sen yok,
Ben yok…
Hiçliğin tadını çıkarmak gerek…

Nalan Eyin
 
     Beğenin    
Soyadı Kanunu
ŞİİR | © Yazan Nalan EYİN | Yayın Mayıs 2010
Önce yeni bir soyadı aldım
Kimliğime yeni bir isim kattım

Nüfus kağıdımdaki harfler artarken
Ruhumdan eksilmeye başladım

İlk önce gülmeyi bıraktım ,
Yerine gözyaşlarını koyarak…

Beklemeyi bıraktım
Nasılsa hiç gelmeyecek saadeti...

Satırları bıraktım,
Aralara serpiştirdim kaybımı…

Çocukluğumu bıraktım,
Hatıralar diyarında…

Tebessümlerimi bıraktım
Mutluluğun tabutuna…

Heyecanlarımı bıraktım,
Sonsuz sabırlara yer açabilmek için…

Şimdi seni bırakıyorum
Kendimi geri almanın karşılığında…
Çünkü ruhun ,
Bir ada ihtiyacı yok aslında…
 
     Beğenin    
Allegria
ŞİİR | © Yazan Nalan EYİN | Yayın Mayıs 2010
Saçmasapanlığın aleladeliğinde
İki büklümüm

İki nokta arasındaki
Hiçliğim ben

Tamamlanmamış bir doğrusallığın
Tek bilinmezliğiyim

Anlamını bulamamış
Devrik bir şiirin
Bitimsiz uyağıyım…

Varış noktası
Olmayan
Bir yarışın
En son etabıyım

Çıkmaz bir yolun sonunda
Alıcısı
Olmayan
Yalnız bir durağım…

Herkes ağlıyor
Dıştan ağlaması kolaydır
Ben şaşırıyorum
İçimden…
Sadece ağlıyorum
Kahkahanın ardındaki
Sırrım ben

Nalan Eyin
 
     Beğenin    
Hiç?
ŞİİR | © Yazan Nalan EYİN | Yayın Mart 2010
Sen konuşurken seviştin mi hiç?
Bir kelimenin dolaştığını
bedeninde
hissettin mi hiç...
Bir gözyaşı damlasında
saklı ömrümün şifresi...
Sen hayatında
Sırsız insan
gördün mü hiç?


Beklemenin hazzını aldın mı hiç?
Gelmeyeceğini bile bile!..

Bir insanın gözünde
Kendini görmek isteyip de,
Kirpiğinden düştün mü hiç?..

Bir defterin sayfalarını
Çevirir gibi,
Oynattın mı hiç parmaklarını
Bir insanın ruhunda?..

O zaman ben oldum deme hiç!
Paramparça olacaksın ilk önce ...
Sevmekten parça parça...
Sevilmemekten parça parça...
Terk etmekten
Ve terk edilmekten
Alacaksın tüm hazları ...

Ancak o zaman
Tamam olacaksın bebeğim
 
     Beğenin    
Bir İnsandan Kaç "Hayat Kırıklığı" Çıkabilir Sence!
ŞİİR | © Yazan Nalan EYİN | Yayın Mart 2010
Sana gelene kadar çok uzun yollardan geçmek zorunda kaldım…Beklemekle hayat o zamanlar eş anlamlıydı benim için… Bitmeyecek kadar uzun süren günlerdi…Gecenin hiç gündüze dönmeyeceğine inandığım da oldu benim…Seni bir daha hiç göremeyeceğime de…Ah bilsen…Ne kadar uzun…ne kadar yorucu bir tarihten geliyorum ben…Sevmenin acıttığı, sevişmenin ruhsuz olduğu bir asırdan çıktım ben…

Sayısız afla yaşadım…Affederek ve içimden ağlayarak … Aldığım her nefeste biraz daha yok olduğumu bilerek…ve hatta bunu isteyerek…

Bir insandan kaç “hayat kırıklığı” çıkabilirdi sence! Kaç tane fay hattına birden kurmuştum ben ömrümü…Daha kaç sefer daha yenilmem gerekiyordu, güvenilirlik yönetmeliğini ihlal eden insanlara…Kaç sefer daha çıkabilecektim ömrümün enkazlarından? Her seferinde biraz daha eksilen, kanayan ve sessizce içinden ağlayan… o bendim işte…Hayır hiç kolay değil ... Akla kolay , ruha zordur unutmak…

Çok uzun bir yol katettiğimi biliyorsun…Senin yürümen gereken yolları da ben yürümüşüm…Öyle günler
gördüm ki, gündüzü geceden ayırt edemezdin…Seslerin söze dönüşemediği insanlar duydum…Herşeyin gürültüden ibaret olduğunu…Kasvetli ve karanlık bir tüneldeydim sanki…Sadece rüyalar vardı ışıklı…Uyumak, bir ödüldü benim için…Korudu beni karanlıktan…Seni kaybetmediğim tek yer rüyamdı…Beni dünyada daha fazla ne mutlu edebilirdi, sen söyle!..

Bir rüyada yaşamayı öğrendim , gözlerimi kapayarak açtım gönül gözümü…Yanıma koşa koşa gelecektin o zaman değil mi…Ah bilsen, uyanmamak için ne çok direndim… Bir yangını söndürmek kolay değildi…Ömrüme erkenden inmişti karanlık… Güneşi unuttum...Ve ilk vazgeçen sen oldun bu hikayede…Gerçekte değil hakikatte…Sen vazgeçtin ben de kendi hayatımdan çekip gittim…Kapıdan ceketini alıp çıkıp gider gibi, kendi hayatımdan çekilip gitmiştim. Senin kaçmak dediğin buysa!.. Hani, ellerim hep avuçlarının içinde kalacaktı ve bizim olacaktı saatler, günler, geceler…Hani en güzel cümleyi kuracaktık eksiltemediklerimizden...Olmadı...
 
     Beğenin    
Sen Bu Sevgiyi Kaldırabilir Misin?
ŞİİR | © Yazan Nalan EYİN | Yayın Şubat 2010
Soruşunda bir samimiyetsizlik var
İstesen de değişemezsin...
Sevgiyi kaldırabilir miyim?
Ah sevgili,
Sevmek bilek işi değil ki
Yürek işi bencileyin!
Ve asıl maharet
Seni sevmekte de değil,
Hoyratlığına rağmen
Sevebilmekte...
İstemesen de,
Dur desen de
Vazgeçmeyişin
Ara nağmelerinde...
 
     Beğenin    
Yazmak Gerek...
ŞİİR | © Yazan Nalan EYİN | Yayın Şubat 2010
Bir ömrü yaşamak yetmez bazen
Tarifsiz kalır
Günler ve geceler...
Yetim kalır
Gözümdeki yaş,
Yazmazsam eğer....

Nalan Eyin
 
     Beğenin    
Herşeyi Sana Yazdım...
ŞİİR | © Yazan Nalan EYİN | Yayın Şubat 2010
Herşeyi Sana Yazdım
Yıllarca biriktirip
Söylemediklerimi...

Herşeyi Sana Yazdım
Tüm çılgınlıklarımı
Hatalarımı
ve sevaplarımı...

Herşeyi Sana Yazdım
Umutlarımı
ve heyecanlarımı...

Herşeyi Sana Yazdım
Bana yaşadığımı
hissettiren ne varsa...

Herşeyi Sana Yazdım
Ömrümü
Tüketen ne varsa...

Herşeyi Sana Yazdım
Güldüklerimi
Ve Ağladıklarımı...

Herşeyi Sana Yazdım
Bir kalbe sığabilecek
herşeyi...

Herşeyi Sana Yazdım
Beni bir tek
Sana yazdım...

Herşeyi Sana Yazdım
Ve sen ...
Okuma bilmiyordun
Sevgili...

Nalan Eyin
 
     Beğenin    
İllegal Aşk
ŞİİR | © Yazan Nalan EYİN | Yayın Şubat 2010
Not: Bu şiir www.xing.com sitesinde "Hayata Yön Verenler" Grubunda da tarafımca yayınlanmıştır. Şiir severlerin ilgisini çekebilecek bir grup...


Yasaksın bana
Sevdikçe
Kanatacaklar
Ruhumdaki yaraları...

Dİlim ikrarda ısrarlı
Yasak olan aşkını...
Reddedenler
tahliye oldu
gönül zindanından.
Aşka müebbet bile
Az bencileyin

Tutuklandım sanma
Dört duvar arasında
Vallahi Yalan!
Esas
sevgisizlik hapsetti
Beni bunca zaman!


Nalan Eyin
 
     Beğenin    
Gemile Koyu
ÖYKÜ | © Yazan Salime YILMAZ ALTUNBAY | Yayın Şubat 2010
GEMİLE KOYU

Araba ile başlayan yolculuğumuzda 5 kişiydik. Yağmur,şehirler,kasabalar,köyler ve gece…Geride bıraktığımız ise umutlar şehri İSTANBUL.Uzun yolculuğumuz boyunca dağlardaki kar bizi yalnız bırakmadı.1998 yılının son günündeydik.Güneye doğru güneş ışıkları bedenimizi ve gönlümüzü ısıtmaya başladı.

İlk durağımıza vardığımızda bir bekleyenimiz vardı.Yumuşak sesi, sevecenliği ve bilemediğimiz iç dünyası ile Çiğdem(çidoş).Alışverişimizi yaptıktan sonra onsuz yola koyulduk.Deniz, dağlar eşliğinde toprak yolda ilerledik.Son durağa geldiğimizde oksijen ciğerlerimize doldu. Yüklerimizle patikadan inmeye başladık.Karanlıkta gördüğümüz ışık ve tahta kapılar, bizi Turan abiye götürdü.El arabasındaki odun ateşi,doğanın konusu bütün yorgunluğumuzu almaya yetti.Sait’in taşıdığı odunlarla ateşimiz hiç sönmedi.

Arkadaşlarımız geldiğinde neşeyle soframıza oturduk.Sevdiklerimizden uzakta ama sevgi dolu yüreklerimizleydik.Yeni yıla girmeye az kalmıştı. Saat 24 olduğunda Bige ve ben, Çetin babanın yanına gittik.Dileklerin tutulmasıyla 1999 a girdik. Ay ise şahidimizdi.Gece, dalgaların sesine bizi sürükledi.Kumsalda ateşimizi yaktık. Çıplak ayaklarımız denizin suyunu hissetti, bedenimiz olumsuz duygularını suya ve kuma bıraktı; rahmetli Turgut’un söylemiş olduğu gibi. Konuşmalar,uykunun sessizce gözlerimize çöküşü ve uyku tulumlarına giriş.

Yeni yılın ilk günü; Suay be Bige’nin sevimli hediyeleri ile uyandık.Karanlıkta geldiğimiz yerde; sardunyalar,çam,kekik kokusu ve dost sıcaklığı vardı.

Balıkçı teknesi bizi bekliyordu. Sepetimiz, yiyeceklerimiz,çayımız ve paylaştıklarımızla motorun sesi bütünleşiyordu.Lacivert sularda hayallerimizi bırakıp,döndük.


Ateş başında diğer arkadaşlar ve köpekleri ile oturduk. Bizi bir araya getiren yamaç paraşütleri; onlara hayat veren Can ve Alimdi. Samimiyetleri, doğallıkları,yaşam sevinçleri ve enerjileri ile.

İkinci günümüzde,doğanın kucağında kahvaltımızı yaptık. Kulaklarımıza dağlardan akan suyun sesi geliyordu. Sanki bizi çağırıyordu. Paraşütle uçulmamıştı ama yürüryüşe başlanmıştı. Ömer ve Gülnihal ile. Kalp atışlarının hızlanışı,vücut ısısının yükselişi, ter kokusu,arkasından tatlı bir yorgunluk.

Son gecemizdi. Işınlandığımızı düşündüğümüz koyda ateşin başındaydık.Nurgül topladığı adaçayını yaptı. Batur ve Sevilay uçuş anıları anlattı.Suay ezgilerini söyledi. Zafer ve Kadir dost sıcaklığını sundu. Yiyeceklerimiz,Alimin kamp ocağında yaptığı tatlımız,sigara,puro kokusu ve şarabımızla…Dolunayda buz gibi deniz suyuna girdik. İki çılgın.

Gün ağarmaya başladı.Gitme vakti gelmişti.Gemile koyu-kabak köyünden uzaklaşırken; geride kalan kendini bulma yolunda yaşananlardı.
1999 FETHİYE-KABAK
 
     1 Beğeni    
Biliyorsan Sen Söyle
ŞİİR | © Yazan Nalan EYİN | Yayın Şubat 2010
Beni hırçınlaştıran şey,

Bana olan sevgisizliğin mi,

Yoksa,

Önceden hoyratça

Harcadığın sevgiler mi;

İnan, bilmiyorum...




Bu şiir, 13.09.2007 tarihinde noter tarafından tasdik ettirilmiştir. Lütfen isim belirtmeden kullanmayınız.
 
     Beğenin    
Bırak
ŞİİR | © Yazan Nalan EYİN | Yayın Şubat 2010
Bırak dağınık kalsın!

Boşuna benim çabam...

Sevmedin,

Sevmeyeceksin asla,

Koparttığın bileklikteki

Boncuklar kadar...



Bu şiir, 13.09.2007 tarihinde noter tarafından tasdik ettirilmiştir. Lütfen isim belirtmeden kullanmayınız.
 
     Beğenin    
Ruh Vazgeçmez Ki...
ŞİİR | © Yazan Nalan EYİN | Yayın Şubat 2010
İçimdeki sevgiyi söndürünce

Eline ne geçecek

Bilmiyorum...

Dilim söylemeyi bıraksa

Ruhum senden

Vazgeçecek mi sanıyorsun?



Bu şiir, 13.09.2007 tarihinde noter tarafından tasdik ettirilmiştir. Lütfen isim belirtmeden kullanmayınız.
 
     Beğenin    
Maharet
ŞİİR | © Yazan Nalan EYİN | Yayın Şubat 2010
Maharet çok sevmekte değil

Hırçınlığına, kavgana

Şiddetine sabredebilmekte...




Bu şiir, 13.09.2007 tarihinde noter tarafından tasdik ettirilmiştir. Lütfen isim belirtmeden kullanmayınız.
 
     Beğenin    
Hayat!
ŞİİR | © Yazan Nalan EYİN | Yayın Şubat 2010
Hayat!
Henüz tamamlamadım
Ben yürüyüşümü!
Daha yaşanacak zaman
Ve kat edilecek
Yollarım var benim!


Bu şiir, 13.09.2007 tarihinde noter tarafından tasdik ettirilmiştir. Lütfen isim belirtmeden kullanmayınız.
 
     Beğenin    
Engel Olamazsın
ŞİİR | © Yazan Nalan EYİN | Yayın Şubat 2010
İçimde,
Büyüyüp yeşermeyi
Bekleyen bir ümit var.
Ne kadar örtsen de
Üstünü toprakla,
Bir gün bütün filizler
Boy verir.
Engel olamazsın...



Bu şiir, 13.09.2007 tarihinde noter tarafından tasdik ettirilmiştir. Lütfen isim belirtmeden kullanmayınız.
 
     Beğenin    
Değişim-1
ÖYKÜ | © Yazan Nalan EYİN | Yayın Şubat 2010
BİR KADIN

Keşke bir kitap okuyarak değişseydi gerçekten insanın hayatı.Hani bir yazar demiş ya, bir gün bir kitap okudum ve hayatım değişti. Ben çok okudum , çok okudum ama değiştirmedi bendekileri. Her geçen gün, ömrüm eksilirken, taşıdığım yük daha da artmaya başladı. Çevremdekilerin bana nasılsın , diye sorması bile canımı acıtır oldu. Gerçekten nasıl olduğunuzu merak etmiyor çünkü insanlar. İyiyim de ve geç sohbete! Eskiden manevi yanım daha kuvvetliydi ama son yıllarda, onu da kaybettiğimi hissediyordum. 36 yaşında defalarca düşük deneyimi yaşamış, her seferinde mutlu sonu canı gönülden dilemiş, minicik elleri, minicik ayakları olan bir bebeği kucağıma alabilmenin ümidiyle dualar etmiştim. Ama olmuyordu işte. Doktorlar nedenini bulamıyordu. Yapılan onlarca test ve tetkike rağmen hiçbir gerekçe gösteremiyorlardı. Eşimle aramızdaki uçurum da gittikçe büyüyordu. Biz bu evliliği, sırf kendimize benzeyen çocuklar yapabilelim diye inşa etmemiştik. Ya da ben öylesine inandırmıştım kendimi. Eşim çok alkol alıyor, her akşam elinde 2-3 şişa bira ile eve gelmeyi adet edindi. Buna da bir itirazım yok ama hiç konuşmuyoruz. Sorduğum sorulara bile yanıt vermiyor. Sanki kendi evimde bir gölge gibiyim. Bu noktaya nasıl geldik, bırak konuşmayı kavga bile etmiyoruz. Edemiyoruz. Sanki konuşsak, aramızda konuşması yasak olan konu ağzımızdan kaçacakmış gibi alarm halindeyiz.

Evliliğimizin ilk yılları çok güzeldi. İkimiz de doğayı tabiatı sevdiğimiz için, bahçe düğünü yapmıştık. Şimdiki jenerasyon kır düğünü diyor ya. Arada sırada eski fotoğrafları çıkarıp bakıyorum, iki yabancının suretlerine bakar gibi...Biz değiliz onlar...Çok eskide kalmışlar...

Evin içinde geziyorum..Bir şey eksik, adını koyamıyorum ama; sanki tam şurada ya da ne bileyim öteki odada bir şey eksik. O kayıp şey bulunsa, yüzümüz gülecek, neşemiz yerine gelecek...Ne olduğunu bir türlü çıkaramıyorum.Amaçsızca dolapların içini açıp, karıştırıyorum. Salonda duran çok sevdiğim antika sandığın başına diz çöküyorum. Sandığın kapağını kaldırıyorum...Katlanmış seccadelere bakıyorum. En son kimbilir ne zaman namaz kıldım, hatırlamıyorum bile. Ve o anda aklıma bir Hadis-i Şerif geliyor: "Allah, hangi kuluna bir hayır dilerse, ona bir musibet gönderir." Bunca zaman dilimde, yüreğimde eksik olan parçanın ne olduğunu ancak şimdi kavrayabiliyorum. İçimde bir coşkunun kıpırdadığını hissediyorum.Bir insanın kendisine yapabileceği en büyük kötülüğün, Allah'ın rahmetinden ümidini kesmesi olduğunu hatırlıyorum. Bir kitap okumadan, ama bir hadis okuyarak da insanın hayatı değişebilirmiş onu anlıyorum...







Bu öykü, 13.09.2007 tarihinde noter tarafından tasdik ettirilmiştir. Lütfen isim belirtmeden kullanmayınız.
 
     Beğenin    

Bu sayfada yayınlanan öykü ve şiirlerin tüm hakları yazarlarına aittir ve üye yazarlarımız tarafından TavsiyeEdiyorum.com Öykü ve Şiirler kütüphanesinde yayınlanmak üzere gönderilmiştir. Burada yer alan eserler yazarlarından önceden izin alınmaksınız başka platformlarda yayınlamaz, sadece kaynak gösterilerek ve yazar ismi zikredilerek KISA ALINTILAR yapılabilir. Aksine davranış Fikir ve Sanat Eserleri yasasına aykırılık teşkil edecektir.

23:10
Top