TavsiyeEdiyorum.com
TavsiyeEdiyorum.com  
.com
Arama : | Site İçi Arama

Yeni Tavsiye Ekleyin!


Psk.Nalan EYİN'in Öykü ve Şiirleri
Psk.Nalan EYİN
  1. Ayrılık Zamanı ŞİİR | Aralık 2011
  2. Ölüsü...Dirisi... ŞİİR | Aralık 2011
  3. Etiyoloji ŞİİR | Aralık 2011
  4. Darağacı ŞİİR | Aralık 2011
  5. In My Opinion ŞİİR | Aralık 2011
  6. Bencillik ŞİİR | Aralık 2011
  7. Soru-Cevap ŞİİR | Aralık 2011
  8. Hodri Meydan ŞİİR | Aralık 2011
  9. Hüzün ŞİİR | Aralık 2011
  10. Gez Göz Arpacık ŞİİR | Kasım 2011
  11. Akan ŞİİR | Kasım 2011
  12. Jet-Lag ŞİİR | Kasım 2011
  13. Parasomnias ŞİİR | Kasım 2011
  14. Kaptan ŞİİR | Kasım 2011
  15. White Lights Before Landing ŞİİR | Kasım 2011
  16. Kinaye ŞİİR | Kasım 2011
  17. Bana Göre... ŞİİR | Kasım 2011
  18. Attention Please ŞİİR | Kasım 2011
  19. Durum Değerlendirmesi ŞİİR | Kasım 2011
  20. My Way ŞİİR | Kasım 2011
  21. One Plus ŞİİR | Kasım 2011
  22. Cevap ŞİİR | Kasım 2011
  23. Susmak, Dinlemesini Bilene En İyi Lisandır. ŞİİR | Kasım 2011
  24. Kronoloji ŞİİR | Kasım 2011
  25. Marriage ŞİİR | Kasım 2011
  26. Serbest Çağrışım ŞİİR | Kasım 2011
  27. Polarizasyon ŞİİR | Kasım 2011
  28. Şiir ŞİİR | Kasım 2011
  29. Özgürlük... ŞİİR | Kasım 2011
  30. Ame ŞİİR | Kasım 2011
  31. Denge ŞİİR | Kasım 2011
  32. Bırak ŞİİR | Kasım 2011
  33. Mesele-1 ŞİİR | Kasım 2011
  34. Bahane ŞİİR | Kasım 2011
  35. Karina ŞİİR | Kasım 2011
  36. İyilik / Kötülük ŞİİR | Kasım 2011
  37. Solstis I ŞİİR | Kasım 2011
  38. Solstis Iı ŞİİR | Kasım 2011
  39. Bakiye ŞİİR | Kasım 2011
  40. Etkisiz Eleman ŞİİR | Kasım 2011
  41. Rip ŞİİR | Kasım 2011
  42. Manifesto ŞİİR | Kasım 2011
  43. Zamanlama ŞİİR | Kasım 2011
  44. Yorum Mu Yorulmak Mı /Kader? ŞİİR | Kasım 2011
  45. Donbıra ŞİİR | Kasım 2011
  46. Anlamsal Olarak Yıkık ŞİİR | Kasım 2011
  47. Ben Ne Zaman Büyüdüm? ŞİİR | Kasım 2011
  48. Gölge Etme ŞİİR | Kasım 2011
  49. Biraz Eğil... ŞİİR | Kasım 2011
  50. Müsebbip Iı (Cüzzi) ŞİİR | Kasım 2011
  51. Müsebbip I (Küllî ) ŞİİR | Kasım 2011
  52. Lades Kemiğim ŞİİR | Kasım 2011
  53. Ceza ŞİİR | Kasım 2011
  54. Yaşamak Nefesle Ölçülmez… ŞİİR | Kasım 2011
  55. Ipucu ŞİİR | Kasım 2011
  56. Ora(N)J ŞİİR | Kasım 2011
  57. -De Eki ŞİİR | Kasım 2011
  58. Type ŞİİR | Kasım 2011
  59. Alive ŞİİR | Kasım 2011
  60. Merak ŞİİR | Kasım 2011
  61. Üstü Kalsın ŞİİR | Kasım 2011
  62. Oraj ŞİİR | Kasım 2011
  63. Teselli ŞİİR | Kasım 2011
  64. Yaşam Belirtisi ŞİİR | Kasım 2011
  65. Saklambaç ŞİİR | Kasım 2011
  66. Convertion ŞİİR | Kasım 2011
  67. Fi Tarihi ŞİİR | Kasım 2011
  68. Satırarası ŞİİR | Kasım 2011
  69. Pusula ŞİİR | Kasım 2011
  70. Aradaki Fark ŞİİR | Kasım 2011
  71. Algı ŞİİR | Kasım 2011
  72. Akamet ŞİİR | Kasım 2011
  73. Terminal ŞİİR | Kasım 2011
  74. Ca ŞİİR | Kasım 2011
  75. Ne Ala ŞİİR | Kasım 2011
  76. Yorum Farkı ŞİİR | Kasım 2011
  77. Niyet ŞİİR | Kasım 2011
  78. Aralık ŞİİR | Kasım 2011
  79. Sembolik ŞİİR | Kasım 2011
  80. 11 ŞİİR | Kasım 2011
  81. Warum? ŞİİR | Mayıs 2010
  82. Soyadı Kanunu ŞİİR | Mayıs 2010
  83. Allegria ŞİİR | Mayıs 2010
  84. Hiç? ŞİİR | Mart 2010
  85. Bir İnsandan Kaç "Hayat Kırıklığı" Çıkabilir Sence! ŞİİR | Mart 2010
  86. Sen Bu Sevgiyi Kaldırabilir Misin? ŞİİR | Şubat 2010
  87. Yazmak Gerek... ŞİİR | Şubat 2010
  88. Herşeyi Sana Yazdım... ŞİİR | Şubat 2010
  89. İllegal Aşk ŞİİR | Şubat 2010
  90. Biliyorsan Sen Söyle ŞİİR | Şubat 2010
  91. Bırak ŞİİR | Şubat 2010
  92. Ruh Vazgeçmez Ki... ŞİİR | Şubat 2010
  93. Maharet ŞİİR | Şubat 2010
  94. Hayat! ŞİİR | Şubat 2010
  95. Engel Olamazsın ŞİİR | Şubat 2010
  96. Değişim-1 ÖYKÜ | Şubat 2010
  97. Yaşam, Bölünmüş Bir Dizi Parçadan İbarettir Aslında... ÖYKÜ | Şubat 2010
 Yazarla İletişim  


Ayrılık Zamanı
ŞİİR © | Yayın Aralık 2011
Seni sevmeyi,
Kağıt kesiği hatalar yaptığını
Anladığımda bıraktım..

(N.Eyin)
 
     Beğenin    
Şiir-Öykü Listesi
Ölüsü...Dirisi...
ŞİİR © | Yayın Aralık 2011
Sahtekar tebessümünde
Başkasını güldürüp
Kendini ağlatmandı
Müebbet cezan...

Ölüsü senin,dirisi benim şimdi!

Nalan Eyin
 
     Beğenin    
Şiir-Öykü Listesi
Etiyoloji
ŞİİR © | Yayın Aralık 2011
Şimdi bir kara delik gibi
Yutuyor mu yalnızlığın seni?

Demek ki kimse benim gibi
Kalp çekiminde tutamamış yüreğini...

Nalan Eyin
 
     Beğenin    
Şiir-Öykü Listesi
Darağacı
ŞİİR © | Yayın Aralık 2011
Kelâmımdan zerre korkmazken,
Kağıt üzerinde
Kalemimle kurduğum
Darağacında
veriyorum idam hükmünü...


Nalan Eyin
 
     Beğenin    
Şiir-Öykü Listesi
In My Opinion
ŞİİR © | Yayın Aralık 2011
Kader, elimizdeki seçeneklerin koalisyonudur.
Bir başkasının kaderi ise,
Hayatımızın matrisidir.


Nalan EYİN
 
     Beğenin    
Şiir-Öykü Listesi
Bencillik
ŞİİR © | Yayın Aralık 2011
Sana bahşiş olarak bıraktım
Veda sözcüklerini...
::::::::::::::::::::::
Yastık niyetine başımın altına alıp,
Uykusuz kalmamak için her gece.


Nalan Eyin
 
     Beğenin    
Şiir-Öykü Listesi
Soru-Cevap
ŞİİR © | Yayın Aralık 2011
soru: Acılar mı olgunlaştırır insanı
Yoksa olgunlaştıkça mı acı çekmeye başlıyor insan?


cevap: Canını acıtan şey,ruhunda yamanması zor delikler açtığında ,
Evrim geçirir ruhun, varlığını sürdürebilmek için...
Yani ruhuna "OL"-an bu,
Olgunlaşan şey acı aslında...


Nalan Eyin
 
     Beğenin    
Şiir-Öykü Listesi
Hodri Meydan
ŞİİR © | Yayın Aralık 2011
Kaç bahar eskittik,
Kaç zemheri kışa boyun eğdik;
Islak ve
Sıvası dökülmüş duvarlar arasında...

Bir tek...
"Yaz" mevsimini alamadınız elimizden.


Nalan EYİN
 
     Beğenin    
Şiir-Öykü Listesi
Hüzün
ŞİİR © | Yayın Aralık 2011
Kanlı bir kartal gibi
Açtı kanatlarını gökyüzüme...
Hüznün, bir buluta benzediği de olurdu
Vahşi bir kuşun kanadına da...

Biliyorum,
Tepemde bu kadar dönmesinden:
Hissediyor;
Ölmek çok yakın...


Nalan EYİN
 
     Beğenin    
Şiir-Öykü Listesi
Gez Göz Arpacık
ŞİİR © | Yayın Kasım 2011
Öldüğünü idrak edeceğin zaman da gelecek

Kurşun asla sekmez

Kalemle nişan alındıysa !


Nalan EYİN
 
     Beğenin    
Şiir-Öykü Listesi
Akan
ŞİİR © | Yayın Kasım 2011
Çin seddini aştım seninle

Çöllerden geçtim

Meridyenleri saydım

Geceleri yıldız yerine



Geçmişi eledim

Geleceğe and içtim

Nehir gibi akarak

Doldurdun yüreğimi

Bu kalbe şimdi

Ne toprak

Ne deniz gerekmez artık

Benim yüreğim

Akan ebrde...


Nalan EYİN
 
     Beğenin    
Şiir-Öykü Listesi
Jet-Lag
ŞİİR © | Yayın Kasım 2011
Şimdi konuşmuyor olabiliriz
Ama bir sus payı bıraktım sana,
iki cümlemin arasına…

Fersah fersah uzaklaşsan da
Aklından atsan da,
Ruhunda sakladığın
Jet-lag etkisiyim ben hala…

Gelecek çabuk gelir,
Kalıcı olansa geçmiştir dimağda…

Nalan EYİN
 
     1 Beğeni    
Şiir-Öykü Listesi
Parasomnias
ŞİİR © | Yayın Kasım 2011
Bu rüya, kaçıncı uykusuzluğumdur
Şerefine kaldırdığım yataktan...


Nalan EYİN
 
     Beğenin    
Şiir-Öykü Listesi
Kaptan
ŞİİR © | Yayın Kasım 2011
Dümeni elinde olsun şimdi'nin,
Rüzgarın gelecek olsun ne fayda...
:::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::
Her gün çoğalacak olan geçmişindir...
Denizin dalgaları yerine...

Nalan EYİN
 
     Beğenin    
Şiir-Öykü Listesi
White Lights Before Landing
ŞİİR © | Yayın Kasım 2011
Bazı anlar insanları,
Bazı insanlar ise
Tüm yaşamını değersizleştirebilir...


Nalan EYİN
 
     Beğenin    
Şiir-Öykü Listesi
Kinaye
ŞİİR © | Yayın Kasım 2011
Kayıp denilen şey,
Ancak sahip olduysan geçerlidir.
Şimdi sen,
Beni kaybettiğini söylüyorsun ya...


Nalan EYİN
 
     Beğenin    
Şiir-Öykü Listesi
Bana Göre...
ŞİİR © | Yayın Kasım 2011
En çok canını yakacak kişi,
Seni en fazla yüreklendirecekler arasından çıkacaktır.
Çünkü yazgına müdahale arzusu vardır...


Nalan EYİN
 
     Beğenin    
Şiir-Öykü Listesi
Attention Please
ŞİİR © | Yayın Kasım 2011
Doğru zamanda, doğru kişiyle karşılaşmak alelade birşeydi.
Sıradışı olan "Evet,bu O" diyebilmekti.


Nalan EYİN
 
     Beğenin    
Şiir-Öykü Listesi
Durum Değerlendirmesi
ŞİİR © | Yayın Kasım 2011
Önyargı ,
bir insanın cinayet mahalli olabiliyor bazen,
Anlamadan yargıladıklarımız
Kişisel tarihimizin en ağır sabıkasıdır.


Nalan EYİN
 
     Beğenin    
Şiir-Öykü Listesi
My Way
ŞİİR © | Yayın Kasım 2011
Başlayan herşey bitmeye mahkumdur.
Bitmesin diye
Yaşanmamış aşklar vardır...

Nalan EYİN
 
     Beğenin    
Şiir-Öykü Listesi
One Plus
ŞİİR © | Yayın Kasım 2011
Aynı insanla
Kaç defa tanışabilir insan?
:::::::::

Senin alçak dediğin insanların
Sana eğilerek bakmak zorunda kaldığını
görünce tanıdım seni ...


Nalan EYİN
 
     Beğenin    
Şiir-Öykü Listesi
Cevap
ŞİİR © | Yayın Kasım 2011
Bin defa gitse kapısına
Yine reddedilecek.
::::::::::::::::::::
Kadının kirpiği
Sırat köprüsüdür artık ona!..

Nalan EYİN
 
     Beğenin    
Şiir-Öykü Listesi
Susmak, Dinlemesini Bilene En İyi Lisandır.
ŞİİR © | Yayın Kasım 2011
Ve sen şimdi,
Bunca susmuşluğumu
Yenik düşmeme yor yine de
Alkışa gerek duymuyor zaferlerim,
bilmesen de olur...



Nalan EYİN
 
     Beğenin    
Şiir-Öykü Listesi
Kronoloji
ŞİİR © | Yayın Kasım 2011
Yaşlılık,kelimelerin acıtışı ile başlar.
Zamanlaması hesap edilmemiş
Kelimeler insanı yorar...


Nalan EYİN
 
     Beğenin    
Şiir-Öykü Listesi
Marriage
ŞİİR © | Yayın Kasım 2011
Kanun namına,
Söylenecek bir şey varsa;
Aşkın kanunu bozulur
Soyadı kanunuyla
Kan var kanun yok...


Nalan EYİN
 
     Beğenin    
Şiir-Öykü Listesi
Serbest Çağrışım
ŞİİR © | Yayın Kasım 2011
Kelimeleri serbest bırak,
Onların kendi dansı vardır.


Nalan EYİN
 
     Beğenin    
Şiir-Öykü Listesi
Polarizasyon
ŞİİR © | Yayın Kasım 2011
Bir insan kendini en çok,
En fazla dışladığını anladığında
Tanımaya başlar.
Çünkü hayatta herşey
"Zıddıyla kaimdir".

Nalan EYİN
 
     Beğenin    
Şiir-Öykü Listesi
Şiir
ŞİİR © | Yayın Kasım 2011
Oysa bilmezler
Niye yazıldığını, bir şiiirin.
Şair vazgeçtiğini yazar en çok,
Bırakamadığını değil...


Nalan EYİN
 
     Beğenin    
Şiir-Öykü Listesi
Özgürlük...
ŞİİR © | Yayın Kasım 2011
Ben en çok,
Kendi kalabalığında
Yalnızlaşabilen insanların hür olduguna inandım...

Nalan EYİN
 
     Beğenin    
Şiir-Öykü Listesi
Ame
ŞİİR © | Yayın Kasım 2011
Hokkalar vardı eskiden bir de divit
Şimdiyse hokkabazlar.

Bazılarıysa çoktandır it...


Nalan EYİN
 
     Beğenin    
Şiir-Öykü Listesi
Denge
ŞİİR © | Yayın Kasım 2011
Herşeyin yaşanması mümkündür hayatta

Mühim olan sırasıdır.


Nalan EYİN
 
     Beğenin    
Şiir-Öykü Listesi
Bırak
ŞİİR © | Yayın Kasım 2011
Bırak dağınık kalsın yalnızlığım
Toplamaya geç kaldın...


Nalan EYİN
 
     Beğenin    
Şiir-Öykü Listesi
Mesele-1
ŞİİR © | Yayın Kasım 2011
Bu aşkın imkansızlığı değildi mesele,
Buradaki im,
Kansızlığındı...


Nalan EYİN
 
     Beğenin    
Şiir-Öykü Listesi
Bahane
ŞİİR © | Yayın Kasım 2011
Sevmek için bile bahane arayışında insanlar.
Alameti farikası "Kasım'da aşk başkadır."


Nalan EYİN
 
     Beğenin    
Şiir-Öykü Listesi
Karina
ŞİİR © | Yayın Kasım 2011
Anlam bulması için bir sözün,bir sesin,
bir suskunluğun
Aynı dalgalarda boğuşmuş olmalı ruhun karinası/ yürek...


Nalan EYİN
 
     Beğenin    
Şiir-Öykü Listesi
İyilik / Kötülük
ŞİİR © | Yayın Kasım 2011
İyilik ve kötülük hali
bir etiket değildir,
birer süreçtir.
İnsan,birinden diğerine
defalarca geçiş yapabilecek
potansiyele sahiptir.

Nalan EYİN
 
     Beğenin    
Şiir-Öykü Listesi
Solstis I
ŞİİR © | Yayın Kasım 2011
Sırf sen burda yoksun diye,
Güneş utanıyor doğmaya.
Gecelerin uzun sürmesi bu yüzden...



nALAN eyin
 
     Beğenin    
Şiir-Öykü Listesi
Solstis Iı
ŞİİR © | Yayın Kasım 2011
Kalbimdeki eksen eğikliğiydin sen,
Sana bakınca uzayan günler ve
Gidişinin ardından
Bitmeyen karanlık geceler hep bu yüzden...

Nalan EYİN
 
     Beğenin    
Şiir-Öykü Listesi
Bakiye
ŞİİR © | Yayın Kasım 2011
Çocukken kanatmaktan
zevk alırdım kabuk bağlamış yaralarımı
Şimdi seni anmam da böyle birşey...
Üstüne alınma mutsuzluğumu
Iyi böyle!..

Nalan EYİN
 
     Beğenin    
Şiir-Öykü Listesi
Etkisiz Eleman
ŞİİR © | Yayın Kasım 2011
Aşkın bir matematiği vardır,
Bir beni, bir seni toplarsın,
Sadece ben eder artık...


Nalan EYİN
 
     Beğenin    
Şiir-Öykü Listesi
Rip
ŞİİR © | Yayın Kasım 2011
Kefenlemekti baştan başa seni
Şiir diye yazdıklarım...

Gözyaşından bir tabut yaptım sana
Gözün arkada kalmasın...

Biraz da şiir serptim üzerine
toprak niyetine
Ölülerin arkasından kötü konuşulmaz diye...


Nalan EYİN
 
     Beğenin    
Şiir-Öykü Listesi
Manifesto
ŞİİR © | Yayın Kasım 2011
Haydi çocuklar yatağa der gibi
Anonslamalıydı seni; haydi kınına...
Keskin dilin
Ve içini kemiren günahlarınla...

Nalan EYİN
 
     Beğenin    
Şiir-Öykü Listesi
Zamanlama
ŞİİR © | Yayın Kasım 2011
Aynı batında dünyaya gelmiş gibiydik, ben canlı sen ölü
Zamanlamamız en başından bu kadar kötüydü işte...

Nalan EYİN
 
     Beğenin    
Şiir-Öykü Listesi
Yorum Mu Yorulmak Mı /Kader?
ŞİİR © | Yayın Kasım 2011
Bir başkasıyla yarıştıramazsın kaderini
Alınyazın otobiyografini tercüme etmendir
Diğerleri sadece yabancı kelime bu sözlükte...

Nalan EYİN
 
     Beğenin    
Şiir-Öykü Listesi
Donbıra
ŞİİR © | Yayın Kasım 2011
Bu şiirin yazılmasına vesile olan "Donbıra Türküsü" ve Donbıra sazının geçmişten bugüne ulaşan hikayesidir.

http://www.porttakal.com/videolar/turk-lerin-destansi-muzigi-donbira-7050.html

Dombırayı İki Telli Hâle Getiren Cengizhan’ın Evlat Acısıdır

Dombıranın oluşumuyla ilgili bir efsane şu şekildedir: Cengizhan’ın büyük oğlu Joşıhan ava çıkar. Yaralı ceylanın peşini kovalarken vefat eder. Oğlundan habersiz kalan Cengizhan onun öldüğünü sezerek “Kim bana bu acı haberi söylerse onun boğazına kurşun dökeceğim.” der. Cengizhan’ın sertliğinden korkan vezirleri haberi vermeye cesaret edemezler. Buna daha çok sinirlenen Cengizhan tüm kahrını, acısını halktan çıkarmaya başlar ve halka zulmeder. Bu kadar ağır eziyetin altında kalan halkını bu ıstıraplardan kurtarmak ümidiyle Kerbuğa-küyşi Hanın huzuruna gelir, bildiklerini gizlemeden anlatmasını ister. Kerbuğa da bildiklerimi ben değil iki telim anlatsın der; “Aksak Ceylan” küyünü yazar ve dombırasıyla Cengizhan’a anlatır. Küyde Hanın katılığı, acımasızlığı, halkın çektiği ağır işkenceler, avcılık hayatı ve Joşıhan’ın ölümü anlatılır. Bunun hepsini çok iyi anlayan Cengizhan Kerbuğa’nın boğazına kurşun dökülmesini emreder. Fakat Kerbuğa acı gerçeklerin kendisi değil dombırasının ağzından çıktığını söyler. Böylece kurşun dombıranın gövdesine dökülür. Sıcak kurşuna dayanamayan dombıranın birkaç teli kopar, eskiden altı telli olan dombıra bugünkü iki telli hâlini alır.


:::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::


Donbıra

Bende bir ses vardır
Kalbimden çağlayan…
Kırsan da,
Kurşun döküp yaksan da
Sesimi benden çalsan da,
Yüreğimden taşacaktır…

Bende bir ses vardır,
Susturamazsın…
Hangi ananın babanın
Yüreği yanmaz evlat sancısıyla?
Sesimi alsan,
Sessizliğimde çınlayacaktır…

Bende bir ses vardır,
Sazım olmasa da…
Dağları aşsan,
Yankısından kaçamazsın…

Bende bir ses vardır,
Konuşmadan duyulan
Kulağını aşsan,
Kalbini aşamazsın…

Bende bir ses vardır
Vicdan teliyle konuşan…
Aklını sustursan,
Onu susturamazsın…

Bende bir ses vardır,
Okyanusları doğuran…
Kuyular açsan
Bin yere,
Yine de boğulmaktan
Kurtulamazsın…


Bende bir ses vardır,
Duysan da olmaz…
Lakin duymadan yaşayamazsın…

Nalan EYİN
 
     Beğenin    
Şiir-Öykü Listesi
Anlamsal Olarak Yıkık
ŞİİR © | Yayın Kasım 2011
Dert bana…
Sevmek bana…

Anlamsal olarak
Yıkık bir duyguda
Ve ölü gibi uykuda

Geçen günlerin ardında…

Sevdikçe yaralanacak
Sevdikçe kanatılacak
Bir çıban başı kıvamında…

Ağza alınması en zor
Küfürlerin yankısında
Sevdikçe zorlayacaklar…

Sevdikçe zorlayacaklar…

Zorlayacaklar…

Sonra bir gece vakti,
Adım takipsizlik listesine alınacak…
Bırakılacağım ömür mahzeninden
Boşluğa düşmem umut edilerek…

Bana dert mi sanıyorsun?
Ne yaşanacaksa yaşanacak
Dakika şaşmadan…

Düşmek ki,
Reddedebileceğim bir şey değil…
Düşümde bile yaşadığım şey,
Çocuk oyuncağı bana…

Düşeceğim ellerinden

Düşeceğim ellerimden…

Ve kendim olmayı
Seçeceğim yeniden…

Düşeceğim
Kanlı ellerinden…
Ve kendim olmayı seçeceğim yeniden…

Nalan EYİN
 
     Beğenin    
Şiir-Öykü Listesi
Ben Ne Zaman Büyüdüm?
ŞİİR © | Yayın Kasım 2011
Ne zaman
Öğrendim susmayı,
Konuşması serbest tümceyi

Ne zaman tutmayı öğrendim
Akacak gözyaşımı

Ne zaman vazgeçtim
Kendim için bir şey istemeyi

Ne zaman barıştım
İçimden küs kaldığımla

Ne zaman durdurdum
Gitmeye niyetli bedenimi

Ne zaman büyüdüm
İçimdeki çocuğa inat

Ne zaman ki

Büyüdüm

Anladım

Yoktum artık


Ölmüşüm…


Nalan EYİN
 
     Beğenin    
Şiir-Öykü Listesi
Gölge Etme
ŞİİR © | Yayın Kasım 2011
Bir duvar kalınlığında
Duruyor aramızda yalnızlığım

Anlaşılmazım
Çivi yazısı sözlerim

Yaklaştıkça canını acıtacak

Kalıplara sığmıyor
Yüreğime işlediklerim

Derdim yok kendimden başka
Ben kendime derdimde de yeterim


Nalan EYİN
 
     Beğenin    
Şiir-Öykü Listesi
Biraz Eğil...
ŞİİR © | Yayın Kasım 2011
Etrafındaki her şeyi
Yutup yok eden bir kasırga gibi yüreğin.
Vicdanının sesi kısılmış
Merhametinin ağzı körelmiş
İnsanlığın bile dört ayaklı senin.
Isırmasan da…
Gürültüden öteye geçmez sesin.


Biliyor musun arkadaş
Senden hiçbir şey olmaz…

Biraz eğil… Bükül…
Kırılmayı öğren… Kırdığın kadar.
Dinlemeyi öğren… Kükrediğin kadar.

Belki o zaman…
Senin için de bir ümit doğar…


Nalan EYİN
 
     Beğenin    
Şiir-Öykü Listesi
Müsebbip Iı (Cüzzi)
ŞİİR © | Yayın Kasım 2011
Sebep misin Sonuç mu?
Kararını ver öyle gel…



Hayır, anlamıyorsun beni…

Sen değilsin beni böyle kıran…

Paramparça eden…

Her yeni günde eksilten…

Canımı kemiren…


Sen değilsin,

Kapısına kırk kere gelip de

Sevdiğimi söylemekten caydığım…

Sen değilsin, sevdiğim…

Leyla’nın kapısına gelip,

Kapıdan çevrilen Mecnun gibi,

Sen daha ben değilsin ki,

Yaşadıklarımın failisin diyebileyim…

Git, yan biraz daha…

Öyle gel…

İlle de geleceksen…




Sen gibi değil,

Ben gibi

Seveceksen gel…

Sebep olacaksan değil,

Sonuç olacaksan gel…



Nalan EYİN
 
     Beğenin    
Şiir-Öykü Listesi
Müsebbip I (Küllî )
ŞİİR © | Yayın Kasım 2011
Yaşadıklarım öğretti bana, bildiğim ne varsa…

Sadece avuç içi çizgilerine inanmamak gerek…

Bir falcı, genç yaşta öleceğimi söylemişti mesela bana…

Geçtim hâlbuki gençliği…

Başka biri, iki çocuğun olacak; biri oğlan biri kız demişti,

İki oğlum oldu oysa…

:::::::::::

Başkalarının tayin ettiği kurallarla da

Oynanmıyor hayat oyunu…

Herkes kendi oyununu çıkarmalı,

Herkes kendi finalini kendi bulmalı…


:::::::::::


Cahildim, çocuktum, anlayışım kıttı…

Sezemedim kim dürüst bana,

Kim hayırlı…

Sen bendensin diyenlerin

Bana en uzak;

Seni anlamıyorum diyeninse

Bilakis ben olduğunu öğretti yaşam bana…

::::::::::::


Yaşam bana, her şeyden öğrenebileceğimi öğretti.

Bazen bir kitapta buldum paralel evrenimi…

Hiç doğmadığım bir evrenin içinde

Ölmeyi öğretti bana…

Dinlediğim bir şarkının nağmesinde

Yeniden doğmayı…


Ağlayabilmeyi öğretti yaşam bana,

Canım yandığında…

Ve silkelenmeyi,

Ağırlıklar üzerime kapandığında…


Yaşam bana en çok,

İnsanları olduğu gibi

Kabullenmeyi öğretti…

Hiç kimseden,

Kaldırabileceğinden daha fazlasını

Beklememeyi öğretti ayrıca…

Lafa değil, işe bakmayı öğretti…

En iddialı konuşanların,

En ihtiyacın olduğunda

Yanında ol(a)madıklarını öğretti

Yaşam beklemeyi öğretti bana,

Durmayı…

Acele etmeden,

Sakince izlemeyi öğretti…


Kimseye bel bağlamamak gerektiğini öğretti,

Yazmak kadar kolay değil,

Başını duvarlara vura vura öğretti…

Yaşam bana,

En çok yalnızlığın gücünü öğretti

Bir başınalıktaki huzuru…


Yaşam bana esas neyi öğretti:

Sebeplere bakmayı…

Yaşanılan her şeydeki gizli mânayı…

Yaşam bana, bugün çok değerli bir hediye verdi:

Tüm sebeplerin kaynağını…

Müsebbibe bakmayı…



Yaşam bana Müsebbibimden bir armağan…

Hediyeye layık olduğu değeri vermek gerek…

Davete icabet gerek…

Defterim bir gün varacaksa kalpte olanın menziline,

Hazırlanmak gerek…

Hazırlanmak gerek…


Nalan EYİN
 
     Beğenin    
Şiir-Öykü Listesi
Lades Kemiğim
ŞİİR © | Yayın Kasım 2011
Lades kemiğim…
Söyle
Kim dürüst?
Kim şeffaf bana

Yalancı
Mumun söndü…

Unuttum
Merak etme

Değmiyor
Artık
Ruhuma
Yalanlarının ateşi
Ben kendi cehennemimi
Senin cennetinde söndürdüm…

Nalan EYİN
 
     Beğenin    
Şiir-Öykü Listesi
Ceza
ŞİİR © | Yayın Kasım 2011
Hiç unutmuyorum Seni
Hatırlayınca
Üzülmemek için!

Nalan Eyin
 
     Beğenin    
Şiir-Öykü Listesi
Yaşamak Nefesle Ölçülmez…
ŞİİR © | Yayın Kasım 2011
Hayat bir şiir
Her mısrada yeni şifrelerle
Çoğalıyor insanlar.

Kendine uzaklaşıyor kimi zaman
Ölüme yaklaşırken insan…

Belki de ölmek hakkını kullanacak
Yaşadığı zannedilirken…

Karanlığa teslim edecek
En aydınlık düşlerini…

Gözyaşını
Tebessümünün altına süpürecek…

Yine zan altında kalacak
Bir zindan kalınlığında…

Bakmayı bilmeyen gözler,
Soluk almanın
Yaşamla eş olduğunu
Zannedecekler…

Nalan EYİN
 
     Beğenin    
Şiir-Öykü Listesi
Ipucu
ŞİİR © | Yayın Kasım 2011
Bir insanı tanımak için en büyük hayali ve en büyük pişmanlığını sorun;
ikisinin kombinasyonu karakteri hakkında çok büyük ipuçları verir .


Nalan EYİN
 
     Beğenin    
Şiir-Öykü Listesi
Ora(N)J
ŞİİR © | Yayın Kasım 2011
Güneşsin,
Güne eşsin zemheri kışlarımda.
Gözkapaklarımın altında
Isınıyorum ben varlığınla.


Nalan EYİN
 
     Beğenin    
Şiir-Öykü Listesi
-De Eki
ŞİİR © | Yayın Kasım 2011
-de eki ayrı yazılır,
Bu yüzden
Biz de...


Nalan EYİN
 
     Beğenin    
Şiir-Öykü Listesi
Type
ŞİİR © | Yayın Kasım 2011
Sakalına saklamış yalnızlığını,
Serseri gibi uzatması bu yüzden...


Nalan EYİN
 
     Beğenin    
Şiir-Öykü Listesi
Alive
ŞİİR © | Yayın Kasım 2011
Kalp sesini dinliyorum
Atıyor...
Beni unutursan
Yaşıyorsun diye sevineceğim
:::
Bir tek ölüler unutmaz.
Seni atamayışımdan bilirim!

Nalan EYİN
 
     Beğenin    
Şiir-Öykü Listesi
Merak
ŞİİR © | Yayın Kasım 2011
Yüzünde çocukluktan kalma
Suçiçeği izleri...
Yüreğindeki yağmurlar
hangi mevsimden ?..

Nalan EYİN
 
     Beğenin    
Şiir-Öykü Listesi
Üstü Kalsın
ŞİİR © | Yayın Kasım 2011
Ben sana baharlık sevinçlerimi bıraktım
Sen bana zemheri sözlerini
Ben sana beni...
Sen bana yaralarımı...
Sitem değil alınma
Bağıştır bu
son bahşiş!
Üstü Kalsın...

Nalan EYİN
 
     Beğenin    
Şiir-Öykü Listesi
Oraj
ŞİİR © | Yayın Kasım 2011
Nice insanlar saatlerce konuştu...
Ama
Senin bir bakışınla anlattığın kadar
çok şey dinlemedim hiçbirinden

Nalan EYİN
 
     Beğenin    
Şiir-Öykü Listesi
Teselli
ŞİİR © | Yayın Kasım 2011
Bir ilkyardım müdahalesinden daha fazla değildi,
Suni kalp masajı yerine geçen cümleleri...

Nalan EYİN
 
     Beğenin    
Şiir-Öykü Listesi
Yaşam Belirtisi
ŞİİR © | Yayın Kasım 2011
Ve kalp...
İki atım arasına bile
Yine seni sığdırdı...

Nalan EYİN
 
     Beğenin    
Şiir-Öykü Listesi
Saklambaç
ŞİİR © | Yayın Kasım 2011
Seni bende arayanlara
Bozulmuş tövbelerimde diyorum.


Nalan EYİN
 
     Beğenin    
Şiir-Öykü Listesi
Convertion
ŞİİR © | Yayın Kasım 2011
Yanlışlar insanları
biraraya getirse de
sonucu hep
Yalnızlıktır.


Nalan EYİN
 
     Beğenin    
Şiir-Öykü Listesi
Fi Tarihi
ŞİİR © | Yayın Kasım 2011
Ansızın olacak demişti bana
Gittiğin gün anladım
haklı olduğunu.
O an , sızım oldu...

Nalan EYİN
 
     Beğenin    
Şiir-Öykü Listesi
Satırarası
ŞİİR © | Yayın Kasım 2011
Sorulunca verilmeyen cevaplar,
Alabileceğin
En güvenilir yanıtlara dönüşür bazen.


Nalan EYİN
 
     Beğenin    
Şiir-Öykü Listesi
Pusula
ŞİİR © | Yayın Kasım 2011
Konuşarak anlaşamadıklarımızla
Susarak hemfikir kalmayı başarıyoruz.
 
     Beğenin    
Şiir-Öykü Listesi
Aradaki Fark
ŞİİR © | Yayın Kasım 2011
Metanet sahiplerinde bulunan
O madensi yalnızlık sağlardı
tüm serinkanlılığı...


Nalan EYİN
 
     Beğenin    
Şiir-Öykü Listesi
Algı
ŞİİR © | Yayın Kasım 2011
Bir ismin bir yüze,
Bir yüzün hikayeye
dönüştüğü
zamanlardı ilk Gençlik
Yıllar geçtikçe,
Hikayen bir yüze
ihtiyaç duyardı çünkü...

Nalan EYİN
 
     Beğenin    
Şiir-Öykü Listesi
Akamet
ŞİİR © | Yayın Kasım 2011
Kimine dar-gın
Kimine kır-gın
Olmaktan gın-a gelirdi
Ve hayat al-gın
"Bıktım artık"
demekten öteye gidemezdi
Alternatif geliştiremediğinde.

Nalan EYİN
 
     Beğenin    
Şiir-Öykü Listesi
Terminal
ŞİİR © | Yayın Kasım 2011
Eskiden
En korkutan,
En ölümcül hastalıktı Veba
Şimdi ise
Vebal öldürüyor
Diri bedenler içindeki ruhları...

Nalan EYİN
 
     Beğenin    
Şiir-Öykü Listesi
Ca
ŞİİR © | Yayın Kasım 2011
Sağlığına duacıyım
dedikleri kadar
yanındayım
her ne yaparsan
ve ne olursan
diyebilselerdi
yaşama tutunabilirdi insan

Nalan EYİN
 
     Beğenin    
Şiir-Öykü Listesi
Ne Ala
ŞİİR © | Yayın Kasım 2011
Nefretle yazdıklarımı
sevecenlikle okuyabilecek kadar
özgürleşmişim senden
Ne Ala...

Nalan EYİN
 
     Beğenin    
Şiir-Öykü Listesi
Yorum Farkı
ŞİİR © | Yayın Kasım 2011
Yalnızlığı bir aciziyet değil,
bir ihtiyaç olarak hissettiğim
kalabalıklar gördüm
insanların sırt çevirdiği
karanlıklarda...

Nalan EYIN
 
     Beğenin    
Şiir-Öykü Listesi
Niyet
ŞİİR © | Yayın Kasım 2011
Dil bırakır söylemeyi
Ruh vazgeçmez

Nalan EYİN
 
     Beğenin    
Şiir-Öykü Listesi
Aralık
ŞİİR © | Yayın Kasım 2011
Kış gelir
Yeni mi ?
Eski yazdan kalma mı ?
Dilim tutuldu
Yen'i içinde.

Nalan EYİN
 
     Beğenin    
Şiir-Öykü Listesi
Sembolik
ŞİİR © | Yayın Kasım 2011
İşe yaramayacağını bile bile
Meç gibi taşıdığım da oldu
seni
kalp kininda...

Nalan EYİN
 
     Beğenin    
Şiir-Öykü Listesi
11
ŞİİR © | Yayın Kasım 2011
Aynı ses dizilimine
Farklı anlamlar yüklemiştik;
Nar deyince
Sen meyve
Ben atesi anliyordum.
Ben aşka
sen B/aşka...sına anlam yüklüyorduk.

Nalan EYİN
 
     Beğenin    
Şiir-Öykü Listesi
Warum?
ŞİİR © | Yayın Mayıs 2010
Nasıl başarıyorum bunu?
En uzağımdakine
En yakın olmayı…

Reddedişimin en kuvvetli tonunu
Bağrıma basmayı…

Ben dediğime
Yabancı olmayı…

Ve el dediğime
Akraba olmayı…

Aynalarda
Suretsiz kalıp
Şaşırmayı,
Karşı
Kutbumda
Aksimi bulmayı…

Çünkü,
Madde yok,
Sen yok,
Ben yok…
Hiçliğin tadını çıkarmak gerek…

NB
 
     Beğenin    
Şiir-Öykü Listesi
Soyadı Kanunu
ŞİİR © | Yayın Mayıs 2010
Önce yeni bir soyadı aldım
Kimliğime yeni bir isim kattım

Nüfus kağıdımdaki harfler artarken
Ruhumdan eksilmeye başladım

İlk önce gülmeyi bıraktım ,
Yerine gözyaşlarını koyarak…

Beklemeyi bıraktım
Nasılsa hiç gelmeyecek saadeti...

Satırları bıraktım,
Aralara serpiştirdim kaybımı…

Çocukluğumu bıraktım,
Hatıralar diyarında…

Tebessümlerimi bıraktım
Mutluluğun tabutuna…

Heyecanlarımı bıraktım,
Sonsuz sabırlara yer açabilmek için…

Şimdi seni bırakıyorum
Kendimi geri almanın karşılığında…
Çünkü ruhun ,
Bir ada ihtiyacı yok aslında…
 
     Beğenin    
Şiir-Öykü Listesi
Allegria
ŞİİR © | Yayın Mayıs 2010
Saçmasapanlığın aleladeliğinde
İki büklümüm

İki nokta arasındaki
Hiçliğim ben

Tamamlanmamış bir doğrusallığın
Tek bilinmezliğiyim

Anlamını bulamamış
Devrik bir şiirin
Bitimsiz uyağıyım…

Varış noktası
Olmayan
Bir yarışın
En son etabıyım

Çıkmaz bir yolun sonunda
Alıcısı
Olmayan
Yalnız bir durağım…

Herkes ağlıyor
Dıştan ağlaması kolaydır
Ben şaşırıyorum
İçimden…
Sadece ağlıyorum
Kahkahanın ardındaki
Sırrım ben

Nalan Eyin Baran
 
     Beğenin    
Şiir-Öykü Listesi
Hiç?
ŞİİR © | Yayın Mart 2010
Sen konuşurken seviştin mi hiç?
Bir kelimenin dolaştığını
bedeninde
hissettin mi hiç...
Bir gözyaşı damlasında
saklı ömrümün şifresi...
Sen hayatında
Sırsız insan
gördün mü hiç?


Beklemenin hazzını aldın mı hiç?
Gelmeyeceğini bile bile!..

Bir insanın gözünde
Kendini görmek isteyip de,
Kirpiğinden düştün mü hiç?..

Bir defterin sayfalarını
Çevirir gibi,
Oynattın mı hiç parmaklarını
Bir insanın ruhunda?..

O zaman ben oldum deme hiç!
Paramparça olacaksın ilk önce ...
Sevmekten parça parça...
Sevilmemekten parça parça...
Terk etmekten
Ve terk edilmekten
Alacaksın tüm hazları ...

Ancak o zaman
Tamam olacaksın bebeğim
 
     Beğenin    
Şiir-Öykü Listesi
Bir İnsandan Kaç "Hayat Kırıklığı" Çıkabilir Sence!
ŞİİR © | Yayın Mart 2010
Sana gelene kadar çok uzun yollardan geçmek zorunda kaldım…Beklemekle hayat o zamanlar eş anlamlıydı benim için… Bitmeyecek kadar uzun süren günlerdi…Gecenin hiç gündüze dönmeyeceğine inandığım da oldu benim…Seni bir daha hiç göremeyeceğime de…Ah bilsen…Ne kadar uzun…ne kadar yorucu bir tarihten geliyorum ben…Sevmenin acıttığı, sevişmenin ruhsuz olduğu bir asırdan çıktım ben…

Sayısız afla yaşadım…Affederek ve içimden ağlayarak … Aldığım her nefeste biraz daha yok olduğumu bilerek…ve hatta bunu isteyerek…

Bir insandan kaç “hayat kırıklığı” çıkabilirdi sence! Kaç tane fay hattına birden kurmuştum ben ömrümü…Daha kaç sefer daha yenilmem gerekiyordu, güvenilirlik yönetmeliğini ihlal eden insanlara…Kaç sefer daha çıkabilecektim ömrümün enkazlarından? Her seferinde biraz daha eksilen, kanayan ve sessizce içinden ağlayan… o bendim işte…Hayır hiç kolay değil ... Akla kolay , ruha zordur unutmak…

Çok uzun bir yol katettiğimi biliyorsun…Senin yürümen gereken yolları da ben yürümüşüm…Öyle günler
gördüm ki, gündüzü geceden ayırt edemezdin…Seslerin söze dönüşemediği insanlar duydum…Herşeyin gürültüden ibaret olduğunu…Kasvetli ve karanlık bir tüneldeydim sanki…Sadece rüyalar vardı ışıklı…Uyumak, bir ödüldü benim için…Korudu beni karanlıktan…Seni kaybetmediğim tek yer rüyamdı…Beni dünyada daha fazla ne mutlu edebilirdi, sen söyle!..

Bir rüyada yaşamayı öğrendim , gözlerimi kapayarak açtım gönül gözümü…Yanıma koşa koşa gelecektin o zaman değil mi…Ah bilsen, uyanmamak için ne çok direndim… Bir yangını söndürmek kolay değildi…Ömrüme erkenden inmişti karanlık… Güneşi unuttum...Ve ilk vazgeçen sen oldun bu hikayede…Gerçekte değil hakikatte…Sen vazgeçtin ben de kendi hayatımdan çekip gittim…Kapıdan ceketini alıp çıkıp gider gibi, kendi hayatımdan çekilip gitmiştim. Senin kaçmak dediğin buysa!.. Hani, ellerim hep avuçlarının içinde kalacaktı ve bizim olacaktı saatler, günler, geceler…Hani en güzel cümleyi kuracaktık eksiltemediklerimizden...Olmadı...
 
     Beğenin    
Şiir-Öykü Listesi
Sen Bu Sevgiyi Kaldırabilir Misin?
ŞİİR © | Yayın Şubat 2010
Soruşunda bir samimiyetsizlik var
İstesen de değişemezsin...
Sevgiyi kaldırabilir miyim?
Ah sevgili,
Sevmek bilek işi değil ki
Yürek işi bencileyin!
Ve asıl maharet
Seni sevmekte de değil,
Hoyratlığına rağmen
Sevebilmekte...
İstemesen de,
Dur desen de
Vazgeçmeyişin
Ara nağmelerinde...
 
     Beğenin    
Şiir-Öykü Listesi
Yazmak Gerek...
ŞİİR © | Yayın Şubat 2010
Bir ömrü yaşamak yetmez bazen
Tarifsiz kalır
Günler ve geceler...
Yetim kalır
Gözümdeki yaş,
Yazmazsam eğer....

Nalan Baran
 
     Beğenin    
Şiir-Öykü Listesi
Herşeyi Sana Yazdım...
ŞİİR © | Yayın Şubat 2010
Herşeyi Sana Yazdım
Yıllarca biriktirip
Söylemediklerimi...

Herşeyi Sana Yazdım
Tüm çılgınlıklarımı
Hatalarımı
ve sevaplarımı...

Herşeyi Sana Yazdım
Umutlarımı
ve heyecanlarımı...

Herşeyi Sana Yazdım
Bana yaşadığımı
hissettiren ne varsa...

Herşeyi Sana Yazdım
Ömrümü
Tüketen ne varsa...

Herşeyi Sana Yazdım
Güldüklerimi
Ve Ağladıklarımı...

Herşeyi Sana Yazdım
Bir kalbe sığabilecek
herşeyi...

Herşeyi Sana Yazdım
Beni bir tek
Sana yazdım...

Herşeyi Sana Yazdım
Ve sen ...
Okuma bilmiyordun
Sevgili...

Nalan BARAN
 
     Beğenin    
Şiir-Öykü Listesi
İllegal Aşk
ŞİİR © | Yayın Şubat 2010
Not: Bu şiir www.xing.com sitesinde "Hayata Yön Verenler" Grubunda da tarafımca yayınlanmıştır. Şiir severlerin ilgisini çekebilecek bir grup...


Yasaksın bana
Sevdikçe
Kanatacaklar
Ruhumdaki yaraları...

Dİlim ikrarda ısrarlı
Yasak olan aşkını...
Reddedenler
tahliye oldu
gönül zindanından.
Aşka müebbet bile
Az bencileyin

Tutuklandım sanma
Dört duvar arasında
Vallahi Yalan!
Esas
sevgisizlik hapsetti
Beni bunca zaman!


Nalan Baran
 
     Beğenin    
Şiir-Öykü Listesi
Biliyorsan Sen Söyle
ŞİİR © | Yayın Şubat 2010
Beni hırçınlaştıran şey,

Bana olan sevgisizliğin mi,

Yoksa,

Önceden hoyratça

Harcadığın sevgiler mi;

İnan, bilmiyorum...




Bu şiir, 13.09.2007 tarihinde noter tarafından tasdik ettirilmiştir. Lütfen isim belirtmeden kullanmayınız.
 
     Beğenin    
Şiir-Öykü Listesi
Bırak
ŞİİR © | Yayın Şubat 2010
Bırak dağınık kalsın!

Boşuna benim çabam...

Sevmedin,

Sevmeyeceksin asla,

Koparttığın bileklikteki

Boncuklar kadar...



Bu şiir, 13.09.2007 tarihinde noter tarafından tasdik ettirilmiştir. Lütfen isim belirtmeden kullanmayınız.
 
     Beğenin    
Şiir-Öykü Listesi
Ruh Vazgeçmez Ki...
ŞİİR © | Yayın Şubat 2010
İçimdeki sevgiyi söndürünce

Eline ne geçecek

Bilmiyorum...

Dilim söylemeyi bıraksa

Ruhum senden

Vazgeçecek mi sanıyorsun?



Bu şiir, 13.09.2007 tarihinde noter tarafından tasdik ettirilmiştir. Lütfen isim belirtmeden kullanmayınız.
 
     Beğenin    
Şiir-Öykü Listesi
Maharet
ŞİİR © | Yayın Şubat 2010
Maharet çok sevmekte değil

Hırçınlığına, kavgana

Şiddetine sabredebilmekte...




Bu şiir, 13.09.2007 tarihinde noter tarafından tasdik ettirilmiştir. Lütfen isim belirtmeden kullanmayınız.
 
     Beğenin    
Şiir-Öykü Listesi
Hayat!
ŞİİR © | Yayın Şubat 2010
Hayat!
Henüz tamamlamadım
Ben yürüyüşümü!
Daha yaşanacak zaman
Ve kat edilecek
Yollarım var benim!


Bu şiir, 13.09.2007 tarihinde noter tarafından tasdik ettirilmiştir. Lütfen isim belirtmeden kullanmayınız.
 
     Beğenin    
Şiir-Öykü Listesi
Engel Olamazsın
ŞİİR © | Yayın Şubat 2010
İçimde,
Büyüyüp yeşermeyi
Bekleyen bir ümit var.
Ne kadar örtsen de
Üstünü toprakla,
Bir gün bütün filizler
Boy verir.
Engel olamazsın...



Bu şiir, 13.09.2007 tarihinde noter tarafından tasdik ettirilmiştir. Lütfen isim belirtmeden kullanmayınız.
 
     Beğenin    
Şiir-Öykü Listesi
Değişim-1
ÖYKÜ © | Yayın Şubat 2010
BİR KADIN

Keşke bir kitap okuyarak değişseydi gerçekten insanın hayatı.Hani bir yazar demiş ya, bir gün bir kitap okudum ve hayatım değişti. Ben çok okudum , çok okudum ama değiştirmedi bendekileri. Her geçen gün, ömrüm eksilirken, taşıdığım yük daha da artmaya başladı. Çevremdekilerin bana nasılsın , diye sorması bile canımı acıtır oldu. Gerçekten nasıl olduğunuzu merak etmiyor çünkü insanlar. İyiyim de ve geç sohbete! Eskiden manevi yanım daha kuvvetliydi ama son yıllarda, onu da kaybettiğimi hissediyordum. 36 yaşında defalarca düşük deneyimi yaşamış, her seferinde mutlu sonu canı gönülden dilemiş, minicik elleri, minicik ayakları olan bir bebeği kucağıma alabilmenin ümidiyle dualar etmiştim. Ama olmuyordu işte. Doktorlar nedenini bulamıyordu. Yapılan onlarca test ve tetkike rağmen hiçbir gerekçe gösteremiyorlardı. Eşimle aramızdaki uçurum da gittikçe büyüyordu. Biz bu evliliği, sırf kendimize benzeyen çocuklar yapabilelim diye inşa etmemiştik. Ya da ben öylesine inandırmıştım kendimi. Eşim çok alkol alıyor, her akşam elinde 2-3 şişa bira ile eve gelmeyi adet edindi. Buna da bir itirazım yok ama hiç konuşmuyoruz. Sorduğum sorulara bile yanıt vermiyor. Sanki kendi evimde bir gölge gibiyim. Bu noktaya nasıl geldik, bırak konuşmayı kavga bile etmiyoruz. Edemiyoruz. Sanki konuşsak, aramızda konuşması yasak olan konu ağzımızdan kaçacakmış gibi alarm halindeyiz.

Evliliğimizin ilk yılları çok güzeldi. İkimiz de doğayı tabiatı sevdiğimiz için, bahçe düğünü yapmıştık. Şimdiki jenerasyon kır düğünü diyor ya. Arada sırada eski fotoğrafları çıkarıp bakıyorum, iki yabancının suretlerine bakar gibi...Biz değiliz onlar...Çok eskide kalmışlar...

Evin içinde geziyorum..Bir şey eksik, adını koyamıyorum ama; sanki tam şurada ya da ne bileyim öteki odada bir şey eksik. O kayıp şey bulunsa, yüzümüz gülecek, neşemiz yerine gelecek...Ne olduğunu bir türlü çıkaramıyorum.Amaçsızca dolapların içini açıp, karıştırıyorum. Salonda duran çok sevdiğim antika sandığın başına diz çöküyorum. Sandığın kapağını kaldırıyorum...Katlanmış seccadelere bakıyorum. En son kimbilir ne zaman namaz kıldım, hatırlamıyorum bile. Ve o anda aklıma bir Hadis-i Şerif geliyor: "Allah, hangi kuluna bir hayır dilerse, ona bir musibet gönderir." Bunca zaman dilimde, yüreğimde eksik olan parçanın ne olduğunu ancak şimdi kavrayabiliyorum. İçimde bir coşkunun kıpırdadığını hissediyorum.Bir insanın kendisine yapabileceği en büyük kötülüğün, Allah'ın rahmetinden ümidini kesmesi olduğunu hatırlıyorum. Bir kitap okumadan, ama bir hadis okuyarak da insanın hayatı değişebilirmiş onu anlıyorum...







Bu öykü, 13.09.2007 tarihinde noter tarafından tasdik ettirilmiştir. Lütfen isim belirtmeden kullanmayınız.
 
     Beğenin    
Şiir-Öykü Listesi
Yaşam, Bölünmüş Bir Dizi Parçadan İbarettir Aslında...
ÖYKÜ © | Yayın Şubat 2010
Yıllarca hep yazdım, hep biriktirdim. Bir kitap yazmak ve yayımlamak niyetiyle. Görüşmeler esnasındaki gözlemlerim ve teorilerden tutun da, ilham kaynağı olan her türlü yazılı ve görsel veriler, bazen okuduğum bir kitap bazen izlediğim bir film, kendi yaşamımda edindiğim gözlemler, anılar, elbette acı veren şeyler ve tam tersi hayata tutunmamı sağlayan şeyler de dahil...Mesleki anlamda bir psikoloğun "ben oldum" demesi asla mümkün değildir; gün geçmiyor ki yeni bir şey öğrenmeyelim. Ben de öğrenme konusunda hiç durmadığıma inanıyorum. Hep, bir yenidoğan gibi dinlemeyi, bakmayı değil görmeyi hedef edindim. Yani sıcak tuttum hayata karşı-insanlara karşı merak duygumu.

Buradan hiç tanımadığım bir okura ulaşabilmek, en karanlık, en karamsar durumda dahi insanların bir çıkış noktası bulabileceğine, çare üretebileceğine örnek teşkil edebilmek için çok değişken özellikte karakterler kurguladım. Uzun soluklu bir roman yerine kısa kısa bu karakterlerin ağzından adeta günlük tadında yazılmış parçalar derledim. Kimbilir belki ileride bu karakterleri bir romanın içinde de kurgulayabilirim.
Karakterlerin hiçbiri tek bir kişi olmayıp; tanıdığım-gözlemlediğim birden fazla kişiden yola çıkılarak kurguladığım sanal kişiliklerdir.

Keyifli okumalar dilerim :)

:::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::

Bu öykü, 13.09.2007 tarihinde noter tarafından tasdik ettirilmiştir. Lütfen isim belirtmeden kullanmayınız.



ŞEYTAN BİLE KORKAR AŞKTAN...






KADIN(1) Gönül



Aşık olmak...Dahası, sana güvenmek istiyorum...Daha önce de yaşadım aşkı...
Çok yoruldum...Tükendim...Aldandım ve aldatıldım...Ama asla pişman olmadım...Aşkın tabiatında da bu duygular yok mu zaten! Yaşamımın en sakin, kendimce en olgun döneminde rastladım sana.Tesadüflere inanmam ben...Sanki tam da bu şekilde, bu zamanda karşılaşmamız gerekiyormuş da, kaderin ipleri bizleri çekiştirivermiş gibi hissederim hep.

Nerden başlasam? Senli mi sensiz hayatı mı başlangıç alsam...Hayatta her insanın bir yolu vardır. Hiçbir şey yapmasa bile, takip edebileceği; uzanıp giden bir yol. Ama insan , yetinme fıtratıyla doğmuyor ki! Yaşadığını hissedebilmesi için , ille de risk alması gerekiyor.

Sana hiç söylemediğim bir şey var aslında. Senin için kıymetsiz, benim için sembolik bir anlamı olan bir detay. Resmen tanıştırıldığımız tarihten önce, görmüştüm seni. Dünya büyük ama bizlere gene de küçük herhalde. Beyaz bir araban vardı, arabayı parkettin, dışarı çıkıp bagajı açtın. Ellerinde bir pet shop ismi yazılı karton poşetler vardı. Hayvanları seviyor anlaşılan dedim. İnsanları gözlemlemeyi oldum olsaı severim, sen de benim için günlük gözlem anlarından biriydin aslına bakarsan.

Aradan çok uzun zaman geçti. Ben henüz tanışmadığımız için seni ve sana dair gözlemlerimi de unuttum. Hatta geçen zamanda umulmadık bir aşka yelken bile açtım. Öyle çok sevildim, öyle çok şımartıldım ki anlatamam. Çok sevilmekten bile bıktım, ayrıldım. Geride hep sızlayan kalpler bıraktım...Seni tanıyana dek, yaşantımdaki en kötü, en bencil insan bendim anlayacağın...

Duygu denizim ne kadar çalkantılı olursa olsun, iş yaşantım da o derece düzgün olmuştu. Başarılı bir öğrencilik hayatım olduğu söylenemezdi; ama sınıfta çok sessiz ,çok sakin, bu yüzden vasatiliğime rağmen öğretmenlerin gözüne batmayan , kendi halinde, içine kapanık bir çocuktum. Küçüklüğümden beri hep eczacı olmak istemiştim. Dayım da eczacıydı. O zamanlar, eczaneler birer süpermarket havasında değil; eczacıların bizzatihi formüller hazırladığı dönemlerdi. İşte o dönem , benim hayallerimi süsleyen altın bir dönemdi. Pasif geçen öğrencilik hayatımı, çok çabalayıp bir son dakika golü ile üniversite hayatına taşımak istesem de ne yazıkki başarılı olamamıştım.İki sene üst üste sınava girdim, kazanamayınca da üstelemedim. Dayımın yanında çalışmayı düşündüm ama dayımı çok erken bir yaşta kalp krizinden kaybedince, eczane apar topar devredildi. Çocukluk hayallerim, formüller, eczane her biri zavallı Bülent Dayım gibi birer birer eksildiler hayatımdan...Babamı 9 yaşındayken kaybetmiştim. Dedemi ise hiç tanıma fırsatım olmamıştı. Bir baba gibi bana kol kanat geren, sevgi ve şefkatiyle sarmalayan dayım da hayatımdan çıkınca ; tadını çok iyi bildiğim yalnızlığım çevrelemeye başladı beni. Neden böyle oluyordu? Neden hayatımdaki erkekler, hep çok erken, hep zamansız bırakıp gidiyorlardı beni?

Etrafımızdaki kişiler hemen devreye girdiler, henüz devlet memurluğu sınavı da olmadığı için Haseki Hastanesi'nde veri hazırlama memuru olarak işe girdim. Kan Bankasında çalışmaya başladım.

Tabi hastane ortamında yeni arkadaşlar ve yeni bir çevreye dahil olmaya başladım. Rahmetli dayımı yakınen tanıyanlar , çalıştığım bölüme arada sırada uğruyor ; hal hatır soruyorlardı. İnsanların beni çabucak benimsemesi , benim de sosyal çevreme adapte olmamı hızlandırdı. O eski sessiz Gönül gitmiş, yerine rahat iletişim kurabilen, sosyal paylaşımdan zevk alan, canlı, yaşam dolu bir Gönül gelmişti. Bu arada çok okuyor, kendimi sürekli geliştirmeye, bilgi ve görgümü arttırmaya çalışıyordum. Bunun bana geri dönüşümü şöyle olacaktı. Hemen pek çok kurumda olduğu gibi, hastanelerde de bir hiyerarşi ve sınıf sistemi vardı.Benim bilgi ve becerimi arttırmam, hastane içinde kademeli olarak daha iyi şartlarda çalışacak ortamlara geçmemi sağlamış ve aynı zamanda arkadaş çevremin de , memurlardan ziyade hemşire ve doktorlara dönüşmesine yol açmıştı.

BEŞ SENE ÖNCESİ...
KADIN (2) Selin

2 Kız kardeşten küçük olanıyım. Ama ablam o kadar hercai ki , ablalık yapma görevi de bana düşüyor. Anne ve babam emekli türkçe öğretmeni. Bu yüzden, küçükken evde güzel yazı yazmak benim için tam bir işkenceye dönerdi. Öğretmen çocuğu şöyle olur, öğretmen çocuğu böyle olur, baskılarıyla büyüdüm. Hayır sevgisiz de değillerdi. Ama disiplin hayatımızın en önemli ağırlık noktasıydı. Bugün geçmişe dönük bakınca iyi ki öyle olmuş diyorum ama. Her zaman çalışma disiplinine sahip bir insan oldum, bir hekim olarak da aynı çalışma disiplini ile hareket ediyorum ve hastalarım için en iyisini yapmaya çalışıyorum. Hastalarım tarafından sürekli takdir ediliyorum. Arkadaşlarım tarafından , ailem tarafından seviliyorum ama nedense içimde mutluluğu hissedemiyorum. Soner'le beni 3 sene önce tanıştırdılar, herşey çok hızlı gelişti. O yıl, bir yurt dışı programına yazılmış ve eğer olursa Türkiye'ye dönmemecesine gitmeyi planlıyordum. Ama Soner çok tutkulu, çok sahip çıkan , beni sürekli yanında isteyen bir sevgiliydi. Benden iki yaş küçüktü. Aileden kazanmış olduğum şartlanmalar neticesinde , kadın ve erkek herkesin belli fiziksel özelliklere sahip olmasını şart koşuyordum beynimde. Şişman insana tahammülüm yoktu mesela.Soner, bu açıdan bulunmaz insanlardan biriydi. Kabul etmeliyim ki, benim kadar kitap okuyan, entellektüel düşünen, bilgili , görgülü değil ama bütün arkadaşlarımın imreneceği kadar yakışıklı! Evlilik aşamasında ailesinden dolayı çok sıkıntılar yaşadık. İnanılmaz huysuz bir annesi var. Oysa, benim anneciğim ne kadar hanımefendi...Üzerinde bizim oturacağımız eşyalara bile müdahale etmeye kalkışınca, kendimi tutamadım, "Size ne oluyor böyle, neden bize karışıyorsunuz! " dedim. Keşke biraz dilimi tutsaymışım, düğünümüz onlar yüzünden çok soğuk, çok yavan, tatsız tuzsuz geçti. Hepimizin burnundan geldi... Soner'in asistanlığının btmesine daha bir yıl var, bu yüzden evin esas maddi sorumluluğu benim üzerimde. Ama hiç sorun değil, bu maddi dengenin benim lehimde oluşu, evdeki hiyerarşinin de ister istemez lehime dönüşmesine yol açıyor. Ben ne dersem, evde o oluyor! Çok seviyorum kocamı! Sürekli beni mutlu etmeye çabalamasına, etrafımda pervane olmasına bayılıyorum. Arkadaşlarım ise kıskançlıktan adeta çatlıyorlar...

DAYI (Bülent)

Ben Gönül'ün dayısıyım. Sevgili yeğenimin gözünde, hayran olunası, kahraman bir dayı. Babam eczacıydı, benim de aynı işi devralmam, ailenin tek erkek çocuğu olarak baba mesleğini devam etmem bekleniyordu. Bense uçaklara hayrandım, hep pilot olmak, sonsuz semalarda metalden dev bir kuşun kanatları eşliğinde uçmak, uçmak ve aşağıya doğru süzülmek isterdim. Gezmek, yeni yerler, yeni coğrafyalar görmek, yeni insanlar tanımak isterdim. Mahallenin yaşlı genç hastalarının ilaç özgeçmişlerini dinlemek değil! Ama bunu babama kabul ettirebilmek ne mümkün...Nuh dedi de, ağzından peygamber lafı çıkmadı. Annem zaten çok pasif, hayatında hiçbir konuda ne bir fikrini beyan edebilmiş, ne de bir şey önerebilmiş bir kadındı. İtiraz etmesi ise düşünülemezdi bile. Beni korumak bahasına bile olsa, babama ağzından tek bir sözcük bile çıkaramazdı. Nitekim de öyle oldu, ben istemediğim halde İstanbul Üniversitesi Eczacılık Fakültesi'nden mezun olmuş ve babamın eczanesinde babamla birlikte çalışmaya başlamıştım. Babam, az bir zaman sonra, ilerleyen yaşı ve ağrıyan dizlerini bahane ederek; işi tamamen benim omuzlarıma yıktı. Tabi eczanedeki kalfamız Salih Amca'yı da demirbaş bırakarak. Böylece, eczanede sinek vızıldasa, babam haberdar olabiliyordu. Çünkü, bana hiç güvenmiyordu. Hiç sesimi çıkarmadım, arada sırada dışarı yürüyüşe çıkıyor sonra geri dönüyordum. Hayatımda hiçbir renklilik, yani hayallerime beni yakınlaştıracak hiçbir şey yoktu...Askerliğimi yapmak için Manisa'ya gittim. Döndüğümde, yine bana sormadan, evlilik yapmam kanaatine varılmış ve hayatımı birleştireceğim eşim bile seçilmişti. Babama söz söyleme, sesimi yükseltme ihtimalim sıfırdı. Acısını zavallı anneciğimden çıkardım.Çok ağladı annem, çok gözyaşı döktü. Bir yandan beni teskin etmeye çalışırken, bir yandan da Sema'yı bana övmeye başlayınca; bu evlilik kararının ardındaki esas rolün babamdan ziyade anneme ait olduğunu sezinledim. Sema , liseden sonra okutulmamış, sessiz, kendi halinde bir kızcağızdı. Çirkin denemezdi ama beni vuracak cinsten bir güzelliği de yoktu hani. Babası peynircilik yapıyordu. Beş erkek kardeşten sonra dünyaya gelen tek kız çocuktu ama buna karşın, evdeki tek kız çocuğu olmanın herhangi bir konforunu yaşamadan büyütülmüştü. Önce imam nikahı ardından belediye nikahımız kılındı. Bu defa annem, aynı evde yaşamamızı deliler gibi arzu ederken, babam eczanenin 2 bina ötesindeki binada oturan kiracımızı evden tahliye etmiş ve bizim için dayayıp döşemişti. Önce mesleğim sonra da eşim , benim fikrim dahi alınmadan belirlenmiş; bana da bu seçili yoldan ilerlemek düşmüştü.

Eczacılığı sevmiyordum, gelen hastalara da özel ilaç hazırlamak yerine, hazırdaki ilaçları vermeyi tercih ediyordum. Benim için yaptığım iş, ticaretten farksızdı. Evden ayrılmak çok işime gelmişti. Artık daha keyfi hareket edebiliyor, evden 2-3 günlük kısa süreliğine dahi olsa uzaklaşabiliyor; arkadaşlarımla daha fazla görüşme imkanı bulabiliyordum. Bu arada Sema'yı eşim sıfatıyla hiçbiryere götürmüyor; o da bana bir günden bir güne "bey, nereye gidiyorsun" demiyordu. Evleneli 6-7 ay olmuştu ve etraftan neden çocuk yapmıyorsunuz nidaları yükselmeye başlamıştı bile! Benim için baba olmak fikri çok uzak ve yabancıydı. Ama Sema'nın bir çocuk sahibi olmak arzusunu ben bile çok iyi fark edebiliyordum. Bir kaç ay sonra, Sema hamile kaldı. Ne yazıkki 4 aylık gebeyken şiddetli bir kanama neticesinde bebeğimizi düşürdü. Günlerce, haftalarca ağladı. O kadar ki, eğer isterse, bir süreliğine annesinin evine gidip orada dinlenmesini bile önerdim. Ancak bunu, evden kovulmakla eş tutup, şiddetle reddetti. Sonraki yıllarda da her gebeliği nedeni anlaşılamayan bir biçimde düşüklerle sonuçlandı. İçimdeki ses, sorunun bende olduğunu, çok kötü olduğumu, Tanrı'nın beni babalığa layık kılmadığını düşünmeye başlamıştım. Ve yine biliyordum ki, Tanrı pekala haklıydı. Ben kötüydüm...

Artık eczaneye daha seyrek uğrar, dışarıda daha fazla vakit geçirir olmuştum. Günü birlik, yerli yersiz pek çok ilişki yaşıyor, yine de doymak bilmiyordum. Hayatın benden çaldıklarını bu kadınlardan toplamaya uğraşıyordum belki de. Olmuyordu...Her yeni ilişkide, kendimeden biraz daha eksiliyor; biraz daha nefret ediyordum. Sınırlarımı çizmekte zorlanıyordum. Sosyal içicilik konumundan aktif içicilik konumuna geçmiş, gündüz gece demeden her fırsatta içiyordum. Attığım her adımda sadece kendimi değil, yakınımdakileri de felakete sürüklediğimi biliyordum. Kimi zaman kız kardeşimin eşi de bana gecelerde eşlik ediyor; birlikte fasıllara gidiyor, eğleniyor , bolca yiyor, bolca içiyor ve sarhoş biçimde dönüyorduk meyhaneden. Bir gece, çok alkollü olmama rağmen, direksiyonun başına geçtim. Yapma, sarhoşsun dediler ama dinlemedim. Aslında ölmek için, bizzatihi kendi değersiz yaşamıma son vermek için geçmiştim direksiyona. Eniştem de benimle birlikteydi, o da sarhoşlukta benden geri kalır durumda değildi. Eve varamadık, çarpma anında bayılmışım, gözümü açtığımda hastanedeydim, kızkardeşimin eşi ise çarpma sırasında arabadan fırlamış ve boynu o dakika kırılarak can vermişti...Kardeşimin yüzüne bakacak gücüm yoktu...O ise asaletinden, bana tek kelime bile etmedi...

Hastaneden çıktıktan sonraki günler, içimdeki vicdan azabı elimi kolumu bağlamış, değil eczaneye gitmek; elimi yüzümü yıkamak için bile yatağımdan dışarı çıkmak istemiyordum. Minik Gönül o sıralar 8-9 yaşında olmalıydı, ve herşeyden habersizdi. Ben hala onun biricik dayısıydım. Beni suçlamadan bakan tek gözler onun masmavi gözleriydi. Birbirimizde baba ve kız evlat duygularını bulmaya çalışıyorduk adeta. Toparlanmamı, çalışma hayatına geri dönmemi Gönül'e borçluydum. Minicik kalbiyle onun şefkate ihtiyacı varken, sanki o benim içimdeki yaralarımı sarmaya çabalıyordu...İşime dört elle sarıldım. Çok çalıştım...Yaşamımda başıma gelen bu imtihandan ders almaya çalıştım. Ancak içimi kemiren suçluluk duyusu da boş durmuyordu. Her geçen gün beni daha dibe doğru çekiyordu. Gönül büyüyordu, eninde sonunda gerçekleri öğrenecek ve benden nefret edecekti. İşte buna tahammülüm yoktu. Sabah, her zamanki gibi evden çıktım, çırak dükkanı açmıştı, bugünlük izinlisin dedim. Çok sevindi, sorgulamadan, montunu kaptığı gibi çıktı gitti koşar adım. Kapıyı içerden kilitledim. Avucum içindeki tıp mucizelerine, insanlara şifa gayesiyle üretilmiş haplara teker teker baktım...

Hapları aldıktan sonra , hayatımda ilk defa sadece kendi irademle bir karar almış olmanın mutluluğunu hissettim. Evet, ölecektim ama hiç olmazsa kendi kararımla! İlk kez, bir başkası yerine kendim için kendim karar vererek...

Eve geldim, Sema yine her zamanki gibi sessiz ve mahcup, kapıda karşıladı beni. Bir kadın hiç mi bakmaz kocasının yüzüne..Ne soğuk, ne tutkusuz, ne ihtirassız bir kadın...Bilemiyorum, herşey başka türlü olabilir miydi...
Yemek hazır, soğumasın dedi. Sofraya oturdum. Ağzımın hiç tadı yoktu. Ömrümün son ziyafetine baktım alıcı gözle...Yanımdaki sandalyeye oturdu. İlk kez beni süzdüğünü, yüzümü incelediğini sezdim. Bakışlarımız buluştu. Geçen yıllara rağmen, değişmemişti yüzü, hala beyaz ve pürüzsüz...Sanki içine doğmuştu kadıncağızın, bana adeta vedalaşır gibi bakıyordu. Utanmasam, boynuna gömülüp ağlayacağım bile gelmişti o anda...Nafile, yapamadım...
Eline sağlık dedim.
--Afiyet olsun.

Kanepeye uzandım...
...

Anlamsız yaşamımda, ağzımdan çıkan son sözler: "Affet beni Gönül" oldu...


SEMA (DAYININ EŞİ)

Sesim çıkmaz benim...Doğarken bile ağlamamışım da ebe popoma kaç şaplak atmış...Daha doğar doğmaz, hayatın tokadıyla tanışmışım yani. Evin en küçük çocuğuymuşum. Ama öyle şımartılmadım da, bilakis değersiz, fazlalık yaratan bir varlıktım ben onların gözlerinde...Babam, bir kerecik olsun, kızım diye evladım diye sevmemiştir beni. Hatta, düşünüyorum da, adımı bile söylememiştir çoğu zaman. Evde sadece varlığım değil, ismimin anılması bile gereksizmiş demek ki...Okumayı çok isterdim.Komşunun kızları çantasında defterleri, kitapları, renk renk kalemleri ile annesi tarafından okula uğurlanırken ne çok imrenirdim onlara. Kimbilir nasıl güzel şeyler öğreniyorlardı orada. Liseyi bitirene kadar yalvar yakar okuyabildim. Hem babam, hem de abilerim engel oldular okumama. Halbuki, öğretmenim bana hep, zehir gibi bir zekaya sahip olduğumu söylerdi. Benden 2 sınıf yukarıda olan abimin çözemediği matematik sorularını bile ben çözerdim de, abim de kıskançlıktan pataklardı beni...Liseden sonra okumak, üniversite tahsili yapmak, öğretmen olmak isterdim en çok...Ne yazık ki okutmadı babam.

20 yaşıma girdiğimde evdeki baskılar da iyice artmaya başladı. Mahalleyi bırak, şöyle bir nefes almak için kapı önüne çıkmam bile yasaktı. Evde kalmış muamelesi yapmaya ve gelen kısmetleri değerlendirmeye başladılar. Evdekiler, her kısmeti iş başvurusu değerlendirir gibi sıkı bir incelemeye tabi tutuyorlar ve tabii ki benim duygularımı sorma zahmetine girmiyorlardı. Bir eczacı genç varmış, gizli gizli kulak misafiri olduğumda en çok onun bahsini duyuyordum. Allah biliyor ya, hiç görmesem de en çok onun olmasını diliyordum. Çünkü, ne de olsa tahsil görmüş, anlayışlıdır, yol yordam bilen bir insandır diyordur. Dİğer kısmetlerim ise hep ticaretle uğraşan, odun kafalı adamlardı!

Eczacı olan genç acaba beni nerede, ne zaman görmüştü de bana talip olmuştu. Kalbim, bu hiç görmediğim adam için deli gibi atıyor, gündüz ve gece durmadan onu düşünüyordum.

Sade bir düğünle, ailelerin ve mahalle eşrafından ileri gelenlerin katıldığı bir kalabalık önünde evlendik. Evlendiğim ilk gece, olayların gelişiminin benim sandığım gibi değil; bambaşka olduğunu içim kanayarak öğrendim. Ben de sevilmek istiyordum oysa... Bülent, çok sessiz, kavgası gürültüsü olmayan bir adamdı. Bu yönü ile abimlere hiç benzemiyordu. Ama soğuktu da. Öyle sevgisiz, öyle ciddi, öyle katı bir duruşu vardı ki, çok çekiniyordum ondan. KArı-koca olarak pek çok şeyi paylaşmamaıza rağmen, hiç konuşmadığım, iç dünyamı hiç paylaşmadığım bir yabancıydı benim için. Bir yabancıyla sevişmek gibiydi eşimle sevişmek...Ruhsuz sevişmelerdi...Yaşadığım bu mutsuzluğu ve yalnızlığı yok edebilmek için bir evlada sahip olmayı çok istedim. Bana ve ona benzeyen çocuklarımız olursa; aramızdaki uçurumlar kapanır diye umut ediyordum. Ama olmadı...Allah'ım bana evlat nasip etmedi. Her hamilelikte, işte bu sefer diye yoğun sevinçler yaşarken, düşen her bebekle ümidimi ve enerjimi kaybetmeye başladım. Bülent de eskisi gibi değildi. Daha hırçındı. Hemen her gece eve sarhoş geliyordu. Üzerine sinmiş alkol ve sigara kokusunun gerisinden gelen kadın kokusunu alabiliyordum. İçten içe kinleniyordum ona. Beni sevsin, başka kadınlara ihtiyaç duymasın istiyordum. Kendimi tanımakta zorlanıyordum. İçimdeki öfke her geçen gün büyüyor ve büyüyordu. Sadece bana ait olsun, sadece benim olsun istiyor ama buna vakıf olamıyordum. O halde neden yaşıyordu...İçimde susturamadığım hırçın ses, eğer onu bu dünyadan gönderirsem, ona kimsenin bir daha dokunamayacağını, yaşarken bana ait olmadığı halde; ölünce sadece benim rahmetli eşim olacağını söylüyordu bana. Uyanık olduğum bütün saatler boyunca aynı nameyi tekrarlıyordu beynimin içinde...

O gün bana neler oldu bilmiyorum,arka banyodaki dolabı açtım. Gözlerim temizlik malzemelerini , faraşı,süpürgeyi,kovaları hızla taradı. Fare Zehirini aldım. Banyodan mutfağa geri dönmem herhalde saniyeler içerisinde oldu. Eğer daha uzun süre oyalansam, vazgeçerdim bu çılgınlıktan belki de...kim bilebilir ki...Yemeğe boca ettim fare zehirini...

Eve dönmesini sabırsızlıkla bekleyecektim, her zaman kapıyı kendi anahtarı ile açardı, belki benimle karşılaşmamak için. Ben yine de her daim kapıda hazır bulunur, başım önümde karşılardım onu. Kimbilir geceyarısını kaç geçe dönecekti eve, kendime bir türk kahvesi yaptım pencerenin önündeki kanepeye oturdum. Bir de baktım ki, karşıdan Bülent geliyor. Bu saatte eve pek dönmezdi , hayrola dedim. Hemen kapıya koştum, kalbim deli gibi atıyordu, nefes alışımı dizginlemeye; heyecanımı belli etmemeye çabaladım. Kapıyı açtı, ayakkabılarını çıkarıp ayağıyla ittirdi; terliklerini giydi. HOşgeldin, dedim. Yemek hazır, koyayım mı? Tamam, dedi. Sofraya gidip sessizce oturdu. Yeme içme ve sofra adabı konusundagerçekten bir beyfendiydi. Yemeği önüne koydum, yanındaki sandalyeye oturdum. Acaba hemen mi olacaktı, yoksa bir kaç saat sürer miydi. Yüzünü inceledim. O an içimi inanılmaz bir acıma duygusu kapladı. Ona karşı sonsuz bir merhamet duygusu. Bİr an için, ellerini tutup , dur yeme, demek geldi içimden; yapamadım. O da bana baktı bir anda. Sanki içine doğmuş gibi! Onu öldüreceğimi anlamış gibi! O saniyeler, bitmek tükenmek bilmeyen uzun yıllar gibi kazındı belleğime...Herşeyi unutsam o saniyeleri unutamam asla...Eline sağlık dedi, sofradan kalktı...Biliyordum ki aertık, yaşamımdan da bir devir kalkmıştı...Elveda Bülent...

ERKEK (1)- Gönül'ün Çocukluk Arkadaşı Tarık

Çocukluk arkadaşıyız. Onun çocukluğundan beri sesiz, sakin duruşu etkilemiştir hep beni. Kendine has zarafeti...Boncuk boncuk bakan mavi göleri...Sessizce, dillendirmeden, söze gerek duymadan taşıdığı neşesi ve kederi...Çok seviyorum ben...İçimde her geçen gün büyüterek yaşıyorum sevgimi...Soranlara ise kimse yok hayatımda, kimseyi sevmiyorum ben diyorum. Gönül de öyle biliyor. En yakın arkadaşıyım ya, Dayısının vefatında benim yanımda oturuyordu. İki çocuk sarılıp, nasıl da ağlamıştık. O dayısını kaybettiği için, bense onu çok sevdiğim için ağlıyordum...
Yıllarca, Gönül'ün en yakın arkadaşı ve yaşamının şahidi olarak kaldım yanında. Her ayrılışında bana koştu, her yıkılışında...Hayatında en değer verdiği erkekleri birer birer yitirirken; bir tek ben kaldım yanında. Ama o beni hiç farketmedi. Hiç o gözle görmedi. Bu kadar sevgiye hasret kalmıken, sürekli sevilmeye ihtiyaç duyarken, benim onu bu denli sevmeye hazır ve dahi deliler gibi seven yüreğimi hiç bilmedi...

Bir keresinde internette gezinirken şöyle bir şey okumuştum:
İranlı Bir Şair Diyor Ki,
"Aşka Uçarsan Kanadın Yanar."
Bu Söze Cevaben Hz. Mevlana Da Diyor Ki,
"Aşka Uçmazsan Kanat Neye Yarar.''

O beni sevmese de, fark etmese de ; değişmedi sevgim. Değişemezdi. Ben onu sevmeyi de sevdim çünkü ve dahi bu uğurda boşa kanat çırpmayı, o kanatları aşkın ateşinde yakmayı da, yok olmayı da...

Erkek (2) Soner

Ben yaşamayı severim. Güzel yerlerde yemek yemeyi, yeni şeyler denemeyi. Ansızın arabaya atlayıp, hiç bilmediğim güzellikleri keşfetmeyi. Kendime çok iyi bakarım. Kendi keyfim, sağlığım, mutluluğum hep başkalarından önce gelir. Kadınları da severim. Estetik benim için herşeyden önce gelir. Şişman ve bakımsız kadına hiç tahammülüm yoktur. Kadın dediğin incecik, eli ayağı düzgün, hafif makyajlı , yüzü güzel olacak. Akıllı olmasa da olur, hah hahaha!

Kendimi hiç sıkıntıya sokamam, her zaman hayatı kolay yaşamanın, çok para kazanıp, keyifli yaşamanın yolunu aramışımdır. Siyaset, politika hiç ilgimi çekmez. Müzikle uğraşmayı severim. Öğrencilik yıllarımda gitar çaldığım bir müzik grubum vardı. Pek sadık biri olduğum söylenemez. Ben flörtöz bir adamım. Günümü güzel ve keyifli geçirmek benim için yeterlidir. Selin de başlangıçta öyleydi. Bir gün laboratuarda otururken, Selin girdi içeriye. Kim olduğunu bilmiyordum o zamanlar. Dar bir kot pantolon ve beyaz t-shirt vardı üzerinde. Çok düzgün bir fiziği vardı. Hemen kim bu fıstık diye sordum arkadaşlara. Elde etmek için kafaya taktım. Çok uğraştırdı beni. Fiziken çok etkileyici ama çok katı ve kuralcıydı. Ben onu kafaya almaya çalışırken, bir de baktım ki; beni nikah masasına götürmüş. Hah hahaha! Tabii evlenince de pek boş durduğum söyleneme. Onun nöbetçi olduğu zamanlar küçük kaçamaklara devam...hah hahahahaha...

GÖNÜL

Hayatımın en ağır sınavını seninle vermem gerekecekmiş...NEden böyle şeyler yaşıyorum...Ailemdekiler duysalar kimbilir ne kadar şaşarlardı. Ah Bülent Dayıcığım...Nur içinde yat inşallah...Melek gibi adamdın...Evden işe, işten eve..Ne kadar düzenli, sesiz sakin bir yaşantın vardı senin. Peki, ben neden böyle çalkantılıyım ki...

Hastanede, nefroloji polikliniğindeyim,kayıtlar, randevular falan. Nerdeyse tüm KBB polikliniğindeki doktorlarla aram çok iyi. Yalnız bir tanesi ile pek mesafeliyiz. Dr.Selin Hanım. Çok ciddi, çok mesafeli bir kadın. Ben de sinir olurum böyle soğuk insanlara. Ama çok iyi bir doktor, hakkını da yemeyeyim. Karı-koca bu hastanede çalışıyorlar. Gel zaman git zaman, haftasonu buluşacaklarında bayan doktorlar beni de çağırır olmuşlardı. Benden başka görüştükleri pek sekreter de yoktu. Ben de onların yanında mahçup olmamak için bolca kitap okuyor, bilgimi arttrımaya çabalıyordum. Bu toplanmalarda Dr.Selin Hanım'la birbirimizi daha yakından tanıma fırsatı bulmaya başlamıştık. Aslında insan olarak çok iyiydi ama tarzı böyleydi, ne bileyim. Olaylara hep karamsar tarafından bakıyordu. Güzel bir evliliği, çok tatlı bir kızı vardı. Kocası ile evliliği bütün doktorlar tarafından takdir ediliyordu. Gerçi laf aramızda, doktorların çoğu da Selin Hanım'ı pek sevmiyordu ama neyse. Çünkü herkese karşı biraz ukala ve soğuk bir duruşu vardı değiştiremediği. Arada sırada eşi bizim polikliniğe uğrardı. Her zaman "Selinciğim" diye hitap edişi dikkatimden kaçmazdı. Yakışıklı, uzun boylu bir adamdı. Güzel giyinirdi. Kalın ama kadife gibi bir ses tonu vardı. Bir kötü huyu, pek beğenilme meraklısıydı. Yürürken kasılır, herkes kendisine bakıyor mu diye etrafı da kol açan ederdi. Benimle doğrudan hiç konuşmadı. Ben de onun Selin Hanım'ın eşi olduğunu ilk kez burada görünce, diğer doktorlardan öğrendim. Ama aslında bu onu, ilk görüşüm değildi. Daha önce de bir kez, hastane otoparkına aracını park ederken görmüştüm. Tekrar burada görünce, aniden hafıza kaydım çalışmaya başlamış ve onu geçmiş hafıza bilgilerimin içinden bir çırpıda çıkarmıştım. Nedeni yok. Öylesine...
Zaten de evliymiş adam...Ne alakamız olabilir ayol...

Bİr gün, başhekimlikten beni çağırdılar. Dediler ki, KBB polikliniğindeki memur doğum iznine ayrılacakmış; eğer ben geçmek istersem önümüzdeki hafta pazartesiden itibaren beni kaydıracaklarmış. Aslında ben nefrolojiyi seviyordum. En fazla bayan doktorun olduğu poliklinikti. Sosyal ortam iyiydi. Ama iş konusunda hiç mırın kırın etmediğim için, tamam pazartesi başlarım dedim. Zaten bu huyumu bildileri için ilk önce bana sormuşlardı. Diğer memurların çoğu, alıştıkları rahatlıktan vazgeçmeye yanaşmıyordu. KBB hasta yoğunluğu en fazla olan branşlardan biriydi ve memurlara pek fazla dinlenecek zaman da kalmıyordu. Benim için ise, iş hayata tutunmanın, işe yaradığımı hissetmenin en önemli kaynaklarından biriydi.

Hemen arkadaşlarıma haber verdim. Artık 2 kat aşağıda kbb de çalışacaktım. Herkes hayırlı olsun dedi. Gördün mü bak,kimse ah vah demiyordu. Yeri doldurulamaz bir boşluk değildi benimki...Seher nasılsa ikimizin yerine de burayı idare edebilirdi...

Pazartesi yeni masama oturdum, doktorlar hiçbirşey demeden masamın yanımın geçiyordu. Sadece masalarına dosya bırakmak için içeri girdiğimde, yenisin herhalde? diyorlardı. Ben de en efendi ve sempatik halimle nefrolojiden geçtiğimi söylüyordum. Bir tek Dr.Soner Bey, beni masada görünce çok samimi biçimde "Canım buraya mı geçtin sen" dedi. Evet, dedim. Derken yüzüm boynuma kadar kızardı. O güldü ve geçti. Hasta bakmadığı sıralarda elinde sürekli telefon olurdu, attığı kahkahalar odasından taşıp masama ulaşırdı. Diğer doktorlardan daha fazla represant ona gelirdi. Hepbayanlar elbette, bazen bir represantı kapıya kadar uğurladığı olurdu, sonra da ardından: "Ne güzel kız değil mi Gönül, ne kadar fit" vs derdi. O böyle dediğinde mutlaka onu onaylardım ve acaba benim için ne düşünüyor diye merak etmekten kendimi alıkoyamazdım. Acaba beni de fit buluyor muydu, güzel buluyor muydu. Eşi Dr.Selin Hanım aklıma gelince bu düşüncelerden dolayı kendimden utanmama rağmen, yine de bunu düşünmekten kendimi alamazdım. Dr.Selin Hanım günde en az bir kere mutlaka uğrardı buraya. Önceleri aynı poliklinikteyken benimle fazla diyaloğa girmezken, nedense burada benimle sohbet etmeye zaman ayırır olmuştu. İçimden biliyordum ki, sırf burada biraz daha oyalanmak için benle konuşuyordu. Buna rağmen kibarlığımı bozmaz, her anlattığını dinlerdim.

O günlerde, represantlar ortalama 15 günde bir doktorları ziyaret ederken, içlerinden birisi önce haftada bir, sonraları da daha sık biçimde Dr.Soner Bey'i ziyaret eder olmuştu. Çok güzel, çok havalı bir kadındı. İnanılmaz güzellikte parfümler kullanırdı. Gittikten dakikalar sonra bile ardında bıraktığı parfüm kokusu bir hayalet gibi takılı kalırdı burada. Koridordan geçenlerin ister istemez derin soluklar alarak, bu enfes parfümü içlerine çektiğini görürdüm.

Tabi böyle bir mevzunun hastane için ne kadar renkli, ne kadar konuşulmaya değer bir konu olduğunu söylememe bile gerek yok. Haber çok kısa sürede aldı başını yürüdü...Kbb den nefrolojiye kadar gitti...Dr.Selin Hanım bir keresinde beni sıkıştırdı, ben de bilmiyorum; hiç dikkatimi çekmedi, bir dahakine bakayım kimmiş gelen , dedim. İçimdeki iyi taraf gittikçe sessizleşirken, kötü tarafın sesini yükselttiğini hissedebiliyordum. Boş ver diyordu kötü ses, sana ne, ne hali varsa uğraşsın...Soner'le gizli bir işbirliği yapıyor olmaktan umulmadık bir keyif alıyordum doğrusu...Halbuki, Selinin her geçen gün eridiğini, günde 4-5 defa oner'in odasına gelip ağladığını, kavga ettiklerini duyduğumda üzülüyordum bir yandan da...Birbirine taban tabana zıt duygular içinde bocalıyordum. Ve artık, başkalarını değil sadece kendimi ve anlık isteklerimi düşünmek, sadece kendime yönelmek istiyordum...Çok karışıktım aslında. En kendim olmaya çalıştığım dönem, aslında en fazla dağıldığım dönemdi. Karanlık bir tünelde tek başımaydım. Tünelin ucundaki ışığa doğru yürüyerek çıkmayı arzu ediyordum, ama hep ışığın ters istikametinde yürüyor; gitgide daha derin bir tünele saplanıyordum...Soner evi terketmiş, sevgilisinin evine taşınmıştı. Artık sevgilisi de eskisi gibi uğramıyordu hastaneye. Selin de artık gelmiyordu bu tarafa...Soner, artık her seferinde benile muhabbet ediyor, bazen odasından alakasız şeyler için telefon ediyor, beni özledin mi diye bana atışmada bulunuyordu. Ben hiçbir şey yapmıyordum diyebilir miyim, hayır. Onun beni beğenmesi için uğraşıyordum, beni takdir etmesi için inanılmaz bir efor sarfediyordum...Nihayet dikkatini çekebilmiştim. Bir gün telefon açtı; "YArın senin için ne renk giyinmemi istersin?" dedi. Çok şaşırmıştım. Bilmem, dedim, pembe giy! Ertesi gün hastaneye geldiğinde, üzerinde pembe polo yaka bir sweat vardı. Benim gibi, saçma detaylara takılıp mutlu olabilen bir antika kadın için ne büyük ayrıcalık ama! Telefonlarımız yerini öğlen yemeklerine bırakmıştı. Bu arada, Selin beni sık sık arıyor, ama ben bu son gelişimleri kendime saklıyordum. Selin'in tüm yaşananlara rağmen eşini ne kadar sevdiğini bilmeme rağmen ve hatta çektiği acıyı bilmeme rağmen, kendimi SOner'i düşünmekten alıkoyamıyordum...Hata yapıyordum , kimseye anlatamıyordum. Belki birisine anlatabilsem, o da beni silkeleyip kendime getirse; her şey ne kadar iyi olurdu...Mesela Sema Yengem'e anlatabilseydim. Dayımın kaybı hem beni hem de onu çok fazla derinden etkiledi. BEn baba yerine koyduğum insanı, yengem de yıllarca aynı yastığa başkoyduğu eşini kaybetmişti. Bİr günden bir güne, birirlerine seslerini yükselttiklerini bile görmemiştim. Ne kadar güzel, ne kadar asil bir evlilikti. Sadakatle ve sevgiyle perçinlenmiş, ikiyken bir yürek olmayı başarabilmiş ender çiftlerden biriydi onlar...Yengeme yaşadıklarımı anlatsam, kimbilir ne kadar ayıplardı beni...Yapamazdım...Tek başımaydım gene...Bir başıma...Tek yaptığımız öğlen tatillerinde bazen bir çorba içmeye gitmekti, bazen balık ekmek yemek. Bana sürekli eğlenceli hatırlarını, çıktığı bir geziyi veya gittiği bir konseri anlatıyordu...SÜrekli anlatıyordu...Dinlemekten büyük bir haz alıyordum. Bİr keresinde tam da birlikte yemek yerken, Selin aramaz mı!Allah'ım nasıl da paniklemiştim birden, Soner sakın belli etme diye kaş-göz yaptı. Ben de riayet ettim. Bu adrenaline bayılıyordum işte! İkimiz de, hatta bütün personel de SOner'in evden ayrıldığını, eşinin de ona boşanma davası açtığını, sevgilisi olan Tuana ile aynı evde kaldığını biliyorduk. Ama bu konuda asla konuşmuyorduk. Ben en sonunda dayanamadım, arada kızı vardı çünkü. Hem babasını hem de baba yerine sevdiği dayısını kaybetmiş bir kız çocuğu taşıyordum içimde. Annesi daha iyi bakar, dedi. Ne kadar soğuk bir baba dedim. Yadırgadım.
_Peki ya Selin? Onu sevmiyor musun artık? Aslında bu soruyu kendim için soruyordum, sanki onu sevmiyorsa beni sevebilirmiş gibi...
_Hayır, artık sevmiyorum. Ya güzelim, ben kimseyi sevmiyorum. Seni sevmemi ister misin? Hah hahahaha!

Bu adam tehlikeliydi...Hem de nasıl...Öyle çok tehlikelisin ki...Bir hortum nasıl geçtiği yerip talan edip geçerse, sen de öylesin Soner...Attığın kahkahanın ardında çıngıraklı bir yılanın zehiri var. Ama nasıl da aldanmak istiyorum sana, beni sevmediğini, sevmeyeceğini bile bile nasıl da sana kanmak istiyorum. Aşık olmak istiyorum sana...Aşkın gereği biraz da acı çekmek, yanmak değil mi bencileyin? Yanmak için bedel ödemeye hazırlanıyorum...

MAntıklı hareket etmeyi hala başarabilen küçücük bir parçam, kendime rağmen bana engel olmaya çalışıyor. Bense yanmak için çalı çırpı topluyorum kaderime...

Kbb çok yoğundu, poliklinikler dolup taşıyordu. Genelde 1 hafta öncesinden 10 günlük hasta randevusunu dolduruyorduk. Cuma günü telefon açtı Soner, pazartesiye hasta yazma, bir ameliyatım var, ameliyattan çıkınca seni çok güzel bir yere götüreceğim dedi. Heyecanlandım, şimdiye kadar sadece birlikte öğlen yemeklerine çıkmıştık. Acaba nereye gideceğiz ki, dedim. Mesela Boğaziçi Üniversitesi'nin arkasındaki Arka Bahçe gibi bir yer olabilir miydi. Ağaçlıklar içinde ne kadar nefis bir yerdi.
_Neresiymiş bu özel yer?
_Söylemem, sürpriz! ÖZle beni haftasonu, tamam mı? Hahhahahaha!
_İyi tatiller...(Özlemez miyim, nasıl özleyeceğim bir bilsen...)

Seni özlemeden durabilmek mümkün müydü...Beni yokoluşa sürükleyeceğini bile bile hem de! ÖZlüyordum deliler gibi...aşık olmaktan korkuyordum...Yoksa...Zaten aşık olmuş muydum , haberim yokken?

Pazartesiyi iple çektim. Pazartesi sabahı erkenden kuaförüme gittim. Ellerime manikür yaptırdım, koyu kırmızı ojeler sürdüm. Saçlarıma dalgalı fön çektirdim. Gözlerimi ortaya çıkaracak füme rengi farlar sürdüm. Kendimi çok güzel, çok iyi, çok enerjik, harika hissediyordum. Masamda onun gelmesini bekliyorum...Koşar adımlarla girdi içeriye, ben ameliyata giriyorum, sen de git öğleden sonrası için izin al dedi. Kalbim küt küt atarak, tamam dedim.

Öğleden sonra iki gibi çıktı ameliyattan.Ben de başhekim sekreterliğinden izin yazdırdım kendime.
_Hazır mısın?
_Evet, izin aldım başhekimlikten.
_Tamam, ben bir hastaya bakıp geleceğim, sen de otoparka doğru çık istersen dedi.
_Tamam, aşağıda görüşürüz.

Soner gidince, hemen makyajımı tazeledim. Parfüm sıktım bol bol. Üzerimde somon rengi bir elbise ve keten ceketim vardı. Bu elbiseyle kendimi çok güzel hissediyordum. Yengem hediye etmişti bana, kendi gardrobundan. Bir tek babet giydiğime pişman olmuştum, keşke topuklu ayakkabılarım da olsaydı. Ama onlarla hiç rahat yürüyemiyordum.
Otoparka doğru inerken, koluma bir elin temas etmesiyle irkilmiştim. Sonerdi. Bana çok çabuk yetişmişti. Her zamanki gibi havadan sudan konuşuyorduk. Arabaya bindik. Tam kontağı çevirecekken durdu. Boynuma doğru eğilip, beni kokladı.
_Ne kadar güzel kokuyorsun sen.
_... Sadece gülümsedim.

Anahtarı çevirdi, trafik her zamanki gibi çok yoğundu. Aksaray'dan Taksim yönüne doğru döner diye beklerken, tam tersi istikamete doğru ilerlemeye başladık. Yeşilköy'e geldik. Burasını hep çok sevmiştim. Yeşilköy'ün ara sokaklarına girmeye başladık. Ben de bu arada, gözümle bir kafe benzeri yer tarıyordum. Bir süre sonra evler seyrekleşmeye başladı, buraları artık pek tanımıyordum. Sanırım Koza veya Ağaçlı mevkii gibi bir yerdeydik. İki katlı güzel bir evin bahçe kapısı önünde durdu. Ben , niye burda durduğumuzu anlayamadım.
_Hadi geldik, aç kapıyı.
_...?...
_Sana dedim ya, seni çok güzel bir yere getiricem diye.
_Hmm (Ama burası çok ıssız...Korkuyorum, ama bir şey diyemiyorum...Bana bir zarar vermezsin değil mi...)

Arabadan iner inmez bagajı açtı, karton bir poşet çıkardı. Yine aynı petshop logolu karton poşet...

Bahçenin demir kapısı kilitliydi, anahtarla açtı. Burada evi mi varmış , dedim.
_Geçsene
_Teşekkürler

Verandada masa dışında bir şey yoktu, sarı başlığı olan anahtarla evin kapısını açtı, içeriye girdi; bir kaç dakika sonra hasır görünümlü sandalyeler ile dışarı çıktı. Masanın yanına yerleştirdik. Bu defa elindeki karton poşeti içeriye götürdü. İçerden sesler geliyordu ama içeriye girmedim, bunun yerine sandalyeye oturmaya ve gerginliğimi üzerimden atmaya çalıştım. Elinde çerz kapları ile geri döndü. Sonra da biraları getirdi. Normalde birayı hiç sevmem ama reddetmedim.
Bir yandan biralarımızı yudumluyor, bir yandan da sohbet ediyorduk. Daha önce, beden dili ile ilgili bazı kitaplar okumuştum. Sandalyesini tutup bana iyice yaklaştırdı. Bana olan ilgisine yorumluyordum bunu. Bir bahaneyle eğilip kolyemi tuttu,
_Çok güzelmiş, melekleri seviyorsun galiba.

Yine konuşurken ara ara elini dizimin üzerine yaslıyordu, kalbim yerinden fırlayacakmış gibi oluyor yine de hiçbirşey belli etmiyordum ona. Saate baktım, akşam olmuştu.Yaz olduğu için günler uzundu, ama yengeme geç kalacağımı haber vermemiştim.
_Kalkalım mı artık?
_Neden?Ne güzel muhabbet ediyorduk, hahhahaha!
_Evet güzel de,beklerler beni şimdi.
_Peki güzelim, o zaman şu masayı sandalyeye içeri koyayım, sonra da seni eve bırakırım oldu mu.
_Oldu. (Başım dönüyor, hava sıcak olunca çarptı galiba bira beni...)
Sandalyeleri de içeri koydu, kapının kilidi aşağıdaydı, kilitlemek için eğildi.
_Soner, çok teşekkür ederim bu keyifli sohbet için... der demez aniden döndü ve beni öptü! Kıpkırmızı kesilmişti, böyle ani bir davranış beklemiyordum da üstelik. Şaşkınlığımı saçmalayarak dile döktüm.
_Bu ne içindi şimdi?
_Hiiç, sadece öpmek istedim seni.
Sendelediğimi hissettim...Aşk mı beni sendeleten yoksa bira mı bilmiyorum?

Gözümü açtım, hala sandalyenin üzerinde oturuyorum. Soner de bahçede volta atıyor. Elimle saçlarımı düzelttim.Kafam karışmıştı, Soner beni gördü. Hemen gülümsedi:
_Hadi bakalım küçük hanım, gidelim mi artık? HAh hahahaha.
_Evet, gidelim, dalmışım birden...

Yol boyunca gene her zamanki gibi havadan sudan konuştuk. Beni eve bıraktı, bırakırken de elimi tutup yanağıma bir öpücük kondurdu.
İyi akşamlar deyip indim arabadan.
Yengem meraktan ölmüştü.
_Bunca saat neredeydin, öldüm öldüm dirildim! Aşkolsun Gönül, nasıl bu kadar duyarsız davranabildin!
_Özür dilerim yengeciğim, arkadaşlarla iş çıkışı biraz gezelim demiştik, saatin farkına varamamışım.
_Neyse, hadi üstünü değiş, elini yüzü yıka da sofraya gel o zaman...

ERKEK (2) SONER
Hahhahahaha...KAdınları kendime aşık etmekte ne kadar başarılıyım. Bütün kadınlar bana aşık oluyor.
Bu da hayatımı oldukça kolaylaştırıyor. Gönül de bana abayı yaktı. Bundan sonra ne söylersem söyleyeyim bana pek itiraz edemez artık. Yeni kurye göreve hazır artık...

ESKİ KURYE, KADIN (3) TUANA

Beni sevdiğini sanmıştım.Yalan! Senin yüzünden evimi, işimi, ailemi ..herşeyimi kaybettim...Ne istedin benden...

Ben daha önceleri represant olarak çalışıyordum, sen beni ve hayatımı mahvetmeden önce...İşimi hiç sevmiyordum. Sürekli gidip doktor kapısı önünde beklemek, onlara dil dökmek...Sonra gidip ecza depoları ve eczaneleri takip etmek...Aylık kotaları her ay binbir stres altında tamamlamak...Trafikte stres yaşamak...Haftasonu tatil kavramı olmadan çalışmak...Ailemden uzakta, bu koskoca şehirde tek başıma hayata tutunmaya çalışmak...
 
     1 Beğeni    
Şiir-Öykü Listesi

 Yazarla İletişim
 Yazarın Profili
 Diğer Uzmanların Öykü ve Şiirleri


Bu sayfada yayınlanan öykü ve şiirlerin tüm hakları yazarına (Psk.Nalan EYİN) aittir ve Psk.Nalan EYİN tarafından TavsiyeEdiyorum.com Öykü ve Şiirler kütüphanesinde yayınlanmak üzere gönderilmiştir. Burada yer alan eserler yazarından önceden izin alınmaksınız başka platformlarda yayınlamaz, sadece kaynak gösterilerek ve yazar ismi zikredilerek KISA ALINTILAR yapılabilir. Aksine davranış Fikir ve Sanat Eserleri yasasına aykırılık teşkil edecektir.

16:50
Top