2007'den Bugüne 86,009 Tavsiye, 26,779 Uzman ve 19,114 Bilimsel Makale
Site İçi Arama
Yeni Tavsiye Ekleyin!



.
Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Yaşam Boyu Başarı Ödülü Röportajı
YAZI #1169 © Yazan Psk.Dnş.Ercan TEKİN | Yayın Haziran 2011
Bu yazı her ne kadar bir makale olmasa da, bir çok makaleden daha değerli bilgiler taşımakta. Yıllardır eğitim ve ruh sağlığı alanında çalışmalar yapmış bir "değerin" bizlere ifade ettikleri, bir çok meslektaşımın ilgisini çekecektir.


Başlarken
Acaba kaçımız yansıtabiliyoruz hayatımıza aldığımız akademik eğitimleri ve hangimiz bitmek tükenmek bilmeyen bir enerji ile çabalamaktayız. “zor” diye bir kavramın olmadığını göstermekte bizlere “İbrahim Hoca”. Aslında herşey kullandığı dilde gizli, bu kadar başarılı bir hayatın arkasında yatan ruh!
Söyleşimiz sırasında o kadar fazla kullandı ki “çabalamak, mücadele etmek, anlamaya çalışmak” sözcüklerini biraz da ele veriyordu bu kadar başarının nasıl olabileceğiniz.. Alanımızın onca sıkıntıdan emekten sonra bu noktaya gelmesi elbette kolay olmadı. ve sadece İbrahim Hocamız da yoktu alanımız için çaba sarf eden ancak kendisinin yeri bir başka bizler için…
Yukarıda tekrar ettiğimiz gibi sadece akademisyenlik babında değil İbrahim Hocanın çabalaması. gerek topluluğumuzun oluşması ve ürettiklerini sunması, gerekse kongre hazırlık aşamasında her zaman yanımızda oldu.. Ne kadar teşekkür etsek azdır kendisine ancak tabi ki bu ödül, yardımlarından dolayı verilmiş değil’!!
Ortada, bilime, eğitime adanmış bir hayat var ve bu sadece okul sıralarından başlamış bir süreç değil. Hayat mücadelesini eğitim almaya adamak, hele ki onun yaşadığı zamanı düşünürsek, kolay olmadığını hissedebilirsiniz belki… Bitmek bilmeyen enerji dedik. En son mersine gittiğini duyduk.:)
Kendisine Türkan Hocamızla sürdürdüğü hayatında, gülen yüzünden hiçbir parçasının eksilmemesini diliyoruz…
Özgeçmişini de okumanızda fayda var diye düşünüyoruz…Belki bir kaç “İbrahimler” daha çıkar içimizden…
Biz sözü fazla uzatmadan neler konuştuğumuzu sizlerle paylaşalım…

Özgeçmiş…
İbrahim Ethem ÖZGÜVEN, Öğretmen Okulu’ ndan ve Gazi Eğitim Enstitüsü Pedagoji Bölümü’ nden mezun oldu. Amerika’ da George Peabody’ den Psikoloji Lisansı (SB), Columbia Üniversitesi’ nden psikolojik ölçme tekniğinde uzmanlık (MA) Hacettepe Üniversitesi’ nden Psikolojik Danışma ve Rehberlik alanında doktora (PhD) dereceleri aldı.
İbrahim Ethem ÖZGÜVEN, İlkokul Öğretmenliği, Milli Eğitim Bakanlığı Test ve Araştırma Bürosu’ nda Uzmanlık ve Ölçme Bölümü Başkanlığı, Gazi Eğitim Enstitüsü’ nde Ölçme, Araştırma ve İstatistik Dersleri Öğretmenliği yaptı. Sorumlu kişi olarak İstanbul ve Bolu Deneme Okulları projelerini, Anadolu Liseleri, Fen Liseleri, Yatılı Okullar, Eğitim Enstitüleri ve üniversitelerin bazı özel okul ve kurumların öğrenci ve personel seçme projelerini, MEB 1962 ilkokul programını değerlendirme projesini yürüttü. Dışişleri Bakanlığı Uluslar Arası Kültürel İlişkiler ve UNESCO Eğitim Komisyonları’ nda çalıştı. Milli Eğitim, Gençlik ve Spor Bakanlıkları Danışmanlığı yaptı.
Amerika’ da Princeton Educational Testing Service’ de bir yıl çalıştı. Connecticut Üniversitesi’ nde Psikolojik Testler ve İstatistik dersleri verdi. YÖK Dünya Bankası Eğitim Projesinde danışman olarak üç yıl çalıştı ve İngiltere’ de bu konuda hizmetiçi eğitim gördü…
Otuz yıl Hacettepe Üniversitesi’ nde Psikolojik Danışma ve Rehberlik Bölümü’ nde öğretim üyesi ve yönetici olarak çalıştı. İbrahim Ethem ÖZGÜVEN, 1975 yılında doçent, 1980 yılında profesör oldu. Üniversite içinde Anabilim Dalı Başkanlığı, Bölüm Başkanlığı, Fakülte Kurulu, Yönetim Kurulu Üyelikleri, Dekan Yardımcılığı, Dekan ve Senato Üyeliği gibi hizmetlerde bulundu. Psikolojik Danışma ve Rehberlik Anabilim Dalı Lisans, Yüksek Lisans ve Doktora Programları’ nda Psikolojik Testler, Ölçme Tekniği, Araştırma Tekniği, Test Geliştirme, Bireyi Tanıma Teknikleri ve Test Dışı Teknikler gibi dersler okutmuş ve Tez Danışmanlığı yapmıştır. Halen PDREM Yayınları sorumlusu olarak aktif mesleki çalışmalarını ve yayın yaşamını sürdürmektedir.
Türk Psikolojik Danışma ve Rehberlik Derneği kurucusu ve Psikoloji Derneği üyesi olan İbrahim Ethem ÖZGÜVEN, Araştırma Raporu, Kitap Makale, Psikolojik Test ve Envanter olarak yaklaşık 150 kadar yayın yapmıştır. Evli ve iki çocuk babası olan ÖZGÜVEN İngilizce ve Fransızca bilmektedir.

Söyleşi…
Ankarapdr: Sizinde bildiğimiz gibi 12–14 Temmuz 2006 tarihinde Ankara Üniversitesi PDR Topluluğu olarak 650 ye yakın katılımcı ile III. Ulusal PDR Öğrencileri Kongresi’ ni düzenledik.
Kongrede gerçekleştirmek istediklerimiz, öğrencilerde mesleki bilincin yerleşmesine ve gelişmesine dair çalışmalar yapmak, yıl boyunca alanımız üzerine yaptığımız akademik çalışmaları, farklı bir platformda meslektaşlarımız ile paylaşmak, en önemlisi de, bu yılki kongremizin başlığını oluşturan “PDR ve Değişen Yüzü ” nün ortaya koyduğu anlamı tartışmak idi.
İnsanların doğal yaşama ortamından her geçen gün uzaklaştığı, bu süreçlerin farklılaştığı ve öznelleştiği, birçok etkenle açıklanabilecek değişimlerin çok çabuk gerçekleştiği ve hızlı yaşandığı bu dönemde endüstri, sağlık, adalet, eğitim gibi alanlarda çalışmalar yapan Psikolojik Danışman ve Rehberlik Uzmanlarına çok fazla iş düştüğünün bilincindeyiz.
İşte bizler de Ankara Üniversitesi PDR Topluluğu olarak bu yılki kongremizde de Psikolojik Danışma ve Rehberlik Hizmetleri’ nin çeşitli çalışma alanlarında ne kadar gerekli – önemli olduğunu vurgulamaya çalıştık. Sadece MEB bünyesinde değil, insanın olduğu her yerde PDR Hizmetleri Uygulayıcısı’ nın bulunması gerektiğine inanıyoruz. Bildiğiniz üzere Kongre’ de de bu görüşü desteklemesi amacı ile bir Panel düzenlendi ve siz de oturum başkanı idiniz.
Panelde, “Psikolojik Danışma ve Rehberlik Hizmetleri’ nin “Değişen Yüzü” hangi alanlarda?, Psikolojik Danışma ve Rehberlik Hizmetleri gerekli mi, değil mi? Belli bir uzmanlık gerektirir mi ? Hangi aşamalarda ve süreçlerde müdahalede bulunmak gerekiyor?” bunlara değinildi. Siz burada da bizleri yalnız bırakmadınız. Bunu için çok teşekkür ediyoruz. Öğrenci Kongrelerinde, etkinliklerinde alanımıza emek vermiş hocalarımızı yanımızda görmek bizim için moral verici oluyor. Deneyimlerinizden yararlanmak bizlerde tecrübe katıyor.
615 katılımcı 50 ye yakın akademisyenin katıldığı kongremizin tamamında bizlerle birlikte idiniz. O üç gün boyunca öğrenciler ile iletişimiz nasıldı, neler yaşadınız? Öncelikle kongrenin genel bir değerlendirmesini alabilir miyiz ?

İbrahim E. ÖZGÜVEN: Topluluğunuzun düzenlediği kongre Boğaziçi ve Selçuk Üniversiteleri’ nin ardından üçüncü kongre idi. Geçen yıl da talepler vardı ama sonuçta Ankara’ da oldu. Kongre katılım itibari ile, ele alınan konuların anlamı ile olsun istenilen seviyenin üstünde bir kongre oldu. Konuştuğum meslektaşlar da üst düzey bir kongre olduğunu belirtmekte.
Bu kongrelere gerçekten ihtiyaç var . Şu bakımdan ihtiyaç var. 1982’ de lisans ve lisansüstü programlar YÖK tarafından yasal bir yönetmeliğe bağlandığı zaman PDR Programını hazırlama işini YÖK bana vermişti. Ben bir model hazırlayacağım ve YÖK’ de modelimiz budur diye diğer üniversitelere yollayacak. Bu oldukça sorumluluk gerektiren bir olaydı.
Ben yerli olsun yabancı olsun Türkiye’ deki İngilizce ve Türkçe öğrenim veren kurumları taradım. Sonrasında şöyle bir program ortaya çıktı. Bu programda ilk iki yılı ortak Eğitim Bilimleri Programı idi ve PDR Programı da anabilim dalı idi. Bütününde PDR Programını hazırlarken diğer anabilim dallarını da düşünmek zorunda idi. Neydi bunlar? Ölçme Değerlendirme – Yönetim… Peki, o zamana kadar birlikte hizmet veren bu anabilim dallarını nasıl eğitime devam edeceklerdi. Çünkü en büyük sorun personel sorunu idi. Bunun içinde ben ODTܒ deki bir programın model olarak bize uygun olabileceğini düşündüm. Orada üç farklı program ilk iki yılını ortak yapmış 3. ve 4. yılında da herkes kendi anabilim dalının programını işlemekte. O zamanki akademisyen sıkıntısı yüzünden bunun Eğitim Bilimleri’ ne uygun olabileceğini düşündüm. Sosyoloji, psikoloji Program Geliştirme gibi temel dersleri aldıktan sonra PDR ile ilgili konuları kapsayan bir program hazırladım. Üniversiteler son iki yıl için de kendilerine özel programları hazırlayacaklardı. Bunu YÖK’ e Birol ATAMAN götürdüm. Yalnız bir endişem var dedim. Biz bunu bütün fakültelere genişletirsek, bu dersleri okutacak hoca bulamayabilirler dedim. O bakımdan her üniversite kendi olanakları bakımından %30 olarak programı değiştirme yetkisi tanıyalım önerisini sundum. % 70 i ortak, %30 fakülte olanaklarına göre değiştirilebilecek. O zamanki duruma göre kadro bakımından, ekip bakımından, öğretmen bakımından en zengini Hacettepe Üniversitesi idi. Ankara Üniversitesi de gelişmekte idi. Şimdi, PDR programlarına bu yönden bakınca üniversiteler vezir olmuş gibi çalışıyor. Yani fakülteler birbirinden habersiz olarak çalışıyor. Kendi içinde bir rezervasyon yapmaktalar. O zaman 9 tane idi şimdi 26 programda PDR programlarına olarak ne yapılıyor ne ediliyor? Teorik düzey nedir uygulama düzeyi nedir? Öğrencilerin düzeyi nedir? Üniversite bunlara cevap verebiliyor mu? Buna bağlı olarak üniversitelere uyarıcı olarak ne tür öğretmen yetiştirmeleri gerekiyor. Bunlar muallakta idi. Bilmiyorduk birbirimizi çünkü etkileşimimiz yoktu ne yazık ki! İşte o zamanki PDR Kongreleri akademik oluyor, hocalar belli konuları ele alıp yaptıkları araştırmaları anlatıyordu fakat bu programlardan etkilenen öğrencilerin sesi çıkmıyordu. Bu yüzden ben bu kongrenizi ilk başlatana büyük saygı duyuyorum. Güzel bir şeyi başlatmış oldu.
Bizim amacımız hangi program olursa olsun iyi öğrenci yetiştirmekti. Bakalım öğrenciler mutlu mu bu program da? İşte buralarda, bu tip organizasyonlarda dile gelmekte bunlar. Kendi üniversitelerinde söyleme fırsatı bulamasalar da burada bunların hepsi dile getiriliyor. Öğrenciler alanındaki duyumlarını hislerini dile getirebiliyor. Bu da alanın gelişmesine yardımcı oluyor.
Bir de bu kongrelerin söyle bir faydası var. Sadece PDR okul içinde olur diye bir algı vardı. Bu kongrelerde gördük ki yapılan çalışmalar alanın sadece okullarda yer almadığını göstermekte. Psikolojik Danışma ve Rehberlik Hizmetlerine okul içinde de dışında da ihtiyaç var.
Okul hizmetlerinde 250 öğrenci için bir danışman düşmekte. Uluslararası standart budur. Bir hesaplarsak bizde 65,000 danışman gerekmekte sadece okul için. Ama bizde var olan 8000–10000 kişi. Bir de danışmanlar okullara gittiklerinde kalabalık bir öğretmen grubu içinde bir tek kişi olarak kalıyorlar ve Psikolojik Danışmanın ne yaptıkları öğrencilere ne katkı sağlayacağı - işlevi anlaşılamıyor. Bu sorunlar dile getirilmesi çözüm adına güzel…
1990’ lı yıllarda ben Amerika’ dan, bu alanın uzmanlarından birisini Ankara’ ya davet ettim. Bizim uygulamalarını görmesi için Ankara’ daki Kız Lisesi’ ni ziyaret ettik. Danışmanları dinledi, öğrencileri ve öğretmenleri dinledi. “Danışmanların, öğretmenlerin statüsünden bir derece üstün olması gerekiyor ve sayıları çok az dedi. Aynı zamanda kendilerini okula kabul ettirmekte zorlanmaktalar. ” diye bir tespiti vardı ve son derece yerinde idi.
Danışmanlarımıza biz ne yapacaklarını öğretiyoruz ama okullarda danışmanların pek başarılı oldukları söylenemez. O nedenler danışmanların önemli bir kısmı okullarda çalışmıyor. Okul dışında istihdam ediliyor. Mesela nerede? Sanayi alanında, Personel Daireleri’ nde, İnsan Kaynakları Yönetiminde ve Özel Eğitim Hizmetleri alanında ve Aile Danışmanlığı gibi çeşitli danışmanlık alanlarında çalışıyorlar. Çoğu Milli Eğitimde çalışıyor gibi görünse de bu alanda da çalışan yüzlerce danışmanımız var.
1979 – 1980 Hacettepe Üniversitesi’ nin programında Personel Seçimi, Aile ve Evlilik Danışmanlığı gibi dersleri programa koymuşuz. Fakat yeter mi? Hayır! O dersleri aldıktan sonra bu alanlar üzerine uzmanlaşılmalı. Biz o dönemlerde ortaöğretimi hedef alarak, sadece onu düşünerek programları hazırlamışız. Ama şimdi okul öncesi eğitim de yaygınlaşmakta. Okul öncesi eğitimde, gelişim psikolojine ağırlık veren bir anlayış var. Öğrenci ile değil aile ile çalışıyorsunuz. Bu da ayrı bir alan. Veya meslek seçimi, mesleğe yöneltme. Bunlar var gibi ama ihtiyaç giderek arttığı için bizim PDR Programı lisansta bölüm düzeyinde olmalı . Mesela “Okul Öncesi PDR Hizmetleri, Meslek Rehberliği – Evlilik ve Aile Tterapisi”. Şimdi devletin sosyal hizmetleri arttıkça yaşlılara yönelik hizmet verilmesi gerekmektedir. Yaşlılara yönelik çeşitli programların olması gerekmekte. Bizim programlarımıza da bunlar eklenmeli. Bu değişiklikler yavaş yavaş oturacak diye düşünüyorum. İşte “Öğrenci Kongreleri’ nde” bunlar tartışılacak ve zaman içinde bu şekle dönecek… PDR Programı bu etkileşimlerin ürünü olarak daha da zenginleşecek diye düşünüyorum.
Ankarapdr: Siz öyleyse Psikolojik Danışma ve Rehberlik Hizmetleri’ nin bölüm olarak açılmasını, Aile Danışmanlığı, İnsan Kaynakları Yönetimi gibi bölümlere ayrılmasını benimsiyorsunuz…
İbrahim E. ÖZGÜVEN:Anabilim dalı olarak daha çok seçmeli derslerle de yöneltilebilir. Ama biçimsel olarak bir alt bilim dalı olmayınca etiketi sağlam olmuyor. Tamamı Psikolojik Danışma ve Rehberlik oluyor. Hizmete uygun bir diploma olması gerekli. O bakımdan PDR programları bölüm düzeyinde olmalı. Bir başka şey ise MEB’ ini tutumu. PDR servislerini okullardan alalım da RAM’ lara verelim şeklinde… Belki sorularınız içinde de vardır.
Dernek başkanımızla birlikte bakanlığa gittik durumu anlattık. Her yerde RAM’ların olmadığını sadece illerde olduğu ilçelerde açılmasının bakanlığın durumunca imkansız olduğunu ve RAM’ ların Özel Eğitime uygun olduğunu belirttik. Çünkü Özel Eğitim Hizmetlerinde 8-10 alan var ve PDR de bunlardan biri gibi duruyor. Zaten Türkiye’ de PDR ihtiyacını karşılayacak bir imkan yok ki . Bakanlığın desteği de özel eğitime alanına. Bu yüzden RAM’ lara çekilmenin doğru olmadığını belirttik. Sonrasında uygulama durdu. Zannediyorum ki bu çıkışımızın RAM’ lara atanmanın durdurulmasında etkisi büyüktü…
Ankarapdr: Bir de Psikolojik Danışmanlık dediğimizde toplumda kabullenmişliği biraz az gibi görünmekte. Mesleği bilmiyorlar. Kendimizi henüz okullara kabul ettiremediysek RAM’ larda nasıl kabul ettireceğiz…
İbrahim E. ÖZGÜVEN: Tabi, rama gönderilmesi için okullarda bir incelenmesi lazım… Yani “doktor tabiri ile” bir teşhisin bir tanının konması lazım. Bir önsezi bekli de. Bunu kim yapacak okulda? Bir sürü okulda ikili öğretim var. Bireysel olarak öğrencilerle ilgilenme imkanımız yok… Bu yüzden merkeze alınma hiç uygun değil…
Ankarapdr: Düzenlenen kongrede sunumlara girdiniz, bildirileri dinlediniz. Üç salonda 37 araştırma vardı ve tamamı öğrencilere aitti. Emek verilmişti çalışmalara ve bu açıkça görülmekte idi. Ve bu yüzden de bize gelen çalışmaların biz hiçbirini geri çevirmedik…
Profesyonele yakın diyebiliriz sanırım yapılan araştırmalara… Sizce öğrencilerin yaptıkları bildiriler nasıldı? Dikkatinizi çeken konular nelerdi?
İbrahim E. ÖZGÜVEN: Bildiğiniz üzere benim temel alanım Ölçme Değerlendirme ve İstatistiktir. Ben şunu açıkça söyleyeyim. Methetmek gereken bir duygu içinde de değilim. Oradan çıktığım zaman gittim Binnur hocayı (Yeşilyaprak ) gördüm. Sordu bana, “Bütün salonları gezdin mi?” diye. “Gezdim” dedim. Ve gezdiğim salonların hepsinde de izlediklerime hayran kaldım. Ne yönden hayran kaldım? O çocuklar araştırma tekniğinin usul ve yöntemine ve bir de verilerin analizi ile ilgili çok güzel sistematik araştırmalar yapmışlar. Her birinin ayrıntısını hatırlayamıyorum ama sonradan inceledim, bizim hocaların araştırmalarından farksızdı. Hepsi çok güzeldi. Kutluyorum bizim çocuklarımızı ve bizim çocuklarımın hepsi iyi yetişiyor diye göğsüm kabarmakta…
Ankarapdr: Diğer kongrelere baktığımızda bu kadar çalışma gelmemişti. Burada 37 tane vardı. Bildirileri salonlara yerleştirirken nasıl yapılacağını şaşırdık. Biz de bu kadarını beklemiyorduk. Ancak umarım gelecek yıl bu sayı daha da artar…
İbrahim E. ÖZGÜVEN: Bir de şu var. Eğitim hizmetlerinde “MEB’ de şimdi bunu yapmak istiyor ya” Hoca geliyor, dersi anlatıyor ve öğrenci not tutuyor. Öğrenci de onlara çalışıyor. Bunu eğitimden çıkarmak lazım. Özellikle de üniversite düzeyinde. Üniversite öğrencisi araştırma yapacak, onu sınıfına veya böyle ortamlara getirecek tartışacak ve yaşamına aktaracak… Böylece akademik aktivite teke tek iletişimden, çoklu iletişime geçecek. Bu kongreler, toplantılar doğrultusunda ise öğrenci burada araştırmasını yapacak anlatacak ve özgüvenini arttıracak. PDR öğrencileri burada bunu yineledi.
Ankarapdr: Gelecek yılki kongremiz Malatya’ da. Malatya için önerileriniz neler? Olmazsa olmaz dedikleriniz var mı? Beklentilerinizi neler?
İbrahim E. ÖZGÜVEN: Dönem başında siz geldiniz sizlerle de konuşmuştuk, beklentilerimi anlattım… Madem bu “öğrenci kongresi” ise öğrenciler rol alsın. Araştırma yapsınlar ve hocalar kendilerini biraz geri çeksinler. Kürsüden insinler diye düşünüyorum. Ama hocalar da bulunmalı kesinlikle… Gerek oturum başkanlıkları gerekse Düzenleme Kurulu olarak… Ama akademisyenlerde şu var. Öğrencileri oturum başkanlığını yönetemez! Ben de bunun mantığını anlamıyorum. Bu da geliştirir öğrenciyi. Bunlar da kongrelere katılımı ve araştırma yapmayı arttıracak diye düşünüyorum. Hocalar gelmesin değil. Gelsin ama çok da karışmasınlar…
Ankarapdr: Programların nasıl olmasını düşündüğünüz modeli söylediniz. PDR Hizmetlerini hak ettiği yere ulaşması için ne yapılmalı… Toplumda farklı bir bakış açısı olduğunu düşünüyoruz. Nelerin gerçekleştirilmesi gerekir ve biz öğrencilere bu konuda ne düşer?
İbrahim E. ÖZGÜVEN: PDR Hizmetlerinin olması gereken yere gelmesi çok boyutlu bir olay. Ne sadece akademisyen ne de öğrenci ile olur bu süreç. Mesela neler var anlattıklarımın içinde? Bir kere YÖK’ e bağlı üniversitelerin yüksek lisans programlarını yürüten öğrenci sayısını arttırması lazım. Denizli’ ye gittik mesela kaç kişi var? Sayı sınırlı. Samsun’ da çeşitli hocalar var ama alandan olan hocaların sayısı pek yeterli değil. Bunun da çıkış yolu PDR yüksek lisans programlarını yürüten anabilim dalları çaba içine girecek ve personel yetiştirecek. Kaldı ki bu personel lisans programlarına hoca olarak gidecek ve gelişim hızlanacak. Bildiğim kadar ile yeterli hoca yok. Diğeri ise; MEB yeteri kadar kadro vermiyor. Mesela 800-1000 kişilik okula danışman yolladım, danışmanı var diyor. Nerede yetecek bir danışman 1000 kişiye. Bu kadrolar artmalı. Mezun olanlar okulda çalışmıyor demiştim. Dershaneye, bankalara gitmekteler. Her işe koşan bir meslek olma yolunda PDR. “İlla da PDR alanında çalışacağım.” gibisinden bir çaba yok mezunlarımızda.
Bir de bunların hizmetlerini düşünerek öğretmen ders saati sonrasında gidiyor. Ama danışman bütün gün olmak zorunda olmalı. Hatta yaz tatili bile kalkmak üzere. Bunları düşünerek PDR Hizmetlerinin statü ve imkanlarını arttırmaları lazım.
Bir de tabi PDR Hizmetleri bireylere testler uygulamayı, meslek gelişimlerini, kişilik gelişimlerini, zihin gelişimlerini ölçmeyi ve onlara göre de yardım sağlamayı öngörür. Türkiye’ de PDR Hizmeti’ nde ölçme araçları geliştiren bir kurum yok. MEB’de var Rehberlik Bölümü’ nde ama yetersiz. Bunları okullara gönderecek bir işleyiş yok. 1953’ te Test Araştırma Bürosu kurulmuştu ve ben de çalıştım orada. Biz test hazırlardık o zamanlar. Okullara gönderirdik. Özellikle ölçme aracı geliştirme yönündeki çabalar durakladı, göremiyorum ne zamandır. Bunlar gerçekleşirse alana katkı sağlar. Bir de dünya ne yapıyor? Dünyada yapılanları geliştirilenleri inceleyip uyarlamak lazım. Üniversitelerin MEB’ in sorumluluğu var.
Öğrencilerin sorumluluğuna gelince; nerede daha iyisi var onu bulacaklar, onu tartışacaklar gündeme getirecekleri ki hocalarda bunu genişletsin. Gerçekten sınırlı bir alan içinde çalışıyoruz. Etkileşimlerimizin artması lazım. Kongrelerde sizler farklı üniversitelerden geldiğiniz için bunları anlattığınızda, sıkıntılar su yüzüne çıkıyor…
Ankarapdr: Alanda çalışanların verdiği ve biz öğrencilerin verecekleri hizmetlerin daha nitelikli olması için PDR Hizmetlerini verecek olan personelin yetiştirilmesinden tutun, kadrolara kadar imkânların arttırılması gerekli, diye düşünüyorsunuz ve öğrencilere de araştırma yapma, bilinçlenme ve bilgi birikimlerini sürekli artırma, yerli ve yabancı literatürü incelemeleri gibi sorumlulukların düştüğünü düşünüyorsunuz…
İbrahim E. ÖZGÜVEN: Öğrencilerimizin kafalarına takılan noktaları araştırmak. İletişim becerilerini yükseltmek. Şimdiki öğrenciler evrensel bir tartışma platformunda şikâyetlerini rahatlıkla dile getirebiliyorlar. Sizde ne varsa söylemelisiniz.
Ankarapdr: Mezun olan arkadaşlarımızdan duyduğumuz kadarı ile “kaba bir tabir ama” “PDR Hizmetlerini vermek Türkiye’ ye 2 beden büyük geliyor, çünkü hizmeti alacak olan kitlenin büyük bir kısmı bunu benimsememiş” diyorlar… Bu tarzda bir bakış açısı var. Bunu nasıl karşılıyorsunuz ?
İbrahim E. ÖZGÜVEN: Belirttiğimiz gibi danışmanlara çalıştıkları kurumlarda yüksek statü sağlanmalı. Bu da nasıl olur yüksek lisans ile olur doktora ile olur. Daha önce bahsettiğimiz gibi uzman Amerikalı meslektaşımız 1985’ li yıllarda lisanstan yetişmiş danışmanlarla yürüttü bu işi. Ne zamanki yüksek lisanstan mezun olan öğrenci sayısı arttı, danışmanlar okullara yerleşti, o andan itibaren lisans düzeyinde atamaları durdurdu ve sadece en az yüksek lisans yapmış danışmanları “mesela” okullara atamaya başladı…
Bir de üniversitedeki PDR programlarını yürüten hocalara büyük iş düşüyor. Yüksek lisanstaki öğrenci sayısına fazla kontenjan ayırmalılar. Bu da PDR Hizmetlerinin farklılıklarını ve gerekliliklerini çevredeki insanlarını görmelerini sağlar.
Tabi, bir de MEB’ in bu atama sayısını arttırması lazım. Birkaç Okul Psikolojik Danışmanı, okulda bir araya gelip okulun eğitim politikasını belirlemek zorundalar… Ancak bu yolla sizler olması gereken hakka kavuşursunuz. Mesela şimdi siz mezun oldunuz atandınız… Okulun müdürü ile işbirliği yapacaksınız. E müdür PDR Hizmetlerinin gerekliliğini ve önemini biliyor mu ki? Yani bu kişini orada kendisini ortaya koyabilmiş değil. İşte bu yüzden PDR Hizmetleri okullarda anlaşılmış değil. Bunların önüne geçmek için yüksek lisans öğrenci sayısı artacak buna bağlı olarak MEB deki personelin arttırılması lazım…
Ankarapdr: Daha önce de bahsettik ama bizler PDR Hizmetleri eğitimin nitelikliliğini nasıl arttırabiliriz? Alan dışı atamalar ya da üç aylık formasyonlar ile PDR Hizmetleri Uygulayıcısı olmak! Bu konuda ne düşünüyorsunuz?
İbrahim E. ÖZGÜVEN: Tabi bunlar da hiç kabul edilesi değil. Onlar yetişmiş personel değil ki. Onlar sadece izlenimi alıyor ve olması gerekeni yapamıyorlar. Sonuçta bu da PDR hizmetlerine zarar veriyor. Bu da MEB’ in yapmaması gereken bir yanlış…
Ankarapdr: Bir de üniversitelerde aldığımız eğitimlerde oldukça farklılık göstermekte. Bu bizi, alanımızı nasıl etkiler?
İbrahim E. ÖZGÜVEN: Bütün üniversitelerde temel bir program eşliğinde ortak standart bir eğitim olmalı. Ondan sonra işte Aile ve Evlilik Terapisi, Ortaöğretimde Rehberlik gibi alanlara ayrılmalı… Yok, eğer YÖK bu şekilde ayrılmaya izin vermez, PDR Anabilim Dalı haline gelmezse, bu dersler de seçmeli olarak alınır ve gerek hocaların yönlendirmesi gerekse öğrencinin istekliliğine bağlı olarak yapılandırılmaya gidilir.
Ankarapdr: Bu yıl açılan bölümler ile PDR Programı lisans eğitimi veren fakülte sayısı 26’ ya yükseldi. Var olan fakültelerin akademik kadrolarına baktığımız zaman Profesör olmayan fakülte olduğunu görmekteyiz. Sınırlı bir kadro ile eğitim veren lisans programları var. Peki, yeni açılan fakültelerde nitelikli PDR eğitimi verilebilecek mi?
İbrahim E. ÖZGÜVEN: Öğretim elemanı çok önemli, işin temeli. Öğretim elemanı yetersizse orada ilk önce yüksek lisans programını kaldırmak lazım. O zayıf kadro ile lisans eğitimine ağırlık vermeli. Yüksek lisans eğitimine kendisini vermemeli. Yüksek lisans ve doktora programını iyi yapan üniversitelere kendi öğrencilerini göndererek kendi kadrosunu da hazırlamalı… Tabi bunu da personeli arttırma ihtimali yoksa… Ben illa eğitim vereceğim diye bu işe kalkışmamalı…
Ankarapdr: Peki kimin denetlemesi gerekli bunu? Mesela dernek?
İbrahim E. ÖZGÜVEN: Dernek bunu yapabilir mi yani denetleyici olabilir mi? Sanırım yapamaz çünkü böyle bir hakkı yok derneğin. Derneğin ancak meslek odası olduğu takdirde denetleme yetkisi oluyor. Dernek şu anda tavsiye niteliğinde kalmakta… Ne zaman dernek meslek odası olur, dernek o zaman işlevlik kazanır bu konuda. Biliyorsunuz Tuncay hoca (Ergene) meslek odası olma yolunda yasa tasarısı hazırladı. Onun için uğraşıyoruz. Psikoloji Derneği de başaramadı bunu uzun yıllardır çabalarına rağmen. Umarım biz bu konuda başarılı oluruz.
Mesela bu da alanla ilgili bir problem, yeri gelmişken anlatayım… Geçenlerde Trakya’ dan birisi aradı. PDR Programından mezun birisi. Okul Psikolojik Danışmanlığı yapmakta, dışarıda da özel olarak çalıştığı bir büro açmış. Açma yetkisi yok aslında… Ve bir de psikiyatrist böyle bir büro açmış. Bizim danışmana daha çok danışan gelince psikiyatrist bunu şikayet etmiş. Aradı beni “hocam ne yapmalıyım ?” diye soruyor. “E yasal hakkın yok ki!” diye moralini bozmak istemedim, aslında olabilmeli… Ne tür faaliyetler yaptığını sordum. Saydı 12-13 çeşit faaliyeti. Peki en iyi hangisini yapıyorsun? dedim. Sayısı 4-5 e düştü. Bunları yapmaya devam et dedim.
Çünkü suç unsuru bir şeyi yanlış yapmaya başladığın zaman ortaya çıkar… O “iyi bilmediği şeyi yapmaya kalkarsa, yanlış olma olasılığı artacak” diye öyle söyledim… Sonra da aramadı, bilmiyorum ne oldu…
Ankarapdr: Peki hocam PDR Hizmetleri psikolojinin uygulama alanı mı yoksa başlı başına bir alan mı?
İbrahim E. ÖZGÜVEN: Şimdi, bizim kökenimiz psikoloji. Psikoloji bilmeden PDR Hizmeti vermek mümkün olmaz. Psikoloji Derneği meslek odası yasasını çıkarmak için tasarısını meclise yollamış. Meclis de Sağlık Bakanlığı’ na incelemesi için veriyor. Sağlık Bakanlığı da Ankara Üniversitesi Dil Tarih Coğrafya Fakültesi’ nde ilgili hocaları toplamış, fikir almaktalar. Hacettepe Üniversitesi’ nden de ben oradayım.
Baktım onların tasarısına sadece klinik psikolojisini ilgilendiriyor. Yani büro açma yetkisi için hazırlanmış. Ben dedim ki; “Biz de psikoloji içindeyiz. Bizi ayrı görmemelisiniz. Biz de psikoloji kökenliyiz. Hatta PDR Hizmetlerinin kökeninin psikoloji olması gerektiğine inananlardan biriyim. Bu yasa sadece klinik psikologları içermekte. Psikoloji koskoca bir çınar ağacı gibidir. Küçük veya büyük 18–20 farklı dalları vardır dedim. Köken psikoloji olsa da ayrılıyor. Eğer bu yasa böyle çıkacaksa psikoloji alanına hizmet edeceğine dair şüphelerim var dedim. Diğer alanları da içerisine alacak şekilde hazırlanırsa biz de destek veririz dedim.” Sonra çıkmadı zaten…
Psikoloji farklı değil. Bizim kökenimiz psikoloji. Psikolojiyi tanımladığımız zaman “ İnsan davranışlarını inceleyen bir bilimdir.” diye açıklıyoruz. Peki biz ne yapıyoruz? Hiç gözlem yapmadan çocukların davranışlarını incelemeden tavsiye veren birileri değiliz. Biz de davranıştan hareket ediyoruz. O davranış normal mi, değil mi? Ona göre de bireye yardım etmeye çalışıyoruz.
Yalnız bir şey söylemeden geçmeyeceğim; psikologlar ile danışmanlar arasında benim bulabildiğim en temel şey psikologlar tıp geleneğine göre bir nevi “teşhis koyma” hastalığındalar. Biz öyle değiliz. Biz bireyi anlamaya çalışırız, ama şunu da biliriz; tam anlayamamış olabiliriz. Veya sözel etkileşimde düşündüğünü tam anlatmamış olabilir… Bizler bireylerle konuşarak olasılıkları değerlendiririz. Son kararı bireyin kendisi yani danışan verir. Direktif vermeyiz biz. İşte orada tutum farklılığı var.
Bugün bir doktora gidiyorsun bir teşhis koyuyor sana. Farklı bir doktora gidiyorsun o farklı bir teşhis koyuyor. Bizler bir şeyin bilinemeyeceği olasılığına dayanarak danışma yaparız. Olasılıkları buluruz. Ama bireyin tutumunun ne olacağı tepkisinin ne olacağı konusunda bilgi veririz. Birey kararı kendisi verir. Ne yapacağını öğrenir. Biz danışmanlar herhangi bir şey empoze etmeyiz. Standart bir kalıbımız yoktur. İnsancıl Psikoloji’ yi savunduğumuz için, o da bunu öngörüyor…
Ankarapdr: Kongre Düzenleme Kurulu olarak, alanımıza gönül vermiş, hiç bir zaman emeğini esirgememiş ve hala çalışmalarını sürdüren bir akademisyenimize ”Yaşam Boyu Başarı Ödülü’ nü” vermeyi istedik. Aklımıza ilk gelen de İbrahim Ethem ÖZGÜVEN’ di.
650 PDR öğrencisi önünde bu ödülü almak nasıl bir duygu idi? Bunları bizimle paylaşarak söyleşimizi sonlandıralım…
İbrahim E. ÖZGÜVEN: Gerçekten çok teşekkür ederim.Sizler zaten benim özgeçmişimi biliyorsunuz. Diğer söyleşilerimizde de kısaca bahsetmiştim. Benim bireysel olarak hep kendi çabam içinde bu hale geldim yani… Babamı küçük yaşta kaybettim, annem dört çocukla dul kalmış. Bulunduğumuz kasabada ilkokul var, ondan sonra okul yok fakat annemin uyanıklığı ile bizi işte bir katırımız vardı; unumuzu, bulgurumuzu, tarhanamızı yükleyip komşu kasabaya giderdik. 12–13 yaşlarında oluyor bunlar… Bizim gibi birkaç öğrenci ile ev tutardık. Yanımızda bazen biri olurdu bazen olmazdı. O şartlarda ortaokulu bitirdik. Çok şükür ortaokulu da üst düzeyde bitirdim… Üç kişi seçerlerdi öğretmen okuluna yollamak için. Onlardan birisi de bendim. Başka türlü devam etme imkanımız yoktu zaten. Adana Erkek Öğretmen Okulu’nda okudum üç sene de. Orada da başarılı idim. Sonra Gazi Eğitim Enstitüsü’ ne geldim… Gazi Eğitim’ i de benzer şartlarda bitirdim. Hep bir çaba verdim. Kişisel çaba. Yani sırtından birisi seni desteklemiyor. Ama sen durum yaratıyorsun ve o koşullarda seni okuma mücadelen. Burs için sınava giriyorsun ki bi çok sınava giriyorsun.
Tabi, meslektaşlar sadece üniversitedeki PDR Hizmetleri alanındaki çabamızı biliyorlar. Orada bir sürü belge var, rektörün verdiği takdirname var. Fakat bunlar bir süreyi kapsıyor. Mesela rektör beni nerede görüyor? Göreve geldiğimde yaptığım çalışmaları görüyor. Diğerlerini bilmiyorlar… İşte o sizin verdiğinizde o “yaşam boyu” sözcüğü var ya beni çok etkilemişti, duygulandırmıştı. Özür dilerim kendimden bahseder hale geldim… Yani yaşam boyu gerçekten nereye gittim ne yaptıysam en iyisini yapmaya çalıştım ve yaptığıma da inanıyorum.
İkinci olarak en önemli şey bunu öğrencilerimin vermiş olması… Yani hoca için öğrencileri mutlu edebilmek mutluluğun en büyüğüdür. Siz herhalde bir mutluluk yaşayacak bir şey buldunuz bende ki, bu ödülü bana layık gördünüz.
Ankarapdr: Önce topluluk sürecinde ardından kongre sürecinde sizinle çok fazla beraber olmaya başladık çok fazla şey paylaştık ve gerçekten büyük bir destek sundunuz her konuda… Sıkıntımızın olduğun her konuda akla gelen ilk isimlerden birisi idiniz ve her zaman da sizin desteğinizi gördük, görmeye devam edeceğimizden de eminiz. Konya’ ya gitmeden önce başlayan süreç hala devam etmekte…
Kongre sürecinde 8 arkadaşımızla bunu tartışırken kime verileceği konusunda herkesin aklında tek ve aynı isim vardı o da sizdiniz.
İbrahim E. ÖZGÜVEN: Öyleyse hep beraber çalışacağız, bütün PDR Hizmeti verecek olanlarla hizmete devam edeceğiz. Demirel’ in bir sözü var… “Bana yaşımı sorduklarında 50 çıkarır kalanı söylerim” der… Ben de pek söylemiyorum yaşımı. Benim de enerjim var. İşte bundan sonra da gezip çalışmaya devam edeceğiz. Hizmet etmeye alana katkı sunmaya devam edeceğiz.
Röportaj: Mehmet AYDIN, Ercan TEKİN
     Beğenin    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Yazan Uzman
Ercan TEKİN Fotoğraf
Psk.Dnş.Ercan TEKİN
Kocaeli
Psikolojik Danışman
TavsiyeEdiyorum.com Üyesi14 kez tavsiye edildiİş Adresi Kayıtlı
.
Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Psk.Dnş.Ercan TEKİN'in Makaleleri
► Penis Boyu Tabusu Dr.Psk.Dnş.Ayavar Cem KEÇE
► Başarı Transferi Psk.Mehmet Enver BAYATLI
► Başarı Merdiveni Psk.Dnş.Metin KILIÇ
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 19,114 uzman makalesi arasında 'Yaşam Boyu Başarı Ödülü Röportajı' başlığıyla benzeşen toplam 30 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
► Çocuklarda Cinsel Gelişim Aralık 2014
► Örgütsel Davranış Haziran 2011
► Yaşam Koçluğu Haziran 2011
► Aile Sistemi ve Sağlığı Haziran 2009
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


05:16
Top