2007'den Bugüne 83,083 Tavsiye, 26,199 Uzman ve 18,425 Bilimsel Makale
Site İçi Arama
Yeni Tavsiye Ekleyin!



Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
İnfertilite Kısırlık
YAZI #1702 © Yazan Op.Dr.Mürüde ÇAKARTAŞ DAĞDELEN | Yayın Nisan 2013
- İnfertilite (kısırlık), yani istenildiği halde çocuksahibi olamama problemi pek çok toplumda önemli bir sorun olarak karşımızaçıkmaktadır.
Kısırlık (infertilite) nedir?
En az 1 yıl herhangi bir korunma yöntemi uygulanmaksızınhaftada 2-3 kere girilen cinsel ilişkiye rağmen gebelik elde edilmemesi"infertilite" yani kısırlık olarak adlandırılmaktadır. İnfertilitesorunu yaşayan çiftlere de "infertil (kısır)" denir.

Kısırlık (infertilite) türleri nelerdir?
İnfertilite (kısırlık) iki türlü olabilir:

Primer infertilite(birincil kısırlık) ; En az bir yıl süreyle korunmamaya rağmen hiç gebelikoluşmaması durumudur.

Sekonder infertilite(ikincil kısılık) ; Önceden gebelik oluşması sonrasında tekrar çocuk istemedurumunda en az bir yıl korunmamaya rağmen yeni bir gebelik olamamasıdurumudur.

Kısırlık (infertilite) ile ilgili oranlar
İnfertilite görülme sıklığı toplumlar arasında büyükfarklılıklar göstermez. Tüm dünyada çiftlerin yaklaşık %15’i infertilitenedeniyle yardımla üreme tekniklerine başvurmak zorunda kalmaktadır. Buinfertil (kısır) çiftlerin büyük bir kısmında gebe kalamamanın nedeniniaçıklayacak sebepler bulunabilirken, yaklaşık %10-12’sinde ise herhangi birpatoloji tespit edilemez. Bu çiftlerdeki problem "açıklanamayaninfertilite (unexplained infertility)" olarak adlandırılırlar.

Hiç bir sağlık problemi olmayan tamamen normal bir çifti elealdığımızda, kadının tek bir adet döneminde, her gün ilişkide bulunsalar bile,gebe kalma olasılığı sadece
%25’dir. Çiftin fertilite potansiyelini gösteren bu durum"fekundite" olarak adlandırılır.

İnsan, organizma olarak üreme potansiyeli çok yüksek bircanlı değildir. Bunun pek çok nedeni vardır. Bazı yumurtalar döllenmez,bazıları da döllense bile embriyo döneminde gelişme gösteremez.

Tüm bu nedenlerle gebelik (fertilite) bir anlamda olasılıkişidir. Hangi çiftin gebe kalabileceğini ya da hangisinin gebe kalamayacağınıönceden tahmin etmek imkansızdır.

Tek bir aydaki %25 olan gebelik elde etme şansı (fertilite)bir yılın sonunda %85’e çıkar. Yani bir yıl sonunda her 100 çiftten 85’indegebelik elde edilecektir. Geri kalan 15 çift ise infertilite ile karşı karşıyademektir.

Sağlıklı, doğurganlık açısından hiç bir sorunu olmayan 100çifti izlediğimizde, 1 ayda sadece 25’ i gebeliğe ulaşır. Bu oran 6. ay sonunda%70’e, birinci yıl sonunda % 85’e, ikinci yıl sonunda ise %92’lere çıkar.

Bir yıl sonunda her 100 çiftin sadece %85-90’ inin gebelikelde edebilmesi demek, çiftlerin %10-15’ inin gebeliğe ulaşmak için yardımcıyöntemlere başvurmak zorunda kalacakları anlamına gelmektedir.

İnfertilite ya da halk arasında bahsedildiği deyimiylekısırlık, sosyal açıdan bir çok bilgi eksikliğinin yaşandığı bir konudur.
Aslında "kısırlık" kelimesinin kullanılması bileson derece yanlıştır. Ancak halk arasında kullanılan ve bilinen bir kelimeolması nedeniyle, konunun anlatılması boyunca bu terim parantez içinde zamanzaman kullanılmıştır.
İnfertilite nedeniyle başvuran çiftlerde, %40 oranındaerkeğe bağlı, %40 oranında kadına bağlı ve %20 oranında da her iki eşe bağlınedenler saptanır.

Bu nedenle, infertilite incelemeleri, her iki eş için aynıanda başlatılmalıdır.

İnfertilite tedavileri, genel olarak çiftleri maddi vemanevi yönden sıkıntıya sokabilen ve her aşamasında belli fedakarlıklar ilesabır gerektiren bir süreci kapsar.

İnfertilite incelemelerinin ilk adımı konuyla ilgilikavramları tanımak ve doğru şekilde bilgilenmektir
2 - Şişmanlık kısırlığa yol açar mı?
Cilt altı yağ dokusu hormon yapımında aktif rol oynar. Çokkalın ya da çok ince olması hormon dengesi ve dolayısı ile yumurtlamayı etkiler. Bu açıdan şişmanlık yumurta faaliyetlerini bozabilir. Şişman kişilerde vücut– kitle indeksini normal sınırlara getirmek yani normal kiloya inmek bile tekbaşına tedavi yöntemi olabilir. Son zamanlarda yapılan çalışmalarda kilonunfazla olmasının tüp bebek gebelik oranlarında ciddi bir düşüşe yol açtığıgörülmüştür
3-Uzun süre doğum kontrol yöntemi kullanmak kısırlığa nedenolabilir mi?
Doğum kontrol yöntemlerinin kısırlığa yol açıp açmadığı ençok tartışılan konulardan biridir. Ancak çiftlerin çocuk yapabilmede sorunlarıolup olmadığını bilmeden kontrol yöntemlerini kullanmaları ve daha sonra çocukistediklerinde aslında var olan bu problemin ortaya çıkması mümkündür.Doğumkontrol hapları üzerinde yapılan çalışmalar bunların kısırlığa yol açmadığınıortaya koydu. Bir kadının gebe kalma şansı doğum kontrol hapı kullansa dakullanmasa da değişmez. Doğum kontrol hapı hormonları bozmaz ve kısırlığa nedenolmaz.
4-Spiral kısırlığa neden olabilir mi?
Çok nadir olarak tüplerde enfeksiyona neden olarak tüplerintıkınmasına yol açabilir. Bu risk düşük olmakla beraber yine de hiç doğumyapmamış kadınlarda spiral kullanımı tavsiye edilmez.
5-Kürtaj kısırlığı yol açar mı?
Kürtaj rahim içindeki gebelik ürününün dışarıya çıkarılmasıyada rahim içi dokunun teşhis ya da tedavi amaçlı her ay dökülen bölümündenparça alınmasıdır. Tecrübeli ellerde ve hijyenik koşullarda yapıldığı sürece kısırlıknedeni değildir. Sağlık koşulları uygun yerde yapılırsa, tek bir kürtajyapılması kısırlığa neden olmaz. Ancak arka arkaya yapılan kürtajlar rahimiçinde yapışıklığa neden olarak kısırlığa yol açabilir. Ayrıca enfeksiyonnedeni olabilir. Bu da nadiren de olsa rahim içinin ve tüplerin hasar görerekişlevini yitirmesine ve kısırlığa yol açabilir.
6-Sigara kısırlığı yol açar mı?
Erkek ve kadın üreme hücreleri üzerine olumsuz etkili enyaygın kullanılan zehir diyebiliriz. Menopoz yaşını iki yıl erkene alıyor,tohum hücrelerinin kalitesini bozuyor.Çiftlerin çocuk sahibi olmayıistediklerinde sigaradan uzak durmaları da başarı şansını artıran bir faktörolarak önerilmelidir..
Stres kısırlığa neden olabilir mi?
Yarışa hazırlanan atletlerde veya sınav stresi olanlarda daaşırı egzersizin ve stresin adet düzenini bozduğu gibi, yapılan sonçalışmalarda stresin üreme yeteneğini azalttığı ortaya çıkartılmıştır. Stressırasında salgılanan adrenalin, prolaktin gibi hormonlar tüm vücuttadeğişiklikler yapar. Bundan etkilenenbölgelerden biri de beyinde yumurtlama fonksiyonunu yöneten hipofiz bezidir.Her ay kadın yumurtalıklarından yumurta atılmasını idare eden hipofiz bezininetkilenmesi hormonal dengeyi bozar. Bunun sonucunda her ay yeni baştanprogramlanan düzenli yumurtlama etkilenir bu da adet düzeninin bozulmasıylakendini gösterir.
Stresin kısırlık tedavisi üzerindeki etkisi nedir?
Oldukça olumsuz etkiler .Özellikle tüp bebek gibi yüksekteknoloji gerektiren uygulamalarda bile ileri derecede stresi olan kadınlardabaşarı şansının anlamlı olarak düştüğü gözlenmiştir. ABD de yapılan birçalışmada çocuk sahibi olmaya çalışan çiftlerin bir grubuna tedavi sırasındapsikolojik destek uygulanmış ve bu çiftlerin yüzde 50’si gebe kalırken,psikolojik destek uygulanmayanların yüzde 20’si gebe kalmıştır. Bu açıdanbakıldığında eş, çevre, hekim veya uzman kişilerce verilecek psikolojik destekve rahatlatma başarıyı olumlu yönde etkiler.
Stres kaynaklı kısırlığın tedavisi nedir?
Kısır çiftelerde psikolojik desteğin uzman kişilertarafından sağlanması önerilen bir yol. Burada eşe ,çevreye, hekime ve tedaviekibine önemli görevler düşmektedir. Tedavi ettiğimiz kişinin ‘insan’ olduğuasla unutulmamalı, ciddi psikososyal bir problemi çözmek için çalıştığı ve ağırbir stres altında olduğu akıldan çıkartılmamalıdır.Ancak yoga ve meditasyongibi bazı stresten uzaklaşma tekniklerinin de yararlı olabilir. Bu çiftlerin“çocuğum olmayacak” diyedüşünmemeleri, bunun yerine “çocuğum olması içingereken herşeyi yapıyorum” diye düşünmelerinin daha doğru olacaktır. Stresiazaltan önemli unsurlardan biri de egzersiz yapmaktır. Özellikle düzenliegzersiz yapılması hem kilo verilerek görüntüyü daha sağlıklı hale getirirkenhem de beyinden salgılanan ve mutluluk hormonları olarak adlandırılan enkefalinve endorfin salgılanmasına neden olacaktır
7-Tüp Bebek Tedavisinde Yenilikler

Donmuş yumurtalar-ileri yaşlarda doğurganlığını korumakisteyen kadınlar için bir mucize mi? Kanser tedavisi sonrasında hala doğurgankalmak isteyen kadınlar da bundan yararlanabilir mi?
Yeni yumurta dondurma yöntemleri ile taze yumurtalar ileeşdeğer döllenme oranları sağlanmıştır. Bu teknikten özellikle üremepotansiyeli azalmaya başlayan henüz evlenmemiş kadınlar ve kanser tedavisi(kemoterapi ve radyoterapi) nedeni ile doğurganlığını kaybetme riski ile karşıkarşıya kalan kadınlar yararlanabileceklerdir.
Tüp bebek ve genetik, çiftlere ne yenilikler vaat ediyor?
Preimplantasyon genetik tanı ve tarama ile tek genhastalıkları (Akdeniz Anemisi, Kistik Fibrosis, Orak Hücreli Anemi, SpinalMuskuler Distrofi, Myotonik Distrofi, Retinitis Pigmentosa, Frajil X Sendromu,Canavan Hastalığı vb) nedeni ile daha önce etkilenmiş çocukları olan çiftlerePGT ile etkilenmemiş kardeş doğumu sağlanmaktadır. Bu uygulamaların HLA dokutiplemesi ile beraber yapılması sonucunda doku uyumu olan kardeş doğumu ve bukardeşten kök hücre nakli yapılabilmektedir
8-Şeker ilacı kısırlığı nasıl tedavi ediyor?
Polikistik over sendromu nedir?
Doğurganlık çağında en sık karşılaştığımız hormonalbozukluktur. Ortalama 10-15 kadından bir tanesinde polikistik over sendromuvar.Çocuğu olmayan hanımlarda daha sık görülüyor. Hastalığın en önemli özelliğiilk adet görme yaşından itibaren gelen adet düzensizliği. Düzensizlik daha çokuzun aralıklar ile ( örneğin 45-60 günde bir )adet görmeyle kendini gösterir.İkinci önemli özelliği erkeklik hormonunun kanda artmasına bağlı olaraktüylenme olması. Kıllanma özellikle yüzde çene altında, göğüs uçlarında ya dagöbeğe doğru oluyor. Yine erkeklik hormonunun yüksekliği erkek tipi saçdökülmesine, yağlanma ve sivilceye yol açıyor. Bir başka özelliği de ultrasondapolikistik over dediğimiz özel bir görüntü ortaya çıkarması. Eğer bir kadındabu üç özellikten ikisi varsa polikistik over sendromu tanısı koyarız. Yaniultrason görüntüsü polikistik olan harkadın bu hastalığa tutulmuş demek değildir.
Bu hastalık neden ortaya çıkıyor?
Tam olarak bilmiyoruz. Çok büyük olasılıkla genetik geçişiolan bir yumurtalık hastalığı. Bazı ailelerde bu hastalığa daha fazlarastlıyoruz.
Nasıl bir mekanizmada kısırlığa yol açıyor?
Özellikle hormonal etkiler sonucunda yumurtlama bozukluğunayol açtığı için gebe kalmayı engelliyor.
Hastalığın bir diğer fenomeni olan yumurtlama olmaması(anovulasyon) sonucu progesteron hormonu üretimi olmamakta ve estrojen hormonutek başına salgılanmaktadır. Estrojen hormonunun tek başına salgılanması iserahim kanseri riskini arttırabilmektedir.


Polikistik over sendromu kısırlık dışında nasıl sorunlarayol açar?
Bu hastalarda çoğunlukla sadece östrojen hormonu hakimdir.Böyle olunca da ihmal edilmiş vakalarda rahim iç tabakasını kalınlaşır, bununsonucunda da rahim içi kanseri ortaya çıkabilir. Kadınlar bize genellikle adet düzensizliği,gebe kalmakta sıkıntı ve tüylenmede artma şikayetleriyle başvuruyor. Ancak buhastalığın çok önemli bir sistemik yönü var. Polikistik over sendromutablosunda şeker hastalığında olduğu gibi insülin etkisine karşı direnç olur.Araştırmalara göre, bu hastalığı olanların yüzde 40'ında gizli şeker, yüzde8'inde de aşikar şeker var. Neredeyse polikistik over sendromu olan ikihastadan birinde şeker düzensizliği çıkıyor. Kesin olmamakla birlikte buolgularda yüksek tansiyon ve kalp hastalığı ihtimali de artıyor. Bu hastalaruzun vadede rahim içi kanser, şeker hastalığı, hipertansiyon ve kalphastalıkları açısından dikkatle takipedilmelidirler.
Nasıl tedavi ediliyor?
En önemli ve en başarılı tedavi basamağı kilo fazlası olanlarınen az % 10 kadar zayıflamalarıdır. Çünkü cilt altı yağ dokusu hormon yapan birorgandır, çok kalın ya da çok ince olmasını istemiyoruz. Bu hastalardametabolik korumanın da yapılması lazım. Aksi taktirde gizli şeker veya aşikarşeker hastalığı çıkabilir. Bu kapsamda hayat tarzında birtakım değişikliklergerekli. Bunun için düşük kalorili diyet ve düzenli egzersiz yapmak şart.Hastaların yılda bir kez şeker taraması yaptırması önemli. Diyet ve egzersizdoğurganlık açısından da önemli. Hastaların bir kısmı sadece yediklerine dikkatederek ve düzenli egzersiz yaparak yılda üç olan adet sayısını 10'açıkarabiliyor. Bu hastaların çok önemli kısmında doğurganlık fonksiyonu geriyegelebiliyor.
Genel prensip olarak tedavi hemen daima tıbbı tedavidir.Kısırlık tedavisinde çok nadiren laparoskopiye ihtiyaç duyulabilir. Tıbbıtedavi şikayete göre değişik tedavileri içeriyor.
Tıbbı tedavide neler yapılıyor?
Mesela tüylenmede artma şikayeti için uzun soluklu birtedavi gerekir. Bu hastaların sabırlı olması lazım, çünkü altı aydan önce yanıtalamayız. Altı aylık ilaç tedavisineeklenecek doğru bir lazer epilasyon ile sorun büyük oranda çözülebilir.Ancakhastalar tüylenmenin iyileştirilmesi tedavisiyle gebelik isteğinin bağdaşmayacağınıaklından çıkarmamalı. Yine ilaç tedavisiyle sivilce, yağlı cilt ve saçdökülmesiyle çok etkin mücadele edebiliyoruz.
Bu hastaların çocuk sahibi olmaları konusunda da başarılıtedavi olanaklarımız var. Kısırlık konusunda önce hap ve iğne kullanıyoruz.Eğer bu yöntemler etkili olmazsa daha sonra hastaya tüp bebek tedavisinegeçeriz. Polikistik over sendromlu olgularda tüp bebek uygulaması son derecebaşarılı. Çünkü bu hastalar çok sayıda yumurta ve embriyo üretebiliyorlar.
Rahim içi kanseri riskine karşı neler yapılıyor?
Bu riske karşı rahimin iç tabakasını korumak lazım.Yumurtlama olmadığı için hakim hormon öströjen rahim içinde kalınlaştırıcı etkiyapar ve uzun sürede bu kötü sonuçlara gidebilir. Öströjen hormonunun buetkisini engellemek için belli dönemlerde dışardan progesteron hormonu ve doğumkontrol hapı verilerek hasta düzenli olarak kanatılır.

Son yıllarda polikistik over sendromunda şeker ve insülinmetabolizmasında da bir bozukluk olduğu net olarak anlaşıldı ve kimi şekerilaçlarının bu hastalıkta da kullanılabileceği düşünüldü. Diğer yumurtlamailaçlarına cevap vermeyen inatçı polikistik over hastalarında tedaviye builaçlar eklenince, yumurtlama ve gebelik oranlarında anlamlı bir artış oldu. Buşekilde, polikistik over hastalarında tüp bebek gibi ileri tekniklere başvurmadangebelik oluşuyor. Bazı şeker ilaçları ve yumurtlama ilaçları beraberkullanıldığında, gebelik oranları yüzde 40-60 gibi yüksek oranlara varabiliyor.

9- Diyabet Kısırlığa Neden Olurmu ?

Kadında bazen fazla miktarda insülin direnci var ise, vücutşekeri olması gereken sınırlarda tutabilmek için olması gerekenden fazlainsülin çıkartıyor ise bu fazla miktardaki insülin polikistik over denilenhastalığı ortaya çıkarabiliyor. Bu da düzensiz adet görme tüylenmede artışdurumlarını ortaya çıkartıyor.

10- OVER KİSTLERİ
Kist nedir ?
Kısaca tanımlamak gerekirse kist, "içi sıvı dolukesecik" lere verilen genel isimdir. Kistler çevre dokulardan sahipoldukları ve "kist duvarı" denilen bir zar ile ayrılırlar.

Yumurtalık kistleri tıbbi literatürde "over kistleri"olarak adlandırılır. Burada over kelimesi "yumurtalık" anlamınagelmektedir.
Halk arasında kist sözcüğü yanlış bir şekilde"kirst" olarak da telaffuz edilebilmektedir.

Kistler iyi huylu (selim) ve kanseröz (neoplastik) kistlerolarak basitçe ikiye ayrılabilir.
Over kistleri nasıl tespit edilir?
Çoğu kadın hayatının bir döneminde yumurtalıklarında kistproblemi ile karşı karşıya gelebilir. Yumurtalıklardaki kistler genelliklebelirti vermeyip, çoğu zaman rutin jinekolojik kontroller sırasında farkedilir.

Genellikle masum olan ve herhangi bir tedavi dahigerektirmeyen bu problemler, yanlış inanışlarla halk arasında kansere meyillibir durum olarak görülerek gereksiz yere endişe yaratmaktadır.

Over kistleri diğer organların kistlerinden ayrıdır !
Yumurtalıklar embriyolojik orijinleri açısından çok değişiktürdeki hücreleri bünyelerinde barındırır. Bu özellikleri ile yumurtalıklarvücuttaki diğer tüm organlardan ayrılırlar.

Yumurtalıkların diğer önemli özellikleri ise hormonaletkilere cevap verici olmalarıdır. Değişik hormonlara cevap olarak yumurtalıklarbüyüyebilir veya kistleşebilir.

Yumurtalık kistleri veya tıbbi literatürdeki ismi ile"Over kistleri" değişik türlerde olabilir.

Kistler nasıl oluşur?
Vücudumuzdaki hiçbir hücre sürekli kalıcı değildir. Tümhücrelerimiz bir yandan ölürken diğer yandan yenileri yapılır. Yine bütünhücreler değişik miktar ve yapılarda bir tür sıvı salgılarlar.

Hücrelerde üretilen sıvıların emiliminden fazla olmasıdurumunda dokular arasında sıvı birikimi olur. Dokular arası biriken normaldenfazla sıvıya "ödem" adı verilir. Ödemler, vücudun değişikyerlerindeki şişliklerle kendilerini gösterirler.

Eğer doku dışında biriken sıvılar bir zar tarafındançevrelenir, bir kesecik halini alır ve içeride sıvı alışverişi engellenirseortaya çıkan bu lezyonun adı "kist" olur. Vücutta bulunan hemen hemenbütün organlarda kist ortaya çıkabilir (Beyin kistleri, akciğer kistleri,karaciğer kistleri gibi…).

Ancak yumurtalık dışındaki organların kistleri genelde çokdaha çabuk ve kolay belirti verir. Bunun nedeni diğer organlarda meydana gelenkistlerin bu organların fonksiyonlarını bozmalarıdır.

Yumurtalık kistlerinin bir kısmı bu şekilde fonksiyonbozukluğu ile belirti verirken, çok büyük bir bölümü ne fonksiyonlarda birkayba neden olur ne de uzunca bir süre belirti verir.

Yumurtalık kistlerinin belirtileri nelerdir?
Over kistleri kabaca; habis (malign, kötü huylu) ve selim(benign, iyi huylu) olarak ayrılabilirler. En sık görülen kistler iyi huyluolanlardır.

Yumurtalıklar diğer organlara göre belirti verme açısından dahafakirdirler. Çoğu kez bir çok büyümelerine rağmen hiçbir şikayet yaratmazlar veancak rutin kontroller esnasında fark edilirler.

.



Yumurtalık kistlerinin en sık belirtileri:
Adetdüzensizlikleridir (En sık verdikleri belirtidir) ,
Karında şişlik,
Karın veya kasıkağısı,
Sindirim sitemibozuklukları (kabızlık, ağrılı dışkılama),
İdrar yoluşikayetleri (sık idrara çıkma) gibi özgün olmayan (non-spesifik) belirtilerdir.
Over kisti dışındaki pek çok durum da benzeri şikayetleryarattığından, bu tür yakınmaları olan kişiler genelde durumlarınıönemsemezler.

Çok fazla büyümeyen bir over kisti karın boşluğu içerisindekendine rahatlıkla yer bulabileceği için bir şişlik yapmaz.

Ağrı, over kirstlerinde görülen nadir bir bulgudur. Eğerağrı varsa bu kitlenin büyüdüğünü, iltihaplandığını ya da bir endometriozisprobleminin de olabileceğini gösterir.

Yumurtalıkta kistleri olan kişilerde nadiren kistlerin kendietrafında dönmesi ("torsiyon") veya patlaması ("rüptür")şiddetli ağrı ve akut karın tablosuna yol açabilir. Bu problemler halk arasında"kistin patlaması veya kistin kanaması" olarak adlandırılmaktadır.Akut karın ağrısı yapan bu durumlarda acil ameliyat gerekebilir.

Kistler mesaneye baskı yaparak sık idrara çıkma, "rektum"denilen barsağın son kısmına bası yaparak kabızlık veya ağrılı dışkı yapmaşikayetlerine neden olabilirler. Zaman zaman da iştahsızlık, kilo kaybı, hafifbulantı gibi sindirim sistemi yakınmaları olabilir.

Unutulmaması gereken nokta, yumurtalıktaki kistlerin çokfarklı türlerinin olduğu ve yarattığı şikayetlerin türüne bağlı olabileceğidir.

Yumurtalık kistleri nasıl teşhis edilir?
Over kistleri, genelde rutin muayeneler veya başka birsebepten dolayı yapılan jinekolojik muayene ve jinekolojik ultrasonografilersonucunda saptanırlar.



(Yandaki resimde vajinal yolla yapılmış bir ultrasonda overkirsti görünümü izlenmektedir).




Yumurtalık kistlerinin iyi veya kötü huylu oldukları nasılanlaşılır?
Kistlerin iyi huylu olup olmadığının değerlendirilmesinde;
Hastanın yaşı,(ileri yaşlarda veya menopoz sonrası kötü)
Kitlenin büyüklüğüve şekli, (büyük ve düzensiz görünümde ise kötü)
Basit kist ya dasolid (içi katı) yapıda oluşu, (komplike kist ise kötü, basit kist ise iyi)
Etrafa yapışık olupolmadığı (yapışık ise kötü)
Hassasiyet olupolmadığı önemlidir.

Pelvik ultrasonografide saf kist görünümünde olan ve 5-6cm’den küçük çapta olan kistlerin iyi huylu (selim) ve fonksiyonel kist olmaolasılığı yüksektir.

Ultrason muayenesinde içinde papillomatöz (karnıbaharımsı)çıkıntıları olan, solid yapılı, 5-6 cm’den büyük, batında asit (sıvı birikimi)yapan, çevre dokulara yapışık (immobil), böbreklerde "üreter" denenidrar kanalına bası yaparak genişlemelere (hidronefroz) sebep olan kistlerinkötü olma olasılığı yüksektir.

Ayrıca menopoz sonrası (postmenopozal dönemde) ortaya çıkankistler de habis olma potansiyeline sahiptir.

Tanıda hastanın ve kitlenin durumuna göre bazen bilgisayarlıtomografi (BT), manyetik rezonans (MRI), hormon tetkikleri ve kanda tümörbelirteçleri (tumor marker'ları) incelenerek tedavi için bir karara varılır.
Tumor markerları (tümör belirteçleri) nedir?
Yumurtalık kistlerinin durumlarını ve gidişatını izlemekiçin kanda bakılan tümör belirteçleri (tumor markır'ları) önemlidir. Tumormarkerları arasında en sık olarak Ca 125, Ca 15-3, Ca 19.9, kullanılmaktadır



Kistler
İnklüzyon kisti
Sıklıkla rahim ameliyatı esnasında rastlanan fonksiyonelolmayan bir kisittir.Çoğu mikroskopik boyuttadır. Hiçbir belirti vermez veultrasonda da fark edilemez. Muhtemelen her yumurtlamadan sonra yumurtalıkcidarının bütünlüğünün bozulmasını takiben iyileşme döneminde doku içerisindegerminal epitel adı verilen hücre türünün hapsolmasından kaynaklanmaktadır.Bazı araştırmacılar bu kistciklerin uzun dönemde habis değişimeuğrayabileceğini ve over kanserinin öncülü olabileceğini iddia etmektedirler.
Follikül kisti
Gençlerde en sık rastlanan kistlerin başında gelir. Gelişenyumurta hücresinin çatlamaması ve büyümeye devam etmesi nedeni ile olduğudüşünülmektedir.. Büyüklükleri genelde 2-3 santimetredir, nadiren 4santimetreyi aşar. Oldukça gergin ve içinde berrak sıvı içeren kistlerdir.Herhangi bir komplikasyon yaratmazlar.
Nedeni tam bilinmektedir ancak kabul edilen bazı teorilervardır. Kronik pelvik iltihabı gibi overlere giden kan miktarının arttığıdurumlarda, buna bağlı olarak folliküllere ulaşan hormon miktarlarınınnormalden fazla olması nedeni ile gelişebileceği bilim çevrelerinde en fazlakabul gören oluş mekanizmasıdır. Yapılan deneylerde konjesyon olarakadlandırılan bu fazla kan akımının follükül aktivitesini arttırdığıgösterilmiştir.
Başka bir olası neden ise yüksek dozda gonadotropinlerinvarlığında (beyinden salgılanan ve overlerde yumurta hücresi gelişimini uyaranhormonlar) overlerin olması gerekenden fazla uyarılması neticesinde ortayaçıktıklarıdır.Bu teorinin destekcisi kısırlık tedavisi esnasında yumurtlamayıteşvik edici ajan kullanan kadınlarda follikül kistlerinin normalden fazlagörülmesidir.
Gonadotropin miktarı normal sınırlarda olsa dahi bunlarınsalgılanış şekillerinde meydana gelen dengesizlikler de gelişmiş yumurtahücresinin çatlamasını engelleyebilir ve follikül kistine yol açabilir.Gonadotropinlerin salgılanış şeklini bozan pekçok etken olabilsede geneldealtta yatan bir sebep bulunamaz.
Başka bir teoriye göre de yumurtalık etrafındakiyapışıklıklar ve herhangi bir nedenle yumurtalık duvarının kalınlaşmasıyumurtlamayı engelleyerek follikül kistine yol açmaktadır. Ancak bu görüş bilimçevrelerinde rağbet görmemektedir.
Follikül kistleri genelde belirti vermezler. Patlaması ya dakendi etrafında dönmesi ve akut batın tablosu yaratması yok denebilecek kadarazdır. Bazen östrojen hormonu salgılayarak adet düzensizliğine neden olabilir.Sıklıkla başka bir nedenle yapılan ultrason incelemesi esnasında fark edilenfollükül kistleri, belirti verdiğinde en sık adet gecikmesine neden olur vehastalar bu gecikme nedeni ile jinekoloğa müracaat ettiğinde fark edilirler.
Follikül kistleri genelde kendiliğinden kaybolur ve tedavigerektirmez. Üreme çağındaki kadınlarda saptanan ve 5 santimetreden küçükkistler takibe alınır.Hasta bir ay sonra yeniden muayeneye çağırılır. Kistin1-2 adet dönemi sonrasında kendiliğinden kaybolması beklenir. Bazı zamanlardakistin küçülmesini kolaylaştırmak için doğum kontrol hapları verilebilir.Burada amaç beyinden salgılanan gonadotropinleri baskılayarak overlerüzerindeki uyarıyı ortadan kaldırmaktır.
Tedaviye rağmen küçülmeyen ya da büyüme gösteren kistlerdeameliyat gerekli olabilir. Bu kistler genellikle üreme çağındaki gençkadınlarda görüldüğü için ameliyat esnasında yumurtalığa zarar vermeden sadecekist çıkartılır.
Korpus luteum kisti
Normalde her yumurtlamadan sonra yumurta hücresinin atıldığıdoku farklılaşır ve korpus luteum adı verilen dokuya dönüşür.Korpus luteumungörevi olası bir gebelikte düşük olmadan gebeliğin rahime yerleşmesini sağlayanprogesteron adı verilen hormonun plasenta fonskiyonel hale gelene kadarüretilmesidir. Bu doku zaman zaman içinde sıvı birikmesi nedeni ilekistleşebilir. Genelde 3-4 cm büyüklüğündedir. Hormon salgılaması olduğu içinadet rötarına yol açabilir. Kist içine kanama olursa kasıklarda ağrıgörülebilir. Bazen patlayıp karın içine kanamaya yol açabilir. Bu durumda dışgebelik ile karıştırılabilir.
Herhangi bir komplikasyon gelişmediği durumlarda tedavigerektirmez. Kendiliğinden kaybolur.
Teka-lutein kisti
Aşırı hormon salgısına bağlı olarak ortaya çıkar. hemenhemen her zaman çift taraflıdır ve 20 cm kadar büyük olabilirler. Sıklıklakısırlık tedavisi alanlarda görülür. Tedavide yaatak istirahati ve takipgerekir. Bazı zanamlara cerrahi tedevi gerekli olabilir.
Gebelik Luteoması
Gebelik esnasınd görülen solid yapıda bir kitledir. Bazen 20cm kadar büyüyebilir. Hastaların 4'te birinde fazla miktarda salınan erkeklikhormonuna bağlı olarak tüylenmede artış saptanbilir. Gebelik sona erdiğindekendiliğinden geriler. Ancak diğer tümürlerden ayrımının yapılması gerekir.
Tümörler
Seröz Kistadenom
Yumurtalıkta en sık görülen tümörlerdir. En sık üremeçağındaki kadınlarda görülürler ve kendiliğinden kaybolmazlar. Çift taraflıolabilirler. %30 civarında habis bir hastalığa dönebilirler.
Yumurtalığın yüzeyini oluşturan epitel hücrelerinden kökenalırlar.Tek veya birden fazla sayıda olabilirler. Berrak bir sıvı içerirler.Büyüklükleri 5-15 santimetre arasında değişir. Her iki overde de olmasıdurumunda habislik potansiyeli yüksektir. İçerisinde sıvı dışında solidyapıların da olması habislik potansiyelini arttırır.
Oluş nedeni tam olarak bilinmeyen seröz kistadenomlara özgübir bulgu yoktur. Genelde yakınma yaratmaz, belirti vermez. Jinekolojik muayeneesnasında ya da ultrasonda tesadüfen teşhis edilir. İçerisinde kalsifikasyonolur ise röntgen filminde görülebilir. Nadiren hasta karnında yavaş gelişen birşişlik nedeni ile jinekoloğa müracaat edebilir.
Tedavisi cerrahidir. Cerrahi esnasında eğer kist tek taraflıise ve habis görüntüsü vermiyor ise yumurtalık bırakılıp tek taraflıalınabilir. Bizim tercihimiz operasyon esnasında alınan kistin o anda patolojikincelemeye tabi tutulması (buna frozen adı verilir) ve sonucuna göreoperasyonun seyrine devam edilmesidir.
Müsinöz Kistadenom
İyi huylu yumurtalık tümörlerinin %25 kadarı müsinözkistadenomlardır. Çift taraflı olma olasılıkları seröz kistadenomlara göre dahadüşüktür ve habaset olasılığı azdır. Oluş mekanizması tam olarak bilimemeklebirlikte en çok kabul gören teori yumurtalıkların üzerini örten epitelhücrelerinin şekil değiştirerek rahim ağzının içini (serviks) döşeyen epiteledönmesi ve tıpkı rahim ağzında olduğu türde salgılamada bulunmasıdır. Başka birteoriye göre de embryonik dönemde barsakları oluşturan hücrelerinkalıntılarından köken almaktadır.
İnsanda görülen en büyük kistik yapılardır. Genelde 15-30santimetre boyutlarında olabilirler ancak 60 santimetreye kadar büyümüş olan müsinözkistadenomlar literatürde mevcuttur. Kist genellikle içindeki ince zarlar ilepekçok odacığa bölünmüştür.Bu zarlara septa ismi verilir.Kistin içerisindeberrak ancak akışkan olmayan sümüğümsü bir sıvı bulunur.
Klinik olarak genelde belirti vermezler. Adet düzensizliğiyaratmazlar, ancak boyutları çok büyük olduğu için karında şişlik ve basıbulguları olur. Sık idrara çıkma ya da kabızlık müsinöz kistadenomlarda sıkrastlanılan yakınmalardır. Çok büyük oldukları için rüptüre olma olasılıkları(patlama) yüksektir. Böyle bir durum söz konusu olduğunda kist içinden yayılansıvı karın boşluğuna yayılır ve hücreler burda da yaşamaya devam edereksalgılarını sürdürür. Karnın içi yavaş yavaş jel gibi bir sıvı ile dolar.Biolojik olarak habis olmamasına rağmen davranış olarak habis bir olay olan butabloya pseudomiksoma peritonei adı verilir. Karın ağrısı, bulantı, kusma veşiddetli karın şişliği olur. Sonuçta hastada beslenme bozukluğu ortaya çıkar.Kronik bir hastlıktır ve nihai tedavisi maalesef mevcut değildir.
Müsinöz kistadenomların tedavisinde tek yol cerrahidir.Üreme çağındaki kadınlarda nadiren görüldüğü için eğer tek taraflı ise sadecekistin ya da o taraftaki overin çıkartılması gerekli olurken ailesinitamamlamış ileri yaştaki kadınlarda rahim ve yumurtalıkların bir aradaçıkartılması tercih ettiğimiz yöntemdir..
Endometrioma
Rahimin içini döşeyen endometrium adı verilen zartabakasının yumurtalıklarda bulunması ve her adet döneminde kanayarakkistleşmesi sonucu oluşur. Kist içi çukulata kıvamında bir sıvı ile doludur vebu nedenle çukulata kisti de denir. Genelde etrafa yaışıklıklar gösterir.Hastalar doktora kısırlık, ağrılı adet görme, ilişki esnasında ağrı ve fazlamiktarda adet görme şikayeti ile başvururlar. Tedavisi endometriozis bölümündeanlatılmıştır.
Dermoid kist
20 yaşından küçük bayanlarda en sık görülen tümördür. %10vakada iki taraflı olabilir. Embryonel dönemde meydana gelen olaylardankaynaklanır. Kitlenin içinde saç, deri, diş, kıkırdak parçaları, kemik, sinirhücreleri gibi her türlü doku görülebilir. Şikayet olarak karın ağrısıyapabilir. Kendi etrafında dönüp akut batın tablossuna neden olabilir. Bazenkısırlığa yol açabilir. Tedavisi cerrahidir. >>> Daha fazla bilgi


Yumurtalık kistleri nedir?
Yumurtalık kistleri yani polikistik over, kadınların yüzde 5ile yüzde 15'ini tehdit ediyor. Adet düzensizliği, aşırı kıllanma, sivilce,yağlı cilt gibi belirtilerle kendini gösteren polikistik over, tedavi edilmezsekısırlığa neden olabilir.

10-Yumurtalık kistleri nasıl tedavi edilebilir?
Polikistik over sendromu olan kadınların yüzde 50-80'işişmandır. Bu nedenle, hastalar eğer etkili bir diyet ve egzersizle kiloverirse, düzensiz adet ve kısırlık problemleri gibi sorunlar daha kolay ortadankalkar. Önemli olan, hastalığın gerçek nedenini bulmaktır. Bu tip kadınlardakarbonhidrat ve lipid metabolizması da bozulmaktadır. Bu durum şekerhastalığının habercisidir. Bu yüzden 35 yaşın üzerinde, iki yılda bir açlık kanşekeri ölçtürülmeli. Ayrıca, polikistik over yumurtalık kanseri riskini deciddi oranda artırır.

Polikistik over ergenlikte teşhis edilir mi?
Ergenlik çağından sonra düzensiz adet olan ve ergenliksivilcesinden şikâyeti olan kız çocuklarının mutlaka doktor kontrolündengeçmesi gerekli. Genç kızlarda polikistik over sendromu olup olmadığı mutlakakontrol edilmelidir. Bu hastalık artık basit cilt bozukluğu şikâyeti gibialgılanmamalı.

Polikistik over tedavisinde yeni yaklaşım nedir?
Polikistik over sendromlu hastalarda meydana gelen adet düzensizliğineve kısırlığa karşı yıllardır kullanılan klasik tedaviye ek olarak, son yıllardaözellikle erişkin tipi şeker hastalarının kullandığı ilaçlar devreye girdi. Builaçlarla insülin ve androjen seviyesi düşürülerek hastanın adet görmesisağlandığı gibi, yumurtlama da gerçekleşir ve gebelik oranı yükselir


Endometrioma
Rahimin içini döşeyen endometrium adı verilen zartabakasının yumurtalıklarda bulunması ve her adet döneminde kanayarakkistleşmesi sonucu oluşur. Kist içi çukulata kıvamında bir sıvı ile doludur vebu nedenle çukulata kisti de denir. Genelde etrafa yaışıklıklar gösterir.Hastalar doktora kısırlık, ağrılı adet görme, ilişki esnasında ağrı ve fazlamiktarda adet görme şikayeti ile başvururlar.
Çikolata kisti nasıl bir hastalık?
Çikolata kisti yumurtalıklarda oluşan kistlerin içininherhangi bir nedenle kan ile dolması sonucu oluşur.Örneğin normal biryumurtlama sonrasında da oluşabilir. Ancak halk arasında çikolata kisti diyebilinen hastalık ‘endometriyozis’ tir. Yani her çikolata kisti endometriozisdeğildir. Endometriyozis rahimin iç tabakasındaki dokunun rahim dışında bulunmahalidir. Rahim duvarında üç tane tabaka var. En içteki endometrium denilentabakadır. Buna rahim içi zarı da denir. Rahim iç tabakası adet döngüsününseyrinde her ay kalınlaşan ve belli bir süre sonunda adet kanamasıyla vücutdışına atılan bir dokudur. İşte bu doku bazen yumurtalıklar veya rahimin arkayüzünde olabilir. Aklınıza gelebilecek her yerde ; örn : gözde, göbekte,burunda olabilir.Rahim iç tabakası rahim iç yüzeyi dışında bir yereyerleştiğinde yine adet döngüsüyle birlikte kalınlaşma gerçekleşir ve yinekanamayla bu doku uzaklaştırılmaya çalışılır. Her ay düzenli olarak oluşan bu‘iç kanamanın’ vücut tarafından yok edilmesi sürecinde bölgede ciddi yapışıklıklarortaya çıkar. Bu yapışıklıklar kısırlığa yol açabilir.
Yapışıklıktan neyi kastediyorsunuz?
Kistler tüp, yumurtalık, rahim ve bağırsaklara tamamenyapışık halde bulunabilir.Kan içeriği ve salgılattığı özel maddeler ile gerekyapışıklık gerekse gebelik oluşma aşamalarına etkisi engelleyici bir faktördür. Mesela bir kadınıngebe kalabilmesi için tüp-yumurta ilişkisinin sağlam olması gerekir. Fakatendometriyozis tüpün ucunu kapatmışsa bu ilişki bozulur. Bu hastalığınözellikle ilerlemiş yani yayılmış evrelerinde tüp yumurtalık ilişkisi bozularakkısırlık oluşabilir. Erken evrelerde tüp-yumurtalık ilişkisini bozmadan dasalgılattığı özel maddeler ile örneğin yumurtlama kalitesini etkileyerek gebekalma potansiyelini azaltabilir.
Kimlerde daha sık görülür?
En sık gebe kalamayan, cinsel ilişki sırasında ağrı duyankadınlarda görülür Ancak her yaş kadında görülebilir. Hiçbir şikayeti olmayanve başka bir nedenle değerlendirilen bir kadında tesadüfen belirlenebilir. Buyüzden kadınların her yıl düzenli jinekolojik muayeneden geçmesi lazım..Birinci derecede akrabalarından birinde endometriyozis saptanan kadınlarda buhastalığın görülme riski daha yüksektir.
Endometriyozisin belirtileri neler?
Başlıca kısırlık, ağrı, rutin muayeneler esnasındayumurtalıkta görülen kitle ile akla gelir. Adet sancısı ki özellikle adetin ilkgünü sancı ve cinsel ilişki sırasında ağrı en önemli belirti. Endometriyozisyumurtalıkta bir kitleyle gelebilir. Buna çikolata kisti, ya da endometriomadiyoruz. Yumurtanın üzerinde endometriyozis odakları olabileceği gibi, buodaklar yumurtanın içine doğru da büyüyebilir. Bu odakların içeriği bir çikolatanın erimiş haline benzer. Koyukahverengi renktedir. Bu nedenle bu kistlere çikolata kistleri denir.
Diğer adet ağrılarından nasıl ayırt edilir?
Eğer altı ayı aşkın adet sancısı veya cinsel ilişkisırasında ağrı oluyorsa akla endometriyozis gelmelidir.
Endometriyozis nasıl teşhis edilir?
Hastanın şikayetleri öğrenilir. Daha sonra jinekolojikmuayene ve vajinal ultrason yapılır. Vajinal ultrason çikolata kistleriniçoğunlukla gösterebilir. Kesin teşhis laparoskopi konulur.
Hastalığın tedavisi nasıl yapılıyor?
Karın içi yapışıklıkları ve kistlerin tedavisi ameliyatlayapılır. Çoğu zaman laparoskopi ya da açık cerrahi esnasında bu endometriyozis odaklarınınyaygınlığına ve yapmış olduğu yapışıklığa bağlı olarak bu hastalığıdeğerlendiriyoruz. Kist ameliyatıyaparken yapışıklık olmaması için gerekli tedbirler titizlikle alınmalıdır.Kalan yumurtalık dokusuna zarar vermemek çok önemli. Bir kist ameliyatındasağlam yumurtalık dokusuna gereksiz bir zarar, yumurtalık rezervinde azalmayayol açabilir. Bu da daha sonra gebe kalma potansiyelini azaltıyor; özellikletüp bebek tedavilerinde baş edemediğimiz problemleri beraberinde getiriyor. Buyüzden laparoskopik cerrahi esnasında sağlam yumurtalık dokusuna hiçbir şekildezarar verilmemesi lazım. Ayrıca ameliyat sonrasında yapışıklık riskini en azaindirgeyecek şekilde yumurtaların korunması hayati öneme sahip. Bu nedenle sırfendoskopik cerrahi yapıyoruz diye yapılmamalı gerekli ise özel eğitim almışkişilerin elinde yapılmalıdır. Aslında önemli olan en iyi cerrahi ameliyatıyapabilmek ve yumurtalığa zarar vermemektir. Laparoskopi yapar ve yumurtalığıkanamasın diye fazla koter (yakma işlemi) kullanırsanız var olan yumurtalarıtahrip edersiniz. Bu durumda açık ameliyat tercih edilebilir.
Peki laparaskopi sonrasında gebe kalma oranı nedir?
Ameliyat sonrası demek daha doğru, laparoskopi şart değil,hatta bazı ehil olmayan ellerde zararlı olabilir.
Kadının yaşı, endometriyozisin yaygınlığı, gebe kalamamasüresi tedavini başarısını etkiler. Laparoskopi yaptığımız hastalar genç ise,bir yıl kadar kendi halinde gebe kalma şansı veriyoruz. Bir yıl içinde yaklaşıkolarak yüzde 50-60 oranında gebelik gerçekleşebilir. Gebelik elde edilemeyenolgularda da bir-bir buçuk yıl içinde tüp bebek tedavisini öneriyoruz..
Tedavide ilaçlar da kullanılıyor mu?
Endometriyozisin oluşturduğu şikayetlere göre örneğin kronikadet sancıları için birtakım ilaç tedavileri de kullanılıyor. Yalnız ağrıtedavisi ve gebelik isteği tedavisiçoğunlukla ayrı planlanır







13- YAŞ VE DOĞURGANLIK
KADIN YAŞI ve GEBELİK
Günümüzde kadınlar evlilik ve gebelik yaşlarını sürekliolarak ileriye ertelenmektedir.

Gebeliği ertelemenin nedenleri arasında;
Öncelikle ailedüzenini oluşturmayı istemek,
Kariyer yapmak,
Maddi güvenceyisağlama kaygısı,
Özgürlüğüne düşkünolmak,
Zihinsel olarakanneliğe hazır olduğundan emin olmak gibi nedenler sayılabilir.

Basında gerçek dışı bir şekilde yardımcı üreme teknikleriile ilgili olarak yer alan haberler de ileri yaşlarda gebe kalabilme konusundakadınlara güvence oluşturmaktadır.

Önemli olan kadının sağlıklı bir gebelik ve gebe kalmapotansiyeli üzerine, yaşın etkili olduğunun farkında olmasıdır. Bir kadın içinaslında en uygun doğurganlık yaşı 18-24 yaşlar arasıdır.

Gebelik yaşı ertelendikçe kısırlık problemleri artmakta,gebelik süreci zorlaşmakta, gebelik ve doğumun komplikasyonları artmaktadır.

Bu bölüm iki ayrı isim altında incelenmiştir:
İleri yaşın"doğurganlık (hamile kalabilme)" üzerine etkileri
İleri yaşın"gebelik" üzerine etkileri


İLERİ YAŞIN DOĞURGANLIK (FERTİLİTE) ÜZERİNE ETKİLERİ
Tıbbi literatürde kadınlarda hamile kalabilme ve doğurganlık"fertilite" terimi ile özdeştir. Erkeklerde de "gebebırakabilme" anlamında yine aynı terim (fertilite) kullanılmaktadır.
Biyolojik nedenlerden dolayı ileri yaşlarla biriliktehamilelik oranları (doğurganlık, fertilite) azalır. Otuz yaş altında herhangibir ayda gebe kalabilme şansı % 20 iken, 40 yaş üzerinde bu şans yalnızca % 5olarak öngörülmektedir.

Tüp bebek gibi ileri infertilite tedavilerinde dahi 40 yaşüzerinde gebe kalma şansı azalırken, düşük ve anomalili bebek şansıartmaktadır.

Doğurganlıkta olan bu değişiklikler; içinde bulunulan sağlıkdurumu, yumurtlama fonksiyonunda oluşan değişiklikler ve yumurtalıktan atılanyumurtanın yapısındaki değişiklikler ile açıklanabilir.

Ayrıca kırk yaşına gelene kadar bir çok kadının başındandoğurganlığını etkileyebilecek, kadınlık organları ile ilgili enfeksiyon, dışgebelik, appendisit, endometriosis ya da cerrahi müdahale geçebilmektedir.

Çocuk sahibi olmak isteyen çiftlerde infertilite tetkiklerine1 yıl başarısızlıktan sonra başlanırken, kadının yaşı 40'ın üzerinde ise busüre 6 ay olmalıdır.

Yaşlanmanın Erkek Fertilitesi Üzerine Etkileri
Yaşlanma yalnızca kadınları etkilemez. Erkeklerdeki andropozdurumu, kadınlardaki menopoz gibi olmamakla birlikte, seksüel fonksiyonlar vegebelik oluşturma (fertilite) kabiliyetinde yaşlanma ile birlikte değişikliklermeydana gelir.

Erkeklerde andropoz ve yaşlanma ile birlikte testisler çokhafif bir şekilde ufalır ve yumuşar. Sperm şekli ve hareketliliği de azalmaeğilimindedir. Bu değişikliklere rağmen erkekler ileri yaşlarda dahi çocuksahibi olabilme açısından şanslıdırlar.

Sıklıkla andropoz ve yaşlanma ile birlikte erkeklik hormonuolan "testosteron" düzeylerinde hafif bir azalma meydana gelir ve bucinsel isteğin (libidonun) azalmasına neden olabilir.

Ancak; özel bir sağlık problemi olmayan bir çok erkeğin,yaşlanma ile birlikte cinsel yaşamında belirgin bir değişiklik olmaz vefertiliteleri azalmakla birlikte ömür boyunca devam edicidir.

Yaşla Birlikte Gelen Kadın Yumurtalıklarındaki Değişiklikler
Beyinde bulunan hipotalamus ve hipofiz gibi yapılaryumurtlamayı ve adet düzenini salgıladıkları FSH ve LH gibi hormonlarlayönetirler. Kadınların çoğu ilk adet gördükleri dönemde (puberte) yumurtalıklarındatoplam 300.000 yumurta hücresine sahiptirler.

Her adet döneminde olgunlaşarak gebelik oluşturmak üzereatılan tek yumurta hücresi, birlikte gelişmeye başladığı 500 - 1000 yumurtaarasından seçilmektedir. Geri kalan yumurtalar ise kendi kendilerine ve nedenitam olarak bilinmeyen bazı mekanizmalar ile imha olmaktadır (=apoptozis).

Menopoz dönemine yaklaşan bir kadının yumurtalıklarındayalnızca birkaç bin yumurta hücresi kalmıştır. Bu yumurta hücreleri ise geneldeFSH ve LH hormonlarına istendiği gibi yanıt vermezler ve beyindeki yapılarkontrolü sağlamak için bu hormonların kandaki düzeylerini arttırırlar.

Adetin 3. gününde FSH düzeylerinde yükseklik saptanmasıyumurta hücresindeki kalitesizliğinde indirekt bir işaretidir.

FSH ve LH' a azalan yumurtalık cevabı ile birlikte,yumurtalıklardan salgılanan östrojen ve progesteron hormonlarının da seviyeleridüşer. Adetler arasındaki süre kısalabilir ve yumurtlamalar oluşmayarakadetlerde sekmeler görülebilir.


Yaşla Birlikte Gelen Yumurta Hücresindeki Değişiklikler
Yaşlanan kadın ile birlikte "yumurta kalitesi"düşer, bu da sperm tarafından döllenme kabiliyetlerinin azalmasına neden olur.Bu yumurtaların döllenmesi durumunda genetik bozukluklar açısından daha fazlarisk söz konusudur.
Örneğin, Down Sendromu (21. kromozomun iki yerine üç taneolması, mongol bebek) yaşlı kadınların çocuklarında daha sık görülür. Mongolizm(Down sendromu) görülme sıklığı yaşlanmayla paralel bir şekilde artmaktadır
Kırk yaş üzerindeki kadınların gebe kalma şanslarındakiazalma büyük oranda yumurta hücrelerinde artan kromozomal problemler ile ilgiligözükmektedir.

Yaşlı kadınlarda, genç kadınların yumurta hücrelerikullanılarak yapılan tüp bebek tedavilerindeki (oosit bağışı) başarının, gençkadınlarınki ile benzer oranlarda olduğu göstermiştir. Bu da yaşlı kadınlarıngebe kalmasının önündeki en önemli engelin, yumurta hücrelerinde zaman içindeoluşan problemlerin olduğunu doğrulamaktadır.

Yaşlanma ile yumurta kalitesinde meydana gelen bu bozulmayıönlemek için yapılabilecek hiçbir şey yoktur.


İleri Yaşlarda İnfertilite Tedavilerindeki Yaklaşımlar
İleri yaştaki bir kadın gebe kalmaya karar verirse ilkyapılması gereken gebelik meydana geldiğinde oluşabilecek tıbbi problemlerin önaraştırmasının yapılmasıdır. Önceden saptanmayan hipertansiyon ya da şekerhastalığı gibi durumlar gebelik sonrasında istenmeyen problemlere nedenolabilir.

Bir kadın 6 - 12 aylık süre içinde gebe kalamamışsa, bukonuda tecrübeli bir jinekolog doktor tarafından değerlendirilmelidir. Gerekliön testlerin tamamlanması 1 - 2 ay kadar sürer, uygun tedavi belirlenerek hemenbaşlatılır.

Alışılagelen testlerle birlikte, adetin belli dönemlerindeyapılan FSH, LH ve östradiol (E2) ölçümleri, yumurtalıkların durumu konusundaönemli bilgiler sağlar. Sonuçlar, kadının başarı şansı konusunda ek bilgilerverir.

İleri yaş grubundaki kadınlar, genetik problemleri bulunangebelik şanslarının genç yaştaki kadınlara göre daha fazla olduğunubilmelidirler. Gebe kaldıklarında, gebelikte yapılan amniosentez veya koryonvillus örneklemesi gibi girişimlerle bu durumu ortaya koymak mümkündür.

Tedaviye rağmen sonuç alınamayan yaşlı infertil kadınlariçin yurt dışındaki bazı merkezlerden genç kadın yumurtalarının satın alınmasıbir alternatifken, bu uygulama ülkemizde legal olmadığından evlat edinmedüşünülebilir.

İleri anne yaşına sahip gebeler de hamilelik süresince pekçok sıkıntı ile baş etmek zorunda kalabilirler.


İLERİ YAŞIN GEBELİK ÜZERİNE ETKİLERİ
İleri yaştaki kadınlarda hem infertilite ilgili sıkıntılarartacak hem de gebe kaldıktan sonra gebelik problemleri artacaktır. Buproblemlerin görülme riski, 35 yaşından sonra yaşla orantılı olarakartmaktadır.

Tüm insanlarda yaşla birlikte bazı hastalıkların görülmesıklığında da artış olur. Bu hastalıklar arasında en önemlileri ve en sıkgörülenleri şeker hastalığı (diyabet) ve hipertansiyondur.

Diyabet (Şeker Hastalığı)
Genelde yaş ile birlikte diyabet görülme sıklığı artar.Özellikle "tip 2 diabet" adı verilen ve halk arasında "yaşabağlı şeker" olarak bilinen durum gebelikte bazı istenmeyen durumlarıberaberinde getirebilir. Diyabetik anne adayları "preeklampsi"denilen gebelik zehirlenmesi açısından diyabetik olmayanlara göre daha yüksekrisk altındadırlar.

Yine bu anne adaylarında düşükler, erken doğum, plasentaproblemleri ve ölü doğumlar normalden daha fazla görülür. Diyabetik annelerdendoğan bebeklerde yenidoğan döneminde daha fazla probleme rastlanır.

Gebelik öncesi şeker hastalığı olmayan ileri yaştaki anneadayları ise "gestasyonel diyabet" adı verilen gebeliğe bağlı şekerhastalığı açısından dikkatli olmalıdırlar. Gebelik takibi esnasında kan şekeridaha sık aralıklarla kontrol edilmeli ve tarama testleri mutlaka yapılmalıdır.

Gestasyonel diabet tespit edildiğinde çok yüksek bir orandadiyet ile kontrol altına alınabilir. %15 vakada ise insülin tedavisi gerekliolur. Gebeliğin sonlanması ile birlikte diyabet sorunu da ortadan kalkar.Nadiren gebelik sonrası diabet kalıcı hal alabilir.

Yüksek Tansiyon (Hipertansiyon)
Yaşla birlikte diabet gibi artan sıklıkta görülen bir diğerdurum da hipertansiyon yani "yüksek tansiyon"dur. Gebelik öncesi varolan ya da gebelikte ortaya çıkan yüksek tansiyon ani bebek ölümü, plasentanınerken ayrılması (ablasyo plasenta) gibi anne ve bebek hayatını tehlikeye atansonuçlar doğurabilir.

Yine preeklampsi/eklampsi görülme sıklığı ve dolayısı ilekalıcı hasar bırakan sinir sistemi problemleri artar.

Yaşla birlikte kanser de dahil olmak üzere pek çok sistemikhastalığın görülme sıklığı artar. Bu hastalıklar gebeliği olumsuz yöndeetkileyebilir ya da tam tersi bu hastalıklar gebelikten olumsuz etkilenebilir.İleri yaştaki gebelerin takibi bu nedenle çok daha dikkatli yapılmalıdır.

Yaşlanma ile Gelen Diğer Gebelik Riskleri
Çoğul Gebelik: Anne yaşının artması ile birlikte çoğulgebelik şansında da artış olur.

Düşük: Düşüklerin en önemli nedeni "kromozomalanomaliler" olduğu ve yaşla birlikte bu anomalilerin görülme sıklığıarttığı için ileri yaş anne adaylarında düşüğe yaklaşık dört misli daha fazlarastlanır.

Anomali (Bebekte sakatlık): Yaş ile birlikte özellikle down sendromu başta olmak üzere kromozomalanomali riski artar. Ancak genetik geçiş göstermeyen yarık damak, yarık dudakgibi şekil anomalilerinin görülme sıklığında artış olmaz.

Dış gebelik: Yaş ilerledikçe fark edilmiş ya da edilmemişpelvik enfeksiyon geçirmiş olma olasılığı artar. Her enfeksiyon tüplerdebelirli bir miktar hasar bıraktığından ve yine yaşla birlikte tüplerin hareketetme potansiyeli azaldığından bu anne adaylarında dış gebelik daha fazlagörülür.

Plasental problemler: Yaştaki artış ile birlikte"plasenta previa" sıklığı da artar. Dolayısı ile gebelik ve doğumsonrası kanama riskleri artmıştır.

Gelişme geriliği: İleri yaşlarda dolaşım sistemini bozan tansiyon ve şeker hastalıklarıdaha sık görüldüğünden bu annelerin bebeklerinde rahim içi gelişme geriliğine(IUGR) daha sık rastlanır.

Erken doğum: Gelişme geriliğine neden olan etkenler erkendoğuma da yol açabilir.

Sezaryen: İleri yaş annelerinde komplikasyonlar daha sıkgörüldüğünden anne ve bebek hayatını kurtarmak için yapılan sezaryenoperasyonlarına 2-3 misli daha fazla gereksinim olur.


İleri yaşta gebelik planlanırken öneriler…
Yüksek tansiyon(hipertansiyon) ve şeker hastalığı gibi genel sağlık problemleriniz varsa bunlarıngebeliğinizden önce kontrol altına alınması gerekir.

Kilo fazlanız var isevermelisiniz; çünkü şişman (obes) kişilerin gebeliklerinde problem yaşamaşansları daha da fazladır.

Gebelik kararınız ilebirliktye özellikle folik asit içeren vitamin haplarını almanız, bebektegelişmesi muhtemel sinir sistemi anomalilerinin görülme sıklığını azaltacaktır.

Son olarakta;mutlaka perinataloloji (yüksek riskli gebelikler) konusunda deneyimli birjinekolog (obstetrisyen) tarafından hamilelik izlemlerinize düzenli bir şekildedevam etmeniz önerilir.

İleri yaşta anne olma isteği pek çok sağlık riskiniberaberinde getirse de diğer taraftan daha olgun olan kadının 20'liyaşlarındaki gebelere göre çok daha bilinçli ve bebeğine daha fazla bağlı olmadurumu da söz konusudur.
İlgili Linkler:
Bir gebelik süresince riskli durumlar >>
Ablasyo Plasenta (Plasenta Dekolmanı) >>
Plasenta Previa >>
Yüksek riskli gebeliklerde "Yatak İstirahatı" >>


14- Çocuk sahibi olamayan çiftlerin hangi uzmana başvurmasıgerekir?

Standartbilgiler ile iyi donatılmış kadın hastalıkları ve doğum uzmanı ya da bevliyeci( daha iyisi konuyla uğraşan androloji uzmanı) ilk başvurulacak hekimlerolabilir. Ancak konu ile ilgili olarak uzmanlaşmış hekimler de tercihedilebilir. Yani önemli olan işini doğru ve güncel tıp bilgileri ile yapanıbulabilmek. Çünkü bazı sorunlar varlığında çiftlerin vakit kaybetmemeleri gereklidir.
Peki doktora başvuran çiftlere ilk yapılan tetkik hangisi?
Çiftlerin vücutyapıları ve genel muayeneleri ilk basamaktır.Örneğin çok zayıf ya da çok şişmanbir hanımda sadece bu durum sorunun nedeni olabilir.Kadınlar için önemli birtetkik jinekolojik muayenedir. Vaginal smear yada rahim ağzı akıntı tahlili biryılı geçmiş hanımlarda ya da hiç yaptırmamışlarda rahim ağzı kanserindenkorunmak için mutlaka yapılmalıdır. Jinekolojik muayenede rahim veyumurtalıklarda yapısal bir problem ,miyom ,kist herhangi bir sorunun olupolmadığı araştırırız. Daha sonra Hazneden õltrasonla yumurtalıkların ve rahimindurumuna bakarız. Ultrason bize yumurtlamaya hazır kaç tane yumurta keseciğiolduğunu gösterir. Ayrıca rahim genişlemesi, myom, yumurtalıklarda yer işgaleden bir kist ya da tümörün varlığı ultrasonla tespit edilebilir. Daha sonrakadınlara yumurtlama olup olmadığını gösteren hormon testleri yaparız. Hormontestlerinin bir kısmı adetin üçüncü gününde, bir kısmı da adetin 21-22’incigünü yapılıyor. Erkekte ise ilk tetkik spermiogram dediğimiz sperm analizi yanimeni tahlilidir. Ancak erkeklerde tahlil sonuçları çok değişken olabileceğinden2- 3 ay ara ile spermiogramı tekrarlamak gereklidir.
Rahim filmine ne zaman ihtiyaç duyuyorsunuz?
Rahim filmibaşlangıçta isteyeceğimiz ve vazgeçilmez tetkiktir. Adet bittikten sonraki 2-3gün içinde çekilmesi gereklidir. Adetin başka günlerinde çekilmesiyanıltabilir. Tüplerin açık olup olmadığına dair bir röntgendir. Rahim filmirahim dokusunda doğuştan ya da sonradan bozuklukların tespitinde önemlidir. Rahimiçinde bebeğin yerleşeceği bölgenin düzgün olup olmadığını gösterir. Çünkü bubölgede gebeliği engelleyecek miyom, polip, yapışıklık, doğuştan gelen çiftrahim gibi anormallikler olabilir. Kanalların açık olması çocuk olması için gerekli, bir kanalın açıkolması yeterlidir. Rahim filminin çekilmesi ciddi bir ağrı yaratmaz, herhangibir anestezi gerektirmez. Bazen rahim filminden sonra kendiliğinden gebelikoluşabilir.
Ne zaman bir çift kısırlık şüphesiyle hekime başvurmalı?
Genel olarak ; bir yıl boyunca uygun sıklıkta birlikte olan(haftada 2-3 kez ) ve herhangi bir doğum kontrol yöntemi kullanmadığı haldeçocuğu olmayan çiftler hekime başvurmalıdır. Aslında dünya sağlık örgütütanımlamasına göre bu süre iki yıl olarak verilmektedir.
Doktora daha önce başvurması gerekenler var mı?
Bir yıllık süre bilinen bir problemi olmayan genç çiftlereönerilmektedir. Bu çiftlerin çok ta acele etmeleri gerekmez. Bilinmektedir kigenç çiftlerde bir yıllık süre sonunda % 85 i gebe kalabilme şansına sahiptir.Yumurtlama günü eşi ile birlikte olan sorunsuz ve 35 yaştan genç çiftlerdegebelik şansı % 25 kadardır. Dolayısı ile birkaç ay gebelik olmuyor diye genççiftlerin endişelenmeleri yersizdir.
Ancak geç evlenen özellikle 35 yaştan sonraki hanımlar, adetdüzensizliği başlayanlar, kadınlık üreme organlarından ( örneğin yumurtalıkveya rahim ameliyatları ) veya karından ameliyat geçiren hanımlar, veremgeçirenler, veya karın zarı iltihabı yada karın içi infeksiyonu geçirenler altıaydan sonra hekime başvurmalıdır. 40 ‘lı yaşlara yakın olanlar ise vakitgeçirmeden hekime gitmelidir. Yukarıda belirttiğim grupta olan hanımlar içinöncelikle gerçekte bir sorun var mı ? sorusunun aydınlanması için doktora dahakısa sürede gitmeleri önemlidir. Yine kanser nedeniyle kemoterapi ya daradyoterapi alanlar daha da doğrusu bu tedavilerden önce hemen hekime gitmelidir. Bir problem olup olmadığına göre sonraki tavır belirlenir ve boşuna vakit kaybı önlenmiş olur.
Erkekler hangi durumlarda bir yıldan önce doktora gitmeli?
İnmemiş testis ameliyatı geçiren, hala inmemiş testis sorunu olanlar risk grubunda. Yine kanser nedeniyle kemoterapi ya da radyoterapi alanlar, yetişkinliğinde kabakulak geçirmiş , testisleri normalden küçük olan erkekler de oyalanmadan doktora gitmeli. İleri derecede şeker hastaları , aşırı alkol ve sigara tüketimi yapanlar da bu grupta. Bir de varikosel dediğimiz testislerinde ( hayalarında) ele gelen kitle veya damar genişlemesi olan erkekler de evlendiklerinde hekime başvurmalı.
Önce erkek mi, kadın mı doktora gitmeli?
Çiftlerin hekime birlikte başvurmaları gereklidir. Sonuçta çocuksuzluk ikisinin problemidir ve sorunu paylaşmak, dayanışma içinde olmak önemlidir. Birisinde bir neden bulunduğunda diğerinde sorun olmayacak anlamı taşımaz her ikisinde de neden olabilir. Ayrıca çiftleri ‘sorun sende’ , ‘hayır sende’ tartışması içine sokmamak çok önemlidir. Çocuksuzluğun toplumumuzda aynı zamanda psiko-sosyal ya da toplumsal bir problem olduğu unutulmamalıdır. Konu boşanmaya kadar gidebilir, dikkatli olunmalıdır.
Size ‘Çocuğumuz olmuyor’ şikayetiyle başvuran çifte nasıl sorular soruyorsunuz?
İlk görüşme hekim ve çiftlerin karşılıklı birbirini tanıması anlamına da gelir. Hekimin çifte güven telkin etmesi çok önemlidir.Bir ekip ruhu içinde çalışılarak başarıya daha kolay ulaşılır. Çift ve hekim bu ekibin elemanlarıdır.
Bu açıdan bakıldığında soracağınız sorular sorunu aydınlatmaya yönelik olmalı. Belli bir sıra içinde ve olabildiğince uygun sözcükler ile ifade edilmelidir.
Çiftler ile ilgili olarak elde edeceğiniz her bilgi yararlı olabilir. Sosyoekonomik konumlarından, birbirlerine karşı davranışları,psikolojik durumları , konu ile ilgili olarak geçmişleri, yaptıklarının öğrenilmesi gereklidir. Sorular bunları kapsamalıdır.


15-TÜB BEBEK (ivf) NEDİR?
İVF veya diğer adıyla "Tüp Bebek" terimi vücut içinde değil de laboratuar ortamında bir araya getirilen spermin kadın yumurtasını döllemesini ifade eder.
Tüb bebek ile eş anlamlı kullanılan "İVF" neyi ifade eder?
İVF, latince kökenli "İn Vitro Fertilizasyon" kelimelerinin baş harfleri kullanılarak elde edilen bir kısaltmadır. Burada invitro "dış ortamda (tüp içinde) yapılan" , fertilizasyon ise"döllenme" anlamına gelmektedir. Döllenme sperm ve olgun yumurta hücrelerinin birleşmesine verilen "gebelik başlangıcı"dır.
Yani ivf, laboratuar ortamında "tüp içinde döllenme" anlamına gelmektedir ve tıbbi terminolojide tub bebek ile aynı anlama gelmektedir.
İngilizce'de de ivf olarak geçen tüp bebek işlemleri"in vitro fertilization" tümcesinin kısaltması olarak kullanılmaktadır
TÜP BEBEKTEN KİMLER YARARLANABİLİR ?
Tüp Bebek Tedavileri Aşağıdaki Hastalar İçin Uygundur:
Yumurtalık kanalları olmayan veya herhangi bir nedenle tıkalı olan kadınlar.

Gebe kalmak için geçirdiği cerrahi girişimleri başarısız olanlar ve cerrahinin çok riskli olduğu kadınlar.

Erkekten kaynaklanan nedenlerle çocuk sahibi olamayan çiftler. (Erkek faktörü, Male faktor)

Çocuk sahibi olamama nedeni; endometriyozis, rahim ağzındaki salgının sperm hareketlerini bozması(servikal faktör), yumurta kistlerinin çatlamaması (unruptured follikül),tekrarlanan 3 - 4 kez rahim içi aşılamada (intrauterin inseminasyon - IUI) ile gebelik elde edilememiş olanlar.

Yaşı 35' in üzerinde olan infertil kadınlar.

Nedeni izah edilemeyen (açıklanamayan) infertilite problemi (unexplained infertilite)
IN VİTRO FERTİLİZASYON (IVF, Klasik tüp bebek işlemi)
İn vitro Fertilizasyon (ivf, tüp bebek) işlemi nasıl yapılır?
Tüp bebek tedavileri modern tıpta 30 yılı aşkın bir süredir kullanılan bir yöntemlerdir.
Klasik in vitro fertilizasyon (ivf, tüp bebek) tedavisinde beş aşama mevcuttur:
1. Yumurtalıkları ilaçlarla baskılama
2. Yumurtalıkların ilaçlarla uyarılması (ovulasyon indüksiyonu, kontrollü over stimulasyonu)
3. Oluşan yumurtaların toplanması (OPU yöntemi).
4. İnseminasyon. OPU yöntemi ile toplanan yumurtalar özel yöntemlerle hazırlanmış belli sayıdaki sperm hücresi ile özel kültür sıvıları içinde bir araya konularak anne vücutortamını taklit eden cihazlarda (inkübatörlerde) bekletilir. Bu işleme "inseminasyon" denir.
5. Embriyo Transferi işlemi. Bölünme hızlarındaki duruma göre 2 ile 5-6 gün arası bekleme döneminden sonra bölünen embriolar bir kateter aracılığı ile rahim içine enjekte ediler.Buna Embrio Transfer işlemi (ET) adı verilir.
Tüp bebek tedavilerinde başarı oranı nedir?
Sağlıklı bir çiftin, bir ayda gebe kalabilme şansı % 20-25'dir. Bu şans yardımcı üreme tekniklerinin her uygulanması için % 40- 50'lerekadar çıkabilmektedir.


16- MİKROENJEKSİYON
Bu bölümde bir çeşit tüp bebek uygulama yöntemi olan mikroenjeksiyon(mikroenjeksion, microinjection, icsi) ile ilgili genel bilgiler ele alınmaktadır.

Mikroenjeksiyon (icsi) nedir?
Mikroenjeksiyon, sperm veya yumurtaları iyi kalitede olmayan infertil (kısır) çiftlere uygulanan, spermin yumurta içine direkt olarak enjekte edilmesiyle embriyo oluşturulmasını içeren bir çeşit tüp bebek yöntemidir.

Mikroenjeksiyon, erkeğin spermi kadın yumurtasında sitoplazma(cytoplasma) içine yerleştirildiği için tıp literatüründe "Intra-Cytoplasmatic Sperm Injection" (ICSI) olarak da bilinmektedir.
Halk arasında "iğneli gebelik" olarak bilinen mikroenjeksion,İngilizce'de "microinjection" olarak geçer.

Mikroenjeksiyon (icsi) ilk ne zaman uygulanmıştır?
Bu yöntem ilk kez 1992 yılında Belçika'da uygulanmış ve daha sonra tüm dünyada yaygınlaşmıştır.

Önceleri çocuk sahibi olma şansı olamayan bir çok infertil çifte oldukça yüksek gebelik şansı sağlayan bu yöntemde, özel bir mikroskop ve mikromanüpilatör denilen aletler yardımı ile çok ince bir iğne içine alınan tekbir sperm hücresi (erkek üreme hücresi) yumurtanın içine enjekte edilir.

ICSI erkek infertilitesi için devrim sayılabilecek bir değişim yaratmıştır..
Bu yöntemle sperm sayısı çok düşük, sperm hareketleri yetersiz, sperm şekli bozuk olan infertil erkekler çocuk sahibi olabilme şansını yakalamıştır.

1993 yılından sonra ise sperm analizinde hiç sperm hücresi olmayan (azospermik) erkeklerde eğer testislerinde (yumurtalık) cerrahi girişimle (TESE) hücre bulunursa mikroenjeksiyon (ICSI) ile çocuk sahibi olabilme şansına ulaşmıştır.

Mikro enjeksion bebeklerde sakatlık yapar mı?
Bu konuda değişik görüşler mevcuttur. Ancak mikroenjeksion;günümüze kadar, doğal yolla meydana gelen bebeklere göre doğumsal sakatlıkları belirgin olarak arttırmamıştır.

Sperm sayısı aşırı derecede düşük olan erkeklerin bu durumu genetik yapılarından kaynaklanıyorsa, ICSI ile bu durumun erkek çocuklarına aktarılma ihtimali mevcuttur. Bu nedenle çifte daha iyi bir bilgilendirme için genetik danışmanlık istenebilir.

Ayrıca doğumsal olarak erkeğin sperm kanallarının olmaması durumu (vaz agenezisi) veya kistik fibrozis denilen bir hastalıkla birlikte olabilir. Genetik geçişli olduğu bilinen bu hastalık için de genetik inceleme yararlı olabilir.
ICSI (mikroenjeksion) hangi durumlarda yapılmaktadır?
Genel olarak icsi gereken durumlar:
Önceki IVF denemelerinde döllenme sağlanamayan olgular,
Önceki IVF denemelerinde döllenme oranı düşük olanlar,
TESA/TESE gibi cerrahi yöntemlerle sperm elde edilmek durumundaki olgular,
Sperm parametreleri kötü olanlardır.

Mikroenjeksiyon uygulamaları klasik tüp bebek (ivf)yöntemlerini geçmiştir...
ICSI'nin geliştirildiği ilk dönemlerde sperm yumurta karşılaşmasında döllenmeme riski taşıyan çiftlerde uygulanması, bunun dışında geleneksel IVF yöntemine devam edilmesi düşünülmekte idi.

Günümüzde bir çok tüp bebek merkezi, başarı oranlarının daha yüksek olması nedeniyle tüm tüp bebek uygulamalarını ICSI ile yapar hale gelmiştir. ICSI yapılabilme imkanı varken sadece IVF uygulanması tercih edilmemeye başlanmıştır.


18- Erken yaşta kansere yakalanan genç kadınlar, yumurta,yumurtalık dokusu ve embriyo dondurulması işlemleri sonrasında annelik şansını yakalayabiliyor...
Genç yaşta kansere yakalanan kadınlarda, bazı kanser türlerinin tedavisinin yan etkileri sonucunda kısırlık oluşabiliyor. Tedavi bitip hayat normale döndüğünde kadınlar için önemli bir sorun oluşturuyor.Ancak, Universal Alman Hastaneleri Doğum Uzmanı Dr. Serkan Oral, erken yaşta kansere yakalanan hastaların da anne olabileceklerini, yumurta, yumurtalık dokusu ya da embriyo dondurulması işlemlerinin tedavi sonrasında anneliğe imkan verdiğini söyledi.
Ne gibi riskler oluşturuyor?
Genç yaşta kansere yakalanan hastaların, hastalıklarıyla ilgili tedaviye başlamadan önce tedavilerinin uzun süreli etkilerini araştırması ve riskleri bilmesi gerektiğine dikkat çeken Dr. Serkan Oral şunları söyledi: “Değişik kanser tedavileri (kemoterapi, ışın tedavisi ve cerrahi müdahale) kadınlarda üreme sistemini farklı yönlerden etkiler.Genellikle yüksek doz ve uzun süreli tedavi kısırlık riskini arttırır.
Yaş, ilaç tipi, radyasyon bölgesi ve diğer bazı faktörler de riski etkiler. Örneğin radyasyonun yumurtalıklara veya yumurtalık yakınına verilmesi kısırlığa neden olabilir. Hipofiz bezine veya beyinde hormon üreten alanlara radyasyon verilmesi de normal hormon üretimini değiştirerek kısırlığa neden olur. Bu riskleri tedavi başlamadan önce doktora danışmak ve önlemleri almak gerekiyor.”
Eğer evli değilseniz
Evli olmayan genç hastalara ise diğer iki yöntemi öneren Dr.Serkan Oral, “Evli olmayan hastalar, yumurta veya yumurtalık dokusunun dondurulması yöntemlerinden birini seçebilir. Yumurta dondurma işleminde yumurtaların olgunlaştırılması için ilaç tedavisi gerekir. Ardından yumurtalar toplanır ve hasta onu kullanıncaya kadar dondurulup saklanır” dedi.
Bebek kanser olur mu?
Dr. Oral “Ebeveynin kanser tipi kalıtsal değilse çocuklarda kanser görülme riski yüksek değildir. Kanserin genetik olup olmadığını mutlaka doktora sorup bütün bu işlemlere ona göre karar vermek gerekir. Önemli olan daha kanser tedavisine başlamadan ileride çocuk sahibi olup olmamaya karar verip, ona göre gerekli önlemleri almak ve gelecekteki annelik şansını garantilemek.” şeklinde konuştu.
Embriyo dondurma yöntemi
Hastalığa yakalanan genç ve evli kadınlara embriyo dondurulması yöntemini öneren Dr. Serkan Oral, “Bu, üremenin korunmasında kanıtlanmış başarılı bir yol. Embriyo dondurma yönteminde tedavi başlamadan önce yumurtalar geliştirilir, toplanır, döllenir ve hasta onları kullanmaya hazır oluncaya kadar dondurulur” açıklamasını yaptı.
Alınabilecek önlemler
Kadınların yumurtalıklarında daha doğduklarında belli sayıda yumurta olduğunu belirten ve sonradan yeni yumurta oluşmadığına dikkat çeken Dr. Serkan Oral, alınacak önlemleri de şöyle sıralıyor: “Genç yaşta kansere yakalanan kadınlar için tedaviye başlamadan önce üreme şansını koruyabilmek için 3 yol var. Bunlardan biri; embriyo dondurmak, ikincisi yumurtaların dondurulması,üçüncüsü de yumurtalık dokusunun dondurulması.”
     Beğenin    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Google Plus'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Yazan Uzman
Mürüde ÇAKARTAŞ DAĞDELEN Fotoğraf
Op.Dr.Mürüde ÇAKARTAŞ DAĞDELEN
KKTC (Kıbrıs)
Doktor "Kadın Hastalıkları ve Doğum - Jinekoloji"
TavsiyeEdiyorum.com Üyesi2 kez tavsiye edildiİş Adresi Kayıtlı
Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Op.Dr.Mürüde ÇAKARTAŞ DAĞDELEN'in Makaleleri
► İnfertilite(Kısırlık) Dr.Derya Zerrin GÖKAY
► İnfertilite(Kısırlık) Doç.Dr.Esra Ayşin TONGUÇ
► İnfertilite-Kısırlık Op.Dr.Kutlugül YÜKSEL
► İnfertilite (Kısırlık) Op.Dr.Müjde KOYUNCU
► Kısırlık (İnfertilite) ve Nedenleri Prof.Dr.Alparslan BAKSU
► Kısırlık (İnfertilite) Nedenleri Dr.H.Yeşim YERÇOK
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 18,425 uzman makalesi arasında 'İnfertilite Kısırlık' başlığıyla benzeşen toplam 22 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
► Vajinal Akıntı Mayıs 2013
► Gebelikte Beslenme Mart 2013
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


13:11
Top