2007'den Bugüne 76,218 Tavsiye, 24,878 Uzman ve 17,104 Bilimsel Makale
Site İçi Arama Arayın :
Yeni Tavsiye Ekleyin!



Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Eğitim - Seminer - Konuşma
■ Uzmanlık alanınızda çeşitli platformlarda konuşma yapıyor ya da eğitim mi veriyorsunuz?

■ İlgi duyduğunuz konu ile ilgili konuşmacı ya da eğitmen arayışında mısınız?

■ O zaman Makronot Ailesi’ne hoş geldiniz!..
Başbakanımız Sayın Ahmet Davutoğlu'na Açık Mektup
YAZI #2214 © Yazan Psk.İzzet GÜLLÜ | Yayın Eylül 2014
PSİKİYATRİ VE BONZAİ İLİŞKİSİ ( TESPİT VE BİR ÖNERİ )

Sayın Başbakanım;

Psikiyatri ve onun güdümündeki düşük özgüvenli yaveri psikoloji kitlelere "çok ciddi düzeyde" zararlar veriyor. Cinayete eşdeğer bulduğum bu yapısal ve yaklaşım yanlışları konusunda bir devlet memuru olduğum halde tek başıma yıllardır çalışmalar yapıyorum, yazdığım cesur yazılarla toplumu uyarmaya, farkındalık oluşturmaya ve çözüm için yetkilileri harekete geçirmeye çabalıyorum. Bu konu ile direkt yahut dolaylı olarak ilgisi bulunan toplamda 1000 küsur makalem mevcuttur! Bunların önemli bir bölümü bu sorunları analiz eden, tespitlerde bulunan, çözüm yolları sunan, en önemlisi de bu vahim yanlışları topluma deşifre eden bir içeriğe sahiptir.

Bu zarar hem uygulamadaki "yapısal yanlışlar" yoluyla oluyor hem de bu iki mesleğin verdiği ve algı oluşturan sureti hak görünümlü "zehirli mesajlar" marifetiyle...

Malum modern psikiyatride (en azından uygulamada) sıkıntı / hüzün / keder / üzüntü türü duyguların normal bir duygu türü olduğunu reddetme, bunların ilaçla halledilmesi gereken tıbbi bir hastalık olduğu mesajını verme şeklinde yerleşik bir hata mevcuttur! İş lafa gelince kerhen "duygu başka hastalık başka" deseler de pratikte kişileri rahatsız eden hemen her duygusal sürece hastalık olarak yaklaşmakta (oysa kişilere rahatsızlık veren her süreç hastalık demek değildir), böylece hatalı bir bireysel/toplumsal algının ve anlayışın doğmasına yol açmaktadırlar. Bonzaiye vs. yöneliş biraz da bu algıdaki bozulmanın bir neticesidir.

Böylesi bir yaklaşım ve mesajla oluşturulan bu hatalı algı sonucu insanlar sıkıntı, üzüntü, keder, hüzün gibi insani duygulara karşı aşırı hassas ve duyarlı hale geliyorlar. Hassiyet ve duyarlılık arttığında etkilenme de otomatikman artmış oluyor. Çünkü en temel psikoloji gerçeğidir; bir şeye hassasiyet arttığında o şeyden etkilenme de doğal olarak artar. Derken kitleler bunların bizatihi ortaya çıkmasını bir sorun, dahası tedavi gerektiren bir hastalık olarak kabul etmeye, bu şekilde inanmaya, bunu bu yönde içselleştirmeye başlıyorlar.

Psikiyatrinin kitlelere attığı kazıklardan birisi de işte tam da burasıyla ilgilidir. Mevcut psikiyatri (ve psikoloji) toplumun duygularıyla (ve düşünceleriyle) ilgili fıtri algısal eğilimini bozmuş, zihinleri en insani duygusal süreçlere yoğunlaştırmış / kilitlemiş, kişilerde "hastayım" algısı yaratarak bir "kaygı koşullanması" oluşturmuş, derhal kurtulma amacı güden bir "arayış" başlatmıştır.

Böylece sıkıntıdan korkan, üzüntüsüyle boğuşan, hüznüyle başa çıkmak için ilaç dahil her türlü yolu arayan / deneyen insanların çoğalmasına yol açmıştır. En insani süreçleri sorun gibi algılayan, bu nedenle de "Çare" diyerek arayışa geçen insan sayısı arttığında siz de takdir edersiniz ki bunların bir kısımının da bonzai türü maddelere yönelmesi kaçınılmazdır.

Ayrıca psikiyatri ilacı kullanmanın; oluşturduğu yapay rahatlık duygusu nedeniyle sürekli rahatlama peşinde koşulmasına yol açabildiğini, her sıkıntıdan anında rahatlayarak çıkma yönünde hemen bir arayışa / yönelime girmeye sebep olabildiğini, böylece uyuşturucu, esrar türü rahatlatıcı olduğu düşünülen maddelere daha çabuk yönelttiğini ifade eden bilimsel araştırma sonuçları da mevcuttur.

Bu hatalı toplumsal algıyı; sıkıntı, üzüntü, hüzün gibi duygulara mutlaka halledilmesi gereken bir sorun (çoğunlukla da hastalık) gözüyle yaklaşan, böylece zihinlerde "sıkıntı kötüdür, üzüntü hastalıktır, hüzün varsa hemen rahatlamalısınız" mesajı veren mevcut psikiyatri ve onun özgüveni düşük, psikiyatriye yakın durdukça kendisini daha değerli hisseden yaveri psikoloji birlikte inşa etmiştir.

Ruh, sağlık ve psikoloji konusunda otorite kabul edilenler vasıtasıyla böyle bir algı inşa eden kişiler sırf bu sebeple sürekli rahatlama, hemen kurtulma, anında atlatma odaklı bir dizi arayışa ve çabaya girmektedirler. Dediğim gibi bu arayış bazen kişileri doktora bazen de (çoğu zaman ve özellikle genç kuşakta) esrar, uyuşturucu gibi maddelere yönelmeye yol açmaktadır.

Tekrar ediyorum:

Bu algının bir salgın gibi yerleşip yaygınlaşması bonzai türü uyuşturuculara yönelimde ciddi bir eğilim oluşturuyor.

Sıkılan, hüzünlenen, üzüntü duygusu yaşayan gençler bu duygusal süreçleri hemen atlatmaları, en azından bastırıp zihinlerinden uzaklaştırmaları gereken anormal bir sorun gibi algılıyor, bunların içinden psikiyatri kliniklerine gitmek istemeyen (deli doktoru algısı ve diğer nedenlerle) çoğunluk hem ulaşımı daha kolay olan hem de daha kesin çözüm sunduğu düşünülen bu maddelere yönelebilmektedirler.

Gerek sorunların gerekse uyuşturucu, bonzai vb. madde kullanımının psikiyatrinin yaygınlaşmasıyla ve popülerliğinin artmasıyla paralel seyretmesi tesadüf olarak görülemez. Çünkü kainatta tesadüfe tesadüf edilmez.

Psikiyatrideki trajik hatalar sürdükçe ve bu branşın popülaritesi arttıkça uyuşturucuya yönelim de aynı hızda ve oranda artmaya devam edecektir.

Bu sorunun çaresi psikologların daha aktif ve daha işlevsel hale getirilmesi, bunun için de psikiyatrinin güdük bırakıcı gölgesşnden kurtarılmasıdır.

Lakin bu saatten sonra bunun da bir çare olması çok zor görünmektedir. Çünkü yıllarca psikiyatrinin dizi dibinde kalan / gölgesinde çalışan psikologların çoğunun bu sorunlara bakışı psikiyatriyle aynı bozuk çizgiye çoktan kaymış durumdadır. Bu kayışın esas itici unsuru, "Bunlar sorundur, hatta hastalıktır, öyleyse mutlaka tedavi edilmelidir" algısının sağladığı ciddi maddi rant ve mesleki menfaattir.

Çare; sıkıntı, üzüntü, hüzün gibi duygulara tekrar (eskiden olduğu gibi) normal insani süreçler olarak bakılmasının sağlanması, şiddeti her ne olursa olsun bu gerçeğin değişmeyeceğinin öğrenilmesi ve öğretilmesi, bir duygunun şiddeti arttığında niteliğinin başkalaşmayacağı şeklindeki unutulan gerçeğin derin bir farkındalıkla yeniden kabul edilmesi, örneğin sevginin azının da çoğunun da sevgi duygusu olması misali sıkıntının da aynı şekilde azının da çoğunun da bir duygu türü olduğunun idrak edilmesi yönünde yeni bir toplumsal algı inşa edilmesi, evet kitlelerde sıkıntıların doğasına, tıpkı Mevlana'nın dediği gibi, "Ey neşe, gönlümde gam var. Şimdi gelme! Misafir üstüne misafir olmaz" şeklinde yaklaşan son derece fıtri yeni bir algı inşa edilmesi, bu yönde insanların zihninde yeni bir ikna savaşı başlatılmasıdır.

(Ben kurduğum kişşisel web sayfamla yıllardır bunun savaşını veriyorum. Bu alanda sözümü esirgemediğim cesur yazılarımla ve özgün bulunan tespit, analiz ve önerilerimle bir öncü işlevi görüyorum. İnsan fıtratına uygun içerikteki tam destek odaklı 1000 küsuru aşan yazı ve makalelerimle nice insanın sorunlara bakışı değişiyor, nicesi için de şifaya vesile oluyor. Bu konuda yapılacak çok şey bulunuyor.)

Bahsini ettiğim sıkıntının çözümü; ruh sağlığı uygulamalarının psikiyatri tekeline mahkum edildiği, onun da arkasında küresel ilaç lobileri durduğu, bakanlığın da yıllardır olduğu üzere bunu sadece uzaktan seyrettiği, mutfağında çalıştığım 18 yıl boyunca gördüğüm üzere tek bir çivi dahi çakılmadığı düşünüldüğünde bundan sonra da imkansız görünmektedir.

Not: Sayın başbakanım, yıllar önce hazırladığım ve ülkemizdeki "cinayete eş değer hatalarla işleyen" temel ruhsal yardım uygulamalarını kökten değiştirerek yerine son derece verimli bir model getirecek olan bir proje çalışmam mevcuttur... Talep etmeniz halinde bu çalışmam tarafınıza bilahare gönderilecektir.

Saygılarımla
Psikolog / Yazar
İzzet GÜLLÜ
İş: Malatya Hasan Çalık Devlet Hastanesi
Mail: igullu3744@gmail.com
Web: www.izzetgullu.net
     1 Beğeni    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Google Plus'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Eğitim - Seminer - Konuşma
■ Uzmanlık alanınızda çeşitli platformlarda konuşma yapıyor ya da eğitim mi veriyorsunuz?

■ İlgi duyduğunuz konu ile ilgili konuşmacı ya da eğitmen arayışında mısınız?

■ O zaman Makronot Ailesi’ne hoş geldiniz!..
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Psk.İzzet GÜLLÜ'nün Makaleleri
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 17,104 uzman makalesi arasında 'Başbakanımız Sayın Ahmet Davutoğlu'na Açık Mektup' başlığıyla benzeşen toplam 11 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
► Metafizik Gevşeme: Gidişatın Analizi ÇOK OKUNUYOR Ocak 2018
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


14:34
Top