2007'den Bugüne 76,251 Tavsiye, 24,882 Uzman ve 17,107 Bilimsel Makale
Site İçi Arama Arayın :
Yeni Tavsiye Ekleyin!



Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Eğitim - Seminer - Konuşma
■ Uzmanlık alanınızda çeşitli platformlarda konuşma yapıyor ya da eğitim mi veriyorsunuz?

■ İlgi duyduğunuz konu ile ilgili konuşmacı ya da eğitmen arayışında mısınız?

■ O zaman Makronot Ailesi’ne hoş geldiniz!..
Ankara'nın Ultrasonları
YAZI #2497 © Yazan Psk.İzzet GÜLLÜ | Yayın Mart 2015
ANKARA'NIN ULTRASONLARI

Ankara'nın sadece bağları değil; ultrasonları da meşhur! Bu yazı bunu anlatıyor. Ve biraz da fazlasını tabi!

Sayısı hızla arttığı, kurumsallaşmada ve kendilerine sunulan fiziki yahut maddi imkanda devasa boyutlara ulaştığı halde hasta sayısını ve hastalıkları azaltamayan sağlık sektörünün sağlığımız için en büyük tehdit haline gelmeye başladığını gözlemliyorum! Bu sektörün ilacıyla, insan hatasıyla vs. yani direkt ya da dolaylı yoldan verdiği zarar hastalıkların verdiği zarara hızla yaklaşıyor. Teknoloji Mars'a insan gönderirken henüz kolesterol faydalı mı değil mi tartışmalarıyla boğuşan, henüz tere yağının faydalı olup olmadığının kararını bile verememiş olan bir sektörden sanırım başka da bir şey beklenmez!

Artık hastaya elini dahi sürmeyen, tahlilsiz grip tanısı bile koyamaz hale gelmiş bulunan bir hekimlik anlayışı var! Hekime kalan zaten gün gibi açık olan, siyah punto ile altı çizilerek belirtilmiş bulunan sonuca bakarak birkaç kalem ilaç yazmak! Bunca incelemeyi milimetrik ölçümlerle yapan kompleks tıbbi cihazlar zaten kendisi marifetiyle çıkan bu sonuçları baz alarak en uygun ilacı da yazamazlar mı? Bence o müthiş marifetli cihazlar ilave birkaç aksamla ve programla bunu da çok daha kolay yapabilirler.

Bunun üç faydası olur: Hem böylece hekim hatası daha aza iner. İki: Bu cihazlara yüklenecek bir program ile hastalara gerekli, aydınlatıcı, böylece ruhunu teskin edici detaylı izahlar da verilebilir. Böylece hasta bir doku ve organ yığını organizma olarak değil, psikolojisiyle bir bütün olarak ele alınır, tedavisine ruhu da katılır. Üç: Hiç olmazsa hastalar bir cihazdan tedavi aldıkları için muhatap oldukları ilgisizlikten yahut göstermelik, yapmacık, soğuk, itici, sığ ilgiden fazla etkilenmezler. Çünkü insan bunları en çok hasta olduğunda karşısındaki insandan bekler. Karşımızdaki insan değil, bir makine olacağı için, bir makineden de bunlar beklenemeyeceğinden fazla müteessir olmayacaklardır. Bu bile sağaltımın ivme kazanması için yeterli olacaktır. Bunun böyle daha birçok faydası da olacaktır. Ayrıca maliyetler de düşecektir.

Geçenlerde bir yakınımda guatr çıkıyor. Uzman hekime gidiyor. Gidilen uzman dikkat edin! Gidilen sorun da guatr! Tahlil vs. yapılıyor. Bir kez daha tahlil isteniyor. İkisinden çıkan sonuç birbirinden farklı! Hadi bunu geçelim, iki sonuçta da ciddi bir bulgu gözlenmiyor. Buna rağmen ilgili uzman Ankara'ya sevk ediyor. "Aceleye gerek yok, ne zaman gidilse olur" deniyor. Takip edilmeliymiş! Demek ki takip için Ankara şart! Buradan da belli ki önemli bir şey yok! Çok erken saatte gitmesi, aksi halde sıra bulunmadığı söyleniyor. Ne kadar insanca değil mi? Hastanın sırası bile düşünülüyor! Olabilir, hekimdir, sevk de edebilir elbette! Burasını da anlarım! Sevk ettiği yer bir semt polikliniği. Bir gece önceden çıkılıyor yola! Gece varılıyor. Arabada birkaç saatlik tavuk uykusundan sonra düşülüyor Ankara yollarına! Bulunuyor tabi Endotem! Arayan Balgat'ı değil, Bağdat'ı bile bulur ne de olsa!

Gecenin üçünde sıraya giriliyor. Sabah saat 8:30'da telefon geliyor! "Kan tahlili verdik, ultrason için de 20 gün sonraya gün verildi." Bu kadar! Sadece bu kadar!

Bir: Kastamonu'da ultrason yok mu?

İki: Kastamonu'da kan tahlili alınamıyor mu?

Üç: O saatte henüz doktorun kliniğe geldiğini sanmıyorum, bu tahlili rutin bir prosedür olarak demek ki hekim dışı birileri istiyor. Neye göre? Hiçbir şeye... Muhtemelen rutin bir uygulama! Bu iş bu işin rutini olmuş besbelli ki! Yani henüz hekim görmeden, çoğu Ankara dışından gelmiş, gecenin üçünde sıraya girmiş kişilerden kan tahlili isteniyor, ultrason için ileri bir tarihe gün veriyor. Durumun özel mi, acele mi, önemi yok! Sıra hususunda herkes eşit haklara sahip! Herkes il dışından gelmiş, sırana razı ol! Ne için? Kan tahlili ve ultrason için! Yıl 2015... Kastamonu'da kan tahlili yapılamıyor, ultrason filmi çekilemiyor mu? Bunca maddi manevi külfet bu iki işlem için mi? Evet!

Belki orasının tedavisi farklıdır diyeceksiniz. Hani Kastamonu'da yapılamayan tedavi o hastanede yapılıyordur diye düşüneceksiniz. Olabilir de şu devirde alt tarafı bir guatr tedavisi nasıl olur da bir ilde yapılamaz! Neyse buna da eyvallah diyelim! Bu durumda soru şu: O zaman il dışından gelen hastalara "İlinizde tahlili yaptırın, ultrasonu çektirin, bu sonuçlar elinizde hazır buraya gelin ki git gel olmasın, mağdur olmayasınız" denilemez mi? Denilebilir elbette! Bunun için hastane ve katma değer odaklı değil insan, şefkat ve merhamet odaklı işleyen bir sistem gerekiyor. Kuruma girecek üç beş kuruş fazla parayı hastanın cebinden çıkacak daha büyük meblalar kadar önemsemeyen bir sistemden ne beklenir! Kastamonu'dan Ankara'ya günübirlik gidip gelmenin maliyeti en az 500 TL... Bir asgari ücretin yarısından fazla! Bir guatr için iki kere gidildiğinde tam bu ücrete denk!

Birini araya soksan, başka hastalara yazık! En basitinden kul hakkı! Bu sistem adamı vicdanı / ahlakı ile çıkarı arasında bırakıyor. Böylece hızla yayılan kitlesel sahtekarlık akımına da adam devşiriyor.

İnsan odaklı işlemeyen, şefkate, merhamete yer vermeyen, işi sadece cihaz, doku, organ, tahlil ekseninde yürüten, tüm fonksiyonlarını bu rutin, sığ prosedüre indirgemiş bir sektörden ne beklenebilir ki! Bu yüzden her şey ilerlediği halde tıpta tedaviler her geçen gün daha fazla yılan hikayesine dönüşüyor. Bu yüzden sorunlar uzman ve imkan sayısı arttığı halde azalmıyor, bilakis daha fazla artıyor.

Eskiden dua şuydu: "Allah bizi hastanelere düşürmesin ama orasız da bırakmasın!" Hayır! Allah bizi hem buralara düşürmesin hem de burasız bıraksın! Otun, çer çöpün itibarı boşu boşuna artmıyor! Bunları gören ota, çere çöpe boşuna sığınmıyor. Denize düşen yılana bile sarılırken millet bunlara sarılmış, çok mu!

Psikolog
İzzet GÜLLÜ
     1 Beğeni    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Google Plus'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Eğitim - Seminer - Konuşma
■ Uzmanlık alanınızda çeşitli platformlarda konuşma yapıyor ya da eğitim mi veriyorsunuz?

■ İlgi duyduğunuz konu ile ilgili konuşmacı ya da eğitmen arayışında mısınız?

■ O zaman Makronot Ailesi’ne hoş geldiniz!..
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Psk.İzzet GÜLLÜ'nün Makaleleri
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 17,107 uzman makalesi arasında 'Ankara'nın Ultrasonları' başlığıyla eşleşen başka makale bulunamadı.
► Metafizik Gevşeme: Gidişatın Analizi ÇOK OKUNUYOR Ocak 2018
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


19:34
Top