2007'den Bugüne 80,886 Tavsiye, 25,753 Uzman ve 18,030 Bilimsel Makale
Site İçi Arama Arayın :
Yeni Tavsiye Ekleyin!



Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Kaygı Bozukluğu
YAZI #2937 © Yazan Psk.Gonca KÜÇÜKTETİK | Yayın Mart 2016
Kaygı bozukluğu, ingilizcesi anksiyete olarak bilinen, kişinin yoğun olarak her an kötü bir şey olacakmış hissini yaşaması, kötü bir şey olacağını, hastalanacağını, kaza geçireceğini, ve ya yakınlarının hastalanacağı, yakınlarına bir şey olacağı gibi olumsuz endişeleri yoğun ve sürekli olarak yaşamasıdır.

Kaygı zaman zaman hepimizin yaşadığı, zaman zaman bizim için bir uyarı ve ya teşvik edici bir his olmakla beraber, eğer bu kaygı düzeyi günlük yaşantımızı devam ettirmemize engel oluyorsa ve kronikleşmiş bir haldeyse o zaman hastalık tanısı alacak duruma gelmiştir.

Bu hastalığı yaşayan bir kişi sürekli bir endişe halindedir. Bu durum vücudunun “savaş ya da kaç” refleksinin aktifleşmesine sebep olur. Bu nedenle de kişinin otonom sinir sistemi aktifleşerek; sanki tehdit içeren bir durumla karşı karşıya kalmış gibi bedensel tepkiler vermeye başlar. Örneğin, kalp atışlarının hızlanması, nefes alıp vermenin hızlanması gibi. Kişi bunları titreme, huzursuzluk, kas gerginlği, nefes darlığı, çarpıntı hissi, ellerde, ayaklarda üşüme ve uyuşma, ağız kuruması, bulantı olarak algılamaktadır. Bu belirtileri hissetmeye başlayan bir kişideki kaygı düzeyi daha da artmaya başlar, korku ve panik duyguları da aktifleşerek bir kısır döngü başlar.
Beyin ve beden beraber çalışmaktadır ve yukarıdaki örnekte olduğu gibi kaygı bozukluğu sendromu da buna iyi bir örnektir. Bu sıkıntılarla doktora ve ya psikoloğa başvuran kişilere hastalık ve detayları çok iyi ve net anlayacakları bir dilde anlatılmalıdır. Kendi deneyimlerimden de diyebilirim ki; çoğu kişi hastalık hakkında bilgilendikten sonra rahatladıklarını ve daha umutlu bir şekilde tedaviye devam ettiklerini görmekteyim. Belirsizlik de bir kaygı kaynağı olabilir. Fakat hastalarımıza bunun fiziksel değil psikolojik kaynaklı olduğunu anlatmamız gereklidir ve tedavinin mümkün olduğunu belirtmemiz gerekir.

Tedavi için ilaç ve psikoterapi önerilmektedir. Tekrar belirtmekte yarar var diye düşünüyorum; toplumun ilaçlarla ilgili uyuşturur, bağımlılık yapar gibi yanlış algılar sıkça bizim de kulağımıza gelmektedir. Doktorunuza güvenin ve endişelerinizi kendisine danışın. Onlar size yardım etmek için varlar, sizi uyuşturup bağımlı bir hale getirmek için değil.

İlaç tedavisinin yanı sıra genelde bilişsel ve davranışçı terapi yöntemi ile de tedavi mümkündür. İlaç şart değil ama rahatsızlığın derecesine bağlı olmakla beraber, bir doktor kontrolü ve önerisiyle kullanılmalıdır. Bilişsel ve davranışcı terapi hastanın abartılı ve sağlıksız düşünceleri üzerinde odaklanır. Bu olumsuz düşünceler yerine daha olumlu ve sağlıklı düşünce biçimleri ile değiştirerek, kişilere bir takım davranışçı ödevlerle bu hastalıkla başetme yetisini geliştirmeyi amaçlar.

Fakat belirtmek isterim ki hekimler, psikologlar size yardımcı olmak için varlar tabi ama bütün sorumluğu onlara atarak “beni tedavi et” gibi bir inanç doğru değildir. Kişinin hastalıkla mücadelede aktif olması ve kendini motive edebilmesi gerekir.
     Beğenin    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Google Plus'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Psk.Gonca KÜÇÜKTETİK'in Makale ve Yazıları
► Kaygı Bozukluğu Uzm.Psk.Ayşegül COŞKUN
► Yaygın Kaygı Bozukluğu Uzm.Psk.Özlem YILMAZ
► Sosyal Kaygı Bozukluğu Uzm.Psk.Huriye ÇEVİK
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 18,030 uzman makalesi arasında 'Kaygı Bozukluğu' başlığıyla benzeşen toplam 16 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
◊ Bağımlılık Mart 2016
◊ Farkındalık Mart 2016
◊ Duygusal Taciz! Mart 2016
◊ Önyargılar! Mart 2016
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


12:44
Top