2007'den Bugüne 77,137 Tavsiye, 25,052 Uzman ve 17,257 Bilimsel Makale
Site İçi Arama Arayın :
Yeni Tavsiye Ekleyin!



Eğitim - Seminer - Konuşma
■ Uzmanlık alanınızda çeşitli platformlarda konuşma yapıyor ya da eğitim mi veriyorsunuz?

■ İlgi duyduğunuz konu ile ilgili konuşmacı ya da eğitmen arayışında mısınız?

■ O zaman Makronot Ailesi’ne hoş geldiniz!..
.
Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Geleneksel Toplumlarda Kadın Erkek Bakış Açısı Üzerine
YAZI #4059 © Yazan Psk.İzzet GÜLLÜ | Yayın Aralık 2017
Kadının erkeğe itaat etmesinden bahsediliyor. Bu anlayışın müfredata girdiğiyle ilgili tartışmalar yapılıyor basında! Bu anlayışın altında da geleneksel dini öğretiler bulunuyor.

Oysa itaat koşulsuz uymak, koşulsuz biat etmek demektir ve buna layık olan tek varlık Allah'tır.

Allah'ın şüphesiz ki nankördür dediği bir canlı türü olan insanın insana koşulsuz itaatinden asla söz edilemez. İtaat taat ile aynı kökten gelir. Kısaca kulluk demektir. Boyun eğmek, boyun bükmek, sorgusuzca uyup biat etmek demektir. Kulun kula itaati kulun kula taati yani kulluğu anlamına gelir.

İnsanlar arasında bir itaat (taat) ilişkisi değil; sorgulamaya, rasyonel ise almaya değil ise medenice izah etmeye ve adabınca hayır demeye dayalı bir eşitler arası ilişki (yatay ilişki) biçimi vardır.

Peygamber bile çevresine ashabım yani arkadaşlarım diyor; alim avas, hoca talebe, şeyh mürit gibi dikey değil yatay bir ilişki biçimini tercih ediyordu.

Evet elçi bile kendisine vahiy dışında koşulsuz olarak uyulmasına yani itaat edilmesine karşıydı. Sahabe "Ya resulallah: Bu senin sözün mü yoksa vahiy mi" diye soruyordu. Kendisine hendek savaşının öncesinde, öngörülen strateji konusunda olduğu gibi itirazlar edilebiliyordu. Onlara bu anlayışı peygamber vermişti. O da bu anlayışı vahiyle öğrenmişti.

Peygamber ne verirse alın ayeti onun vahiy haricinde bir şey vermeyeceği gerçeğiyle ilgilidir. Peygamberin (elçilik yönü hariç) beşeri yanına bile koşulsuz bir itaat öngörülmezken dinimizde, din adına, Allah adına kadının kocasına koşulsuz uyması demek olan bir itaat ilişkisinden söz edilmesi akıl tutulmasıdır. Bu algı geleneksel öğretilerin İslam toplumlarına attığı kazıklardan sadece birisidir.

Dindarlık Allah katında bir değer ölçüsüyken kul - kul ilişkisinde de bir değer ölçüsü haline getirildi. Böylece riyaya ve münafıklığa kapı açıldı. Bu sürecin sonunda nice gizli papaz medreselere molla oldu.

Aynı şekilde itaat Allah ile kul arasında geçerli olan bir ilişki türü ve iletişim biçimiyken kul - kul arasında da geçerli olan bir ilişki türüne dönüştürüldü, bu sürecin sonunda nice sömürü ve suistimalin önü açıldı. Saçı uzun aklı kısa gibi nice cinsiyetçi ve aşağılayıcı deyim kaynağını ve meşruiyetini bu hastalıklı dinsel algı zemininden aldı.

Son dönemde basında sadece kadınlara hizmet veren halk otobüsü uygulaması haberleri geliyor.

Heyhat!

Allah "Mümin erkekler ve mümin kadınlar birbirlerinin dostlarıdır" derken din adına kadını ve erkeği birbirinin hasmı/düşmanı gibi görüp ayırmak! Hem de bunu din iman adına yapmak! İşte Kur'ansız İslamın sonucu! İşte sorgulanmamış dini geleneğin ve kültürün acı meyveleri.

Toplumdaki cinsiyetçi bakış açısını pekiştirmek en büyük ayrımcılıktır. Oysa ihtiyacımız olan şey kadın erkek ayrımını değil, "insan" vurgusunu öne çıkarmaktır. Kadınları erkeklerden izole ederek hiç bir sosyal sorun çözülemez. Üstelik de artık otobüslerde kamera sistemi varken bunun taciz ile vb münferit olaylarla izahı da mümkün değildir!

Hadi otobüslerde kadını ve erkeği ayırarak bu potansiyel sorunu önlediniz. Sokaklardaki tacizi vs nasıl önleyeceksiniz? Kadınlara özel kaldırım, cadde ve sokaklar mı yapılacak? Bu işin sonu bu mantıkla nereye kadar varacak?

Kadını ve erkeği sürekli kadın ve erkek diyerek cinsiyet üzerinden tanımlamak iki cinsin birbirini insan olarak değil de iki ayaklı yürüyen cinsel nesneler olarak görmesini getirir. Zaten böyle bir algı varsa da onu iyice pekiştirir.

Böyle bir algı ortamında her iki cins birbirini gördüğünde yahut karşı cins aklına geldiğinde otomatikman cinsellikle ilintili çağrışımlar yaratır. Kişiler ahlaki öğretiler nedeniyle sürekli bu yanlarıyla bir çatışma yaşamak zorunda kalır. Bir çok ruhbanın neredeyse her iki kelimesinden birisinin kadınla ve cinsellikle (direkt veya dolaylı olarak) ilintili olması tesadüfi değildir.

Kadının ve erkeğin birbirinden uzak olması birbirlerini idealize etmeye yol açar. Bu ise iki cinsin birbirine olan bilinçaltı eğilimini daha da besler, daha da tetikler. Ayrıca bu idealize etme olgusu evliliklerde hayal kırıklıklarına da yol açar. Mesela eşinde ter kokusuna şahit olan bir çok kişi elinde olmadan eşinden soğumaya başlar. İdeal ile gerçek arasındaki fark ve bu farkı derinleştiren cinsiyetçi bakış açısı bunun en önemli nedenidir.

İki cinsin aynı ortamda olması, birbirilerinin fikirlerine, sevincine, dostluğuna, vefasına, ağlamasına, gözyaşına, hatta burun akıntısına ve ter kokusuna tanık olması iki cinsin birbirini idealize etmesini önler. Kadın ve erkek olmaktan önce tıpkı bizler gibi eksiği kusuru olan birer insan olarak algılamalarını sağlar. Muhatap insan olarak algılandığında kadına veya erkeğe değil de insana yönelmesi gereken duygular oluşur ruhlarda. İnsanı sürekli kadın ve erkek diyerek cinsiyetleri üzerinden tanımlamak karşı cinse yönelik olarak uyanmaya programlanmış olan duyguları öne çıkarır ruhlarda. Yani kadın ve erkek üzerinden yapılan vurgular ve cinsiyetler üzerinden ortaya konulan ayrımlar iki cinsi birbirine bilinçaltı düzlemde daha da düşkün, daha da eğilimli hale getirir. Çünkü gayri meşru tarik maksadının zıddına hizmet eder.

İzzet GÜLLÜ
Psikolog
     1 Beğeni    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Google Plus'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Eğitim - Seminer - Konuşma
■ Uzmanlık alanınızda çeşitli platformlarda konuşma yapıyor ya da eğitim mi veriyorsunuz?

■ İlgi duyduğunuz konu ile ilgili konuşmacı ya da eğitmen arayışında mısınız?

■ O zaman Makronot Ailesi’ne hoş geldiniz!..
.
Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Psk.İzzet GÜLLÜ'nün Makaleleri
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 17,257 uzman makalesi arasında 'Geleneksel Toplumlarda Kadın Erkek Bakış Açısı Üzerine' başlığıyla benzeşen toplam 26 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
► Metafizik Gevşeme: Gidişatın Analizi ÇOK OKUNUYOR Ocak 2018
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


03:11
Top