2007'den Bugüne 80,611 Tavsiye, 25,684 Uzman ve 17,973 Bilimsel Makale
Site İçi Arama Arayın :
Yeni Tavsiye Ekleyin!



.
Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Bir Kadın Sağlığı Sorunu Olarak; Kadına Yönelik Şiddet!
YAZI #5177 © Yazan Psk.Tutku Damla KAMACIOĞLU | Yayın Kasım 2018
Şiddet olgusunun ortaya çıkışı, insanlık tarihiyle paraleldir. Kadına yönelik şiddet,
bilinçaltında yatan cinsiyet ayrımının dışa vurumu ile karakterize bir insan hakları ihlalidir.
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’na göre “kişinin dokunulmazlığı, maddi ve manevi varlığı”
nın tanımlandığı 17. madde ile herkesin yaşam hakkını garanti altına almayı ve kimsenin
“insan haysiyetiyle bağdaşmayan bir cezaya veya muameleye tabi tutulamayacağını” taahhüt
eder. Cinsiyete dayalı şiddet, anayasal hakkın ihlali kapsamına girmektedir. Günümüzde
kabul edilen bazı yaklaşımlara göre kadına yönelik şiddet, bir ruhsal bozukluk ya da bir sağlık
sorunu olarak yer almaktadır. Dünya Sağlık Örgütü (WHO) ise, 2002 yılında kadına yönelik
şiddeti bir sağlık sorunu olarak tanımlamıştır.
Kadına yönelik şiddet, kadın yaşamının hemen her döneminde, farklı şekillerde
karşılaşabilinen ve kadınların sağlığını, hatta yaşamlarını etkileyen bir istismar biçimidir.
Kadınların %20-30’unun hayatlarının herhangi bir döneminde partnerleri tarafından fiziksel
veya cinsel şiddete maruz kaldığı tahmin edilmektedir. Ayrıca aile içi şiddetin, kadınlarda
psikososyal ve fiziksel sorunlara yol açtığı da bilinmektedir.Bu sorunlara sakatlıklar, perinatal
komplikasyonlar, cinsel yolla bulaşan hastalıklar gibi fiziksel, depresyon, anksiyete, intihar,
alkol ya da ilaç bağımlılığı, travma sonrası stres bozukluğu (PTSD) v.b psikolojik sorunlar
örnek olarak gösterilebilir. Namus adına işlenen cinayetler ise, kadına yönelik şiddetin en
ölümcül ve görünür biçimlerinden biridir.
Genelde kadınların, tanıdıkları veya hayatlarındaki erkeklerin şiddetine maruz kaldığı
yapılan çalışmaların sonucunda ortaya çıkmıştır. Şiddetin yol açtığı fiziksel zararların yanı
sıra, psikolojik ve sosyal zararların kadınlar için daha yıkıcı ve sarsıcı olduğu ise yadsınamaz
bir gerçektir. Ayrıca şiddet uygulayıcısının, kadın tarafından yakından tanınan, güven duyulan
ya da kadının özel yaşamında yer alan önemli bir kişi olması etkilenmeyi daha da
artırmaktadır.
Türkiye’de kadına yönelik şiddetin sorunun önüne geçilebilmesi için şiddetin, toplum
tarafından nasıl sunulduğu ve nasıl algılandığına bakılması gerekmektedir. Ülkemizde
yüzyıllar boyunca, erkeğin kızını veya eşini dövmesi, erkeğin hakkı, hatta görevi olarak kabul
edilmiş ve ”kızını dövmeyen dizini döver” sözü ile de adeta kadına yönelik şiddet
desteklenmiştir.
Türkiye Nüfus Sağlık Araştırması’nın verilerine göre; 2003 yılında yapılan bir
araştırmaya katılan kadınların %39’unun yemeği yakması, kocasının sözüne karşılık vermesi,
parayı lüzumsuz harcaması, cinsel ilişkiye girmeyi reddetmesi, çocuklarının bakımını ihmal
etmesi gibi durumlardan en az birinin gerçekleşmesi ile, kocanın eşini dövmesi için haklı
gerekçe oluşturacağını belirtmişlerdir.
Türkiye’de aile içi yaşanan sorunların mahrem kabul edilmesi sebebiyle şiddete maruz
kalan kadın, durumu en yakın kişilere bile anlatmakta güçlük yaşamaktadır. Şiddetin açığa
vurulması halinde de genellikle şiddet mağduruna yardım etmek yerine, “kol kırılır, yen
içinde kalır” anlayışıyla aile birliğinin devam etmesi adına sessiz kalması tavsiye edilmekte
ya da kadın suçlanmaktadır.

Mor Çatı Kadın Sığınma Vakfı’na başvuran 4.000 üzerindeki kadının; %45,8’inin
balayı dönemi sonunda, %1,3’ünün ilk çocuklarına hamile iken, %9,9’nun doğumdan sonra
şiddeti yaşadıkları saptanmıştır. Şiddete maruz kalan kadınların, ilk zamanlarda eşlerinin
değişeceğine olan inançları, daha sonra da korku, çevre baskısı, ekonomik nedenler, meslek
sahibi olmamaları gibi gerekçeler yüzünden eşlerinden ayrılamadıkları, ancak şiddetin
çocuklarına da yansıdığı zaman yardım aramaya karar verdikleri belirlenmiştir.
Çocuğun sosyal öğrenme yoluyla aile içerisindeki şiddet davranışını rol model alması,
çocuk eğitimi esnasında dayak ve şiddetin yaygın olarak kullanılmasının toplum tarafından
kabul görmesinin şiddetin yaygınlaşması ve normalleştirilmesinin nedenleri arasında olduğu
belirtilmiştir ve şiddetin kuşaklar boyu aktarılmasına neden olduğu bilinmektedir. Aile
içerisindeki şiddet etkilerinin, tüm aile bireyleri üzerinde olumsuz sonuçlar doğurduğu, ancak
özellikle çocukların ve kadınların bu olumsuz etkiye daha açık oldukları söylenebilir.
Çocukluk döneminde şiddet içeren davranışlara maruz kalan bireylerin yetişkinlik
döneminde ciddi davranış bozukluklarına sahip oldukları gözlemlenmiştir. Çocukluğunda aile
içerisinde şiddete tanık olmuş bireylerin, kendi çocuklarına da aynı davranış özelliklerini
gösterme eğilimlerinin yüksek olduğu gözlenmiştir.
     1 Beğeni    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Google Plus'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
.
Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Psk.Tutku Damla KAMACIOĞLU'nun Makale ve Yazıları
► Kadına Yönelik Şiddet Psk.Gökçe ÇAKIR
► Kadına Yönelik Cinsel Şiddet Psk.Cengiz TÜRKMEN
► Kadına Yönelik Şiddete Bakış Açısı Uzm.Psk.Doğancan DURSUN
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 17,973 uzman makalesi arasında 'Bir Kadın Sağlığı Sorunu Olarak; Kadına Yönelik Şiddet!' başlığıyla benzeşen toplam 26 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
► Alkolizm Nedir? Kasım 2018
◊ Alkolizm Nedir? Kasım 2018
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


11:25
Top