2007'den Bugüne 90,106 Tavsiye, 27,733 Uzman ve 19,719 Bilimsel Makale
Site İçi Arama
Yeni Tavsiye Ekleyin!



Kaygı
YAZI #7253 © Yazan Psk.Dnş.Sena ÖZ | Yayın Aralık 2021
KAYGI

Genel anlamda kaygı, insan yapısında mevcut çevresel ve psikolojik olaylara gösterilen duygusal bir tepki olarak tanımlanabilmektedir (Öner, 1990). Belirli bir gerçekliğe dayanmayan kaygı kişinin günlük yaşantısını, sosyal hayatını, iş hayatını etkilemesine neden olup kişide tedirginlik yaratır.
Yapılan çalışmalara göre kaygı; durumsal kaygı ve sürekli kaygı olmak üzere iki türe ayrılır. Durumsal kaygı; kişinin anlık olaylarda olayı anlama şekline göre yorumladığı ve o anlık kişinin kendini tehdit altında hissettiği için kaygı duyduğu geçici bir durumdur. Kişinin içinde bulunduğu durumu yorumlamasıyla yaşadığı öznel bir kaygıdır. Yaşanan durum bittiğinde kişinin kaygısı da sona erer. Sürekli kaygı ise kişinin hayata bakış açısının devamlı kaygılı olmasıdır. Kaygı duymasını gerektirmeyecek durumlara dahi kendini sürekli tehdit altında hissedip kaygı duyabilir. Kişi hayatını buna göre düzenler.
Kaygı öğrenilen bir duygudur ve bakım-verenimiz veya yakın çevremizde sürekli gördüğümüz insanların kaygılı olması bize neyden kaygı duyacağımızı neyden kaygı duymayacağımızı gerek sözlü yollarla(söylemleri/ses tonu vs) gerek sözsüz uyaranlarla(bakışları, beden dili vs) öğretir. Yapılan araştırmalara göre annelerdeki kaygı düzeyinin çocukların kaygı düzeyini etkileyebileceği açığa çıkmıştır. Yaşanan olaylarda çevresinin tepkisine göre çocuk kendi zihninde olayla kaygı duygusu arasında bağlantı kurar ve yaşamının ilerleyen yıllarında benzer olaylarda kaygı duygusunu ortaya çıkarır.
Kaygı küçük yaşlarda öğrendiğimiz ancak her yaşta yaşayabileceğimiz bir duygudur.. Aynı zamanda yaşamımızı sürdürebilmemiz için gerekli olan duygulardan biridir. Kendimizi tehlikelere karşı korumamızı, hissedilen kaygıya karşı tepki vermemizi ve bu tehlikelerle baş edebilmemizi sağlar. Bu şekilde yaşandığında kaygı sağlıklı ve gereklidir Ancak diğer her şey gibi bunun da aşırı yaşanması, kişiye zarar verir. Günlük işlevselliğini, iş hayatını ve sosyal ilişkilerini etkileyebilir. Sürekli kaygı duyan bir insan sevdiğimiz bir insan bile olsa yanımızda olduğu sürece ondan olumsuz şekilde etkilenebiliriz çünkü kaygı bulaşıcıdır.
Şuanda ise yaşadığımız bu pandemi döneminde hepimiz kaygıyı daha yakından tanıdık. Ancak herkesin kaygıyla baş etme şekli farklı oldu. Kimi zaman gerekli ve sağlıklı bir şekilde kendimize ve sevdiklerimize her an bir şey olabilir kaygısı yaşanıp bunun için önlemler alındı. Bu yaşanılmasının normal olduğu, bizi hayatta tutan, hissedilmesinin normal olduğu bir kaygıydı. Ancak bu dönemde herkesin verdiği kaygı tepkisi farklı olabildiği için kaygıyı aşırı şekilde yaşayıp bu süreçte kendini yıpratacak derecede çok kaygılanan insanlar da oldu.
Bu dönemde yaşanan kaygı, kişiyi belki de daha çok kaygılandıracak performans düşüklüğüne neden olabilir ve performans düşüklüğü de kaygıyı tetikleyebilir halde bir döngü oluşturabilir. Kaygı düzeyi fazlalaştığında ilkel beynimiz bize hayatta kalma-kendini kurtarma emri verir ve insan o anda rasyonel planlamalar yapamaz. Beynimizin duygusal ve dürtüsel bölümü bu dönemde daha çok bizi yöneten kısmımız olabilir. Burada kişi kendini tehditte hissettiği için bilişsel işlevlerinin önünü tıkayarak önceliği dürtüselliğe verebilir. Bu dönemde inkar düzeyimiz yüksek olduğu için gerçeğin tam olarak farkında olamayabilir ve kendimizi, işlerimizi toparlamamız zaman alabilir. Bunun aşılabilmesinin bir yolu beklentilerimizi biraz daha düşürüp, şuanki durumda yapabileceklerimize odaklanmalı ve geçmişte yapabildiklerimizi şuan yapabildiklerimizle kıyaslamamak kaygı düzeyimiz otomatik olarak azalacaktır. Beklenti düzeyimiz yeni normale çekebiliyor olursak bu döneme daha iyi uyum sağlayabiliriz.

Kaynakça
Öner, N. (1990). Sınav kaygısı envanteri el kitabı. İstanbul Yükseköğrenimde Rehberliği Tanıtma ve Rehber Yetiştirme Vakfı Yayını. No:l.
     Beğenin    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Yazan Uzman
Sena ÖZ Fotoğraf
Psk.Dnş.Sena ÖZ
İstanbul
Psikolojik Danışman
TavsiyeEdiyorum.com Üyesiİş Adresi Kayıtlı
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Psk.Dnş.Sena ÖZ'ün Yazıları
► Kaygı ve Sosyal Kaygı Psk.İ.Nil BİREYŞOĞLU ÖZEN
► YENİÇocuklarda Kaygı Psk.Mısra Nur NİŞANCI
► Kaygı ve Emdr Psk.Filiz KOÇAK
► Coronavirüs ve Kaygı Psk.Dicle CAYMAN
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 19,719 uzman makalesi arasında 'Kaygı' başlığıyla benzeşen toplam 16 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
◊ Duygu Düzenleme Aralık 2021
◊ Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu ÇOK OKUNUYOR Aralık 2021
◊ Yeme Bozukluğu Aralık 2021
◊ Yas Aralık 2021
◊ İlişkiler Aralık 2021
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


19:15
Top