2007'den Bugüne 90,319 Tavsiye, 27,791 Uzman ve 19,732 Bilimsel Makale
Site İçi Arama
Yeni Tavsiye Ekleyin!



Cinselliği Konuşamayanlardanmıyız / Yağmurdan Şikayet Ediyorsak Kasırgadan Haberimiz Yok Demektir!
YAZI #7480 © Yazan Psk.Emine ARMAN | Yayın Ağustos 2022
Öpüşmeli film mi olacak hala? dedi...Mevzu derin abiler, ablalar😊
Geçtiğimiz akşam yeğenlerimi sinema gecesi için bize çağırdık. Kızımla beraber onların da onayı ile yaş gruplarına uygun bir film seçtik. 5 yaşındaki kız yeğenim "öpüşmeli film mi olacak hala? dedi birden. Hepimiz güldük tabi. "Öpüşmeli olursa ne olacak yavrum? dedim. "Iyyyy iğrenç"diye cevap verdi gülerek ve elini yüzüne kapatarak...
Öpüşmek iğrenç mi? dedim, bir taraftan bizimkiler de ikimizi izliyor. "Tabi iğrenç hala, ben büyüyünce hiç öpüşmeyeceğim" dedi. "Birbirlerini çok seven iki büyük insan birbirleri ile öpüşebilirler" diye cevap verdim. "Nasıl yani hala? diye sordu. "Evet , sende bizim gibi büyüdüğünde öpüşeceksin" dedim. "Yaa hala" dedi kıkırdayarak cilveli cilveli. "Ben babamı yanağından öpüyorum" dedi sonra. "Aferin sana, çünkü anne babalar çocukları ile yanaktan öpüşürler" dedim. "Peki ya dudaktan? dedi kinayeli kinayeli muzipçe gülerek, bir taraftanda elleri ile ağzını kapatıyor, yerim onu🤗. Hayır, dedim yalnız yanaktan, fakat ileride sende kocaman olduğunda, biri ile tanışıp birbirinizi çok sevdiğiniz zaman, dudaktan öpüşebilirsin dedim. Sen de öpüşüyormusun peki hala diye sordu bu kez. Evdekiler gülümseyip kikirdemeye başladı. Bende güldüm, uygun bir dille cevap verdim.

Ardından sorunun devamı geldi. "Babamla annem öpüşüyor mu? Oradan ergenliğe geçişte olan 12 yaşında ki ablası atladı. "Tabi ki öpüşüyorlar" dedi. Kuzeni olan abisi o da 12 yaşında, "ne diyorsun sen ya " dedi. Kahkahalar odada çınlıyor. Ardından ona da uygun bir dilde cevap verdim. Ergenliğe girmek üzere olan yeğenim sözü aldı bu kez. Bu 12 yaşında ki oğlan. Hala ben son günlerde kendimi çok sinirli hissediyorum, içimden herşeye kızmak geliyor, ben böyle değildim, kendimi tanıyamıyorum neden ki hala ? dedi. Yavrum dedim, ergenliğe giriyorsun, yavaş yavaş adam oluyorsun, bedenin değişiyor, testosteron hormonun çok çalışıyor, bu yüzden biraz agresif hissedebilirsin, eğer spora başlarsan duygularını daha iyi kontrol edebilirsin dedim. Peki hala dedi. Bizim ufaklık 5 yaşındaki yine atladı ortaya."Biliyor musun hala, ben babamla evleceğim" dedi. Yine başladık gülmeye... "Babanla annen evli canım, sen de büyüyünce baban gibi iyi bir insanla evlenebilirsin merak etme, ama önce büyümen gerekiyor" dedim...

Aradan biraz zaman geçti .
Kucağıma geldi, sarıldı yattı, biraz muhabbet ettik sonra bombayı patlattı . "Hala ben büyüyünce eniştemle evleneceğim" dedi. Kendisi benim kocam olur😂. "Enişten benimle evli canım, ama enişteni çok seviyorsan, sen de büyüyünce onun gibi iyi birisi ile evlenebilirsin" dedim. Halasına çekmiş kurban olduğum.🥰 Bende enişteme hayrandım küçükken, kızına olan o harika davranışlarından dolayı. Ben de onun karakterinde olan eşime aşık oldum , kızına tam bir baba olabilecek adama.Yıllar sonra psikoloji okuyunca anladım seçimimin altında yatan nedenleri. Evrim psikolojisi işte. Dişiler eş seçerken çocuğuna bakım verebilecek en doğru kaynağa sahip olan, genetik kombinasyonuna en uygun eşleşmeye sahip erkekleri seçiyor. National Geographic'in aşk belgeselinde aşkın 5-8 yaş arasındaki bilinçdışında oluşturduğumuz imgelere sahip olanlara karşı hissettiğimiz karşı konulmaz bir çekimle oluşabilme ihtimalinden bahsediyordu. Bu konuda bilincimizden önce bilinçdışımız çok etkili ve feromon adı verilen cinsel koku hormonları ile karşı tarafla mesajlaşıyor bizim haberimiz olmadan. Hatta bağırsak floramızında işin içinde olabileceği düşünülüyor. Sonra biz buna yıldırım aşkı diyoruz...Doğal seleksiyon o biçim.

Yine de aşk ve cinsellik çok karmaşık konular. Yalnız bir teori ile değil; multidisipliner bir yaklaşımla hakkında çok şeyler öğrenebileceğimiz ve anlamlandırabileceğimiz olgular.
Neyse o akşam öpüşme faslı konuşuldukça inciler bir bir döküldü ortaya. Falanca çocuk filanca kızı öpmüş, yok o kardeşiyle öpüşmüş. Ne dedikodular, ne dedikodular. Çocuklar çocukça cinsel oyunlardan bahsettiler, ben de çocuklukta bunların normal olduğundan bahsettim ve biraz da mahremiyetten anlattım. 16 yaşında ki yeğenim hala bu tam bir grup terapisi oldu dedi. Diğerleri atladı, hala yine terapi yapalım dediler. Hayatımda gördüğüm en güzel grup terapisiydi. Halaları kurban olsun onlara🥰🤗🥰

Bunları neden mi anlatıyorum?

Çocukların gelişim dönemleri hakkında bilgi sahibi olmamız, onların yara almadan, ya da minumum yara ile büyümesine neden olur. Bu konuşmanın içinde 5 yaşındaki yeğenimin ödipal döneminin yüksek çözünürlükle sahnelendiği bir yaşantının içinde buldum kendimi. Cinsel gelişimin farkındalık aşaması olan, rekabet ve özdeşleşmeyi içine alan bir dönem bu dönem. Hemcins ebeveyn ve türevleri ile rekabet, karşı cins ebeveynin gözüne girme çabası, bir hayli hayranlık ve bu tatlı rekabetin sonucunda hemcins ebeveynle özdeşleşerek cinsel kimlik oluşturma aşaması. Bu aşama İlkokula başlama çağı ile birlikte, enerjisini sosyal kimliğe bırakırken ,ardından gelen genital dönem olan ergenlikte bu sefer tam gaz cinsel duygulanımın yaşandığı aşamaya kendini bırakıyor...

Cinselliği konuşmamız neden önemli?

Cinsellik acıkmak, susamak, uyumak gibi çok doğal süreçlerin olduğu bir dürtü...Dengeli ve doğru bir biçimde yaşanılması hayatın içerisindeki konumumuzu ciddi anlamda etkiliyor. Yaşamın hizmetkarı ve her tarafa yayılmış bu üreme dürtüsünün kaynağı olan libido, aynı zamanda hayattaki en önemli enerji kaynaklarımızdan biri. Şarj-deşarj gibi. İlişkilerimizin tutkalı, hayatı anlamlandıran aşkında geçim kaynağı.
Cinsellik bu kadar önemli ve karşı konulamaz bir hızla insan yavrusu olarak içimizde büyürken; çocukların bu evrede merakla şekillenen cinsel oyunlar oynamaları, cinsel konulara ilgi duymaları, bu konuda araştırma yapmaları, cinsel organlarına tutmaları yani çocuk mastürbasyonu yapmaları çok doğal bir sürecin sonucu. Aşağı yukarı 3 yaş gibi açılan bu kapı doğal bir şekilde yaşandıysa ve çocuk bu dönemde cinsel duygularından suçlanılmadıysa, suçluluk hissettirilmediyse kendiliğinden 6-7 yaşlarında bir daha ergenlikte açılmak üzere örtülüyor. Fakat bu dönemi yaşarken, herhangi bir suçlanma veya travmaya maruz kalan çocuklar, bu dönemi gerektiği gibi kapatamadığı gibi, giderek artan suçluluk duyguları ilkokul çağında uygunsuz bir şekilde yaşamaya devam ederken( bu konuda bir çok mağdur danışanım oldu, akran zorbalığına maruz kalan) ergenlik ve yetişkinlikte her hangi bir psikoeğitim veya terapi almadıysa malesef bu önemli konunun trajedisinin izlerini bir ömür boyu taşımak zorunda kalıyor.

Çocuklarımızla neden cinsellik hakkında konuşamıyoruz?

Çocuklarımızdan ilk cinsel imgeler gelmeye başladığında paniğe kapılırız. Çünkü onların cinsel meraklarının üzerine kendi cinsel fantezilerimizin korkularının gölgelerini bırakırız. Çocuğun hayranlık aşamasındaki hazzını, kendi yetişkin şehvetimize bulandırır ve çocuğumuzla bu konuları konuşmaktan utanırız. Oysa ki; çocuğumuzun cinselliği kendi bilişsel yetilerine göre basit cevaplarla tatmin bulabilecek niteliktedir.
Çocuğun soruları bilişsel durumunun hakkında bizlere ipuçları verir. Yavrularımızın bu yaş dönemine ait cinsel merak ve eylemlerini doğal karşılayarak, sorularına paniğe kapılmadan basit ve net cevaplar verdiğimizde onların geleceklerini de kurtarıyoruz aslında.

Peki bunu nasıl yapıyoruz?

Çocuklarımızla izleyeceğimiz programların seçimi çok önemli. Normal bir biçimde çocuğun zihni tarafından kabul edilebilir bir filmde bir öpüşme, sarılma sahnesinde paniğe kapılarak kanalın değiştirilmesi, çocuğumuz tarafından dikkatlice gözlenir ve çocuk birşeylerin ters gittiğini anlar, böylece cinsel merakı da tarafımızdan daha fazla kamçılanmış olur. İzlediği programlarda yakınlığı keşfeden çocuk, anne babasının evde soğuk ve mesafeli durması ile cinselliğin dışarıda yaşanılabilecek bir olgu olduğunuda kendi bilinçdışına yerleştirir böylece. Gelecek evlilik hayatları ile de bir kodlama yaparız zihinlerine. Eşittir "Cinsellik dışarıda yaşanır"

Evliliklerde ve ilişkilerde ki cinsel sorunlar , aldatmaların bir kısmı, çocukluktaki rol modellerden kopyala yapıştır yaptığımız yakınlığın, bağlılığının ve tutkunun doğru dozda uygulanamadığı, iletişim problemleri tarafından iyice beslenen geçmiş deneyimlerimizin sonucudur. Geçmişin gölgesinden istemli ve sorumluluk alarak başka bir boyuta geçemeyen birey, ilişkilerinde geçmişi tekrar etmeye mahkum olacaktır, yaşamın içinde ki kurallar gereği. Birbirine sarılan, birbirine dokunan, birbirini öpen, çocukların duygularını tahrik ve taciz etmeden oluşan cinsel yakınlıklarımız çocuklarımıza cinselliğin evde yaşanabileceği mesajını verir. Böylece gelecek rollerinde daha tatminkar bir cinsel hayat elde etmelerine ve ilişkilerini korumalarına neden olur.

Cinsel eğitim verirken cinsiyet ayrımı?

Cinsellik kız ve erkek çocukta aynı duygulanımlarla oluşur. Yani haz almak erkeğin ihtiyacı olduğu kadar; kadının da ihtiyacıdır. Ne yazık ki; kültürel kodlarla "kocanın gözünü dışarı bırakma" gibi nasihatler kızların, cinsel eylemleri altından kalkması gereken ağır bir yük olarak algılamasına ve partnerine , kendi bedenine karşı güvensiz ve olumsuz duygular yaşamasına neden oluyor. Sevişmenin öneminden önce boy abdestine, sevaptan önce günaha vurgu yaparak çocukları büyütmemiz, çocuklarımızın omuzuna cinselliği ağır bir yük olarak bırakıyor. Bedelini ise önce birey, dolayısı ile aile, ardından da toplum ödüyor. Birlikte ödeşiyoruz ortak kefarette...

Karşımıza toplumsal olarak biçilen "evdeki her işi kadının yapması gerekir" anlayışımızdan dolayı, yorgun , cinsel açıdan soğuk olduğu için sevişemeyen, neticesinde sevmeyen, sevilemeyen, tiksinen, tiksindirilen kadınlar çıkıyor. Erkeklerin cephesindede durum farklı değil.Daha küçük yaşından itibaren pipisi ölçülüp yarıştırılan erkek çocuk, sünnetle beraber övülen adamlığın altında eziliyor ve geri kalan ömrünü, penisinin boyutunun kaygısıyla, bir kadını tatmin edip edememenin derdi ile ve aynı sünnetine şahit olan herkesin önünde ki gibi, adamlığını ispat için, hem cinsleri arasında skor yarışı yaparak erkekliğini ispatlamak zorunda kalabiliyor. Bu saydıklarım profesyonel hayatta karşılaştığımız en hafif cinsel travmaların sonucu. Oysa küçük yaşta yaşanılan cinsel travmalar, aklın sınırlarını zorlayabilecek daha korkunç bir kıyafetlede karşımıza gelebiliyor. Bu yaşanılan deneyimin ne olduğu ile ilgili...

Eşşeğin kulağına su kaçırmak mı? Yoksa çocuk tacizlerini buyur etmek mi?

Ne yazık ki; klinik ortamda sıkça karşılaştığımız, kendi travmaları ile yüzleşebilen cesur yürek sahibi danışanlarımızın haricinde, sesini duyuramayan, hatta kendi suçu olmadığı halde, yaşadığı tacizin tüm sorumluluğunu alan insanlar var kadın ve erkek. Tacizci zihniyet kendini çok iyi gizleyebiliyor. Oldukça sıcakkanlı, yardımsever, hatta tacize karşı mücadele ediyormuş gibi görünebilen, çocuklara ilgi gösteren bu kişiler, onları yıllarca istismar edebiliyor. Sesini çıkarabilen çocuklar tarafından tacizci şikayet edildiğinde, kimi aileler "sana öyle gelmiştir" diyerek çocuklarına inanmamayı tercih edebiliyorlar.

Ne yazık ki; cinsel tacizi önleme konusunda çocuklarımıza vereceğimiz cinsel eğitim ve bunun içinde olan mahremiyet eğitimi ile bilinç kazandırmaktan ve bu suçla mücadele etmekten başka elimizden bir şey gelmiyor. Tacizci zihniyet, hayatın her alanında sinsice karşımıza çıkabiliyor. Hele sosyal medya kullanımının çok rahatça erişimi kolaylaştırdığı bu zamanda, çocuklarımız için daha fazla endişelenmemiz gerektiğinin klinik tecrübelerime dayanarak altını çizmekteyim. Çocuklarımızla cinselliği biz konuşmazsak, çocuklarımız cinselliği konuşabilecekleri birilerini muhakkak bulacaklar ve malesef ki bu kişiler her zaman iyi niyetli olmayacaklar. Ayrıca, çocuklarımızla cinselliği konuşabilirsek; tacize uğramalarını önleyebilir, ya da yaşadıkları bir taciz olduğunda, bunu bize anlatmaları için, çocuğumuzu ve başka çocuklarıda koruyabilmemiz için bir şansımız olur. Çocuklarımızla konuşmaktan kaçtığımız her cinsel konu, kendi cinsel dünyamızdan kaçışımızdır aslında. Barışamadığımız her türlü cinsel eylemimiz, çocuklarımız üzerinden bize göz kırpmaya devam edecektir. İnsan cinsel bir varlıktır. Doğadaki bitkiler ve hayvanlar gibi. Üreme, çoğalma, yaşamın devamı için verilen bu libido enerjisi, doğru bir şekilde eyleme vurulduğunda, kişiye var oluşundan keyif verebilir ve eylemlerini gerçekleştirecek güç için enerji depolamasına ve kurduğu ilişkiler ile hayata daha sağlıklı ve tutkulu bağlanmasına neden olabilir.

Cinsel enerji bir volkan gibidir, önüne set çekerek lavları engelleyemeyiz, doğru olan bu volkana uygun yaşamsal pozisyonlar geliştirip; lavın kimseye zarar vermeden akmasına ve yaşamı yeniden yeşertmesine izin vermektir. Bu arada kısa coğrafik bir bilgi: yeryüzünün en bereketli alanları volkanik arazilerdir, zengin maden içeriğinden dolayı. Velhasılı kelam, içimizdeki madenlerin farkına varmak; onu bir sanat eserine dönüştürmemiz için gereklidir. Aksi halde bizler ve sevdiklerimiz, canımızın parçası yavrularımız, kendi volkanını kontrol edemeyen, orayı burayı kasıp kavurmaktan keyif alan insanların alevleri altında kavrulup; küle dönüşüp, yaşamlarını gri bir toz bulutunun içinde boğula boğula nefes almaya çalışarak, boyunları bükülmüş, güneşten mahrum bir halde yaşamaya mahkum olacaklar. Hazır griden söz açılmışken, cinsel taciz ve travmaların kişinin geleceğini nasıl etkilediğini merak ediyorsanız Grinin elli tonu kitabını okumanızı veya filmini izlemenizi tavsiye ederim. Ayrıca kült filmlerden biri olan Ejderha dövmeli kız da bu konuda duygularımıza derin darbe vurabilecek türde. +18 olan bahsettiğim bu filmler yalnız yetişkinler tarafından izlenilmesi gerekmekte.

Filmi izledikten sonra hiç bu kadar da olur mu demeyin. Seanslarımda bir başka griyi misafir etmişliğim var. O acıya şahit olmuşluğum var. Ve başka griler olmaması için o zihniyetle elimden geldiği, dilimin döndüğü kadar mücadele edesim var. Ve o korkunç travmaların altından herşeye rağmen ayakta kalabilen ve yaşamaya devam edebilen danışanlarımla gurur duyasım var ve gurur duyuyorum...
Her pedofili birey masum bir çocuk olarak doğar. Hayat önce onu kirletir. Sonra o başkalarına kirini boşaltır, sonra onlarda diğerlerine... Grilerin ardı gelmez , kapkaranlık bir renge bürünür gökyüzü...Yağmurun ahengi yoktur...Kasırga simsiyah etraf toz duman...Renkler çok uzaktır artık.Oysa yağmurun kıymetini biliyorsak, gökkuşağını görmek istiyorsak; ıslanmayı göze almalıyız...Renklerle sarhoş olmak istiyorsak; yağmuru kucaklamalıyız...Yeryüzünde ki cennet yağmurun eseridir çünkü...Şimdi simsiyah şemsiyelerimizi bırakalım. Bırakalım ki, tane tane, ritmik bir şekilde ahenkle yağan yağmur bizi ıslatsın...Toprağın suyu kucaklamasından keyif alalım...Yağmurdan sonraki toprağın kokusunu içimize çekelim derin ve sakin bir nefesle, öyle bir çekelim ki o koku yayılabilsin hücrelerimizin en köşelerine bile...Gözlerimizi kapatalım, sadece an'a odaklanalım...Yağmur rengarenk çiçeklerin, mis gibi kokuların, lezzetli meyvelerin, bereket dolu bahçelerin, rengarenk baharın habercisi... Yağmura güvenelim... İklimleri bozmayalım...Bu kül grisi atmosfer nasıl temizlenir yoksa...Hayatı aşk kurtaracak...Hadi ıslanalım...
     Beğenin    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Yazan Uzman
Emine ARMAN Fotoğraf
Psk.Emine ARMAN
İstanbul (Online hizmet de veriyor)
Psikolog
TavsiyeEdiyorum.com Üyesi32 kez tavsiye edildiTavsiyeEdiyorum.com'u sıkça ziyaret ediyor.
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Psk.Emine ARMAN'ın Yazıları
► Ergenlik Ne Demektir? Psk.Hülya MACİT
► Kadın Cinselliği Psk.Meltem BİLGİCİ
► Cinselliği Konuşmak Dr.Psk.Dilek AKGÜL
► Ergen Cinselliği Psk.Dnş.Barışcan ÖZTÜRK
► Erkeklik ve Erkek Cinselliği Psk.Dila HOTLAR
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 19,732 uzman makalesi arasında 'Cinselliği Konuşamayanlardanmıyız / Yağmurdan Şikayet Ediyorsak Kasırgadan Haberimiz Yok Demektir!' başlığıyla benzeşen toplam 17 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
◊ Boğazdaki Lokma Ağustos 2022
◊ Ben İnsan Değilmiyim Ağustos 2022
◊ Sen Cahilsin Ben Değil Ağustos 2022
◊ Acıdan Geçmek Ağustos 2022
◊ Sevecekmisin Beni Ağustos 2022
◊ Galıleo’nun Ahı Tutar Mayıs 2015
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


01:32
Top