TavsiyeEdiyorum.com
TavsiyeEdiyorum.com  
.com
Arama : | Site İçi Arama

Yeni Tavsiye Ekleyin!




» Veteriner Hekim
İsim

Evrim EGEDEN

Şehir

İstanbul

[Bu Şehirdeki Tüm Uzmanlar..]
Meslek

Veteriner Hekim

[Diğer Veteriner Hekimler..]
Tavsiye ve Teşekkürler

42

[Vet.Hek.Evrim EGEDEN isimli üyemizi tanıyor musunuz? Siz de Tavsiye Edin!]
Eleştiri (?) : 1
Evrim EGEDEN Eposta Kendisine Gönderilen Mesaj

16
(%93.8 okundu)

[Uzmana özel mesaj gönderin]
Tavsiyeler Arasında Tarayın

Tavsiye Edilen Bağlantılar







Onun Tavsiye Ettiği İsimler
-

Evrim EGEDEN'in Makaleleri Evrim EGEDEN Tarafından Hazırlanan Makaleler:
  • Köpeklerde Lenfomada İmmunohistokimyasal Tiplendirme Ve Kemoterapi
  • Kedi Ve Köpeklerde Bilgisayarlı Tomografi (Ct)
  • Radyoterapi İle Kanserde Daha Uzun Ve Ağrısız Sağ Kalım

  • Evrim EGEDEN Tavsiye Yazıları Evrim EGEDEN için Yazılan Tavsiye ve Teşekkürler:

     prof. dr.meryem koray (Müşteri)
     IP: 85.96.81.JJ

    16-05-2016
     TavsiyeNo: 87945
    Evrim Egeden'i tanımam, 11 yaşındaki kedim Mişa'nın dışkısının kanlı olması ve uygulanan bazı tedavilerin cevap vermemesi nedeniyle oldu. Tahliller yapıldı, teşhisler kondu, ilaçlar uygulandı ama aylar alan bu süreçte Mişa iyileşmedi. Evde kedisi olup da, ona bağlanan kediseverler ne durumda olduğumu anlayabilirler. Sonra İÜ Veterinerlik Faültesi'nden bir arkadaşımın tavsiyesiyle Evrim Egeden'e geldik. İlk olarak şu veya bu tahlillden önce, Mişa'nın hali, tavrı, günlük düzenini anlamaya yönelik sorulara yönelmesi ilgimi çekti. Aslında, günümüzde teknolojiye dayanan teşhis ve doktorluktan önce, geçmişte rastladığımız- sanırım manuel doktıorluk deniliyor- hasta ile iletişime dayanan doktorluk ve teşhiste bulunma yaklaşımını oldukça olumlu bulduğumu da söylemeliyim. Bu nedenle Egeden'in bu yaklaşımını olumlu bulduğum gibi Mişa'nın hal ve tavrına ilişkin bilgi verdikçe bu günlük hallerin birçokşeye işaret edebildiğini de anladım Sorularına aldığı yanıtlardan sonra ise, Mişa için konulan "korona" gibi bir belalı virüs teşhisine katılmadığını belirterek beni şaşırttı Evrim Bey. Teşhisi konusunda, kitaplara başvurarak beni bilgilendirmesi de ilginçti. Kısa zamanda ve telaşla okuduklarımı tam anladığımı söyleyemem; ayrıca kedi hastalıkları konularına da aşina değilim; yine de bilgilendirme çabası hoştu. Dediği özetle şuydu: Mişa, gida allerjisi yaşıyordu ve yapılması gereken şey en başta, tahilsız (green free) gıdalar almasıydı. Bir süre bu yolla ve az bir ilaçla yol almaya çalıştık; ama tam yanıt alamadık. Hastalığın virütük bir yanı da olmalıydı. Bu nedenle tahliller yapıldı ve kortizonlu bir ilaçla tedaviye geçildi. Bugün geriye baktığımda, ciddi bir tedaviye geçmeden önce, bazı ihtşimalleri dışarda bırakmak için, basit yolların denenmesini de yerinde buluyorum. Mişa'nın tedavisi hala sürüyor; llacı azaltarak da olsa daha epeyce bir süre devam edecek. Ancak, artık dışkısı normalleşen, hareketleri düzelen sağlıklı bir kedim var. Aylarca umutsuz gibi görünenen bir hastalıkla uğraştığımdan, eski Mişa'ma kavuşmaktan dolayı da sevincim büyük. Bu sevincimde Evrim Egeden'in payının çok olduğunu da biliyorum. Teşekkürler Evrim Bey.
    Bu tavsiyeyi yararlı buldunuz mu?  

     Özlem İbidan (Müşteri)
     IP: 178.241.214.W

    15-05-2016
     TavsiyeNo: 87926
    LENFOMA Biranda dünyamızı yakmışti. YA SONRA..... Şansli evimizin prensesi 01.11.2007 doğumlu yedikule barinagindan 6 aylık iken sahiplendigimiz Belçika kurdumuz. Upuzun tüylü, oyuncu , sağlıklı güzel kizimiz yıllar geçtikçe bizi endiselendirmeye başladı. Upuzun tüyleri sertlesmeye dökülmeye uzamamaya ve rengi sararmaya başlamıştı. Vücudunun değişik yerlerinde bezeler oluşuyordu. Kuyruğunda gitgide büyüyen bir kitle vardı. Bu değişimler başladıkça gitmediği veteriner hekim neredeyse kalmadı. Bezeler için dagilmamis aşılar, kuyruktaki kitle için lipom ve tüyleri derisi içinde uyuz bazı yerlerde mantar dediler. Söylenenleri harfiyen uyguluyor hiç sonuç alamiyorduk. Kizim günden güne zayıflıyor bizim içimiz parcalaniyordu. Bir gün bir veteriner hekim arka bacak arası lenflerinin şiş olduğunu LENFOMA olabileceğini söylediği an dünyam başıma yıkıldı. Hemen klinige kaldırdık. Operasyon geçirdi. bezeler ve kuyruktaki kitle alındı. İl dışına hocaya patoloji ye gönderildi. Sonuç gelene kadar geçen süre anlatılır gibi değildi bezeler aşidandir kuyruk kanserse kesilir ya lenfoma ise diye karışık ruh hali içindeydim. Ve sonuçlar geldi "LENFOMA " O an herşey bitti dedim. Tanıdığım ne kadar veteriner hekim varsa patoloji sonuçlarını raporları gösterdim. Son aşama en fazla 3 ay seninle dediler. Nisan 2015 di. Kizim günden güne zayifliyordu gözlerine bakamıyorum. Sürekli internette lenfoma yi okuyor,nasıl bir mucizeye ihtiyacım var diye düşünüyordum. Bu konuda sürekli araştırma yapan ve yazılar paylaşan ADAVET i aradım. Kizim için yardım istedim. Veteriner hekim Evrim Egeden tarafından şanslim Adavet e alındı. İlk muayene sonrası Vet hekim Evrim Egeden 'Bana pek lenfoma gibi geliyor 'deyince... Elimizdeki kapı gibi raporlar hocalardan gelen patoloji sonuçları nedir peki. Diye düşündüm. Bir yanım hekimimize inanmak isterken bir yanım da bukadar hoca yapılamaz diyordu. Adavet sanslimi sıfırdan ele alacaklarını söyledi. Muayene,tahliller,patoloji ye giden örnekler kızımın ilkkez yatar hasta olması yoğun ilaç tedavisi hepsi biranda başladı. Korku içinde sonuçları beklemek gelen her sonuçta biraz daha umitlenmek Evrim Egeden 'e inancımızı dahada arttiriyordu. Çok zayıflayan kızımın kilo almaya başladığını görmek derisinin toparlanması, tüylerinin yeniden yumuşacık çıkması gözlerindeki ışıltı bakış açımızı tamamen değiştirmişti. Artık hiçbir kuşku kalmadan veterinerimizin çocuğumuzu iyilestirecegine inandık. Uygulanan tedaviye kizim cevap veriyordu. Klinik ev arası rutin gidip gelmeler, 20 kilo klinige teslim ettigim kızımın 40 kiloya cikmasi 3 ay yasar denen kızımın 13 aydır günden güne dahada iyiye giden kızımın hayata tutunmasini izlemek harika bir duygu. VE Sunu anladım ki Hocalarda yanilabilirmis. Önemli olan doğru adresi bulmamış. LENFOMA teşhisi ile çare aramak için çıktığımız yolda doğru adresimizi bulmuş olduk. Adres ADAVET di Teşekkürler Evrim Egeden Teşekkürler Adavet Emeğinize sonsuz saygılar. Kizim ben ve tüm... [DEVAMI..]
    Bu tavsiyeyi yararlı buldunuz mu?  

     Lale Gunday (Müşteri)
     IP: 212.252.20.ZZL

    06-05-2016
     TavsiyeNo: 87689
    Yazliktan geleli bir hafta olmustu. 3 Kasim 2015 gecesi 6 yasindaki maltese oglum çiko gürültülü bir sekilde, sanki kusmaya çalisir gibi bir nöbet geçirdi. Sabah hemen veterinerimize gittik. Kan tahlilleri yapildi, akciger filmi çekildi ve üst solunum yollari enfeksiyonu teshisiyle tedaviye baslandi. Bir müddet iyilesme görülse de Aralik 2015 de ayni sikayetler le ( sanki balgam cikarmaya calisiyor da cikaramiyormus gibi) tekrar veterinerimize gittik yeniden antibiyotik vs. igne ilac tedavisine baslandi. Yine tam sonuc alinamayinca "reverse sneezing" ( ters hapsirma) olabilecegi, ve bu durumda burnunu birkac saniye süreyle sikmanin iyi gelecegi söylendi. Bu arada kan tahlilleri gerekli diger tahliller ve endoskopi yapildi.Hic bir bulguya rastlanmadi. Yani ilk sikayetten itibaren 2 ay gecmisti sikayetler devam ama hala bir teshis yoktu.Çiko surekli hiriltili sesler cikariyordu. Baska bir veterinerin de görüsünu almak istedik. Orada da akciger filmi cekildi detayli kan tahlilleri yapildi .Kan tahlillerinde hicbir sey cikmadi. Akciger filmi icin ise akcigerde bir metastaz olabilebilecegi ayrica hiriltinin tracheal collapse olabilecegi soylendi. Çok yogun antibiyotik tedavisinden sonra akcigerin duzeldigi dolayisiyla metastaz suphesinin ortadan kalktigi söylendi ama hiriltilar devam ediyordu. Sonucta veterinerlerin o ana kadar soyledikleri ; ciko da bronsit gibi bir durum ayni zamanda da reverse sneezing veya tracheal collapse olduguydu. Sonunda bir baska veteriner çikonun detayli akciger ve kalp incelemesinden sonra sorununun burunda oldugunu söyledi. Bu bir asamaydi ve en azindan incelemeler burun bölgesine yogunlasacakti. Bu sürecte burundan alinan materyal incelemeye gonderildi mantar uremesi beklendi ama üremedi. Burun bölgesinden tomografi cekildi bir kitle goruldugu tutulum da yaptigi yaziyordu raporda ama o da net bir sonuc degildi. Yabanci bir cisim de olabilirdi burunda. Veteriner fakültesinde daha hassas aletlerle yeni bir endoskopi yapildi. Orada burundaki olayin kemik üremesi oldugu soylendi. Tomografiyi inceleyen radyologlar bunun bir yabanci cisim oldugunu cerrahlar tümor olabilecegini soylediler. Yani üç ayri görüs. Kemik üremesi, yabanci cisim, tümör. Ve 4 ay gecmisti. Bu arada ciko özellikle geceleri uyuyamiyor, nefes almakta cok zorlandigi için ayakta uyumaya calisiyor ve dengesini kaybedip düsüyordu. Nefes almaya çalisirken degisik sesler cikariyordu. Biz bunu astim belirtisi olarak yorumladik. Hatta gittigimiz veterinerlere bu sesleri tarifte zorlandigimiz icin video kayitlari götürüyorduk. Arastirdigimiz ve anlayabildigimiz kadariyla belirtiler bircok hastalikta ortak görülen belirtiler oldugu için tam teshis konulamiyordu. Sonuçta hastaliginin tespiti için ameliyatin gerekli oldugu söylendi. Tam bu asamada Ada Veteriner Kliniginde Evrim Bey'le tanistik. Evrim bey bizi dinleyip, Çikoyu görüp, yapilan tetkikleri inceledikten sonra Çikonun rahatsizliginin "Idiopathic lymphoplasmacytic rhinitis" olabilecegin... [DEVAMI..]
    Bu tavsiyeyi yararlı buldunuz mu?  

     Pınar Kolat (Müşteri)
     IP: 37.154.134.YJZ

    03-03-2016
     TavsiyeNo: 86272
    Mahallemizdeki "hayvansever"lerin 4 aylık köpekleri barınağa kısırlaştırmaya götürmesiyle başlıyor hikâyemiz. Ne aşısı ne bağışıklığı olan bu 5 yavru barınaktan (Beykoz barınağı) distemper kapmış olarak döndüler -doğal olarak. İki yavruyu çok ani bir şekilde kaybettikten sonra kalan üçünü yoğun tedaviye aldık. Gittiğimiz kaç klinik varsa hepsi distemper (gençlik hastalığı) için yapılacak bir şey olmadığını söyledi. Distemper bulaşıcı bir hastalık olduğundan uğradığımız veterinerler bizi kapıdan içeri almadı ve bu hayvanlar için yatış verecek yerleri olmadığını söylediler. Onlara kalsa biraz antibiyotik biraz ağrı kesiciyle ölmelerini izleyecektik. Yavrularda kennel cough’ı çağrıştıran sürekli devam eden öksürük vardı. Ateşleri yüksek, iştahsız, gözlerinde enfeksiyon akıntıları ve göz bebeklerinde beyaz bulanık lekeler vardı. Ayrıca burunlarında gitgide koyulaşan akıntılar vardı. Burunları kurumaktan pul pul dökülmeye başlamıştı. Biz bunca semptom arasında boğulurken veteriner arayış sürecinde kliniğinde sadece distemper tedavisi yapan, ve çoğu hastası sokak köpeği olan iyilik sever bir veteriner arkadaşa ulaştık. Kendisiyle tanıştığımızda rahat bir nefes aldık ve 3 distemperlı yavruyu gönül rahatlığıyla kliniğinde tedaviye başlattık. 3 yavru da new castle aşısı oldu. Bunun yanında 2 ay boyunca bağışıklıklarının güçlenmesi ve ishal olmalarını önlemek için Raw beslemeye başladık. Kasaptan aldığımız kemik, sakatat, tavuk ve et karışımı paketleri -24 derecede dondurarak mikropları öldürüp, ardından buzdolabında 5 saat çözüldükten sonra yedirdik. Destek olarak A vitamini, E vitamini, Neurotrophin PMG, Bioplasma, Immuneks, Gyno Ferro, Famodin, gerektiğinde Flagyl gibi bir cok supplement da ekledik, göz akıntıları için Terramycin merhem, beyaz-mavi lekeler için Ciloxan ve Flarex damla ve burunlarındaki kuruluk için Madecesol merhem uyguladık. Göz damlalarının bazı haftalar günde 6 kereye varan sıklıkta yapılması gerekti. Bu 2 ay boyunca antibiyotiklerine de devam ettik ve bu süreç sonunda 2 yavrunun öksürüğü, göz ve burun akıntıları ve ateş problemleri tamamen ortadan kalktı ve tek doz new castle aşısı artı bakım desteğimiz ile bu 2 yavru distemperı tamamen yendi. Fakat kardeşlerden Haydut adını verdiğimiz yavru her ne kadar aralarında en zeki ve başı çeken olsa da vücudu diğerleri kadar dirençli değildi. Burnundaki sürekli akıntı nefes almasını zorlaştırıyor, nefes alabildiği nadir zamanlarda da öksürüğü rahat vermiyordu. Bir kez daha new castle aşısı yapıldı ikinci doz olarak. Bu dozdan sonra 2-3 gün semptomlar oldukça azalmıştı fakat bir hafta sonra hepsi daha da şiddetli olarak geri geldi. Kontrol için veteriner arkadaşın kliniğine gittiğimizde kapıdan girerken korktuğumuz başımıza geldi; Haydut’un distemper kaynaklı ilk epileptik nöbetine şahit olduk. Veteriner hastalığın sinirsel moda geçtiğini ve bir an önce new castle aşısının direkt olarak beynine yapılması gerektiğini söyledi. Eğer yapmazsak virüs sinirsel sistemde yayı... [DEVAMI..]
    4 (%100) ziyaretçimiz bu tavsiyeyi faydalı buldu.
    Bu tavsiyeyi yararlı buldunuz mu?
     

     Hulya Aybek (Müşteri)
     IP: 88.255.172.JW

    29-02-2016
     TavsiyeNo: 86187
    Oğluş ile veteriner klinikleri maceralarımız Nisan 2014 de başladı. 11. ayını dolduran tekir erkek kedimi kısırlaştırmak üzere bıraktığım gayet hatırı sayılır bir klinikten sağlıklı olarak alamadım. Oğluş keyifsiz, iştahsız ve hareketsizdi; ilk haftalar bu anormallik, ameliyat sonrası normal olur dendi. Ama kedim yemek yememeye ve hareket etmemeye devam ediyor gün geçtikçe de eriyordu. Artık çok zayıf ve tepkisiz kedimi ameliyat sonrasının ikinci haftasında aynı kliniğe götürdüm. Durumu kritik dendi ve acilen oksijen haznesine alındı, yanlış hatırlamıyorsam üç gün durdu yedi gün iğne- ilaç v.s. devam ettik. Durumu normale dönünce eve getirdim. Arası uzun sürmedi tekrar hastalandı bu sefer bir de öksürük krizleri de durumuna ilave edilmişti; tüy çıkartmaya çalışırmış gibi öksürüyordu. Veteriner bağırsaklarında tüy birikmesinden şüphelenip bir macun önerdi. Tekrar oksijene alındı, bazı testler yapıldı (anormal bir durum çıkmadı) röntgen alındı akciğerleri su toplamış denilip idrar sökücü verildi. Ve neye dayanarak bilemiyorum FIB teşhisi konuldu; bağışıklık sistemini güçlü tutmak üzere İnterferon tedavisi önerildi… Ölecek, bağışıklık sistemi çok düşük falan interferona ikna edildim. Yaz ayında öksürükleri ve keyifsizliği geçti normale döndü; artık öksürmüyor, iştahı da, keyfi de gayet iyiye gidince İnterferon kullanmayı bıraktım, sonbahar ortasında Oğluş’un öksürükleri tekrar başladı ve hızlı bir şekilde hayatını tehlike altına aldı. Çok tedirgin ve korku içinde hareketsiz yaşamaya çalışıyordu. En ufak hareketinde bazen de sebepsiz uyurken bile öksürüklere boğuluyordu… Bir gün nefesi kitlendi evimize yakın yine hatırı sayılır başka bir kliniğe koşuşturdum. Oksijen verildi, röntgen alındı, ciğerler su toplamış denildi, Diuril ve Tecar gibi ilaçlar verildi. 1-2 saat sonra durumda hemen iyileşme gösterince FIB olma şansının olmadığı kalp rahatsızlığı olabileceği söylendi. Kalp için Eko istendi başka bir kliniğe Eko için gittik ama kedimi sakinleştiremedikleri için Eko çekilemedi, veterinerim Eko çekilemeden tam bir teşhis koyamayacağını ve bundan dolayı da tedaviye başlayamayacağını dile getirdi. Benim ruh halim oldukça berbattı, tedirgin ve stresliydim veteriner hekimim beni sakinleştireceğine tersleyip durumu benim için daha da zorlaştırdı. Birkaç krizi yine aynı yöntemlerle geçirdik. Ben artık internet ve makaleler karıştırmaya başladım. Okuduklarım ve gözlemlediklerim beni Astım ya da Bronşit üzerine yoğunlaştırıyordu. Veterinerime okuduklarımı anlattım kalp olmama durumu olabilir Astım olma durumunu da göze alıp bir tedavi uygulayabilir miyiz diye sordum ama yanaşmadı… Başka bir veterinere gittim o da rahatsızlığının aşırı kilosunundan (7 kilo 200 gram), karaciğerinin yağ toplamasından kaynaklanabileceği söylendi. Eprax verdi… Herkes bir şeyler söylüyor, kedim ise ha bire iğne yiyor, stres ve huzursuzluğu artıyor üstelik durumunda da hiç değişiklik gözükmüyordu… Ne yapacağımı bilemiyordum, uyutmayı bile düşündüm, yaşam kalitesi çok düşmüşt... [DEVAMI..]
    1 (%100) ziyaretçimiz bu tavsiyeyi faydalı buldu.
    Bu tavsiyeyi yararlı buldunuz mu?
     

     Aslıhan (Müşteri)
     IP: 178.241.217.YJY

    22-02-2016
     TavsiyeNo: 86026
    Kedim Happy 2014 Kasım ayında kansere yakalandı.Meme tümörünü palpe ederken farketmiştim ve Site Editörleri Tarafından Kapatıldı'da yaşadığım için fakülteye götürdüm.Önüme operasyon seçeneğini sundular ve kararı bana bıraktılar.İyi ve kötü huylu olma olasığının %50'e 50 olduğu söylendi ve ben gelecekte daha da büyüyüp yayılmasından endişe ettiğim için operasyonu uygun gördüm.Site Editörleri Tarafından Kapatıldı Veteriner Fakültesi'nde yapılan total mastektomi sonucunda bütün meme lopları kontrol edildi ve tek bir lopta bulunan tümör uzaklaştırıldı.Alınan örneği patolojiye götürdüm ve sonucunda "Adenokarsinom Grade III" olduğunu öğrendim.Uzun ve meşakatli bakım sonucunda kanseri atlattığımızı düşündüm.Happy olabildiğince sağlıklı, hatta daha iyiydi bile diyebilirim.Ta ki Ağustos 2015 ayında arka bacak bölgesinde başka bir kitle keşfedene kadar.Fazlasıyla endişelendim, tekrar nüksetme durumunu düşündürdü ve beni korkuttu.Tekrar fakülteye götürdüm.Bana fakültede tekrar "theranekron" kullanmam söyledi ve başka bir seçim olanağı sunulmadı.Bunun bu kadar dar bir kapsamda olabileceği zihnime oturmamıştı.Kanserli hastalarda yapılan operasyon sonrasında kemoterapi veya radyoterapi vs.. daha seçeneklerin olduğunu da göze alarak uzun süredir Facebook sayfasını takip ettiğim Ada Veteriner Polikliniği'nin kurucu Veteriner Hekim'i olan Evrim Egeden ile irtibata geçtim.Kliniğine bizzat uğramak,tanışmak ve Happy'nin geleceği hakkında bilgi almak istedim.Bana hastalığın seyri hakkında detaylı ve gerekli bilgileri sundu.Kullanmamı sundukları Theranekronun kanseri kısıtlayıcı-durdurucu etkisinin olmadığı, yetersiz kaldığını dile getirdi ve kemoterapi uygulanması gerektiğini söyledi.Operasyonun üstünden 9 ay geçmişti evet geç kalmıştık belki ama onlar için 1 ay bile bizim hayatımızda 1 yıl kadar önemli olabileceğini dile getirdi ve gerekli tedavi protokolünü belirledi.Aklınıza binlerce soru geliyor.Ya işe yaramazsa, ya boşuna eziyet çektirmiş mi olurum, ya yan etkileri çok büyük düzeyde mi ortaya çıkar, ya kötü etkileri daha mı fazladır zarar mı vermiş olurum, tümör kitleleri tamamen bitecek mi, bir daha tekrarlayıp tekrarlamaz mı vs..Beyniniz bu soruların karşısında çalışmaz hale geliyor.Ama emin olun derin bir nefes alın ve karşınızda iyi bir hekim varsa kendinizi ve hayvanınızı emanet edin, size zaten gerekli açıklamayı Evrim hocam yapacaktır.Hastalığın durumu, kanserin çeşidi, kanserin seviyesi, hayvanın yaşı, cinsiyeti, kedi veya köpek olması, operasyon olup olmaması, hekimin başarılı vs.. olması bu faktörlerin hepsini etkiliyor.Happy 10 yaşındaydı, siyam kedisiydi ve yaştan dolayı riskleri de göze aldığımızda çok ağır bir antineoplastik ilaç kullanılmayacaktı, asıl hedefimiz survivordı.Onun yaşam ömrünü uzatabilmek, yaşam kalitesini arttırabilmekti.Bu herkeste böyle olacak değil.Bu bize çizilen bir durumdu.Ama kemoterapiden korkmayın.Empati kurun ve kendinizi onun yerine koyun.Yaşamayı mı seçersiniz, yavaş yavaş ölmeyi mi?Yaşamayı seçeceğinize eminim.Evrim hoca bana o güveni vermişti.Fakat daha öncesinde ... [DEVAMI..]
    3 (%100) ziyaretçimiz bu tavsiyeyi faydalı buldu.
    Bu tavsiyeyi yararlı buldunuz mu?
     

     Olcay Akyıldız (Müşteri)
     IP: 88.238.236.YJW

    05-02-2016
     TavsiyeNo: 85569
    FIVli kedim Beşir'in ağzındaki yangılarla başetme maceramız: Beşir (kedim) beşir olmadan önce bizim sitenin bahçesindeki kedilerden biriydi. Eve almış olduğum kedim Pelin’in kızkardeşi diye çağırıyorduk onu. Gerçi sonradan anladık ki ameliyatlı bir erkek kedi imiş tıpkı pelin gibi. Sarı beyaz hep iyi huylu sokulgan bir kediydi. En uslulardan. Hiç bir zaman apartmana girmez kimseye rahatsızlık vermezdi. Tek yaptığı eğer sevmek isterseniz koşarak gelip arka patisini ayakkabınızın üzerien koymaktı. Hep temas isteyen bir kedi. Sonra bir gün sık sık apartmana girdiğini ve bizim katta dolaştığını farkettik. Benim ve komşumun kapısı önünde miyavlıyor bir şey anlatmaya çalışıyordu. Kirli, zayıf ve sağlıksız göründü gözümüze. Herhalde aç kaldı dedik. Mama vermeye çalıştık ama mama da yemiyordu. Değişik şeyler denedik hiç birini yemedi. Hatta yemek görünce paniğe kapılıp yemekten uzaklaşıyordu. Biz bir anlam vermeye çalışırken bir anda yemek yemeye çalıştığı bir gün korkunç bir çığlık attı. Herhalde dişi ağrıyor ya da ağzında bir yara var diye düşündük ve hemen veterinere götürdük. Tablo kötüydü. Ağzı tamamen kızarıklık, yara ve yangılarla doluydu. Yemek yemesi imkansız gibi bir şeydi. O anda ilk nasıl bir tedavi uygulandı hatırlamıyorum ama Evrim şayet sokakta kalırsa ölür demişti onu hatırlıyorum. O kadar zayıf ve çaresiz gözüküyordu ki. Belki ilk olarak kortizon yapılmıştı hatırlamıyorum ama geçici olarak eve aldığımı ve iyileşip de ağzı toparlar toparlamaz iştahla yemek yemeğe başladığını hatırlıyorum. Bir sure evde tuttum ama evdeki kedim Pelin durumdan hiç memnun olmadığı için ve o da hasta ve huysuz olduğu için mecburen bahçeye geri bıraktım ama bir gözüm de üzerinde idi. Yemek yiyip yemeyeceğini takip edecektim. Sonra maalesef çok hızlı bir şekilde evdeki kedim öldü. Ben o zaman yine geçici olduğunu düşünerek henüz adı olmayan bu kediyi yeniden eve aldım. Ve tedavileri nükseden aüız yangıları esnasında ortaya çıktı ki kedi FİV li. Sonrası çok uzun bir süreç neredeyse iki yıla yayılan bir süre içerisinde veterinerim evrim eşi özlem ve benim denemediğiz şey kalmadı diyebilirim. Bir yandan bağışıklık sistemini güçlendirecek şeyler denerken bir yandan da rutin tedavi süreci devam ediyordu. Önce dişleri çekildi. Bu yangıyı azaltan zaman zaman da geçiren bir yöntem olarak literature geçmişti. Bir ümit dedik ama yangılar yine nüksetti. O süreçte balık yağından, arı sütü ve polene uzanan yelpazede denemediğimiz yol kalmadı. Sürekli hypoalerjan mama veriyordum ama bir ay geçmiyor yangılar nüksediyordu. Kortizon yapılınca 24 saat içinde toparlanıp canavar gibi oldugu icin ben evrime ısrarla lütfen kortizon yap diye yalvarıyordum o da bana olmaz bir noktada bu defa kortizonun zararlarından dolayı hayvan zarar gorur diyordu. Sonunda rest çekti eger kortizon istiyorsan baska veterinere git ben o riske girmem dedi. Organ fonksiyon testleri ile bile bu iş olmaz dedi. Sonra diş kökleri şayet alınamadı ise onlar da tetikliyor olabilir diye bu defa köklerin da al... [DEVAMI..]
    1 (%100) ziyaretçimiz bu tavsiyeyi faydalı buldu.
    Bu tavsiyeyi yararlı buldunuz mu?
     

     Aslı Bayram (Müşteri)
     IP: 92.44.40.YCJ

    04-02-2016
     TavsiyeNo: 85545
    Bu Bilateral Intramural Ektopik Üreter teşhisi koyulan Margot’nun hikayesi. Margot 3,5 yaşında bir labrador. Bundan yaklaşık 2 sene önce sürekli ateş ve sistit şikayetleriyle rahim içi iltihap teşhisi konularak kısırlaştırıldı Margot. Ve her şey bundan sonra daha da kötü gitmeye başladı. Uykusunda idrar kaçırma, sık tuvalete çıkma, idrar tutamama gibi şikayetleri baş gösterdi. Bütün bunlar zaman zaman ayaklarında tüy dökülmesi, karında ve vajina çevresinde kızarıklıklarla devam etti ta ki bir gün karnında büyücek kırmızı bir şişlik çıkıp ne olduğunu anlamak için kan tahlili yaptırana dek. Margot’nun creatini- karaciğer ve özellikle böbreklerin sağlıklı olduğu ve görevlerini iyi yapıp yapmadığını gösteren değer-3 katına çıkmıştı. Margot böbrek yetmezliğine doğru gidiyordu. Bu, kandaki zararlı maddeleri süzemez hale geldiğinde böbrekler ve canlının hayatı için yapılacak çok fazla bir şey kalmayacağı anlamına geliyordu. Ancak Creatin değerinin bir canlıda yükselmesinin başka sebeplerinin de olabileceğini açıklayarak - yüksek protein, fosfor vb diyeti, hipertansiyon vs- Evrim Bey Margot’nun hikayesini mutlu sonla bitirecek adımı attı. Ultrason. İşte bu noktada Margot’nun doğumsal bir anomalisi olduğu anlaşıldı. Böbreklerden çıkan üreter adı verilen iki kanal idrar kesesine olması gerektiği gibi bağlanmıyordu. İdrar keseye tam dolamadığı için bu ip kadar ince üreter isimli kanallarda birikiyor hatta böbreklere doluyordu. İki üreter de çok şişmişti ve böbrekleri enfekte etmeye başlamaları an meselesiydi. Biriken idrarı boşaltmak için sonda, enfeksiyonu ve sistiti önlemek için vulvaplasti uygulandı ama artık yapılacak tek şey üreterleri olması gereken hallerine döndürmekti. Çok zor ve riskli bir ameliyattı ama daha önce benzeri yapılmıştı ve hasta uzun yıllar sağlıklı bir şekilde hayatına devam etmişti. Dr Erdem Acar ve Özlem Egedan 3 saat süren bir ameliyat geçirdiler. Margot’nun üreterleri kesenin içerisinde seyredip birleşmişlerdi. Bir ilkti. Ama ameliyat başarılı geçmişti. Üreterler olması gerektiği şekilde çalışmaya başlamıştı. Ve şimdi Margot’nun genel durumunda gözle görülür bir değişme oldu. Daha rahat atlayıp zıplayıp koşuyor-belli ki hastalık hareketlerini kısıtlamıştı ve ağrısı vardı-, uykusunda kaçırmıyor, karnında yaralar çıkmıyor ve tüyleri dökülmüyor. Ameliyattan bu yana 2 ay geçti. Creatin değeri düşmeye başladı ve ultrason verilerine göre de üreterlerde ve böbreklerde küçülme görülüyor. Bütün bunlar son 6 ay içerisinde yaşandı ve çok zorlu bir süreçti. Bizim için birçok şeyi kolaylaştıransa Evrim Bey’ in konuyla ilgili yorulmadan sıkılmadan bizi aydınlatmak için verdiği bilgiler, hep bir çıkış yolu bir alternatif arama çabası, her olasılığı değerlendirip bize gösterdiği sonsuz ilgi, alaka ve destek oldu. Margot’nun şansı Evrim Bey, eşi Özlem hanım ve ekibi oldu. Sonsuz teşekkürler.
    1 (%100) ziyaretçimiz bu tavsiyeyi faydalı buldu.
    Bu tavsiyeyi yararlı buldunuz mu?
     

     Füsun (Müşteri)
     IP: 17.69.244.YDW

    27-01-2016
     TavsiyeNo: 85341
    Ada Veteriner doktorları Evrim ve Özlem çok uzun zamandır 3 kedimizin de doktorları. Ben burada özellikle 16 yaşındaki Ankara kedimiz Buz ile ilgili yaşadığımız süreci anlatmak, Evrim ve Özlem'e teşekkür etmek istiyorum. Çünki onlar olmasaydı hayatı boyunca hep hastalıkla yaşayan Buz bu kadar uzun bir hayat süremezdi. Buz doğuştan sağır. Ayrıca dönem dönem sara nöbetleri geçiriyor. Son iki yıldır da hipertiroid hastası. Evrim'in verdiği tedavi ile hipertirodi ilk teşhis konduğunda çok kötü durumdayken uzun zamandır kontrol altında. İki yıl içinde çok kilo verdi ancak hareketli bir kedi. Bundan 3 ay önce ön bacaklarından birinde bir kitle çıktı. Evrim kanser teşhisi koydu. Kitle alınmaz ise sürekli kanayacak ve Buz'u öldürecekti. Kitle alındı. Evrim ameliyatta Buz'u kaybedebileceğimizi çünki bu düzey hipertiroid hastsaı bir kedinin amleliyatının da riskli olduğunu ama bu riski de almazsak zaten öleceğini söyledi. Ameliyat sonrası kanserin nüks de edebileceğini ekledi. Kesinlikle ameliyat olmalı dedi. Buz ameliyattan sonra bir ayda iyileşti. Ancak Evrimin dediği gibi bir buçuk ay sonra kitle aynı yerde yeniden çıktı. Evrim kanserin agresif bir tür olmasından dolayı bu sefer bacağı kesmelerinin iyi olacağını aksi durumda Buz'un kanamadan öleceğini söyledi. Evrime ve Özleme o kadar güveniyorum ki hiç tereddüt etmeden ampütasyon ameliyatına izin verdim. Ameliyat sırasında ölme riskini de biliyordum ama ameliyat olmasa kesinlikle ölecekti. Göz göre göre Buz'umuzu ölüme terkedemezdik ki Evrim ve Özlem de asla ölüme terkedemeyiz dedi. Özlem Buz'un bacağını kesti. Ve Buz şu anda çok sağlıklı. 16 yaşında 3 bacakla da gayet güzel yaşıyor. Kilo bile aldı. Tüyleri de eski parlak haline döndü. 3,5 yaşındaki oğlum sürekli Buz'un bacağını geri takalım dese de arada sokaktaki kedilerden bacak alıp Buza takmayı önerse de o da bu duruma alıştı. Özlem' ve Evrime çok teşekkür ediyorum. Her zaman doğru teşhis ve doğru tedavi kararı ile bu sefer ölecek dediğim Buz uzun uzun yaşadı. Ayrıca Ada Veteriner 24 saat ulaşılır bir klinik. Tüm çalışanları güleryüzlü ve yardımsever. Hayvanlara çocukları gibi davranıyorlar.
    2 (%100) ziyaretçimiz bu tavsiyeyi faydalı buldu.
    Bu tavsiyeyi yararlı buldunuz mu?
     

     zeynep - nejat önal (Müşteri)
     IP: 81.214.127.YWF

    26-01-2016
     TavsiyeNo: 85310
    PONKİ'miz kurtuldu Ponki 15 yaşında,kastre-erkek bir "Norveç Orman Kedisi" ve bebekliğinden beri evde yaşamaktadır. Sorunlar 8 ay kadar önce "kanlı-mükuslu-ishal"le başladı. Ponki'deki zayıflamayı o güne kadar "yaşlandı ve az yemek yiyor" üstelik diş ve dişeti sorunları da var şeklinde yorumlamıştık.Ama dışkıda kan olunca daha o gece internetten bulduğumuz tanınmış bir kliniğe koşturduk. Gerçekten derhal müdahale edildi.Serum,antibiotık tedavisi,kanamaya karşı K-vitamini,vs tüm bilinen palyatif ve semptomatik tedavilere başlandı.Tahliller için alınan kanın sonuçları çıktı.Ponki "ağır derecede anemik ve karaciğer fonksiyonları da bozulmuş" halde. Konan teşhis ise (genel duruma,ama temelde globulinler oranına dayanarak) "FIP". Bunun ne demek olduğunu kedi sahiplerinin hemen hepsi bilir.Hele yaşlı bir kediniz varsa bu tanı'nın anlamı "mali gücünüz yettiğince, elden gelen tek şey destek tedavisiyle zaman kazanarak kedinizi, dayanabildiği ve dayanabildiğiniz sürece, biraz daha görebileceksiniz" demektir. İnterferon dahil her türlü destek tedavisine derhal başlandı, fakat 20 gün sonra bile Ponki'nin durumunda bir düzelme veya stabilizasyon bir tarafa, giderek kötüleşme gözlemlendi.Anemik durumu da artık ölümcül aşamaya ulaşmıştı. Belki kumar oynanmış diyeceksiniz ama, kendimiz de bilim insanı olmamıza rağmen "bilime temelde güvenin sonsuz, fakat uygulayıcılara güvenin sınırlı olması gerektiği" kriterine dayanarak, Ponki'mizi (yine internetten bulduğumuz) "Ada Veteriner Kliniği"ne naklettik. Elde, yapılmış tetkiklerle ilgili neredeyse sadece sözel ve ancak hatırlayabildiğimiz kadar bilgi olduğu için, çok daha sistematik bir düzen içinde, ve kaçınılmaz-gerekli asgari sayıda tahlille işe baştan başlandı. Burada Sayın Vet. Evrim Egeden'in inanılmaz derecede isabetli ve hiçbir şekilde "ben bilirim'ciliğe" sapmadan, tamamen bilimsel-somut kriterlere bağlı yaklaşımları sayesinde, çok kısa sürede gerçek teşhise ulaşıldı. Ponki bir hipertiroid hastasıydı. Burada, vakanın bilimsel tartışma ve yorumuna hiç girmeden (bu zaten Evrim Bey gibi mesleğine aşık ve mesleğinde sürekli kendini dahi aşmaya çalışan gerçek veterinerlerin işi) söylenebilecek tek şey, ümitsizlik içindeyken tesadüfen tanıştığımız Evrim Bey'in, araştırmacılığıyla desteklediği bilimsel formasyonunu,kişisel ve mesleki zekasını, mali beklentilerle karartmaksızın Ponki'mizi bize bağışladığıdır. Başta Evrim Bey olmak üzere ADA Veteriner Kliniği'nin tüm çalışanlarına sonsuz teşekkürlerimizle... NOT: Ponki nerdeyse tek bir ilaçla ikinci hayatına mükemmel şekilde devam etmekte. Üstelik Evrim Bey tarafından kendisine bir de diş-çene operasyonu hediye edildi. Sevgi ve Saygılarımızla Zeynep - Nejat
    1 (%100) ziyaretçimiz bu tavsiyeyi faydalı buldu.
    Bu tavsiyeyi yararlı buldunuz mu?
     

     Ecemşah Güven (Müşteri)
     IP: 91.93.133.LW

    28-12-2015
     TavsiyeNo: 84469
    Köpeğim Çaki 8,5 yaşında, yaklaşık 30 günlük iken evimize geldi ve o günden beridir Evrim Bey'in kontrolünde. Husky cinsi olan dişi köpeğimiz kısır ve 36 kilo idi ve son 1-2 senedir oldukça hantallaşmıştı. Sürekli ön iki kolunu iki yana ayırarak göbeğinin üstüne ağırlığını verip, kafasını düz bir şekilde zemine koyarak yatardı. Hareket etmekten mümkün olduğunca kaçınırdı. Yağlı ve şekerli gıda tüketimi de oldukça fazlaydı. Şu zamana kadar irili ufaklı sağlık sorunları yaşadıysak da, 20 Kasım 2015 tarihinde köpeğimiz yemek yemeyi kesti ve gün içinde toplamda yedi kez kustu, tuvaletini yapmıyordu ve üstelik hiç olmadığı kadar halsiz görünmeye başladı. Bunun yanı sıra nefes alış verişleri normalden kat be kat daha hızlıydı. O gece Ada Veteriner Klinik'e gittik, köpeğimiz günlerdir ilk kez dışkı yaptı ve dışkısı yeşil renkteydi ve çok katıydı. Köpeğimizin daha önceden de bağırsak problemi olmuş olması sebebiyle yine bir bağırsak sorunuyla karşı karşıya kaldığımızdan şüphelendik ve röntgen çekildi. Serum bağlandı ve ağızdan lavman etkisi gösterecek ilaçlar verildi. O gece eve döndük fakat aynı belirtiler ertesi gün de tekrarladı, hatta nefes alış verişleri daha da hızlanmaya başladı. Yine hemen kliniğin yolunu tuttuk, o gece nöbetçi olan Vet. Hek. Görkem Bey mide dönmesinden şüphelendi ve yine röntgen çekilmesi gerektiğini söyledi. Çekilen röntgen görüntüleri ve köpeğimizin nefes alış veriş video görüntülerini Evrim Bey'e iletti. Sonrasında Evrim Bey kliniğe gelerek semptomları değerlendirdi ve neticede üç ihtimalle karşı karşıya kaldık: mide dönmesi, bağırsakta bir problem ya da pankreasta bir problem. 21 Kasım gecesinde kliniğe yatışı yapıldı ve 24 Kasım gününe kadar semptomları değerlendirerek Evrim Bey'in uygun gördüğü antibiyotikler verilerek serum takviyesi yapıldı. Ayrıca, köpeğimizin verdiği tepkileri doğru analiz edebilmek adına bu süreç içinde herhangi bir ağrı kesici verilmedi. Bu süre boyunca köpeğimize sıvı ya da katı gıda da verilmedi. Her gün röntgeni çekilmeye devam edildi. Bu dönemde defalarca hem anal hem de oral lavman yapıldı zira köpeğimiz yine tuvalete çıkmamaya başlamıştı. Nitekim, köpeğimizin geçmişindeki bağırsak problemleri ve semptomlarının kapsadığı hastalık ihtimalleri dikkate alınarak; operasyon yapılmaya karar verildi. 24 Kasım tarihinde yapılan operasyonda, bağırsak sorununun olmadığı fakat (en kötü senaryo olan) pankreatit hastalığı olduğunu öğrendik. Operasyonda Özlem Hanım pankreas, mide ve bağırsakta sayısız lezyon gördüğünü; dokunduğu her dokunun adeta kıyma gibi elinde parçalandığını söyledi. Bu sebeple pankreasa hiçbir müdahale yapılmadığını ama içeriyi temizleyebildiği ölçüde temizleyebildiğini söyledi. Bu lezyonlar da yangı ya da kanserli dokuydu; köpeğimizin %15-50 arasında kurtulma şansı olduğunu ve uyutulma ihtimalinin söz konusu olabileceğini ancak böyle bir karar vermeden önce köpeğimizin uyanmasını beklemenin ve vereceği reaksiyonların neler olacağını görmemiz gerektiğini tavsiye ettiler. Fakat hastalığın... [DEVAMI..]
    1 (%100) ziyaretçimiz bu tavsiyeyi faydalı buldu.
    Bu tavsiyeyi yararlı buldunuz mu?
     

     Cansu Özmen (Müşteri)
     IP: 88.238.121.WB

    28-11-2015
     TavsiyeNo: 83645
    Alfred Lord Tennyson, sevmek ve kaybetmek, hiç sevmemiş olmaktan daha iyidir, der. Ben şiddetle katılmıyorum. Birini sevmek, özellikle de kronik ve tedavisi olmayan bir hastalığı olan birini sevmek dünyanın en zor işi. Birinin nefes alıp verişini izlemek, zaman zaman kötüleştiğinde acısı karşısında çaresiz kalmak, bir kediye ne zaman akciğer nakli yapılacağını sorgulamak, onun yeniden eskisi gibi nefes alabildiğini görmek için kendi ciğerinden bir parçayı dahi feda edebilecek olmak, fakat bunu deli muamelesi görmemek adına kimseye söyleyememek gibi zorlukları var. Evrim Egeden’le seneler önce bir arkadaşım vasıtasıyla tanışmıştım. 4-5 aylık kara bir kedi İstanbul’da bir araba tarafından ezilmiş, saatler sonra Galatasaray Üniversitesi’nden bir hoca tarafından bulunup Ada Veteriner Kliniği’ne getirilmişti. Videosundan gördüğüm kadarıyla kedi yürüyemiyor, sürekli miyavlıyor fakat kendini sevdiriyordu. Ameliyat edilmiş, kuyruğunu kaybetmiş, sağ arka ayağı da topal kalmıştı. Artık yürüyebiliyordu fakat kaza ya da ameliyat sonucunda ortaya çıkan kronik kabızlık onu senelerce rahatsız edecekti. 2011 senesinin yılbaşında anemisi artmış ve apar topar kan nakli yapılmıştı. Arkadaşım kediyi evime getirerek, “sen buna birkaç gün bak, ben gelip alacağım” dedi. Arkadaş, birkaç gün sonra ülkeyi terk etti ve bir daha da gelmedi. Kediyle ilgili dikkatimi çeken ilk şey konuşmasıydı. Her isteğini konuşarak ifade ediyor ve cevap verildiği sürece de konuşmaya devam ediyordu. İsteği yerine getirilene kadar da susmuyordu. Bir kapının açılmasını istiyorsa, bir size bir kapıya bakarak dakikalarca miyavlar, kapı açılmazsa da kola zıplayıp asılarak kapıyı açardı. Topal ayağıyla ağaçlara tırmanır, köpekleri kovalar ve tüm bunları yaparken de konuşmaya devam ederdi. Onu döven kedilere karşı bile çok şefkatliydi, onları uyurken temizlerdi. Adını, Aşk ve Gurur’un yakışıklı ve asil karakteri Mr. Darcy’den aldı. Birkaç ayda bir tıkanıyor, beslenme ve likit vazelinle dışkılayamadığı zaman lavman olmak zorunda kalıyordu. 2011’den beri kaç kere lavman olduğunu hatırlamıyorum bile. Bütün bu süreçlerde Evrim Egeden sürekli yanımızdaydı. Her soruma sabırla cevap veriyor, Darcy için yeni tedavi yöntemleri araştırıyordu. 2014 senesinin Kasım ayında Darcy nefes alırken hıçkırır gibi sesler çıkarmaya başladı. Röntgen çektirdiğimizde ciğerlerinde ciddi bir problem olduğunu fark ettik. Önce Tekirdağ’da rutin bir enfeksiyon tedavisi gördü fakat durumunda bir değişiklik olmadı. Ben aşırı telaşlı olduğum için ulaşabildiğim herkese danışıyordum. Site Editörleri Tarafından Kapatıldı Üniversitesi Veterinerlik Fakültesi’nde bir hocaya muayeneye gittiğimizde plevral efüzyon (paryetal ve visseral plevra arasındaki boşluğa sıvı dolması) olduğunu söyleyerek, plevrasından sıvı örneği almaya çalıştı. Gelgelim, sıvı gelmedi. Zira teşhis yanlıştı. Evrim Egeden en sağlıklı teşhisi tomografi çektirerek koyabileceğini söyledi fakat Darcy’nin nefes darlığı anestezi almasını riskli hale getiriyordu. Bir anestezist eşliğinde Evrim Egede... [DEVAMI..]
    2 (%100) ziyaretçimiz bu tavsiyeyi faydalı buldu.
    Bu tavsiyeyi yararlı buldunuz mu?
     

     i.n.t. (Müşteri)
     IP: 5.46.228.ZBD

    23-11-2015
     TavsiyeNo: 83510
    Kendisi kopegimin kurtaricisidir. Bundan yaklasik 10 ay once gayet fit olan kopegimin karin bolgesinde abdominal sarkiklik olusmaya basladi. Antrenmanina dikkat ettigim halde bu sarkiklik buyumeye devam etti. Sonrasinda testislerinde atrofi yani kuculme oldugunu farkettim. Boyun bolgesinde kalinlasma ani kilo artisi ve su icisinde korkunc bir cogalma oldu. Veterinere gittigimde kendisi bunu yasliliga bagladi fakat ben oyle olmadigini biliyordum cunku o ana kadar kopegim standart kiloda ve kasli bir kopekti. Oldugu yerde durmayan yasina ragmen ovgu alan bir kopekti. Once karninda tumor olmasindan korktum arastirmaya basladim fakat veteriner ustunde durma dedi. Fakat 5 ay once acikcasi dunyam basima yikildi. Kopegimin ensesinde ve sirtinda egzama gibi yaralar olusmaya basladi. Basta egzama sandigimiz yaralar gittikce buyuyerek sirta yayilmaya basladi. Bu esnada kopegim psikolojik olarak cokmeye, derisi incelmeye asiri derecede esneklesmeye ve hassaslasmaya basladi. Yara olan deri kararip simsiyah olmustu. Komutlari algilayamiyor hicbirsey yapmak istemiyor sadece catlayana kadar su icmek istiyordu. Yaraya ne ilac tedavisi uygulansa da pozitif karsilik vermedi. Yaralar buyuyup irinli hale geldi ve kalin kabuklar tutmaya basladi. O bolgedeki tuyler tamamen dokuldu ve yeni tuyler cikmiyordu. Derisi iyice esnemeye basladi eklem bolgeleri kumas gibi kat kat oluyordu. Cok su icip surekli eve cisini yapmaya basladi. Bu oyle bi hale geldi ki kopegim su bulamayinca yattigi yere cisini yapip icmeye calisiyordu. Hizla kopegimin cokusunu izliyordum diyebilirim. Yuksek miktarda para harcamis olsam da sonuca ulasamadik. Artik umudumu kestigim anda arkadasimin tavsiyesiyle evrim beyle tanistim. Kendisi ilk basta sagolsun surekli telefonla yardim istegime karsilik verdi. Baskasi olsa cildirirdi herhalde:) saat zaman dinlemeden ne zaman arasam bana yardim etti. Bu esnada ben yabanci makalelerden teshislerden kopegimin cushing sendromu olabilecegini farkettim. Bunu evrim bey ile paylastim. Kendisi kopegimi muayeneye getirmemi gordugunde anlayabilecegini soyledi ve nitekim oyle oldu. Kopegimin cushing testi rontgeni biyopsisi vs hepsi kendisi tarafindan yapildi ve sonuc tahmin edildigi uzere cushing sendromu cikti. Cushing sendromu kopeklerde birkac turde olan ama yuksek oranda bobrek ustu bezlerinde olusan bi tumorun hormonlari asiri calistrmasi sonucu olusuyormus. Kaslari eritiyor testisleri kucultuyor sirtta bahsettigim yaralari cikartip kalsiyum fazlaligindan deriyi karartiyormus. Ayrica asiri su icme ve cis tutamama sorunu da yaratiyormus. Yaralar ilaca karsilik vermezmis cunku cushing sendromunun ozel bir ilaci varmis. Kendisinin bu surecteki kopegime olan sevecen tavrini soylemeden gecemeyecegim. Klinigin bekleme banklarinda uyuyakaldigi icin uykusunda kani alinan,kendisinin ofisine kadar heryere cisini yapan kopegime gosterdigi sabir ve sevecenlik icin ayrica tesekkur ediyorum. sonuc olarak tedaviye basladik. Yurtdisindan ilaclarini getirttik ve kendisinin bel... [DEVAMI..]
    2 (%100) ziyaretçimiz bu tavsiyeyi faydalı buldu.
    Bu tavsiyeyi yararlı buldunuz mu?
     

     TUFAN SAKARYA (Müşteri)
     IP: 78.189.39.YB

    02-11-2015
     TavsiyeNo: 82749
    18 aylık dişi bir doberman sahibiyim.Köpeğim 12 aylık iken tüylerinde kepeklenme sorunu yaşamaya başladım,veterinerime götürdüğümde hiçbir tetkik yapmadan mevsimsel olduğunu söyleyerek,sözde tüylerini güçlendirici takviyeler verdi.Kullandığım takviyeler fayda etmeyince tekrar gittim,bukez yine hiçbir tetkik yapmadan alerji olduğunu ve vereceği şampuanla 8 hafta boyunca yıkamam gerektiğini ve bunun yanında da hipoalerjenik mama kullanmam gerektiğini söyledi.Söylediklerine harfiyen uymama rağmen iyileşme kaydedemediğimiz gibi birde köpeğimin vücudunda(sırt,kalça,boyun) çıban tarzı şeyler çıkmaya başladı.Bu çıban benzeri şeyler bazen kendiliğinden bazende benim zorlamamla patlıyor ve içinden kan ve iltihap çıkıyordu,durum gittikçe kötüleşiyor ve beni endişelendiriyordu.Tüm bunların sonucunda köpeğimi Site Editörleri Tarafından Kapatıldı Veterinerlik Fakültesi'ne götürdüm;yaptıkları tüm testler (kan,parazitoloji,mikrobiyoloji) normal çıktı ve teşhis koyamadılar,ancak uyuza benzediğini söyleyerek reçete yazdılar,ancak ben bu reçeteyi yazdıkları ilaçların içeriklerinden dolayı redettim.Tüm bu aşamalardan sonra köpeğimi son çare olarak ADA VETERİNER'e EVRİM BEY'e götürdüm.Evrim Bey;yaptığı tetkikler ve araştırmalar neticesinde,kısa ve sert tüylü köpeklerde karşılaşılabilecek (özellikle doberman) bir rahatsızlık olduğunu buldu.Eski veterinerimin yanlış tedavisi sonucu köpeğimi aşırı ve yanlış(tüylerin çıkış yönü tersine) yıkamam neticesinde kıl köklerinde foliküller oluşmuştu meğerse.Uygulamış olduğu 1 aylık antibiotik tedavisi ile köpeğim şimdi eskisi gibi sağlıklı.Aslında son derece kolay olan tedavi ; iş bilmez ve maddiyatı ön planda tutan eski veterinerim yüzünden kabus dolu zamanlar yaşamama sebep oldu (maddi-manevi).Evrim Bey'e ; bana ve köpeğim ARİA'ya olan yaklaşımı,uzmanlığı ve uygulamış olduğu doğru tedavi için çok teşekkür ederim.
    2 (%100) ziyaretçimiz bu tavsiyeyi faydalı buldu.
    Bu tavsiyeyi yararlı buldunuz mu?
     

     Dilek Sakarya (Müşteri)
     IP: 95.8.190.YW

    01-11-2015
     TavsiyeNo: 82738
    Bizim oğlumla hikayemiz, şu anda onüç yaşında olan ama bir buçuk yaşından beri şifa aradığım Edi'm (cocker) ve onun, ancak iki sene önce tanışabildiğim kahramanı Evrim Egeden'le ilgili. On seneye yakın gezmediğimiz, gitmediğimiz hoca (!) kalmamıştı bundan iki sene öncesine kadar, ama olan hep aynı dönme dolap misali,oğlumun yaralı ve kanayan ayaklarına kortizon, ameliyat, bir zaman sonra tekrar kanayan ayaklar ve üzüntü, böyle bir süreç .Bizi tahlil bile yapmaktan aciz, güya cerrah hocaların elinden doğru teşhisle o kurtardı. Artık düşünmek bile istemiyorum geçmişte olanları...Çok ama çok zordu. İki sene önce bir vesileyle Nilüfer Aytuğ Hocayı ve sonra da kahramanımız Evrim Egeden'i tanıdım. Oğlumda aklınıza gelebilecek çoğu hastalık, kanında mikrop (Leishmania, Babesiosis) ki bunlardan ancak bir tanesi olurmuş genelde, hepsi vardı.Sonra dalağında bu mikroplardan dolayı oluşan kütle vardı o alındı. Sağolsun hücrelerine kadar baktı Evrim. Troid teşhisi kondu. Uzun, sabır ve yoğun bakım gerektiren bu süreci, ümidini hiç kaybetmemiş olan ben sonunda Evrim'le başarıyla atlattık. Kan değerleri uzun süredir hep aşağıda olan oğlum artık iyi, ayaklar da düzeldi sadece birkaç vitamin ve tek ilaçla. Ben, bayram geceleri de dahil olmak üzere her soruma sabırla cevap veren, elinden hiç düşürmediği o kitabıyla son altı tedavisini de ücretsiz gönülden yapan kahramanımız Evrim'e teşekkür etmek istiyorum.İstanbul'da gidebileceğiniz, güvenebileceğiniz tek hekim. Araştırma aşkı ve işine olan tutkusu yaşını çok aşıyor inanın. Diyorum ya o benim senelerdir aradığım mucizeyi gerçekleştirdi. Artık oğlum zorla yürümekten kurtuldu, hop hop koşuyor maşallah. Biz onu çok seviyoruz.
    1 (%100) ziyaretçimiz bu tavsiyeyi faydalı buldu.
    Bu tavsiyeyi yararlı buldunuz mu?
     

     Başak Adanur (Müşteri)
     IP: 78.188.218.YB

    12-06-2015
     TavsiyeNo: 79472
    Sokakta bulduğum, ayağında ciddi derecede kesik olan kediyi yakınlardaki bir veterinere götürdüğümde kedinin hiç bir şekilde kurtulma imkanının olmadığını ve ayağını kesmenin tek çözüm olduğunu söylediler. Daha önce cilt hastalığı olan ve bir türlü iyileşmeyen kedimi Ada Veteriner sağlığına kavuşturmuştu. Umutsuz vakalar konusunda en doğru çözümleri sundukları için Ada Veteriner'e gittim. Burada da ayağı kesmek gerektiğini söyleyeceklerini düşünürken Evrim Bey bıkmadan haftalarca kediyle özel olarak ilgilendi ve ayağını kurtardı. Anlık çözümler yerine ellerinden gelenin en iyisini yapmak için çaba gösteren harika bir ekip var Ada Veteriner'de. Evrim Bey hem mütevazı hem de bir o kadar işine hakim. 7/24 açık olması da bonus :)
    1 (%100) ziyaretçimiz bu tavsiyeyi faydalı buldu.
    Bu tavsiyeyi yararlı buldunuz mu?
     

     ismail onur kaya (Müşteri)
     IP: 77.74.198.CJ

    13-05-2015
     TavsiyeNo: 78700
    Merhabalar, dün akşam 8 aylık muhabbet kuşumun kanat altında yoğun bir kanama olması nedeniyle acil olarak Evrim Bey'in bulunduğu levent ada veteriner polikliniğine gittim. Kendisi kanama olduğunu duyunca hemen ilgilendi, hatta başka bir işi olmasına rağmen bizi araya sıkıştırarak küçük bir operasyonda bulundu. Hatta muhabbet kuşumun gece üşümemesi hatta sıcak kalması gerektiğini söyleyerek kendi kuşuna ait ısıtıcı lambayı bana bir geceliğine ödünç verdi, beni hiç tanımamasına rağmen, hatta akşam kayıt sırasında telefon numaramın alınması bile atlanmış olmasına rağmen. Şu anda ben bunları yazarken muhabbet kuşum arkamda konuşmakta, ve kendisi sayesinde. Buradan kendisine tekrar teşekkür ediyorum.
    1 (%100) ziyaretçimiz bu tavsiyeyi faydalı buldu.
    Bu tavsiyeyi yararlı buldunuz mu?
     

     rüya gider (Müşteri)
     IP: 94.123.234.YFJ

    02-04-2015
     TavsiyeNo: 77640
    Kızım Daisy haziran 2014 de topallamaya başladı.röntgenler temiz çıkıyordu.yaklaşık ıkı hafta sonra buna iştahsızlık ve halsizlik eklendi.yıllardır gittiğim veterinerim toksoplazma teşhisi koydu ve tedaviye başladık.yaklaşık 7 ay antibiyotik kullandık.cevap alacagımıza kızım günden güne daha da kötülesti.yüksek ateş ve burun kanaması da eklendi.sık sık serum vermeye başladılar.anlık toparlasa da yine kötüleşiyordu.sabahlara kadar basında bekleyip o halini görüp bişey yapamamak beni çok üzüyordu.iyice zayıflamıştı.başka bir vete gittik ama ondan da sonuç alamadık.yaptıgı iğne alerji yaptı.endişelencek bir durum olmadığını kortizonda vererek iğneye devam etmemi söyledi ama ben cesaret edemedim kortizona.Ümidi kesmiş çocugum ölecek diye bekliyordum artık.tam bu çaresizlik içinde bır tanıdıgım bana Evrim Egeden i önerdi.kendisinin çok iyi ve mütevazı bir doktor oldugunu söyledi.maddi olarakda bitmiştim artık.tabiri caizse kol gibi faturalar çıkarıyorlardı ve Daisyimde hep kötüye gidiyordu.Neyse Evrim Beye de gitmeye karar verdik.Daha ilk karşılaşmamızda hepimiz çok etkilendik.karşımıza mütevazı,araştırmayı seven,hocasına danısacak kadar kompleksiz bir beyefendi çıktı.Bize saatlerini ayırdı.Böyle bir ilgiyi muhtemelen Mayo Clinic de göremeyiz diye düşündüm:)Tahliller ve gözlemlerden sonra LYME teşhisi koymuştu.Toksoplazma elenmişti.BizE yeni ilaçlar verdi ve her gun arayıp Daisy nin durumu hakkında geri bildirim alıyordu.1 aylık tedavi süreci sonunda kızım neredeyse eski sağlığına kavustu:)Daisyim 8 yasında ve tedaviye başlayalı 2 ay oldu ama kızımı gören yavrumu bu diye soruyor:)eskisi gibi enerjik artık:)bir süre daha tedaviye devam edecegiz.Evrim Beye ne kadar tesekkür etsem az.Gercekden harika bir doktor ve insan.Gittiğinizde kendinizi evinizde gibi hissedeceksiniz.Ordaki herkes çok ilgili.
    2 (%100) ziyaretçimiz bu tavsiyeyi faydalı buldu.
    Bu tavsiyeyi yararlı buldunuz mu?
     

     Necla Cemaloğlu (Müşteri)
     IP: 78.171.51.ZZF

    05-11-2014
     TavsiyeNo: 72969
    Merhaba.Zagoru 7 aylıkken aldık. Kısa sürede ailemizin bir ferdi oldu. Hepimiz ona çok bağlandık derken 2 ay sonra yoğun ishal oldu. Çiftliğin veterinerin ne yaptıysa olmadı. Sonra bizi Evrim Beye yönlendirdiler. Ada kliniğine ilk geldiğimizde Zagor zayıf, halsiz ve sürekli dışkı yapıyordu. Evrim bey Zagor'u 1.5 ay kadar klinikte tuttu. Bu sürede tahlilleri ve tedavisi yapılıyordu. Sonunda araştırmaları sonucu oğlumuz yüzde otuz etli kemikle ,ataları gibi beslenerek sağlığına kavuştu.şimdi Zagor 9 Yaşında. Oğlumuz şu an da büyük bir ameliyat geçirdi.14 kg. Ağırlığında bir tümör vücudundan çıkarıldı.Tomografide karaciğer tümörü sanılsa da ( bu tümör tedavisi mümkün değilmiş) Evrim Bey yüzde birlik bir ihtimali değerlendirip ameliyata Aldı. Ben ağlayarak ,vedalaşarak çıktığım kliniğe eşim ve çocuklarımla Zagoru ziyarete gittim. İnanıyorum benim oğlum bunu da atlatacak. İnanmak çok önemli . Ben Evrim Bey'e, değerli eşi Özlem Hanım'a inanıyorum ve çok güveniyorum. Onlar cana can veriyorlar. Umarım sizler de değer verdiğiniz sevimli dostlarınızın zor anlarında böyle bir ekiple sorunları çözersiniz.
    4 (%100) ziyaretçimiz bu tavsiyeyi faydalı buldu.
    Bu tavsiyeyi yararlı buldunuz mu?
     

     Nero-Birsen (Müşteri)
     IP: 178.245.235.YDD

    24-08-2014
     TavsiyeNo: 71165
    Ada veterinerlik dolayısı ile Evrim bey ve Özlem hanımla can dostum Nero 8 aylıkken 2005 yılında bir köpek dostumuz aracılığı ile tanışmıştık. Nero ile ilgili tüm rutin kontrolerde ve zaman zaman yaşadığımız küçük sorunlarda hep yanımızda oldular. Ama en son yaşadığımız sıkıntımızı onlar olmasaydı aşamayacağımızı tüm samimiyetimle söyleyebilirim. Zira, neredeyse Nero' yu kaybetmek üzereyken yardımımıza koştular. Biz, 2010 yılında Büyük şehir kaosundan kurtulmak daha rahat yaşamak üzere canım oğlumla Muğla-DSite Editörleri Tarafından Kapatıldıya yerleştik. Gel zaman git zaman, Nero da sağlık sorunları başladı.Bütün keyfi kaçmış, O enerjik hayvan yerinden kalmaz, merdiven çıkmaz hale gelmişti. Yatıp kalktığında ne yazık ki hemen yürüyemiyor, bacakları uyuşuyordu.Arka ayak dirseklerinde göz kenarlarında ve kafasında deride kepeklenmeler (bence ::(( )oluştu. bu durumda onu bulunduğumuz yerde, güvendiğim (?) bir hayvan hastanesine götürdüm. Röntgen çekildi ve kalça çıkığı teşhisi kondu. Bu arada kan testleri yapıldı ve % 60 gibi büyük oranda kansızlığı olduğu, benim kepeklenme diye nitelendirdiğim durumun ise, bir tür kan parazitinin yol açtığı leşmayadan kaynaklanabileceği söylendi. Bunun üzerine tekrar leşmanya testi yapıldı ve negatif yani yok çıktı. Buna sevinmiştik, zira araştırırsanız hastalığın çaresinin olmadığını öğreneceksiniz. Bunun üzerine kansızlık için başka ilaçlar kullanmaya başladık.Yine kalça çıkığı içinde oğlumu yürütmemem, merdiven çıkarmamam gerektiği bilgisi verildi. Ancak,tedaviye başladık aradan 1-1,5 ay geçmesine rağmen ne yazık ki, durumunda bir değişiklik olmadığı gibi daha da kötüye gitti. Bunun üzerine hemen Evrim beyi aradım. Sağ olsun bizi unutmamıştı (zira ara dan 4 yıl geçmişti). Durumu anlattım, anlatır anlatmaz belirtilere dayanarak leşmanya olduğunu söyledi. Tabii ben tüm rahatlığımla, hayır test yaptırdım, negatif çıktı demeyi ihmal etmedim. Ama, O bana hemen kan alıp kendisine göndermemi (dSite Editörleri Tarafından Kapatıldı-istanbul), bu hastalık için eliza testi yapılması gerektiğini söyledi. Ben yeniden paniklemiştim. Hemen dediğini yaptık. Ve ne yazık ki, sonuç bu sefer pozitifti. Hemen tedaviye başladık. (Bu arada oğlumda görülen hastalık belirtileri de ilerlemişti. dirseklerde, göz kenarlarında yaralar açılmaya, kafa ve yüzünde kalın kabuklar oluşmaya başlamıştı.) Türkiye de bu hastalıkta kullanılan sadece bir hap var. Bunu bir aya yakın kullandık ancak, hastalık ciddi ilerlemişti. Artık, oğlum yerinden ihtiyacı haricinde kalkmıyor, en sevdiği yemekleri bile yemiyordu. Öyle ki. 2014 yılbaşı gecesinden sonraki iki gün titremeye başladı. Kendisi bir Rottwiler olan oğlumun üzerine polar battaniye örtmeye başlamıştım. Buna, itiraz dahi etmiyordu. Hemen, Evrim beyi aradım ve bana durumunun ağırlaştığını, alıp İstanbul a getirmemi direk müdahale etmesi gerektiğini söyledi. Biz aynı günün gecesi hemen yola çıktık ve ertesi gün akşam 17.00 da klinikteydik. Evrim beyi görür görmez ağlamaya başladığımı ve " ne olur oğluma bir şey olmasın" dediğimi daha dün gibi hatırl... [DEVAMI..]
    3 (%100) ziyaretçimiz bu tavsiyeyi faydalı buldu.
    Bu tavsiyeyi yararlı buldunuz mu?
     

     Zeynep Selen Almaleh (Müşteri)
     IP: 178.15.143.YBZ

    10-07-2014
     TavsiyeNo: 70074
    Kedim Casper'a 10 yaşındayken Diabet tanısı kondu. Maalesef Turkiyede kedi diabeti ile ilgili fazla ve faydalı bilgilere kolay ulaşılmıyor ve biraz deneme yanılma yapılıyor. Casper'a ilk başta diabet hapı kullandık ve hemen WD mamaya geçtik. Ancak hap hiçbir şekilde şekerini düşürmeye yaramadı ve zorunlu olarak insüline geçtik. Yabancı kaynaklara göre kedilerde insülin kullanımı çok tavsiye edilmiyor ve çoğunlukla Humulin N kullanımı tavsiye ediliyor. Humulin ne doz ayarlamasını yaklaşık 3-4 haftada oturttuk ancak orta süreli etkiye sahip olduğu için günde 3 defa 8 saat arayla insülin ignesi yapmaya başladım. İşim evime yakın olduğu için şanslıydım çünkü diabet bir kediyi mamasız 8-9 saat bırakmanız riskli denmişti. Hem mama vermek hem de kendi hayatımla dengelemek için, iğne saatlerini öğlen 12:30, akşam 8:30 ve sabaha karşı 04:30 olarak ayarladım. Bu arada, genellikle WD kuru mama, arada bir de WD konserve mama veriyordum. 1 sene sonra insülin dozunu arttırmamıza rağmen, insulin etki süresi 6 saate düştü. Bu günde 4 insülin iğnesi demekti. Bu durumda daha uzun etkili olan Lantus'u denemeye karar verdik. Lantusun doz ayarlaması da 2-3 haftayı buldu. Bu sürede Casper WD kuru mama ile beslenmeye devam ediyordu. Bazen bir uygulamada 6 unite insülin yapıyordum ve etkisi 14 saat bazen 16 saat bazen 20 saat sürüyordu. Şekeri 190 civarındaysa yeni doz uygulamıyordum. Şekerinin çok düşüp şeker komasına girmesinden korktuğum için. Hep uygun şekerine göre doz yapmak için 2 saatte bir kulağından kan alıp şekerine göre ya iğne yapıyor ya da 2 saat sonra yine kan alıp şeker durumuna bakıyordum. Hem Casperın kulakları delik deşik oluyordu hem de benim hftsonu bir sinemaya gitmem bile devamlı değişen insulin iğnesi saatleri yüzünden münkün olmuyordu. Site Editörleri Tarafından Kapatıldı üniversitesi dahiliye dekanı NSite Editörleri Tarafından Kapatıldı, Ada Vet Kliniğini tavsiye etti. Evrim Bey ile görüşmemi istedi. Kendısinden randevu alıp Levent'teki kliniğe gittim. O günden beri kendisine yatıp kalkıp dua ediyorum. Bana ilk görüşmemizde WDyi hemen bırakmamı ve DM konserveye geçmemi önerdi ve 12 saatte bir Caspera insulin yapmamı (12 saatte bir olması Casperın durumuyla alakalı) şekeri düşük olsa bile, insulinin dozunu düşürerek yine de yapnam gerektiğini. Eğer çok düşükse 12 saat sonunda o dozu atlamamı ama sonraki 12 saat sonunda yeniden insülin yapmamı söyledi. Açıkcası önceleri düşük şeker seviyesinde insulin yapmak korkutucu geldi ama yakın takipte kalarak Evrim Bey'in dediklerini uyguladım. Evrim Bey'in tavsiyelerinden önce Casper'a günde iki defa belli sabitleyemediğim saatlerde, her uygulama başına 8 ünite, günlük toplam 16 ünite insulin yapıyordum ve Casper'ın şekeri günlük 16 üniteye rağmen 350-450 arasındaydı. DM konserve mama ile inanılmaz bir gelişme oldu ve insulin dozu da hızlıca düşmeye başladı. Yaklaşık 1 sene, sadece DM mama yedi ve sabah 7:30 / 2ünite, akşam 19:30/ 3 ünite yaptım ve şekeri ara sıra 300lere çıksada genelde 200ün altında devam etti. Bu arada kilo verdi ve genç delikanlı oldu resmen. Ve daha ... [DEVAMI..]
    2 (%100) ziyaretçimiz bu tavsiyeyi faydalı buldu.
    Bu tavsiyeyi yararlı buldunuz mu?
     

     Ayris Ekmekcioğlu (Müşteri)
     IP: 78.180.120.YJL

    18-10-2013
     TavsiyeNo: 63470
    Merhaba, Bizim pekinez 7 yaşında bir oğlumuz var Adı Dombi; 3 senedir bel ağrıları nedeni ile sorun yaşıyoruz zaman zaman ağrılar dayanılmaz oluyor ve çığlıklar atarak acılar çekiyor ve iki büklüm oluyor yürümek dahi istemiyordu.. önceleri ne olduğunu anlayamadık dizlerinde sorun var zannettik ama Evrim Bey sağolsun sorunun dizde değil bel ya da omurilikte olabileceğini söyledi bu arada bir çok veteriner hekimle de iletişime geçtik hepsi tomografi çekilmesi gerektiğini söyledi.. Evrim bey bize bir ilaç tavsiye etti önceleri çok çekindik ilaç saralı hastalar için iyi gelen bir ilaçtı. TSite Editörleri Tarafından Kapatıldı adlı ilacı haziranın 10'undan beri kullanıyoruz sorunumuz ortadan kalktı gerçekten inanılmaz bir durumdu bizim için; Dombi sokakta dolanırken kucağımızda merdiven indirip çıkarıyorduk, ya da yokuş yukarı çıkarken mutlaka kucağımıza alıyorduk yorulmaması için..Şu anda şükürler olsun koşup oynuyor ve ağrısı kalmadı..bu mucize ilacı bize tavsiye ettiği için Evrim Bey'e sabah akşam dua ediyorum..
    2 (%100) ziyaretçimiz bu tavsiyeyi faydalı buldu.
    Bu tavsiyeyi yararlı buldunuz mu?
     

     Aylin Camadan (Müşteri)
     IP: 85.96.59.ZBW

    17-12-2012
     TavsiyeNo: 56328
    Merhaba, Evrim Bey ile ilk müşteri hasta ilişkimiz kızımız noktayı aldıktan sonra başlamıştı. Nokta 2.5 aylıkken bir boğaz enfeksiyonu geçirdi ve getirdiğimiz ilk veteriner hekim 'kötünün iyisi yaşamaz' deyince eşimle çok kötü olmuştuk. Hemen Evrim Beyin yanına gittik ve gittiğimiz günün sabahına iyileşti. Şimdi kızımız hamile =) Geçen gün kliniğin doktorlarından Hasan Bey noktayı ultrasona aldı. Hasan Bey de son derece güler yüzlü, cana yakın, ilgili, bilgili bir veteriner hekim. Bize 2 küçük yavrumuz olacağını söyledi ve görüntülerini izletti =) Bunun için kendisine ve bütün çalışanlara buradan teşekkürlerimi iletmek istiyorum. =))
    2 (%100) ziyaretçimiz bu tavsiyeyi faydalı buldu.
    Bu tavsiyeyi yararlı buldunuz mu?
     

     Gizem Süzen (Müşteri)
     IP: 94.54.233.YZW

    06-11-2012
     TavsiyeNo: 55270
    Son bir hafta içinde yeni golden yavrumla birlikte o kadar zor günler geçirdik ve kimsenin de böyle şeyler yaşamasını istemediğim için bu yazıyı yazıyorum. 28 Ekim 2012 tarihinde Bursadaki bir köpek çiftliğinden çok istediğim bir golden yavrusu edindim. Erkek arkadaşımla birlikte istanbula getirdik ve ilk iş Roxy'i Site Editörleri Tarafından Kapatıldı Merkezinin yanındaki bir veteriner polikliniğine muayene ettirdik. Herhangi ters bir durum olmadığını daha sonra parazit testleri için dışkısını getirmemizi istediler. Ertesi gün dışkısını götürdüm ve bir sıkıntı olmadığını söylediler. O gece köpeğim inanılmaz şekilde durgunlaştı ve ertesi gün uyandığımda ishal olduğunu gördüm. Direk olarak Site Editörleri Tarafından Kapatıldıdeki veterinere gittik. Hap şeklinde bir antibiyotik ile geçeceğini söylediler. Verdikleri hapı mamasına karıştırıp vermeye başladım ama Roxy yemek yemeyi de reddediyordu. O gece boyunca aç kaldığı için gecenin ilerleyen saatlerinde safra kustu. Sabah uyandığımda ishali daha da şiddetlenmişti, yine veterinerine götürdük. Distemperden (gençlik hastalığı) şüphelendikleri için kan testi yapıldı. Bizde bu süreçte tüm hastalıkları araştırdığımız için tek isteğimiz distemper olmamasıydı. Neyse ki testi negatif çıktı. O an çok sevinmişken bize köpeğimizin kanlı ishal (parvo) olduğunu söylediler. Bu hastalığın köpeklerde kusma ve kötü kokulu ishalle başlayıp büyük bir oranla öldürücü olduğunu, bize pek umut vermeyen bir şekilde belirttiler. O andan itibaren serum, antibiyotik ve antikor tedavisi yapılacağını ama başarılı olup olmayacağını bilemediklerini söylediler. Tedavi öncesinde ve sonrasında Roxy safra haricinde hiç kusmadı (daha sonra öğrendik ki parvonun en büyük belirteci aşırı kusmadır.) Bunu takip eden 2 gün boyunca aşırı üzüntülü ve bizim gibi öğrenciler için yüksek maliyetli bir tedavi uygulandı. Yaşadığımız üzüntünün döktüğümüz gözyaşının tarifi yoktur. 2 gece boyunca onun başında bekledik. Artık Roxy'i kaybedeceğimizi düşünmeye başlayıp buna inanmıştık. Tam bu esnada onu başka bir veterinere götürme fikri aklımıza geldi. ADA VETERİNER POLİKLİNİĞİ'Nİ internette okuduğum bir tavsiye üzerine aradım. Sahiplerinden Evrim Egeden ile telefonda görüştüm ve her ne olursa olsun köpeği getirmemizi maddi manevi hiç bir sorun olmayacağını söyledi. Roxy'i ADA VETERİNER'E götürdüğümüzde ağlıyorduk. Evrim Bey Roxy'i muayane etmeden önce diğer veterinerden kan değerlerini istedik. WBC değeri olarak bilinen beyaz kan hücreleri sayısı Roxy'de normalin üstündeydi. Parvo olan bir köpeğin bu değerinin 17000'lerden 3000'e hatta daha da az rakamlara düşeceğini ve özellikle parvoya yakalanmış bir köpeğin durmadan kusacağını söyledi. Roxy'nin WBC değeri 17800'dü ve hiç kusmuyordu. Evrim Bey bence bu köpek parvo değil izosporası (sadece bir antibiyotik şurupla geçen bir parazit türü) var dedi. Özellikle parvo testinin sıklıkla hata verebileceğini önemli belirtinin kusma ve WBC değeri düşüklüğü olduğunu söyledi.Tabi yine de kanlı ishal olmuş olabileceğini ama bu durumda da kusması engellenen bir köpeğin bu hasta... [DEVAMI..]
    6 (%100) ziyaretçimiz bu tavsiyeyi faydalı buldu.
    Bu tavsiyeyi yararlı buldunuz mu?
     

     Bahar (Müşteri)
     IP: 188.119.2.ZZW

    03-09-2012
     TavsiyeNo: 53563
    Ben 2 ocak 2011’de Site Editörleri Tarafından Kapatıldı’un çok özel diye iddaa ettiği, rottweiler cinsi köpeğimi pet shoptan aldım. Pet shoptan alınan köpeklerin hangi ortamlarda üretildiklerini bilmemek, köpek sahiplerini her zaman zor durumda bırakmaktadır. Vitrin önünde onların sevimli hallerini görmek sizi yapmamanız gereken bir hataya itmektedir.Ben bu acı tecrübeyi yaşamış biri olarak kesinlikle böyle bir hataya tekrar düşmeyeceğim…Yaptığım hata yüzünden uzun ve yorucu bi süreçten geçtim.Başından sonuna kadar yaşadıklarımı burada paylaşarak,köpek sahiplerini doğru adrese yönlendirmeye çalışacağım.Umarım aşağıda anlatacaklarım herkesin işine yarar…. Köpeğim Luca’yı aldığımda 4 aylıktı ve tam bir arslan parçasıydı. Daha sonrasında ise gözümün önünde erimeye başladı. Bebeklik dönemlerinde irtibat halinde olduğum Evrim Bey’le de, kilo verme sürecini gözlemlemeye devam ettik.Luca 7 aylıkken 34 kilolarda iken, 9 aylıktan sonra 30 kilonun da altına düşmüştü. Vücudu sürekli su kaybediyordu ve çok yemesine rağmen hiçbir şekilde kilo alamıyordu. Hemen tiroit hormonlarına ve gerekli kan tahlillerine bakılarak ilaç tedavisine başlandı. Bir süre kilo almaya başlayıp sonrasında tekrar kilo kaybetmeye devam etti. Bu sırada Evrim Bey, diğer veteriner hekimlerden de bilgiler alıyor fakat birçok şeyde ikna olamıyorduk. Bu yüzden iç hastalıkları uzmanlarının da önerilerini alıp beni çeşitli hayvan hastanelerine de yönlendirdi. Zaman kaybetmeden kitaplardan araştırdıklarını benimle paylaşıyor ve saatlerce anlatıyordu. Luca bir sürü tahlillerden geçti ve içmesi gereken ilaçları zamanında alarak ulaşması gereken kiloya geldi. 17 ay yorucu ve sabırlı bir süreçten sonra 43 kiloya kadar çıktı. Kilo almasından çok, sağlıklı bir bedene kavuştuğu için çok mutluyum. Ömrü boyunca içeceği düşük tozdaki ilaçları bulmak bayağı bir zaman aldı. Fakat Evrim Bey, başarılı bir şekilde kimsenin bulamadığı hastalığın yan etkilerini de bularak, rottweiler cinsi bir köpeği ortaya çıkarmayı başardı Evrim Bey'in araştırmacı tarafı sayesinde köpeğim daha sağlılklı bir görümün kazandı. Sizi aydınlatacak ve güveninizi kazanacak başarılı tecrübelere sahip olup, yapılması gerekeni de çok iyi takip etmektedir.Bu durum belki de tez konusu olacak kadar önemli bir vakaydı.Umarım hiçbir köpek sahibi benim yaşadığım bu sıkıntıları yaşamak zorunda kalmaz.Buradan gönül rahatlığınla ve büyük bir güvenle Evrim Bey’i TAVSİYE EDİYORUM!!!! Tecrübeli ve düzgün çalışan ADA VETERİNER’DEKİ ekibine de buradan teşekkürlerimi iletiyorum..Büyük bir sabır ve istekle köpeğim Luca'yı iyileştiren veteriner hekim Evrim Egeden'e de saygılarımı ve teşekkürlerimi sunuyorum....
    3 (%100) ziyaretçimiz bu tavsiyeyi faydalı buldu.
    Bu tavsiyeyi yararlı buldunuz mu?
     

     Hülya (Müşteri)
     IP: 88.235.138.YB

    24-06-2012
     TavsiyeNo: 52093
    Benim 8 yaşında dünya tatlısı bir labradorum var. Şubat ayında yürümekte zorluk ve düşmeler başladı. Film ve emar çektirdik, displazi ve tüm omurgada fıtık teşhis edildi. Oğlumu dört pofesör gördü, bazıları altın implant dedi, bazıları kortizon tedavisi dedi. Kortizonu denedik ama gittikçe şişti ve inanılmaz tuvalet sorunu başladı. Evrim Egeden ile tedaviye Nisan ayında başladık ve inanılmaz sonuçlar aldık. Felç olacak kendinizi hazırlayın demişlerdi şu anda oğlum düşmeden yürüyor ve çok keyifli. Daha önce sürekli yatar, çok mutsuz görünürdü artık eski hareketli haline ve neşesine döndü. Evrim Egeden'in tavsiyesi ile beslenmede de çiğ ete başladık . Yaklaşık üç aydır çiğ etle besleniyor, çok mutlu ve fit olma yolunda hızla ilerliyor. Çok zor ve sıkıntılı günler geçirdik. Felç mi olacak? ölecek mi? soruları insanın tüm yaşam sevincini yokediyor en acı olanı da konuşamıyor derdini anlatamıyor. Bu sıkıntılı dönemi Evrim Egeden sayesinde atlattık. Halen takip içindeyiz, sık sık telefon açarak gelişimini yakından takip etmesi insana müthiş güven veriyor. Yandaki sütünda yazan, "Diğer uzmanlara göre hangi yönleri daha ön planda" sorusunu cevaplamak istiyorum. Evrim Egeden köpeğinizi kendi köpeği gibi sahiplenen ve hep umut veren sizi sürekli pozitif düşünmeye iten bir doktor. Bu işi ticarete döken , çok yüksek muayene ve tedavi paraları alan doktorların yanında önceliği doğru tedavi etmek olan Evrim Egeden'e çok teşekkür ederiz. İçtenliği ve hasta takibindeki hassasiyeti için kendisine çok müteşekkiriz.
    2 (%100) ziyaretçimiz bu tavsiyeyi faydalı buldu.
    Bu tavsiyeyi yararlı buldunuz mu?
     

     dilek (Müşteri)
     IP: 78.188.218.YJF

    17-05-2012
     TavsiyeNo: 51268
    barınaktan evlat edindiğim 4 yaşındaki labrador kızıma tvt teşhisi konmuştu.farklı bir veteriner tarafından yürütülen kemoterapisinin 2.uygulaması sonrasında badem yemek yemeyi reddetti.ardından ishal ,kusma dolu kabus günler başladı.eski hekimin yetersiz olduğuna kanaat getirdim çünkü sürekli bunlar normal semptomlar deyip geçiştirmişti.tabiki içime sinmedi,iyi ki de sinmemiş yavrumu kaybediyordum. birçok araştırmam sonunda kıymetli veteriner hekim Evrim bey , eşi Özlem hanım ve ekibi hakkındaki paylaşımları takiben bademi ada veteriner kliniğine götürdüm.ardından maraton başladı. öncelikle kliniğe yatırıldı.badem uzun bir süre serumla beslendi yemek yemeyi reddetti..Evrim bey ve ekibi bıkmadan usanmadan bademle yakından ilgilendi.Gözümle görmeseydim eğer bu ekibin hayvanlara karşı bu kadar sevgi dolu , bu kadar ilgili olacağına inanmazdım. Kızım üzerinde emeği geçen ; Sayın Evrim Egeden, Sayın Özlem Egeden ,Sayın Görkem bey,Sayın Mine hanım,Sayın Ufuk bey,Sayın Ayça hanım,Sayın Mirza bey emeğinize ve yüreğinize sağlık.
    3 (%100) ziyaretçimiz bu tavsiyeyi faydalı buldu.
    Bu tavsiyeyi yararlı buldunuz mu?
     

     Işıl Akgül (Müşteri)
     IP: 85.96.104.YZ

    06-03-2012
     TavsiyeNo: 49042
    Arvoyu benimle tanıştırarak beni çok mutlu etmiş olan arkadaşım çağıl mevzuyu uzun uzun anlatmış. Bu nedenle detayları geçerek iki çok önemli noktayı belirtmek istiyorum. Öncelikle ölüyü diriltmek, arvonun öleceğini düşündüğümüz o korkunç anlarda bile asla vazgeçmediği ve hayata döndürdüğü için, ikinci olarak da eve dönmüş olmamıza rağmen hala arayıp nasıl olduğunu sorduğu ve merak ettiği için kendisine minnettarım. Bunların yanında çağıl'ın yine söylediği gibi, hastalığın her aşamasında bize olabilecekleri anlatması, kitaplardan göstermesi, bunların hepsi çok değerli ve daha önce başka veterinerlerde bulamadığım özellikler. Daha 8 aylık olan ve kurtulmak için gerçekten çok savaşan arvonun hayatını kurtardıkları için ve ayrıca bu süreci bizim için ve arvo için sadece bir veteriner hasta ilişkisinden öteye taşıdıkları için çok teşekkür ediyorum ve çok inanıyorum ki başka bir yerde çok farklı noktalarda olabilirdi iyileşme sürecimiz. Yine en önemlisi bulunduğunuz veterinere güvenmek ve elinizden geleni yaptığınızdan emin olmanın verdiği rahatlık.
    3 (%100) ziyaretçimiz bu tavsiyeyi faydalı buldu.
    Bu tavsiyeyi yararlı buldunuz mu?
     

     Elif Aslan (Müşteri)
     IP: 78.185.97.ZCJ

    05-03-2012
     TavsiyeNo: 49035
    İstanbulun önde gelen sayılı barınaklarından birinde bulunan yavrumuzun bir veteriner hatası sonucu vefatına 3 gün kala bir hayvansever tarafından ADA poliklinige nakledilmiştir.Ameliyatı gerçekleştiren ünlü bir hocanın ve EVRİM EGEDEN bey'in üstün çabaları sayesinde yavrumuzu hayata döndürmeyi başardılar.Çok iyi sağlık hizmeti vermelerinin yanı sıra,psikolojik destek sağlayarak bizleride motive ettiler.Günden güne iyileşen yavrumuzu gördüğümüzde mucizenin adını 'SİZ' koyduk. Ameliyat ve tedavi sürecinde emeği geçen tüm çalışanlarınıza bütün içtenliğimizle teşekkür ediyoruz... Ellerinize,içtenliğinize,melek gibi olan yüreklerinize binlerce teşekkürler..
    4 (%100) ziyaretçimiz bu tavsiyeyi faydalı buldu.
    Bu tavsiyeyi yararlı buldunuz mu?
     

     Çağıl Özalp (Müşteri)
     IP: 78.182.157.ZBL

    29-02-2012
     TavsiyeNo: 48855
    “Ölüyü diriltmek” ……Arvo Evrim Bey’le ilk tanıştığımızda 3 günlüktü. Yaşaması çok güçtü, süt anne bulunmuştu ancak arvo ve kardeşleri memeyi kapmıyordu. Pek çok veterinere sorduk, çok basit gibi gözüken bir olay, bir hayata malolacak bir olay, ama cevapsız kalmıştık… Evrim Bey’e yine böyle bir tavsiyeyle gittiğimizde, pek umutsuzdum, Tüm olumsuzluğumu yansıtmama rağmen, bütün gün Evrim Bey ve ekibi bu olaya kitlenmişti, denenmedik yol kalmadı, 8 saat kaldık orda, Evrim Bey ve ekibi, veterinerlerden tutun da yardımcı arkadaşlara kadar, gidip gelip onlarla ilgileniyordu, bebekler birtürlü memeyi kapmadılar….günün sonunda Ada poliklinikte öğrendiğim ilk şeydi, azim… Önce arvo sonra diğer iki kardeşi memeyi kaptılar. Arvo 8 aylık bir canavar oldu. Çok hareketli, oyuncuydu. İki gün içinde ne olduğunu ne o ne biz anlayamadan, arvo başını bile dik tutamaz hale geldi, arkadaşıma onu ziyarete gittiğimde, karnı çok şiş bir halde mermerin üstünde başı eğik hareketsiz duruyordu. Durumun ciddiyetiyle evrim Beye koştuk. Hiç vakit kaybetmeden testleri yapıldı. Evrim Bey ve eşi Özlem Hanım’ın test sonuçlarını aldıklarındaki yüz ifadelerinden olmaması gereken birşeylerin olduğunu anlamak zor değildi. Arvoya daha o gün, teşhisi konması çok zor olan pankreatit şüphesiyle yaklaşıldı. Pankreas patlamış, şeker 480, vücutta 40 000 akyuvar sayısını gösteren ağır bir enfeksiyon ve daha kötüsü pankreasın sindirim enzimlerinin diğer organları sindirmeye başlamış olması, iki günü almamıştı arvonun karaciğer, böbrek, bağırsağının bir anda zincilerleme bir reaksiyon içinde iflasın eşiğine gelmesi. Bir de üstüne şeker koması…Ve Arvo işte 5 ayrı hasta gibi Evrim Bey’in karşısındaydı… Kime sorduysam, hani yüzünü ekşitmek derler ya, çok zordu pankreatitten dönmek, Evrim Bey de aksini hiç söylemedi zaten. Günler ve gecelerce uğraşıldı, iki ileri bir geri, zor ve hayli yıldırıcıydı bence… Ama imkansız olmadığını öğrendik…Hem Ada Veteriner Polikliniği için, hem hasta sahibi için, hem Evrim Bey, hem de sevgili eşi Özlem Hanım için Herkese sonsuz fedakarlığı için çok minnettarız. Ve kurtulduk. Arvo yine eskisi gibi ayaklarımıza saldırıyor. İnsülin tedavisi devam ediyor. Nereden döndüğümüzü düşününce… Bütün bu süreç içinde, nasıl kurtulduk diye düşündüğümde. Çok şey öğrendim. Avcumun içi birsürü şeyle dolu. Herşeyden önce, burayı farklı kılan, veterinerlik hizmetinden fazlasıyla karşılaşmamızdı. Standart bir tedaviden daha öte birşeyden sözediyorum. Belki size ilginç gelecek. Yaratıcılık ve iletişim. Evrim Bey, bence önce arvoyu tanıdı ve onunla bir bağ kurdu, ben dışardan baktığımda bu sürecin her aşamasında, arvo, Evrim bey, ekibi ve hasta sahibinden oluşan bir takım gördüm, ve bu takımı kuran evrim beydi. Öncelikle pek çok veterinerin aksine, hiç çekinmeden kitabı karşınıza açar ve olaya sizi dahil eder, pek çok veterinerde yabancıyken burda tüm sorularınıza cevap alırsınız, bazen saçma sapan önerilerinizi bile sabırla dinler. Söylemeye çalıştığım şey Evrim Bey arvoya kitlen... [DEVAMI..]
    5 (%100) ziyaretçimiz bu tavsiyeyi faydalı buldu.
    Bu tavsiyeyi yararlı buldunuz mu?
     

     güngör can (Müşteri)
     IP: 85.96.159.CJ

    10-02-2012
     TavsiyeNo: 48207
    28 yıldır köpek besliyorum. istanbulda yüze yakın veteriner tanıdım.bunların içinde Site Editörleri Tarafından Kapatıldı hayvan hastanesi ve Site Editörleri Tarafından Kapatıldı veterinerlik fakültesi de var.bir köpegim felç oldu bininçsiz veterinerler yüzünden zaman kaybettim ve köpegim öldü. başka bir köpegim yine gıda zehirlenmesi oldu. yine aynı şekilde bilinçsiz tedavi uzun antibiyotik tedavisi yüzünden o da öldü.daha sonra evrim beyle tanıştım.hayatımda onun kadar gercekten hayvan seven ilk planda can kurtarmaya calışan veteriner görmedim. hiçbir yerde kesinlikle onun kadar ilgi görmedim hayvanlara. cogu veterinerlerde hasta hayvanları yüzeysel bir ilgi ve sadece ticari amacla yaklaşımı hissettim. yaklaşık 6 yıldır tanışıyorum ve köpegim hastalandıgı zaman asla kaygılanmıyorum.çünkü mükemmel bir veterinerim var .herkese tavsiye ederim mutlaka çok çok memnun olacaksınız hem siz hemde minnoşlarınız. ayrıca insan olarakta bu kadar samimi sıcakkanlı ve dürüst insan oldugunu ilk görüşte anlayacaksınız. teşekkürler EVRİM BEY
    2 (%100) ziyaretçimiz bu tavsiyeyi faydalı buldu.
    Bu tavsiyeyi yararlı buldunuz mu?
     

     leyla degirmen (Müşteri)
     IP: 78.180.78.F

    11-01-2012
     TavsiyeNo: 47188
    vincent'i 2002 yilinda New York'taki bir barinaktan aldik. yetkililer bizi detayli bir sorgudan gecirdikten, ona sahip cikabilecegimizden emin olduktan sonra hikayesini anlattilar. Vincent'i George Washington koprusunde kurtarmislar.. 4 - 5 yas civarinda olabilirmis. seneler evvel yayinlanan bir TV dizisi karakteri Aslan adam Vincent'i ruhen ve fiziken hatirlattigi icin adini bu sekilde koymuslar. Vincent Istanbul'a tasindi, bir yavru kedi buyuttu, Onca yil bir defacik bile olsun tirmalamadi, isirmadi, hicbir zorluk yasatmadi, aksine bilgelik dolu bakislarla bize muthis anilar yasatti, bizimle hayati paylasti.. bu yaza kadar evdeki 2. kedimiz ile mutlu mutlu yasiyorken, Temmuz ayinda on kolu feci bir sekilde kirildi. Apar topar guvenebilecegimiz tek yere, Ada Vet. klinigine kosturduk.. Evrim bey ve ekibi gerekenleri acilen yerine getirdiler. kirigin rontgeni bir dehsetti.. omuz ile dirsek eklemi arasidaki kemik ortadan, imkansiz denecek sekilde kirilmis, iki ayrilmis parca haline gelmis.."14/ 15 yasinda, acil ameliyat mi, bu kirik nasil olur" sorulari.. Evrim Bey testlere basladi ve ortopedi ile ilgili operatorlere de vakayi anlatti, gosterdi.. cogunun yanitlari daha da dehsetti; kemiklerin o kadar bosalmis icleriyle platin takilamayacak bir kirik gibi gozukuyordu, kolu ameliyatla kesilmeliydi, kanser olup olmadigi biyopsiyle bakilmaliydi, hatta yuksek ihtimal nasilsa kanser cikar, hayvana zor olmasin uyutulsun diyen bile cikti.. Evrim Bey, elimize tum verileri aldigimizda, ameliyati bir secenek olarak eledi. Ameliyatla kolu kesmek kolaydi ama kemiklerin ici bu kadar bosken ya sonrasi? Neden, nicin , nasil hakkinda bir fikre sahip olacak yeterli kanitlar yokken ve zaten acisi dindirilmisken, uyutma bu asamada soz konusu bile olamazdi. Daha detayli testler yapildi. Yasinin 14/ 15'den de fazla oldugu ve daha bircok aksilik ,yaninda umut verebilecek veriler de bu yeni test sonuclariyla birlikte ortaya cikti. Durum zordu, ama cozumun de mumkun olabilecegini Evrim bey sayesinde anladik. Ekibinin her uyesi, kendisi bizle fazlasiyla ilgili , tum bu surec icinde her zaman yanimizda olunca karamsar ve kotu hissetmek pek mumkun olamadi.. Daha da onemlisi uyguladigi tedaviye Vincent cevap verdi. kirigi 2 ay gibi bir zamanda, hizla iyilesti. Simdi pinpon topuyla bile oynuyor, kosuyor Vincent'imiz.. Bir 19luk icin oldukca hareketli.. Eskiden beri onun bize gonderilen bir hediye oldugunu dusunurduk, ama Temmuzdan beri bir baska "her gunumuz bir hediye" :) Evrim Beye, Ozlem Hanima, ekibine ne kadar tesekkur etsek az.. Zor ve cozulemeyen vakalardaki basarilarina bizzat sahit olduk, her evcil hayvan dostuna tavsiye ediyoruz..
    3 (%100) ziyaretçimiz bu tavsiyeyi faydalı buldu.
    Bu tavsiyeyi yararlı buldunuz mu?
     

     frida (Müşteri)
     IP: 88.238.194.BY

    09-01-2012
     TavsiyeNo: 47140
    Cafe Nero'da bir arkadaşımla beraber 3 aylık, çok sevimli ama arka ayakları tutmayan bir kedi bulduk. İlk önce yakınlardaki bir vetenire götürdük ve raşitizm tedavisine başladılar. İlk birkaç ay iyi gider gibi oldu, biraz güçlendi. Fakat sonra birden anlayamadığımız şekilde hiç basamaz oldu. Ada Veteriner'e ilk o zaman götürdük Frida'yı. Evrim'le de o sırada tanıştık. Röntgen çektiler ve Frida'nın birkaç tane kırığı olduğunu, daha da kötüsü kemiklerinin içinin boş olduğunu söyledi. İnsanlarda da olan "cam kemik" diye bir hastalık olabileceğini söyledi ve kortizon tedavisine başladı. Frida'yı 15 gün boyunca sabah akşam oraya götürdük ve bir kortizon tedavisi uygulandı kemikleri için. Yavaş yavaş tıparlandı ve güçlendi. 1, 2 ay da böyle sürdü. Sonra kendini kaşıdığında kulağının altındaki derinin yırtıldığını farkettik. Anlam veremedik. Bir süre geçici bir çözüm olarak ve ne olduğunu tam anlayan kadar kafalık takarak kendini kaşımasını önledik. Sonra duruma daha kesin bir çözüm bulmak için Evrim bir hocasına da durumu danışmayı önerdi ve Frida'yı o gördü. Durumunun cücelik gibi olduğunu, genetik bir bozukluğu olduğunu ve C vitamini ya da kolejen kullanarak deriyi güçlendirebileceğimizi söyledi. Evrim yine de altta yatan nedenin daha başka birşey olabileceğini düşünüyordu. tam olarak Cushing sendromuna uymamakla birlikte benzer bir durum olabileceğini, kortizol hormonunun aşırı ve orantısız çalışmasıyla ilgili olabileceğini düşünüyordu. Sonra o sırada güvendiği bir hocasına da Frida'yı götürmeyi önerdi. Frida'dan parça aldık ve patolojiye gönderdik. Patoloji sonucu da Evrim'in düşündüklerini doğrular nitelikteydi. Frida'nin kortizol seviyesi fazla çalışıyordu. Evrim Ketoral diye ilacı kullanmamızı önerdi. Pek umudumuz kalmadığı halde bunu da son çare olarak deneyelim dedi. Ve inanılmaz bir şekilde Frida kendisini kaşıdığı halde derisi yırtılmamaya başladı. Şimdi yavaş yavaş yaraları iyileşiyor ve evin içinde hopluyor sızlıyor:)
    1 (%100) ziyaretçimiz bu tavsiyeyi faydalı buldu.
    Bu tavsiyeyi yararlı buldunuz mu?
     

     Öykü Kuruhüseyino (Müşteri)
     IP: 217.131.188.ZZ

    22-10-2011
     TavsiyeNo: 45035
    8 sene önceydi,oğlum Mad'i ilk aşılarını yaptırmak için Evrim'e götürmemiz. İlk karşılaşmalarından itibaren sanki Mad kendi köpeğiymişçesine o kadar ilgili,o kadar sevgi dolu ve güvenilirdi ki, 8sene boyunca, oğlumun son nefesine kadar onunlaydık. Bu süre boyunca her konuda her saatte bizim sorularımızı cevaplamaktan ve bize yardımcı olmaktan hiç çekinmedi. Hiç bir doktora güvenemeyeceğimiz kadar çok güvendik Evrim'e. Oğlumuz henüz bir yaşındaydı ilk önemli hastalığımızla tanıştığımızda. Tiroid hormonunda bozukluk olduğu çıktı ortaya. Evrim'in maddi manevi her türlü yardımıyla birkaç ay boyunca uyguladığımız doğru tedavi sayesinde kurtulduk bizi üzen bu hastalıktan. Zaman zaman ortaya çıkan ufak tefek rahatsızlıklarımızı da çok rahat atlattık. Arada uyuz geçirdik, oynarken kalçamızı çarptık hemen telefonlara sarıldık, ayağımıza pisi pisi otu battı küçük operasyonlar geçirdik, an geldi krizler geçirdik, sıkça bağırsak problemleri yaşadık ve hatta artık bu konuda uzmanlaşır olduk, tüy dökmeleri, iştahsızlık problemleri derken dopdolu, geri dönüp baktığımızda nasıl geçtiğini anlayamayacak kadar kısa ama bir o kadar uzun 8seneyi geçirdik Evrim'in yardımlarıyla. 8sene boyunca bizi üzdüğünü düşündüğümüz tüm bu hastalıkların aslında birer hiç olduğunu öğrendik karşımıza çıkan son hastalığımızla. 'Pankreas kanseri' . Yaşadığımız o büyük kriz anından sonra Evrim'le yaptığımız telefon görüşmeleri sonucunda Mad'i acilen evimizin yakınındaki bir kliniğe kaldırmak durumunda kaldık. Serumlar alıp,bilinci açıldıktan sonra Evrim'in bizi bulunduğumuz klinikten aldırdığı pet ambulans sayesinde oğlumuzu kendisine ulaştırdık. Ada Veteriner Polikliniği'ne vardığımızda oğlumun bilinci tekrar kapanmıştı. Öncelikle onun kendisine gelmesini sağlayacak ilk müdahaleyi yaptıktan sonra sırada olasılıklar üzerine konuşmak ve tabiiki hasta sahipleri olarak bizi sakinleştirmek vardı. Durumlar normale dönünce herşey biraz daha netleşti. Kliniğe gelmeden önce acil durum için götürdüğümüz veteriner hekimin anlam veremediği bu durum yavaş yavaş şekillenmeye başlamıştı. Evrim'in ilk bulgularla direk olarak koyduğu teşhis pankreas kanseriydi. Durumu, koşulları ve olasılıkları konuştuk hep birlikte. Kabullenmesi çok güç oldu tabii ama oğlumun veteriner hekimi olması dışında aileden biriymiş gibi Evrim'in bize karşı olan anlayışı, bu zor durum karşısında verdiği psikolojik destek gerçekten sonsuz teşekkür sebebimizdir. Kendisini tanıdım tanıyalı araştırır Evrim. Hep kalın,kocaman kitapları vardır. Literatürde ne yazdığını okur,sonra internetteki diğer veteriner hekimlerin benzer vakalarda karşılaştıklarını yazıya döktükleri tezlerle kendi bulgularını birleştirir. Yanılma payı azdır. Bu zamana kadar oğlumuz Mad'e koyduğu teşhislerin hiçbirinde yanılmamıştırda. Bu sebeple gözüm kapalı teslim ederdim bir sorunumuz olduğunda oğlumu Evrim'e. O ne derse inanıp güvenirdim. Pankreas kanserinin en önemli belirtilerinden biri olan kan şekerindeki düşüşleri görebilmek adına bir haftaya yak... [DEVAMI..]
    4 (%100) ziyaretçimiz bu tavsiyeyi faydalı buldu.
    Bu tavsiyeyi yararlı buldunuz mu?
     

     derya yılmaz (Müşteri)
     IP: 85.97.114.YWB

    07-04-2011
     TavsiyeNo: 40957
    geçtiğimiz cumartesi günü benim orda ağzı burnu dağılmış kanlar içinde bir kedi camımın oraya geldi hemen acil bir şekilde oturduğum yerdeki veterinere götrüdüm ve kediye araba çarptığını çenesi kırıldığını söyledi ne yapıcağımı şaşırdım hemen araştırmaya girdim haftasonu olduğu için biraz zorlandım hemen tavsiye üzerine profesör dr erdem suphi hocayla görüştüm ve kendisi şehir dışında seminerdeydi pazartesiye kadar beklememi söyledi hocamız bende çekmeköyde veteriner Site Editörleri Tarafından Kapatıldıbeye getirdim kedimi hemen bir iğne yaptı en azında 1 gece ağrısız geçirsin diye hemen pazartesi günü etilere erdem hocaya geldik ve ameliyata aldı allah razı olsunki okadar güzel ilgilendilerki bizimle babamda çok memnun kaldı ordan çıktık aldık kedimizi hemen ada veteriner polikliniğine okadar güzel ilgileniyorlarki hemen evrim bey oksijen tüpüne bağlanmasını söyledi ve 2 gece yatması gerektiğini söyledi antibiyotik ve sabah akşam serum alınacağı bildirildi bende kedimi bıraktım oraya gönül rahatlığıyla evrim bey vede idil hanımdan allah razı olsunki bulduğum ağzı burnu parçalanmış olan erkek kediyi hayata döndürdüler okadar çok memnun kaldımki allah onların kalbine göre versin bgnde gittim tekrar yatsın dedim 2 gün daha ama evrim bey dediki hiç gereği yok kediniz çok iyi oldu ve gerçekten kedim şu anda çok iyi alıcam onu ben evime götürüceğim ada veteriner polikliğine orda bütün çalışanlara evrim bey vede idil hanıma sonsuz saygılarımı sunuyorum ve çok teşekkür ediyorum operasyonu yapan profesör dr erdem suphi hocamada çok teşekkürler ameliyatından dolayı
    4 (%100) ziyaretçimiz bu tavsiyeyi faydalı buldu.
    Bu tavsiyeyi yararlı buldunuz mu?
     

     Nazlı Çetinel (Müşteri)
     IP: 88.235.35.ZYF

    07-09-2010
     TavsiyeNo: 35669
    3 sene önce minik suflemizi alırken tanıştık Evrim ve Özlem'le. Pet Shoplara güvenmediğimiz için veteriner tavsiyesiyle almak istemiştik köpeğimizi ve Evrim Bey'in kendisinin doğurttuğu köpeklerden biriyle karşılaştık. En büyük şansımız oldu bu:) Suflemiz nazlı bir kız olduğu biz de onun üzerine çok titrediğimiz için aslında çok normal olan ama bizim sorun zannettiğimiz olaylarla gece gündüz sık sık rahatsız ettik Evrim Beyleri:) (Gözüne toz kaçtı, galiba halsizliği var, bi garip mi havlıyo bize mi öyle geliyo, bi değişik mi bakıyor gibi:) 3 sene içinde 3 tane de kedimiz oldu şimdi hem sufle(cavalier king charles) hem de kedilerimiz için Ada Klinik'i sık sık ziyaret ediyoruz. Onların güler yüzü, hayvan sevgisi, misafirperverlikleri ve işlerindeki profesyonellikleri sayesinde hem petlerimiz hem de bizim için veteriner ziyaretleri ayrı bir keyif (siz de bilirsiniz ki petler veterinerin yolunu tanıdıklarında ağlamaya başlarlar ama bizimkiler için gerçekten keyifli bir ziyaret oluyor) tüm bunların yanı sıra bence en önemli nokta hayvanları gerçekten seviyor olmaları ve veterinerlerine bir ticarethane gözüyle bakmıyor olmaları. En ufak örneklerden biri: kedilerimizden birini kısırlaştırmak için fazlasıyla ısrar etmemize rağmen 'hayır bu çocuk sokağa çıkıyor onu hırpalarlar' diyip inatla kısırlaştırmaya karşı çıkmaları, yapmamaları... özetle: telefonumdaki numaralar silindiği için veterinerin numarasını ararken buldum bu siteyi ve yazılanları görünce sanki benim hakkımda yazılmışçasına mutlu oldum çünkü daha önce yazılanların hepsi kesinlikle her kelimesine kadar doğru ve ben de bir iki satır yazmadan duramadım :) Sayın Özlem ve Evrim Egeden; iyi ki sizi tanımışız :) Sevgi ve saygılarımla
    7 (%100) ziyaretçimiz bu tavsiyeyi faydalı buldu.
    Bu tavsiyeyi yararlı buldunuz mu?
     

     Daleks (Müşteri)
     IP: 95.70.131.YJJ

    05-07-2010
     TavsiyeNo: 34284
    Evrim Bey ve eşi Özlem Hanım'dan kör bir kedi aldım ben. O tarihten beri defalarca aşı, kısırlaştırma gibi hizmetler için götürdüm kedimi ADA veteriner kliniğine (Evrim Bey ve Özlem Hanım'ın kliniği bu). ADA veteriner kliniğinin bildiğim diğer bazı kliniklere göre avantajları bence şunlardır: - Bekleme süresinin 5 -10 dakikayı geçmemesi; zamanı kısıtlı kişiler için bu özellik çok önemli. Mesela, başka bir yerde kedime pire tedavisi yapılması için 1,5 saat beklediğimi hatırlıyorum. - Klinikte, kendileri dışında çok sayıda veteriner ve yardımcı personel var; petiniz hemen muayeneye alınıyor. Aşı yapılacak ise, orada geçirdiğiniz süre 10 dakikayı geçmiyor. - Teknik donanım olarak da, şimdiye kadar gördüğüm diğer veteriner kliniklerinden iyi. - Her ikisi de gerçekten çok sempatikler. Oturduğum semte göre oldukça uzak bir yerde bulunmalarına rağmen metroya binip 1. Levent'e gitmeye üşenmiyor, petimi kendilerine tedavi ettiriyorum., Yolunuz 1. Levent'e düşerse, mutlaka kliniklerine uğramanızı, kendileriyle tanışmanızı tavsiye ederim.
    2 (%100) ziyaretçimiz bu tavsiyeyi faydalı buldu.
    Bu tavsiyeyi yararlı buldunuz mu?
     

     pinar (Müşteri)
     IP: 93.186.20.YFF

    28-06-2010
     TavsiyeNo: 34127
    Evrimle oglum lucy(nickname lucifer:-)) henuz 10 aylikken tanistik. Ex Veterineri evime uzak oldugundan ve sadece tirnaklarinin kesilmesi ve tuylerinin fircalanmasi gerektiginden yakinda bulunan ve evrime ait olan klinige goturdum. 10 ay boyunca kizim diye sevdigim kedimin erkek oldugunu soyledi. Saka gibi. Nisantasindaki veteriner bu kadar sure boyunca disi deyip bir de disi karnesi cikarmisti ogluma. Klinik levent'te olmasina ragmen fiyatlari da cok uygun,ilgi zaten mukemmel. Oglum su anda 7 yasinda. Her ne kadar vahsi bir pers prensi olsa da evrim ve ozlemi cok seviyor. Evrim ve ozlem sizleri cok seviyorum ve herkese tavsiye ediyorum.
    4 (%100) ziyaretçimiz bu tavsiyeyi faydalı buldu.
    Bu tavsiyeyi yararlı buldunuz mu?
     

     betül (Müşteri)
     IP: 78.191.122.YWZ

    23-06-2010
     TavsiyeNo: 34023
    sevgili evrim ve özlemi yaklaşık 3 ay önce çok sevdiğim bir arkadaşımın tavsiyesi neticesinde tanıdım. 3 kedimden ortanca olanı :) ölmek üzereydi ve eski veterinerimiz ne olduğunu anlamadığı için tüm ilaçları bilinçsizce kendisine enjekte etmeye başlamıştı. durumu ağırlaşınca başka veteriner arayışı içerisinde ada policlinic'e koştuk ve özlem ve evrim o ölecek sandığımız kedimi 3 günde iyileştirip eve gönderdi :) bu derece başarılı olmalarının yanında son derece şeker ve hayvansever insanlar. hatta hayvanlardan çocuk diye bahsediyorlar :) 3 kedisi olan bir insan olarak hepsini toparlayıp veterinere gitmek hayli güç oluyordu, evde hizmet vermeleri çok büyük bir artı. tüm hayvanseverlere evrim ve özlem'i tavsiye ederim.
    3 (%100) ziyaretçimiz bu tavsiyeyi faydalı buldu.
    Bu tavsiyeyi yararlı buldunuz mu?
     

     gökçe şahin (Müşteri)
     IP: 88.239.43.ZJF

    18-05-2010
     TavsiyeNo: 33201
    Ada Poliklinik'i (Evrim Egeden-Özlem Calp Egeden) bir tanıdığım tavsiye ettiğinde, kedim Zorba oldukça kötü durumdaydı; sırtında açık bir yarası vardı, ki bu yara, daha önce geçirdiği bir operasyon yerinin, ne yazık ki başka bir veterinerin (defalarca uyarmama rağmen) yaptığı tıraş sonucu yeniden ortaya çıkması ile oluşmuştu.. Zorba'nın, aynı zamanda bacakları ve karnı da epeyce şişmişti, çok keyifsizdi.. Kedim 14,5 yaşında olduğu için o açık yarayı yeniden temizleyip dikmek oldukça riskliydi. Daha önce danıştığım bir kaç veteriner hekim yaranın ancak genel anesteziyle yapılacak bir operasyonla kapatılabileceğini ancak kedimin yaşı ileri olduğu için bu operasyonu da yapamayacaklarını söylemişlerdi. Sonuç olarak, Zorbanın vücudundaki ödemi indirip, açık yarayı başarılı bir ameliyatla (üstelik lokal anesteziyle) kapattılar. Kedim gayet iyi durumda artık. Çok iyi sağlık hizmeti vermelerinin yanı sıra, Ada Poliklinik'te çalışan herkes çok güleryüzlü ve özenli.. En önemlisi de hayvanları çok seviyorlar bence..
    4 (%100) ziyaretçimiz bu tavsiyeyi faydalı buldu.
    Bu tavsiyeyi yararlı buldunuz mu?
     

     yeliz k. (Müşteri)
     IP: 88.242.3.YFD

    24-07-2009
     TavsiyeNo: 25135
    Evrim beyle ve eşi Özlemi 6 senedir tanıyorum. Evrim beyle ilk köpegimi Akmerkezden aldıktan sonra o dükkanın tavsiyesi üzerine tanıştım. Şu anda 2 tane köpeğim var. Bu altı sene içinde evimin adresi 3 kez degişti ama nereye taşınırsak taşınalım veterinerimiz hiç degişmedi. Çünkü çok ilgililer, Aşı zamanını onlar düzenli takip ediyor ve önceden telefonla bildiriyorlar. Eğer siz köpeginizi onlara götüremiyorsanız onlar istediginiz adreste hizmet veriyorlar. İşlerini çok severek yaptıklarına, Bıdık ve Fındığımı çok sevdiklerine tüm kalbimle inanıyorum. Herkeze tavsiye ediyorum.
    3 (%100) ziyaretçimiz bu tavsiyeyi faydalı buldu.
    Bu tavsiyeyi yararlı buldunuz mu?
     

     İpek Ünal (Müşteri)
     IP: 85.105.92.YJB

    31-12-2008
     TavsiyeNo: 18488
    Evrim ve eşi Özlem'i tanıyalı 6-7 sene oldu sanırım, tesadüfen yerine kedimi götürmüştüm. Pek veteriner beğenen bir insan değilim, bir çoğunun gerçekten hayvan sevdiğinden bile şüpheliyim. İlk andan itibaren Evrim'in ve Özlem'in hayvan sevgisini gözünüzle görebiliyorsunuz. 7-8 kedilerinin olması da bunun bir göstergesi tabii... Kedimi Evrim kısırlaştırdı. Çok psikopat bir kedi olmasına ve hatta Evrim'in dudağını patlatmış olmasına rağmen hala seviyor kızımı :) Bu hizmetlerin hepsini ücret mukabili aldım ondan. Ama asıl iyi tarafı yoldan bulduğumuz ve ölmek üzere olan bir yavru kedinin tüm bakımını üstlenmesi oldu. Kan kanserinden şüphelendiğimiz bu minicik kediye bütün bayram boyunca serum bağladı, antibiyotik ve kortizon verdi, oraya gittiğinde besledi. Ve hepimiz ölecek diye beklememize rağmen yaptı Evrim bu tedaviyi ona. Bu zamanda insanlar birbirine yardım etmezken ölecek bir hayvancağıza bakması beni çok etkiledi. O tedavi etti, biz evimizi açtık ve besledik... Ve en güzeli kedicik kurtuldu :) Bende duruyor hala, karların kalkmasını bekliyorum. Evrim çok iyi bir doktor, gerçek bir hayvansever ve her zaman güleryüzü ile size ve can arkadaşınıza en iyi hizmeti vermek için çalışıyor. Yüzde on milyon tavsiye ediyorum.
    16 (%100) ziyaretçimiz bu tavsiyeyi faydalı buldu.
    Bu tavsiyeyi yararlı buldunuz mu?
     


    » İletişim Bilgileri
    İş Adresleri
    Adres 1:
    Ada Veteriner Polikliniği
    Sülün Sokak No:14 1: Levent 34330 Beşiktaş
    İstanbul
    (7/24 Veteriner Polikliniği - Veterinary Policlinic Open for 24 hours)


    Telefon Numaraları

    Telefon 1 :
    (212) 324 67 32

    Telefon 2 :
    (212) 324 67 33

    Telefon 3 :
    (212) 324 67 69
    (Faks)

    İnternet Sitesi
    E-Posta
    Hızlı Mesaj Araçları
    -
    Kişisel Bilgileri
    Cinsiyeti
    Erkek
    Doğum Tarihi
    1979
    (37 yaşında)
    Doğum Yeri
    İstanbul
    Mezun Olduğu Üniversite
    Uludağ Üniversitesi Veteriner Fakültesi
    Mezuniyet Yılı
    2002
    (14 yıllık mesleki tecrübesi var)
    Yabancı Dil
    İngilizce

    Evrim EGEDEN Mesleki Anı ve İlginç Hatıralar Mesleki Anılar:
    -

    Evrim EGEDEN Mesleki Videolar Mesleki Videolar:
    -

    Evrim EGEDEN  Mesleki Anahtar Kelimeler Mesleki Kavramlar (?)
    levent, veteriner, klinik, poliklinik, kedi, köpek, veterinary, clinic, policlinic, istanbul, beşiktaş, avrupa, yavru, puppy, kitten, parvo, ishal, uyuz, mantar, yurtdışı, kuaför, eğitim, distemper, kronik, parazit, kene, pire, tenya, kist, traş, adaveteriner, adaveterinary, lenf kanseri, kanser, lenfoma

    16:35
    Top