2007'den Bugüne 84,230 Tavsiye, 26,379 Uzman ve 18,827 Bilimsel Makale
Site İçi Arama
Yeni Tavsiye Ekleyin!




.
Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Çocuklarla Nasıl İletişim Kurmalıyız ?
MAKALE #10399 © Yazan Emine ERGÜN | Yayın Şubat 2013 | 5,350 Okuyucu
Anne baba olmak dünyaya getirmek, yedirmek, içirmek, okutmak demek değildir sadece.

Anne baba olmak çok daha fazlasını barındırıyor içinde. Çocuğunu sevmek kadar saygı göstermek, onu her konuda cesaretlendirmek, özgüveninin ve yaratıcılığının gelişmesini desteklemek, onu dinlemek, saçma da olsa fikirlerine değer vermek ve onunla konuşmak; ama doğru yöntemleri kullanarak ve doğru mesajları vererek konuşmak. İşte tam anlamıyla anne baba olmak tüm bunları kapsıyor.


Peki çocukların fiziksel ihtiyaçlarını bir kenara koyarsak, kaçımız çocuğumuzun sosyal ve duygusal ihtiyaçlarına cevap verebilen anne baba olabiliyoruz. Kaçımız onları dinliyor, onlarla sağlıklı bir iletişim kurabiliyoruz.


Birçok anne baba çocuğuyla gerektiği kadar konuştuğunu ve onu dinlediğini savunur. Ama bu iletişimin kalitesi bizim için önemlidir. İletişim sırasındaki, ses tonumuz, yüz ifadelerimiz, jest ve mimiklerimiz en az konuştuklarımız kadar önemlidir. Dilimiz başka, yüzümüz başka söylüyorsa çocuklar bunu hemen fark eder. Bu durum hem çocuğun güvenini sarsar hem de ikileme düşmesine neden olur. Bu nedenle çocuklarla iletişimde kullandığımız sözcükler kadar beden dilimize de önem vermeliyiz.


İletişimde kullandığımız sözcükler dedik. Bu ne demek? Konuşurken çocuğa verdiğimiz mesajları kastediyoruz. Örneğin elindeki oyuncağı sürekli olarak yere vuran bir çocuğu annesi ‘Yapma, vurma, hayır, kime diyorum, seni babana söylerim’ gibi ifadelerle uyarıyor ve bunu yüksek sesle, kızgın bir yüz ifadesi ile yapıyor. Peki bunun çocuktaki karşılığı ne? Koca bir hiç. Çünkü anne sadece çocuğa yapmamasını söylüyor;ama yaparsa sonucun ne olacağını yada bu sonuçtan çocuğun nasıl etkileneceğini söylemiyor.


Bu olumsuz örneği olumluya çevirelim ve aynı durumda çocuğu ile sağlıklı bir iletişim kuran annenin neler söyleyeceğine bakalım. ‘Oyuncağını yere vurmaya devam edersen kırılır ve bir daha bu oyuncakla oynayamazsın. Şimdi karar senin ister vur ister vurma.’


Anne bunu söylerken çocuğa şu mesajları veriyor. ‘Oyuncak senin onun ile ilgili karar verme yetkisi sana ait. Ben sadece seni uyarıyorum. Vurmaya devam edersen kırılacak ve bir daha oynayamayacaksın.’ Çocuk eğer oyuncağı vurmaya devam ederse ve oyuncak kırılırsa kendi kendini cezalandırmış olacak. Annenin fazladan bir yaptırım uygulamasına gerek kalmayacak. Bu ve bunun gibi örneklerde çocuklara yaptıkları davranışın sonuçlarına katlanma becerisini kazandırmış oluyoruz.


Gördüğünüz gibi anne bağırmadı, tehtit etmedi, kaşlarını çatmadı sadece uyardı, neden sonuç ilşkisi içinde olabilecekleri anlattı.


Anne baba ve çocukların problem yaşadığı en önemli konulardan biri de yemek yemedir. Anne ve babalar ısrarla çocukların yemek yemesini ister, çocuklar da ısrarla kaçar. Burada yine doğru iletişim kuramama ön plana çıkmaktadır. Yemek yemek istemeyen bir çocuğu babası ‘ Gel yemek ye, annen sofrayı kurdu, sofra bekletilmez, gel diyorum sana’ gibi cümleler ile sofraya oturtmaya çalışır. Oysa babasının yemek ve sofra ile ilgili tüm bu sözleri çocuk için önemli değildir. O oyun oynuyor ya da televizyon seyrediyordur ve şu anda bunlar önemlidir.


Böyle bir durumda bu baba çocuğuna ne demelidir? Öncelikle evde belli bir yemek saati belirlenmeli ve herkesin bu saate uyması sağlanmalıdır. Aile üyeleri bu kurala uymazsa çocuktan uymasını bekleyemezsiniz. Ardından baba çocuğuna şöyle demelidir. ‘Yemek saati geldi biz sofraya oturuyoruz, sen de gel beraber yiyelim, yemeğimiz bitince sofrayı toplayacağız, sen aç kalırsın. Bir daha da sofra kuramayız.’


Burada babanın verdiği mesaj çok açıktır. ‘Evde sofra bir kez kurulur ve herkes oturup yemek yer. Yemeyenler için bir daha sofra kurulmaz. Sen sofraya oturmazsan aç kalırsın. Bu senin seçimin olur.’


Çocuklarımızı motive ederken de bazen doğru söylemlerde bulunmuyoruz. Hepimizin en çok kullandığı motivasyon sözcüğü ‘Aferin’dir. Aferin ama niye aferin. Bunu da açıklamak önemli.


Arkadaşınla oyuncağını paylaştın, bu doğru bir davranıştı, her zaman böyle yapmanı istiyorum, aferin.


Sınavdan yüksek not almışsın, aferin. Ama şunu da bilmeni isterim düşük not alsaydın da sana kızmazdım, mutlaka bir sebebi var derdim ve her zaman ki gibi seni sevmeye devam ederdim.


Gömleğini tek başına giydin, aferin. Sana bunu yapabileceğini söylemiştim. Seninle gurur duyuyorum. Bundan sonra gömleğini tek başına giyebilirsin.


Tüm bu örneklerde görüldüğü gibi sadece ‘Aferin’ demekle yetinmeyip, çocuğu motive edici, özgüvenini geliştirici açıklamalar yapmak da önemlidir.


Yukarıda verdiğimiz örnekler çoğaltılabilir. Örnekler ne olursa olsun anne babaların çocukları ile sağlıklı iletişim kurmaları için yapmaları gerekenler benzerdir. Tehdit etmeyin, boş yere bağırmayın, beden diliniz ile söylemlerinizin tutarlı olmasına dikkat edin, cezalandırmayın bırakın yaptığı davranışın sonuçlarına katlanmayı öğrensin, olayları sebep sonuç ilişkisine göre değerlendirmeyi öğrensin, yalnızca olumsuz davranışlarını değil olumlu davranışlarını da ön plana çıkarın, motive edici sözcükleri kullanın, ona güvendiğinizi ve inandığınızı her fırsatta yineleyin, bağımsız iş yapabilmesi için yüreklendirin. Bunların tümünü yaparken, onunla konuştuğunuz her anda göz kontağı kurmayı ihmal etmeyin. Göz kontağı kurularak yapılan iletişim en sağlıklı ve en doğru iletişimdir.


Ve şunu asla unutmayın çocuğunuza kazandırmak istediğiniz bir davranış varsa, öncelikle bu davranışı sizin sergilemeniz gerekiyor. Çünkü çocuklar en çok model alarak öğrenir. Eğer siz teşekkür ederim, lütfen, eline sağlık gibi söz kalıplarını kullanmıyorsanız; odanızı toplamıyor, sokaktan gelince elinizi yıkamıyor, tuvaletten sonra sifonu çekmiyorsanız çocuğunuzun bunları yapmasını beklemeyin, yapmadığı için onu eleştirmeyin, yargılamayın ve kesinlikle cezalandırmayın.



İletişimde Göz Kontağı Kurmanın Önemi


Her insan konuşma, başkası tarafından dinlenme ve değer görme ihtiyacı hisseder. Bu ihtiyaçtandır ki, konuştuğumuz kişinin yüzümüze bakmasını isteriz, bakmadığı zaman ‘’Beni dinliyor musun ‘’diye sık sık uyarırız, özellikle televizyon izleyerek ya da gazete okuyarak dinleyenleri ‘’Bırak şunu da beni dinle, seninle konuşurken yüzüme bak’’ gibi ifadeler kullanarak uyarırız.


Biz yetişkinler kendi aramızdaki iletişimde göz kontağını bu kadar önemserken, çocuklarımızla kurduğumuz iletişimde buna ne kadar dikkat ediyoruz?


Çocuklarla iletişim sırasında, göz kontağı kurmak çok önemlidir. Çocuğun konuşulanları daha iyi anlayıp yorumlamasını, kendini değerli ve önemli hissetmesini sağlar. Bu nedenledir ki, çocuklar anne babalarına bir şey söyleyecekleri zaman, onları çenelerinden tutup çekerler, kendilerine bakmalarını isterler.


Göz kontağı kurarak konuşmaya doğumdan itibaren başlanmalıdır. Çocuğu kucağımıza aldığımızda, bezini değiştirirken, mamasını yedirirken, emzirirken kurduğumuz göz kontağı aramızdaki iletişimi daha da güçlendirir.


Özellikle emziren anneler, emzirme sırasında çocuklarıyla ve diğer kişiler ile fazla konuşmamalı; çocukları ile hem ten hem de göz teması kurarak emzirmelidir. Bu, anne ile çocuk arasındaki duygu geçişini yoğunlaştıracak ve süt salınımını arttıracaktır.


Yaşı ne olursa olsun çocuk ile konuşurken göz kontağı kurmaya özen gösterilmelidir. Çocuğa yaptığı yanlış davranışın sonuçlarını anlatırken, onu doğru davranışlarından dolayı motive ederken ya da sohbet ederken kurulacak olan göz kontağı; söylediklerimizin çocuk için daha anlamlı olmasını, sosyal- duygusal gelişimi açısından onda doyum oluşmasını sağlayacaktır.


Göz kontağı kurmadan yaptığımız konuşmaların çocuklardaki etkisi ya az olur, ya da olumsuz etki oluşur. Örneğin; çocukla konuşurken baba televizyon izliyor, anne de bulaşık yıkıyorsa yani her ikisi de göz kontağı kurmuyorsa, bunun çocuktaki karşılığı şudur:


‘’Annem ve babam beni önemsemiyor, sürekli nasihat ediyor ama hiç yüzüme bakmıyorlar. Aman konuşup dursunlar işte, onları dinleyen kim’’


Diğer bir iletişim şekli de ayakta konuşmaktır. Çocuk da anne baba da ayakta durur ve çocuk azarlanır. ‘’Ben sana kaç kere böyle yapma demedim mi, beni hiç dinlemiyorsun, ben kiminle konuşuyorum’’ gibi ifadelerle de konuşma desteklenir.


Bu şekilde kurulan iletişimle aslında çocuğa verdiğimiz mesaj şöyledir.


‘’Ben senden yaşça ve fiziki olarak büyüğüm, bu evde otorite benim, ben ne dersem o olur, sen de bu kurallara uymak zorundasın, yoksa….’’


Her iki örneği de kendimize uyarlayalım. İş yerinde müdürümüz bizimle göz kontağı kurmadan konuşup, bize bu mesajları verdiğinde, neler hissederiz. Verilen işi yapmak istemeyiz, yapsak da içimizden bin türlü laf ederiz, o iş yerine gitmek içimizden gelmez.


İşte; çocuklarımızla aramızdaki iletişimi sağlıklı tutmak için, onlara değer verdiğimizi, kural koyan ve denetleyen bir otorite değil de, onları seven birer anne baba olduğumuzu hissettirmek için konuşurken göz kontağı kurmaya özen göstermeliyiz.


Çocuğun karşısında çömelip oturarak, koltukta yan yana oturarak ya da yerde oturarak konuştuğumuzda; onun göz hizasında olacak ve karşılıklı sağlıklı bir iletişim sürdüreceğiz.


O halde; çocuğumuza, onun duygu ve düşüncelerine sevgi ve saygı duyduğumuzu hissettirmek, kendisi ve bizimle ilgili olumlu yargılar geliştirmesini ve yetişkin olduğunda da doğru iletişim yöntemlerini kullanmasını sağlamak için, göz kontağı kurarak konuşmaya özen göstermeliyiz.
Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"Çocuklarla Nasıl İletişim Kurmalıyız ?" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Emine ERGÜN'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Emine ERGÜN'ün izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     1 Beğeni    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Yazan Uzman
Emine ERGÜN Fotoğraf
Emine ERGÜN
Ankara
Çocuk Gelişimi Ve Eğitimcisi
TavsiyeEdiyorum.com Üyesi8 kez tavsiye edildiİş Adresi Kayıtlı
.
Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Emine ERGÜN'ün Yazıları
► 0-6 Yaş Çocuklarla İletişim Psk.Başak DALDA KİLECİ
► Çocuklarla Doğru İletişim Psk.Melisa AKTÜRK ASAR
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 18,827 uzman makalesi arasında 'Çocuklarla Nasıl İletişim Kurmalıyız ?' başlığıyla benzeşen toplam 15 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
► Anne Babalık Çeşitleri Şubat 2017
► Down Sendromu Nedir Aralık 2013
► Çocuğum Otistik Mi Kasım 2013
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


14:14
Top