2007'den Bugüne 87,438 Tavsiye, 27,085 Uzman ve 19,340 Bilimsel Makale
Site İçi Arama
Yeni Tavsiye Ekleyin!




Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Farkındalık ve Değişim
MAKALE #10850 © Yazan Elif HERGÜNER | Yayın Nisan 2013 | 5,518 Okuyucu
Psikoloji Bilimin konusu ise insanın ruhsal doğasıdır. İnsan karakteri ile doğar yani doğuştan getirdiği yapısı, ruhsal eğilimleri vardır. Daha sonra çevrenin etkisiyle bir form alır buna “kişilik” denir.

Canlı doğduğu andan itibaren yaşamı deneyimlemeye başlar, bu deneyim sonucu öğrendiği her şey beyinde otomatik kayıtlanır, bu kayıtlar bütününe “ZEMİN”denir. Her insan bir diğerinden farklıdır , o kadar ki kişilik dinamiklerinin kayıtları girilip uluslararası düzlemde karşılaştırıldığında birbirini birebir tutan iki kişi bulunamamıştır!!! Bunun sebebi ise zeminin milyonlarca kayıttan oluşmasıdır. Bu kayıtların karakterden süzülmesi sonucu kişilik dediğimiz “sonuç” çıkar.

KİŞİLİK = KARAKTER + ZEMİN

Zemini oluşturan başlıca dinamikler ; ebeveynlerin davranış tarzı ve kişilikleri,kardeşler, okul , hocalar, arkadaşlar, okunulan kitaplar, seyredilen filmler,yaşanan aşklar kısaca çevre ile tüm deneyimlerdir.

Yaşanılan her şey kişide iz bırakır… işte bu ize “ÖĞRENİLMİŞLİK” deriz.

Bu deneyimlerden öğrendiklerim üzerine yaşarım yaşamımı , bu doğru bildiklerime göre kurarım ilişkilerimi, gördüğümü taklit ederek çözerim problemlerimi ….

Zemin öğrenilmişlikleri , “buzdağı“ gibidir ; birazı denizin üzerinde yani “bilinç”te çoğunluğu denizinaltında yani “bilinçaltı”ndadır.

Ø Dünya’nın nasıl bir yer olduğuna dair ve doğru davranışla ilgili tüm kayıtlar bilinçtedir, bunlar terapide “bilişsel terapi yöntemleri” ile ayıklanır.

Ø Kişinin kendiyle ilgili tüm inançları bilinçaltındadır bunlar Psikanalitik, Gestalt yöntemleri ile incelenir.

Zemin; duyguyu, hangi ihtiyaçların kişide baskın olacağını, düşünceleri, inançları, beklentileri ve en önemlisi davranış ve anlamlandırmayı yaratan kaynaktır.

Şimdi farklı gözlükle kişiliğin 3 katmanına bakalım ;

Ø İD = ÖZ = CAN = kişinin doğasında var olan ihtiyaçları tatmin etmek için 2 temel güdü ile hareket eder “ yok et & sahip ol “.

Ø SÜPER EGO = MASKE = ahlak, din, toplum gibi olgulardan kaynaklanan öğretilmiş doğrulardan oluşan kişilik katmanıdır. Kişiyi, ihtiyaçlarının sesini bastırıp öğrenilmiş doğrularla yönetmeye çalışır.

Ø EGO = AKIL = Kişiliğin parçalanmaması için önlem alır,tamamen İd’e teslim olursak insan olma özelliğimizi kaybedip bir hayvana dönüşürüz veya tamamen Süperego’ya teslim olursak kişiliğimizin “biricikliği”ni yaşayamaz - ki yaşama gelme dürtümüz kişinin biricikliğini yaşamasıdır – birbirimizin tıpatıp aynısı kurulu robatlara benzeriz.

Varoluş Psikolojisi yaşam kuramını kişinin “biricikliği”ni bulması üzerine kurmuştur.

Varoluşun nedeni kişinin içine hangi yetenekler konduysa bunları gerçekleştirerek kendini yaratması ve bunun sonucu varoluş coşkusunu yaşaması ve öğrenilmişlikleri kendi süzgecinden geçirerek kendi değerleri yaratması, kendi yaşamının anlamını bulmasıdır. Bu insanın gelebileceği en son farkındalık noktasıdır.

Bunları bilmenin kişiye ne faydası olacak ? Terapinin tek amacı farkındalıktır. Peki nedir bu farkındalık ? Neyin farkındalığı ? Yaşama veya kişinin kendine ait “var olan” ın bilinçte canlanmasıdır ; GERÇEĞİN KEŞFİDİR.

Değişim ß Farkındalık ß Anlamak ß Kendini Uzaktan Seyretmek ß Bilgi ile Olanı Görmek

Farkındalık için önce yeni bir bilgi gereklidir, bu yeni bilgi ile yaşama veya kendime ait bir gerçeği fark ederim, işte o zaman sis bulutu dağılır her şey neden-sonuç ilişkisinde netleşir ve tüm eski anlamların anlamı değişir…

Tüm bu bilgileri sizinle paylaşacağım beraber döngülerinize bakacağız ; bu neyi neden yaptığınızı görüp kendinizi daha net anlamanızı sağlayacak. Anlayınca sisi dağılacak, kişiyi hasta eden bu sistir aslında... bir türlü istemediği tepkilerini durduramaz,bir türlü kendini yoran tüketen düşüncelerin önüne geçemez ve neyi nasıl yapacağını bilmez; işte farkındalık bu bilinmezliği kaldıran süreçtir.

“Anlama ihtiyacı”nda olan tek varlık insandır. İnsan bilmek, anlamak ister böyle bir ihtiyacı vardır… ve anlamı bulmak için önce olanın farkına varmak lazım. İnsan her şeyi bilmek ister ve bunun tam tersine de zor katlanır.

Kişi ölümden niye korkar ? Çünkü bilinmezdir…

Kişi gelecekten niye kaygılanır ? Çünkü bilinmezdir...

İnsan denilen canlı, bilmek, tanımlamak, anlamlandırmak ister…
Bu, doğamızda vardır.

Farkındalık neye yarar , niye bu çaba ?

Bir, değişim için …
İki, son elli senedir psikoloji “mutluluğa” takılmış vaziyette ,her ülkede , çeşitli dönemlerde, farklı üniversitelerde konu üzerine denek sayısı binlerle ölçülen uzun yıllar takip edilen çalışmalar yapılıyor ,hepsinin ortak sonucu bir psikoloji kuramını daha yarattı ; mutsuz insanları incelemişler %78 inde “yaşamlarının anlamı hakkında hiç düşünmemişler ve hedefleri yok” , daha sonra dertleri–çözümsüz sorun- veya problemleri –çözümlü sorun- olan ama kendini mutlu olarak tanımlayan insanları incelemişler bu kişilerin %92 si yaşamın kendilerine göre bir anlamını bulmuş ve bu anlam doğrultusunda hedefleri olan kişiler çıkmış.

Sokrates in dediği gibi “sorgulanmış hayatın, yaşamaya değmemiştir !!! çünkü hakkını vermemişsindir…“ Sokrat burada başka bir noktaya, gelişmiş beyinlerin ihtiyacına dikkat çekmiştir. Etrafınızda binlerce insan var ; yiyor, içiyor, ürüyor, dışkılıyor, uyuyor, kurulu robot gibi öğrenilmişliklerini gerçekleştiriyorlar ama hiç sorgulamıyorlar… tıpkı kediler tıpkı maymunlar tıpkı kaplanlar gibi …. J siz terapiye mi başvurdunuz, emek mi harcıyorsunuz demek ki sorguluyorsunuz demekki gelişmiş beyne sahipsiniz ve elinizden hiçbir şey kurtulamaz emin olun çünkü kişi çok güçlüdür (fabrika ayarı J) ben sadece bu gücü içinden çıkarmasına yardım ederim o kadar….

Evet o zaman kendinizden yorulduysanız ve artık kendinize acıveren düşünceleri, otomatik tepkileri değiştirmek istiyorsanız FARKINDA OLMALISINIZ !!!

Ve kendinizi “mutlu” olarak tanımlamak istiyorsanız FARKINDA OLMALISINIZ !!!
Farkındalıkla gelen keşif, kişinin düşüncesine, inançlarına ,davranışlarına yansır bu da arkasından değişimi getirmektedir. Kuramları paylaşarak bilgilendireceğim, beraber sorgulayacağız sonra siz kendi farkındalığınızı kendiniz yaşayacaksınız….. Farkındalığın arkasından doğal akış olarak yavaş yavaş değişim gerçekleşir, önceleri kişi eskisi gibi davranır sonra o sahneleri uzaktan seyreder yeni farkındalıkla, belli bir süre sonra o otomatik tepkilerden, düşüncelerden çıkıp yaşamını kendi seçim özgürlüğünü kullanarak yaratır. İşte terapi sürecinin kuş bakışı gidişatı budur.

Farkındalık her zaman “şimdi ve burada"ya aittir, düne veya yarına ilişkin farkındalık olamaz. Düne ilişkin anıveya çağrışım, yarına ilişkin de çıkarsama olabilir ki bunlar farkındalıkdeğildir.

Neyin farkındalığı? İnsanın kendi ihtiyaçlarına ve çevrenin sunduklarına ilişkin farkındalığı. İhtiyacın giderilmesi için, öncelikle neye ihtiyaç hissedildiğinin farkına varılması gerekir, sonra çevredeki kaynaklarla ihtiyacını nasıl giderebileceğine odaklanır.

Farkındalık içsel veya dışsal olabilir;

Ø Bir uyaran, kişinin kendi içinde bir olguyu uyarıyorsa, kişinin buna ilişkin farkındalığına içsel farkındalık denir. Örneğin, film seyrederken bir sahne kişiye geçmiş yaşantısından bir şey anımsatabilir. İçsel farkındalık anımsananlar değildir. Kişinin, filmdeki bir uyaranın onun zeminde bir şeyi tetiklediğini fark etmesidir. İçsel farkındalık, varoluşun 5 boyutunda (bedensel, davranışsal, zihinsel, duygusal, tinsel ) neler yaşadığını bilmektir.
Şu anda yaşadığım= gördüğüm, duyduğum, dokunduğum, tattığım, kokladığım,
davranışım, hissettiğim, düşündüğüm ve tinselliğimdir.

Ø Kişi çevreye ilişkin veya diğer insanlara ilişkin birşeylerin farkına varıyorsa, bu dışsal farkındalık denir. Çevresindeki şartların, kişilerin sözel olmayan davranışlarının, giyiminin, konuştuğu içeriğin ardındaki ihtiyaçlarının, beklentilerinin farkındalığı. Burada dikkat edilecek husus,dışsal farkındalığın, yani insanın çevresi ile ilgili neyin farkına varcağının,her zaman o andaki zemini ile doğrudan ilintili olduğudur. Örneğin, yolda yürürken binlerce uyarandan sadece birkaçının farkına varırız. O farkettiğimiz birkaç uyaran tesadüfen algılanmaz. Zeminimizde enerji yüklü olan olgular veya kapanmış meseleler algılamamızı yapılandırır. Enerji yüklü olan olgulara örnek verirsek; hamile kadınlar, hamile oldukları dönemde sokakta, eskiye kıyasla daha fazla hamile kadın görürler. Politika okuyan bir öğrenci, gündelik politikadan,biyoloji öğrencisinden daha fazla farkındadır. Tıp öğrencileri, diğer insanlara kıyasla daha fazla kendi fiziksel sağlıkları ile ilgilidirler. Kapanmamış meselelere örnek verirsek ; dayakla büyütülmüş bir çocuksam annesinin kolunu sıktığı çocuğu başkaları görmezken ben görürüm.

Farkındalık neden önemlidir? Farkındalık seçimleri arttırır, seçenekleri çoğaltır, kendimle temasımı sağlar. Örneğin, çok acelesi olan bir kişi, tiyatro gişesinde biletini hemen alıp gitmek istemektedir. Ama,gişe memuru telefonda konuşmaktadır ve sıradakileri umursamaz gözükmektedir.Memurun bu umursamaz halinin farkına varmayıp acil bilet talebinde ısrarcı olmak memur ile sürtüşme doğurabilir. Kişinin, her hangi bir anda, sadece kendi ihtiyacının değil, içinde bulunduğu ortamdaki diğer insanların da ihtiyacının farkında olması, hangi davranışta bulunacağı açısından seçimlerini çoğaltır.

Farkındalığın önemine, ikili ilişkilerden bir örnek verirsek ; Ben tatilde sakin bir yere gitmek istiyorum, arkadaşım ise eğlencenin doruk yaptığı bir yeri istiyor. Çözüm, fikirlerin birine yerverip diğerine vermemesi ile oluşmaz. Her iki tarafın da, diğerinin isteğinin ortaya çıkmasında etken olan birbirinden farklı zemin faktörlerini anlaması ile oluşur. Çatışmalar, iki farklı ihtiyaçtan birinde karar kılınamamasından kaynaklanmaz. Tarafların birbirlerinden farklı zeminler ve farklı ihtiyaçlarının olduğunun farkına varamamalarından, kendi ihtiyaçlarının mutlak ve en doğru-uygun olduğunda ısrar etmelerinden kaynaklanır.

Bedensel Algıda Farkındalık ; algılamak için 5 duyumuzu kullanırız: görme, duyma, dokunma, tad alma, koku alma. Tüm uyaranlar, beş duyumuz tarafından algılanır ve zihinsel birtakım işlevlerden geçirilerek anlamlandırılır.

Duyu organlarının farkındalıkta kullanımı: Bakmak/görmek (bakıp görmeyebilinir); duymak/işitmek (duyup işitilmeyebilinir); dokunmak/hissetmek (dokunup hissedilmeyebilinir);koklamak/koku almak; tatmak/tad almak

Algıdaki farkındalık iki şekilde olabilir:
v Odak alanının geniş tutulduğu farkındalık, örneğin, bu odada tablolar, koltuklar, masa, iskemle var.
v Odak alanının spesifik bir nesneye çevrildiği, yani odaklanmış farkındalık,örneğin, bu tabloda ağırlıklı olarak siyah renk kullanılmış.

Sabah uyandığımda dikkatimi çevredeki seslere, ne duyduğuma verebilirim (odak alanının geniş tutulduğu farkındalık) veya özellikle yoldan geçen araçların sesini duymaya odaklanabilirim (odaklanmış farkındalık).

Duygusal Farkındalık; hissettiğimin hangi ihtiyacın tatmininden veya tatmin edilmediğinden kaynaklandığını anlamaktır.

Tinsel Farkındalık; yaşananın, yaratanın, tekamül mesajı olduğunu algılamaktır.

Davranışsal Farkındalık; davranışların arkasındaki inanç, beklenti, ihtiyaç, öğrenilmişlikleri görmektir.

Zihinsel Farkındalık;

§ “bildiğimi bildiğim”

§ “bilmediğimi bildiğim”

§ “bilmediğimi bilmediğim”

olarak tanımlanır. Aynı olaya ilişkin farklı bir çerçeve oluşturabilmek gelişmeyi, gelişmek te olgunlaşmayı doğurur. Aynı olaya ilişkin ürettiğimiz anlam, gelişimsel olarak içinde bulunduğumuz düzey ile paraleldir.

Kendime ilişkin, bildiğim(boyum, kilom, sevdiğim yemekler), bilmediğimi bildiğim (proteini kaç dakikada sindirdiğim, tam olarak ne zaman yumurtladığım) ve bilmediğimi bilmediklerim (bilinçaltım) vardır.

Çevreyle ilişkide de, çevreye ilişkin bildiğimi bildiğim (coğrafya, tarih, politika), bilmediğimi bildiğim(fizik, kimya) ve bilmediğimi bilmediklerim (evrende hayat) kapsar.

ELİF İSTEM HERGÜNER

Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"Farkındalık ve Değişim" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Elif HERGÜNER'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Elif HERGÜNER'in izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     1 Beğeni    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Yazan Uzman
Elif HERGÜNER Fotoğraf
Elif HERGÜNER
İstanbul
Psikoloji Uzmanı
TavsiyeEdiyorum.com Üyesi39 kez tavsiye edildiİş Adresi Kayıtlı
Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Elif HERGÜNER'in Makaleleri
► Değişim, Değişeyim Ama Nasıl? Psk.Gülşah BEŞTAV
► Değişim ve Gelişim Üzerine Psk.Dnş.Serkan YILDIRIM
► Milli Değişim Hareketi Psk.Dnş.M. Burak OLGUN
► Kendimizi Bulmak ve Değişim Psk.Dnş.İsmail SÖNMEZ
► Küreselleşme ve Eğitimde Değişim Süreci Psk.Dnş.Mehmet Zeki İLGAR
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 19,340 uzman makalesi arasında 'Farkındalık ve Değişim' başlığıyla benzeşen toplam 15 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
► Başarısızlık Ağustos 2017
► Sokratik Yöntem Ağustos 2017
► Terapide Yüzleştirme Temmuz 2017
► Kusurluluk Hissi Nisan 2017
► Özşefkat Terapi Mart 2017
► Terapi Nedir? Mart 2013
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


16:09
Top