2007'den Bugüne 88,146 Tavsiye, 27,305 Uzman ve 19,452 Bilimsel Makale
Site İçi Arama
Yeni Tavsiye Ekleyin!



Psikolojik Yardım ve Tedaviye Yönelik Engeller
MAKALE #11101 © Yazan Psk.Meryem Gül EREN | Yayın Haziran 2013 | 3,419 Okuyucu
PSİKOLOJİK YARDIM VE TEDAVİYE YÖNELİK ENGELLER

Psikolojik tedavi ve destek ile; çabucak toparlanıp, iyileşebilecek pek çok hastalık ve rahatsızlık bazen uzun yıllar boyunca katlanılan acılara, sıkıntı ve çatışmalara sebep olmaktadır. Uzun süre tedavi ve destek alınmayarak, sorunlar kronikleşmekte, içinden çıkılamaz hale gelmektedir. Ruhsal düzeyde ciddi yıpranma, umutsuzluk, boş vermişlik ortaya çıkmaktadır. Davranışsal düzeyde ise, otomatik, kendi kendini tekrarlayan kalıplarla mutsuzluk sürekli üretilmektedir. Sosyal boyuta bakıldığında ise, olumsuz düşünce ve duygular, olumsuz otomatik davranışlar sonucu, sosyal çevreden dışlanma, dünyaya ve insanlara yönelik güvensizlik yaşanmaktadır. Ruhsal sorunların başka ciddi sonuçları da ortaya çıkabilmektedir. İçsel olarak yaşananlar, umutsuzluk, mutsuzluk, karamsarlık, otomatik kendini tekrarlayan davranış kalıpları, ilişkileri bozar. Bozulma ilk olarak aile içindeki ilişkilerde ortaya çıkmaktadır. Sonrasında iş yaşamı, ekonomik ilişkiler de yaşananlardan nasibini almaktadır.

Ruhsal sorunlar, hayatımızın merkezinde iken neden ciddiye alınmamaktadır? İnsanlar fiziksel bir rahatsızlıkları olduğunda, şifa arayışına girmekte, bundan çekinmeden söz edebilmektedirler. Bacağı kırılan kişi, hemen hastaneye gidip, acısını dindirmeye çalışır.Oysa psikolojik sorunlar söz konusu olduğunda, ses kısılmakta, başkalarının duymaması istenmektedir. Genellikle de insanlar kendileri, eşleri ve aileleri ile ilgili psikolojik sorunları konuşmaktan çekinmektedir.

Aile üyelerinden birinde bir sıkıntı, rahatsızlık baş gösterdiğinde ilk önce ne yapılacağı bilinmeyebilir. Olaylara daha önceki öğrenmeler ve tutumlarla karşılık verilmektedir. Sınav kaygısı nedeniyle dikkatini toparlayamayan, ders çalışmaktan kaçınan bir genç için “tembel, sorumsuz...” etiketleri yapıştırılmaktadır. Ya da, sosyal kaygısı nedeniyle dışarı çıkmaktan kaçınan biri için “korkak, pısırık,kendine güvensiz..” denilmektedir. Benzeri durumlar pek çok psikiyatrik bozukluk için geçerlidir. Depresyonda olan biri suçlanmakta, panik atak yaşayan biri rol yapmakla suçlanabilmektedir. Benzer durum eş ilişkisindeki cinsel sorunlar için de geçerlidir. Örneğin, depresyon ve kaygı bozukluğu gibi sorunlar yaşayan biri, eğer bu sorunlar bilinmiyorsa, eşine yönelik cinsel soğukluk ve ilgisizlikle suçlanmaktadır. Ya da depresyon sonucu, iş yaşamına yönelik dikkatsizlikler ciddi maddi kayıplara neden olmaktadır. Dürtü kontrol sorunları, aşırı borçlanma, kumar, suç işleme gibi sorunlara sebep olabilir.

Başlangıçta ruhsal sorunlara ilk yaklaşım inkar, reddetme biçiminde olmaktadır. Yaşanan sorunların aslında öyle olmadığı, ciddi bir şey olmadığı, geçici bir durum olduğu gibi düşüncelerle sorunlar inkar edilebilmektedir. Bir diğer yaklaşım da öncekiler gibi, kaçınmak yönündedir. Görmezden gelinerek, adeta sorunların yok olacağı gibi bir beklenti ile karşılaşmaktayız.

Aile içinde ya da birey olarak kendi içimizde bir şeylerin yolunda gitmediğini reddetmekten vazgeçip te, görmeye başladığımızda ise, yaşananlara anlam verebilmede zorluklar ortaya çıkmaktadır. Yaşananların ne olduğunun bilinmemesi, korku ve kaygı duygularını beraberinde getirmektedir. Bazen de yaşanan sıkıntı ve sorunlar utanca neden olmaktadır. Hal böyle olunca, yaşananları gizleme, yüzleşmekten kaçınma eğilimleri, yardım alma davranışına engel olmaktadır. Pek çok kişi, başına gelen ruhsal sorunlardan utanmakta, bu tür konuları en çok güvendiği kişilerle bile paylaşmaktan çekinmektedir. Agorafobisi olan birinin, dışarıya çıkamamayı kişisel bir yetersizlik olarak algılayıp, bunu gizlemesi, bununla yüzleşmekten, tedavi olmaktan kaçınması ender görülen bir durum değildir. Dışarı çıkamamak utancı ile uzun yıllar yaşayan insanlar vardır. Benzer durum panik bozukluk içinde geçerlidir. Kendine sahip olamadığı, kendini yönetemeyeceği korkusu, yetersizlik inançları ile kendilerini eve kapatmakta, insanlardan uzaklaşmaktadırlar.

Bazen de insanlar kendilerinden, ailelerinden, ilişkilerinden şüphe etmekte ve utanç duymaktadırlar. Özellikle aile ilişkileri söz konusu olduğunda, ailedeki bireylerden birindeki alkol, madde bağımlılığı, kronik akıl ruh sağlığı sorunları, zeka geriliği, gelişimsel bozukluklar, yeme bozuklukları, cinsel istismar gibi durumlar nedeniyle yardım alma davranışları engellenmektedir. Aile üyelerinden birinin başına gelen suç eylemleri de, suskunluğa, yaşananları örtbas etmeye neden olmaktadır. Pratikte gördüğümüz; suskunluğun, reddetmenin, inkar, utanç ve suçluluk duygularının, yardım almayı engellediği yönündedir. Bazen de, evlatlık alınmış ya da verilmiş bir aile üyesinin bulunduğu durumlar söz konusu olmaktadır ki, böyle durumlarda psikolojik yardım almayı engelleyebilmektedir. Başvurulan uzmanın gizlenen sırrı açığa çıkaracağı ya da kendilerinin de küçük düşeceği endişeleri psikolojik destek almaya engel olmaktadır.
Utanç duygusu, ailelerde gizliliğe sebep olmaktadır. Utanç duygusu, döngüsel olarak utancın daha da derinleşmesine neden olmakta, aileleri ve bireyleri kıskacına alan sırlar yaratılmaktadır. Aile içinde, kuşaklar arasında, konuşulması arzu edilmeyen konular da, psikolojik yardıma engel olmaktadır. Aile içinde sır gibi görülen ve konuşulmayan, dile getirilmesi onaylanmayan konular, herkesi susmaya ve sırrı korumaya zorlar. Ailelerin ve bireylerin sahip oldukları sırlar, onları aynı zamanda sosyal ilişkilerden uzaklaştırıp, kendi içine kapanmasına sebep olabilmektedir. Aile ve bireyin dışsal destek kaynaklarını kullanmasını engellemektedir. Bazen birey ve aile ile yapılan terapilerde, uzun süre sonra sırların konuşulabildiğine tanık oluruz. Sırların açığa vurulabilmesi, sırların yarattığı yüklerden kurtulabilmek için uzun sürelerle ve sabırla çalışmak gerekebilmektedir.
Psikolojik destek alma ve iyileşme süreçlerine yönelik engellerden biri de; ailelerin mahremiyet, gizlilik, açıklık ve kapalılık ile ilgili tutumlarıdır. Neyin gizli, neyin özel ve mahrem olduğuna yönelik tanımlamalar insanları yönetir. Cinselliğin konuşulmasının hoş karşılanmadığı bir ailede yetişen kişinin, yaşayabileceği cinsel sıkıntı ile ilgili yardım alması zor bir olasılıktır. Herhangi bir cinsel sorun yaşadığında, bunu konuşmaktan ve destek aramaktan uzak duracaktır. Özellikle bu konuda cinsiyetlere yönelik toplumsal koşullamalar ciddi engeldir. Cinsel sorunlar nedeniyle kadınların, hekimlere, ruh sağlığı uzmanlarına ve terapistlere başvurduğu görülmektedir. Ve başvuru nedenleri arasında en sıklıkla karşılaşılanı, Vaginismus’ta denilen, dölyolunun kasılması ile ilgilidir. İkinci başvuru sebebi ise; ağrılı cinsel birleşme denen, Disparoni’dir. Her ikisi de, bizim toplumumuzda oldukça yaygındır. Ancak uzun yıllar çiftler bu tür sorunlarla yaşadıktan sonra destek aramaya cesaret edebilmektedir. Ailede öğrenilen cinselliğe yönelik yaklaşım, kısıtlayıcı olmaktadır.

Cinsiyet unsurları açısından, toplumsal ve ailevi öğretiler, erkeklerin yaşadıkları ruhsal, sosyal, ilişkisel ve özellikle cinsel konularda yardım alma davranışlarını olumsuz yönde etkilemektedir. Erken boşalma sorunlarını yıllarca yaşayan, ancak bunun tedavisi için bir uzmana gitmeyi reddeden pek çok erkeğe rastlamak mümkündür.

Ailelerin nelere izin verdiği, neleri onurlandırıp, takdir ettiği, neleri kınadığı, onaylanan ve onaylanmayan davranışlar ve tutumlar insanlar üzerinde doğrudan etkide bulunur. Etrafı ile ilişki içinde ve açıklığın, yardım almanın, insanlara güvenmenin onaylandığı bir ailede yetişen birey için, psikolojik yardım almak olağan bir davranış sayılabilir. Ancak etrafına kuşku ile yaklaşan ve güvensizliğin, kaygının yoğun olduğu bir aile ortamında yetişen birey için yardım alabilmek, olağanın dışına çıkabilmek kolay olmayacaktır. Kendinden öncekilerden farklı bir şeyler yapabilmek zordur.

Psikolojik yardım almaya yönelik engellerden biri de, hem ailelerin hem de bireylerin ve çiftlerin sahip oldukları bazı temel sorun çözme inançlarıdır. Pek çok aile ve kişi, kendi sorunlarını kendilerinin çözebileceğini, başkalarının yardım edemeyeceğine inanmaktadır. Bu inanış, destek almayı engellemektedir. Aile ve kişi, kendi kısırdöngüsü içinde boğulmaktadır. Psikolojik destek alma sürecinde temel güç ailede ve sorunu yaşayan bireydedir. Ancak bazen olayların içinden bakıldığında, tamamını görmek ve harekete geçmek mümkün değildir. Bazen de, sorunu yaratan dinamiklerin, kalıplaşmış davranış ve olumsuz başa çıkışların farkında olunmaz. Terapide ise; farklı bakış açısından bakmak, önceden öngörülmeyenleri deneyimlemek mümkündür. Yeni olasılıklar gündeme gelebilir.

Psikolojik destek alma davranışı bazen de; güçsüzlük, yetersizlik olarak algılanmaktadır. Bazen insanlar;” kendi sorunumu kendim çözmeliyim, eğer kendim halledemiyorsam bu benim güçsüz,yetersiz olduğum anlamına gelir..” biçiminde yorumlamaktadır.Yetersizliğini(?), güçsüzlüğünü(?) gizlemek zorunda kalmakta, yaşadıklarından utanmakta, kendi kendine çözemediği için özkızgınlık, öze yönelik güvensizlik artmaktadır. Tahmin edileceği gibi, hafif düzeydeki depresyon ve kaygı bozukluğu gittikçe derinleşip, kronikleşmektedir. Hem zihinsel enerji, hem zaman, hem de ilaç kullanımı gibi maliyetlere neden olmaktadır. Psikolojik destek gibi kaynaklara başvurmak, yaşanacak olumsuz maliyeti azaltabilir. Uzun vadede, yeni beceriler ve baş etme davranışları öğrenilerek, gelecekteki olumsuzluklara yönelik önlemler alınabilir. Yardım ve destek alabilmek, cesaret ve güven işidir. Kendine güvenen insanlar, kendi başlarına her şeyi çözmek zorunda görmezler kendilerini. Risk alır, danışır, seçenekler yaratır ya da öğrenir. Daha az hata yapar.

Pek çok aile, çift ve birey, ruhsal sıkıntı ve çatışmaların sadece kendi başlarına geldiğini düşünmektedir. Böyle bir düşünüş, yaşanılanları saklamaya, örtbas etmeye neden olurken, çözüm olasılıkları yok edilmektedir. Oysa insanlar temelde birbirine benzer. Aileler de öyle. Dolayısıyla dünyanın neresine gidilirse gidilsin, insanları etkileyen temel bazı etkenler vardır. Bütün insanların temel ihtiyaçları, özlemleri söz konusudur. Sevilmek, kabul edilmek, onaylanmak, değer verilmek, önemsenmek gibi temel özlemler vardır. İnsanlar bu ihtiyaçlarının karşılanması için uğraşırlar. Ancak bazen söz konusu uğraşlar bizleri, arzu etmediğimiz, istenmeyen ya da aşırı uçlara sürükleyebilir. Biçim olarak kültür, eğitim, sosyopolitik bağlam, bizim davranışlarımızı çeşitlendirebilir. Ancak özde, evrensel eğilimler bizleri birleştirir. Evrensel yani insan olmaktan kaynaklı ihtiyaçlarımız karşılanmadığında, dünyanın neresine giderseniz gidin, acı, öfke, kızgınlık ile karşılaşılır. Herkes sevdiği, değer verdiği şeyleri kaybeder ve kayıp karşısındaki evrensel duygu da, acı, elem, keder ve yastır.

Ruhsal acı ve sıkıntı içindeki aile ve insanlar kendi acılarını büyük görme eğilimindedirler. Sanki başka insanlar ve aileler acıdan, kayıptan mutsuzluktan muaf gibi görürler. Bazen idealleştirme, ruh sağlığında çalışanlara, terapistlere de yönelir. Sanki terapist, insani acı ve duygulardan, hayal kırıklığından, suçluluk ve utanç duygusundan muaf gibi algılanır. Oysa terapist de danışanın yaşadıklarını tanır, bilir, tatmıştır. Farkı, o duygularla baş edebilmesi, kendini tanımış ve yönetmeye çalışıyor olmasıdır. Danışanı kendi yaşadıkları dolayımı ile anlar, şefkat, anlayış ve kabul gösterir. Oysa ailede ve toplumda anlayış, kabul, şefkat ve bakım gibi yaklaşımlar bazen sergilenememekte, eleştiri, suçlama, yargılama, ayıplama, kınama tutumları iyileştirici güçlere ulaşmaya engel olmaktadır. Anlayış, şefkat, hoşgörü vb, zihinsel, ruhsal sorun yaşayan kişiye yardımcı olmakla kalmaz, yardım edenlerinde kendilerini daha insancıl ve bütün hissetmelerine yardımcı olur.

Hayat boyunca hemen herkes, duygusal çatışmalarla, ikilemlerle karşılaşır, mücadele etmek zorunda kalır. Çatışmalarla mücadele etme sürecinde ise, birtakım savunma mekanizmalarına başvurulur. Bazı insanlar çatışmalarını aşırı yemek yiyerek, bazıları mizaha başvurarak, kimisi de aşırı çalışarak ya da alkol madde gibi yöntemlere başvurarak çözümlemeye çalışır. Daha önce belirtildiği üzere, bazen de, inkar etme, reddetme, kaçınma, yok sayma, ya da işlevsiz olmayan başka yöntemler kullanılır. İşlevsiz olmayan çatışma çözme yöntemleri de, psikolojik yardım ve destek sürecini olumsuz etkileyebilir. Çatışmalar ciddi sorunlar çıkıncaya kadar önemsenmeyebilir. Oysa, durup bir an zihnimizin nasıl işlediğini düşünmek, zihinsel bir aydınlanmanın kapılarını açabilir. Rahatlama sağlayabilir. Farklılık ve yeni seçenekler gündeme getirilebilir.

Psikolojik destek, konuşma tedavisi de denilen, psikoterapi sürecinden faydalanmayı engelleyen tutumlardan biri de; konuşma tedavisinin ne olduğu, nasıl olduğunun yeterince bilinmemesi ile ilgilidir. Terapi görüşmelerinin, sıradan, rastgele bir konuşma, dert anlatma, içini dökme, boşaltma olarak görülmesidir. Para vererek dertlerini anlatmaktansa, konu komşu, akraba, dost, vb, kişilerle konuşmak alternatif olarak görülmektedir. Terapinin sadece içini dökme, ağlama ve rahatlama olarak bilinmesi engelleyici olmaktadır. Bu tür yakınmacı yaklaşımlar, sorunları içinden çıkılmaz hale getirebilmekte, aile ilişkilerinde çözümsüz düğümler yaratabilmektedir. Enerjinin boşa harcanmasına neden olmaktadır.

Oysa; psikoterapi yapabilme becerisine sahip olabilmek için, diğer alanlarda olduğu gibi uzun bir eğitim, öğretim sürecine gereksinim vardır. Konuşma tedavisi denilen psikoterapi sürecinin de, kendi içinde kural ve yöntemleri vardır. Terapist konumundaki kişi, rastgele hareket edemez. Eğitimini aldığı terapi kurallarına uymak, süreci yönetmek durumundadır. Psikoterapi hakkındaki gelmiş geçmiş en önemli kurallardan biri; hasta ve danışanlarla kurulan ilişkinin, kişisel değil, profesyonel bir ilişki olmasıdır. Terapist, hasta/danışana yardım etmekle görevlidir. Sosyal ilişkilerdeki gibi çift yönlü, alış verişe dayalı karşılıklı bir ilişki değildir. Terapistin kişisel hayatı, terapi sürecinde geri plandadır. Psikoterapi sürecinde, kişisel bağlantıların, yakınlığın olduğu insanlarla terapi yapılması önerilmez. Duygusal unsurlar, terapistin tarafsız olmasını engeller, İyileşme sürecine bazen bu noktada engel olur.

Psikoterapi süreci, zannedildiği gibi güçsüz, yetersiz insanların başvurduğu bir destek değildir. Tersine, kendisine bir başkası aracılığıyla dışarıdan bakabilecek cesarete sahip olmak demektir. Terapi, zihinsel aydınlanma, farklı seçenekler yaratma, insanın kendi zihinsel ve ruhsal aygıtına sahip çıkması işidir. Böylesi bir süreç, ancak zeki, sorumluluk sahibi, cesur ve kararlı, değişim için risk alabilen insanların işidir. Dürüstlük, açıklık oldukça önemlidir. İnsan zihni, buzdağı gibidir. Kendimiz hakkında bildiklerimiz, buzdağının, sadece görünen yüzüdür. Davranışlarımızı belirleyen asıl unsurlar, bilinçdışı dediğimiz, buzdağının altında bulunur. Dolayısıyla, kendi buzdağımızın altında olanları, bizi nelerin yönettiğini tanımak, değiştirmek ciddi bir iştir. İnsan kendini tanıdıkça, daha iyi yönetmeyi, olumlu biçimde baş etmeyi öğrenir. Terapi, insanın kendini daha iyi tanıması, yönetmesi, kendini değiştirmesi için iyi bir fırsattır.
Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"Psikolojik Yardım ve Tedaviye Yönelik Engeller" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Psk.Meryem Gül EREN'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Psk.Meryem Gül EREN'in izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     Beğenin    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Yazan Uzman
Meryem Gül EREN Fotoğraf
Psk.Meryem Gül EREN
İstanbul (Online hizmet de veriyor)
Psikolog
Psikolog /Çift/İlişki Terapisti /Aile Terapisti/EMDR Terapisti
TavsiyeEdiyorum.com Üyesi38 kez tavsiye edildiİş Adresi Kayıtlı
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Psk.Meryem Gül EREN'in Makaleleri
► Psikolojik Yardım Nedir? Psk.İzzet GÜLLÜ
► Psikolojik Yardım Almaktan Utanıyor Musunuz? Psk.Dnş.Fatma KIRIMLI TAŞKIN
► Kadına Yönelik Şiddete Psikolojik Bir Bakış Psk.Dnş.İsa Özgür ÖZER
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 19,452 uzman makalesi arasında 'Psikolojik Yardım ve Tedaviye Yönelik Engeller' başlığıyla benzeşen toplam 30 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


21:41
Top