2007'den Bugüne 78,265 Tavsiye, 25,285 Uzman ve 17,533 Bilimsel Makale
Site İçi Arama Arayın :
Yeni Tavsiye Ekleyin!




Eğitim - Seminer - Konuşma
■ Uzmanlık alanınızda çeşitli platformlarda konuşma yapıyor ya da eğitim mi veriyorsunuz?

■ İlgi duyduğunuz konu ile ilgili konuşmacı ya da eğitmen arayışında mısınız?

■ O zaman Makronot Ailesi’ne hoş geldiniz!..
.
Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Beyin Hipertansiyonu
MAKALE #11205 © Yazan Prof.Dr.Kadir KOTİL | Yayın Temmuz 2013 | 47,276 Okuyucu ÇOK OKUNUYOR
Beyin hipertansiyonu ne demektir?
Her organın kendi basıncı var mıdır veya tansiyonu söz konusu mudur?
-Evet, her organın kendine has bir basıncı veya tansiyonu söz konusudur. Örneğin kalp tansiyonu, göz tansiyonu, mesane veya beyin tansiyonu gibi
Beyin hipertansiyonunun başka bilinen bir adı var mıdır?
Evet, çok sayıda adla anılmaktadır, idiyopatik intrakraniyal hipertansiyon, sebebi bilinmeyen beyin tansiyonu, sekonder nedenlere bağlı beyin tansiyonu, psodo tumor serebri, yalancı beyin tümörü hastalığı gibi değişik adları mevcuttur.
Daha açık tanımını nasıl yaparsınız? Fizyopatolojisinde neler yatmaktadır?

Yüz yıl kadar önce tanımlanmakla birlikte halen nedeni tam bilinmeyen bu tablonun en önemli riski olguların %10’unda kalıcı görme kaybı gelişebilmesidir. Bu nedenle eskiden taşıdığı selim veya benign gibi sıfatlar artık kullanılmamaktadır. Basınç artışına yol açan en olası patofizyolojik neden olarak ileri sürülen beyin suyunun emilim bozukluğu da henüz kanıtlanmış değildir. Serebral toplar damar anormalliklerle ilişkisi de araştırılması gereken bir diğer durumdur. Yıllık insidens 100 000 de 0.9-1.7 olarak bildirilmiştir. Bu rakam 15-44 yaş arasında 100 000’de 3.5 iken genç, obez kadınlarda 100,000’de 19.3 olarak belirlenmiştir. Basınç artışsı olguları içinde obezlerin oranı çeşitli serilerde %71-94 gibi çok yüksek oranlarda bildirilmiştir. Kadınlarda erkeklerden 4 ile 15 kat daha fazla görülmektedir. Puberte öncesi çocuklarda çok nadir olduğu ve klinik özelliklerin farklı olduğu bildirilmiştir.

Beyin hipertansiyonunun en sık nedenleri nelerdir?

Tam olarak sebebi bilinen vakarla çok azdır. Ama daha çok kadınlarda ve özellikle şişman olanlarda ve doğum kontrol hapı kullanan genç ve obez kadınlarda, yüksek doz vitamin alanlarda, sık sık kilo alıp verenlerde, kan pıhtılaşmasına meyilli olan insanlarda, lözemi gibi kan kanserlerinde kan hastalığın bağlı olarak ve daha çok sayıda neden sayılabilir.

Beyin tansiyonu ne demektir?


Beyin kapalı bir kutu olduğundan kendine gelen kan ve kan basıncı ile bu kutu içinde bir basınca sahiptir ve bu basınç ile bir denge oluşturur. Eğer basıncı çok yüksek olursa kan gelemez ve beyin kansız kalarak hasara uğrar.

En sık kimlerde görülür ve hastaların yakınmaları veya semptomu ne olmaktadır?

Beyin hipertansiyonunun en sık yakınması orta yaş veya genç kadınlarda görülür ve baş ağrısı ile birlikte körlüğe kadar varan sıkıntılar yaratır. Körlük birden oluşmaz baş ağrısı epizodları sonrası yavas yavaş görme alanı dediğimiz çevreyi daraltan sadece önünü görebilen ve yanlarını görmede sorun yaratan hastalar haline gelirler. Göz doktorları tarafından yapılan periferik görme dediğimiz çevresel görme ile birlikte görme keskinliği bozulmaktadır. Hastalar sabah uyandıklarında özellikle kafanın arka (oksipital) tarafında bir baş ağrısı duyarlar. Bu baş ağrısı günün ortalarına doğru hafifleyerek kaybolur. Ancak oksipital bölgedeki “sabah baş ağrısı” kural değildir. Baş ağrısı günün herhangi bir saatinde ve başın herhangi bir bölgesinde de ortaya çıkabilir. Hastalar baş dönmesinden de yakınırlar. Bu belirti oldukça sık görülür. Bir diğer belirti ise kulak çınlamasıdır. Beyin kanamaları, felçler, hafıza bozuklukları, karakter değişiklikleri de beyin hipertansiyonuun beyin yoluyla kendini ortaya koyduğu belirtilerdendir. Basınç artışı nedeni ile gözün retina tabakasındaki atardamarlarda daralmalar ve ödemler görülebilir. Ağır vakalarda “Papilla” ödemi gelişir.

Beyin hipertansiyonu hayati tehlike yaratır mı?

Evet, hipertansiyon (beyin hipertansiyonu), insan sağlığını ciddi fakat sinsi bir biçimde tehdit eden bir durumdur. Başta görme yokluğu yanı KÖRLÜK yaratır. Bu hastalar yıllardır baş ve boyun ağrısı kollara kadar inen ağrılar ve kusmalarla karakterize çok geniş bir yelpaze çizerek kendilerini belirlerler veya uzun süre hiç tanı konamaz.
beyin hipertansiyonu için tanı kriterleri tam olarak belirtilmiş midir?
Bu hastalığın tanısı için 5 kriter şu şekilde tanımlanmıştır.
________________________________________
1. Eğer bulgu veya belirtiler varsa, sadece yaygın intrakranyal hipertansiyonu veya görme sinirinde ödem göstermelidir.
2. İntrakranyal basınç yan yatar pozisyonunda yüksek (>250 H2O) bulunmalıdır.
3. Beyin suyu incelemesi normaldir.
4. Tipik vakalar için MR de veya kontrastlı tomografi incelemesinde hidrosefali, kitle, yapısal veya vasküler bir lezyonun kanıtı yoktur, diğer tüm hastalar için MR venografi yapılmalıdır.
5. Beyin hipertansiyonun başka bir nedeni gösterilememiştir

Hangi teşhis yöntemleri ile bu hastalığın tanısı konmaktadır? Beyin MR tetkiki bu hastalık hakkında bilgi verebilir mi?

Beyin hipertansiyonu olan hastaların en sık şikayetleri baş ağrısı olduğunu söylemiştik. Bu nedenle bu hastalara sıklıkla doktorlara tarafından beyin MR tetkikleri yapılmaktadır ama çoğu zamanda beyin MR normal çıktığından doktorlar tarafından beyninizde bir şey yok tertemiz laflarını işittikten sonra hastalara uzun süre tanı konamamaktadır. Bu nedenle baş ağrısı olan ve hiçbir şekilde geçmeyen görme problemleri olan hastalara özellikle de genç kadınlarda aksi ispat edilene kadar beyin MR tetkiki normal olsa da beyin hipertansiyonu hastası olarak kabul edilmelidir.

Beyin beyin hipertansiyonuu kendisi bir hastalık değil, vücutta gelişen bazı hastalıkların yarattığı sonuçlardan biridir. Ancak beyin tansiyon geliştikten sonra kendisi de birçok hastalıkların başlıca nedenini oluşturmaktadır. Beyin Hipertansiyonuna halk arasında büyük bir sıklıkla rastlanmamaktadır. Amerika Birleşik Devletleri’nde, halkın % 10-15′inde tansiyon hastası olduğu bilinmesine rağmen beyin hipertansiyonu bu rakamın sadece 1000/1 kadar olduğu saptanmıştır. Beyin Hipertansiyonu kesinlikle yaşam kalitesini ve konforunu beklide süresini kısaltmaktadır. Tansiyonun yüksekliğiyle yaşamın kısalması birbirine paralellik göstermektedir.

Hipertansiyon alakalı bir durum söz konusu mudur?

Bilindiği gibi kalbin kasılması (yani sistol) sırasında saptanan kan basıncı değerine “Sistolik tansiyon” denilmektedir. Sistolik tansiyon halk arasında, “Büyük tansiyon” olarak bilinir. Kalbin diastol denilen gevşeme döneminde saptanan kan basıncı değerine ise “Diastolik basınç” denilmektedir. Diastolik basınç, halk arasında “Küçük tansiyon” olarak bilinmektedir. İşte beyinde de aynı durum söz konusudur ve biz bu ölçümü direkt veya indirekt olarak değişik yöntemlerle tayın ederek beynin beyin omurilik suyu dolaşımı ve kan basını arasındaki ilişkiyi tayın eden ölçümlere hastaları alarak bir sonuç çıkarıyor ve buna göre tedavi planlıyoruz.

Beyin hipertansiyonunun tedavisinde neler yapılmakta veya uygulanmaktadır?

Beyin hipertansiyonu özellikle damarları etkilemekte ve bunlarda artcrioloskleroz ve atheroskleroza neden olan faktörler de buna neden olabilmektedir bu nedenle beyin damarı koruyucu tedavide uygulanmaktadır. Bu ise hastalarda, beyin hipertansiyonuun hazırlayıcı etken olarak rol oynadığı belirtilere yol açmaktadır. Hipertansiyonun en sık ve ciddi olarak etkilediği organların başında, kalp, beyin ve gözler gelmektedir. Bu organların etkilenmesiyle, hipertansiyonu düşündürecek olan diğer belirtiler ortaya çıkmaktadır. Hipertansiyonun hiçbir belirtisi yalnız kendisine özgü değildir. Hipertansiyonun belirtilerini, etkilemiş olduğu organa göre ayrı ayrı ele almayı uygun buluyoruz. Neden kalp etkilenmektedir sorusunun yanıtı kalp sürekli bir basınca doğru çalıştığı için yorulmaktadır ve bu da kalp yetmezliğine neden olabilmektedir. tansiyonun yüksek oluşu kalbin iş yükünü çoğaltır. Myokard dediğimiz kalp kası artan bu iş yükünü karşılayabilmek amacıyla önceleri büyür (hipertrofi] ancak büyümüş olan kalp, bir süre sonra kendisini bırakır ve genişler (dilatasyon). Kalp artık eskisi kadar güçlü kasılamaz, böylece yetmezlik belirtileri ortaya çıkmaya başlar. Kalp kasının büyümesi, kalbin oksijen gereksinimini artırır. Buna karşılık, kalbin koroner damarları artmış olan bu gereksinime yanıt verebilecek duruma gelemezler. Hele beyin hipertansiyonu nedeni ile koroner damarlarında athe-rosklerotik değişikliklerde gelişmişse, bunun sonucu olarak koroner kan dolaşımı ileri derecede bozulur ve kalpte iskemik belirtiler ortaya çıkar.
Beyin hipertansiyonunu kötü yönde etkileyen faktörler.
1) Kadın olmak
2) Hipertansiyonun genç yaşta başlaması
3) Obez olmak
4) damar hastalıkları
5) kan hastalıklarının bulunması örneğin lösemi gibi
6) Doğum kontrol hapı kullanılması
7) Böbrek işlevlerinin bozulmuş olması
8} Beyin damarları ve beyin bozukluklarının gelişmiş olması
9) Gözün retina tabakasında damarsal bozuklukların yerleşmiş olması
10) Göz papillasının ödemli olması (papilla ödemi)

Kullanılan hangi ilaç veya ilaç benzeri maddeler bu hastalığa neden olmaktadır?

Kortikosteroid geri çekilmesi
Levonorgestrel
Danazol
Tamoksifen
Büyüme hormonu
Anabolik steroidler; danazol, stanozolol, testosteron
Oksitosin
Tetrasiklin ve benzerleri (minosiklin ve doksisiklin gibi)
Nalidiksik asit
Nitrofurantoin
İndometazin
Rofekoksib
Vitamin A
Retinol
Retinoidler
Lityum
Simetidin
Amiodaron
Bitki ve böcek zehirleri

Hangi hastalıkların varlığında bu hastalık daha sık görülmektedir?.

Venöz hipertansiyon
Serebral venöz tromboz
Superior vena cava sendromu
Kor pulmonale
Posterior fossa dural arteryovenöz malformasyonu
Metabolik sorunlar
Renal yetmezlik
Diabetes mellitus
Demir eksikliği anemisi
Pernisiyöz anemi
Hiperkapni
Galaktozemi
Akçaağaç şurubu idrar hastalığı
Endokrinopatiler
Akromegali
Pituiter adenom
Cushing hastalığı
Polikistik over sendromu
Addison hastalığı
Gebelik, menstruel düzensizlik ve oral kontraseptifler
Hiper ve hipotirodizm
Hipoparatirodizm ve psödohipoparatirodizm
Kafa travması
Parainfeksiyöz veya immünolojik durumlar
Guillain-Barré sendromu
Poliomiyelit
HIV
Lyme hastalığı
Koksakivirüs infeksiyonu (veya Coxsackie virüs infeksiyonu)
Behçet hastalığı
Sistemik lupus eritematozus
Sarkoidoz
Ülseratif kolit
Kronik menenjitler
Meningeal karsinomatoz
Gliomatozis serebri
Spinal tümörler
Obstrüktif uyku apnesi

Kesin tedavisi için neler söylenebilir?


Hastalık yok hasta vardır kuralı bu durum için çok uygundur bu nedenle tedavi hasta bazında özelleştirilmelidir.
Kadın hastalarda sıklıkla olan çok hızlı ve belirgin kilo artışı,
Görme siniri ödemi belirginliği,
Kurumuş görme siniri (atrofik tipte papilödem),
subretinal hemoraji dediğimiz retina altı kanamaları,
ilk başvuru sırasında görme alanı kaybının varlığı ve sistemik hipertansiyon,
görme kaybı için bilinen risk faktörleridir.

Beyin basıncın uzun süre artmış olarak kaldığı durumlarda görme kaybına neden olacağı düşünülen durumlardır. Medikal tedaviye yanıt vermeyen olgularda veya görme alanı kaybı ya da hızlı vizyon kötüleşmesi saptanırsa cerrahi tedavi uygulanmalıdır. Bazı araştırmacılar operasyon kararının tamamen kantitatif görme alanı durumuna göre verilmesi gerektiğini savunurlar, ama sıkı takip uygulanamıyorsa ve başağrısı durdurulamıyorsa da düşünülebileceğini savunanlar vardır. Sebebi belli olmayan vakalarda hastalığın prognozu genelde iyidir ve medikal tedaviyle birkaç ayda düzelme beklenir. Kronik vakalarda uzun süreli papilödemin yol açtığı optik atrofi ve kalıcı görme kaybı olabilir. Ağır olgularda ise hızlı ve progresif görme kaybı gelişebilir ve cerrahi yöntemlerden de yararlanmayabilir.

Cerrahi tedavide doğru olan hangisidir? Belden mi yoksa beyinden mi şant takmak doğru olur?


Cerrahi tedavide amaç optik sinir başı ve lamina kribrozada dediğimiz alanda görme sinirinin üstündeki basıncı azaltmaktır. Görme ve alan kaybı olan hastalarda tercih edilen cerrahi yöntem optik sinir kılıf fenestrasyonu ve dekompresyonudur. Mediyal ya da lateral yaklaşımla orbita içinde optik sinire ulaşıldıktan sonra kılıf açılır. Son zamanlarda optik sinir dekompresyonunun endoskopik yaklaşımla yapılması tercih edilmektedir. Bu cerrahi girişimin hangi mekanizmayla yararlı olduğu açık değildir, yalnızca göz siniri etrafındaki basınç değil, kafa içi basıncında da düşme sağlanmaktadır. Cerrahi girişimin bildirilen komplikasyonları; ekstraoküler kaslarda ve iris ve göz bebeği fonksiyon bozukluğu, vasküler oklüzyon, yeni görme alanı defekti, orbital hemoraji, geçici körlük ve göz küresi delinmesi veya yırtığıdır. Yabancı bir cisim olmaması nedeniyle şanttan daha az komplikasyonu vardır, ancak ciddi görme hasarları olabileceği ve etkisiz olabileceği de bilinmektedir.

Sürekli ve rahatsız edici başağrısı olan hastalarda lumboperitoneal (LP) şant dediğimiz belden karına akıtılan şant ile uygulanması tercih edilebilir, ancak fazla beyin suyu drenaj nedeniyle tonsiller herniasyon ve intrakranyal hipotansiyon, yetersiz filtrasyon nedeniyle infeksiyon veya tıkanma, şant ucunun yer değiştirmesi, BOS kaçağı ve kist oluşumu gibi komplikasyonları nedeniyle giderek daha az kullanılan bir tedavi yöntemidir. Ventriküllerin küçük olması nedeniyle ventriküloperitoneal (VP) şant uygulamasının zor olması uzun yıllar bu tedaviyi devre dışı bırakmış, fakat LP şant komplikasyonlarının fazla olması ve ventrikül boyutlarının önceden düşünüldüğü kadar küçük olmaması nedeniyle son yıllarda tekrar gündeme girmiştir. Şantların problemi ciddi oranda yetersiz kalıp revizyon gerektirmeleri ve yüksek komplikasyon oranlarıdır. Nadiren değişik derelerde olmak üzere komplikasyonlar yaratabilmektedir. Ancak, deneyimli bir beyin cerrahı tarafından yapıldığında sorunsuz bir şekilde hastanın görmesini kurtarmaktadır. İntrakranyal venöz stent uygulaması, venöz darlık saptanan 12 hastada uygulanmış fakat yeterli bilgi birikimi olmadığı için henüz güvenilir bir tedavi yöntemi olamamıştır. Uygun vakalarda sisternal şant, subtemporal dekompresyon ve özellikle beyincik fıtığı olan hastalarda suboksipital dekompresyon deden yöntemler tedavi amacıyla kullanılan diğer yöntemlerdir.

Cerrahi tedaviden sonra hastayı bekleyen riskler nelerdir, operasyon kaç saat sürmeketdir?


Çok azdır ve ortamla 1.5 saat ve genel anestezi altında ve ultrason kullanılarak yapılmaktadır.

PROF.DR.KADİR KOTİL
Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"Beyin Hipertansiyonu" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Prof.Dr.Kadir KOTİL'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Prof.Dr.Kadir KOTİL'in izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     12 Beğeni    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Google Plus'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Yazan Uzman
Kadir KOTİL Fotoğraf
Prof.Dr.Kadir KOTİL
İstanbul
Doktor "Beyin ve Sinir Cerrahisi (Nöroşirurji)"
TavsiyeEdiyorum.com Üyesi56 kez tavsiye edildiİş Adresi KayıtlıTavsiyeEdiyorum.com'u sıkça ziyaret ediyor.
Eğitim - Seminer - Konuşma
■ Uzmanlık alanınızda çeşitli platformlarda konuşma yapıyor ya da eğitim mi veriyorsunuz?

■ İlgi duyduğunuz konu ile ilgili konuşmacı ya da eğitmen arayışında mısınız?

■ O zaman Makronot Ailesi’ne hoş geldiniz!..
.
Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Prof.Dr.Kadir KOTİL'in Makaleleri
► Beyin Kanamaları Dr.Kenan KIBICI
► Beyin Kanamaları Prof.Dr.Hasan Çağlar UĞUR
► Beyin Ödemi Prof.Dr.Hasan Çağlar UĞUR
► Beyin Tümörleri Prof.Dr.Hasan Çağlar UĞUR
► Beyin Felci Dr.Ali AKBEN
► İyi Huylu Beyin Tümörleri Dr.Kenan KIBICI
► Beyin Damar Hastalıkları Prof.Dr.Hasan Çağlar UĞUR
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 17,533 uzman makalesi arasında 'Beyin Hipertansiyonu' başlığıyla benzeşen toplam 34 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
► Omurilik Tümörleri Eylül 2017
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


18:34
Top