2007'den Bugüne 87,386 Tavsiye, 27,079 Uzman ve 19,329 Bilimsel Makale
Site İçi Arama
Yeni Tavsiye Ekleyin!




Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Evde ve Evlilikte Günah Keçisi Olmak
MAKALE #12391 © Yazan Psk.Cengiz TÜRKMEN | Yayın Mart 2014 | 3,402 Okuyucu
EVDE VE EVLİLİKTE GÜNAH KEÇİSİ OLMAK

‘Bugün kendim için evliliğime bir şans daha verdim ve en daha kaliteli ve mutlu bir evlilik yaşamak için değişeceğim.’ Bu cümle evlilik terapisinde benim çiftlerden duymayı en çok beklediğim ve sevdiğim bir cümle.
Kendisi için değişmek aslında evlilikte değil, yaşamın her alanında sorun yaşamamak için olmazsa olmaz bir durum.
Evlenmeden önce çiftler aslında evleneceği kişinin istemediği özellikleri hakkında ‘ben evlenince onu değiştiririm’ duygusunu yaşamalarına rağmen, bu durumu konuşmazlar. Olaylar evlendikten sonra değişmesi istenen kişinin ‘ben evlenmeden öncede böyleydim sen biliyordun’cevabını alınca büyük bir hayal kırıklığı yaşarlar.
Evliliğin ilk döneminin en önemli görevi, her iki kişiyi de mutlu edecek ortak bir yaşam biçimi bulmak, doyurucu cinsel etkileşim örüntülerini keşfetmektir. Ortak kararlar alma, aile sorumluluklarını paylaşma, çatışmaları çözme yollarını öğrenme görevleri de yeni çift için çok önemlidir.
Evliliğin ilk yıllarındaki sorunlar çoğunlukla yaşam koşulları, maddi durum, seks, genel uyumsuzluk, ana-baba müdahalesi olarak belirmektedir. Koller, ilk yıllarda boşanmanın büyük ölçüde çiftlerin evlilikten gerçekçi olmayan beklentileri sonucu ortaya çıktığını belirtmektedir
Evlilik uyumu, evliliğin zorunlu ve gönüllü niteliklerinin dengeye ulaşmasının anlatımıdır. Bu dengeye ulaşmada evliliğin arz ettiği biçimin rolü inkâr edilemez. Evliliği biçimlendiren etkenlerin başında eşlerin birbirlerini istemeleri kadar, gelenek, görenek ve yasalar gelmektedir. Bir evlilik tümüyle gönüllü veya tümüyle zorunlu bir ilişki haline gelmişse, bu evlilikte uyumun bozulması, sorunlarınçıkması kaçınılmaz olur. Zorunlu evlilik ilişkilerinde eşler birbirleriyle iyi geçiniyorlarmış gibi görünseler bile, gerçekten istedikleri için değil, birlikte olmak zorunda oldukları için beraberliklerini sürdürmeye çalışırlar. Eşlerin, ilişkilerini tümüyle zorunlu bir ilişki olarak algılamaya başlamasıyla, evliliğin tüm heyecanı ortadan kalkmaya ve eşler arasında çatışmalar çıkmaya başlar.
Evlilik sorunları yaşayan eşlerin birbirleriyle olan ilişkilerinde genellikle üç aşamalı bir süreç yaşanmaktadır. Birinci aşamada, öfke ve incinme duygularına, beklentilerin karşılanmamasından doğan hayal kırıklığı eşlik etmektedir. Eşler birbirlerini ve ilişkilerini olumsuz olarak değerlendirmelerine rağmen, evliliklerinin geleceği hakkında iyimserlikleri, eşini hoşnut etme ve sorunları çözme çabaları sürmektedir. İkinci aşamada, bireyler evliliğin getirdiği kazanç ve kayıpları değerlendirmekte, eşler ayrılma ve ilişkiyi sürdürme düşünceleri arasında tereddüt yaşamaktadırlar. Evliliğe ilişkin umutlar devam etmesine rağmen şüpheler de başlamıştır. Son aşamada ise evliliğin sona erebileceği düşüncesiyle birlikte sorunları çözme çabaları anlamlı düzeyde azalmıştır.
Evlilik bir iletişim ve etkileşim sistemidir. Bu sistemin canlılığı karı-koca arasında sözlü-sözsüz uygun bildirim ve mesajların alınıp verilmesiyle ölçülür. Eşlerin birbirlerine ruhsal, toplumsal ve cinsel beklentilerini ve mesajlarını ortaya koymaları, dile getirilebilmeleri için karşılıklı etkileşim içinde olmaları gerekir. Uyumlu bir evlilik her şeyden önce sağlıklı bir iletişimle gerçekleşir. Sağlıklı ve normal bir iletişimin bulunmayışı, karı-koca arasındaki sorunları algılayıp kavrayamamaktan ve iletişim bozukluğundan kaynaklanır. Sık sık tartışma ve kavga çıkan evliliklere bakıldığında tartışma konuları, çoğu kez önemsiz bir şey olmaktadır. Çünkü genellikle çiftler ana sorunu görmezden geldikleri veya farkında olmadıkları için ufak sorunlarla uğraşırlar. Bu da taraflar için zarar verici, yıpratıcı sonuçlar doğurur.
Evliliğin ilk döneminin en önemli görevi, her iki kişiyi de mutlu edecek ortak bir yaşam biçimi bulmak, doyurucu cinsel etkileşim örüntülerini keşfetmektir. Ortak kararlar alma, aile sorumluluklarını paylaşma, çatışmaları çözme yollarını öğrenme görevleri de yeni çift için çok önemlidir. Romantik görüşlere karşın evliliğin ilk yılları en çetin yıllardır, bu yıllardaki düşkırıklığı ve karşılıklı toplumsallaşma başarısızlığı erken boşanmaların nedenidir. Boşanmanın özellikle ikinci ve dördüncü yıllarda en üst düzeyde olduğu, boşanma olasılığının evliliğin uzunluğu ile düşüş gösterdiği bulunmuştur.
İki farklı insanın geçmiş yaşantılarından getirdiği tüm alışkanlıklar ve davranış biçimleri evlilik sürecinde bir takım sorunların yaşanmasına neden olabilmektedir. Evlilikten sonra romantik duygular yatışıp, birbirlerini ‘akıl gözüyle’ görmeye ve özentisiz olarak doğal, gerçek durumları görmeye başlayınca bazen istenmeyen durumlar ve anlaşmazlıklar ortaya çıkabilmektedir. Gerçekleşmesi güç evlilik hayalleri ve ümitleri boşa çıkan gençler mutsuz olabilmekte, bu mutsuzluk duygusu da ruh sağlığını bozmakta ve anlaşmazlıklara neden olabilmektedir.
Evlilikteki mutluluk, bireyin evliliği hakkındaki doyum hissidir. Kişinin hem evlilik hakkındaki genel duygularını, hem de ilişkisinin belirli yönleri hakkındaki duygularını içerir. Evlilik uyumu, bir evliliğin zorunlu ve gönüllü niteliklerinin bir dengeye ulaşmasıdır. Mutlu eşler de ne denli birbirlerini istedikleri için evlendiklerini belirtseler de, her evlilikte gelenek, görenek ve yasalara bağlı bazı zorunluluklar vardır. Bir evlilik tümüyle gönüllü veya tümüyle zorunlu bir ilişki haline gelmişse, bu evlilikte uyumun bozulması, sorunların çıkması kaçınılmaz olur. Zorunlu evlilik ilişkilerinde eşler birbirleriyle iyi geçiniyormuş gibi görünseler bile, gerçekten istedikleri için değil birlikte olmak zorunda oldukları için beraberliklerini sürdürmeye çalışırlar. Eşlerin, ilişkilerini tümüyle zorunlu bir ilişki olarak algılamaya başlamasıyla evliliğin tüm heyecanı ortadan kalkmaya ve eşler arasında çatışmalar çıkmaya başlar.
Evlilik, karşılıklı içilen bir sabah kahvesinden, akşam aynı yatağı paylaşmaya kadar, her konuda yaşamın en güzel armağanlarının kapılarını ardına kadar açar.
Eş sevgisi özeldir. Sevgi, sevdiğimiz şeyin büyümesi ve yaşaması için gösterdiğimiz etkin ilgidir. İlgi, sevginin bir unsuru olan sorumluluğu açığa çıkarır, yani diğer insanın gereksinimlerine verilen yanıttır. Sevgi, sadece hazza dayalı bir duygu değildir, bir düşünce, bir yargı, verilen bir sözdür. Sevginin üç bileşeni vardır. Bunlar; yakın/mahrem ilişki, tutku ve karar/yükümlülüktür. Yakın/mahrem ilişki; sevgi ilişkilerinde yaşanan yakınlık, beraberliğe, ilişkide yaşanan sıcaklığa, büyük oranda duygulara işaret eder. Tutku; aşka yol açan dürtüleri, fiziksel çekicilik ve cinsel doyuruculuğu, çoğunlukla güdüleri içermektedir. Ayrıca, kendine saygı, birlikte olma, boyun eğme ve kendini gerçekleştirmeye işaret eder. Tutku yakın ilişki gelişince ortaya çıkabilir. Karar / yükümlülük boyutu ise büyük oranda bilişsel öğelere bağlı olup, kısa vadede bir diğerini sevme kararı ve uzun vadede o sevgiyi sürdürme yükümlülüğünü, sorumluluğunu içermektedir. Evlilik kurumu yükümlülüğün resmileşmesini temsil eder. Bu bileşen, zor durumlarda geçinip gitmeye ve hoş geçen zamanlara dönüşe yaramaktadır.
Cengiz TÜRKMEN
Dr.Uzm.Psikolog
Çocuk-Yetişkin ve Evlilik Terapisti
Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"Evde ve Evlilikte Günah Keçisi Olmak" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Psk.Cengiz TÜRKMEN'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Psk.Cengiz TÜRKMEN'in izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     Beğenin    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Psk.Cengiz TÜRKMEN'in Makaleleri
► Olmak, Sahip Olmak ve Anlam Sistemi Psk.Emir Emre DOĞAN
► Hep Birlikte Evde Psk.Beria TOPTAŞ
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 19,329 uzman makalesi arasında 'Evde ve Evlilikte Günah Keçisi Olmak' başlığıyla benzeşen toplam 34 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
► Sağlıklı Boşanma Mayıs 2014
► Boşanma Salgını Kasım 2013
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


19:03
Top