2007'den Bugüne 89,675 Tavsiye, 27,648 Uzman ve 19,669 Bilimsel Makale
Site İçi Arama
Yeni Tavsiye Ekleyin!



Var Olma Çabası Olarak “futbol”
MAKALE #12463 © Yazan Uzm.Psk.Rüveyda ÇELENK YILMAZ | Yayın Nisan 2014 | 5,013 Okuyucu
2002 Dünya Kupası’nda Türkiye-Brezilya karşılaşmasını ne duygularla izlediğimi hatırlıyorum... İçimde anlatılması güç bir heyecan, dilimde Türkiye’nin kazanması için dua, sanki Türkiye herhangi bir spor müsabakasında değil de savaşta gibi… Okullarda dersler işlenmiyor, iş yerlerinde çalışmalara ara veriliyor, Türk halkı olağanüstü hal ilan edilmişçesine ekran başına kilitlenip maç izliyordu. Bu bana Kurtuluş Savaşı yıllarında Anadolu’nun her köşesinde insanların bir araya toplanıp ajanstan cephe haberleri dinlemesini andırmıştı.
Benzer duyguları 2008 yılında Avrupa Şampiyonası’nda da hissettiğimi anımsıyorum. Ekranda Türkiye-Hırvatistan müsabakası var, 1-0 gerideyiz ve son dakikalar. Akın akın rakip kaleye gidiyoruz. Karmakarışık duygular içerisindeyim ve bir anda topu rakip kalenin içinde görüyorum. O an aklımdan geçen ilk şey Türk olmaktan gurur duyduğum. Maçı benimle izleyenlerin tezahüratlarına, yüz ifadelerine ve yorumlarına bakılırsa onların da benden bir farkı yok. Sanırsın ki Kosova Savaşı’nda Hırvatlarla çarpışıyoruz.
Buna benzer bir duyguya Sırbistan’ın Boşnak bölgesi Novi Pazar’da şahit oldum. Ziyaret için gittiğimiz Novi Pazar’da Boşnak dostlarımıza “Size ne getirelim?” diye sorduğumuzda cevapları “Fenerbahçe forması” olmuştu. Hatta Türkiye-Sırbistan karşılaşmasında Boşnak halkın çoğunluğu Türkiye lehine tezahürat yaptığı için bölgede olaylar çıkmıştı. Onların çabası herhangi bir futbol takımını destelemekten ziyade kendi varlıklarını ispat etme çabası gibiydi. Adeta Fenerbahçe maç esnasında zaman makinesine giriyor ve Boşnakları koruyan Osmanlı Fenerbahçe’de vücut buluyordu…
Bütün bunlara bazı futbol belgesellerini izleyene kadar bir anlam verememiştim. Çünkü o zamana kadar Fenerbahçe’nin İstanbul işgal kuvvetleri altındayken işgal kuvvetlerinin takımlarını yendiğini ve halkın futbolcuları kutsallaştıracak kadar yoğun duygular yaşadığını bilmiyordum. Galatasaray adının takımın ilk maçında Rum takımını 2-0 yendikten sonra taraftarların futbolculara "Galata Sarayı efendileri" diye seslendikleri için konulduğunu bilmiyordum. O anda anladım, benim Dünya Kupası’nda Türk takımını izlerken hissettiğim duygu, aslında yıllar önce İstanbul işgal kuvvetleri denetimindeyken korkuyla takımının yenmesini bekleyerek onunla avunan atalarımın hissettiklerinin aynısıydı. Artık savaş yoktu, işgal yoktu ama futbol ile Türklerin var olma çabası süreç içerisinde öyle iç içe geçmiş durumdaydı ki artık nesilden nesle aktarılıyordu. Yani genç nesil geçmiş nesillerle aynı şeyleri yaşamıyor olsa da hissettiği duygular aynıydı. Futbol izleyen büyüklerimizi model alan, medya ve sosyal çevreden etkilenen bizler aynı duygu yumağına gömüldük.
Futbol, Osmanlı’nın son dönemlerinde ve İstanbul işgal altındayken halkın yoğun korku ve aşağılanmışlık duyguları ile baş etmesi için çok etkili bir araçtı ve insanların varlıklarını ispatlama ihtiyaçlarına cevap veriyordu. Futbol takımları da işgal kuvvetlerinin takımlarına karşı aldığı galibiyetlerle halkın moralini yüksek tutmaya çalışıyordu. Gerçek savaş arenasında sıkışmış ve yenilmiş hisseden insanlar, böyle müsabakalarla kimliklerini güçlü ve bütün hissediyordu. Futbol sahası bir süre için savaş alanı, futbolcular ise kahraman haline dönüşüyordu. Öyle ki bazı maçlar kazanıldıktan sonra futbolcuların İstanbul’da bir yerden bir yere gitmeleri için araç kullanmalarına gerek kalmıyordu zira omuzlarda çok uzun mesafelerde taşınıyorlardı. Gazeteler ise galibiyetleri “Türk’ün zaferi” olarak veriyordu.
Sonuç itibariyle futbol, Osmanlı Devleti’nin sonu ve Türkiye Cumhuriyeti’nin başında insanımızın yaşadığı korku, değersizlik ve aşağılanmışlık duyguları ile baş etmesinde etkili oldu. O zamanki yıllarda futbol, halkımız için birleştirici ve yapıcı bir güç olup grup kimliğimizi korumamıza ve varlığımızı hem hissedip hem de hissettirmemize vesile oldu. Aynı zamanda modern futbola, ulusal bakış açımızın temelini oluşturdu. Bugünün Türkiye’sinde oynanan futbol için de benzer duyguları hissetsek bile ne yazık ki bugünün futbolunun ulusal lig içerisinde eskisi gibi birleştirici ve yapıcı olduğunu söylemek güç… Uluslararası arenada bizleri birleştiren duygular, ulusal arenada bizleri cepheleştiriyor.
Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"Var Olma Çabası Olarak “futbol”" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Uzm.Psk.Rüveyda ÇELENK YILMAZ'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Uzm.Psk.Rüveyda ÇELENK YILMAZ'ın izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     5 Beğeni    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Yazan Uzman
Rüveyda ÇELENK YILMAZ Fotoğraf
Uzm.Psk.Rüveyda ÇELENK YILMAZ
İstanbul (Online hizmet de veriyor)
Uzman Klinik Psikolog
Uzm Klinik Psikolog, Psikoterapist, Somatik Deneyimleme Uygulayıcısı, Emdr Terapist, Bütüncül Psk
TavsiyeEdiyorum.com Üyesi140 kez tavsiye edildiİş Adresi Kayıtlı
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Uzm.Psk.Rüveyda ÇELENK YILMAZ'ın Yazıları
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 19,669 uzman makalesi arasında 'Var Olma Çabası Olarak “futbol”' başlığıyla benzeşen toplam 32 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
► Sevmek Üzerine Ekim 2018
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


01:31
Top