2007'den Bugüne 87,394 Tavsiye, 27,082 Uzman ve 19,333 Bilimsel Makale
Site İçi Arama
Yeni Tavsiye Ekleyin!




Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Davranış Bozuklukları: Yalan Söyleme / Kardeş Kıskançlığı
MAKALE #12864 © Yazan Emine ERASLAN | Yayın Temmuz 2014 | 4,412 Okuyucu
Çocuk yalana neden başvurur?

Yalan herkesçe ayıplanan bir davranıştır. Ama anne-baba çocuğun hayal gücüyle yalanı birbirinden ayırmalıdır. 3-5 yaş arasındaki çocukların hayal güçleri çok zengindir. Hayali olaylar, hikâyeler, masallar anlatırlar.


Anlattıkları şeylere kendileri de inanırlar. Hatta bazı çocukların hayali arkadaşları bile vardır. Anne-baba bu durumu tam doğru değerlendiremezse, çocuğun yalan söylediğini sanarak paniğe kapılır. Çocuğu yalana yetişkinlerin çelişkili tutumu iter. Çocuklar yalana çok duyarlıdırlar. Anne veya baba kendi yalanına çocuğu ortak etmemelidir. Çocuk bu tür yalanları anne-baba-ya karşı kullanır. Çocuk sık sık yalan söylüyorsa bu önemli bir durumdur. Anne, baba ile çocuk arasındaki güven sarsılmış demektir.


Çocuk, anne- babanın beklentileri kendi gücünü aştığında yada ceza korkusuyla yalana başvurabilir. Böyle durumlarda çocuğun yalan söyleme sıklığı ve dozu dikkate alınarak bir uzmandan yardım istenmelidir.



Çocukta yalan söylemeyi engelleme ve düzeltme:


Anne babalar ve eğitimciler, çocuğa “doğru” model olmalıdır. Çocuğun çevresindeki insanlar ne kadar dürüst olurlarsa, çocuk da o kadar dürüst olur.

Çocuk istenmeyen bir davranışta bulunduğunda, onu cezalandırmak yerine ; onunla yaptığı bu davranış hakkında konuşma yolu seçilmelidir. Kızıp bağırmak ve cezalandırmak, çocuğu korkutur ve çocuk her korktuğunda yalana baş vurur.
Anne baba ve eğitimciler, çocuklara ilişkin beklentilerinde “gerçekçi” olmalıdır.
Çocuğu baskı altına almak ve tehdit etmek onun yalan söylemesine neden olur.
Anne babalar, çocuklarıyla onların istek, ihtiyaç ve hayallerini paylaşmalıdır. Onlara bu istekleri doğrultusunda destek vereceklerini hissettirmelidir.

Anne babalar, çocuklarını başka çocuklarla kıyaslamamalıdır. Çocuk,kı-yaslandığı çocuğa benzemek için yalan söylemeyi seçer.

Anne babalar çocukların zihinsel, bedensel, duyusal ve psiko – sosyal gelişimlerini “doğru” gözlemlemelidir. Bu gözlemler doğru yapıldığı ve çocuğun bu gelişimleri doğru izlendiği sürece, anne- baba çocuklarıyla yeterli derecede çocuğu geliştirici iletişimler geliştirebileceklerdir.

Çocukta yalan söyleme davranışının altında da, anne ,baba, çocuk arasındaki iletişimin zayıflığı ve kopukluğu yatar. Çocukla kurulan iletişimin, hangi konuda olursa olsun önemi çok büyük. Tabi anne babaların model olan davranışları da…




Çocuk kardeşini neden kıskanır?


Kıskançlık insanoğlunun en doğal duygularından biridir. Kardeşi olacağını bilen çocuk hemen annenin sevgisini kaybedeceği korkusuna kapılır.


Önceleri sakin olan çocuk bebeğin kalıcı olduğunu anlayınca hırçınlıklara başlar. Bebek gibi emekler, bebek gibi konuşur, tuvalet eğitimini tamamladığı halde altına yapmaya başlar. Bu hareketle ilgiyi üzerine çekmeye çalışır. Bazı çocuklar kıskançlıklarını doğrudan açığa vurmaz, hatta kardeşlerine aşırı düşkünlük gösterirler. Çocuk kıskançlığını dışa vurursa annesinin sevgisini kaybedeceğinden korkar. Bu çocuklar bebeği ağlatırcasına öperler ya da “kaza” ile yere düşürürler.


Anne, kardeş kıskançlığının çok doğal olduğunu bilerek çocuğuna sevgisinin ortadan kalkmayacağını gösterirse, çocuk rahatlayacaktır. Bu konuda çocuğa zaman tanınmalıdır. “Kardeşimi sevmiyorum” diyen çocuğu ayıplamak yerine ona hak verip ” beni de yoruyor, benim de kızdığım zamanlar oluyor” denirse bu tavır çocuğu şaşırtır ve rahatlatır. Sözler davranışlarla desteklenmelidir. Anne, bebekle olmadığında çocuğunu kucağına alıp onunla oynamalıdır. Evdekiler çocuğun yanında bebeğe aşırı sevgi gösterilerinde bulunmamalıdırlar. Anne- baba ile yatan çocuğun bebek doğduğunda odasını hemen ayırmak sakıncalıdır. Oda ayırmak bebek doğmadan önce yapılmalıdır. Bir başka yanlış tutum da bebek doğar doğmaz ilk çocuğun anaokuluna gönderilmesidir. Bu da bebek doğmadan önce yapılabilirse çok daha yararlı olur. Anne bebek ile rahat rahat uğraşabilmek için çocuğu büyükanneye bırakmamalıdır.


Çocuklar büyüdüklerinde, kardeş kavgaları çıktığında en doğru yol anne-babanın araya girmemesi, sorunlarını çocukların kendi aralarında çözümlemeleri gerektiğini anlatmalarıdır.



Kıskançlığı aşırı boyutlarda olan çocuklar:


Uyku düzenleri bozulur. Geceleri uyanarak, annelerin yanında yatmak isterler. Korkularını, rüya gördüklerini, çişlerinin geldiğini bahane ederek anne – babalarını rahatsız ederler.

Bebeksi davranışlarına geri dönerler. Çocuk, bebek kardeşi gibi, altını ıslatmaya başlar. Kimi çocuk parmak emer. Kimi çocuk ise, annesinin memesinden süt içmeye başlar.
Gün ve gece içinde huzursuz ve sinirlidir. Olur olmaz şeylere ağlarlar ve sakinleşmekte zorluk çekerler.
Kendi huzursuzluklarını çevrelerine de yansıtırlar.
Önceleri anne- babasından hiç istemediği şeyleri istemeye başlarlar. ” Beni tuvalete götür”, ” Yemeğimi annem yedirsin”. Gibi.
Yeni doğan kardeşlerini izlerler. Yalnız yakaladıkları an canlarını yakmaya başlarlar.
Annelerinin bebekle ilgilenmesini engellemek için ellerinden geleni yaparlar.
Fiziksel bir hastalıkları olmadığı halde, karınları ağrır ,hatta bazı çocukların ateşi çıkar. Çocuk mutsuz ve tedirgindir.
Sık sık kardeşlerine olan öfkelerini dile getirirler. “Ondan nefret ediyorum”, Ne zaman gidecek? gibi sözler söylerler.


Anne-babalar, çocuklarının ileride böyle mutsuzluklar yaşamaması için, bazı önlemler almalıdırlar:


Herşeyden önce, “çocuktur, kıskanır” gibi bir yaklaşım, anne-babalan yanıltır. Anne-babalar, çocuklarındaki kıskançlığın duyumsamasının boyutlarını iyi gözlemlemelidir.


Eğer çocuğun kardeşi olacaksa, bebek daha doğmadan çocuğa anlayabileceği bir dille kardeşinin doğacağı anlatılmalıdır. Kardeşinin doğmasının, onun sevilmeyeceği anlamına gelmediği, onu her zaman çok sevecekleri söylenmelidir.

Yeni bebek doğmadan önce, anne-baba çocuklarına küçük bir bebeğin nasıl olduğunu, bir zamanlar kendisinin de böyle küçücük ve bakıma muhtaç olduğunu anlamalıdır. Böylece çocuk, kardeşi doğduğu zaman, bazı şeylere psikolojik olarak hazırlıklı olur.
Yeni bebek doğmadan önce, çocuğa birkaç eğlenceli sorumluluk verilmelidir: “Kardeşin doğduğunda sen onu oyuncaklarınla oynatırsın”, “İstersen, altını değiştirirken sen de bana yardım edersin”, ” küçük bebeği birlikte yıkarız” vb. Bu tip telkinler, çocukta dışlanmayacağı ve paylaşacak çok şey olduğunu hissini uyandırır.

Aşırı sevilen ve korunan çocuklar, kardeşleri doğduğu zaman büyük bocalamalar yaşayabilir. Bu yüzden anne-babalar çocuklarına sık sık, kardeşleri doğarsa bile, onu daima seveceklerini söylemelidir. Sevginin ve korumanın da aşırısının, çocuğu şaşırtabileceğini hatırlamakta fayda var.


Anne-babalar yeni bebek doğmadan önce ve sonra, çevredeki kişileri uyarmalıdır. Bu uyarılar çok önemlidir. Anneanne-babaanne-dedeler, komşu ve arkadaşlar sık sık şöyle konuşmaları yapabilirler: ” Kardeşin doğdu, pabucun dama atıldı”.

Anne-babalar, çocuklarının giysilerini onlara belli ederek, yeni doğan bebeğe vermemelidir. Çocuğun bir zamanlar kendine ait olan ve sevdiği bir şeyin, şimdi kardeşine verilmesi, ikinci plana atıldığı hissini duyumsamasına neden olabilir.
Anne-babalar, çocukların yanında, bir diğerini övmemeli, kıyaslamamalı-dır. Çocuk, kardeşini kıskanabileceği gibi, kardeş de ağabeyini ya da ablasını kıskanabilir.

Bazı ailelerde ” Sen artık abla olacaksın” ya da “Sen artık ablasın” tarzında yüklemeler vardır. Bu yüklemelerden kaçınmak gerekir. Sonuçta, abla ya da ağabey olan üç- dört yaşlarında bir çocuk. Hala gelişim dönemlerini tamamlamaya çalışan, hala yaşama uyum gösterme çabası veren minik bir çocuktur. Çocukları hemen büyütmeyelim. Bırakalım çocukluklarını doya doya yaşasınlar.

Çocuğun paylaşmayı öğrenmesi için, mutlaka kardeşi olması gerekmez. Hayat bir paylaşmadır. Çocuk paylaşmayı ne kadar erken olarak ve kendi deneyimleriyle öğrenirse, o kadar mutlu olur.

Anne-babalar kendi kıskançlık krizlerini çocuklarına fark ettirmemeye dikkat etmelidir. Unutulmamalıdır ki, çocuk model alır ve taklit eder. Eşi tarafından aşırı derece kıskanılan bir kadının oğlu, zaman gelir babasının yaptıklarını annesine yapar. (Mini etek giyme, fazla makyaj yapma gibi)


Prof. Dr. Meral Özmen | Uzm. Ped. Emine Eraslan
Annelere Öğütler | Prof. Dr. Ömer Devecioğlu | İstanbul Tıp Kitabevi 2008 | Sayfa 86 – 102
Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"Davranış Bozuklukları: Yalan Söyleme / Kardeş Kıskançlığı" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Emine ERASLAN'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Emine ERASLAN'ın izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     Beğenin    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Yazan Uzman
Emine ERASLAN Fotoğraf
Emine ERASLAN
İstanbul
Pedagog
TavsiyeEdiyorum.com Üyesi2 kez tavsiye edildiİş Adresi Kayıtlı
Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Emine ERASLAN'ın Yazıları
► Çocuklarda Yalan Söyleme Davranışı Psk.Gökçe NUHPAŞAOĞLU KAYALAR
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 19,333 uzman makalesi arasında 'Davranış Bozuklukları: Yalan Söyleme / Kardeş Kıskançlığı' başlığıyla benzeşen toplam 16 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


23:24
Top