2007'den Bugüne 90,319 Tavsiye, 27,791 Uzman ve 19,732 Bilimsel Makale
Site İçi Arama
Yeni Tavsiye Ekleyin!




Cinsel Kimlik Bozukluğu ve Tartışmaları
MAKALE #13227 © Yazan Psk.Nihan DİKME | Yayın Eylül 2014 | 8,668 Okuyucu
CİNSEL KİMLİK BOZUKLUĞU VE TARTIŞMALARI

Son yıllarda eşcinsel (lezbiyen/gey), biseksüel ve transseksüel bireylere (bundan sonra ‘lgbt bireyler’ olarak anılacaktır) lgbt (lezbiyen, gey, biseksüel, transseksüel) yönelik toplumda bir merak ve yönelim artışı olmuştur. Ergenlik döneminde ve çocuklarda da kendini gösteren cinsel kimlik bozukluğu ya da farklı yönde gelişen cinsel eğilimler olarak adlandırılan olguları anlamaya yönelik araştırmalar da artış olduğu görülmüştür. Farklı yönde cinsel eğilim göstermenin nedenlerine ilişkin çeşitli kuramlar öne sürülmektedir. Erikson “kimlik” terimini bireyin, çocukluktan getirdiği önemli özdeşimleri, aynılık, süreklilik, benzersizlik özellikleriyle ergenlik döneminde bütünleştiren en üst düzeydeki ruhsal yapılanması olarak tanımlar (Odağ ve Bildik, 2002). Bahsedilen en üst düzeye ulaşabilmek için kişinin cinsel kimlik gelişimini de tamamlaması gerekir. Cinsel kimlik gelişiminde anne baba tutumlarının, ödİpal dönem yaşantıları, dinsel inanç, hukuk sistemi gibi sosyo-kültürel etkenlerin, kişinin bilişsel süreçlerinin ve biyolojik etmenlerin rol oynadığı düşünülmektedir (Gander ve Gardiner, 2007).
Cinsel kimlik bozukluğu (CKB) bireyin karşı cinsten olmayı çok istemesi ve/veya karşı cins davranışları sergilemesi ile karakterize bir durumdur. Cinsel kimlik bozuklukları ve ilişkili olduğu süreçlerden bahsetmeden önce araştırmalarda ve kuramlarda kullanılan terimleri tanımlamanın faydası olacaktır. Erkeklik ve kadınlığın tüm bileşenlerin birbiriyle uyumunun göstergeleri “cinsiyet” ile ifade edilir (Zucker ve Cohen-Kettenis, 2008). Genler, kromozomlar, üremeye yardımcı bileşenler ve genital uzuvlar ise biyolojik cinsiyetimizi belirlemeye yarayan özelliklerdir (Güneş, 2010). Cinsel kimlik ise bireyin kadın ya da erkeklik durumunu ile yaptığı özdeşim sonucu algısına dayanan öznel bir yapılanmadır. Bu yapılanmanın yansımalarını psiko-sosyal, davranışsal ve bilişsel alanlarda görebiliriz. Her kültürde, toplumun yapısın bağlı olarak gelişmiş erkek ve kadına yönelik davranış kalıpları mevcuttur. Belli başlı bazı yeteneklerin, ilgi alanlarının, bir durum karşısında alınan tavırların ya da verilen tepkilerin toplum ve kültürler tarafından belirli cinsiyetlere atfedilmesi, cins rolü kapsamına girer (Möller ve ark. 2009). Bireyin hangi eşten cinsel uyaran algıladığı ve buna olan yanıtı cinsel yönelimini belirler. Bu yönelim duygusal, romantik veya cinsel açıdan karşı cinse karşı ise heteroseksüellik, kendi cinsine ilgi duyma homoseksüellik/eşcinsellik, her ikicinse karşı ilgi duyma biseksüellik olarak adlandırılır (Zucker, 1997). Eşcinsellik litaretürde, yaygın olarak, kadın için bahsedilecekse “lezbiyen”, erkek için bahsedilecekse “gey” terimi ile kullanılmaktadır. Kişinin cinsel yönelimini, biseksüel, homoseksüel ya da heteroseksüel terimlerinden herhangi biri ile tanımlaması ise cinsel kimliğini gösterir Çift cinsiyetlilik, yani kişinin bir vücutta hem erkek hem kadın organını taşıması “hermafrodit” olarak adlandırılır (Odağ ve Bildik, 2002).
Cinsiyete dair ilk algı doğumda çocuğun cinsiyetinin ilan edilmesiyle gerçekleşir fakat çocuğun kendine ait cinsiyet algısının yapılanması çok daha karmaşık bir süreçtir. Doğumdan 6 ay sonra başlayan cinsiyet yapılanmasında bireyin cinsiyetinin kendinin değişmez bir parçası olduğunun yerleşmesi Kohleberg’in bilişsel-gelişimsel kuramına göre somut işlemsel döneme geçişiyle gerçekleşir (Gander ve Gardiner, 2007).
Coates (2006) çocuğun cins kimliği gelişimini şöyle tarif eder:
“Çocuğun cins kimliğini yapılandırması yavaş ve kademeli bir süreçtir. Bu
süreç derinde, çocuğun bağlanma ilişkilerinden köken almaktadır ve o
nedenledir ki sözü edilen ilişkilerin tarihini ve kuşaklar arası olanları da dahil
çatışmalarını yansıtacaktır.”
CKB kız çocuklarında daha yağın olarak görülmekle beraber erkek çocuklarında kliniğe başvurma oranı daha fazladır. Buda bize kültürel ve psiko-sosyal etkenlerin önemini göstermektedir. Bu sandığımızdan daha fazla görülen karşı cinsten olmayı isteme davranışının tanısı, bir bozukluk olup olmadığı ve tedavisi hakkında çok fazla tartışma yaşanmaktadır.
Lgbt bireylere yönelik önyargı ve ayrımcılık, günümüz toplumları içerisindeki önemli sorunlar olarak ortada durmaktadırlar. Bunun en yaygın örneği, homofobi olgusunda karşımıza çıkmaktadır. Homofobi, genel olarak, eşcinsellik, biseksüellik ve transseksüellik gibi farklı cinsel yönelimleri veya kimlikleri bulunan insanlara yönelik olumsuz duygular, tutumlar ve/veya davranışlar olarak tanımlanmaktadır (Budak, 2003). Homofobinin kendiliğinden kişisel bir özellik olarak değil, belirli bir sosyal-kültürel bağlam içinde oluştuğu söylenebilir. Lgbt bireyleri toplumlar tarafından düzeyleri değişkenlik göstermekle birlikte sözlü ya da fiziksel şiddete, dışlanmaya, ötekileştirmeye, dışlanmaya ve görmezden gelinmeye maruz kalmaktadır. Bu çalışmada, çocuklarda cinsel kimlik gelişiminin normal özelliklerinin, cinsel kimlik gelişimi ve cinsel rol davranışlarını belirleyen psiko-sosyal ve psikodinamik değişkenlerin, CKB klinik özelliklerinin, tanı karmaşası ve etik sorunların, tanı ve tedavi acısından yaşanan tartışmaların gözden geçirilerek lgbt bireylerinin anlaşılması ve bu bireylerle tanışıklık düzeyimizin arttırılması amaçlanmıştır.

TARTIŞMA

Amerikan Psikiyatri Birliği 1973 yılında DSM-III tanı sınıflandırmasından ‘homosekhomoseksualite tanı kategorisini çıkartmıştır ve homoseksualite bir psikiyatrik
hastalık olarak ele alınmamaya başlanmıştır. Son yıllarda benzer şekilde çocuklarda CKB’nin psikiyatrik bir hastalık olmadığı tartışmaları başlanmıştır. Psikiyatrik tanı sınıflandırma sistemlerinden çıkartılması gerekliliği savunulmaktadır. CKB’nin psikiyatrik bir hastalık olmadığını savunanların şu nedenleri göstermektedir:
• CKB cinsel davranışın normal bir çeşitlenmesidir.
• CKB tanısı konan çocuklar bu durumları ile ilgili herhangi sıkıntı yaşamamaktalar ve bu durum herhangi bir işlev kay bına neden olmamaktadır. Eğer bir sıkıntı ya da işlev kaybı yaşanıyorsa bunun sebebi durumun kendisinden değil sosyal olarak kabul edilmemesinden ötürüdür.
• Çocukluktaki CKB tanısı yetişkinlik dönemindeki homoseksüel cinsel yönelimin bir yordayıcısı olduğuna göre ve homoseksüalite psikiyatrik bir bozukluk olarak kabul edilmediğine göre bu tanının tanı sınıflandırma sistemlerinde yer alması sadece homoseksüalitenin psikiyatrik bir bozukluk olduğuna vurgu yapmak içindir
(Zucker 2005, Zucker ve Spitzer 2006).
Psikiyatrik belirtiler ile bozukluk arasındaki birleşme noktasını belirlemek çoğunlukla karmaşık ve güçtür. Örneğin kişilik özellikleri ile kişilik bozuklukları arasındaki birleşme noktasını gibi. Karşı cinsiyet davranışı gösteren çocuklarla belirgin cinsel kimlik sorunu yaşayan çocuklar arasındaki benzer noktaların olması durumu da tartışmaya neden olmaktadır (Özsungur, 2010).
Bir psikiyatrik bozukluğun hoşnutsuzluk ve işlev kaybı yaratıp yaratmadığının belirlenmesi de karışık ve güç bir durumdur. CKB olan bireylerde hoşnutsuzluk ve işlev kaybının rahatsızlığın doğasından kaynaklanmadığı sosyal ve çevresel faktörlerden ileri geldiği düşünülmektedir. Karşı cinsiyet davranışının sosyal çevre tarafından kabul görmesinin ya da etiketlenmesinin ortadan kaldırılmasının sıkıntıyı yok edeceği savunulmaktadır. Fakat bu güç durum yalnızca çocuklarda ve ergenlerde CKB açısından değil tüm psikiyatrik bozukluklar açısından geçerlidir. Bir örnekle açıklamak gerekirse ayrılık kaygısı bozukluğu olan bir çocuğun bağlanma nesnesinden ayrılmadığı sürece bir zorluk ve hoşnutsuzluk yaşamayacaklardır. Bu nedenlerden ötürü cinsiyet davranışları ve cinsel yönelimlerin cinsel gelişimin farklı bir görünümü olduğunu ve işlev kaybına neden olmadığını tartışmak zor olmaktadır. Sonuç olarak çocuğun ya da ergenin kendi bedenine yabancılaşması, biyolojik cinsiyet ile psikolojik cinsiyet arasındaki ayrımın sıkıntı yaratıyor olması doğaldır (Zucker 2005).
Sürekli ve yineleyici şekilde farklı cinsiyet davranışları gösteren bir çocuğa sahip olmak, hem ebeveynler hem de çocuk için huzursuzluk ve stres kaynağı olmaktadır. Bu çocuklar ya da ergenler yaşıtları ve yetişkinler merak edilip ilgi çekmekte ya da alay edilmektedirler. Etiketleme, dışlanma, aşağılanma, sözlü ya da fiziksel şiddet ve ötekileştirmeye maruz kalmaktadır ve bu durum diğer psikiyatrik bozukluklara da neden olabilmektedir. Bu bireylerin aileleri de etiketlenmekte ve benzer çatışmalı durumlara maruz kalabilmektedir. CKB toplumda çok nadir görülen ancak diğer psikopatolojilerin eşlik etme riskinin yüksek olduğu bir bozukluktur. Olgu sayısının bu denli az oluşu, araştırmacıların önündeki en önemli engellerden birisini teşkil etmektedir.
Son yıllarda klinik olarak tercih edilen ve öne çıkan yöntemler arasında; çocukluk dönemindeki müdahalenin tedavi edici olduğunu, uyumu sağlamak amacı ile oyun terapisi, bireysel ya da aile terapilerinin uygulanması gerektiğini düşünen psikoteropotik yaklaşımlar, CKB’nin etkin bir tedavisi olmadığını düşünenler tarafından bir müdahale yapılmadan çocukların izlenmesi gerektiği, çocukluk döneminde karşı cinsiyet davranışı göstermenin doğal bir cinsel gelişim özelliği olduğunu okul öncesi ve okul çağında desteklenmesi gerektiğini düşünenler vardır (Zucker 2008).
Bu tedavi yaklaşımlarının altında yatan kavramlar psikanalitik, biyolojik, psiko-sosyal gelişimsel ve felsefik düşüncelere dayandırılmaktadır. Son yıllarda kullanılmaya başlanan puberte bloke edici hormon tedavisi de tartışmalı konulardan biridir. Ergenlik döneminin gelişimsel özelliklerine baktığımızda karmaşık ve çalkantılı bir gelişimsel dönem olduğu ve ergenin kendi biyolojik cinsiyetine özgü hormonları ile yüzleşmeden bu tur kararların alındığı durumlarda cinsel kimliğin doğal gelişimini engelleme riski de olacaktır. Ayrıca bu tur hormon tedavilerinin gelişen beyin ve kemik yapısı üzerine etkilerinin de bilinmediği unutulmamalıdır.
Lgbt bireyleri toplumlar tarafından düzeyleri değişkenlik göstermekle birlikte sözlü ya da fiziksel şiddete, dışlanmaya, ötekileştirmeye ve görmezden gelinmeye maruz kalmaktadır. Bu sebeplerden ötürü kendilerini dışa vuramamakta ve içlerinde yaşadıkları sıkıntıları dile getirmede ve tedaviye başvurmada dahi zorlanmaktadırlar. Farklı yönde gelişen cinsel kimliklerinin her bir birey için aile dinamikleri, sosyal ve psikolojik açıdan özgün bir yapıya sahiptir. Heteroseksüel olmayan bireylerle tanışıklığımızın artmasının olumsuz ön yargılarımızı kıracak, olumlu tanımlamalar ve değerlendirmelere katkı sağlayacaktır. Yaşadıkları durum, sevgi, şefkat, anlaşılabilme yakınlık ve ilgi gerektirmektedir. Bu doğrultuda bu bireylere ve bu bireylerle yaşayan kişilere, bu eğilimlerin biyolojik, psikososyal, yanları olduğunu bilgilendirmek üzere aile seminerleri düzenlenebilir. Yaşadıkları konusunda yalnız olmadıklarını hissetmeleri için hem ailelerine hem de lgbt bireylerine grup terapileri yapılabilir. Çocuk sahibi olan ailelere çocukları henüz bebekken cinsel eğitimler, aile seminerleri düzenlenebilir. Çocukların gelişimsel özellikleri ve karşılaşabilecekleri durumlar hakkında bilgi edindirilebilir. Ana-baba okulu seminerleri ile toplumda bir bilinçlenme sağlanabilir. Lgbt bireyleri ile olumlu sosyal ilişkilerde bulunmak, bu bireyler için anlaşılma ve yakınlık ihtiyacının giderilmesine yardımcı olacak, durumlarını dile getirme cesareti verecek, çevre için bir farkındalık yaratacak ve toplumda lgbt bireylerine yönelik tutumların olumlu yönde değişmesine katkı sağlayacaktır.
Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"Cinsel Kimlik Bozukluğu ve Tartışmaları" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Psk.Nihan DİKME'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Psk.Nihan DİKME'nin izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     Beğenin    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Yazan Uzman
Nihan DİKME Fotoğraf
Psk.Nihan DİKME
Bursa (Online hizmet de veriyor)
Psikolog
TavsiyeEdiyorum.com Üyesi10 kez tavsiye edildiİş Adresi Kayıtlı
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Psk.Nihan DİKME'nin Makaleleri
► Cinsel Kimlik Bozukluğu Psk.Nihan DİKME
► Cinsel Kimlik Bozukluğu Psk.Nihan DİKME
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 19,732 uzman makalesi arasında 'Cinsel Kimlik Bozukluğu ve Tartışmaları' başlığıyla benzeşen toplam 26 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
► Aşk Hakkında Herşey Şubat 2017
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


01:32
Top