2007'den Bugüne 89,675 Tavsiye, 27,648 Uzman ve 19,669 Bilimsel Makale
Site İçi Arama
Yeni Tavsiye Ekleyin!




Şişmanlığın Ölçüsü
MAKALE #1375 © Yazan Dyt.Seçil KENAR | Yayın Temmuz 2008 | 9,578 Okuyucu
Dünya Sağlık Örgütü (WHO) tarafından obezitenin tanımı “yediklerimizden alınan enerjinin vücudun harcanan enerjisinden daha fazla olduğu durumda vücutta sağlığı bozacak ölçüde yağ dokularında anormal veya aşırı miktarda yağ birikmesidir”

Dünyada en büyük sağlık problemleri arasında gösterilen obezitenin bir hastalık olduğu ve mutlaka tedavi edilmesi gerektiğinin altı çizilmiştir.

Genetik, metabolik, hormonal ve sinirsel birçok karmaşık sistem şişmanlığın oluşmasında rol oynar. Aile yapısı, beslenme alışkanlıkları, yaşam tarzı, psikolojik sorunlar bu karmaşık sistemin herhangi bir basamağında etkili olarak şişmanlığa giden yolu açar. Ayrıca soysa-kültürel faktörler, biyolojik faktörler, davranışsal faktörler, gıda çeşit alımının artması, kolaylaşması, alkol tüketiminin artması, teknolojinin ilerlemesi ile günlük enerji tüketiminin azalması- sedanter (hareketsiz) yaşam gibi bir çok faktörde obezite ve fazla kilonun her geçen gün artışına sebep olmaktadır.

Obezite tedavisinde ilk adım tanının konulmasıdır. En yaygın kullanılan yöntem BKI hesabıdır. Fakat burada kişilerin yağ, kas, su oranlarına bakılmadığı takdirde hata yapılabilmektedir. Özellikle bölgesel şişmanlıkta hata payı büyüktür.
1. BMI (Beden Kitle İndeksi) = Vücut ağırlığı (kg.) / boy² (m²)
BMI
Tanı
<19
zayıf
19-24.9
normal
25-29.9
fazla kilolu
30-39.9
şişman (obez)
>40
çok şişman (morbid obez)

2. Bel çevresi ölçümü: Erkeklerde 102 cm., kadınlarda 88 cm. üzeri riskli görülmektedir.

3. Vücut Analizi: Kullanılan en geçerli yöntemdir. Son yıllarda yaygın olarak kullanılan ve elektrik akımının yalıtkanlık ( elektrik vücutta yağ, kas dokularında farklı hızlarla iletilmektedir) hesabı ile vücudu beş ayrı bölgeye bölerek (kollar, bacaklar, gövde) yağ, kas, su yüzdelerini çıkarması ve yaşa, cinsiyete göre olması gereken değerlere göre değerlendirilmesi gerekmektedir. BKI’ ne göre normal kiloda olan kişilerin yağ yüzdeleri değerlendirildiğinde kas kitlelerinin düşük, yağ yüzdelerinin yüksek olduğu ve diyet tedavisi alması gerektiği karşılaştığımız sık durumlar arasındadır.

Türkiye’de obezitenin yaygınlığı; TEKHARF çalışması olarak Kardiyoloji Derneğince 1990 yılında başlatılan çalışmada 1990 yılında obezite prevalansı erkeklerde %9, kadınlarda %24 iken bu oran 1999 yılında erkeklerde %19, kadınlarda %38.8‘e kadar yükseldiği ve bu oranın hızla arttığı bilinmektedir.

DİYET TEDAVİSİ

Belirli zaman aralıklarında mutlaka yağ, kas, su yüzdelerimizin istenen sınırlar içinde olup olmadığını kontrol ettirmemiz gereklidir. Yağ yüzdesinde artış tespit edildiğinde yani obezite veya fazla kilo tanısı konulduktan sonra izlenecek yollar

1. DOKTORA DANIŞMA: Öncelikle çoğu zaman yapılan hatalardan birisi, kişilerin kendi başına ekmek ve unlu, yağlı gıdaları beslenmelerinden çıkarmak, az yemek ve öğün atlayarak, aç kalarak veya 5-6 gün süren şok diyetleri yaparak kısa sürede zayıflamaya çalışmaktır. Oysa ki obezitenin nedenleri arasında endokrinolojik ve hormonel bozukluklardan kaynaklanarak metabolizma hızının yavaşlaması veya vücut yağlanmasının artmasına sebep olabilecek bir çok hastalık vardır. Hormonel veya endokrinolojik bu problemleri çözmeden zayıflamaya çalışmak metabolizmanın bozulmasına ve bununla beraber bir çok sağlık problemine sebep olacaktır. Zayıflamaya başlamadan önce mutlaka doktora başvurularak kan tetkiklerinin yapılıp, uzman tarafından değerlendirilmesi gerekmektedir.

2. TANININ KONMASI VE HEDEF KİLO: Diyetisyen tarafından yapılan yağ, kas, su ölçümleri sonucunun değerlendirilerek, olması gerekilen ağırlık hedeflerinin konması, amaçların diyetisyen ve hasta tarafından karşılıklı olarak belirlenmesi gerekmektedir.

3. BESLENME ÖYKÜSÜ: Diyetisyen detaylı olarak kişiden beslenme öyküsü alacaktır. Diyet bireye özgüdür, herkesin yaşam tarzı, yemek saatleri, sevdiği, vazgeçemediği besinler farklıdır. Beslenme öyküsünün detaylı alınması beslenme alışkanlıklarında nerede hata yaptığımızı gösterecek ve daha sonrasında uygulanacak davranış değişikliği tedavisine ışık tutacaktır.

4. DİYET VE DAVRANIŞ DEĞİŞİKLİĞİ TEDAVİSİ: Bireye özgü olarak sağlıklı beslenme, besin grupları diyetisyen tarafından detaylı anlatılarak kişinin diyet profili oluşturulur. Ayrıca herkesin besin ihtiyacı ve günde harcadıkları enerji miktarı farklı olduğundan dolayı günlük tüketecekleri besin miktar ve çeşitleri de farklıdır. Bu farklılıklar kişiye açıklanarak, hangi besin grubundan ne miktarda tüketmesi gerektiği bireysel olarak anlatılmalıdır.
Öncelikle kişilerin beslenme ve yaşam tarzları çok önemlidir. Bana başvuran birçok kişi yoğun çalışmaktan dolayı yemek yemeğe fırsat bulamamaktan, çok sık davete katılmak zorunda kaldığından dolayı sağlıklı yemekler yiyememekten, geç uyuyabildiği için geç vakitlerde yemek yemek zorunda kaldığından, sık seyahat etmesinden dolayı yediklerine dikkat edememesinden, yeterli zaman ayıramadığından dolayı egzersiz yapamadığından ve bunlarında kilo almasına yol açtığını belirtmekteydiler. Bu durumlar sık karşılaştığımız durumlardır. Burada önemli olan doğru beslenmeyi, nerede ne kadar hangi besinden tüketmesi gerektiği kişiye gösterildikten sonra, pratik önerilerle kişinin sağlıklı beslenmesini kendi hayatına uygulamasının başarılmasıdır. Örneğin sabah düzenli kahvaltı edemeyen kişiye süt, yulaf ezmesi, ceviz, kuru kayısının karıştırılarak hazırlandığı veya domates konulmuş, yağsız kepekli bir tost veya 1 bardak süt ile bir meyvenin de güzel bir kahvaltı olduğu ve kişinin isteğine göre ayarlanabileceği, akşam davete giden kişinin gittiği restaurantta bir porsiyon ızgara et yanına bol salata ve kepekli ekmek tüketerek veya değişim listelerine göre diyetinde olanların yerine miktarlarına dikkat ederek istediği besini koyabileceğini göstermek, hem diyet yapmayı hem de kişinin uygun ortamına göre sıkılmadan zayıflamasını sağlayacaktır. Diyet liste demek değildir. Diyet doğru besinleri doğru zamanda ne kadar tüketmemiz gerektiğini bilmek ve bunu uzun süreli hayatımıza yaymak ve yaşam biçimi haline getirmektir. Burada kişilere hangi besinlerin hangi besin grubunda olduğu ve bireyin ihtiyaçlarına ve harcadığı günlük enerji miktarına göre diyet profili belirlenmelidir. Çok sık kullandığımız besin pramidi genel olarak besin gruplarını ve günlük besin grubu ihtiyaçlarımızı bize göstermektedir.

Bireyden aldığımız detaylı beslenme alışkanlıklarında yapılan hatalar kişiye açıklandıktan sonra amaç kişinin yaptığı beslenme yanlışlarını yavaş yavaş düzeltmek ve yerine sağlıklı beslenme alışkanlıklarını koymaktır. Burada kişiye nedenleri ile hataları açıklamak ve bunun düzeltilmesi için neler yapılacağının belirlenmesi gerekmektedir. Örneğin öğle yemeğini zaman bulamadığından atlayarak akşamüzeri kan şekeri düştüğü ve acıktığı için pasta veya kurabiye tüketen kişiye öneri olarak öğle yemeğinde çalışırkan bir kepekli tost yiyebileceği ve akşamüzeri de meyveli bir yoğurt veya meyve ile yapacağı ara öğün sonucunda hem kan şekeri düşmediğinden tatlı yemek istemeyeceği hem de metabolizma hızının azalmayacağı gösterilmelidir. Burada önemli olan kişinin yaşam biçimine göre sağlıklı ve alternatif besinlerin değerlendirilerek diyete konulmasıdır. Kişinin sağlıklı beslenme bilgisi ne kadar fazla ise kendi sağlıklı yaşam tarzını o kadar iyi oluşturacaktır. Bu bir süreçtir ve yeme alışkanlıkları belirli bir süre sonra doğru beslenme alışkanlıklarına dönüşecektir. Davranış değişikliklerini aşağıda ki gibi örnekleyebiliriz;

En sık yapılan hatalar
En sık yapılan hatalar şöyle sıralanabilir:
* Çok fazla ve hızlı yemek yemek,
* Lokmaları çiğnemeden yutmak,
* Öğün atlamak,
* Su içmemek ya da az içmek,
* Yemek yerken TV izlemek,
* Stresli durumlarda aşırı yemek yemek,
* Akşam yemeğinden sonra atıştırmaya devam etmek.
* Ara öğün tüketmemek
* şekerli besinler tüketmek
* Yağ içeriği yüksek besinler tüketmek

Davranış Değişikliği önerileri,

Yemekleri küçük lokmalar halinde ve iyice çiğneyerek tüketin,
Yemekleri mutfakta tabağınıza servis edip masaya getirin,
Yemek biter bitmez masadan kalkın,
Doyana kadar sebze yemeği ve sossuz hazırlanmış salata hakkınız olduğunu unutmayın.
Kızartmalardan ve hamur işlerinden mümkün olduğunca uzak durun,
Stresliyken buzdolabına saldırmayın!
Günde 3 ana ve 3 ara öğün tüketin; ara öğünlerinizi asla atlamayın
Su, sindirimi hızlandırıp, toksik maddelerin atımını sağlayacaktır. Günde en az 2 litre su içiniz.
Her lokmadan sonra çatalı ve tabağı bırakınız
Yemeği birkaç dakika bırakarak yanınızdakilerle konuşunuz.
Aralarda canınız yemek istediğinde birkaç dakika bekleyiniz. Bu sırada yeme isteği
gidebilir.

Masaya yemeği küçük tabakta getiriniz Aile bireyleri ile birlikte yiyorsanız önce onların tabaklarına servis yapınız, kendine az bırakınız.
Tabakta yemeğin yağlı kısmını bırakınız.
Evde canınız sıkıldıkça buzdolabı kapağını açma alışkanlığından vazgeçin,
Yemen gereken herhangi bir yiyeceği çok istiyorsan ye,fakat o yiyeceklerden aldığınız
kaloriyi yürüme veya başka aktiviteler ile harcamalısınız.

Özel bir olay nedeni ile(parti vs.)diyet dışındaki yiyeceklerden de ye,fakat ertesi günü
sadece sebze salatası ile geçiştir.

Gün aralarında yemek isteği duyduğunda su iç ve bekle. Açlık duygusu geçmiyorsa
enerjisi düşük sebze ve meyve (salatalık,havuç,marul vs) yenilebilir.

Satın alırken meyvelerin küçüklerinden seç,yediğini bir adetle sınırla.

5. TAKİP: Diyet profilinin belirlenmesinden sonra mutlaka kişinin belirli aralıklarda takip edilmesi gereklidir. Bu takip süresi kişiye göre belirlenmektedir. Örneğin bana kontrole 3 günde bir gelen hastalarım da var, 15 gün de bir takip ettiğimde, bu kişinin uyumuna, yaşam tarzına göre değişmektedir. Farklı görüşlerin aksine ben mutlaka yediklerin saatleri ve düşünceler ile birlikte not edilmesi taraftarıyım. Çünkü gün gün not edilmiş olduğu takdirde kişi düşüncelerini de yazıyor, bu da bir sonra ki hafta diyette ki değişikliklerin belirlenmesinde yardımcı olmaktadır. Örneğin notları okuduğumuzda akşamüzeri 1 meyve yediğinde çok acıkan kişiye ikinci bir ara öğün ekliyoruz. Bu da diyetin daha uygulanabilir olmasını sağlıyor. Burada diğer bir nokta da diyete uyma ve devam etmede diyetisyenin psikolojik yönü. Örneğin benim sürekli beslenme konusunda araştırma yapmış, bilgi düzeyi çok yüksek hastalarım var. Bu kişiler diyetlerini nasıl yapması gerektiğini biliyorlar fakat devam etmekte zorlanıyorlar, biz diyetisyen olarak bu noktada kişiye psikolojik destek veriyoruz. Diyetisyen sadece beslenme eğitimi veren kişi olarak değil, kişiyi denetleyen , yönlendiren ve psikolojik destek veren kişi olarak ta görev yapmaktadır.


Peki ideal zayıflama diyeti nasıl olmalıdır?"
*Diyete başlayacak kişi mutlaka bunu istemeli ve kendini hazırlamalıdır.
* Diyetisyen tarafından kişinin beslenme öyküsü, yaş, kilo, boy, fiziksel aktivite düzeyi ve vücut analizi incelenerek bireye özgü , alternatifler içeren dengeli ve yeterli bir beslenme programı hazırlanmalıdır.
* Bir sonraki öğünde çok acıkmayı ve kan şekerinin düşmesini engellemek açısında meyve, diyet bisküvi, küçük kepekli sandviç, ayran v.b ara öğün alternatiflerinin olduğu 3 ara öğün ve 3 ana öğünden oluşan dengeli bir beslenme programı olmalıdır. Unutmamak gerekir ki aç kalmak zayıflamak değildir.
* Gün içinde ne kadar aktif olursak olalım, haftada en az 3-4 kez spor yapmalıyız.
*Suyun vücut sağlığı üzerine bir çok yararı olduğunu biliyoruz. Günde 8-10 bardak su içmeye özen göstermeliyiz.
* Glisemik indeksi (kan şekerini hızla yükseltip düşürmeyen) düşük besinler tüketmeye özen gösterelim. Basit karbonhidrat dediğimiz şeker ve şekerli besinler yerine günlük karbonhidrat ihtiyacımızı hem daha tokluk veren, hem acıkmamızı geciktiren, hem de kansere karşı bizi koruyan lif (posa ) içeren kepekli ekmek, kepekli makarna,bulgur pilavı gibi lifli besinlerden karşılamalıyız.
*Yiyecekleri tüketirken ızgara, haşlama, buğulama türü yağ içeriği düşük besinler olmasına dikkat etmeliyiz.
*Şeker içeriği yüksek gıdalar yerine meyve tüketmek daha sağlıklıdır.


Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"Şişmanlığın Ölçüsü" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Dyt.Seçil KENAR'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Dyt.Seçil KENAR'ın izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     Beğenin    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Yazan Uzman
Seçil KENAR Fotoğraf
Dyt.Seçil KENAR
İstanbul
Diyetisyen
TavsiyeEdiyorum.com Üyesi7 kez tavsiye edildiİş Adresi Kayıtlı
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Dyt.Seçil KENAR'ın Makaleleri
► Şişmanlığın Abc'si Dyt.Turgay KÖSE
► Şişmanlığın Nedenleri Dyt.Gülşen LÜKEL
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 19,669 uzman makalesi arasında 'Şişmanlığın Ölçüsü' başlığıyla benzeşen toplam 8 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
► Şok Diyetler Temmuz 2008
► Meyve Diyetleri Temmuz 2008
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


01:38
Top