2007'den Bugüne 89,417 Tavsiye, 27,587 Uzman ve 19,641 Bilimsel Makale
Site İçi Arama
Yeni Tavsiye Ekleyin!




Bilişsel Terapi
MAKALE #14300 © Yazan Dr.Serhat İPEKÇİ | Yayın Mart 2015 | 3,034 Okuyucu
"OLAYLARI OLDUĞU GİBİ DEĞİL, OLDUĞUMUZ GİBİ GÖRÜRÜZ."

Pek çoğunuz "Şimdi bu da ne demek; bir olay olur ve olan şeyi görürüz; başka nasıl olabilir ki?" diyebilir. Gözümüzde şöyle bir olayı canlandıralım: Araba kullanıyorsunuz ve önünüzdeki araba hiç işaret vermeden aniden duruyor; siz çok sert bir frenle, güç bela mutlak bir kazayı son anda önlüyor ve öndekine santimler kala duruyorsunuz; başta siz olmak üzere arabanızdakiler de ciddi bir korku yaşıyor. Öndeki sürücünün ani durmasını şu şekilde yorumladığınızı varsayalım: "Bunu kasıtlı olarak, inat olsun diye yaptı." Bu durumda arabadan inmeniz, öndeki sürücü ile ciddi bir kavgaya tutuşmanız olasılık dahilindedir. Peki ya yorumunuz şu şekilde olursa: "Acemi bir sürücü galiba; belki de bu bölgenin yabancısı; aradığı adresi son anda gördü ve aniden durdu. İyi bir sürücüyüm de kazayı atlattık; gözü yoldan ayırmamak şart." Bu durumda ise kavgaya tutuşmanız beklenmez

Gördüğünüz gibi yaşanan olaylar aynı olsa da bizim bu olaylar karşısında ortaya çıkan duygumuzu ve ardından geliştirdiğimiz davranışı belirleyen olaylara getirdiğimiz yorumdur. Yorumlarımız haksızlığa uğradığımız yönünde olursa öfke duyarız. Yorumlarımız dış dünyanın tehlikeli, insanların güvenilmez olduğu yönünde olursa kendimizi endişeli, kaygılı, korkulu hissederiz. Geriye döndürülmesi mümkün olmayan kayıplar yaşadığımız şeklinde yorumlara ulaşırsak depresyon yaşayabiliriz. Bu yorumlara bizi ulaştıran düşüncelerimiz ise pek çok tuzağa düşmeye eğilim gösterir. Örneğin bazen kehanetlerde bulunuruz, geleceği görebildiğimizi düşünürüz. Elimizde hiçbir geçerli kanıt olmasa da, hatta tam aksi yönde kanıtlar bulunsa da geleceğin karanlık ve umutsuz olduğunu düşünebiliriz. Bazen genelleştiririz. En ufak bir başarısızlığı genele yayar ve "Zaten hiçbir şeyi beceremiyorum." deriz. Bazı durumlarda olayları kişiselleştirir ve sorumluluğu tümüyle kendi üstümüze alırız. Ofiste işler iyi gitmediğinde eleman eksikliğini, teknik yetersizlikleri, müdürün otorite boşluğunu, diğer çalışanların işi savsaklamasını gözardı edip "İşler benim yüzümden ters gidiyor." dememiz gibi. Bazen başarılarımızı görmezden geliriz. İyi eğitim almışızdır; iyi bir işimiz, dostluklarımız vardır ama biz "Bunda ne var ki; pek çok kişi de benim yaptıklarımı zorlanmadan yapabilirdi." der geçeriz. Ne ilginçtir ki bu tür düşünce tuzağına düşen pek çok kişi en ufak tökezlemeyi ise dağ gibi büyütme eğiliminde olur. "Yine çuvalladım, işleri berbat ettim; zaten hep de böyle oluyor; benim hayatım tümüyle bir fiyasko." sözleri bu kişilerden sıklıkla duyabileceğimiz sözlerdir. Bazılarımız karşısındakinin zihnini okuyabildiğini düşünür. "Bu patron benden hiç hoşlanmıyor; ne yapıp edip bir gün benim işime son verecek." düşüncesine bazen o kadar saplanıp kalırız ki, kötü sonu aslında kendimizin adım adım hazırladığını farketmeyiz bile. Bazıları "mükemmel" olma düşüncesine takılıp kalır; bir iş ya mükemmel olmalıdır ya da hiçbir şey ifade etmez. Yani varsa yoksa yüz puan; aksi halde sıfır. Elliler, otuzlar, yetmişler hiçbir zaman gündeme gelmez.

"Mükemmel çok göreceli bir kavram ve buna ulaşmak imkansız; mevcut durumdan daha iyisini hedeflemek yeterli." diyemediklerinden yaşamları ertelemeler, harekete geçememeler ve hayal kırıklıkları içinde geçer. Kimilerinin "olmazsa olmazları" vardır. "İyi bir kişi şöyle olmalıdır, bir iş ancak ve ancak şu şekilde yapılmalıdır." gibi Bembayaz ve kapkara arasındaki tonları, grileri seçemeyen bu kişileri de kendi iç dünyaları ve çevre ile ciddi sürtüşmeler bekler. Biz doğduğumuz andan itibaren herşeyi öğreniriz. Düşünmeyi de öğreniriz. Yanlış öğrendiğimiz bazı şeyleri zaman içinde düzeltiriz. Debriyaj pedalına tam basmadan vites değiştirmeyi alışkanlık haline getirmiş bir sürücünün neden olduğu arıza ve ciddi tamir masrafından sonra araba kullanma biçimini değiştirmesi gibi. Eğer içine düştüğümüz bazı düşünce tuzakları; zihnimizde yer etmiş işlevsiz inançlarımız; bizi zorlayan, dış dünyaya uyumumuzu bozan kurallarımız; kendimizle ilgili temelsiz ve kötü hissettiren önyargılarımız varsa bunlar üzerinde bir terapist ile birlikte çalışmak olasıdır.

Üstelik bu terapi biçimi danışana kazandırdığı beceriler ile bir süre sonra onu kendi kendisinin terapisti haline getirebilecektir.
Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"Bilişsel Terapi" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Dr.Serhat İPEKÇİ'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Dr.Serhat İPEKÇİ'nin izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     Beğenin    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Yazan Uzman
Serhat İPEKÇİ Fotoğraf
Dr.Serhat İPEKÇİ
Antalya
Doktor "Ruh sağlığı ve hastalıkları - Psikiyatri"
TavsiyeEdiyorum.com Üyesi1 kez tavsiye edildiİş Adresi Kayıtlı
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Dr.Serhat İPEKÇİ'nin Makaleleri
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 19,641 uzman makalesi arasında 'Bilişsel Terapi' başlığıyla benzeşen toplam 97 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
► Kişilik Bozuklukları Mart 2015
► Sigara Sorunu Mart 2015
► Şizofreni Şubat 2015
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


01:43
Top