2007'den Bugüne 89,675 Tavsiye, 27,648 Uzman ve 19,669 Bilimsel Makale
Site İçi Arama
Yeni Tavsiye Ekleyin!




Kişilik Bozuklukları
MAKALE #14302 © Yazan Dr.Serhat İPEKÇİ | Yayın Mart 2015 | 3,602 Okuyucu
Kişilik bozuklukları çeşitli alt tiplerden oluşmuş geniş bir kümedir ve tedavi edilmedikleri takdirde ömür boyu devam ederek gerek aile içinde, gerek iş yaşamında ve sosyal alanda ciddi sorunlara yol açabilirler. Araştırmalar toplumda kişilik bozukluklarının yaygınlığı konusunda %11'e ulaşan rakamlar vermektedir. Psikiyatrik hastalar arasında kişilik bozukluğunun oranı %50 dolayındadır. Kişilik bozukluğu gösterenlerin %70 kadarının bebeklik ve çocukluk döneminde ihmal, istismar, sevgisizlik, şiddet gibi durumlara maruz kaldıkları bildirilmektedir.

Kişilik bozukluğu için genel tanı ölçütleri şunlardır:
-Kişinin içinde yaşadığı kültürün beklentilerinden belirgin olarak sapan ve süregiden bir davranış ve iç yaşantı örüntüsü söz konusudur. Bu örüntü kendisini şu alanlarda belli eder: Kendini, başka insanları ve olayları algılama ve yorumlama biçimi; duygusal tepkilerin yoğunluğu, değişkenliği ve durumlara uygunluğu; kişiler arası işlevsellik; dürtü kontrolü.
-Bu sürekli örüntü esneklik göstermez ve çok çeşitli kişisel ve toplumsal durumları kapsar.
-Bu örüntü belirgin sıkıntıya ya da toplumsal, mesleki alanlarda ya da diğer işlevsellik alanlarında bozulmaya yol açar.
-Bu örüntü uzun bir süredir vardır ve başlangıcı en azından ergenlik ya da genç erişkinlik dönemine uzanır.

Şimdi bu geniş kümenin alt gruplarını oluşturan çeşitli kişilik bozukluklarının özelliklerine göz atalım:

Histrionik Kişilik Bozukluğu:

Sürekli dikkat çekme ihtiyacı ile aşırı, abartılı duygusal tepkiler verirler. Bulundukları ortamda ilgi çekme amacı ile abartılı ve yapmacık davranışları vardır. İlginin merkezinde olma gereksinimi yaşarlar. Konuşmalarında dramatik vurgulamalar ve dikkat çekici jest ve mimikler yaygındır. Dikkat çekmek için fiziksel görünümlerini kullanma eğilimindedirler. Duygu ve düşüncelerini abartmaya ve olduğundan çok daha fazla önemliymiş gibi göstermeye eğilimlidirler. Duyguları genellikle yüzeysel ve değişkendir. Çevresindekilerin dikkatinin kendi üzerlerinde olmaması durumunda ya da ilgi, övgü, onaylanma görmedikleri takdirde belirgin rahatsızlık yaşarlar. Her iki cinste de baştan çıkarıcı ya da tahrik edici davranışlar sık görülür. Karşı cinsin ilgisini çekmek için cinsel uyaranları kullanabilirler. Buna karşın hastalarda cinsel işlev bozukluğu vardır. Sürekli güvence arayışı içindedirler. Aşırı bağlanma gereksinimleri, onların başkalarına kolayca güvenmesine ve kandırılmalarına neden olur. Stres altında gerçeği değerlendirme yetileri bozulabilmektedir.

Depresif Kişilik Bozukluğu:

Karamsar, yaşamdan zevk alamayan, eğlenemeyen, kendine güvensiz, sorumluluk duyguları fazla olan ve devamlı olarak mutsuz olmaktan yakınan kişilerdir. Kederlerini, yetersizlik ve umutsuzluk hislerini göstermeye yatkındırlar. Kendilerini, ilişkilerini, işlerini kötüler; eleştirir ve küçültürler. Sıklıkla ezik beden duruşu ve üzüntülü yüz ifadeleri vardır. Genellikle çok titiz, mükemmelliyetçi, sıkılgan, kuralcı, aşırı vicdanlı, aşırı sorumluluk sahibi kişler olup beklenmeyen durumlar karşısında kolayca bocalayabilirler. Yalnızlığa, ciddiliğe ve sessiz olmaya eğilimlidirler. Haklarını arayamazlar, kolayca ağlama eğilimi gösterirler.

Narsistik Kişilik Bozukluğu:

Kendilerinin çok önemli olduğu duygusunu taşırlar. Örneğin başarılarını ve yeteneklerini abartır, yeterli bir başarı göstermeksizin üstün biri olarak tanınmayı beklerler. Sınırsız başarı, güç, zeka, güzellik ya da kusursuz sevgi düşlemleri üzerine kafa yorarlar. Özel ve eşi bulunmaz biri olduklarına ve ancak başka özel ya da toplumsal durumu üstün kişilerin ya da kurumların kendilerini anlayabileceğine ya da ancak onlarla iletişim içinde bulunmalarının gerektiğine inanırlar. Çok beğenilmek isterler. Herşeye hak kazandıkları, ayrıcalık tanınması gereken insanlar oldukları duygusunu taşırlar ve buna uygun şekilde davranırlar. Kişilerarası ilişkileri kendi çıkarları için kullanırlar. Kendi amaçlarına ulaşmak için başkalarının zayıf yanlarını kullanma eğilimindedirler. Başkalarının duygularını anlamazlar, zaten onların ne hissettiğini öğrenme konusunda da isteksizdirler. Çoğu zaman başkalarını kıskanırlar ya da başkalarının kendilerini kıskandığına inanırlar. Çevrelerinde küstah, kendini beğenmiş insanlar olarak tanınırlar.

Çekingen Kişilik Bozukluğu:

Başkaları tarafından reddedilmeye karşı aşırı duyarlılık gösterirler ve kendilerine güvensizdirler. Eleştirilecek, beğenilmeyecek ya da dışlanacak olma korkuları belirgindir. İnsan ilişkilerinde sıcaklık ve güven ararlar; ancak reddedilme, mahcup düşme ya da alay konusu olma korkuları nedeniyle kişilerarası ilişkilerden kaçınırlar. Bu durum da onların kendi kabuklarına çekilmelerine neden olur. Sosyal ortamlarda konuşmaktan, kendilerini ortaya koymaktan korkarlar. İçe kapanık olmalarına karşın asosyal değillerdir. İnsanlarla birlikte olmak için istek duyar ve sosyal ilişkileri arzularlar. Ancak sevildiklerinden emin olmadıkça insanlarla ilişkiye girmezler. Kendilerini beceriksiz, kişisel olarak sönük ve başkalarından aşağı biri olarak görürler. Çevrelerine genellikle aşağılık kompleksine sahip bireyler olarak tanınırlar.

Paranoid Kişilik Bozukluğu:

Diğer insanların herhangi bir şekilde kendilerini istismar edeceği veya zarar vereceği yönünde beklentileri vardır. Genel olarak çevrelerindekilerin sadakat veya dürüstlüğünden kuşku duyarlar. Patolojik şekilde kıskançtırlar. Duygulanımları kısıtlıdır. İçten değildirler; soğuk ve ciddi görünürler. Herhangi bir eksikliği olanları küçümser; güç ve makama aşırı önem verirler. Genellikle başkaları ile çatışır ve etrafta korku yaratırlar. Sıklıkla öfkeli, huzursuz, bağnaz, kindar ve kavgacıdırlar. Azarlamalara, eleştiriye, önemsenmemeye karşı aşırı hassastırlar ve affedici değildirler. Sözlerinin kendilerine karşı kötü niyetle kullanılacağından korkar; bu yüzden başkalarına sır vermek istemezler. Eşlerinin ya da sevgililerinin sadakati ile ilgili kuşkulara kapılma eğilimindedirler. Sıradan sözlerden, olaylardan aşağılandıkları ya da tehdit edildikleri şeklinde anlamlar çıkartırlar. Kişiliklerine ya da saygınlıklarına saldırıldığı kanısına vararak öfke veya karşı saldırı ile ani tepkiler gösterebilirler. Sıklıkla yasal mücadeleler içine girebilirler.

Antisosyal Kişilik Bozukluğu:

Antisosyal kişilik bozukluğunun temel özelliği 15 yaşından önce davranım bozukluğu olarak tanımlanan davranış özelliklerinin süreklilik kazanıp 18 yaş ve üzerinde de devam etmesidir. Bu davranış özellikleri arasında başkalarının temel haklarını ve sosyal kuralları hiçe sayma ve çiğneme, insanlara ya da hayvanlara şiddet uygulama, mülke zarar verme, yalancılık, hırsızlık, kurallara ciddi bir şekilde karşı gelme sayılabilir. Toplumda "psikopat" olarak da tanınan antisosyal kişilik bozukluğu olan kişiler sıklıkla gerçeği söylemez, sorumluluk duygusu taşımaz, dürüst olmaz ve ahlaki değerlere uyum sağlamazlar. Yalancılık, evden kaçma, hırsızlık, kavga, rastgele cinsel ilişkiler, eşlerini veya çocuklarını kötüye kullanma, uyuşturucu madde kullanımı, alkollü araç kullanma ve yasal olmayan faaliyetler tipik yaşantılarıdır. Gerginlikleri ve öfkeleri tekrarlayan fiziksel kavgalara ve saldırganlığa zemin hazırlayabilir. Tedbirsizlik gösterir; diğer insanların ya da diğer insanların güvenliğini umursamazlar. Genellikle parasal konularda dürüst olmazlar ve süreğen bir işe sahip olamazlar. Kolluk kuvvetleri ile başları sık sık derde girebilir. Tüm bu kişilik özellikleri arasındaki en önemlisi şudur ki; vicdan azabı ve pişmanlık hissi duymaz; yaptıklarına mantıklı açıklamalar getirmeye çalışırlar.

Sınır (Borderline) Kişilik Bozukluğu:

Genç erişkinlik döneminde başlayan; kişilerarası ilişkilerde, benlik algısında ve duygulanımda tutarsızlığın ve belirgin dürtüselliğin izlendiği bir yapı söz konusudur. Dengesizlik ve kararsızlık temel özellikleridir. Çevrelerindeki kişileri ya göklere çıkarma ya da yerin dibine sokma uçları arasında gidip gelen gergin ve tutarsız kişilerarası ilişkiler sergilerler. Gerçekte yaşanan ya da sadece hayallerinde canlandırdıkları bir terkedilmeden kaçınmak için çılgınca çabalar içine girebilirler. Kendilerine zarar verme olasılığı yüksek alanlarda dürtüsellik gösterebilirler. Bu alanlara örnek olarak hesapsız para harcama, cinsellik, alkol ve madde kötüye kullanımı, riskli araba kullanma, tıkınırcasına yemek yeme verilebilir. Yineleyen intihar davranışları, girişimleri ya da intihara ilişkin göz korkutmalar söz konusu olabilir. Kendilerini sürekli olarak boşlukta hisseder ya da can sıkıntısından yakınırlar. Tutumları ve duygulanımları sık sık değişir. Uygunsuz yoğun öfke ya da öfkesini kontrol altında tutamama davranışları sergileyebilirler. Jilet atma ya da sigara ile yakma gibi kendilerine dönük zarar vermeler izlenebilir. Yalnız kalmaya dayanabilme konusunda ciddi sorun yaşarlar. Kendilik imajları ve uzun dönem hedefleri çoğu zaman belirsizdir.

Şizoid Kişilik Bozukluğu:

Duygulanımları kısıtlı, soğuk ve uzak görünürler. Sıklıkla tuhaf, izole ve yalnız kişilerdir. Tek başına yapılan aktiviteleri, yalnızlığı seven kimselerdir. Kişilerarası ilişkilerde yakınlaşma ya da bağlılık duygusu göstermezler. Yaşamlarında duygusal ilişkiye çok az ihtiyaç duyarlar. Yakın ilişkilerde istek ve zevk duymazlar. Genellikle aile bireyleri haricinde yakın arkadaşlık ve dostluk ilişkileri kurmazlar. Ergenlik döneminde belirsiz şekilde espri yapma çabaları gözlense de, bu hastaların keyifli gözükmeleri nadirdir. Günlük olaylarla ya da başkalarının ilgilendiği şeylerle ilgilenmezler ve genellikle toplumda meydana gelen değişikliklerin farkında olmazlar. Övülmeye, eleştirilmeye ve hatta doğrudan tahriklere kayıtsız kalırlar. Cinsel deneyim yaşamaya karşı ilgileri olsa bile bu durum çok nadirdir. Çoğu zaman yaşamları tek başlarına yaptıkları uğraşılarından ibaret görünür.

Bağımlı Kişilik Bozukluğu:

Yaşamın tüm alanlarında izlenen bağımlı ve aşırı itaatkar davranışlarla karakterizedir. Bu kişiler başkalarının gereksinimlerinin yanında kendi gereksinimlerini ikinci plana atarlar; yaşamlarındaki önemli kararların sorumluluğunu başkalarına bırakırlar. Kendilerine güvenleri yoktur; karamsardırlar; hayatlarının çoğu alanında sorumluluk almak için başkalarına ihtiyaç duyarlar. Koşullar ne olursa olsun itaatkar olmayı tercih ederler. Başkalarına bağlanma gereksinimleri vardır ve bu gereksinim nedeniyle çoğu zaman karşı tarafı bunaltıp ilişkinin bozulmasına neden olurlar. Kendi kendilerine yetemeyecekleri korkusuyla çoğu zaman kendilerini çaresiz hissederler ve bu nedenle uzun süre yalnız kalmaya dayanamazlar. Sosyal ilişkileri bağımlı oldukları kişiler ile sınırlıdır. Kendilerini koruyamazlar ve bu nedenle fiziksel ve ruhsal kötüye kullanılmaya maruz kalabilirler. Herhangi bir gün kendi başlarının çaresine bakma durumu ile karşı karşıya kalabilecekleri konusunda derin korkular yaşarlar.

Obsesif-Kompulsif Kişilik Bozukluğu:

Aşırı şekilde kurallarla, düzenle, intizamla, ayrıntılarla, mükemmeli başarma ile uğraşan kişilerdir. Yapılmakta olan işin asıl amacını unutacak şekilde detaylar, kurallar, sıralama, listeler, organizasyon ya da program yapma ile meşgul olurlar. İşin bitirilmesini zorlaştıran bir mükemmelliyetçilik gösterirler. Kontrol sağlama üzerine aşırı kafa yormaları temel özelliklerindendir. Esnek ve hoşgörülü değillerdir; katı ve inatçıdırlar. Alışılmışın dışına çıkmayı istemezler; kurallara katı bir şekilde uymakta ısrar ederler ve kuralların bozulmasına tahammül edemezler. Ahlak, doğruluk ya da prensipler gibi konularda vicdanlarının sesini aşırı şekilde dinler ve esneklik göstermezler. Kararsızdırlar; bunun nedeni hata yapmaktan ileri derecede korkmalarıdır. Şekilcidirler; doğal ve içten davranamadıkları izlenir ve genelde ciddi mizaçlıdırlar. Kişilerarası ilişki becerileri sınırlıdır; sıklıkla uzlaşamazlar ve kurallarının karşılanması için diğer insanları zorlarlar. Alışageldikleri davranışlarını sürdürmeye ve bunları başkalarına da uygulatmaya çalışırlar. Sosyal ilişkilerini etkileyecek kadar kendilerini işe adayabilirler. Özel bir değeri olmasa bile eskimiş ya da değersiz eşyalarını elden çıkaramazlar; para harcama konusunda cimri davranırlar.

Pasif Agresif (Negativist) Kişilik Bozukluğu:

Açık bir şekilde sergilenmeyen; ancak örtülü bir şekilde sürdürülen engelleme, erteleme, inatçılık ve etkisiz olma davranışı söz konusudur. Bu davranışlar aslında içte gizli şekilde yaşanan öfkenin dışarı pasif biçimde ifade edilmesi yönünde yorumlanır. Genellikle haklarını aramaz; istek ve gereksinimlerini doğrudan ifade etmezler. Buna karşın yanlış anlaşılmaktan ve başkaları tarafından takdir edilmemekten yakınırlar. Hoşlarına gitmeyen durumlarda kendilerine verilen işleri ertelerler, istekli davranmazlar, geciktiriler ve bu duruma sürekli mazeretler bulurlar.Genellikle özgüvensizdirler. Gelecek konusunda karamsar olduklarından ve sıklıkla alınganlıkları ile uğraştıklarından yaşamdan ne istediklerini hiçbir zaman bilemezler. Kişisel şanssızlıklarından devamlı ve abartılı olarak yakınırlar. Görünüşte kendilerinden daha
şanslı buldukları kişilere karşı kıskançlık ve güceniklik gösterme eğiliminde olurlar. Sıklıkla asık yüz ifadeleri ve tartışmacı tutumları ile tanınırlar.

Şizotipal Kişilik Bozukluğu:

Görünüm, düşünce ve davranış olarak tek kelime ile tanımlanmaları gerekirse "tuhaf" insanlardır. Alışılmışın dışında; sadece kendilerininin anlayabileceği; sıklıkla yorumlanmaya ve açıklanmaya gerek duyulacak kadar mecazi ve belirsiz konuşmaları olabilir. Batıl inançlarla aşırı uğraş, gelecekten haber verebileceğine dair inanç, telepati gücü ve 6. hisse sahip olduğu yönünde fikirler, büyüsel yetenekleri kişiliğinde barındırdığı şeklinde düşünceleri vardır. İç dünyaları çok canlı, hayali ilişkilerle dolu olabilir. Kişilerarası ilişkilerinin oldukça zayıf olması ve insanlar arasında uygun şekilde davranamamaları nedeniyle genellikle yalnızdırlar ya da çok az arkadaşa sahiptirler. Diğer insanların hepsinin birbirine benzediğini iddia ederler; kendilerinin ise farklı bir konumda bulunduklarına ve özel güçlere sahip olduklarına inanırlar.
Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"Kişilik Bozuklukları" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Dr.Serhat İPEKÇİ'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Dr.Serhat İPEKÇİ'nin izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     Beğenin    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Yazan Uzman
Serhat İPEKÇİ Fotoğraf
Dr.Serhat İPEKÇİ
Antalya
Doktor "Ruh sağlığı ve hastalıkları - Psikiyatri"
TavsiyeEdiyorum.com Üyesi1 kez tavsiye edildiİş Adresi Kayıtlı
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Dr.Serhat İPEKÇİ'nin Makaleleri
► Kişilik Bozuklukları Prof.Dr.Doğan ŞAHİN
► B Kümesi Kişilik Bozuklukları Dr.Dilek YEŞİLBAŞ
► Kişilik Testi Prof.Dr.Doğan ŞAHİN
► Duygudurum Bozuklukları Dr.Yusuf KALA
► Yeme Bozuklukları Dr.Nüket İSİTEN
► Çocuklarda Tik Bozuklukları Dr.Serdar ALPASLAN
► Uyku Bozuklukları Prof.Dr.Aylin ERTEKİN YAZICI
► Anksiyete Bozuklukları Prof.Dr.Aylin ERTEKİN YAZICI
► Davranış Bozuklukları Dr.İlhan NAZLISÖZ
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 19,669 uzman makalesi arasında 'Kişilik Bozuklukları' başlığıyla benzeşen toplam 92 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
► Sigara Sorunu Mart 2015
► Bilişsel Terapi Mart 2015
► Şizofreni Şubat 2015
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


11:38
Top