2007'den Bugüne 89,485 Tavsiye, 27,604 Uzman ve 19,643 Bilimsel Makale
Site İçi Arama
Yeni Tavsiye Ekleyin!




Ruhumuzun Kadın Doğumcuları Şimdi Psikiyatrist Olmuş
MAKALE #14480 © Yazan Psk.İzzet GÜLLÜ | Yayın Nisan 2015 | 4,770 Okuyucu
Sırlarımız içimizdeki zehirlerimizdir. Maskelerin arkasında saklı bir yaşam sürerek adeta nefessiz kaldığımız şu dünyada havadan, sudan ve ekmekten sonra en ihtiyacımız olan şey ruhumuzda delikler açarak onu dışarıya akıtan gerçek bir sırdaştır.

Çoğumuzun sır algısı sorunludur. “Sırrın var mı” dendiğinde hemen mazi yoklanır, sonra da önemli bir sırrımızın olmadığı söylenir. Bunun nedeni hatalı sır algısıdır.
Evet sır deyince hemen hepimiz eskiden yaşadığımız ve genellikle de olumsuz olan anıları / yaşantıları anlarız. Oysa bu algı sır olgusunun sadece bir kısmını kapsar. Esasında sırlarımız sadece geçmişle ilgili yaşanmışlıklardan ibaret değildir; daha fazlası şu anımızla, çoğu da geleceğimizle ilgilidir.

Çoğu sır somut yaşanmışlıklardan oluşmaz; büyük çoğunluğu yaşanamamış, saklı, kilitli kalmış duygu, düşünce ve hayallerden meydana gelir. Sır olgusunu sadece geçmişle ilintilendirerek böyle eksik / hatalı algılamak bu önemli zehrin içimizde saklı kalmasını ve ruhumuzu içten içe zehirlemesine yol açar. Bir çok ruhsal sorunun esas nedeni budur; açık bir iletişimden yani hakkıyla deşarj imkanından yoksun kalmamız, sürekli içimizde biriktirmemizdir.

İletişim sadece bir anlaşma aracı değildir; en çok bedenin, ruhun deşarj kanalizasyon sistemidir.
Sır denilen zehri içimizde saklı tutarak ruhumuza akmasını sağlayan bir diğer husus da paylaşımı konusundaki yanlış inancımızdır. Çoğumuz sırlarımızı en iyi yakın eş ve dostlarımızla paylaşabildiğimizi zannederiz. Böylece tüm sırlarımızı paylaştığımızı sanarak aslında daha önemli, daha gerçek sırları bir gün olsun dışarıya akıtmadan yaşar gideriz.

Halbuki insan genel yargının aksine gerçek sırlarını en çok yakınlarıyla, sevdikleriyle, eş ve dostlarıyla paylaşamaz. Örneğin kim bir yakınına, eş, dost ve arkadaşına “Ben şöyle düşünüyorum, şunu istiyorum, şuan aklımdan şunlar şunlar geçiyor, ben aslında toplumca sapıkça bulunan bazı eğilimlere sahibim” diyebilir ki? Kimse diyemez! Esasında en çok bu söyleyemediklerimiz sırdır, en çok bunları en yakınlarımıza söyleyemeyiz! Çünkü insan sadece biyolojik ve psikolojik değil aynı zamanda sosyal bir varlıktır. Kaygıları, korkuları vs. vardır. İnsan maskesini en çok yakınlarına karşı kullanır. Bu yüzden hiç tanımadığı yerde denize rahatlıkla girerken etrafta bir tanıdık gördü mü kendisine çekidüzen verme gereksinimi duyar, hatta rahatsız olur.

Sırlarımızın paylaşımına mani olan bir diğer husus kendini kötü hissetme algısıdır. Çoğu insan bazı şeyleri içinde saklı tutunca bunda sorun görmez ancak paylaşınca kendisini nedense çok kötü algılar. Oysa o zaten kendi içindeki şeydir. Ne içimizde olan bizi kötü yapar ne de onu paylaşmak! Yaptığı şey zaten içinde olanı paylaşmaktır.

Buradaki kötü hissedişin esas nedeni yaptığı şeyin kötü olması değildir; bunu ilk defa yapıyor oluşudur. Bu hatalı algı nedeniyle bilinç altımızda, sözü edilen türdeki paylaşımların kötü bir şey olduğu yönünde gizli bir inanç inşa olur; bu inanç daha sonraki gerçek paylaşımları engellemeye başlar. Bu sebeple çoğu insan şu hayatta hatalı algı tuğlaları ve yanlış inanç kalıplarıyla ördüğü zindanda mahkumdur. En büyük esaret ruhsal ve zihinsel esarettir.

Gerçek sırlarımızın gerçek deşarjı için gerçek manada bir güven esastır. Güven ise öyle kolay tesis edilebilecek bir şey değildir. Aslında psikologluk mesleğinin esas işlevi bence burada gizlidir. Ancak günümüzde psikologluk özentili bir eğilim sonucu psikiyatri pratiğine dönüşmüştür. Hasta, tedavi, terapi bazlı işleyen bu sığ ve yaygın psikologluk algısı / pratiği sözünü ettiğim daha hayati işlevin neredeyse bütünüyle yok olmasına sebep olmuştur.

Zaten ayıplama, yargılama, suçlama, dışlama kültürünün çok baskın olduğu bir toplumuz. Bu sosyal gerçeklik maske takma ihtiyacımızı ziyadesiyle artırıcı bir faktördür. Böylece bizi biz yapan esas gerçek yıllar boyu bu maskenin altında kalır. Oradan feryat etmeye başlar. Bu feryadın sesi kiminde panik ataktır, kiminde anlamsız takıntılar, kiminde mutsuzluk, kiminde depresyon elbisesi giymiş sorunlar… Kiminde ani öfkelenmelerdir, kiminde ise ceviz kabuğunu bile doldurmayan meseleler için bile didişmeler…

Dedim ya, bir de bahsettiğim deşarj olanakları bulunmayınca ortaya sürekli içine atan / içinde saklı tutan, paylaşması gerekenleri paylaşamayan, patavatsız konuşmayı ya da günlük konularda ileri geri laf etmeyi paylaşmak sanan, bu yüzden ruhu sürekli zehir sağanağı altında felce uğrayan yığınla insanla dolu çevremiz.

Bir kadın yabancı bir erkeğe karşı gösterdiği hassasiyeti bir kadın doğumcuya göstermez. Onu erkek, kendini kadın, bu ilişkiyi de etik olmayan bir durum olarak yorumlamaz. Çünkü amellerin niyetlere göre olduğu bilinir. Psikologlar da esasında ruhumuzun kadın doğumcularıdır. Ancak kimse biz psikologlara en mahrem şeylerini göstermek istemez. Böylece nice yardım çabası havanda su dövme kabili manasız bir uğraşıyla sınırlı kalır gider. Bunun sonucu psikolog fayda etmedi inancı olur. Sorgulamadan, peşinen sahip olduğumuz yanlış algılar böyle sürüyle yanlış inançlar yani yeni zindanlar örer ruhumuza. Bunun diğer bir adı dostlar alış verişte görsündür. Bu gibi sebeplerle çoğumuz şu hayatı, evliliği vs dostlar alışverişte görsün tarzında yaşar gideriz.

Psikolog
İzzet GÜLLÜ
Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"Ruhumuzun Kadın Doğumcuları Şimdi Psikiyatrist Olmuş" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Psk.İzzet GÜLLÜ'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Psk.İzzet GÜLLÜ'nün izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     21 Beğeni    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Psk.İzzet GÜLLÜ'nün Yazıları
► Psikolog mu? Psikiyatrist mi? Psk.Mustafa GÖDEŞ
► Klasik Bir Psikiyatrist Cevabı Psk.İzzet GÜLLÜ
► Psikolog mu? Psikiyatrist mi? Doğru Adres Neresi? Dr.Psk.Dnş.H.Hüseyin DOĞAN
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 19,643 uzman makalesi arasında 'Ruhumuzun Kadın Doğumcuları Şimdi Psikiyatrist Olmuş' başlığıyla benzeşen toplam 28 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
◊ Bir Veda Yazısı Haziran 2018
◊ Bu Yazıyı İyi Anla ÇOK OKUNUYOR Haziran 2018
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


12:51
Top