2007'den Bugüne 88,387 Tavsiye, 27,365 Uzman ve 19,482 Bilimsel Makale
Site İçi Arama
Yeni Tavsiye Ekleyin!




Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Okul Öncesi Çocuklarda Görülen Davranış Bozuklukları
MAKALE #16018 © Yazan Psk.Dnş.Göksenin TETİK | Yayın Ocak 2016 | 9,835 Okuyucu
Davranış problemleri, bireyin kendisi ya da başkaları için sorun oluşturabilecek durumlardır. Bu yaşta görülen problemlerin neredeyse yarısı ergenlik döneminde veya ileriki yaşamlarında da devam etmekte ve çocukların önemli bir çoğunluğunda, bu problemin kalıcı olma riski çok yüksek olmaktadır.
Okulöncesi eğitim kurumlarında gözlenen davranış problemleri, öğretmenlerin sınıf aktivitelerini gerçekleştirmelerinde zorluk yaşamalarına ve daha yavaş ilerleme sağlamalarına da neden olmaktadır (Al-Sahel, 2006). Davranış problemi gösteren çocuklar, arkadaşları tarafından dışlanabildikleri gibi, onlardan öğrenebilecekleri bazı sosyal becerilerden de yoksun kalabilmektedirler.
Çocukta problem olarak nitelenen belirtiler, çocuğun gelişim dönemi ve belirtilerin hangi sıklık ve şiddette olduğunun dikkatle incelenmesi sonucunda problem olarak tanımlanmalıdır. Dış baskılara bağlı olarak ortaya çıkan ve bir süre sonra yok olan belirtiler sürekli olmadığından problem olarak değerlendirilmemelidir.
Davranış bozuklukları çocuğun çeşitli ruhsal ve bedensel nedenlere bağlı, iç çatışmalarını davranışlarına aktarması sonucu ortaya çıkar. İçe kapanıklık, hiperaktivite, iştahsızlık, alt ıslatma, hırçınlık, sinirlilik, saldırganlık, inatçılık, yalan, çalma, küfür gibi davranışlar davranış bozukluklarına girer.

Okul öncesi çocuklarda görülen davranış bozuklukları bir çocuğun davranışının bozukluk sayılabilmesi için baz
ı ölçütler gerekir.
Davranış Bozukluğunun Ölçütleri
1-Yaşa uygunluk: Her gelişim döneminin kendine özgü davranışları vardır. Bu nedenle çocuğun içinde bulunduğu gelişim döneminin özelliklerini iyi bilmek gerekir. Ör; 2 yaş çocuğu negativist, hareketlidir ve istenilen Şeyi yapmaz. Freud'un anal, Erikson'un özerkliğe karşı kuşku ve utanç dönemine rastlayan bu yaşlarda çocuk, özerk bir birey olduğunu öğrenir.Kendisi istemeyince altının değiştirilmesini istemez, öpülmeyi reddeder.
3-5 yaş çocuğu dikkat çekmek ister.Hayal dünyası çok geniş olduğu için inanılmaz öyküler anlatabilir.Henüz yalanla yalan olmayanı ayırt edemezler. Bu nedenle bu yaşlardaki çocukların anlattıkları yalan olarak kabul edilmezken, 11-14 yaşlarındaki çocuklarda görülen yalan normalden sapan bir davranış olarak kabul edilir.


2-Yoğunluk:
Bir davranışın bozukluk olarak kabul edilmesindeki 2. Ölçüt yoğunluktur.Ör; 5 yaş çocuğunda öfke ve huysuzluk doğalken, bu davranış başkasına fiziki zarar verme Şekline dönüşürse, davranış bozukluğu kategorisine girer.

3-Süreklilik: Çocuğun belirli bir davranış türünü ısrarlı bir biçimde ve uzun zaman devam ettirmesidir.


4-Cinsel rol beklentileri: Erkeklerde kızlara oranla daha saldırgan olmaları beklenirken, davranışları ile erkeklere benzer saldırgan davranan kızların davranışları normalden sapan davranış kategorisine girer.

GENEL OLARAK DAVRANIŞ BOZUKLUKLARININ NEDENLERİ
-Dikkat çekmek: Çocuğa gerekli sevgi ve ilgi gösterilmediğinde ya da yeterli zaman ayrılmadığında dikkat çekmek için davranış bozukluklarına yönelir.
-Ebeveynlere karşı güç kazanma isteği:
-İntikam alma isteği:
Özellikle dayak yiyen,sevgi verilmeyen çocuk ana-babasından intikam almak ister.aşırı otoriter ve baskıcı tutum, katı disiplin ana-babaya karşı öfke ve nefret duygularının gelişmesine ve buna paralel olarak başkaldırıcı bir bireyin oluşmasına neden olur.
-Yetersizlik: Çocuğun kendine güvensiz olması davranış bozukluklarına neden olur. Anne-babanın aşırı koruyucu, hoşgörülü tutumu, gerektiğinden fazla özen gösterilmesi fazla kontrol anlamına gelir. Sonuçta çocuk diğer kimselere aşırı bağımlı, kendine güveni olmayan, duygusal olarak çabuk kırılan bir kişi olur.Bu durum çocuğun kendi kendisine yetmesine olanak vermez ve davranış bozukluklarına neden olur.


Çocuklarda Görülen Davranış Bozuklukları
Altını Islatma (enürezis)
Başlıca nedenleri, Sinir kas kontrolünün gelişmesindeki gecikmeden kaynaklanabilir. Ruhsal nedenlere bağlı olabilir. Aşırı hoşgörü, yetersiz ilgi kıskançlık, korku ve kaygı gibi nedenlerden kaynaklanabilir. Ailesel bir yatkınlık durumu söz konusu olabilir. Bedensel hastalıklar (böbrekte veya idrar yollarında sorun) altını ıslatma davranışına neden olabilir.

Baş etme yolları, Çocuk önce tıbbi muayeneden geçirilmeli ve eğer gerekiyorsa ilaç tedavisi uygulanmalıdır. Çocuğa, idrarını kontrol edebilecek fiziksel olgunluğa ulaşma olanağı tanınmalıdır. Doğduğu günden itibaren çocuğa uygun bakım verilmeli, altını ıslatınca hemen değiştirilerek çocukta temizlikten haz duyma alışkanlığı oluşturulmalıdır. Ailelerin çocuklarına bu konuda yapabilecekleri en temel şey bu durumun çocuğun hatası olmadığını kabul etmek ve çocuk bu durumdan kurtulana kadar sabırla beklemektir. Çocuğa karşı ilgisiz davranmaktan, kötü söz ve dayaktan kaçınılmalıdır. Kardeşi olunca çocuk ihmal edilmemelidir.

Okul Korkusu
Başlıca nedenleri, Okul korkusunu ortaya çıkaran etkenin kaynağı “Anneden Ayrılma” korkusudur. Çocuk kendi yokluğunda anne ya da babasına bir şey olacağından ya da kendisini bırakıp gideceğinden korkmaktadır. Boşanma, yeni bir kardeşin doğumu, taşınma, maddi sorunlar, hastalık, yakın birinin ölümü gibi stres yaratan olaylar okul korkusunda etkili olmaktadır.

Baş etme yolları, Çocuk için arkadaş toplantıları düzenlemek ve ona yeni oyunlar öğretmek, anne babasına bağımlılığını azaltır. Çocuğa, korkusunu ifade etmesi için fırsat verilmelidir. Sorunun çözümünde aile ile okulun işbirliği içinde olması ve çocuğun kararlı bir tutumla okula gönderilmesi çok önemlidir. Çocuk okuldan korksa da gitmeye devam ediyorsa ödüllendirilmelidir suçlanmamalıdır, alay edilmemelidir. Okul korkusunu ortaya çıkaran etkenin kaynağı “Anneden Ayrılma” korkusudur.

Saldırganlık
Başlıca nedenleri,ailenin çocuk eğitiminde endişeli olması, yanlış eğitim vermeme düşüncesi ile çocuğun üzerine gereğinden fazla düşme.Aile fertlerinin birbirlerine saygı duymamaları, sürekli olarak karşılıklı hakaret etmeleri.Çocuğun, saldırganlığın aşırı derecede kısıtlandığı bir ortamda yetişmesi.Çocuğun kendine güvensiz bir şekilde yetiştirilmesi.Çocukların yer aldığı gruplarda saldırgan davranışların kabul görmesi.Çocuğun istediği şeylerden sürekli yoksun bırakılması.TV’ de ki şiddetin çocuklarda saldırganlık eğilimini artırdığı düşünülmektedir. Kılıç, S. (2007).

Baş etme yolları, saldırgan davranışın yerine yeni bir davranış koyma konusunda aile ile işbirliği yapılmalıdır. Aile ile birlikte çocuğun yeteneğinin ve ilgisinin olduğu bir alan belirleyip bu alanda çocuğun okul dışında olduğu gibi okul ortamında da kendisini ifade etmesine olanak sağlamak çok önemlidir. Okul güvenliğini sağlamak için gerekli fiziksel önlemlerin alınması çok önemlidir. İstenmeyen olayların sıkça meydana geldiği koridorlar, spor alanları, okulun giriş çıkış yerleri ve kantin gibi mekânlar için yetişkin gözetim ve denetimi artırılabilir.Kılıç, S. (2007).

İçe Kapanıklık
Başlıca nedenleri, içe kapanık çocuklar, duygu ve düşüncelerini kolaylıkla başkaları ile paylaşmazlar Yeni durumlara zor uyum sağlarlar. Arkadaş edinmede problem yaşarlar, grup oyunlarına katılmaktan zevk almazlar ve genellikle yalnız oynamayı tercih ederler. Güvensizlik hissettiklerinden bu çocukların güven duyguları güçlendirilmelidir. Yeterli ilgi ve sevgi gösterilmelidir. Kendini ifade etmeye özendirilmeleri gerekir. Genellikle bu özellikteki çocuklar, sessiz ve uslu olduklarından toplumca onaylanırlar. Sezer, Ö. (2004).

Baş etme yolları, çocuklar devamlı psiko-sosyal bir gelişim gösterir. Normal sosyal gelişim içerisinde başta aile üyeleri olmak üzere diğer insanlar ile iletişim ve etkileşim önemlidir. Bu normal gelişim için kaçınılmaz bir durumdur. Bazı çocuklar gerek kişilik özellikleri gerekse ikincil olarak etki eden faktörler sonucunda içe dönük, sosyal ortamlara ve alışılmadık mekânlara kolay adapte olamayan, genelde duygusal paylaşıma girmeyen, yabancı insanlardan tedirgin olan bir yapıda olabilirler. Anne babaların bu durumda yapmaları gereken sık, sık çocuğa söz hakkı tanımaları, hemen her konuda onun kendisini ve duygularını ifade etmesini sağlamaları, ona sık, sık ne hissettiğini ve düşündüğünü sormaları, çocuğun kendisine değer vermeleri, konuştuğu zaman dinlemeleri, sık, sık sosyal ortamlarla irtibatını sağlamaları, onu olduğu gibi kabul ederek sevgilerini sık, sık belli etmeleri, çocuğun her şeyine müdahale etmeden ve çok müdahaleci olmadan onun kendini ortaya koymasını sağlamaları önerilir.

İnatçılık
Başlıca nedenleri, annenin tuvalet eğitimi veya yemek konusunda çok katı ve ısrarcı oluşu, Çok karışan çok söylenen ayrıntılar üzerinde çok duran bir anne çocuğunu böyle bir savunma yoluna kolayca itebilir. Kardeşler arasında ayırım yapılması da yine inatçılığı tetikleyen bir durumdur. Ataman, A. (2000).

Başa etme yolları, isteklerinin ertelenmesi ve sıralanması öğretilmeli, Çocuğun benlik gelişimine destek verilmeli, İletişim kurma yolları öğretilmeli, Çocuğunuzla ve diğer aile bireyleri ile inatlaşılmamalıdır.

Hırsızlık (Kleptomani)
Başlıca nedenleri, çocuğun sahip olma ile ilgili haklara saygı göstermesi konusunda gerekli kavram ve alışkanlıklar kazanamamış olması (5-7 yaşlarına kadar kazanılması beklenir).Anne babanın çocuğun bir şeye sahip olmasına izin vermeyerek veya çocuğun sahip olduğu eşyaları izinsiz alarak, çocukta mülkiyet fikrinin gelişmesine engel olması.Çocuktan izin almadan özel eşyalarının kurcalanması yada yerlerinin değiştirilmesi. Öztürk, B.(2002).

Baş etme yolları, çocuğa ödünç alıp verme ile hissettirmeden alma arasındaki fark öğretilmelidir. Çocuğun kendisine ait eşyalarının olması, onun izni olmadan eşyalarının alınmaması ya da başka çocuklara verilmemesi gerekir. Çocuğun çevresindeki yetişkinler, çocuk için model oluşturmalıdır. İzin istemeden başkalarının eşyalarını alamayacağını öğretmek için bir şey istediğinde önce izin alması gerektiği sık, sık hatırlatılmalıdır. Çocuğa öğretilmelidir. Çocuğun kendisine ait eşyalarının olması, onun izni olmadan eşyalarının alınmaması ya da başka çocuklara verilmemesi gerekir.

Yalan Söyleme
İki tür yalan söyleme davranışı olduğu kabul edilmektedir:
1. Bilerek yalan söylemede gerçekler, bencilce bir sonuca varmak için bilerek saptırılır.
2. Patolojik yalan söylemede ise çocuk çıkar peşinde değildir, olmayacak şeyleri anlatmak, olanı abartmak, hayret verici şeyler söyleyerek çevresindekilerin şaşkınlığını uyandırmak, çocuğa zevk vermektedir.

Başlıca nedenleri, çocuk anne babasının ya da öğretmeninin beklentilerini karşılamakta güçlük çekiyorsa veya ceza verilmesinden korkuyorsa yalana başvurabilir. Çocuk, çekingenlikle de yalan söyleyebilir. Bu tip yalanın oluşumunda heyecana kapılma önemli rol oynar.İyi gelişmemiş ahlak bilinci ve grup içinde statü kaybetme endişesi çocuğun yalan söylemesine sebep olabilir. Sağlam, M., Adıgüzel, A ve Güngör, Ö. (2008).

Baş etme yolları, çocuk bazen yerine getiremeyeceği talepler karşısında kendisini baskı altında hissettiği için yalan söyleyebilir. Bunun için tüm beklentiler onun yapabilecekleri hesaba katılarak oluşturulmalıdır. Anne babaların çocuklarının yalanlarına tepki verme yöntemleri bu davranışı ortadan kaldırabilir, güçlendirebilir ya da hayat boyu devam eden bir alışkanlık halini dönüştürebilir. Küçük çocuğun “sözde” yalanları ahlaki bir hata gibi görünmemeleridir. Çocuklar korktukları zaman sık, sık yalana başvururlar. Korkuyu çocuk yetiştirmede bir araç olarak kullanan aileler çocuklarında yalan söyleme davranışına diğer çocuklara oranla daha sık rastlanmaktadır. Bu nedenle çocuk eğitiminde korkutmaya yer verilmemelidir.
Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"Okul Öncesi Çocuklarda Görülen Davranış Bozuklukları" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Psk.Dnş.Göksenin TETİK'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Psk.Dnş.Göksenin TETİK'in izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     4 Beğeni    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Yazan Uzman
Göksenin TETİK Fotoğraf
Psk.Dnş.Göksenin TETİK
Aydın
Psikolojik Danışman
TavsiyeEdiyorum.com Üyesiİş Adresi Kayıtlı
Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Psk.Dnş.Göksenin TETİK'in Yazıları
► Çocuklarda Davranış Bozuklukları Psk.Selin ALKIŞ AYTEN
► Çocuklarda Davranış Bozuklukları Psk.Çağdaş YALÇIN
► Çocuklarda Bazı Davranış Bozuklukları Psk.Dilan Hilal ALTÜRK
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 19,482 uzman makalesi arasında 'Okul Öncesi Çocuklarda Görülen Davranış Bozuklukları' başlığıyla benzeşen toplam 24 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


06:23
Top