2007'den Bugüne 87,625 Tavsiye, 27,127 Uzman ve 19,373 Bilimsel Makale
Site İçi Arama
Yeni Tavsiye Ekleyin!




Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Her Yönüyle Öfke Duygusu : Öfke Baldan Tatlı mı?
MAKALE #1611 © Yazan Uzm.Psk.Füsun BUDAK | Yayın Eylül 2008 | 8,306 Okuyucu

‘Trafik bugün çok yoğundu. Bir araba beni çok sıkıştırdı. Nasıl öfkelendim bilemezsin. Kendimi zor tuttum’.
Bugün yine iş yerinde sorun yaşadım. Üstüme geldiklerini düşünüyorum. Beni kabullenemediler. O kıza çok öfkeliyim. Biliyorum hepsi onun yüzünden. Ne yapacağımı bilemiyorum’.
‘Öfkeden çıldırmak üzereyim’.
‘Tepemin tası attı’.

Günlük hayatımızda buna benzer pek çok söylemle karşılaşıyoruz. Hemen her insan bir takım olaylardan ya da kişilerden dolayı öfkelenebiliyor. Öfke duygusunu kabullenmek zor bir şey. Ancak her insan da olan doğal bir duygu. Diğer duygulardan hiç farklı değil. Yadsınması mümkün olmayacak bir duygu. Her insanda olumlu duygular olabileceği gibi olumsuz duygularda vardır. Ancak öfkenin ifade edilişinde sorun olabilir. Öfke uygun bir şekilde ifade edildiğinde sağlıklı ve doğal bir duygudur.

Öfkenin ortaya çıkışı her insanda farklılık gösterir. Öfke ne zaman ortaya çıkar? Kendisine saldırıldığını düşünen bir insan öfkelenebilir. İnsan kendini ifade edemediği zaman öfkelenebilir. Haksızlığa uğradığını düşündüğü zaman öfkelenebilir. Engellendiği ve hayal kırıklığına uğradığında öfkelenebilir. İnsan stres yaşadığı dönemlerde öfkelenebilir.
Öfke kontrolden çıkıp, kontrol edilemez bir duruma dönüştüğünde zarar verir. Bunu şu atasözleri de çok iyi açıklamaktadır. ‘keskin sirke küpüne zarar’,’öfkeyle kalkan zararla oturur’ gibi. Öfkenin sağlıklı olabilmesi için öncelikle bastırılmaması, kabullenilmesi ve doğru bir şekilde ifade edilmesi gerekir.

Her insan öfkesini farklı şekillerde ifade eder. Bağırır, kavga eder, saldırır, ağlar, bir şeyleri kırıp, döker, vurur, dişlerini ve yumruklarını sıkar gibi.

Bazı insanlar öfkeyi bir yaptırım aracı olarak kullanabilir. İsteklerini bu yolla yaptırabildiğini öğrenen insan bunu yaşam biçimi haline dönüştürebilir. Sözel ve davranışsal olarak çevresine saldırgan bir tavır sergiler. Karşısındaki kişilerde onu öfkelendirmek istemedikleri için o insanın isteklerini yerine getirmeye çalışır.

Öfkesini ifade etmekte zorlanan insanlarda vardır. Bu insanlar bu duyguyu kabullenmedikleri ve çevresindekilere zarar vermek istemedikleri için göstermemeyi tercih ederler. Bu nedenle bastırıldığı için o kişinin kendinde bir takım fiziksel şikayetler olarak ortaya çıkar (mide ağrısı, baş ağrısı, depresyon gibi).

Öfkesini ifade etmeyen ve çevresine karşı duygularını kontrol eden bir danışanım kimi zaman öfke patlamaları yaşıyordu. Hassas, alıngan ve mükemmeliyetçi yapısı olan bu danışanım olumsuz düşünce ve duyguları kabullenmekte zorluk çektiği ve ifade edemediği için birikimler yaşıyor. Sonrasında da bu birikimleri en yakınında olan ve onu her hali ile kabul eden kişiye karşı patlayarak atıyordu. Tabii böyle bir şey yaptığı içinde kendinden memnun olmayıp, suçluluk ve pişmanlıklar yaşıyordu. Bu durumda onun depresyondan kurtulamamasına sebep oluyordu. Öfkesini ifade edememenin kişi üzerindeki etkilerini anlatan bir örnek olarak bunu sizlerle paylaşmak istedim.

İsteklerini bilen, kendini ve karşısındakini anlayabilen ya da anlamaya çalışan her insan öfkesini, karşısındakini aşağılamadan ve incitmeden ifade etmeye çalışır.

Öfkenin ortaya çıkışına neden olan altta yatan başka duyguları da göz ardı etmemek gerek. Yetersizlik ve acizlik, kıskançlık, korku, endişe, yalnızlık, itilmişlik, anlaşılamamakta öfkeyi ortaya çıkaran duygulardır. Öfkenin kaynağı olan bu duyguları paylaşabildiğimiz, anlayabildiğimiz ve doyurabildiğimiz de aktarımı daha olumlu olacaktır.
Amaç öfkeyi yok etmek değil, öfkenin aktarımında çevremize zarar vermesini önlemektir. Öfke doğal ve geçici bir duygudur. Her insan yaşar. Önemli olan saldırgan davranışlara ve kine dönüşmemesidir. Öfkeyle ortaya çıkan davranış biçimlerinden de bahsetmek konuyu daha iyi anlamamız için yardımcı olacaktır. Öfkenin sebep olduğu davranışlar saldırgan tepkiler biçimindedir. Saldırgan tepkiler sözel ya da fiziksel şekillerde olabilir. Sözel tepkiler aşağılamak, hakaret etmek, tehdit etmek ya da iğneleyici sözler söylemek şeklindedir. Fiziksel tepkiler ise dayak, bir şeyleri kırıp dökme gibi şeklindedir. Kimi zamanda öfke gösterimi direkt şekilde olmayabilir. Nedir bu dolaylı şekil? Şöyle ki kişi öfkesini gizlemeye ve bastırmaya çalışır ve pasif saldırgan bir biçimde ortaya koyabilir. Küsebilir, surat asabilir. Bu öfke aktarımı da karşı tarafın kendini rahatsız hissetmesine sebep olur. Olumsuz duygularını bu şekilde ifade eden kişiler genelde pasif agresif kişilik özelliklerine sahiptir. Bu kişiler sorumluluğu karşı tarafa yükler ve karşı tarafın kendini suçlu hissetmesine sebep olurlar.

Kendinin ne istediğini bilmeyen ve karşısındaki insana uyum sağlamaya çalışan ve hayatında sorun olmadığını dile getiren pek çok insan var. Karşısındaki insanı mutlu etmeye ve karşısındaki insanın sevgisini, ilgisini ve beğenisini almaya çalışan bu kişiler, verdiklerinin karşılığını alamadığı zaman hayal kırıklığına uğrar. Bu hayal kırıklığı onun karşısındaki insana öfke duymasına sebep olur. Öfkesini ya patlamalar şeklinde ya da dolaylı olarak göstermeye çalışır. Küser, konuşmamayı tercih eder ve uzaklaşır.
Eşi ile sorunu olmadığını ve eşinin çok iyi bir insan olduğunu dile getiren bir danışanım, eşinden uzaklaştığını, onu eskisi gibi sevmediğini dile getiriyor ve suçluluk hissediyordu. Terapi süreci ilerlediğinde aslında eşi ile hiç tartışma yaşamamalarının sebebinin ona hiç hayır demediğinden, onun her istediğini yapmaya çalışmaktan kaynaklandığının farkına vardı. Karşılığında da eşinden istediği ilgiyi ve sevgiyi alamıyordu. Bu da ona öfke duymasına sebep oluyordu. Ama bu duyguyu kabullenemediği ve gösteremediği için eşinden uzaklaşmış, hatta başka bir kişiye ilgi duymaya başlamıştı. Bu durumda onun kendini suçlu hissetmesine yol açmıştı.

Bu örnekler her insanın öfke hissedebileceğini, ama farklı biçimlerde ifade edebildiklerini göstermektedir. İnsanın kendini tanıması ve kabullenmesi olumlu ve olumsuz duygularından kaçmaması ile mümkündür. Kendini tanımak ise kişinin olaylar karşısında kendi üzerinde yarattığı etkiyi anlamasına sebep olur. Bunun sonucunda da karşı tarafı suçlamak ve karşı tarafa öfkelenmek yerine davranışlarının sorumluluğunu üstlenebilir.
Genelde öfkesini ya da kendini ifade etme güçlüğü yaşayan kişilerden söz ettik. Bir de sürekli öfkeli olan ve önemsiz olan şeyler karşısında bile öfke yaşayan insanları da unutmamak gerekiyor. Bazı insanlar öfkenin sebep olduğu saldırgan davranışlarla kişilere isteklerini kabul ettirebildiklerini öğrenmişlerdir. Kendi çıkarları için bu davranış biçimini benimsemişlerdir. Bu yapıda olan kişiler engellenmelere tahammül edemezler. Karşısındakini korkutarak isteklerini kabul ettirirler. Öfkelerini çok kontrol eden kişiler kadar öfkesini kontrol edemeyen ya da saldırgan biçimde ifade eden kişiler içinde bu tutum sağlıklı değildir. Tabii burada ifade etmeye çalıştığımız hastalıklı aktarımdır. Ufacık bir olay karşısında kendini kontrol edemeyen bu kişiler, karşıdan da aynı tepkiyi alabilir. Bu da kişinin fiziksel olarak zarar görmesine sebep olabilir. Hatta gereksinimlerini karşılayabilmek ve engellenmeleri kabul etmek istemeyen bu kişiler çevresine olduğu kadar kendine de zarar verebilir. Kimi zamanda kendinin sahip olamadığı başkalarının sahip olduğu eşyalara da zarar verebilirler. Örneğin başkasının arabasını çizmek, camını kırmak gibi. Yaptıklarının sorumluluğunu kabul etmeyen bu kişiler davranışlarına sebep olan suçlayacak bir şeyler bulabilirler. Piskopat diye nitelendirdiğimiz çoğu insanda bu durum gözlenebilir. İnsanlara karşı öfke doludur ve toplum normlarına uyum sağlayamazlar.

Öfkeyi sağlıklı bir biçimde aktarabilmek için insanın önce kendini tanıması ve isteklerini bilebilmesi gerekir. Duygularını açıkça ifade edebilen, sorumluluklarını bilen insan olumsuz duygularını da karşı tarafa sağlıklı bir biçimde aktarabilecektir. Öfke duygusuna olumsuzluk katan duygunun kendinden ziyade ifade ediliş biçimidir.
Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"Her Yönüyle Öfke Duygusu : Öfke Baldan Tatlı mı?" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Uzm.Psk.Füsun BUDAK'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Uzm.Psk.Füsun BUDAK'ın izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     1 Beğeni    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Yazan Uzman
Füsun BUDAK Fotoğraf
Uzm.Psk.Füsun BUDAK
Muğla (Online hizmet de veriyor)
Uzman Psikolog
TavsiyeEdiyorum.com Üyesi16 kez tavsiye edildi
Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Uzm.Psk.Füsun BUDAK'ın Yazıları
► Erteleme Davranışı - Öfke Duygusu Psk.Nilüfer ŞİŞMAN
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 19,373 uzman makalesi arasında 'Her Yönüyle Öfke Duygusu : Öfke Baldan Tatlı mı?' başlığıyla benzeşen toplam 16 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
► Çocuk ve Şiddet Eylül 2011
► İlk Çocukluk Aşkları Ağustos 2011
► İç Motivasyon Ağustos 2011
► Panik Atak mıyım?... Kasım 2008
◊ Gelinime Mektup... Kasım 2008
◊ Ben Çocuğum! Kasım 2008
◊ Kayınvalideme Mektup... Ağustos 2008
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


15:26
Top