2007'den Bugüne 88,138 Tavsiye, 27,305 Uzman ve 19,449 Bilimsel Makale
Site İçi Arama
Yeni Tavsiye Ekleyin!




Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Anksiyete Bozuklukları
MAKALE #16168 © Yazan Uzm.Psk.Abdullah ALPASLAN | Yayın Ocak 2016 | 2,912 Okuyucu
Anksiyete (Kaygı) Nedir?

Anksiyete ve endişe; tüm canlılarda deneyimlenen kaygı, korku, gerilim ve sıkıntı halidir. Nedeni belli olmayan tedirginlik hali olarak da açıklanabilir. Bazı durumlarda öğrenilmiş davranışlar olarak ortaya çıkan anksiyete, çoğu zaman içsel çatışmaların bir ürünüdür. Ancak her anksiyete patolojik olmayıp insanların dış dünyaya uyum çabasında koruyucu bir tepki olarak da ortaya çıkabilir.

Anksiyete Yaşamam Normal mi?

Anksiyete; patolojik anksiyete ve normal anksiyete olarak ikiye ayrılır. Normal anksiyete; gerçek bir tehdit karşısında kişinin kendini korumak amacıyla beynin belirli bölgelerinin aktifleşmesi sonucu ortaya çıkan bir durumdur ve koruyucu bir sistemdir. Yüksek bir hızla üzerinize doğru gelen yoldan çıkmış bir kamyon anksiyeteye neden olur. Kişi bu anksiyeteyi gidermek için kaçma tepkisi verir ve bu tepki hayat kurtarır. Burada yaşanan anksiyete normal bir anksiyetedir.

Patolojik anksiyete ise işlevsel olmayan, kişiyi sıkıntıya sokan ve içsel çatışmaların bir sonucu olarak semptom şeklinde ortaya çıkan anksiyetedir. Bu durumlarda profesyonel bir müdahaleye ihtiyaç vardır

Anksiyete Çeşitleri

Çeşitli psikoterapi ekollerinin anksiyete ile ilgili farklı açıklamaları ve tedavi yöntemleri vardır. İçsel çatışmalarımızın bir sonucu olarak psikodinamik gelişim açısından ele aldığımızda dört çeşit anksiyeteden söz edebiliriz. Bunlar; impulsif anksiyete, ayrılık anksiyetesi, kastrasyon anksiyetesi ve süperego anksiyetesidir.

1. İmpulsif Anksiyete: İnsanoğlu cinsellik ve saldırganlık dürtüleri ile doğar. Bu dürtüler doğrudan ya da farklı savunma mekanizmaları yoluyla tatmin olmak, yani hedefe ulaşmak zorundadır. Çeşitli nedenlerle doğrudan ya da dolaylı olarak tatmin yolu bulamayan dürtüler, zamanla ruhsal dünyamızda bir baskıya neden olur. Bu baskı, kişide çeşitli kaygılar olarak kendini gösterir. Örneğin; ergenlik döneminde yoğun olarak ortaya çıkan cinsel arzular, doğrudan tatmin edilemeyebilir. Hatalı aile eğitimi, yanlış inanışlar ve toplumsal baskılar nedeniyle dolaylı olarak da (mastürbasyon vb.) tatmin yolu bulamadığında içsel bir çatışma doğurur. Bu içsel çatışma, sebebi bilinmeyen ve anlam verilemeyen çeşitli kaygılara neden olur. Kişinin bu yöndeki ihtiyacı ve hedefe uzaklığı kaygının şiddetini belirler. Burada ortaya çıkan sonuç, tamamen bilinç dışı sistemin bir parçasıdır. Yani kişi, olup biten hiçbir şeyin farkında değildir. Kişide bu farkındalık sağlandığında ve bilinçdışı sistem çeşitli yollara kanalize edildiğinde anksiyete ortadan kalmış olur.

2. Ayrılık Anksiyetesi: Bu anksiyete türü sevilen bir nesne ya da insanın kaybı karşısında yaşanan yoğun bir duygu durumudur. Temeli anne-çocuk ilişkisine dayanır. Özellikle çocuğun annesinden ilk ayrılmaya başladığı 1 yaşlarında, çocuğun anneden uzaklaştığında yaşadığı duygu olarak ortaya çıkar. Hayatın ilerleyen dönemlerinde anne yerine ikame edilen her kişiden ayrılma durumlarında bu anksiyete, çocukluk dönemindeki haliyle tekrar canlanır. Bazı insanların sevgilileri ve eşlerinden ayrıldıklarında sanki bedenlerinden bir parça kopmuşcasına canlarının yanmasının sebebi bu duygudur. Bebeklik döneminde bu duyguları anneleri tarafından yatıştırılmayan kişiler; hayatın sonraki dönemlerinde her kayıp karşısında yoğun duygular yaşayarak anksiyete geliştirirler.

3. Kastrasyon Anksiyetesi: Tüm toplumlarda sık karşılaşılan bir anksiyete türüdür. Temeli 3-5 yaşları arasında yaşanan çatışmalara dayanır. 3 yaşlarında cinsel kimliğinin farkına varmasıyla birlikte çocuk; karşı cins ebeveyniyle yakınlaşma isteği duyarken hemcins ebeveyniyle de rekabete dayalı olarak çatışmalı duygular yaşamaya başlar. Bu dönemde ilgi nesnesi olan ebeveyn ile her yakınlaşma hareketi, çocuğun fantezi dünyasında diğer ebeveyn tarafından cezalandırılma senaryolarını içerir. Çocuğun fantezi dünyasında ortaya çıkan bu kaygı, anne-babalar tarafından yatıştırılmalıdır. Yani çocukla çatışmaya girilmemeli, çocukta kaygı yaratan böyle bir zihinsel fantezi geliştirmesinin yolu açılmamalıdır. Aksi halde bu fantezi ve fanteziye eşlik eden korku, kaygı gibi olumsuz duygular; üstü kapatılarak olduğu şekilde saklanır. Yetişkinlik döneminde; bir toplumun önüne çıkıp konuşmak ya da kişinin kendisi için olumlu bir eylemde bulunması gibi durumlarda kişi yoğun bir kaygı yaşar. Bu kaygının nedeni 3-5 yaş döneminde gerçekleştirdiği ya da gerçekleştireceği eylemlerden dolayı cezalandırılacağına dair bilinç dışı fantezinin canlanmasıdır. O yüzden, kişi bu tür eylemlerden kaçarak anksiyetesini yatıştırmaya çalışır ancak hayattaki işlevselliğini de kaybeder.

4. Süperego Anksiyetesi: Süperego; anne-babaların ve toplumun yasakları ve hedef göstermeleri ile oluşur. Kişinin içsel bir sistemi haline gelerek vicdan yapısının temelini oluşturur. Bu yapı, neyi yapıp neyi yapmamamız gerektiğini ve nasıl biri olmamız gerektiğini söyleyen bir iç sestir. Anne-babanın ya da toplumun isteklerinin karşısında, yasak olarak nitelenen eylemlerde bulunulduğunda bu iç ses kişiyi, anne-baba ve toplum adına yargılar. Bu yargılama içsel bir çatışma yaratır. Bu çatışma süperego anksiyetesi olarak isimlendirilir.

İşte kişinin yaşamış olduğu bu dört anksiyete türü; bizim anksiyete (kaygı) bozuklukları dediğimiz rahatsızlıklara neden olur. Bunlar; panik bozukluğu, özgül (böcek, asansör, terleme vb.) fobiler, sosyal fobi, obsesif-kompulsif bozukluk, travma sonrası stres bozukluğu gibi rahatsızlıklardır. Bu konularla ilgili yardım talep eden bir insanın yaşadığı anksiyetenin hangi gruba girdiği terapist tarafından tespit edilir. Sonraki süreçte; bu bağlamda kişinin duygularının ele alındığı ve içgörü dediğimiz farkındalık oluşturmaya yönelik bir psikoterapi süreciyle tedavi sağlanır.

Bazı klinik durumlarda psikoterapi süreci öncesinde, hastayı psikoterapiye yatkın hale getirmek amacıyla ya da ihtiyaç halinde psikoterapi süreciyle eş zamanlı olarak ilaç düzenlemesi gerekebilir

14.01.2016
Abdullah ALPASLAN
Klinik Psikolog/Psikoterapist
Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"Anksiyete Bozuklukları" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Uzm.Psk.Abdullah ALPASLAN'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Uzm.Psk.Abdullah ALPASLAN'ın izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     Beğenin    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Yazan Uzman
Abdullah ALPASLAN Fotoğraf
Uzm.Psk.Abdullah ALPASLAN
İstanbul (Online hizmet de veriyor)
Uzman Psikolog
TavsiyeEdiyorum.com Üyesi51 kez tavsiye edildiİş Adresi KayıtlıTavsiyeEdiyorum.com'u sıkça ziyaret ediyor.
Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Uzm.Psk.Abdullah ALPASLAN'ın Yazıları
► Anksiyete ile Baş Etme(Yaygın Anksiyete Bozuklukları) ÇOK OKUNUYOR Psk.Dnş.Nurullah SARI
► Anksiyete Bozuklukları Psk.Dnş.Serkan YILDIRIM
► Anksiyete Bozuklukları Psk.Murat BİLİM
► Anksiyete Bozuklukları Nedir Psk.Merve ÖZGÜVEN
► Anksiyete - Kaygı Bozuklukları Psk.Aysel ÜLGÜNER
► Anksiyete Bozuklukları: Sosyal Fobi Üzerine Psk.Batuhan Mehmet BİLEN
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 19,449 uzman makalesi arasında 'Anksiyete Bozuklukları' başlığıyla benzeşen toplam 22 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


00:42
Top