2007'den Bugüne 89,675 Tavsiye, 27,648 Uzman ve 19,669 Bilimsel Makale
Site İçi Arama
Yeni Tavsiye Ekleyin!




Neden Yiyoruz?
MAKALE #16316 © Yazan Psk.Sümeyye TURGUT | Yayın Mart 2016 | 2,692 Okuyucu
NEDEN YİYORUZ?

Yemek hayatımızdaki en temel ihtiyaçlarımızdan biridir. Beden ve zihin sağlığımız için yemeğin büyük bir önemi ve sayısızca faydası vardır. Peki, yemek yalnızca fiziksel ihtiyaçlarımızı mı karşılar? Yalnız ihtiyacımız var diye mi yeriz? Bu yazımda bunlardan bahsedeceğim.

Yemek yemeninin toplumumuzda kültürel olarak oldukça önemli bir yeri vardır. Yemekleriyle ünlüdür şehirlerimiz, yemekleriyle tanınır. Biz yemeklerimizle övünür, yemeklerimizle ağırlarız kıymetli dostlarımızı. En güzel sohbetler, en güzel muhabbetler yemek sofralarımızda gerçekleşir. Aileler yemek masalarında birleşir, özlem giderir. Yemek bizi bir araya getiren, önemli bir unsurdur yaşantımızda. Türk toplumunda yemenin, yedirmenin önemi büyüktür. Peki, neden bu kadar önemlidir. Sadece doyurucu olması, yaşamın devamı için hayati bir fonksiyonu olması yüzünden mi? Gelin beraber bir bakalım yemek gerçekten yalnızca midemize mi hitap ediyor.

Yeme serüvenimize doğduğumuz andan itibaren başlarız. Emme eylemiyle başlayan bu olgu annemizle aramızdaki en güçlü bağı oluşturur. Sevgidir, doyumdur, hazdır, mutluluktur küçük bedenlerimiz için. O en güçlü bağı 0-2 yaş dönemimizde kurarız ve buna aracılık eden emme eylemidir. Bu yüzden ağız şefkat organı, yemek de şefkattir bizim için. Annemizin bizi kendi bedeniyle beslediği o anlar en büyük şefkat kaynağıdır. Derin bağlarımızı, annemizle kurduğumuz sevgi ilişkisi emzirme döneminde kurulur.
Yemekle olan bağımız 0-2 yaşımızla da sınırlı kalmaz. Büyürüz annelerimiz sabahları “aman ha evladım sakın aç gitme” diye tembihler. Sabahın kör vaktinde kalkıp bizim için bir şeyler hazırlayıp ellerimize tutuştururlar “ Bunları ye muhakkak ”diyerek. Evleniriz çocuğumuz olur hala ararlar “kızım/oğlum beslenmene dikkat ediyor musun? Sakın işe aç gideyim deme, evladım çok çalışıyorsun zaten" bu cümlelerin alt yazısı sen ne kadar büyümüş olsan da benim küçük bebeğimsin benim için değerlisin, seni seviyorum. Kendine dikkat et" aslında bunları derler bunları anlatmaya çalışırlar bize. Yemek annemizin bize gösterdiği şefkattir, sevgidir. Bu yüzden yemek bizim için hep sevgi ve şefkat aracı olmuştur.

Buraya kadar size yemenin hayatımızdaki duygusal yönünden bahsetmiş oldum. Peki, simdi soruyorum gerçekten fiziksel ihtiyaçlarımız için mi yiyoruz?

Hangi zamanlarda hangi sıklıkla ne şekilde besleniyoruz. Ne zaman kilo alıyoruz. Neden kilolarımızı veremiyoruz. Yeme sorunları neden ortaya çıkıyor ve özellikle kimlerde ortaya çıkıyor. Bir kendimize soralım. Yapılan araştırmalar gösteriyor ki yemek sorunları yaşayanların birçoğu duygusal temelli. Yeme sorunlarının birçoğu psikolojik olarak görülen sorunlar alt başlığında ele alınıyor. İnsanların yemek yemesi veyahut yememesi içsel motivasyonlarıyla, duygusal durumlarıyla oldukça alakalı

Aneroksiya nervoza hastalarının birçoğunun cinsel istismara uğradıklarını biliyoruz mesela. Halk arasında manken hastalığı olarak da bilinen bu rahatsızlık, psikolojik bozukluk olarak tanımlanmaktadır. Bu kişilerin aslında sevilmeme, değersizlik gibi düşüncelerle, kendilerini çirkin gösterme arzusuyla aç bırakıp ben de kendimi sevmiyorum diyor aslında. Sevilmediğini, değersiz olduğunu derinlerde düşünen bu kişiler kendilerini bir bakıma cezalandırıp “evet sevilmiyorsun, sen değersizsin” deyip şefkat nesnesi olan yemekten mahrum bırakıyor kendini. Manken hastalığı denilen bu hastalıkta aslında kişilerin hiç de manken gibi olmak, ya da çekici olmak için bırakmıyorlar yemek yemeği. Bu kişilerde bir noktadan sonra dişiliğin tamamen yok olduğunu, kadınsı özelliklerin kaybolduğunu görüyoruz. Çekici bir kadından çok bir iskelet buluyoruz karşımızda ve maalesef sonu da çoğu kez ölümle noktalanıyor.
Yemek o kadar çok şefkatle iç içe ki, bireyin kendine değer vermediğinde, kendini o yemekten mahrum bıraktığını, o hazzı yaşamayı reddettiğini görüyoruz. Nitekim birçok depresyondaki hastalar da umutsuzluğun had safhada olduğu zamanlarda artık yemek yemeği ciddi anlamda reddettiğini, ciddi kilo kayıplarını görüyoruz.

Öte yandan obezlere baktığımızda ise bu kişilerin çoğunun duygusal olarak zayıf olduğunu görüyoruz. Birçoğu içe dönük, toplumda kendini ifade etmekten çekinen, kendine biçilmiş şişman rolüne alıştırılan ve ön planda olmaktan ziyade arkada olmayı kabul eden bir kişilik tipi sergiliyor. Peki birileri yemekten kendini mahrum bırakırken diğerleri neden hunharca yiyor.

Özellikle obezlere ya da çok fazla kontrolsüzce yemek yiyen bireylere baktığımızda bu kişilerin belli durumlarda daha fazla yemek tükettiğini görüyoruz. Özellikle, mutsuzken, yalnızken, öfkeliyken, stresliyken kendilerini yerken buluyorlar. Duygusal olarak yaşadıkları sorunları yiyerek çözmeye çalışıyorlar bir bakıma. Çoğu zaman bu yaşadıkları duygu yoğunluğunu ifade etmediklerini, edemediklerini ve ifade etmekten kaçındıklarını görüyoruz. Tam da bu noktada yemek onları yatıştıran, dinleyen, anlayan, kucak açan bir şefkat nesnesi oluveriyor. Yemek yeyince sinirinin geçtiğini, rahatladığını, sorunlarını bir nebze unuttuğunu düşünüyor. Bu davranışı öğrenerek sürdürmeye devam ediyor.

Baktığımız zaman bu kişiler özellikle hayattaki sorunlarıyla yüzleşmekten, çoğu zaman kendilerini sözel olarak ifade etmekten kaçınan kişiler. Yahut da ifade etseler dahi, kendilerini sakinleştirmeyi, yatıştırmayı yeme yoluyla öğrenmiş bireyler. Belki de anneleri de ağladıkları zaman ağızlarına bir şeyler tıkıveriyordu. Dolayısıyla öğrenilmiş bu davranış bireylerin stres anlarında kendilerini en kolay yatıştırma biçimi olarak ortaya çıkıveriyor.

Peki, ne yapmalıyız? Biraz da ne yapabileceğimizden konuşalım. Eğer yemeği duygusal tatmin aracı olarak kullanıyorsanız; elinize bir kâğıt kalem alın hangi durumlarda, hangi düşünceyle yemek yediğinizi kaydedin. Eğer sinirliyken sürekli yiyorsanız muhtemelen sinirlendiğiniz kişiye duygularınızı açmakta zorlanıyorsunuz demektir. Sinirlendiğiniz anlarda yemekle sinirinizi yatıştırmak yerine “dur bir sakin ol, aç falan değilsin, sadece sinirlisin, git sorununu hallet, bunu yapabilirsin” deyin kendinize. Yemek yemesiniz de birkaç dakika içinde ilk anki siniriniz kalmayacaktır zaten. Öncelikle yapmanız gereken sizi sinirlendiren şeyi çözmek ve duygularınızı açıkça ifade etmektir. Eğer sorununuz konuşmakla halledilmiyorsa “yemek yemekle de halledilmeyeceğini” kendinize hatırlatın. O an şefkate çok ihtiyaç duyuyorsanız kendinizi mutlu edecek başka şeyler bulun, arkadaşlarınızla vakit geçirebilir, ya da annenizi ya da kıymetli bir dostunuzu arayıp sizi üzen, sinirlendiren konu hakkında konuşabilirsiniz. Bunu yaparken yemek ya da tatlı yemeyin.

Sorunlarla karşılaştığınızda yemekle kendinizi yatıştırmak yerine sorunlarınızı çözmeye çalışın. Duygularınızı ifade etmeye, ne hissettiğinizi, ne düşündüğünüzü karşınızdakilerle paylaşmaya çalışın. Ve yemek yemekle sorunlarınızı çözemeyeceğinizi kendinize her zaman hatırlatın. Şefkati yemekte değil, ilişkilerinizde arayın. Sağlıklı ilişkiler kurmaya özen gösterin. Kendinizi ifade edebildiğiniz; mutsuz, sinirli, üzgün ya da kırgın olduğunuzda bunu dillendirebildiğiniz, anlayışa dayalı ilişkiler kurun. Kendinizi her durumda ifade etmeye çalışın, sorunlarınızdan kaçmayın, yüzleşin.
Hep veren olmaktan çıkıp alabildiğiniz ilişkilerin içinde olmaya gayret edin. Vermeye dayalı ilişkiler kuruyorsanız bu sizde duygusal tatminsizliğe ve gerginliğe yol açar. İlişkiden elde edemediğiniz sevgi ve şefkati yeme yoluyla alma davranışınızı pekiştirir. Dolayısıyla veren el konumundan çıkıp alan el olmaya çalışın. Karşılıklı sağlıklı ilişkiler kurabildiğiniz ve kendinizi olabildiğince ifade edebildiğiniz müddetçe yiyerek yatışmaya ihtiyaç duymadığınızı göreceksiniz.

Şefkatle Kalın,
Açken yemeniz dileğiyle,
Uzman Klinik Psikolog Sümeyye Turgut
Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"Neden Yiyoruz?" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Psk.Sümeyye TURGUT'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Psk.Sümeyye TURGUT'un izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     Beğenin    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Psk.Sümeyye TURGUT'un Makaleleri
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 19,669 uzman makalesi arasında 'Neden Yiyoruz?' başlığıyla benzeşen toplam 8 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


07:12
Top