2007'den Bugüne 80,910 Tavsiye, 25,756 Uzman ve 18,034 Bilimsel Makale
Site İçi Arama Arayın :
Yeni Tavsiye Ekleyin!




Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
.
Akran Zorbalığı
MAKALE #16478 © Yazan Psk.Serap DUYGULU | Yayın Nisan 2016 | 2,140 Okuyucu
Akran zorbalığı kavramı henüz yeni bir kavram. Yaşananlar çok eskiden beri var olan ve bilinen şeyler olsa da kavram olarak oldukça yeni.
Bu alanda konuyla ilgili yapılan araştırmalar da çok eskiye dayanmıyor ve ülkemizde araştırmaların 2000'li yıllarda yapılmaya başlandığını görüyoruz.Yapılan bazı araştırmalara göre Akran Zorbalığı en çok ilkokul yıllarında görülüyor ve zorbalık türünün ilk sırasında sözel zorbalık yer alıyor.Sözel zorbalığı fiziksel zorbalık takip ediyor.

Akran zorbalığında üç ayrı durum var aslında. Birinci kategoriye girenler kurban, ikinci kategoride zorba, üçüncüsünde ise hem kurban hem zorba grubuna giren çocuklar bulunuyor. Erkek çocukların daha çok saldırgan ve baskın grupta yer aldıkları, kurban grubunda ise kız çocukların daha fazla bulundukları da araştırma sonuçlarından çıkan veriler arasında yer alıyor.İlginç olan bir diğer sonuç ise, üst sosyo-ekonomik düzeye ait çocukların orta ve alt sosyo-ekonomik düzeyde bulunan çocuklara göre daha fazla zorbalık yaptıklarının görülmesi.
Akranları ya da arkadaşları tarafından sözel, fiziksel, cinsel ya da duygusal zorbalığa uğrayan çocukların sonraki hayatları boyunca önemli ölçüde olumsuz etkiler yaşadıkları yönündeki sonuçlar dikkat çekici biçimde artış gösteriyor.

Zorbalık derken iki ayrı Zorbalık türü var: İlki Sanal ya da Siber Zorbalık.Diğeri Akran Zorbalığı.
Peki Sanal Zorbalık ya da Siber Zorbalık nedir?

Özellikle gençler arasında ‘Akran Zorbalığı’ olarak bilinen tacizkar ve tehditkar davranışların elektronik ortama taşınmış hali olarak düşünülmesi gereken bir sorundur. Sanal zorbalıkta kişilerin bütün şifreleri ve hesapları ele geçirilip,onların yer aldığı tüm elektronik ortamlarda sistemli bir karalama ve aşağılama, hatta tehdit ve şantaj da olan bir saldırganlıktan söz ediyoruz.

Akran zorbalığı ise okulda şiddet başlığı altında düşünülse de ikisi arasında bazı farklılıklar bulunuyor. Okul şiddetinde arkadaşların birbiriyle kavga etmesi söz konusuyken, zorbalık olarak tanımladığımız olayda iki önemli ayrıntı var. Birincisi uygulanan şiddetin türü ne olursa olsun süreklilik göstermesi, ikincisi ise güçlü olanın zayıf olana uygulaması.
Dolayısıyla ortada sıradan arkadaş kavgası olarak göremeyeceğimiz sistematik bir şiddet var. Bu nedenle de asla hafife alınamayacak kadar önemli ve ciddi bir durum söz konusu.

Okullarda yaşanan zorbalık;
• itme,vurma, tekme atma gibi fiziksel,
• ad takma,aşağılama,küfür etme, fiziksel özellikleriyle alay etme,tehdit gibi sözel,
• eşyalarına zarar verme, oyundan ve gruptan dışlama, toplum önünde küçük düşürme gibi duygusal,
• cinsel içerikli sözler söyleme,argo lakaplar takma,taciz etme gibi cinsel olarak farklı kategorilerde değerlendirilmelidir.

Şiddetin geçmişi çok eskiye dayanıyor ancak akran zorbalığı konusu 20 yıllık bir geçmişe sahip. Daha doğrusu zorbalık olarak nitelenmesi önemli bir konu olarak 4 öğrencinin intihar etmesiyle ilk defa Norveç'te gündeme geldi. Sonrasında ülkemizin de dahil olduğu bir takım çalışmalar yapıldı ancak bu konudaki çalışmalar Milli Eğitime çok da adapte edilemedi. Örneğin okullarda bu konuda bilinçlendirme çalışmaları, hatta özellikle bir ders konulabilir ve hem zorbalık yapan hem de zorbalığa maruz kalan çocuklar bilinçlendirilebilirdi.
Akran zorbalığında şiddete yönelik oluşturulmaya çalışan toplumsal hareketlerin faydalı olması beklenirken giderek daha olumsuz olaylara tanık oluyoruz. Bunun sebebinin de televizyonlarda sıklıkla izlediğimiz Mafya, Çete, Ağalık vurgulamalarına yer verilen diziler olduğu düşünülüyor. Çocuklarda ve gençlerde fiziki gücün önemli olduğu ve her kapıyı açabildiği şeklinde bir yargı oluşturması bakımından son derece tehlikeli gelişmeler yaşanıyor.

Çocuklar ve gençler arasında bu derece yaygınlaşan zorbalığa karşı aileler de çok fazla başarılı olamıyor maalesef. Zira bir çok çocuk sistematik şiddete yani zorbalığa zaten ailesi tarafından uğratılıyor. Anne babası tarafından istenmeyen çocuk olmak, aile içinde fiziksel, cinsel, sözel ya da psikolojik şiddet görmek, kardeşleriyle ya da diğer akranlarıyla kıyaslanmak, yapısal olarak aşırı hareketlilikten kaynaklanan dürtü kontrol sorunu yaşamak, öfke kontrolünü sağlayamamak, aile içi şiddete tanıklık etmek gibi pek çok etken çocuklarda akran zorbalığına eğilim geliştirebiliyor. Kendisinden daha güçlü insanlar tarafından kendisine uygulanan şiddete ses çıkaramayan çocuk gücünün yettiği başka çocuklara şiddet uygulayarak yaşadıklarının hıncını çıkaracaktır.Üstelik şiddetin zamanla öğrenilen bir davranış olduğunu biliyoruz.
Bunun dışında bir de bazı ailelerin, kendi çocuklarını korumaya yönelik geliştirdikleri bir tavır var: 'Yeter ki çocuğum ezilmesin, zarar görmesin, dayak yemesin' düşüncesiyle, arkadaşları arasında baskın kişilik sergilemesine ses çıkarmayan, arkadaşlarını itip kakmasına göz yuman ya da çevresine zarar veren, şiddet uygulayan çocuklarına göz yuman anne babalar. Belki de en tehlikeli tutum bu, zira çocuklar alenen kendi anne babaları tarafından teşvik ediliyorlar.

Bu tür şiddet içeren eylemlerin bir başka tehlikeli tarafı bunun bir iletişim dili olarak yerleşme ve kabul görme ihtimalidir. O nedenle en ufak olayda dahi durumu görmezden gelmek, arkadaşlar arasında sıradan kavgalar olarak görmek yerine önemli bir şiddet türü olduğunu ve akran zorbalığı yaşayanların çok ciddi olarak psikolojik sorunlar yaşayabileceğini ve hayatının ilerleyen dönemlerinde önemli sıkıntılara yol açabileceğini unutmamak gerek.
Bu tür bir şiddetin sistematik bir şiddet türü olduğu,dolayısıyla da akran zorbalığına uğrayanların kaygı bozuklukları, depresyon ve öz güven sorunları yaşadıkları biliniyor.
Üstelik sadece şiddete uğrayanlar değil, şiddeti uygulayan çocuklar da psikolojik olarak olumsuz etkiler yaşıyorlar.
Ailelerin akademik başarıdan daha çok çocuklarının okulda ve sokakta ne yaptıklarını, arkadaş gruplarını çok iyi gözlemleri gerekiyor. Dolayısıyla Akran zorbalığı hem aileler hem eğitimciler hem de devletin kurumları tarafından çok ciddiye alınarak mutlaka üzerine gidilmesi gereken, kişisel, eğitsel ve sosyal bir sorundur.
Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"Akran Zorbalığı" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Psk.Serap DUYGULU'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Psk.Serap DUYGULU'nun izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     Beğenin    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Google Plus'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
.
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Psk.Serap DUYGULU'nun Yazıları
► Akran Zorbalığı Psk.Gülşah AKÇAY CİVRİZ
► Akran Zorbalığı Psk.Betül Nesibe ÖZKARS
► Akran Zorbalığı Psk.Nergis ÖZDİNÇ AZANPA
► Şiddetin Çocuk Hali: Akran Zorbalığı Uzm.Psk.Gülşah PINAROĞLU
► Akran Baskısı Psk.Dnş.Davut ŞENYÜREK
► Akran İstismarı Psk.Dnş.Şafak UZUN
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 18,034 uzman makalesi arasında 'Akran Zorbalığı' başlığıyla benzeşen toplam 12 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
► Baba Çocuk İlişkisi Kasım 2016
► Alınganlık Kasım 2016
► Kıskançlık Kasım 2016
► Yılbaşı ve Çocuklar Kasım 2016
◊ Dizi Dizi Hayatlar Ekim 2010
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


23:49
Top