2007'den Bugüne 87,359 Tavsiye, 27,074 Uzman ve 19,320 Bilimsel Makale
Site İçi Arama
Yeni Tavsiye Ekleyin!




Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Sağlıklı İlişki ve Evlilikte "Sözde" Çatışmalar
MAKALE #17244 © Yazan Uzm.Psk.Ayşenur BAYRAKTAR | Yayın Ekim 2016 | 2,157 Okuyucu
Usta yönetmen Ingmar Bergman; " iki insanın gerçek sevgiye en yakın oldukları an' ın birbirlerine karşı en dürüst oldukları an olduğundan bahseder. Eşler arasında "-mış gibi yapılan" bir yakınlığın olduğu yerde, başka bahaneler ilişki gerçekliğini kaplayabilir. Bu yakınlığı tarif ederken çiftler kendilerine göre tanımlamalar yaparak, rahatsız olup-olmadıklarını ya da kendilerine bu durumun iyi gelip-gelmediğinden bahsedebilirler.

Yakınlık ve uzaklık ayarlarımız ilk deneyimlerimizi yaşadığımız, bize bakım veren kişilerle gerçekleşir. Buralarda öğrendiğimiz yakınlık ve uzaklık ayarları bizim yakın ilişkilerdeki hissedişlerimizi belirlemede birer öncül olabilir. Hayat boyu yaşadığımız diğer deneyimlerde yine yakın ilişkilerdeki pozisyonlarımıza katkıda bulunabilir.

Yakınlıkla ilgili olarak; çift problemlerinde sıklıkla yaşanan, bireysel olma ya da biz olma kavramları aslında bizim sözde öğrendiğimiz bilgilerle doludur. Sağlıklı bir ilişki; hem bireyselliğin korunabildiği hem de birlikteliğin var olabildiği bir yerdir. Fakat; bir ilişkide kişiye iyi gelen bir bireysellik diğer kişiye iyi gelmeyebilir ve bunlardan dolayı çiftler
" sözde " çatışmaların içine girebilir.

Çiftlerin ait oldukları aile sistemleri, kişisel gelişimleri, evliliklerinin bulunduğu dönem, çocuklar gibi hayat olayları çiftlerin ilişkilerinde " ilişki gerçeği" ni kaçırıp bir kısırdöngüye girmelerine sebep olabilir. Evliliklerde isteklerin, bir ödev gibi belirtilerek değil de zevk duyarak, içinden gelerek, birbirlerini yakın buldukları o aralıkta, birbirlerinin hatrına yaptıkları bir şekilde olması çiftlere daha iyi gelecektir. Bir tür isteklerin, yapılıp-yapılmayanların kısırdöngüsünde yer alan çiftler terapiye geldiklerinde ilişki gerçeğiyle ilgili ayarların yapılması o çiftin " sözde " çatışmalarını sağlıklı bir şekilde çözümlemelerini sağlar.

Çoğunlukla; çiftlerin birbirlerini suçlamak yerine, birbirleriyle bozuk bir telefonla şehirlerarası konuşuyor gibi olduklarını fark edip ilişki gerçeğine terapi odasında terapistle birlikte katılmaları daha sağlıklı bir ilişki yapısında yaşamalarına imkan sağlar.

İyi bir ilişki için gerekli olan sadece iki sağlıklı insandır. Sağlıklı olmak derken, kişilerin birbirlerine açık olabildikleri , eş duyum yapabildikleri, birbirlerinin ihtiyaçlarını görebildikleri ve en önemlisi belki de ‘kendi’ olabildikleri, ilişki içinde de sereserpe yaşadıkları bir yaşantıdır.

Çiftlerin birbirlerine görev tanımı yaptıkları, çeşitli sorumlulukları yükledikleri bir yaşantı değil zaten çiftlerin birbirleri için ne yapması gerektiğini bildiği bir yaşantıdır sağlıklı ilişki. Bunun içinde gerekli olan şeylerden birisi de ilişkide çiftlerin ‘kendisi ’ olabilmesidir. Kişinin kendi olabildiği yerde çiftler birbirlerini fark edecek, tanımaya çalışacak, eş duyum yapabilecek ve partnerine iyi gelebilecek, onun hatrının gözetilebildiği şeyleri yapma hissini spontan olarak zaten duyacaklardır.

Sağlıklı bir ilişki için gerekli olan 'kendi olabilmek', aynı zamanda kendini açabilmektir. İnsanlar, birbirlerini dinlemeden konuşmaya eğilim taşıyabilirler. Birbirlerini dinlememeleri bir yana birbirlerine soru da sormayabilirler. Yüzeysel konuşmalar, birbirini dinlemeden, partnerin ruh halini anlamadan, ortamın havasını iyi analiz edemeden konuşmak, uzun zaman süren ilişkilerde de görülebilir. Bu ilişki için zararlı bir şeydir.

Çünkü, ilişkideki bağlar, bu samimi sohbetlerle yakınlığın oluştuğu ve çiftlerin birbirlerine eş duyum yapabildikleri aralıkta daha da güçlenir. Bu bağlar, çiftlerin aynı bir dans gibi uyum içerisinde birbirlerinin adımlarını da takip ederek, müziğinde ritmini kaçırmadan senkronize bir şekilde ilişkiyi yaşantılamalarını ve bu ilişkiden doyum alabilmelerini sağlar.

Partnerlerle yapılan sohbet genellikle, kişilerin kendilerini ilginç gösteren şeylerle dolu olan, asıl kendine, duygularına, ruh haline dair az bir bilgi içeren yüzeysel bir sohbet olarak yapılagelmektedir. Etkili bir sohbet, kendini açabilme, karşı tarafla da ilgilenilen ve karşı tarafın da dinlenildiği beceri isteyen bir sanattır. Bu sanat, içinde açık uçlu olan soruların sorulduğu bazı özellikleri de barındırır.

Örnek olarak, partnerine : ‘öfkeli misin?’ sorusunun sorulduğunda alınan cevap farklıdır, ‘öfkeli görünüyorsun…ne oldu?’ diye sormak farklı bir cevabı getirir. Birincisinde, kapalı uçlu bir soru vardır ve cevabı, evet ya da hayırdır. Tek bir cevapla geçiştirilir. Fakat, açık uçlu bir soru derin bir yanıt gerektirir ve partnerin hem ruh halini anlamaya hem de çiftlerin arasındaki yakınlığın güçlenmesini sağlar. Bu açılmadan sonra, etkili bir sohbette bulunan, dinlenildiğini hissettirme özellikle çok önemlidir. Bu da , partnerin anlattıklarını kendi sözcükleriyle tekrar ona yinelemek partnerde anlaşıldığı hissini doğurabilir.

Duygusal olarak uzaklığın bulunduğu, bağların güçlü olmadığı, çiftlerin kendi olamadıkları ve doyum bulamadıkları bir ilişki yapısında yaşamak çiftler için sıkıntı verici olmaktadır.

Ayrıca; ilişkilerde, evliliklerde; çiftler arasında genellemeler, tehlikeli ve kişiyi ait olmadığı sanal duvarlar içine hapseden önyargı da içeren, zorlayıcı ve rahatsız edici cümleler içeren şeylerdir. Birbirimize kusurlarımız gibi görünen şeyler aslında farklılıklarımızdır ve bizi zenginleştirir.

Her insan kendi ait olduğu yaşamıyla biricik ve özeldir. Her insan kendisinin özellikle de bir evlilik ilişkisi içerisinde, özel ve değerli hissetmek ister. Bu çok tabiidir. Genellemeler ise bu duygunun tam zıddıdır. Kişiyi, değersizleştiren, biricikliğini ortadan kaldıran şeylerdir.

Aslında , genelleme yapıldığı zaman bu içinde büyük yanılgıları da içerir. Çünkü, hiçbir insan tıpatıp birbirine benzemez, aynı evde aynı ebeveynlerin büyüttüğü ikizlerle yapılan bilimsel araştırmalarda dahi, ikiz çocukların farklı karakter yapılarında oldukları, seçimlerinin farklı, değişik olabileceği gösterilmiştir.

Çiftler; genellemeyi sıklıkla kullanıldıklarında ilişkide 'sorumluluk' almayı reddediyor olabilirler. Yani, " kadınlar şöyle davranmalıdır, ya da erkekler böyle yapmalıdır, bu durumun tek doğrusu bu, zaten herkes böyle yapıyor" diyerek önyargılı davranan çiftler, aslında birbirleriyle birebir ilişki kurmaktan kaçınarak genellemelerin arkasına saklanıyor olabilirler.

Çünkü, bu daha kolaydır. Fakat, çiftlerin birbirleriyle sağlıklı bir iletişim kurarak birbirlerini tanımaya, anlamaya çabalamaları , ciddi bir emek ve zaman isteyecektir. Bazen kolaya kaçmak çeşitli nedenlerden dolayı çiftlere göre bir yol olarak tercih edilebiliyor.

Birbirini tanımak dediğimiz zaman, 'yakınlık' kavramının önemi devreye girmektedir. Yakınlık derken; ‘ iki kişinin arasındaki etkileşimin iki kişinin arasındaki bağı pekiştirip güçlendirmiş olduğu aktif, sevecen bir karşılıklı ilişki' kastedilmektedir. İnsanlar; yakın ilişkilerde, kabul görme, güvende olma, sevgi, reddedilme, düş kırıklığı, kıskançlık, gibi birçok duyguyu da aynı zamanda deneyimlemektedir. Çiftler birbirini ne kadar tanımaktadır ve nasıl bir yakınlığa sahiplerdir? Bu ilişkide birçok problemin temelinde olan ana bir zemindir.

Bir diğer yönüyle de; ' Bütün kadınlar/erkekler gibi sen de, her zaman böyle yapıyorsun! ' diye konuşmaya başlayan bir çift de, diğeriyle aslında konuşmayı başlatmış ve bitirmiş sayılır. Bu genellemeyi hisseden diğer taraf zaten konuşmayı istemeyecek ya da konuşma sağlıksız bir şekilde kavgaya dönüşecektir.

Doğal, akıcı ve sereserpe olunabilen bir ilişki ise keyif alınan bir yapıdır ve çiftler içinde yaşarken doyum alabilmektedirler. Bu yapının içinde çiftler bazı zamanlarda kaybolabilmektedirler. İlişkide, çiftler birbirlerine kendilerini oldukları gibi göstermedikçe de ilişki tam olarak kurulamaz.

Bu yüzden, çiftler ilişkilerinde bir problem olduğunu hissettikleri zaman, gerçek yakınlıklarının nasıl olduğuna bakarak daha sonrasında da genellemelerin arkasına sığınmadan, erkekler/kadınlar böyle yapmalı demek yerine, problemdeki kendi paylarını da düşünerek birbirlerini ne kadar tanıdıkları, anlayabildikleri ve iletişim kurma yollarının nasıl olduğunu sorgulayabilmelidirler. Ya da çözümün olamayacağını düşündükleri noktada ilişkileri hastalanmadan bir çift terapistinden destek almalıdırlar.
Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"Sağlıklı İlişki ve Evlilikte "Sözde" Çatışmalar" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Uzm.Psk.Ayşenur BAYRAKTAR'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Uzm.Psk.Ayşenur BAYRAKTAR'ın izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     Beğenin    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Uzm.Psk.Ayşenur BAYRAKTAR'ın Makaleleri
► Evlilikte İlişki Biçimleri Psk.Bahattin GÖKTAN
► İçimizdeki Çatışmalar Psk.Seda Nur BİLİCİ
► Çatışmalar Nasıl Çözülür? Psk.Simge ÖZYÜREK
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 19,320 uzman makalesi arasında 'Sağlıklı İlişki ve Evlilikte "Sözde" Çatışmalar' başlığıyla benzeşen toplam 26 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


20:47
Top