2007'den Bugüne 83,108 Tavsiye, 26,204 Uzman ve 18,431 Bilimsel Makale
Site İçi Arama
Yeni Tavsiye Ekleyin!




Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
.
Depresyon Kader Midir?
MAKALE #17440 © Yazan Psk.Gizem ANLAMA | Yayın Kasım 2016 | 2,532 Okuyucu
DEPRESYON KADER MİDİR?

Birçok insan hayatının belirli dönemlerinde çökkün bir ruh haline sahip olmuştur. Bu gibi zamanları bazen yorgunlukla ilişkilendirir bazen bir olay sonucunda oluştuğuna kendini inandırır bazense ortada hiçbir şey yokken neden böyle hissediyorum diye sorgularlar. Yaşanılan her çökkün ruh haline depresyon demek mümkün değildir. Herkes tarafından bilinen ve kabul görmüş çeşitli belirtileri olmakla birlikte belirli bir duygunun içinde bulunma durumunu çeşitli kalıpların ve “depresyon” gibi direkt tanıların içine sokmanın doğru olmadığını düşünmekteyim.

Depresyon kader midir?

Bazılarına göre evet. Yapılan birçok araştırma sonucunda depresyonun kalıtsal özelliklerinin bulunduğuna ulaşılmıştır. Bunun yanı sıra aşağıda da değinecek olduğum erken çocukluk dönemindeki ebeveyn ilişkileri ve bunların sonucunda oluşan kendiliğin çok önemli bir payı bulunmaktadır. Bu noktada depresyonun bir nevi ebeveynlerimiz ve diğer erken çocukluk dönemi ilişkilerimiz sonucunda oluşan, daha doğru terimle “oluşturulan” bir kader olduğu gerçeğine ulaşabilmekteyiz.

Çocukluk Dönemi İlişkilerinin Depresyon Üzerindeki Etkisi

Psikoloji ile biraz içli dışlı olan herkesin ismini duymuş olduğunu düşündüğüm Freud, depresif eğilimleri bulunan kişilerin erken dönemde yaşadıkları kayıplara değinmektedir. Bu anne-baba ya da aile içerisinden birinin ölümü ile açıklanabilmesinin yanı sıra sembolik bir ayrılığı da temsil etmektedir.

Kişiliğin önemli bir bölümü 6 yaşa kadar oluşmaktadır. Bu dönemde çocukta ayrılık adına yaşanılabilecek en büyük travmalardan birisi en önemli ihtiyaçlarından biri olan “emme ihtiyacı”ndan yani anne memesinden mahrum bırakılması, çok erken ya da ani bir sütten kesme döneminin yaşanması olarak görülmektedir. Yetişkinlik hayatınızda çok sevdiğiniz bir insanı hatta bir nesneyi kaybettiğinizde bu kadar yoğun bir üzüntü yaşıyor ve çökkün bir ruh haline bürünüyorken bunu henüz 6 aylıkken yaşamış olabileceğinizi bir düşünün? Bu dönemde çocuk tüm doyumunu ve hazzını ağız yoluyla karşıladığı için yetişkinlikte depresif karakterlerde ağız yoluyla oluşan alışkanlıkların çok yoğun olduğunu gözlemlemekteyiz. Genelde depresif insanların çok kilolu, alkol ya da sigara bağımlısı olması bir tesadüf müdür? Tartışılır…



Anne ile çocuğun yaşamış olduğu sembolik ayrılıklar ne denli yaralayıcı ise anne ile ayrışamayan bir çocuğun yaşadıkları, annenin depresif kişiliği ile tamamlandığında da o denli yaralayıcı olmaktadır. Anneyi içselleştiren çocuk, anne ile kendisini zihninde aynı kişi sandığı için annenin üzüntüsü karşısında o yükü ondan almak ve onun yerine bu üzüntüyü yaşamak gibi bir sorumluluk isteyebilmektedir. Kendisinde değil de annesinde var olan depresif hali özümseyen çocuk bu durumu yetişkinliğe de taşımaktadır. Bu durumda “Depresyon kimin depresyonu?” sorusu oldukça yararlı olacaktır. Çocuk küçükken anneden almış olduğu annenin depresyonunu mu taşımaktadır? Yoksa bir birey olarak gerçekten kendi depresyonuna mı sahip olmaktadır. Anne ile ayrışmayı gerçekleştiremeyen bireylerde çoğunluk ilk seçeneği doğrulamaktadır.


Aynı şekilde anne tarafından yeterince hem fiziksel hem de duygusal olarak doyurulamayan çocuk içsel olarak kendisini “tam” hissedememektedir. Depresyondaki bireylerin büyük çoğunluğu içinde var olan bir boşluğu tanımlamaktadır. Bu boşluk çocuklukta anne tarafından doldurulmamış, doyurulmamış bir içsel tatmini, duygusal durumu temsil edebilmektedir. Çocukluğunda yeteri sevgiyi alamayan bireylerin yetişkinlikte depresif özellikler taşıması bu durumda olası görünmektedir.


Çocuğun kendisini algılayış biçimi büyük oranda ailenin ona aktardıklarıyla bağlantılıdır. Bunun sonucunda çocuğa erken dönemlerde “Senin yüzünden böyle oldu.” “Sürekli seninle ilgilenmemi nasıl beklersin?” gibi onun kendiliğini kötü olarak tanımlayacak söylemler çocuğun zihninde birikmekte ve kendisini gerçekten öyleymiş gibi algılamaktadır. Depresyonda olan bireylerin büyük çoğunluğunda “kendini suçlu hissetme, kendini suçlama” eğilimi görülmektedir. “Ben ona bu kadar kötü davranmasaydım ayrılmazdık. “ “Hepsi benim yüzümden oldu.”


Yukarıda bahsetmiş olduğum memeden kesilme dönemi de bunun üzerinde önemli bir etkiye sahip olmaktadır. Bebek henüz annenin neden ona en çok zevk veren şeyden kendisini mahrum bıraktığını anlayabilecek zihinsel güce sahip olmamakta ve ben bir şey yapmış olmalıyım ki bu sona erdi düşüncesine sahip olmaya başlamaktadır. Bu durumda bir terkeden vardır fakat bu çocuk için en güvendiği nesnedir. “Kötü” olarak nitelendirilebilecek bir deneyimi çocuk kendi benliğine aktarmakta ve kötü duygu, “kötü ben” imgesi çocuğun zihninde artmaya başlamaktadır. Yerleşik bir düşünce haline geldiğinde ise yetişkinlik hayatında depresif bir karakter olarak kendisini göstermektedir. Bunu yaşamış olan bireyler yetişkinlik hayatında tıpkı anne sütünün onu aniden terketmesi gibi sürekli bir terkedilmekten korkma duygusuyla karşı kaşıya kalmaktadırlar. Bu durumu sürekli iyilik yaparak, iyi olarak, iyi gibi görünerek telafi etmeye çalışmaktadırlar.

Çocukluk dönemlerinde yaşanılanların depresyonu bir kader yapma olasılığını arttıran diğer etken ise ebeveynlerin üzüntü duygusunu inkar etmesidir. Çocuk özellikle ebeveynlerin duygularının ne yönde olduğuna dair yoğun bir farkındalığa sahiptir. Eğer ki ebeveynler ve diğer bakıcılar üzülmesi gereken durumlarda bunu inkar edip hiçbir şey yokmuş gibi davranır ve bu yönde model olursa çocuk üzüntü duygusunu tehlikeli bir durum olarak algılamaya başlamakta ve “Annem üzülmüyorsa ben de üzülmemeliyim.” gibi bir düşüncenin içine girerek duygularını bastırmayı öğrenmektedir.


Bunun bir diğer yolu ise çocuk üzüldüğünde ona aşağılayıcı tepkilerde bulunmaktır. Çocuk ağladığında “ağlamayı kesip” kendi sorununun üstesinden gelmesi gerektiği gibi aşağılayıcı ithamlarda bulunmak hem çocuğun incinebilir yanlarını saklaması yönünde bir duygu oluşturmakta hem azarlayan ebeveyni içselleştirmesine(birisi her üzüldüğünde böyle bir tepki verilmelidir gibi) neden olmakta hem de kendisinin “üzülen” ve bunun sonucunda aşağılanan yönünden nefret etme gibi duyguları doğurabilmektedir. Bu durumda “üzülmek” gibi kendisini kötü hissettiren bir duyguya sahip olan çocuk bunun üzerine bir de ebeveyni tarafından reddedilmek duygusunu taşımaya başlamakta ve bu onun için ağır bir yük haline gelmektedir.

Biriken, bastırılan her duygu ruhunuza ağırlık yapmakta ve yaşamın hangi döneminde olursa olsun bir yolla karşınıza çıkmaktadır. 15 gün boyunca hiç dinlenmeden, vücudunuzu rahat ettirmeden sürekli olarak yoğun bir tempoda çalıştığınızı düşünün. Bir süre sonra muhtemel hiçbir şey yapmaya dermanınız kalmayacak, kendinizi çok kötü hissedecek, mutsuz ve yorgun olacaksınız. Peki aynı durumu ruhunuzun yaşamış olma ihtimali neden bu kadar korkutucu gelmiyor?

Çocukluğunuzdan beri her kötü duyguyu bir şekilde almak ve bastırmak zorunda kaldığınızı düşünün, bedeniniz bu kadar yoğun çalışmaya nasıl tepkiler verecekse ruhunuz da buna aynı yoğunlukta tepkiler verecektir. Nasıl ki bedenen yorgunluğunuz ruhunuzu önemli derecede çökkün hissettiriyorsa ruhunuzda biriken tüm bu kötü duygular da bedensel tepkiler verecek ve bir süre sonra hiçbir şey yapmak istemeyecek duruma gelebileceksinizdir. Sonrasında da depresyondayım diyeceksinizdir…


Yorgun oluşunuzun sebeplerini bu kadar matematiksel açıklayabilirsiniz. Çok çalıştım ayaklarım ağrıyor demekle kötü duyguya çok fazla maruz kaldım, çok kötü hissediyorum demek birebir aynıdır.

Nasıl ki bedeninizle ilgili bir sorunda hemen şüphelenip bir doktora gidiyorsanız depresyon hali içinde bir psikologdan destek almanız önemli bir husustur. Dinamik Psikoterapi depresyon tedavisi için önerilen bir yöntemdir.

Bedeninizle ilgilendiğiniz kadar ruhunuzla da ilgilenmeniz dileğiyle…



Psikolog Gizem Anlama
Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"Depresyon Kader Midir?" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Psk.Gizem ANLAMA'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Psk.Gizem ANLAMA'nın izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     1 Beğeni    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Google Plus'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Yazan Uzman
Gizem ANLAMA Fotoğraf
Psk.Gizem ANLAMA
İstanbul
Psikolog
TavsiyeEdiyorum.com Üyesi2 kez tavsiye edildi
Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
.
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Psk.Gizem ANLAMA'nın Makaleleri
► Özgüven Kader Değildir! Dr.Psk.Ezgi TUNA
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 18,431 uzman makalesi arasında 'Depresyon Kader Midir?' başlığıyla benzeşen toplam 30 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


09:14
Top
TavsiyeEdiyorum.com sitede listelenen hiçbir uzmanla bağlantısı olmayan tarafsız ve objektif bir portaldır. Sitenin tüm hakları saklıdır. Site içindeki hiçbir öğe (tavsiye yazıları dahil) izinsiz başka bir ortamda yayınlanamaz.