2007'den Bugüne 87,438 Tavsiye, 27,085 Uzman ve 19,340 Bilimsel Makale
Site İçi Arama
Yeni Tavsiye Ekleyin!




Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Heinz Kohut Kimdir? Kendilik Nesnesi Kuramı ve Kişilik
MAKALE #19461 © Yazan Psk.Mehmet BAKAY | Yayın Mart 2018 | 5,179 Okuyucu
HEİNZ KOHUT (1913-1981)
Varlıklı bir ailenin tek çocuğu olarak Viyana’da doğdu. Gençlik yıllarında felsefeye, sanata ve müziğe düşkündü.
Felsefe ve sanat tartışmalarının yapıldığı Viyana kafelerinin daimi müdavimlerinden birisiydi.
1938 de Viyana tıp *fakültesini bitirdi. Nazi işgali sonrası ABD’ye göç etti.
Chicago üniversitesinde nöropsikiyatri ihtisası yaptı. 1949’da psikanaliz eğitimini tamamlayarak Chicago psikanaliz enstitüsünde çalışmaya başladı. “İçe bakış” ve “eş duyumun önemi” konusunda çalışmaları ile dikkati çekti.
Kendilik psikolojisi” adını verdiği özgün bir kuramsal yaklaşım ve psikanaliz tekniği ortaya koydu. 1964-65 yılları arasında *Amerikan Psikanaliz cemiyetinin başkanlığını yaptığı dönemdeki camiaya yakın çevrelerdeki ismi” bay psikanaliz”dir.
1965’ten itibaren de Uluslararası Psikanaliz Cemiyetinin (IPA) başkan yardımcılığını yaptı.1968 yılı IPA seçimleri için adı başkanlık için anılmaktadır.
O sıralarda Anna Freud’un* öncülüğünü yaptığı Freud’yen* ortodoks psikanalitik yönelim ile Melanie Klein’in başını çektiği İngiliz psikanaliz okulu arasında seçimler için çekişme mevcuttur.
Bu esnada Kohut iki kere yıkılacaktır. Önce kendisini destekleyen Anna Freud’un son anda desteğini çektiğini görecek *ve ikincisi kanser olduğunu öğrenecektir.
Kanser olduğunu öğrendiği 1968* yılından itibaren ölümüne (1981) kadar geçen on üç sene esnasında çekeceği tepkilere rağmen kendi psikoloji anlayışını ortaya koyacak cesareti bulur.
Bu cesaretin bedelini ise camiadan yalıtılma ile öder.1971 yılında* kendiliğin çözümlenmesi ve 1977 yılında kendiliğin yapılanması isimli eserleri ile ortaya koyduğu “kendilik psikolojisi” psikanaliz camiasında büyük yankı yapar..
1971 yılındaki “Kendiliğin Çözümlenmesi” eserinden sonra geleneksel psikanaliz çevreleri tarafından kınanır ve üç kişilik eğitim komitesinden çıkartılır.

Kohut’un en önemli eserleri üç kitabıdır: Kendiliğin Analizi, (1971) ; Kendiliğin Yeniden Yapılandırılması (1977) ve ölümünden sonra yayınlanan ‘Analiz Nasıl Tedavi Eder?’ (1984)
Kohut’un kuramını öğrenmek ve anlamak için bu kitapları okumak esastır.
Ancak bu üç eserdeki görüşlerin tarihsel gelişimi ve evrimini görmek ve izlemek için bu kitapların öncesine gitmek makalelerini iyi incelemek gerekmektedir.
Özellikle içe bakış ve eşduyumun rolü üzerine çalışmalarıyla psikanaliz kuramına önemli katkılarda bulundu; "kendilik psikolojisi" adını verdiği özgün bir kuramsal yaklaşım ve psikanaliz tekniği geliştirdi; bu alandaki bulgularını edebiyat ve müziğin kavranmasıyla ilintilendirdi.
Kohut bilinçdışına ve analitik ortamda bilinçdışının uyarılarak açığa çıkmasına inanıyordu. Bilinçdışının içeriği konusunda kısmen farklı düşünüyordu.
Cinselliği ve saldırganlığı dışlamıyor ama psikopatolojiden sorumlu asıl öğe olarak “narsist güdülenmeyi” görüyordu.
Kibir, büyüklenmecilik, çözülme Kohut’un yapıtlarının ortak konularıdır.
Kendilik Psikolojisi” Kohut'un öncülüğünde gelişen çağdaş psikanalitik kuramlardan biridir. Kohut, (kuramı ilk ortaya koyduğunda kendiliği (self), benlik (ego) içinde yer alan bir kendilik tasarımı (self representation)-kişinin kendini algılayış biçimi ve kendisiyle ilgili imgeler bütünü- şeklinde düşünmüştür.
İkinci kuramında ise kendilik, bir üst örgütlenme, “kişiliğin çekirdeği, algıların ve girişimlerin merkezi” şeklinde nitelendirilir ve tüm psikopatoloji alanına açıklama getirmeyi hedefler (Kohut 1977).
Kendilik nesneleri (self objects), kendiliğin bir parçası, bir uzantısı olarak algılanan nesnelerdir. Kendilik nesneleri; anne-baba, daha geniş anlamıyla da çocuğun yaşamında önem taşıyan, çevresinde bulunan kişilerdir.
Kohut Kendilik Psikolojisi ekolünün kurucusu ve psikanalizin yüz yıllık tarihindeki en büyük dönüşümlerden birinin karizmatik mimarı olarak anılır.
Epistemolojik kopuş olarak tanımlanan bu dönüşüm ile psikanalizin mekanik, nesnel, modern ve aydınlanmacı özellikleri göreceli, öznel, ve postmodern bir kişiliğe doğru evrimleşme sürecine girmiştir.
Kohut’un katkısına kadar psikanaliz içindeki değişimlerin çoğu teknikte önerilen farklılıklardı. Kuramsal olarak teklif edilenler ise Freud’un kurduğu kuramsal çatıya ve epistemolojiye muhalefet etmediler, veya edenler tümden bir altrenatif üretmediler.
Bu değerlendirme Melani Klein için bile geçerlidir. Klein her ne kadar yeni kavramlar ortaya attıysa da epistemolojik ve kavramsal çatıda Freud’la pek de çelişen büyük değişiklikler önermedi.
Zaten Freud hayattayken ve ölümünden uzun süre boyunca O’na ‘‘aykırı’’ kuram ve teknik önerenler dışlandılar. (Jung, Adler, Ferenzci yollarına psikolojik camianın dışında devam etmek zorunda kaldılar ya da küçümseme ve alayla anılan isimler oldular.)
Kohut ve onu izleyenler, tüm görünürdeki baskı ve itirazlara rağmen analitik camianın içinde kaldılar (kalabildiler). Onlar ‘farklılaşıp’ ayrılmaktan ziyade , farklılıkları ile bir ‘bütün’ün içinde kalıp, onda ‘dönüşüm’e yola açtılar .
Kohut’un kuramı ve önerdiği teknikler, Psikanaliz başlığı altında yeralmaya devam etti ancak klasik psikanalizin kavramsal çatısına ve epistmeolojisine alternatifler üretti.
Bu sözü edilen dönüşüm süreci sadece Kohut’la sınırlı kalmadı, Kohutun çok sayıda izleyicisi de oldukça kurama zengin kuramsal ve teknik katkılar sundular.

Bu değişim ve dönüşüm hem meslek içinde hem dışında çağın ihtiyaçları ile büyük ölçüde uyuştu. Psikanalizin algılanmasında ve ondan beklenenlerde değişiklikler oluştu.
Bu dönüşümden önceki yenilikçiler bu kadar büyük etkiler uyandıramamışlardı. Kendilik Psikolojisi ekolü onlara göre daha kapsamlı ve daha sağlam önermeler ile gelmişti.
Kısaca Kendilik Psikolojisi ‘çağın ruhu’nun (zeitgeist) psikanalizdeki yansıması oldu.
Kohut, Kendilik Psikolojisi kuramını geliştirerek yapılandırdı ve Benliğin Analizi: ‘‘Narsistik Kişilik Bozukluklarının Tedavisinde Sistematik Bir Yaklaşım’’ adlı kitabında bu fikirlerini yayınladı.
Kohut’a göre kendilik-nesne ilişkisi ihtiyacı çocukluk döneminde sona ermiyor, aksine göre tüm yaşam boyunca devam ediyordu.
Kohut’un kuramı modern psikanalitik uygulamalara ve dinamik yönelimli psikoterapilere büyük katkılar sağlamıştır.
Bu noktada Ben Psikolojisi ve Nesne ilşikileri ekollerininin kuramsal ve teknik katkılarına haksizlık yaptığımız söylenebilir.
Bu ekollerin yenilikçi etkileri asla inkar edilemez. Ancak yukarıdki satırlarda kastedilenler, bu ekollerin tüm yenilikçi önermelerine karşın Freud’un kurduğu kavramsal çatı ve epistmolojiye muhalefet etmedikleri ve önemli bir alternatif getirmedikleridir.
Aynı şey Kohut ve onu izleyenlerin üretimleri için söylenemez.
Klein’ın kuramının ‘uygulama’da oldukça eksantrik bir şekilde yorumlayayan analistler dahil olmak üzere üç ekol (dürtü-savunma, ben psikolojisi ve nesne ilişkileri ekolleri) ve Jaques Lacan, ‘klasik psikanaliz’ başlığı altında rahatça yer alabilirler.
Ben Psikolojisi ve nesne ilişkileri kuramları nerdeyse bütünleşmiş durumdadırlar. Nesne İllişkileri Ekolünün önde gelen ismi Otto Kernberg her fırsatta yaptığının sadece klasik kuramı geliştirmek olduğun söylemektedir.
Gerçeği söylemek gerekirse, Kohut da hiçbir zaman Freud’a bütünüyle karşı çıkma cesareti gösetrememiştir. Muhalefeti hep ikirciklidir. Denebilir ki, Kohut bir ayağı klasik kuramda, bir ayağı dışarda olan bir kuramcıdır.
Bu özelliği ile yukarıda anlatılmaya çalışılan dönüşümde ‘köprü’ görevini üstlenmiştir. Bu açıdan, O ve izleyicileri arasındaki bölünme de ilginçtir.
Bir grup kuramcı, onun klasik kurama basan ayağına ağırlık verip, diğer ayağını ikinci plana atmışlar ve Kendilik Psikolojisini klasik kurama yakın yorumlamışlardır.
Diğer grup ise Kohut’un ‘içeride’ kalan ayağını cesaretsizliğin yansıması olarak görmüşler ve kuramlarını ‘dışarıda’ kalana odaklandırmışlardır. Bu da oldukça yenilikçi ve köktenci oluşumları doğurmuştur.

Kohut kuramını uzun bir evrimleşme sürecinde geçirmiştir.
Peki psikanalizin tepe noktalarına yükselmiş, kuramsal ve teknikk alanda en iyi hocalardan biri olarak kabul edilen ‘Bay Psiakanaliz’ nasıl oldu da klasik kurama en kuvvetli alternatiflerden biri olan Kendilik Psikolojisini yarattı?
Nasıl oldu da Kohut Kendi değimiyle ‘sandalı devirdi’? Camiadaki en yakın dostlarının bile selam vermediği, çevresinde bir grup genç analistten başka kimsenin kalmadığı bir adam oldu?
Bu da yüksek bir zekanın, uzun yılların kuramsal ve deneyimsel tecrübesinin birleşmesiyle böyle bir üretimi doğurdu.
Bu kuramı geliştirme bir cesaretini sorgulayan pek çok yazar onu psikanalizin kurumsal, kuramsal ve uygulama sırlarına vakıf olduğunu ve olaylara ‘farklı bir perspektif’ten bakabildiğini söylemişlerdir.
Ayrıca eşi dışında çok az insan ile paylaştığı ve yaşamının en üretken zamanı olan son yıllarında oması, ölümcül hastalığı da bu cesaretin nedenlernden biri olarak görülmektedir.
Kohut’un 1959 da yayınlanan makalesi ‘İçe Bakış, Eşduyum ve Psikanaliz: Gözlem Tarzı ile Kuram Arasındaki ilişkinin İncelenmesi’ psikanaliz tarihinde bir dönüm noktası olarak kabul edilebilir.
Kohut bu makalede Analitik ortamdaki bilgi toplama yolunun ancak analistin kendi iç-dünyasına yoğunlaşmasından ve hastanın anlattıklarını eş duyum ile duymaya çalışmasından geçtiğini iddia eder.
‘Deneyimsel olan’ın ancak yine deneyimsel olanın yardımı ile kavranabilir. Deneyimsel olan, önce deneyime uzak kavramlaştırmalar ile ‘açıklanıp’ daha sonra ‘anlaşılmaya’ çalışılırsa psikolojik bilginin saflığı zarar görür.
Kohut’a göre, fizik bilimlerdeki araştırmacılar fiziksel dünyayı duyum organlarının laboratuvarardaki uzantısı olan çeşitli araçlar yardımı ile incelerler.
Psikanalizin araştırma nesnesi olan duygular, düşünceler, arzular, fantaziler fiziksel dünyada varolmazlar ve fiziksel olgular gibi araştırılamazlar.
Psikolojik (ve analitik)bilgi ancak hastanın iç-dünya deneyimlerinin başka bir iç-dünya deneyimleri (analistin iç-dünyası) yardımı ile anlaşılması yolu ile elde edilebilir.
Psikanalist olsun, psikiyatr olsun, psikolog olsun, araştırmacı olsun, ya da kendisi veya diğer insanlar üzerine düşünen herhangi birisi olsun, tüm insanların ‘psişe’ üzerine elde edebilecekleri tek bilgi ‘öznel deneyim’dir.
Kohut onları incelemenin tek aracının ‘gıyabında içe bakış’ olarak adlandırdığı ‘eşduyum’ olduğunu ileri sürer.
Kohut’a göre herhangi bir deneyim veya edimin psikolojik olduğunu, ancak ve sadece onun içebakış ve eşduyum ile incelenebilmesi durumlarında söyleyebiliriz. Bu özellikleri bünyesinde barındırmayan herhangi bir inceleme fiziksel alanda yer alır.
Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"Heinz Kohut Kimdir? Kendilik Nesnesi Kuramı ve Kişilik" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Psk.Mehmet BAKAY'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Psk.Mehmet BAKAY'ın izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     3 Beğeni    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Yazan Uzman
Mehmet BAKAY Fotoğraf
Psk.Mehmet BAKAY
İçel (Mersin)
Psikolog
TavsiyeEdiyorum.com Üyesi2 kez tavsiye edildiİş Adresi Kayıtlı
Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Psk.Mehmet BAKAY'ın Yazıları
► Yapısal Kişilik Kuramı Psk.İ.Nil BİREYŞOĞLU ÖZEN
► Çocuk, Nefretin Nesnesi : Pedofili Psk.Ebrar YENİCE KANIK
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 19,340 uzman makalesi arasında 'Heinz Kohut Kimdir? Kendilik Nesnesi Kuramı ve Kişilik' başlığıyla benzeşen toplam 21 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
► Otizm ve Aile Aralık 2018
► Kendilik Psikolojisi Mart 2018
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


17:12
Top