2007'den Bugüne 83,107 Tavsiye, 26,203 Uzman ve 18,431 Bilimsel Makale
Site İçi Arama
Yeni Tavsiye Ekleyin!




Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Tecavüzcüler, Seri Katiller ve Sadistlerin Psikolojisi
MAKALE #21053 © Yazan Prof.Dr.Doğan ŞAHİN | Yayın Ocak 2020 | 204 Okuyucu
CİNSEL SALDIRGANLIK, SADİZM VE YIRTICILIK

Prof. Dr. Doğan Şahin

Giriş

Şiddet ve cinsel davranışın bir arada görüldüğü eylemlerde temel motivasyonun cinsel doyum mu yoksa şiddet mi olduğu tartışmalı bir konudur. Bazı yazarlar, tecavüz ve diğer cinsel saldırıların ardındaki temel motivasyonun cinsel arzu olduğunu söylerken bazı yazarlar bu eylemlerde saldırganlığın daha belirleyici olduğunu ileri sürmektedir. Sanırım bu tartışma tüm cinsel saldırıları aynı şekilde açıklama çabasından kaynaklanmaktadır. Oysa tüm cinsel saldırılar aynı motivasyonla yapılmayabilir. Aynı eylem çok farklı saiklerle ortaya çıkabilir, farklı amaçlara hizmet edebilir ve farklı doyumlar sağlayabilir. Bazı cinsel saldırılarda temel motivasyon cinsel doyum iken bazılarında agresyon olabilir.

Bu yazıda, günlük yaşamdaki şiddet ve sadistik öğelerden başlayarak, sadizmin ve cinsel saldırıların çeşitli biçimlerinden söz edeceğim ve son yıllarda giderek artan ve kimi kuramcılar tarafından “yırtıcılık” olarak adlandırılan cinsel sadizmin özel bir türünden bahsedeceğim.

NEVROTİK DÜZEYDE SADİZM

Sadizm başka bir canlı üzerinde güç kullanmak suretiyle kendini güçlü hissetme etkinliğinden alınan haz olarak tanımlanabilir. Güç kullanmak her zaman fiziksel şiddet kullanmayı gerektirmez. Bir kişiyi sözel olarak aşağılamak, emir vermek, işlerini yaptırmak gibi biçimlerde de başka biri üzerinde egemenlik kurarak kendini güçlü hissetmek söz konusu olabilir. Nevrotik düzeyden, sınır ve psikotik durumlara geçildikçe, kendini güçlü hissetmek için kullanılan şiddetin derecesi artar ve eylemler daha çiğ hale gelir. Nevrotik düzeyde sadistik eylemler çoğunlukla açık ve çiğ bir şiddet içermezler. Daha çok sözel şiddet veya aşağılama ya da şiddetin diğer örtülü biçimleri söz konusu olur. Buna rağmen nevrotik düzeydeki sadizm, kitlesel bir örgütlülüğe dönüştüğünde ortaya şiddetin oldukça yıkıcı biçimleri çıkabilmektedir.

Bazen örgütlü ve sistematik biçimlere dönüşüp dramatik sonuçlar yaratsa da başkalarını manipüle etmeye yönelik şiddet, aslında günlük yaşamın ve insan ilişkilerinin olağan bir parçasıdır. Yani Orta Çağ’da Engizisyon Dönemi’nde belirgin olarak ortaya çıkan sistematik, vahşi şiddet, aynı zamanda tarih boyunca daha hafif formlarıyla günlük yaşamın ve insan ilişkilerinin sıradan bir ögesi olmuştur. Aile ilişkilerinde ebeveynlerin çocuklarını “iyiye ve doğruya” yöneltmek amacıyla güç kullanmaları, engizisyonun uygulamaları yanında çok hafif de olsa Engizisyon’un yöntemleri ile epeyce ortak yan barındırır. Sadizmi ve daha sonra da cinsel sadizmi, yakın ilişkilerdeki en hafif biçimlerinden başlayarak ele almak kavranmasını kolaylaştırabilir.

AHLAKİ SADİZM

İnsanlar üzerinde güç kullanma isteğinin iki farklı yapıdan kaynaklandığını söyleyebiliriz. Nevrotik düzeyde sadizmi tetikleyen temel öge süperego iken, nevroz altı düzeylerde id’dir. Nevrotik düzeyde süperegonun değerleri ve inançlarından uzaklaşıldığında suçluluk duygusu ve vicdan azabı ortaya çıkarak egoyu harekete geçirir. Sınır vakalarda ise başkalarını kendi arzuları doğrultusunda davranmaya zorlama isteğinin kaynağı doğrudan id’dir. Etik kaygılarla kişiyi durduracak yeterli bir süperego ve idi frenleyecek kadar güçlü bir ego olmadığı için idin istekleri dizginlenemez ve şiddet eğilimleri kolaylıkla gün yüzüne çıkar ve eyleme dönüşür.

Büyüklerin bir sonraki nesli kontrol etmesi, onu kendi inanç ve doğruları konusunda yönlendirmesi ve onların da kendileri gibi olmasını sağlamaya çalışması bir çeşit kendi kendini onaylama gayretidir. Bu çaba büyük oranda kendi içsel ebeveynlerinin yani süperegolarının rahatlatılması amacına hizmet eder. Atalarının kemiklerini sızlatmamak ve onların kendi zihnindeki temsilcilerinden “aferin” almak için bir sonraki nesli “terbiye” etmek isterler. Farklılaşan ve başka doğrulara inanan yeni nesillerin varlığı, büyüklerin kendi yaşam biçimleriyle ilgili şüphe duymalarına ve anlamsız bir yaşam yaşamış olabileceklerine dair korku hissetmelerine neden olur. Çocuklar ne kadar anne babalarına uyum sağlar ve onlar gibi yaşarlarsa, anne-babalar da o kadar doğru ve anlamlı bir hayat yaşamış olduklarına inanırlar. Dolayısıyla çocukları kontrol etmek ve onları kendi istedikleri gibi yönlendirmek öncelikle ebeveynlerin ihtiyaçlarıyla ilgili bir şeydir. Bu kontrol etme ve kendi doğrularını onaylatma süreci aynı zamanda egemenlik ve güçlü olma duygusu da yaratır. Başka doğrulara inanan, anne-babanın değerlerini küçümseyen çocuklara sahip olan ebeveynler kendilerini zayıf ve güçsüz hissederler. Dolayısıyla bu kontrol ebeveynlerin kendilerini güçlü hissetmelerine hizmet eder. Aynı zamanda çocukları istenen doğruya yöneltmek için kullanılan örtük ve/veya açık şiddet de içeren bu süreç, dolayısıyla sadistik tarafı da olan bir süreçtir.

Anne-baba-çocuk ilişkilerinde ortaya çıkan sadistik etkinlikler kendi değerlerini çocuğa kabul ettirme ve aktarmaktan ibaret değildir. Sadizm uç halleriyle bir çok insana uzak ve yabancı gelse de anne-baba, çocuk ilişkilerinde, cezalandırma ve zaman zaman fiziksel acı verme eylemlerinin yaygınlığı insanın yaygın bir biçimde sadistik bir eğilim taşıdığını göstermektedir. Çocuk, anne-baba değerlerini benimser ve uyum sağlarsa ilişkide şiddet daha görünmez ve örtük olurken uyumsuzluk ve “itaatsizlik” durumlarında şiddet artar ve belirgin hale gelir. Engizisyonun ya da çeşitli dini veya siyasi kurumların kendi takipçilerine karşı kullandığı yöntemler ile anne-baba-çocuk ilişkisindeki yöntemler arasında şöyle paralellikler vardır:

1. Asla yeterince iyi olduğu duygusunu vermemek hep daha çok çalışması ve gayret etmesi gerektiği, daha iyi olabileceği halde olmadığı duygusunun aktarılması

2. Suçlama içinde kötü bir yanının olduğu, içinde yaşayan bir şeytan olduğu, suça ve günah işlemeye eğilimli olduğu duygusunun verilmesi

3. İyiyi kötüyü kendi başına ayırt edemeyeceği dolayısıyla bir rehbere, yol göstericiye ihtiyaç duyacağı duygusunun verilmesi

4. İçindeki kötüyle ve günahkârla mücadele etmesini kolaylaştırmak için cezalandırmanın gerekliliği, kişiyi kötüden ve kötülüklerden uzak tutmak için zaman zaman cezalandırılmasının onun iyiliğine olduğu düşüncesinin verilmesi

5. Büyüklerin yolundan sapmaların tedavisinde ceza ve ardından gelecek pişmanlığın zorunlu bir iyileştirici süreç olduğu “bilincinin” kazandırılması

İslam dünyası, engizisyonun uygulamış olduğu insanlık dışı şiddet ve zulümden muaf olmakla övünse bile hakikatte şiddet ve zulümden uzak duramamıştır. Peygamberin ailesinin “itaatsizlik” nedeniyle katledilmesinden başlayarak tarih boyunca farklı din, mezhep veya tarikatlardan milyonlarca insan farklı düşünüş veya inanca sahip oldukları için katledilmişlerdir.

NEVROZ ALTI DÜZEYDE SADİZM VE YIRTICILIK

Sadizm kavramı ismini, 1740-1814 yılları arasında yaşamış tam adı Donatien Alphonse François le Marquis de Sade olan Fransız aristokrat ve erotik edebiyat yazarı olan şahıstan alır. Marquis de Sade, hem kendi yaşamında hem de eserlerinde mutlak hazza yönelme hakkı üzerinde durmuş ve her şey hazza göre olduğunda şiddet ve iktidarın kaçınılmaz olduğunu ifade etmiş ve bunu kendi yaşamında da uygulamıştır. Görüldüğü gibi Marquis, muhtemelen kendisi de başka türlü yapamadığı için idin isteklerinin sınırlanmaması gerektiğini savunur.

Sade kitaplarında, insanın insansal yanının (bununla kastettiği, süperegonun yarattığı vicdan azabı ve suçluluk duygusudur) bir kez yitirildiğinde, neler olabileceğinin bilgisini verir. Kişilerarası ilişkilerde insanın sahip olduğu onur bir yana bırakıldığında, ortaya çıkan yeni ilke “kendi yararını koruma” sonuna kadar götürülecek olursa; zorunlu olarak "sadizm"e varılır. Sade’a göre insandaki insansal olan tek şey doğaysa( yani en temel ve doğal olan şey id ise) doğrudan doğa nedenselliği insan türünün yapıp etmelerini belirliyorsa insan olmak beraberinde doğal olarak cani olmayı da barındırır.

Son yıllarda cinsel suçlara ilişkin literatürde cinsel yırtıcı (predatory) diye yeni bir kavrama yer verilmektedir. Çünkü özellikle ABD’de son yıllarda birazdan bahsedeceğim bu cinsel saldırı biçiminde artış görülmektedir.

Yırtıcı (predatory) cinsel saldırılar, saldırganın kendi arzuları doğrultusunda diğer insanları birer av ya da nesne gibi görerek onları kendi amaçları doğrultusunda gerektiğinde şiddete de başvurarak kullanmasıdır. Onları sadece kendi avlarıymış gibi görmesi olarak nitelendireceğimiz bu tutum Sade’ın betimlemeleriyle uyuşmaktadır. Son yıllarda özellikle ABD’de bu tür saldırılarda artış gözlenmektedir.

Bu kavram altında sıklıkla parafilik eylemler için çocuklara, ergenlere veya hayvanlara cinsel saldırıda bulunan kişilerle, tecavüzcüler ele alınmaktadır. En sık rastlanan parafilik eylemler ise, pedofili, teşhircilik, sadizm, fetişizm, zoofili, sürtünmecilik ve gözetlemeciliktir. Bu cinsel saldırganlıkta söz konusu parafilik eylemlere şiddet kullanma ve başkalarının haklarına fütursuzca tecavüz etmenin eşlik ettiği dikkati çekmektedir.

Başkalarına karşı cinsel şiddet ve saldırganlık gösteren kişiler sıklıkla birey olarak reddedilmiş güvensiz kimselerdir. İçine kapanık, başkalarıyla sağlıklı ilişkiler ve sağlıklı bir yakınlık kuramayan dolayısıyla da normal yollardan cinsel doyum sağlamak konusunda engelleri olan kimselerdir. Bu kişiler, reddedileceklerini düşündükleri için iki tarafın da kendi irade ve isteği ile katılacağı ilişkiler kurmayı göze almaktan kaçınır onun yerine ötekinin otonom bir varlık olduğu algısını reddeder, onları nesneleştirir ve o kişiyi ele geçirip kendi doyumu için kullanmak üzere onlara saldırırlar.

Cinsel sadistler; şiddet ve küçük düşürücü davranıştan, kurbanın bu davranışa tepkisinden, uygulanan şiddet sonucu hissedilen güç ve kontrolden cinsel olarak uyarılırlar. Bu tür suç işleyenlerde sıklıkla kurbana acı çektirmekten, aşağılamaktan ve kurbana istediği gibi davranarak onun karşısında kendini güçlü hissetmekten haz alma sık görülmektedir. En baştaki tartışmaya dönersek bu noktada da saldırganlar arasında farklılıklar olduğunu söyleyebiliriz. Bazı saldırganlar bu eylemleri daha çok kendilerini güçlü hissetmek için yaparlarken bazıları ise bu eylemlerden esasen cinsel olarak uyarılmakta ve kurbanlarına tecavüz etmektedirler. Cinsel saldırıyı, diğer sadistik eylemler ve saldırılardan ayıran temel husus içinde cinsel bir öğenin bulunmasıdır. Bu öğe içinde sıklıkla uyarılmayı ve haz almayı barındırır. Ancak daha az görülen kimi durumlarda cinselliğin ve cinsel haz almanın inkarı ya da cezalandırılması söz konusudur. Duygusal yakınlık ve cinsel ilişki kurmakta zorlanan birey, cinsel bir yaşamı olan ötekilere karşı öfke ve haset duyduğu için onların cinselliğine ve cinsel organlarına saldırabilir. Cinselliği suç ve günah olarak gördüğü için cinsel yaşamı olan kişileri şeytanlaştırabilir ve saldırı hedefi haline getirebilir.

Cinsel saldırı eylemindeki saldırganlık öfke ile karıştırılmaktadır. Cinsel yırtıcılar, kurbanlarına karşı şiddet ve saldırganlık gösterirler ancak bu sırada öfke hissetmezler. Bilindiği gibi öfke sempatik aktivasyona neden olur ve sempatik etkinliğin artışı cinsel hazzı azaltır ve ereksiyonu ortadan kaldırır. Cinsel saldırıda bulunan kişiler bir avcının avını izlemesi ve tuzağına düşmesini beklemesi gibi bu sırada heyecan ve zevk duyarlar ama avlarına karşı öfke hissetmezler. Kaplan, öfke hissetmenin ve sempatik tonus artışının ereksiyonu önlediğini deneysel olarak da göstermişti.

Bu tür suç işleyenlerde görülen törensel davranışlar ve imza atma eylemi de farklı motivasyonlarla olabilmektedir. Törensel davranışlar genellikle saldırganın cinsel fantezisine uyan bir senaryodur. Kendi kişisel tarihinde yaşanmış bir olayı sembolize edebilir, mesela bir travmayı bertaraf etmeye, etkisiz hale getirmekle ilgili olabilir. Diyelim kendisine saldırılmış ya da tecavüz edilmiş biri, kendisine tecavüz edildiğinde olanları hatırladığı kadarıyla tekrarlıyor olabilir. Kendisini zayıf ve güçsüz hissettiği eski olayı tersine çevirerek kurban değil, saldırgan rolüne geçer. Böylece eskiden hissetmiş olduğu acizlik, zayıflık, edilgenlik duygularını ve korkuyu inkar eder, tersine çevirir korkan değil korkulan biri olmuş olur.

CİNSEL YIRTICILIK GÖSTERENLERİN KİŞİLİK ÖZELLİKLERİ

Cinsel saldırganlık ve yırtıcılık gösteren ve özellikle bu eylemleri tekrarlayan kişilerin sıklıkla borderline kişilik örgütlenme düzeyindeki narsisistik, sadistik ve antisosyal karakterler olduğu söylenebilir.

Reddedilme korkusu içinde ve aynı zamanda reddedilmeye karşı hassas ve öfkelidirler. Bir yandan kabul ve şefkat beklerler ama öte yandan kırılma ve incinme riskine karşı şiddet kullanarak isteklerini gerçekleştirmek isterler. Cinsel eylemlerini gerçekleştirme sırasında da reddedildiklerini hissettiklerinde mağdurlara daha çok zarar verebilir hatta öldürebilirler.

Tek bir cinayet işleyen cinsel saldırganlarla, birden fazla cinayet işleyen cinsel saldırganları karşılaştıran bir çalışmada, birden fazla kez bu suçu işleyenlerde belirgin olarak daha fazla kişilik bozukluğuna rastlanmıştır. İki grup arasında sosyo-demografik değişkenler ve zeka puanları arasında fark bulunmamışken birden fazla cinsel saldırıda bulunan kişilerde anlamlı olarak daha yüksek psikopati puanı ile özellikle sadistik ve antisosyal kişilik bozukluğu ile şizoid kişilik bozukluğuna daha fazla rastlanmıştır. Başka bir çalışmada parafili ve parafili ile ilişkili bozukluk gösteren bireylerde cinsel saldırıda bulunma olasılığının arttığı gösterilmiştir.

Knight’a göre seri cinsel katiller çoğunlukla patolojik narsisizm gösterirler. Kurbanın aşağılanması ve öldürülmesi saldırganın yıkıcı öfkesi, grandiyozitesi ve sadizmi ile ilişkilidir. Bu vakalar preödipal evrede olumlu nesne ilişkilerinin olmamasına bağlı olarak olumlu anne-baba imgelerinin içselleştirilmesi ile ilgili bir kusur gösterirler. Kurbanlarına yönelik suçluluk uyandırmayan yıkıcılığın kökeninde ise paranoid grandiyözite vardır.

SERİ KATİLLERİN MOTİVASYONLARI

Cinsel yırtıcılar üzerinde yapılan bir araştırmada araştırmacılar, sadistik hazzın cinsel yırtıcının eylemlerinin bir parçası olduğunu ancak saldırılar sırasında asıl olarak cinsel haz isteği tarafından yönlendirildiğini ifade etmişlerdir. Nitekim mastürbasyon fantezileri de benzer şekilde şiddet içerir.

Cinsel saldırganlığın ardındaki motivasyon konusunda da farklı fikirler bulunmaktadır. Kimi yazarlar cinsel saldırıda bulunan kişinin temel motivasyonun, güç ve iktidar elde etmek, saldırdıkları kişi üzerinde egemenlik kurmak olduğunu iddia ederlerken yeni dönemdeki yayınlarda daha çok cinsel haz elde etmenin temel motivasyon olduğu üzerinde durulmaktadır.

Sonuç olarak cinsel saldırılarda bulunan kişilerin hepsi aynı değildir. Cinsel taciz ve tecavüzde bulunan kişilerin önemli bir bölümünde ciddi bir psikopatoloji bulunmaz. Bunlarda ciddi kişilik bozuklukları, sadistik veya antisosyal özellikler görülmez. Ancak tekrarlayıcı ve şiddet kullanarak cinsel suç işleyenlerin, seri cinsel katillerin, sağlıklı sıradan insanlar olduğunu söylemek mümkün değildir. Bu kişiler üzerinde yapılan tüm çalışmalarda ciddi kişilik sorunlarının ve psikopatolojilerinin olduğu görülmektedir.


Kaynaklar
Kılıç Ö, Balcıoğlu İ. Seri cinayet ve cinsel sadizm. Adli Tıp Dergisi / Journal of Forensic Medicine, 2012, Cilt / Vol:27, Sayı / No:1 s:55-62

Palermo GB. Cinsel yırtıcının zihin yapısı. Current Opinion in Psychiatry Türkçe Baskı. 2007, Cilt 3, Sayı 3

Myers WC, Husted DS, Safarik ME, O’Toole ME. The motivation behind serial sexual homicide: is it sex, power, and control or anger? J Forensic Sci 2006; 51:900-907.

Myers WC, Burket RC, Husted DS. Sadistic personality disorder and comorbid mental illness in adolescent psychiatric inpatients. J Am Acad Psychiatry Law 2006; 34:61-71.

Hill A, Habermann N, Berner W, Briken P. Sexual sadism and sadistic personality disorder in sexual homicide. J Pers Disord 2006; 20:671-684.

Knight ZG. Some thoughts on the psychological roots of the behavior of serial killers as narcissists: an object relations perspective. Soc Behav Personal 2006; 34:1189-1206.
Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"Tecavüzcüler, Seri Katiller ve Sadistlerin Psikolojisi" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Prof.Dr.Doğan ŞAHİN'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Prof.Dr.Doğan ŞAHİN'in izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     Beğenin    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Google Plus'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Yazan Uzman
Prof.Dr.Doğan ŞAHİN
İstanbul
Doktor "Ruh sağlığı ve hastalıkları - Psikiyatri"
TavsiyeEdiyorum.com Üyesi1 kez tavsiye edildiİş Adresi KayıtlıTavsiyeEdiyorum.com'u sıkça ziyaret ediyor.
Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Prof.Dr.Doğan ŞAHİN'in Makaleleri
► Estetik Operasyonun Psikolojisi Dr.Erhan ERYILMAZ
► Burun Estetiği ve İnsan Psikolojisi Op.Dr.A.Emre İLHAN
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 18,431 uzman makalesi arasında 'Tecavüzcüler, Seri Katiller ve Sadistlerin Psikolojisi' başlığıyla benzeşen toplam 95 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
► Kişilik Testi Ocak 2020
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


20:50
Top
TavsiyeEdiyorum.com sitede listelenen hiçbir uzmanla bağlantısı olmayan tarafsız ve objektif bir portaldır. Sitenin tüm hakları saklıdır. Site içindeki hiçbir öğe (tavsiye yazıları dahil) izinsiz başka bir ortamda yayınlanamaz.