2007'den Bugüne 87,623 Tavsiye, 27,126 Uzman ve 19,373 Bilimsel Makale
Site İçi Arama
Yeni Tavsiye Ekleyin!




Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Korku ve Kaygı Birbirinden Farklıdır.
MAKALE #21672 © Yazan Uzm.Psk.Çiçek TARLA | Yayın Ağustos 2020 | 569 Okuyucu
KORKU VE KAYGI BİRBİRİNDEN FARKLIDIR.
Korku, sevinç, üzüntü, öfke,mutluluk bunlar duygulardır. Duyguların başlamasın da dış çevredeki olaylar etkilidir. Ancak esas duyguyu belirleyen bu olaylara yüklenen anlamlardır. Yani bir olay karşısında hangi duygunun oluşacağı kişinin düşünce yapısına bağlıdır. Geçmişte öğrenilen yaşantılar da duygunun oluşmasında önemlidir. Olaylar başlangıçta nötr dür. Zaman içinde olaylara yapılan yorumlar, değerlendirmeler ve düşüncelerle olayların nötr lüğü ortadan kaldırılır ve anlamlandırılır.

Korku, kaynağı belli olan somut bir tehlikeye karşı hissedilen şiddetli bir duygudur ve korkulan bir nesne yada objeyle karşı karşıya gelindiği zaman kişi bir çekingenlik yaşar ve fizyolojik olarak bazı tepkiler gösterir., Kan basıncının artması, damarların genişlemesi, , kan şekerinin yükselmesi, göz bebeklerinin büyümesi,kalp atışının hızlanması gibi.

Kaygı ise,belirsiz bir potansiyele verilen tepkidir. Kaygının nedeni belli değildir yani nedeni bilinmeyen durumlar için hissedilen yoğun korku halidir. Kaygı daha zayıf bir tepkidir ancak daha geniş ve uzun zamana yayılan bir duygu durumudur. Kaygı sağlıksız bir durumdur ve özellikle kaygı düzeyinin yüksek olması çeşitli olumsuzluklara işaret eder. Kaygı durumunda yaşanılan olumsuzluklar daha yoğun ve kalıcıdır. Kaygı durumunda görülen semptomlar, çevrenin değişime uğradığı algısı, fiziksel zarar göreceğini düşünmek, motivasyon eksikliği, yoğun endişe hali, çaresiz hissetme, kalp atışında artış, çarpıntı, ağız kuruluğu, nefes alamama hali, boğulma hissi, baş ağrısı ve baş dönmesi, kas gerginliği, cinsel isteksizliktir. Bazı filozoflara göre ise kaygı doğuştan gelen temel bir duygudur.

Korku duygusu sağlıklı bir duygudur. Çünkü varlığı bireyler için sıkıntılı bir durum değildir. Oysa kaygı için aynı şeyi söylemek doğru olmaz. Özellikle kaygı düzeyinin yüksek olması çeşitli olumsuzluklara işaret eder.
Korku çabuk unutulan bir duyguyken kaygı böyle değildir. Yerleşmiş ve hastalık derecesine ulaşan bir duygudur

Psikiyatrik açıdan değerlendirdiğimizde ise kaygı ve kaygı bozukluklarını birbirinden ayırmak gerekir.. Kaygı bir durum veya semptom iken kaygı bozukluğu tedavi edilmesi gereken bir rahatsızlık olarak değerlendirilir. Kaygı bozukluğunda yaşanan kaygı yersiz ve orantısızdır. Bu yersizlik ve orantısızlığın en kötü tarafı “Acaba tekrar aynı şeyleri hissedecek miyim, bu kaygı atakları tekrar edecek mi?” şeklinde koşullanma yaratmıştır. Bu koşullanma tedavi edilmesi gereken bir bozukluktur.
Kontrol edilebilir kaygılar bazı durumlarda kişiye fayda dahi sağlayabilmektedir.. Kişiyi günlük problemlerle baş etmek için motive ettiği için aynı zamanda bir problem çözme süreci olabilmektedir. Bazı kimselerde bu “problem çözme motivasyonu” öğrenilip baş etme stratejisi haline de gelebilmektedir. Özellikle topluluk önünde sunum yapacak kişinin çok iyi hazırlanmasına rağmen her sunumdan önce “ konuşamaz isem, sesim çıkmazsa, kekelersem, her şeyi unutursam …vb”kaygılar yaşayıp daha sonra çok başarılı sunum yapması ve korktuğu durumların hiç birinin olmaması böyle bir stratejidir.
Bu kaygı durumu tehlikeli ve kontrol edilemez bir hal aldığında kaçınma davranışları gözlenmektedir. Benzer örnekten yola çıkacak olursak iyi bir bir hazırlık sonrası dahi, başaramayacağım korkusu ile sunum yapmaktan vazgeçen kişi kaçınma davranışı sergiliyordur ve bu sağlıksız bir başa çıkma yöntemidir .

İki duyguyu somutlaştırmak gerekirse bir kişinin köpekle karşılaştığında çekinmesi korku olarak adlandırılırken , evine giderken bir köpekle karşılaşırsam düşüncesi ile aşırı endişelenmesi , yada yapacağı bir sunum için aşırı derecede endişelenmesi ve uykularının kaçması kaygı olarak adlandırılır.

Korku, sevinç, üzüntü, öfke,mutluluk gibi duygularımızın başlamasında dış çevredeki olaylar etkili olmakla birlikte, esas duyguyu belirleyen bu olaylara yüklediğimiz anlamlardır. Yani bir olay karşısında hangi duyguyu başlatacağımız bizim düşünce yapımızla bağlıdır.Geçmişte öğrenilen yaşantılar da duygularımızı belirlemede etkilidir..
Korku ile kaygıyı ayıt etmeye yardımcı olacak özelliklerden birisi, olayların özellikleri ve bunlara dayalı olarak olabilecek çeşitli olası sonuçlar hakkındaki değerlendirmelerdir.
Örneğin , son zamanlarda yaşanan covit-19 virüsünü ele alalım. İnsanlar her gün binlerce virüsle karşılaşıyor. Virüsün anlamı herkeste farklıdır.Gençlerde farklı çocuklarda farklı, yaşlılarda farklı hatta sağlık personelinin çocuğunda daha farklı dır..Virüs insanı korkutmaz.Ancak virüse yüklenen anlamlar korkutur.’’virüs çok tehlikeli, Hasta eder beni, hatta öldürebilir, sevdiklerimi kaybedebilirim, onları bir daha göremem ‘’ gibi anlam yüklemeler ve düşünceler kişiyi korkutur ve korkudan dışarı çıkamaz hale gelir. Çıktığın da ise saatlerce kendini dezenfekte eder. Yakın çevresinde kilerin aldığı önlemleri sürekli sorgular ve bu korku uzun bir zamana yayılabilir.Hatta gece bu düşüncelerle ilgili rüyalar görüp korku ve panikle uyanabilir.. Ya da kişi için de tarifi olmayan bir sıkıntıyla uyanabilir..Zira bu virüse yüklenen anlamlar ‘’ hastalık ve belki ölüm, sevdiklerini kaybetme..,vs. ‘’dir.

Ayrıca düşüncelerin, duyguları ortaya çıkarma ve şekillendirme gücüne de bir göz atalım. Bu virüs ilk Çin de iken bu kadar korku yoktu.Çünkü kişiye uzaktı.Hastalananlar hatta ölenler uzaktı. Bana bir şey olmaz düşüncesi daha yoğundu ve dolayısıyla korku da azdı. Ancak virüs kendi ülkesin de görülmeye başladığında korku başladı, kendi şehrine geldiğinde, ölümler arttıkça bana da bulaşabilir ben de ölebilirim düşüncesi korkuyu arttırdı.Hatta bazı kişilerde kaygıya neden oldu.

Korku ile kaygıyı ayırt etmeye yardımcı olacak özelliklerden birisi olayların özellikleri ve bunlara dayalı olarak olabilecek çeşitli olası sonuçlar hakkındaki değerlendirmelerdir. Örneğin covit-19 virüsü taşıyan birisinin karşımızda öksürdüğünü görmek korkutur. Ama bu öksürük sonunda hastalık kaparsak ve bizde diğerleri gibi zatürre olursak, yoğun bakıma girersek düşüncesi ise kaygı yaratır. Ayrıca hiç evden çıkmadığımız ve virüs taşıyan birisiyle temas etmediğimiz halde ya hasta olursam ölürsem düşüncelerini her daim hissetmek de korkudan öte kaygıdır.
Kısaca olaydan çok olaya verilen anlam kaygı oluşturuyor.
Her gün televizyonlarda ve medyada duyulan haberler ya bana da olursa ya hastalanırsam ya kurtulamazsam ölürsem düşüncesini arttırdığı için kaygı da pik yaşanır ve durum kaygı bozukluğuna doğru gider.

Korku ve Kaygı nasıl kontrol edilir?
-Öncelikle korku yaratan durumu tanımak gerek.. Korku yaratan durum gerçek mi ?
-Korku ve kaygıları düşünce şekli ile kişi kendi yaratıyorsa , o zaman düşünceler ne kadar gerçek olduğu konusunda sorgulanmalı. Gerçekçi olmayan düşünceler, daha objektif düşüncelerle değiştirilmeli.-
-Korkular dan kaçınmak yerine üzerine gidilmeli. Yani, kaygı yaratan bir durumu ertelemek ya da daha mükemmel bir zamanı beklemek yerine bir an önce harekete geçmek gerek..Harekete geçildiğinde sonuç mükemmel olmasa da yinede iyidir. Çünkü yaptıktan sonra o durum için artık kaygı duyulmaz. Onun için yapmak önemlidir. Bu aşamada gevşeme ve nefes eğzersizi , fiziksel egzersiz yapılması da oldukça yararlıdır.

-İlk adım; Korku uyandıran durum veya nesneden kaçmayarak , korkuyla mücadele etmeye karar vermek gerekir..Öncelikle, korkuyu oluşturan düşüncelerinizi gözden geçirin ve değerlendirin.Korku duygusu uyandıran düşüncelerinizle yüzleşin. . “Bunu yapabilirim” “Zor olsa bile üstesinden gelebilirim” gibi destekleyici düşüncelerle mücadele gücünüze destek verin
Düşünceleri durdurmak veya uzaklaştırmak yerine, onları sürekli akılda tutup, nefes egzersizlerinden de faydalanarak, yarattıkları sıkıntının azaldığını görmeniz gerekir., Sıkıntıdaki azalmayı hissedene kadar tekrar tekrar bu düşünceleri aklınıza getirmeye çalışın..
-ikinci adım; mücadeleye en az korku uyandıran durumdan başlamak gerekir. En az korku uyandıran durumda sıkıntınızı ve korkunuzu yendikten sonra giderek daha korkutucu olan durumlarla mücadele etmeye başlayabilirsiniz.
Bir örnek verelim. Kapalı yerde kalmaktan korkuyorsunuz, bu nedenle . uçağa binemiyorsunuz. Bu korkunuzla mücadeleye karar verdiğinizde, direk uçağa binip uçmaya başlarsanız muhtemelen uçağın kapısı kapandığı anda panik atak krizi yaşayabilirsiniz. Oysa, önce uçağın kapısında kapı kapanmadan sıkıntınızın geçmesini beklerseniz ve sıkıntınızın azaldığını veya en azından kontrol altına aldığınızı gördükten sonra gidip yerinize oturup kapılar kapanmadan tekrar sıkıntınız geçinceye kadar ya da sıkıntınızı kontrol edebilir duruma gelinceye kadar beklerseniz , duygularınız üzerinde kontrolünüzün arttığını görürseniz, cesaretiniz ve kendinize olan güveniniz artarak kısa bir uçak yolculuğunu kontrol edilebilir bir heyecanla atlatabilirsiniz.
Korkuların üzerine aşamalı biçimde gidildiğinde ve her aşamada sıkıntının azaldığı görülür ve kişinin cesareti ,kendine olan güveni artacaktır. Başlangıçta yapmanın çok korkutucu ve bu nedenle de çok zor olduğu düşünülen eylemler kolaylıkla yapılabilir.
Korkularınızla yüzleşirken başlangıçta sıkıntı duymanız normaldir. Korku duymaktan korkmayın. Korkunuzu kontrol edemiyorsanız ara verin sonra tekrar kaldığınız yerden devam edin.
Hissetmekte olduğunuz panik durumun (terleme, titreme, çarpıntı gibi belirtilerin ) size zarar vermeyeceğini düşünün. Dikkatinizi başka yere çekmek yerine korkunuzla baş başa kalıp hissedin yaşayın,
Korku ve sıkıntının giderek azalacağını bilin ve kendinize telkin edin.Zaman içinde korkuyla baş etme becerilerinizin geliştiğini fark edeceksiniz. Başetme yöntemleri kişiden kişiye değişebilir.Siz geniş bir bakış açısıyla esnek düşünebilir iseniz, kendi baş etme yönteminizi geliştirebilirsiniz.İlk denemeniz başarılı olmayabilir, vazgeçmeyin tekrar tekrar deneyin.Her deneme sizi bir adım ileriye taşıyacaktır.
Korkulara teslim olmak yerine ,sorumluluğu üzerinize alıp onları kontrol etmeyi öğrendiğinizde yaşamınızda kendinizi daha yeterli, daha becerikli ve daha güvenli hissedeceksiniz.

Eğer ki, dayanamayacak kadar korku, panik yaşıyor kendinize ve çevrenize zarar vereceğinizi düşünüyor , kendinizi ve öfke nöbetlerinizi kontrol edemeyecek gibi hissediyorsanız o zaman uzman birinden yardım alabilirsiniz.
Sevgiyle, sağlıkla kalın….
Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"Korku ve Kaygı Birbirinden Farklıdır." başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Uzm.Psk.Çiçek TARLA'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Uzm.Psk.Çiçek TARLA'nın izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     2 Beğeni    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Yazan Uzman
Çiçek TARLA Fotoğraf
Uzm.Psk.Çiçek TARLA
İzmir (Online hizmet de veriyor)
Uzman Psikolog
TavsiyeEdiyorum.com Üyesi13 kez tavsiye edildiİş Adresi Kayıtlı
Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Uzm.Psk.Çiçek TARLA'nın Makaleleri
► Korku Psk.Ziya ÜNLÜTÜRK
► Kaygı ve Korku Psk.Fırat TURAN
► Korku Hakkında Her Şey Psk.Ebru YEREBAKAN
► Çocuklarda Korku Psk.Gonca RASLAYAN
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 19,373 uzman makalesi arasında 'Korku ve Kaygı Birbirinden Farklıdır.' başlığıyla benzeşen toplam 18 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


20:19
Top