2007'den Bugüne 86,325 Tavsiye, 26,850 Uzman ve 19,190 Bilimsel Makale
Site İçi Arama
Yeni Tavsiye Ekleyin!




Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
.
Depresyonda Tedaviye Direnç ve Tedaviye İnatçılık Kavramı ve Yaklaşımı
MAKALE #21801 © Yazan Doç.Dr.Murat Eren ÖZEN | Yayın Ekim 2020 | 235 Okuyucu
Tedavi direncinin tüm dünyada kabul edilen ortak bir tanımı olmasa da, “yeterli doz ve sürede, en az iki farklı grup ve uygun ilaç tedavisine yanıt vermeme” olarak tanımlanabilir. Yeterli doz ve sürede kullanılmasına rağmen hastaların %50’sinin ilk ilaca yanıt verirken, %25’inin ikinci antidepresana (monoterapi) yanıt verdikleri bildirilmektedir. Geriye kalan %25’i ise bir ya da birkaç güçlendirme tedavisine ihtiyaç duymaktadır. Bu noktada yeni tedavi seçenekleri ve güçlendirme tedavileri devreye girmektedir. Bu seçenekler arasında; aynı gruptan başka bir ilaca geçiş, farklı gruptan ilaca geçiş, farklı gruptan birden fazla ilacın birlikte kullanımı, lityum, tiroid hormonu, pindolol, triptofan, buspiron, antikonvülzanlar, psikostimülanlar, modafinil, dopamin agonistleri (pramipeksol), östrojen (peri ve postmenopozal kadınlarda), testosteron ile güçlendirme stratejileri ve son olarak da elektrokonvulzif tedavi vardır. Son yıllarda, dopamin üzerinden etki gösteren (antipsikotikler) ilaçlar dirençli olgularda ekleme tedavisinde etkili olabileceği bildirilmektedir. Başta ketiapin ve olanzapin olmak üzere olanzapin-fluoksetin kombinasyonu, aripiprazol, risperidon, amisulpirid gibi dopamin üzerinden etki gösteren ilaçlar tedaviye eklenebilmektedir. Tedaviye dirençli depresyonda güçlendirme stratejilerinin, farklı gruptan bir antidepresan etkili bir ilaca geçişe göre daha avantajlı olduğu bildirilmektedir. Farklı bir ilaca geçiş sırasında ilk ilacın azaltılarak kesilmesi ve diğer ilacın başlanarak etkin doza geçilmesi tedavinin gecikmesine sebep olabilmektedir. Ancak güçlendirme tedavilerinin çoğuna ilk 2-3 hafta içinde yanıt alındığı bildirilmiştir. Özellikle tedaviye kısmi yanıt veren olgularda güçlendirme stratejilerinin kullanılan ilaca yanıtı artırabileceği düşünülürse daha uygun gibi görünmektedir. Farklı ilaca geçildiğinde, eğer yeni ilaca yanıt alınamazsa hem zaman kaybına belki de depresyonun şiddetlenmesine sebep olabileceği için çok iyi düşünülmelidir. Güçlendirme stratejilerinde en büyük dezavantaj ise kullanılan ilaçların farmakokinetik ve farmakodinamik olarak etkileşmesi sonrasında ortaya çıkabilecek yan etkilerdir. Bu durumda klinisyen bu etkileşimlere dikkat ederek uygun ilaç seçmesi önemlidir. Son olarak, tedaviye dirençli ve şiddetli depresyon tedavisinde akut EKT (elektrokonvülsif tedavi) uygulaması ile depreşme ve yinelemenin önlenmesinde sürdürüm ve idame EKT seçenekleri unutulmamalıdır.
Depresyonda tedavisinde; akut dönem tedavisi 8-12 hafta sürmelidir. Serotonerjik ilaçlar ilk tercih olabilir. Serotonerjik ilaçlara yanıt alınamadığında diğer gruplar düşünülebilir. Sürdürüm tedavisi 6-9 ay süremli ve kalıntı belirtilerin giderilmesini hedeflemelidir. Bu belirtiler giderilmeden ilaç dozu azaltılmamalıdır. İdame tedavisi ise riskli gruplarda 1-2 yıl kadar devam edilmelidir.

Günümüzde tedavi kılavuzları ve bildirimlerin ortak önerisi; depresyon tedavisinin akut dönemdeki hedefi düzelmenin sağlanması, sürdürüm ve idame tedavisi ile depreşme ve yinelemenin önlenmesidir.

Depresyon tedavisinde kullanılan serotonin gerialım engelleyicileri (SSGİ); essitalopram, sitalopram, fluvoksamin, sertralin, paroksetin ve fluoksetindir. Bunlara ek olarak klomipramin ve venlafaksin de serotonerjik etkilere sahip diğer gruplardan ilaçlardır.
Antidepresanların eşdeğer dozları miligramlarından bağımsızdır. Yani, bir ilacın 20 mg dozu diğer ilacın 50 mg’ına, diğer bir ilacın 75 mg’ına eşittir. Hangi ilacın antidepresan etkinliğinin hangi hastada çıkacağını önceden kestirmek/öngörmek mümkün değildir. Bununla beraber; ailede ruhsal hastalık geçiren ve fayda gördüğü bir ilaç varsa, karşımıza hasta olarak gelen kişiye eğer sakıncası yoksa aynı molekülü başlamakta fayda vardır.

Doç.Dr.Murat Eren ÖZEN
RUh Sağlığı ve Hastalıkları (Psikiyatri) Uzmanı

Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"Depresyonda Tedaviye Direnç ve Tedaviye İnatçılık Kavramı ve Yaklaşımı" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Doç.Dr.Murat Eren ÖZEN'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Doç.Dr.Murat Eren ÖZEN'in izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     Beğenin    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Yazan Uzman
Doç.Dr.Murat Eren ÖZEN
Adana
Doktor "Ruh sağlığı ve hastalıkları - Psikiyatri"
TavsiyeEdiyorum.com Üyesi13 kez tavsiye edildiİş Adresi Kayıtlı
Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
.
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Doç.Dr.Murat Eren ÖZEN'in Yazıları
► Depresyon ve Depresyonda Belirtiler Doç.Dr.Murat Eren ÖZEN
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 19,190 uzman makalesi arasında 'Depresyonda Tedaviye Direnç ve Tedaviye İnatçılık Kavramı ve Yaklaşımı' başlığıyla benzeşen toplam 89 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
► Depresyon Etiyolojisi PDF Ekim 2020
► Depresyon Bilgilendirme PDF Ekim 2020
► Apati PDF Ekim 2020
◊ Dışkı Tutamama (Enkoprezis) ÇOK OKUNUYOR Haziran 2012
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


22:17
Top