2007'den Bugüne 87,386 Tavsiye, 27,079 Uzman ve 19,329 Bilimsel Makale
Site İçi Arama
Yeni Tavsiye Ekleyin!




Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
İlginç Bir Psikoloji Vakası: Beden Algısı Bozukluğunun Başkasına Yönlendirilmesi
MAKALE #21947 © Yazan Psk.Anıl ÇAPRAZ | Yayın Aralık 2020 | 446 Okuyucu
Bu yazımda geçenlerde okuduğum ilginç bir makaleden bahsetmek istiyorum; beden algısı bozukluğuna sahip bir kişinin bu durumu kendisinden ziyade çevresindeki birine yöneltmesine dair vaka. Normalde beden algısı bozukluğu kişinin kendi bedeninde bir noktayı beğenmemesi üzerine gelişir, kişi vücudundaki o parçaya karşı OKB benzeri bir tavır geliştirir. Ancak mevcut makalede kişinin kendi vücudundan ziyade eşinin vücudundan bir bölgeye takıntı geliştirmesinden bahsediyor. Şu ana kadar bu duruma benzer vaka sayısı ise yalnızca on bir tane. Rahatsızlığa sahip kişinin hikayesini anlatmadan önce DSM-V’de tanımlanmış beden algısı bozukluğuna dair semptomlara bakmakta fayda var.
Obsesif kompülsif bozukluklar ana başlığı altında yer alan beden algısı bozukluğunun belirtileri şunlar;
Dış görünümünde, başkalarınca gözlenebilir olmayan ya da başkalarınca önemsenmeyecek, bir ya da birden çok kusur ya da özür algılama düşünceleri ile uğraşıp durma.
Kişi, bu bozukluğun gidişi sırasında bir zaman, dış görünümüyle ilgili kaygılardan ötürü yinelemeli davranışlarda(örn. Aynaya bakıp durma, aşırı boyanma, derisini yolma, güvence arayışı) ya da zihinsel eylemlerde (örn. Dış görünümünü başkalarıyla karşılaştırma) bulunur.
Bu düşünsel uğraşlar, klinik açıdan belirgin bir sıkıntıya ya da toplumsal, işle ilgili alanlarda ya da önemli diğer işlevsellik alanlarında işlevsellikte düşmeye neden olur.
Dış görünümle ilgili bu düşünsel uğraşlar, bir yeme bozukluğu için tanı ölçütlerini karşılayan belirtileri olan bir kişide, vücut yağı ya da ağırlığı ile kaygılarla daha iyi açıklanamaz.
Şimdi bu belirtilere sahip ancak hem kendine hem de eşine bu davranışları sergileyen danışanın hikayesine gelelim; adı Alex, otuz altı yaşında, avukat ve evli. Karısının adı Andrea, otuz dört yaşında. Çift on beş yıldır beraberler sekiz ve altı yaşlarında olmak üzere iki çocukları var. Andrea moda sektöründe çalışıyor, işi gereği çok yoğun ve stresli zamanlar geçirdiğini söylüyor. Kendi tabiri ile kocasının bu “obsesyonu” Adrea’nın Alex’ten boşanmayı düşünmesine sebep olunca terapi almaya karar veriyorlar. İlk olarak aile doktoruna gidiyorlar. Andrea Alex’in kalçalarına(Andrea’nın) karşı takıntılı olduğunu belirtiyor, Alex herhangi bir problemi olduğunu düşünmüyor, gelmesinin tek amacının evliliğini kurtarmak olduğunu belirtiyor.
Alex çevresi tarafından zeki, çalışkan, iyi bir espri anlayışına sahip, kendisini ailesine adamış bir adam olarak görülüyor. Andrea’da bu fikre katılıyor. Alex’de Andrea’yı çok güzel bir kadın olarak nitelendiriyor ancak sadece kalçasının çok küçük olduğunu düşünüyor. Hatta bu yüzden karısı ile yüzme havuzuna, kalçasını belli eden kıyafetler giydiğinde markete ya da diğer sosyal alanlara girmekten kaçınıyor. O an için tek düşüncesinin herkesin karısının kalçalarının çok küçük olduğunu düşünmesinden kaynaklanan korku ve utanç olduğunu belirtiyor.
Alex’in geçmişine baktığımızda ise ailesi ile ilgili hatırladığı şeyler; “güzel olan iyidir”, “kendini her zaman en iyi halinle diğer insanlara sunmalısın”, “çevrenin seni onaylaması önemlidir” gibi şeyler duyduğundan bahsediyor. Ayrıca ailesinin duygusal açıdan kapalı ve bu konuda konuşmadıklarını belirtiyor. Ek olarak terapistin Alex’in ailesini anlatmasından çıkardığı sonuca göre ablasında da beden algısı bozukluğu olabilir.
Alex ergenliğinin ilk zamanlarında kadınlarla arasının çok iyi olduğunu ama ailesinin batması ve sivilcelenmesiyle beraber özgüvenini yitirdiğini söylüyor. Bu süreç içerisinde kadınlardan tamamen uzaklaşarak sekse takıntı geliştiriyor; aşırı porno izleme, telefonda seks hizmeti sunan yerleri aramak gibi. Sivilceleri geçip, kendi göz renginden farklı bir lens kullandığında ise özgüvenini tekrardan kazanıp kadınlarla ilişkisini yeniden eski haline getirebiliyor. On sekiz yaşındayken bir arkadaşının sevgilisinden kalçaları çok düz olduğu için ayrıldığını söylüyor, sonrasında Andrea ile tanışıyorlar. İlişkinin başlarında Alex’in Andrea’nın kaçları ile ilgili herhangi bir problemi bulunmuyor. Ancak bir gün, Alex tam emin olmasada, Andrea ile sokakta yürürlerken arkalarından birinin Andrea hakkında ne kadar küçük ve düz kalçalara sahip olduğuna dair laf atıldığını söylüyor. Sonrasında Alex’in takıntısı başlıyor, takıntıya anksiyete ve depresyonda eşlik ediyor çünkü durmadan bu konu üzerine düşünüyor. Gerçekten Andrea’yı sevip sevmediğine dair kendini sorguluyor.
İki tarafta evliliklerini “iyi” olarak tanımlıyorlar. Aralarındaki tek problemin bu olduğundan karşılıklı olarak sevgilerinin devam ettiğini, hatta Alex’in takıntısının en yoğun olduğu dönemlerde bile cinsel ilişkilerindeki doyumun yeterince fazla olduğunu belirtiyorlar.
Terapi sonrası tedavi sonuç veriyor. Terapist bilişsel davranışçı terapiyi kullanarak Alex’in temel inanç, ara inanç ve otomatik düşüncelerini belirliyor. Temel inanç; bizim hayatı nasıl gördüğümüze dair, çocukluk yaşantılarımızın etkin olduğu dünya görüşümüzdür. Hem olumlu hem de olumsuz tarafı vardır. Bazı sıkıntılı durumlarda olumsuz aktif olurken genelde olumlu olan taraf aktifdir. Sağlıklı olmayan durumlarda ise olumsuz olan taraf olumluya göre daha fazla aktif olur. Alex için bu; başarısızım olarak belirlenmiş. Temel inancın bir katman üstünde ise ara inançlar bulunur. Ara inanç ise bizlerin ortaya koyduğu kurallı cümlelerdir. Genelde -meli -malı şeklinde kurulur. Kesindir ve değişmez. Alex için ara inançlar; “harika olmalıyım”, “takdir edilmek, tanınmak önemlidir”, “eğer karımın vücudu harika olursa o zaman takdir edilirim”, “eğer karımın kalçaları sıkı olmazsa o zaman ben başarısızımdır” olduğu belirlenmiş. En dış katmanda ise otomatik düşünceler vardır. Bu düşünceler bir durumla karşılaştığımız zaman direkt olarak aklımıza gelen düşüncelerdir. Ara inanç ve temel inançtan beslenirler. Alex için; toplum içerisinde karısı ile beraber görüldüğünde aklına gelen düşünce; “herkes karımın kalçalarının çok küçük olduğunu fark etti”. Bir diğer otomatik düşüncesi ise karısının olmadığı bir ortama girdiğinde (toplantı gibi) aklına gelen; “hiçbir kadının kalçaları karımınkiler kadar düz değil”.
Bu belirlemeler yapıldıktan sonra Alex’in tedavisi ve çift terapileri toplam on üç seans sonrasında tamamlanmış. Klinik psikoloji alanında oldukça ilginç ve nadir görülen vakalardan biri olan Alex’in durumu kişinin kendi ya da başkası üzerinden beden algısında oluşan bozulmalar hakkında daha derinlemesine bilgi sahibi olmamız gerektiğini gösteriyor. Genelde bu tarz(beden algısı bozukluğu, ve yemek bozuklukları) sorunlarda yaygın olan güzellik algısı düşüncesinin tekrardan tartışılmaya açılması ya da daha farklı yaklaşımların literatüre kazandırılması gerektiğini gösteriyor. Örnek olarak Aneroksiya rahatsızlığını ele alırsak. Kişinin kendini güzel bulması için durmadan zayıflaması ama bir türlü kendini beğenmemesi olarak kabaca tanımlayabiliriz. Ancak her zaman olay kişinin kendini güzel bulması ile alakalı olmuyor. Prof. Dr. Hakan Türkçapar’ın “Bilişsel Davranışçı Terapi” kitabında bahsettiği bir danışanı Aneroksiya olmasına rağmen altından çıkan sonuç güzellikten ziyade danışanın babasını kaybetmesi sonucu eğer çok yemek yerse çevre tarafından “ooo şuna bak nasıl kilo almış, hiç babasının yasını tutmuyor, arkasından hiç üzülmüyor” düşüncesine sahip olmasından kaynaklandığı belirlenmiş. Bir diğer örnek ise Alice Miller’ın “Beden Asla Yalan Söylemez” kitabında bahsettiği bir Aneroksiya hastasının bir süre sonra psikiyatri merkezine yatmak zorunda kaldığı, bu süreçte oradaki hizmetçi kadınla bir bağ kurduğu ve tekrardan kilo almasından bahsediyor. Danışan hastaneden eve geri dönünce ise sorunların yeniden ortaya çıkmasını ise Miller danışanın ailesinden yeterince ilgi alamaması olarak yorumluyor. Aslında danışan merkezdeki almış olduğu tedavi ile değil oradaki hizmetçi kadın ile kurduğu bağ sayesinde kilo aldığını, danışanın bu davranışının ilgi için bir yardım çığlığı olduğunu söylüyor.
Aneroksiya ya da Beden Algısı Bozukluğu DSM-V’de farklı kategorilerde bulunsa bile iki rahatsızlığında bedenle alakalı olduğu bir gerçek. Tahmin yürütecek olursak elimizde bulunan üç vaka örneğinde iki ortak noktaları var; o da kişilerin bir şekilde içsel olarak farkında olmadıkları duygularını bedenlerine yansıtmaları ve ne hissettiklerini tam olarak bilememeleri(içgörü eksikliğinin fazla olması). Alex için bu başarısızlığını karısının kalçaları olarak, Türkçapar’ın danışanı ise kaybından dolayı yaşadığı üzüntüyü yemek yemeyerek, Miller’ın örneğinde ise ailesi tarafından yeterince sevgi görmediğini göstermek için yemek yemekten vazgeçerek gibi farklı farklı sebeplerden oluşuyor.
Bu vakaların altında yatan sebepler her ne olursa olsun daha fazla araştırmaya ihtiyaç duyulduğu belli. Bu tarz sorunların sadece güzellik algısı ya da OKB gibi açıklamalarla bağlantılı tutarsak resmin tamamını göremeyebiliriz diye düşünüyorum. Umarım bu alanlar üzerine daha etkili daha derinlemesine çalışmaları gelecekte görebiliriz.
Kaynakça
Alice Miller, Beden Asla Yalan Söylemez, C. Dansuk(çev.), İstanbul: Okuyan Us Yayınları, 2017.
Hakan Türkçapar, Bilişsel Davranışçı Terapi, İstanbul: Epsilon Yayınevi, 2018/2019.
Theo K. Bouman, Ton T.W. Gofers, CBT for Body Dysmorphic Disorder by Proxy: A Case Study, Cognitive and Behavioral Practice(23), 2016, syf. 121–131.
Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"İlginç Bir Psikoloji Vakası: Beden Algısı Bozukluğunun Başkasına Yönlendirilmesi" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Psk.Anıl ÇAPRAZ'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Psk.Anıl ÇAPRAZ'ın izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     Beğenin    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Yazan Uzman
Anıl ÇAPRAZ Fotoğraf
Psk.Anıl ÇAPRAZ
Ankara (Online hizmet de veriyor)
Psikolog
TavsiyeEdiyorum.com Üyesiİş Adresi KayıtlıTavsiyeEdiyorum.com'u sıkça ziyaret ediyor.
Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Psk.Anıl ÇAPRAZ'ın Makaleleri
► Olumsuz Beden Algısı ve Etkileri Psk.Işınsu GÜNDÜZ
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 19,329 uzman makalesi arasında 'İlginç Bir Psikoloji Vakası: Beden Algısı Bozukluğunun Başkasına Yönlendirilmesi' başlığıyla benzeşen toplam 27 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


10:03
Top