2007'den Bugüne 87,639 Tavsiye, 27,138 Uzman ve 19,376 Bilimsel Makale
Site İçi Arama
Yeni Tavsiye Ekleyin!



Başkalarıyla Konuştuktan Sonra Konuştuğun Konuları Zihninden Neden Atamıyor, Sürekli Konuşulanları Düşünüyorsun?
MAKALE #22240 © Yazan Uzm.Psk.Vedat AKDEMİR | Yayın Mart 2021 | 784 Okuyucu ÇOK OKUNUYOR
BAŞKALARIYLA KONUŞTUKTAN SONRA KONUŞTUĞUN KONULARI ZİHNİNDEN NEDEN ATAMIYOR, SÜREKLİ KONUŞULANLARI DÜŞÜNÜYORSUN?


Başkalarıyla konuştuktan sonra konuşulan konuları sürekli düşünmek veya düşünmekten kendini alamamak bazı kişilerin hayatlarını önemli ölçüde etkiliyor. Bazen saatleri, günleri, haftaları alan bu ruh hali onları çok yormaktadır. Düşünmekten yorulmak ve bu yorgunluktan dolayı kolunu bile kaldıramayacak duruma düşmek bu kimselerin yaşadıkları süreci daha anlayabilmemiz için önemli bir bilgi olacaktır. Kişisel farkındalığı yüksek kişiler bu durumun farkında olup sorunun çözümü için arayışa girerken, bu farkındalığı geliştirmemiş kişiler bu sürecin farkında bile değillerdir. Kendilerinin hep böyle olduğunu söyler, bu durumun normal olduğunu düşünürler. Bu şekilde günlerini, haftalarını düşünerek geçirirler yani kendilerini yıpratarak hayatlarına devam ederler.

Genel olarak bir veya birden çok kişi ile konuştuktan sonra, konuşulan konular bu kişilerin zihinlerine akın eder. Bu süreçte yaşanılanları analiz eder, çok farklı senaryolar kurar, sözlerin ve eylemlerin kritiğini yaparlar. Kafalarında kurmuş oldukları senaryolar için çözüm yolları düşünür, onlarla kavga ederler. Bazen de öfkelerinden yerlerinde duramaz içten içe söylenirler. Bazen konuşulan konuya o kadar çok odaklanmışlardır ki söylendiklerinin farkında bile değillerdir. Genellikle bunları yapmaktan da kendilerini alıkoyamazlar. Zihinlerinde “Keşke şunları deseydim.”, “Acaba bunu mu demek istedi”, “ “Neden şunları söylemedim”, “Neden böyle yapmadım” şeklinde düşünceler uçuşur ve kendilerine kızarlar. Aslında onları en çok yoran ilk başlarda başkalarına yönelen öfkenin bir müddet sonra kendilerine dönmesidir. Böyle zamanlarda kendini aşağılama ve kendini acımasızca eleştirme eşlik eden süreçlerdir. Kendine bu ölçüde yüklenme beraberinde yorgunluğu, halsizliği, mutsuzluğu getirecek ve içsel enerjilerinin çekilmesine neden olacaktır.

Genel olarak kalabalık ortamlarda bu durum daha fazla tetiklenir. Aslında bu kişiler başkalarının yanında da genellikle çok rahat değillerdir. Bu rahat olamama halleri hem görüşme anına yansıdığı gibi görüşme sonrasına da yansımaktadır. Görüşme anında rahat olmayan bu kişiler görüşme sonrasında yaşanılan süreçleri sürekli olarak düşündükleri için ikinci bir huzursuzluk ve sıkıntı yaşarlar. Başkalarıyla hem görüşme öncesi hem de sonrası sıkıntı yaşamaları onların bir çözüm arayışına girmelerine neden olur. Ve yöntem olarak başkalarıyla daha az görüşme gibi bir çözüm yolu bulurlar kendilerine. Fakat içlerinde, içten içe birileriyle görüşme istek ve arzuları olduğu için genellikle yalnız kalma ve insanlarla az görüşme stratejisi istedikleri huzur ve mutluluğu onlara getirmez. Türkçemizde çok güzel bir atasözümüz vardı: “Yalnız ağlayabilirsiniz ama yalnız gülemezsiniz” demişlerdir. Dolayısıyla sorundan kaçmak değil; sorunu tanımlamak, nedenlerini görebilmek ve bu sorunla ilgili çözüm arayışına girmek en doğru yol olacaktır. Çünkü bir insan ancak başkalarıyla beraberken ve paylaştıkça mutlu olabilir. Aksi durumda yalnız kalarak değil.

Başkalarıyla görüştükten sonra sürekli bu konuları düşünme veya bunları zihinden atamamanın en önemli nedeni bilinçaltı ve onun bu yaşanılanlara vermiş olduğu anlamlardır. Bilinçaltı yaşanan bu süreçleri bir tehdit olarak algılamakta ve kişiyi sorun olan veya olma ihtimali olan konuyla mücadele etmeye zorlamaktadır. Bu mücadele genellikle farkında olunmadan gerçekleşmekte ve çoğu zaman kişi bunları yapmaktan kendini alıkoyamamaktadır. Bu mücadele sürecinde genellikle şunlar yapılmaktadır:

1-HATALARINI BULMAYA ÇALIŞIRLAR.
Başkalarının yanında ‘Acaba yanlış bir şeyler söyledim mi? , “Yanlış bir şeyler yaptım mı ?” Sorularının cevabı bu kişiler için çok önemlidir. Yanlış bir şeyler yapmaya derin anlamlar yüklemişlerdir. Yanlış bir şey yaparlarsa yetersiz görüleceklerini, dışlanacaklarını düşünürler. Böyle bir durum onların kendilerini çok kötü hissetmelerine neden olur. Bu nedenle böyle bir durumla karşılaşmamak için önlem almaları gerektiğini düşünürler ve yanlışlarını bulmaya çalışırlar.

2- REZİL OLUP OLMADIKLARINI ANLAMAYA ÇALIŞIRLAR.
Başkalarının yanında küçük düşmek, rezil olmak bu kişilerin çok korktuğu, hiç istemediğin bir şeydir. Eğer rezil olurlarsa herkesin onu küçümseyeceği ve yetersiz bulacağını düşünürler. Böyle bir durumda hiç kimse onları beğenmez ve istemez, dolayısıyla yalnız kalırlar. Yalnız kalma düşüncesi bu kişilerin kendilerini çok kötü hissetmelerine neden olur. Böyle bir durumla karşı karşıya kalmamak için rezil olup olmadıklarını anlamaya çalışırlar.

3- KÖTÜ VE YANLIŞ ALGILANIP ALGILANMADIKLARINI DÜŞÜNÜRLER.
Başkaları tarafından kötü veya yanlış bir şekilde algılanmak hiç istemezler. Böyle olursa tepkiyle karşılaşacaklarından dolayı bir sorun ortaya çıkacağını ve bu sorunla baş edemeyeceklerini düşünürler. Aynı zamanda yanlış ve kötü algılanmak başkalarının onu sevmeyeceği anlamına da geldiği için bu duruma düşmek istemezler ve böyle bir duruma düşüp düşmediklerini anlamak için konuşulanları sürekli analiz etmeye çalışırlar.

4-NASIL GÖRÜNDÜKLERİNİ MERAK EDERLER.
Başkaları tarafından nasıl göründükleri, nasıl değerlendirildikleri bu kişiler için çok önemlidir. Güzel bir şekilde algılanmak isterler. Başkaları onları iyi, güzel doğru bir şekilde görürse beğenileceklerini, kabul edileceklerini düşünürler. Bu nedenle nasıl göründüklerini merak ederler. Bununla ilgili kendilerini ve konuşmaları inceleyerek nasıl göründüklerini bulmaya çalışırlar.

5 –KENDİLERİNİ YETERİNCE İYİ SAVUP SAVUNAMADIKLARINI ANLAMAYA ÇALIŞIRLAR.
Başkaları tarafından haksızlığa uğramak hemen herkesin hoşuna gitmeyecek bir durumdur. Fakat bu kişiler ortada somut bir haksızlık durumu olmadığı halde haksızlığa uğrayıp uğramadıklarını merak ederler ve bu konuda bir inceleme süreci başlatırlar. Haksızlığa uğradın mı? , Ezildim mi?, Kendimi iyi savunabildim mi? Gibi soruların cevabını bulmaya çalışırlar. Haksızlığa uğramaya yönelik bu hassasiyet onların bu konuları düşünmekten kendilerini alamamalarına neden olur.

6-GERÇEKTEN HAKSIZLIĞA UĞRAMIŞLARDIR.
Yukarıdaki endişeden farklı olarak gerçekten de somut bir haksızlığa uğramış olabilirler. Haksızlığa uğrama kavramı zarar görme anlamına geldiği için kişinin varlığını devam ettirebilmesi için bu zarar durumundan çıkması gerekir. Bunun için o zararı telafi etmeye yönelik bir arayışa girilir. Bu nedenle kişi sürekli yaşadığı haksızlığı düşünür.

Bilinçaltının en temel görevi kişiyi koruma görevidir. Yukarıdaki tüm maddelerin temelinde kişinin varlığını koruma çabası yatar. Bilinçaltı kişinin varlığını tehdit eden, olan veya olması muhtemel sorunlarla karşılaşmamak için bir alarm vermektedir. Bilinçaltını tanımak ve onun bu süreçte size ne anlattığını anlamak, kendinizi tanımanız ve hayatınızı daha iyi yönetebilmeniz için çok önemlidir. Carl Gustav Jung’ın “Bilinçaltının farkında olmayan kişi başına gelen her şeyi kader zanneder.” Sözü, bizim kendimizi ve bilinçaltımızı tanımamızın ne kadar önemli olduğunu ortaya koymaktadır. Çoğu kimse bilinçaltının farkında olmadığı için yaşamış olduğu süreçleri rasyonalize ederek kendince bazı yargılara varır. Oysa bilinçaltının farkında olmak ve değişim konusunda göstereceğiniz çaba belki de hayatınızdaki en önemli kazanım olacaktır.


Uzm. Psikolog Vedat Akdemir
Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"Başkalarıyla Konuştuktan Sonra Konuştuğun Konuları Zihninden Neden Atamıyor, Sürekli Konuşulanları Düşünüyorsun?" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Uzm.Psk.Vedat AKDEMİR'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Uzm.Psk.Vedat AKDEMİR'in izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     5 Beğeni    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Yazan Uzman
Vedat AKDEMİR Fotoğraf
Uzm.Psk.Vedat AKDEMİR
İzmir (Online hizmet de veriyor)
Uzman Psikolog
Uzman Psikolog / Çift ve Aile Terapisti / EMDR Terapisti
TavsiyeEdiyorum.com Üyesi23 kez tavsiye edildiİş Adresi KayıtlıTavsiyeEdiyorum.com'u sıkça ziyaret ediyor.
Özgeçmiş - Çalışma Alanları - Makaleler (25) - Videolar - İletişim Bilgileri
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Uzm.Psk.Vedat AKDEMİR'in Yazıları
► Çocuğum Sürekli Bilgisayar Başında Psk.Dnş.Gökçe SABANCI
► Çocuklar Sürekli Mutlu Olmak Zorunda mı? Psk.Dnş.Hasan Ali GÖNCÜ
► Kırkından Sonra Aşk Dr.Psk.Başak DEMİRİZ
► Çocuğumuz Olduktan Sonra Değişti. Psk.Ayşenur BAYRAKTAR
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 19,376 uzman makalesi arasında 'Başkalarıyla Konuştuktan Sonra Konuştuğun Konuları Zihninden Neden Atamıyor, Sürekli Konuşulanları Düşünüyorsun?' başlığıyla benzeşen toplam 38 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
► Değişmek İstiyorum Mayıs 2020
► Şans Cesur Olandan Yanadır ÇOK OKUNUYOR Eylül 2019
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


10:08
Top