2007'den Bugüne 87,045 Tavsiye, 26,998 Uzman ve 19,257 Bilimsel Makale
Site İçi Arama
Yeni Tavsiye Ekleyin!



Veteriner Dermatoloji - Veteriner Deri Hastalıkları
MAKALE #22296 © Yazan Vet.Hek.Doç.Dr.Ali AYYILDIZ | Yayın YENİ Nisan 2021 | 179 Okuyucu
VETERİNER DERMATOLOJİ – VETERİNER DERİ HASTALIKLARI

Deri hastalıkları ile uğraşan bilime Dermatoloji denir. Burada evcil memeli hayvanlarda görülen deri hastalıklarını anlatacağım.

Evcil memeli hayvanlarda deri hastalıkları,
1.İç ve dış etkilerden meydana gelen gerçek deri hastalıkları,
2.Mantarlardan meydana gelen fungal deri hastalıkları ve
3. Parazitlerden meydana gelen paraziter deri hastalıkları olmak üzere üç kısımda incelenir.

A. GERÇEK DERİ HASTALIKLARI

1. DERİ KAŞINTISI – PRURITUS CUTANEUS
Deride mantar ve parazitlere bağlı olmayan, iç nedenlerden meydana gelen genel ve lokal kaşıntıya Pruritus cutaneus – Deri kaşıntısı denir.

ETYOLOJİ
Genel deri kaşıntısı ender olarak gelişir. Karaciğer, böbrek hastalıklarında, sarılıkta, mide – barsak nezlelerinde, konstipasyonlar da görülebilir. Gebelik ve östrüs gibi hormonal dengenin bozulmasında ve toksik bazı besinlerin vücuda alınmasında da gelişebildiği gibi diyabet – şeker hastalığında da görülebilir.
Lokal kaşıntı – Pruritus localis, Kuduz, Aujesky, Scrapie ve Louping – ill gibi enfeksiyon hastalıklarında görülebilir. Ayrıca Ascaridosis ve Oxyuridosis’te anüs etrafında, Linguatula enfestasyonunda ve Cestod enfestasyonlarında burun ucunda lokal kaşıntı oluşabilir.

SEMPTOMLAR
Hayvan kaşıntıyı, kaşınan yeri dişlemek, ayakla kaşımak, duvar ve çevredeki eşyaya sürtmekle belli eder. Kaşınan yer elle veya bir çubukla kaşınırsa hayvan bundan hoşlanır. Köpekler anüs çevresinin kaşıntısını yere oturup sürtünmekle belli ederler. Kaşıntıda deride değişiklikler yoktur fakat sürekli ve şiddetli kaşıntı sonucu deride sıyrık ve erozyonlar oluşabilir. Kuduz ve Aujesky hastalığında hayvan kaşınan bölgeyi ısırıp koparabilir. Buna Automutulation - Otomutulasyon denir.

TEŞHİS
Önceleri deride bir lezyon veya ektoparazit bulunmadan kaşıntının olması teşhise yardımcıdır. Sonradan gelişen sıyrık ve sulanmalar teşhisin Egzama’dan ayırt edilmesini güçleştirir.

TEDAVİ
Kaşıntının nedeni saptanabiliyorsa ortadan kaldırılmaya çalışılır. Lokal olarak % 10 oranında Kafur, Menthol ve Salisilik asit eklenmiş olan alkol ile firiksiyonlar yapılır. % 10 luk Anestezin’li veya % 1 lik lidokain’li pomatlar sürülür.
Autohaemoterapie ve dişi hayvanlarda hormonal bozukluklarda Prolan (10 – 25 İ.Ü) uygulanabilir.
Genel kaşıntılarda % 10’luk solüsyonundan bromürler köpeklere kaşık kaşık verilebilir.

2. TERLEME - HYPERHIDROSIS – EPHIDROSİS – DYSIDROSIS
Terleme, vücut ısısının düzenlenmesiyle ilgili bir olaydır. E çok atlar ve sığırlar en az köpek ve kediler terler. Terleme, Hyperhidrosis universalis – Genel terleme veya Hyperhidrosis localis – yerel terleme şeklinde görülür.

ETYOLOJİ
Genel terleme,
1.Solunum yollarının daralması, akciğerlerde geniş bir alan kaplayan yangılar, anfizem, glottis ödemi, dyspne’de,
2. Ağrılı durumlarda (mide – barsak yırtılması, furbür – arpalama),
3.Piyemi ve septisemilerde,
4. Kasların fazla uyarıldığı durumlarda (epilepsi ve tetanoz),
5. Dolaşım bozukluklarında ve kalp yetmezliğinde görülür.
Lokal terleme, perifer sinirlerin, özellikle N.vagus’un travmatik veya diğer şekillerde hastalanması sonucu bu sinirin yayıldığı bölgelerde görülür.
Damar içi büyük doz adrenalin enjeksiyonu N. Vagus’u uyararak genel terlemeye, deri altına enjeksiyonu da yine N.vagus’u uyararak lokal terlemeye neden olur.
Ayrıca Arecolin, Eter gibi maddelerin deri altı enjeksiyonları da yine sinirleri uyararak lokal terleme yapar. Ruam hastalığında da genel terleme görülebilir.

SEMPTOMLAR
Ter sıcak veya soğuk olabilir. Mide – barsak yırtılmalarında kan basıncı düştüğünden soğuk terleme görülür ki bu iyi bir prognoza işaret değildir. Sarılıkta ter safra renkli maddelerini Biluribin ve Biliverdin içerir. Diathesis haemorhagica’larda, Morbus maculosus ve C vitamini eksikliğinde ter kanlı olabilir. Kanlı terlemeye Haematidrosis denir, Terin tamamen kesilmesine ise Anhidrosis denir. Saptanması zordur. Özellikle ishal, diyabet gibi organizmanın fazla sıvı kaybettiği durumlarda görülür.

TEDAVİ
Terlemenin nedeni belli ise (Kollaps, Üremi vb.) tedavi kolaydır. Semptomatik oarak Alkol, Alkol camphree, % 2 -5 lik sirkeli sularla sık sık friksiyonlar yapmak, küçük dozda Atropin ve İyot preparatları uygulamak ve proteinoterapi’ye başvurmak önerilir.

3.ALOPECIA – KIL DÖKÜLMESİ
Normal olarak kılla veya tüyle örtülü bölgelerin bir deri parazitine veya deri hastalığına bağlı olmaksızın kılsız, tüysüz ve yünsüz olmasına Alopecia – kıl dökülmesi denir.
Doğuştan olan kılsızlığa Alopecia congenita, sonradan oluşan Allopecia’ya Alopecia acquisita, Alopecia symtomatica, simetrik olarak görülen kıl dökülmelerine Alopecia areata ve yaşlılıkta görülen Allopecia’lara da Alopecia senilis adı verilir.

ETYOLOJİ
Alopecia congenita’da bütün vücut kılsız olarak doğar. Alopecia congenita en çok taylarda ve buzağılarda görülür. Diğer hayvanlarda ender olarak görülür. Genetik faktörler ve iyot eksikliği sonucu Tiroid bezinin çalışma bozukluğundan meydana gelir.
Alopecia acquisita veya Alopecia symtomatica, derinin ve kıl foliküllerinin beslenmesinde oluşan bir bozuklukla ilgilidir. Genel beslenme eksiklikleri, mide – barsak yangıları, bazı enfeksiyöz hastalıklar (Gourme, Bulaşıcı Zatürre – Sari Zatürre, Morbus maculosus, Distemper – Köpek Gençlik Hastalığı vb.) , civa, iyot, formaldehit zehirlenmeleri, gıda zehirlenmeleri, çinko eksikliği, B kompleks vitaminleri ve A vitamini eksikliği, yağ metabolizması bozuklukları, hormonal dengenin bozuklukları nedenler arasında sayılabilir.
Alopecia areata’nın nedeni kesin olarak bilinememektedir. Simetrik oluşunun nedeni ile, sinirlerle ilgili olduğu düşünülüyorsa da Trichophytie benzeri mantarların da rolü olduğu ileri sürülmektedir.

TEDAVİ
Alopecia’nın özel bir tedavisi yoktur. Asıl nedeni bulup, onu ortadan kaldırmaya çalışılır. Nedenin belirlenemediği durumlarda Arsenik preparatları (Powler solüsyonu, Aricyl), gıdanın değiştirilmesi, A vitamini ve B kompleks vitaminleri verilmesi, nonspesifik protein tedavisi ve hormon preparatları denenebilir.

4. DERİDE YAĞLANMA – SEBORRHOE – SEBORE
Derideki yağ bezlerinin aşırı fonksiyonu sonucu derinin zeytinyağı ile yağlanmış gibi – Seborrhoe oleosa veya yağlı kabuk ve kepeklerle örtülü olmasına – Seborrhoe sicca veya Seborrhoe pityroideus, Seborrhoe – Sebore denir.

ETYOLOJİ
B 7 vitamini – H vitamini - Biotin, A vitamini ve B kompleks vitaminleri yetersizlikleri, egzema, beslenme bozuklukları ve bazı enfeksiyöz hastalıkların seyri sırasında (atların bulaşıcı zatürresi, köpeklerin gençlik hastalığı – Distemper) seborrhoe görülebilir.
Seborrhoe bütün hayvanlarda görülebilir ve kronik karakterli bir hastalıktır.

TEŞHİS
Semptomlara göre teşhis konur. Uyuz, Egzema ve Demodicosis hastalıkları ile karıştırılabilir.

TEDAVİ
Seborhoe’nin tedavisi zor, hatta bazen imkansızdır. İyi kaliteli ve kuvvetli gıdalar verilir. Derideki kabuklu kısımlar yumuşatıldıktan sonra Arap sabunu ile yıkanır. Sonra deri üzerine tanen, talk, tannaform ve bizmut subnitrat gibi kurutucu tozlar ekilir. % 5 oranında Salisilik asit - Alkol, Rezorsin – Alkol veya bunların pomatlarını sürmek ve % 2 şap solüsyonu ile yıkamak önerilir. Hayvana balıkyağı içirmek veya derisi üzerine sürmek, hayvanlara B 7 vitamini – H vitamini – Biotin enjeksiyonları yapmak ya da tabletlerini ağız yoluyla kullanmak yararlıdır. Ultraviole ve Röntgen ışınları uygulamasından da iyi sonuçlar alınabilir. Atlara % 0,1 lik Tiroksin solüsyonundan damar yolu ile 40 – 50 cc vermek de önerilmektedir.

5. KURDEŞEN - URTICARIA
Urticaria – Kurdeşen ya spontan olarak ya da aşı, serum, ilaç uygulamalarından sonra ortaya çıkan, deride geçici olarak yuvarlakça ödematöz şişkinliklerin şekillenmesi ile karakterize bir hastalıktır. Allerjik – anafilaktik reaksiyonların tipik bir örneğidir. Geviş getiren hayvanlar arasında sığırlarda zaman zaman rastlanmaktadır.

ETYOLOJİ
Primer Urticaria böcek ısırmaları, irkiltici otların deriye temas etmesi, mutat olmayan ot ve gıdaların alınması, proteince zengin yeni gıda rasyonuna aniden geçişler sonucu oluşur. Sekonder Urticaria ise başka hastalıklara bağlı olarak özellikle alerjik – anafilaktik reaksiyonların bir belirtisi şeklinde görülür.

SEMPTOMLAR
Hafif vakalarda göz kapakları, merme, boğaz, boyun, omuz, anüs ve vulva dudakları ile sırt ve ekstremitelerde sınırları belirgin darı büyüklüğünden el ayası büyüklüğüne kadar varabilen deri kabarcıkları meydana gelir. Hayvanın genel durumunda kayda değer bir bozukluk görülmez. Ödemli bölgelerde kıllar ürpermiştir, kaşıntı pek yoktur. Kılsız bölgelerdeki ödemlerin yüzeyleri düz parlak, kızarık ve siyanotik renklidir. Ödemler çoğunlukla ağrılıdır, ender olarak üzerlerinde vezikül oluşumu veya seröz sızıntı görülür.
Şiddetli vakalarda özellikle baş bölgesinde ödemler daha geniş yüzeyleri kaplayarak, hipopotam görünüşü kazanabilir. Conjonktivalar, vajina ve rektum mukoza zarı şişkinlikleri için dışa doğru taşkın ve şişkin bir durum alırlar. Larinks, farinks mukozaları da şişmişlerse solunum güçlüğü dikkati çeker ve hırıltı vardır. Hayvan sık sık defekasyon ve idrar yapar, solunum sayısı artar, kas titremeleri vardır. Hasta hayvan huzursuzdur, yemlikten uzak durur, salivasyon ve lakrimasyon ile terleme görülür. Derideki ödemler 1- 3 saat içerisinde maksimum büyüklüğe erişir ve 12 – 24 saat içinde de kendiliğinden kaybolur.
Semptomların şiddetine karşın Urticaria’da ölüm çok ender görülür. Tedavi göremeyen vakalarda bile prognoz iyidir.

PATOLOJİK BULGULAR
Deri ve mukozalardaki ödemlerden başka, akciğer ödemi, anfizem, subendocardial ve subepicardial kanamalar, kalp kası dejenerasyonu, çeşitli derecelerde subseröz ve submüköz kanamalar ve peteşilerden ibarettir. Histopatolojik bakıda ise derinin stratum papillosum ve stratum spinosum katmanlarında eozinofil içeren sıvı infiltrasyonu görülür.

TEŞHİS
Birdenbire şekillenmesi ve bahsedilen semptomların görülmesi ile kolayca teşhis edilir.

AYIRICI TEŞHİS
Dermatitis solaris, deri leucosis’inin başlangıç dönemi, angioneurotik ödem, pasteurellosis’in ödematöz şeklini hatırda tutmak gereklidir.

TEDAVİ
Hastalar genellikle kendiliğinden iyileşirler. Tedavi gereken vakalarda perifer etkili dolaşım sistemi ilaçları (Adrenalin) ile antihistaminikler, kalsiyum, ACTH veya glucocorticoidler, C vitamini enjeksiyonları, hafif pürgatif ilaçlar kullanılmasında yarar vardır. Biliniyorsa Urticaria’ya neden olan gıdanın verilmemesi tavsiye edilir.

6. EGZAMA – ECZAMA
Egzama, çeşitli iç ve dış faktörler tarafından oluşturulan, deri üzerinde değişik efflorescence’ler – tozlaşmalar gösterebilen yüzeysel bir deri yangısıdır. Lokal veya genel bir predispozisyon ile ilgilidir. Egzama yangısal bir epitel hücreleri reaksiyonudur. Diğer bir tanımla derini yüzeysel yangısıdır.

ETYOLOJİ
Egzama yapan etkenler çok çeşitli olup, dış ve iç nedenler diye iki büyük grupta toplanırlar.
Dış nedenler, mekanik, kimyasal ve termik nedenlerdir. Deri üzerinde biriken kir, toz ve çamurlar önemli etkenlerdir. Deride nemliliğin artması bakterilerin çoğalmasına yol açar. Atlarda koşum takımlarının mekanik irkiltişi, güneş ışığı, sıcak ve soğuk su, deri üzerine irkiltici ilaçlar sürmek (gazyağı, katran, konsantre dezenfektan maddeler), diyareli hayvanlarda dışkının deriye etkisi dış nedenlerin başlıcalarıdır. Brom, iyot ve civa preparatları dahilen kullanılsalar bile deri yoluyla atılırken deriyi uyardıklarından dolayı Egzamaya neden olurlar. Bit, pire gibi ektoparazitler, uyuz böcekleri ve demodex gibi deri parazitleri de Egzamaya yol açar.
İç nedenler ya direkt olarak Egzamaya neden olurlar veya Egzamanın oluşmasına dispozisyon hazırlarlar. Başlıcaları, fonksiyonel karaciğer yetersizlikleri, tek yönlü beslenme, vitamin eksiklikleri, kronik enteritisler ve constipation’lar, kronik üremi, icterus, alerjik reaksiyonlar, gıdasal exantheme’ler ve hormonal dengesizliklerdir. Herediter dispozisyon derinin kuru veya yağlı oluşu, karbonhidrat metabolizması bozukluğu, allerji veya hipersensibilite faktörü eksamatöz dermatozların nedenleri arasındadır. Bazı bilim insanlarına göre cardiovasculer ve vasomotor merkezleri etkileyen bütün fizik ve fizikokimyasal faktörler de egzamaya neden olabilirler.

PATOGENESIS
Egzamanın oluşmasında belirtilen iç ve dış nedenler deriye etki ederek epidermis hücrelerini uyarır ve kan hücumunu sağlar. Sonunda intercelluler aralıklarda kanın sıvı kısmı toplanır. Epidermis hücreleri çoğalır. Artan sıvı miktarı intercelluler aralıkları genişletir. Yangısal ürünler sinir uçlarını uyararak kaşıntıya neden olurlar. Yangısal bozuklukların sadece derinin yüzeysel kısımlarında oluşması egzamayı dermatitisten ayırır.
Akut egzamanın her zaman düzenli olmamakla beraber bir kısım dönemleri vardır. Kan hücumu sonucu o bölgenin kızarması ve kısmen seröz infiltrasyonla karakterize ilk dönem Eczema erythematosum’dur. Sonra Eczema papulosum, Eczema vesuculosum bazen de Eczema pustulosum veya Eczema impetro oluşur. Veziküller ve pistüller patlayarak aynı zamanda epidermisin üst kısımları sıyrılarak sulu veya kırmızı Eczema madidans veya Eczema rubrum gelişir. Sızan eksudat, düşen epidermis katmanı ve artıkları birlikte kuruyarak kabuklaşırlar ki buna Eczema crustosum denir. Bazen fazla yağ salgısı ile birlikte olur ki buna Eczema seborrhoicum denir.
Kronik egzama ya akut egzamadan gelişir veya çoğunlukla uzun sürede yavaş yavaş oluşur. Deri hücrelerinde sürekli bir çoğalma olduğu için kronik egzamada deri 2-3 kat kalınlaşabilir ve sertleşir.

SEMPTOMLAR
Egzama en çok köpek ve domuzlarda görülür. Büyük hayvanlarda ender rastlanır.
Akut formda primer lezyonlar erythematöz tiptedir. Bu klinik görünüşü küçük veziküllerin patlaması ile o yöredeki ıslaklık izler. Lezyonlar geniş alanlara yayılabilir ve pigment toplanmaları oluşabilir. Kaşıntı şiddetlidir. Kaşıntı sonucu oluşan derideki yaralanmalar ve çatlaklar apseleşebilir.
Kronik egzamalarda deride ileri derecede kalınlaşma ve kepeklenmeler oluşur. Özellikle köpeklerin kuyruk kökü ve sırt bölgelerinde deri boz – beyaz bir renk alır. Derinin kılsız bölgelerinde bilateral olarak melanin toplanabilir. Aynı şekilde atlarda tarsal ve carpal eklemlerin iç yüzeylerinde kronikleşmeye eğilimli egzamalar gelişebilir. Sığırlardaki egzamalar çoğunlukla Eczema seborrhoicum formundadır. Koyunlarda yağmurlu ve nemli alanlarda yünlerin ıslanması sonucu yün dökülmeleri ve kızarıklıkla karakterize kabuklu bir egzama şekillenmektedir. Bazı hayvanlarda kulak ve burun bölgesinde Eczema solare oluşmaktadır.
Kaşıntı egzamanın en karakteristik semptomudur. Lenf ve kan dolaşımındaki tıkanmalar sonucu deride hipertrophie de gözlenir.
Köpeklerde boyunda, kulaklarda, kuyruk kökü ve civarında egzama şekillenmektedir. Burun üstü, yanaklar, göz çevresi ve anüs çevresinde de egzama gözlemlenebilir.
Egzamalarda genel semptomlar gözlenmez. Bazen hafif ateş görülebilir.

HASTALIĞIN SEYRİ
Akut egzamalar 1- 2 haftada düzelebilir. Kronik egzamalar tedaviye inatçıdırlar. Zaman zaman bazı kısımları akut duruma geçerek düzelme eğilimi gösterebilir fakat çoğu yerlerde kıl dökülmeleri, kabuklanma, deride kalınlaşma sürekli kalır.

TEŞHİS
Egzamada teşhis kolay olup lezyona, kaşıntıya ve yangının türüne bakarak konur. Ayırıcı teşhiste uyuz, demodicosis, bit invazyonu ve trichophytie hatırda tutulmalıdır.

TEDAVİ
Egzamada önce hijyen ve diyet koşullarına dikkat etmek gerekir. Etyolojide rol oynayan etkenler saptanabilirse bunlar ortadan kaldırılmaya çalışılır. Derinin sürekli nemli ve ıslak kalması önlenmelidir. Hayvanlar kir, toz, çamurdan arındırılmaya çalışılır. Dışkı ile bulaşmış bölgeler temizlenir. Mekanik uyarıma neden olan koşum takımları, sert yünlü örtüler ve tasma çıkarılır.
Hayvanın rasyonu değiştirilir, tek yönlü beslemeden kaçınılır. Yemlere A, B kmplkes ve D3 vitaminleri katılır. Özellikle köpeklere B 7 – H vitamini günde bir kaşık içirilir.
Lokal olarak, antiseptik solüsyonlar, büzüştürücü ilaçlar, kurutucu tozlar ve pomatlar kullanılır.
Antiseptik ve büzüştürücü olarak % 1 rivanol, trypaflavin solüsyonları, % 1 Picric asit, % 1 - 2 Argentum nitricum kullanılır.
Kurutucu olarak talk, dermatol, tanen, marfanil – prontalbin, Çinko oksit pomadı kullanılabilir. Bütün deri yangılarında olduğu gibi Çinko oksit pomadı içine % 10 – 20 oranında balık yağı katmak egzamada önerilmektedir.
Her çeşit egzamada kaşıntıya mutlaka engel olunmalıdır. Bunun için ya ayalnız olarak % 5 -10 oranında anestesine solüsyonu kullanmak veya kullanılan pomatların içine % 10 oranında anestesine katmak yararlıdır. Hatta % 5 Argentum nitricum solüsyonu dokundurmakta kaşıntıya engel olur.
Nonspesifik protein tedavisinden de yararlanılır. Bu amaçla yağı alınmış ve kaynamış süt 2 – 3 gün ara ile 1 – 5 cc, 4 – 5 defa uygulanır.
Autohaemotherapie olarak küçük hayvanlara 1 – 5 cc, büyük hayvanlara 20 – 50 cc kendi kanı S.C. – deri altı olarak enjekte edilir.
Dişilik ve erkeklik hormonları eksikliğinden kaynaklanan egzamalarda progesteron ve testesteron enjeksiyonları yapılır.
Antihistaminik etkili ilaçlar alerjik nedenlerden ileri gelen egzamalarda başarı ile kullanılır. Bunların başlıcaları Vetilbenzamine, Antistine, Antergan ve Neoantergan’dır.
Komplike olmuş egzamalarda parenteral antibiyotik uygulamaları yapılır. Ayrıca antienflamatuvar etkilerinden yararlanmak amacıyla corticosteroidler kullanılır. Cortison, Prednisolon, DOCA 5 -10 mg dozda 2 – 3 günde bir uygulanır.

7. EKSANTHEMLER – EXANTHEME’LER
Gıdasal, enfeksiyöz, toksik ve alerjik nedenlerden ileri gelen yüzeysel deri yangılarına Eksantem – Exantheme denir. Egzamalarla Eksanthemler arasındaki önemli ayrım, eksanthemlerde bağlı olduğu hastalığın kendine özgü semptomlarının da gözlemlenmesidir.
Gıdasal olarak hayvanlarda en çok gözlemlenen eksanthemler patates posası eksanthemidir.

PATATES POSASI EKSANTHEMİ
Bol ve sürekli olarak patates posası yedirilmesi sonucu öküzlerde, boğalarda ve kuruda olan ineklerin özellikle arka ayaklarının sonunda bir Exantheme vesiculosa oluşur. Süt veren inekler hastalığa tutulmazlar, atlarda ise ender olarak görülür. Hastalığın daha çok ilkbaharda patatesin çimlenmesi sırasında veya patates posasının depolanması sırasında oluşan Solanin maddesinin etkisiyle oluştuğu sanılmaktadır.

SEMPTOMLAR
Fazla miktarda patates posası ile beslenmeden 2 – 3 hafta sonra tarsal ve carpal bölgelerde kızarıklık, vesicula, sulanma, kıl dökülmesi, bazen kaşıntı ile başlar ve sonraları kabuklar ve çatlaklar oluşur. Bu lokal belirtilerin yanında iştahsızlık, hafif ateşi ishal, göz akıntısı, conjuktivitis, salivation gibi genel semptomlarda vardır. Yem değiştirilirse hastalık 2 – 4 haftada iyileşir. Fakat patates posası ile beslenmeye devam edilirse bu semptomlar daha şiddetli olarak karın altı, scrotum ve çevresine değin yayılır. Deride de derin yarıklar, irinleşmeler ve apseleşmeler başlar. Genel durum bozulur, bazen septisemi sonu ölüm bile görülebilir.

TEŞHİS VE AYIRICI TEŞHİS
Gıdanın niteliği ve klinik tablo teşhise yardım eder. Uyuz, Şap ve Egzama ile karıştırılabilir. Fakat ayak uyuzunda vesicula gelişmez. Egzama ise carpal ve tarsal bölgeyi geçmez. Şap hastalığında lezyonlar hastalığın epidemiyolojik karakterinde olup, sadece ayaklarda değil ağızda da gelişir ve salya da vardır.

TEDAVİ
Patates posasını azaltmak, kuru ot vermek ve gıdaya kalsiyum karbonat önerilir. 50 kg patates posasına 100 – 150 gram kalsiyum karbonat eklemek gereklidir.
Paqtates posası eksanthemleri ender olarak koyun ve domuzlarda da gelişebilir. Sığır, at, koyun ve domuzlarda üzüm posası, melas ve yağlı posalar ile beslemede de patates posası eksanthemlerine benzer lezyonlar gelişebilir.

İLAÇ EKSANTHEMLERİ
Bazı ilaçların yüksek dozda ve sürekli kullanılmalarında zehirlenme semptomlarının yanında deri eksanthemleri de oluşur. İyot, brom ve civa zehirlenmelerinde de deride eksanthemler oluşur.
İyot zehirlenmesi – Iodismus, özellikle Actinomycosis tedavisinde gelişir. Conjonktivitis, rhinitis ve zayıflama gibi semptomların yanında deride kızarıklık, şişkinlik, kepeklenme, kıl dökülmesi ve sulu egzama şeklinde bir eksanthem oluşabilir.
Brom zehirlenmesinde gözlenen semptomlar Iodismus’dakine benzer. Civa zehirlenmesi – Mercurialismus, sığırlarda daha çok gelişir. Stomatitis, salivation, nephritis, titreme ve felçler gibi semptomlarla birlikte, irinli deri lezyonları da oluşur ve şiddetli kaşıntı dikkati çeker.
Fosfor, arsenik ve kurşun türevleri de ender olarak deride eksanthemlere neden olurlar.

FOTOSENSİTİZASYON – PHOTOSENSITISATION – PHOTOSENSIBILISATION
Pigmentçe yoksun derinin ışığa karşı hassasiyeti ile karakterize bir anomalidir. Böyle hassas bir deri güneş ışınlarına maruz kalırsa üzerinde tipik bozukluklar meydana gelir. Işığa karşı olan hassasiyetin ciddiyeti,
1.Derinin hassasiyet derecesine,
2.Deriye ulaşan ışınların miktarına bağlı olarak değişiklik gösterir.

ETYOLOJİ
Derinin ışığa karşı duyarlılığı oldukça kompleks bir fenomendir. Bir kısım bitki ve kimyasal maddeler bünyelerinde içerdikleri foto – dinamik substans adını verdiğimiz maddelerle deriyi hassas kılmaktadır.
Fenothiazin türevi bir maddenin ve birçok floresan boyaların enjekte edilmesiyle Fotosensitizasyon meydana getirilebilir. Yine geviş getiren hayvanlarda normal klorofil sindiriminin bir ürünü olan Phylloerythrin maddesi perifer sirkülasyona girerse Fotosensitizasyona neden olur. Normal sığır ve koyunlarda bu Phylloeryhtrin maddesi barsalarda rezorbe olur, Vena porta yoluyla karaciğere gelir ve oradanda safra ile dışarı atılır. Fakat karaciğerde bir bozukluk örneğin mekanik bir sarılık olursa, Phylloerytrin safra ile atılamaz, kanda kalır, buradan kapiller sirkülasyona ve sonunda deriye ulaşmış olur.
Fotosensitizasyonun oluşumuna neden olan maddeler arasında,
1.Karabuğday – Fagopyrum esculentum,
2. Delikli kılıç otu – Hypericum perforatum,
3.Demirdöver veya Deve çökerten otu – Tribulus terrestis,
4.Ak yonca - Trifolium alba, Kabayonca – Medicagi sativa, Trifoium subterraneum – Yeraltı yoncası gibi bazı yonca türleri,
5.Fenothiazin – Hassasiyet veren bu kimyasal maddeye karşı koyunlar sığırlardan daha dayanıklıdır. Bununla birlikte Fenothiazin ile tedaviye tabi tutulan hayvanları ilaçlamadan sonraki üç gün içinde güneşe çıkarmamakta yarar vardır.
6.Tedavi amacıyla kullanılan Trypaflavin, Quinin gibi maddelerde fotosensitizasyona neden olabilirler.
7. Bir de niteliği bilinmeyen, orjini meçhul fotosensitizasyon vakaları vardır.
Klinik olarak çok tipik bazı vakalarda ise herhangi bitkisel fotodinamik bir madde ile ilişki mevcut olmamaktadır.

SEMPTOMLAR
Fotosensitizasyon vakalarında görülen ilk semptomlar, erythema, kaşıntı ve sürtünme şeklinde beliren pruritis, başın sık sık sallanması ve hasta hayvanların gölgeyi aramasından ibarettir.
Vakaların çoğunda hastalıklı deri birkaç saat içinde ödemli ve şişkin bir durum alır. Koyunlar direkt güneş ışınlarına karşı üzerlerini örten yoğun yünleri nedeniyle korunduklarından tipik deri lezyonları en çok baş bölgesinde şekillenir. Başta da özellikle kulaklar, dudaklar ve göz kapakları hastalığa şiddetli şekilde yakalanırlar. Kulaklarda oluşan ödematöz sıvı kulakların düşmesine neden olur. Aynı şekilde dudaklardaki şişkinlik hastanın yiyebilmesine, göz kapaklarındaki yerleşme ise gözün görmesine engel olur, keza lakrimasyon da vardır. Bu gibi hastalıklar ışıktan uzak tutulmadıkça durum gittikçe ağırlaşır, deri yer yer çatlar, hayvanda sürtünüp kaşındıkça hastalıklı deri kısımlarından serum hatta kan bu deri çatlakları arasına sızar. Hasta hayvanlarda bazen ishal de vardır. Siyah ve koyu renkteki deri reaksiyon göstermeyeceği nedeniyle, açık renkli bölgelerdeki ödemli bozukluk, bu koyu deri sınırına kadar devam eder ve birbirinden kesin belirgin sınırla ayrılır. Bazen sarılık ve hemoglobinuri de vardır.
Fazlasıyla hassas deriye sahip hasta sığırlar ve koyunlar güneş ışığında bırakılmaya devam edilirse ölebilirler. Mortalite oranı % 2 – 10 arasındadır. Ölümün şekillenmesinde yiyememezlik ve açlık önemli rol oynar.

TEDAVİ
Nedeni ortadan kaldırmak için, hayvanları ışığa karşı hassas kılan bu gibi otların bulunduğu meradan dışarı almak, güneş ışınlarından korumak ve ciddi lezyonlar varsa bunlara lokal tedavi uygulamaktan ibarettir. Bu amaçla bazı bölgelerde içine çok miktarda kömür karıştırılmış yağlı maddeler lokal olarak kullanılır. Böylece kömür deriyi güneş ışınlarından korur ve iyi sonuç verir.
Yine lokal olarak Çinko oksit ve İyot pomadları, Efurazin pomadı, % 5 Sulfathiazol pomadı kullanılabilir.
Desensibilizan olarak % 3’lük Sodyum thiosulfat – Hyposulfide de soude solüsyonundan 60 – 100 cc I.V. olarak, ayrıca antihistaminikler, corticosteroidler ve A vitamini verilebilir.
Bazı bölgelerde Fotosensitizasyon, koyunlar için büyük bir problemdir, öyle ki koyun yetiştiricileri elindeki koyunları başı siyah renkli Suffolk koyunlarına çevirmek zorunda kalmışlardır.
Fotosensitizasyondan korunma bakımından eğer mera baştan başa hayvanları hassas kılan bitki türü ile örtülü ise, o zaman hayvanları geceleyin otlatıp gündüz ise gölge yerlerde bulundurmak yarar sağlar ise de sığırcı ve koyuncu ülkeler için bu yöntem pratik değildir.

8. DERİ YANGISI – DERMATITIS
Dermatitis, derini derin katmanlarının ve bağ dokusunun bir yangısıdır.

ETYOLOJİ
Özellikle mekanik, termik, kimyasal ve enfeksiyöz nedenlerden ileri gelir.
Mekanik nedenlerden ileri gelen Dermatitis traumatica, çarpma, ezik ve sivri cisimlerin deriye batmasından meydana gelir.
Temik nedenlerden meydana gelen Dermatitis calorica, ya yanma – combustio veya soğuğun – congelatio etkisiyle meydana gelir. Elektrik çarpması ve yıldırım düşmesi sonucunda deride yanıklardan dolayı bir dermatitis oluşabilir. Sıcak gıda ve ilaçları içirirken ve çok sıcak samanla inhalasyon sırasında da deri yanabilir.
Güneşin etkisiyle oluşan Dermatitis solaris ultraviyole ışınlarından ileri gelir. Ultraviyole araçlarıyla ve Röntgen ışınlarıyla da yanma meydana gelebilir.
Kimyasal maddelerden ileri gelen Dermatitis toxica, asitler, alkaliler ve özellikle kireçten kaynaklanır. Bu gibi maddeleri içeren ilaçlarla tedavi sırasında da Dermatitis medicamentosa oluşur. Küçük hayvanların kireç kuyularına düşerek, deride yanıkların oluşması sıkça gözlenir. Yakıcı ilaçlar – Vesikatoire ve yoğun Creolin, Süblime gibi ilaçların etkisiyle de dermatitisler oluşabilir.
Enfeksiyöz etkenlerinden Staphylococ’lar, Streptecoc’lar dermatitise çokça neden olurlar. Malleus, Lymphangitis ulcerosa, Lymphangitis epizootica’dan kaynaklanan dermatitisler oluşabilir.
Dermatitisler uyuz, demedicosis ve kene gibi paraziter kökenden de oluşabilirler.

SEMPTOMLAR
Etkinin şiddetine göre dermatitis’in derecesi de değişik olur.
1.Derece Dermatitis : hafif olaylarca yalnızca kızarıklık ve kepeklenme – Dermatitis erythhematosa vardır. Şişkinlik ve acı yoktur veya gayet azdır.
2.Derece Dermatitis : Biraz daha ileri dönemlerde kızarıklıkla bi,rlikte deride şişkinlik, acı ve ateş vardır buna Dermatitis erysipelatosa denir. Vesicüller oluşur ise o zaman Dermatitis vesiculosa veya Dermatitis bullosa adını alır. İrinleşirse Dermatitis pustulosa, sulanırsa Dermatitis madidans kabuklaşırsa Dermatitis crustosa adını alır.
3.Derece Dermatitis : Daha ileri olaylarda deri ve deri altı dokusunda flegmon Dermatitis phlegmonose, nekroz - Dermatitis necroticans, gangren - Dermatitis gangrenosa veya Dermatitis escharotica oluşur. Bir olayda bu derecelerin her üçü de aynı zamanda bulunabilir.
Yanma ve haşlanma sonucu oluşan dermatitis’de üç dönem gayet belirgin olarak gelişir. Birinci derece Dermatitis erythematosa, ikinci derece Dermatitis vesiculosa veya Dermatitis bullosa, üçüncü derece Dermatitis escharotica’dır. İkinci ve üçüncü derece Dermatitis’te iştahsızlık, durgunluk, albuminurie ve hemoglobinurie vardır. Organizmanın 1/3 ‘ünden fazlası yanmış ise ölüm kaçınılmazdır.
Donma – Congelatio sonucu gelişen dermatitis’ler kulak, burun, ayaklar, testisler gibi uç kısımlarda oluşur ve buralar mavimsi renk alarak şişip nekrozlaşırlar.
Güneşin etki derecesine göre gelişen Dermatitis solaris olayları da, yanıklar gibi üç dönem gösterebilir. Dermatitis solaris’te kaşıntı ve acı fazladır.

TEŞHİS VE AYIRICI TEŞHİS
Teşhis klinik semptomlara göre yapılır. Ayırıcı teşhis açısından egzema, akne ve flegmon akılda tutulmalıdır.

TEDAVİ
Hastalığın nedenleri ortadan kaldırılmaya çalışılır. Dermatitis erythematosa’da Talk, Tanen gibi tozların kullanılması önerilir. Donmalarda % 70’lik Alkol kompresleri etkilidir. Yanık ve haşlanmalarda eşit miktarda kireç suyu ve zeytinyağı karışımının sürülmesi iyi gelir. % 1’lik Pikrik asit solüsyonu, % 3 – 5 Tanen solüsyonu ile kompresler de yapılabilir.
Nekrotik ve kabuklu olaylarda, bu bölgeler yağlarla yumuşatıldıktan sonra temizlenir. Antiseptik solüsyonlarla yıkanır ve pomatlar sürülür. % 1 – 2 Rivanol, Trypaflavin solüsyonları ve Oxyde de Zinc pomadı bu amaçla çok kullanılır. Derin nekroze veya flegmon oluşmuşsa ve genel semptomlar ağırlaşmışsa parenteral Sulfanomid ve Antibiyotik uygulamaları yapılır. Serum ve Kardiyotonikler de kullanılır. Pratikte Dermatitis tedavisinde kullanılan başlıca pomadlar, Beklazon pomad, Predol A krem, Kenacort A pomad, Thiocllin pomad, Ultraderm pomad, Schericur pomad, Bepantene pomad, Madecassol pomad.


9. DERİDE GANGREN – GANGRENA INTEGUMENTI
Belirli yerlerde derinin epidermis ve corium katmanlarının hayatiyetini yitirmesidir.

ETYOLOJİ
Dermatitis’e neden olan etkenlerin şiddetli olması, derin doku kaybına yol açar. Bakterilerin buralara bulaşmasıyla deri ve deri altı dokusu gangrenleşir. Şiddetli contusion’lar ve sert yüzeylerde sürekli yatma sonucu gelişen decubitis yaraları da gangrenlere neden olabilirler.
Kimyasal maddeler ve çavdar mahmuzu içeren yemler de deride gangren yapabilirler. Donma ve yanma da gangrenleşebilir. Ultraviole ve Röntgen ışını yanıkları da ileri derecede olursa gangrene yol açabilir. Bazı enfeksiyöz hastalıklar da (domuz vebası, Morbus maculosus, Necrobacillosis) deride gangrene neden olabilirler.

SEMPTOMLAR
Yüzeysel olan deri gangreninde deri esmerleşir, kurur ve duyu kaybolarak deri ayrılır. Derin olan gangrende bölge daha da siyahlaşır ve genel semptomlar gelişir.
Gangren kuru -Mumification karakterde olabileceği gibi, özellikle yara enfeksiyonları sonucu gelişen gangrenlerde doku çamur gibi olur ve kokar buna Gangrena humida denir.

TEDAVİ
Gangren olan bölge Cerrahi yöntemle vücuttan uzaklaştırılır. Dermatitis konusunda söylenen antiseptik solüsyonlar, tozlar ve pomatlar kullanılır. Derin olan gangrenlerde Sulfonamid ve Antibiyotik tedavisinden yararlanılır.

10. AKNE - ACNE
Toplu iğne başı ile bezelye büyüklüğündeki kıl foliküllerinin ve yağ bezlerinin irinli yangılarına Akne denir. Çevresi irinli ve nekrozlu büyük akne’ye Furunculosis – Çıban denir.

ETYOLOJİ
Başıca etkenler çeşitli Staphylococcus ve Strepecoccus cinsi bakterilerdir. Yardımcı nedenler olarak kir, ter ve koşum takımları ile diğer eşyaların sürekli, basınç ve sürtünmeleridir. İlaçların deriyi irkiltmeleri ve Egzamadaki dış etkenlerin etkisiyle de akne oluşabilir. Deriye haricen dıştan kullanılan Katran, Creoline, Lysol gibi ilaçlar uzun zaman ve yoğun olarak kullanıldıklarında ter bezlerinin ağzını ve kıl foliküllerinin etrafını tıkayarak ve irkilterek akne oluşturabilirler. Bunlara Acne artificialis, Acne medicamentaria, Acne toxica adları verilir.
Köpeklerde burun çevresinde sıkça gözlemlenen aknenin önmeli nedeni, bu bölgenin etrafa çok sürtünmesi ve böylece mikroorganizmaların alınması olasılığının fazlalığı ile açıklananabilir.
Demodicosis, Uyuz, Gourma ve Köpek Gençlik hastalığında akne gelişebileceği gibi Iodismus ve Bromismus gibi zehirlenmelerde de akne oluşabilir. Bu akneye de Acne symptomatica adı verilir.

SEMPTOMLAR
Klinik olarak toplu iğne başı kadar içi irin dolu keseler şeklinde görülür ve sıkıldığı zaman irin boşalır. İyileştiğinde yerinde kılsız ufak bir alan kalır. Bazen kıl kökü etrafı irin kesesi ile çevrilir ve ortasından bir kıl büyümüş olarak görülür ve buna Sycosis denir. Bu irin dolu keseler bir alanda birkaç tane olduğu gibi, geniş bir alana yayılmış olarak daha çok sayıda da oluşabilir.
Bazen kıl kökleri, ter ve yağ bezleri harap olduğu için yerlerine bağ dokusu dolar ve bir Deri Sclerose’u veya Pachydermie meydana gelir buna da Acne indurativa adı verilir.

HASTALIĞIN SEYRİ
Küçük bir alandaki akneler neden ortadan kaldırıldıktan sonra, herhangi bir antiseptik solüsyonla yıkandıktan sonra 1- 2 haftada tamamen iyileşir. Yaygın ve apseli olan akneler tedaviye karşı koyarlar ve uzun zamanda iyileşebilirler. Yerlerinde yara izi – nedbe, scatrix, deri kalınlaşması ve kılsızlık kalabilir. Bazen septisemiye neden olarak ölümle sonuçlanan akneler de vardır.

TEDAVİ
Yaygın olmayan ve yüzeysel olaylarda antiseptik solüsyonlar ve pomatlar kullanılmakta 5 – 6 gün içinde tedavi sağlanabilmektedir. Sulfonamid ve Antibiyotikli pomatlar akne tedavisinde çok daha etkilidirler. İnatçı olaylarda Autovaccine uygulamaları yapılır. Akne tedavisinde yardımcı olarak Fowler eriyiği ve Aricyl solüsyonları da başarı ile kullanılabilir.
Hastalıktan korunmada, tımar ve vuran koşum takımlarının düzeltilmesi gereklidir.

11. BULAŞICI İRİNLİ DERİ YANGISI – DERMATITIS PUSTULOSA CONTAGIOSA, ACNEA CONTAGIOSA
Özellikle İngiliz atlarına özgü, bulaşıcı karakterde irinli bir deri yangısı yani dermatitistir.


ETYOLOJİ
Hastalık etkeni Corynobacillus acnes adlı bakteridir. Bulaşma, koşum takımları ve tımar malzemeleri gibi araçlarla direkt olarak olur.

SEMPTOMLAR
Hastalığın kuluçka süresi 1- 2 hafta kadardır. Boynun yanlarında, göğüste ve belde önce ufak sıcak ve acılı ödemler gözlenir. Bir süre sonra Vesicula’lar ve Pustula’lar oluşur. Sonra bunlar patlar. O çevredeki lenf yumruları da şişebilir. Ağır olaylarda ödem şiddetlidir. Lenfangitis ve derin ülserler oluşur. Eklemler de şişebilir. Hastalık atların toplu olarak bulundukları yerlerde hızla yayılır ve çok bulaşıcı karakterde bir hastalıktır.

TEŞHİS VE AYIRICI TEŞHİS
Pustula’lar ve hızla yayılma hastalığın teşhisini kolaylaştırır. Hastalık eğer vurması, egzema ve deri ruamı hastalıkları ile karıştırılmamalıdır.

TEDAVİ
Hastalığın tedavisinde Antiseptik solüsyonlar ve Antibiyotikli pomatlar kullanılır. Pomatların Sulfonamidli ve Antibiyotikli olanları daha iyidir. Antiseptik solüsyon olarak Klorheksidin, Povidon iyot, Rivanol solüsyonları, Antibiyotikli pomat olarak da Bactroban pomat, Thiocillin pomat, Aknefloks krem, Fucidox krem kullanılabilir. Gerektiğinde parenteral olarak Antibiyotik tedavisi de uygulanır.
Korunma için hasta hayvanları sağlam hayvanlardan ayırmak, tımar takımlarını karıştırmamak ve hasta hayvanlara temas eden araç ve gereçleri sık sık dezenfekte etmek gereklidir.

12. ACANTOSIS NIGRICANS – KERATOSIS NIGRICANS – DYSTROPHIA PAPILLARIS PIGMENTOSA
Acantosis nigricans, derinin 8 – 10 katı kalınlaşması ve deride siyah bir pigmentasyon oluşması durumudur.

ETYOLOJİ
Acantosis nigricans hastalığının kesin nedeni tam olarak bilinememektedir. Bazı araştırıcılar, A vitamini eksikliğinden ve tiroid fonksiyonu bozukluklarının Acantosis nigricans hastalığına neden olduğunu söylemektedirler.

SEMPTOMLAR
Acantosis nigricans sadece 4 yaşına kadar olan köpeklerde görülen bir hastalıktır. Simetrik olarak karın altı, göğüs altı, ön kollar ve ayakların iç tarafında, scrotum veya ağız çevresinde lezyonlar gözlemlenir. Esmerleşmiş ve kalınlaşmış deri, elle muayenede törpü gibi hissedilir. Hastalıklı derinin görünümü çatlamış ağaç kabuğu gibidir. Kaşıntı ve duyarlılık yoktur. Acantosis nigricans hastalığı kronik seyirli bir deri hastalığıdır.

TEDAVİ
Acantosis nigricans hastalığının tedavi olanağı pek yoktur. % 3’lük balık yağı, Dexpantenol, Oxide de zinc, Acid salisilik, Sentelia asiatica, Hamamelis virginiana içeren pomadlar ile Fowler solüsyonu lokal olarak Acantosis nigricans tedavisinde kullanılabilir.

13. PAPILLAMATOSIS – SİĞİL
Verruca – siğil, epitel hücrelerinin hiperplazisinden oluşan nohut – fındık bazen patates büyüklüğünde olan deri urlarıdır.

ETYOLOJİ
Papillamatosis hastalığının etkeni bir ultravirus’tur. Hastalığa özellikle genç hayvanlar duyarlıdır.

SEMPTOMLAR
Papilllamatosis hastalığı yani siğiller en çok genç danalarda olmak üzere bütün hayvanlarda görülür. Çoğunlukla göğsün yanlarında, yüzde, dudaklarda ve memelerde gelişir. Bazı siğiller yaygın bazıları da saplı olabilir, bazen karnabahar görünümünde olup üzerleri pürüzlü de olabilir.

TEDAVİ
Siğiller – verrucae, çoğunlukla bir tedaviye gerek duyulmadan hayvan yaşlandıkça kendiliğinden kaybolurlar. Büyük ve görevsel bozukluklara neden olan siğiller cerrahi olarak extirpe edilip vücuttan uzaklaştırılırlar. Yaygın olan siğillerde cerrahi yöntemin pratik bir değeri yoktur. Böyle durumlarda siğil üzeri kanatıldıktan sonra Nitrat d’Argant – Gümüş nitrat kalemiyle koterize edilir. Siğilin kendisinden yapılan zayıflatılmış – ölü attenue aşı da siğil tedavisinde başarılı ve yüz güldürücü sonuçlar vermektedir. Aşılama için büyükçe bir siğil sabunla yıkanıp, % 70’lik Etil alkol ile iyice silinip dezenfekte edildikten sonra kesilerek alınır ve hamur haline gelinceye kadar porselen bir havanda iyice ezilir. 15 – 20 katı serum fizyolojik eklenir ve iyice karıştırılır ve ince bir tülbent ya da steril gazlı bezden süzülür. % 40’lık formaldehit solüsyonundan % 0,2 oranında eklenir. Birkaç gün güneş ışığı almayan bir yerde bekletilir. Bu karışımdan yani aşıdan bir hafta ara ile 3 defa olmak üzere 3- 4 cc deri altına – S.C. olarak enjekte edilir. Böylece hayvanın vücudunda bulunan siğiller – papilloma’lar kaybolur.


B. MANTARLARDAN MEYDANA GELEN DERİ HASTALIKLARI
1. SAÇKIRAN – TRICHOPHYTIE – HERPES TONSURANS – RINGWORM – GLATZFLECHTE
Trichophytie, mantarların neden olduğu, kıl dökülmesi ve çeşitli büyüklükte genellikle keskin sınırlı asbest benzeri beyaz kabukların oluşumu ile karakterize bir deri hastalığıdır. Trichophtie hemen bütün evcil hayvanlarda, çoğunlukla da genç hayvanlarda görülür. Hastalık her mevsimde oluşabilirse de daha çok kış aylarında sıkışık, havasız ve nemli yerlerde uzun süre kaldıkları barınaklarda yaşayan hayvanlarda daha çok görülür.

ETYOLOJİ
Trichophyton veya Microsporum grubundan mantarlar hastalığın oluşmasına neden olurlar. Bu mantarlar ya iplikcikler Hypen), ya kalın elyaf (mycelium) veya yuvarlak sporlar (Conidie) şeklinde olurlar. Trichophytie’de sporlar çoktur. Her hayvan türünün kendine özgü spesifik Trichophytie türü vardır. Bu mantar türleri,
Atlarda, Trichophyton equinum, Microsporum equinum
Kedi ve köpeklerde, Microsporum canis
Sığırlarda, Trichophyton verrucosum, Trichophyton mentagrophytes mantarlarıdır.
Bir hayvan türüne özgü olan mantarlar, bazı koşullar altında bir başka hayvan türüne hatta insanlara bile bulaşıp hastalık oluşturabilirler.

BULAŞMA
Daha çok direkt olarak temas ile bulaşma meydana gelirse de bazen indirekt olarak da bulaşma gözlenebilir. Hayvanların güneş ışınlarından yoksun kalmaları ve barınakların nemli olması Trichophytie mantarı enfeksiyonunun gelişimde büyük rol oynar.

SEMPTOMLAR
Trichophytie mantarı enfeksiyonunda kaşıntı ya çok azdır ya da hiç yoktur
Trichophytia tonsurans maculosus et squamosus : Enfekte hayvanın çeşitli yerlerinde kılsız, yuvarlak, üzeri kapaklı veya asbest benzeri beyaz kabuklar oluşturur. Lezyonlar birleşerek büyüyebilirler. At ve köpeklerde Trichophytie mantarı, çoğunlukla bu tip deri lezyonlarına neden olmaktadır.
Trichophytia tonsurans crustosus : Önce vesicula’larla başlar sonra yuvarlak asbest benzeri kabuklar oluşturur. Kabuklar kaldırılırsa altları ıslak kızarıklık görülür, bazen irinli de olabilir. Bu şekil Trichophytie mantarı en çok danalarda bazen atlarda ve köpeklerde görülür. Koyun ve keçide Trichophytie mantarı ender görülür fakat görülürse de kabuklu şekilde meydana gelir.
Trichophytia tonsurans miliaris (granulosas) : deri üzerinde küçük nodülcükler şekillenir. Bu nodüllerin bulunduğu kısımlardaki kıllar kabarır, daha sonra kıllar dökülür ve yerlerinde siyahımsı renkte deri açığa çıkar. Atlarda gözlenen bu şekil Trichopyhtie enfeksiyonu tımarla 2 – 3 gün içerisinde atın bütün vücuduna yayılabilir.
Trichophytia tonsurans profunda : Deride irinli yumruların gelişmesiyle karakterizedir. Bu irinli yumruların bulundukları yerlerde kıllar dökülür. Bu tip Trichophytie mantarı enfeksiyonu en çok köpeklerdee görülür. Diğer Trichophytie şekillerinde de az miktarda irinleşme vardır fakat Trichophtia tonsurans profunda’da olduğu kadar değildir.

TEŞHİS VE AYIRICI TEŞHİS
Özellikle buzağılarda klinik semptomlarla ve derinin mikroskobik muayenesi ile hastalığın teşhisi konur. Çoğunlukla lezyonların kenarından kıllar çekilerek veya deri kazıntısı alınarak üzerine birkaç damla % 10’luk Potasyum hidroksit konur ve hafifçe ısıtılır. Mikroskopta kıl köklerinin çevresinde bol miktarda sarımtırak renkte Trichophytie sporları ve tek tük iplikçikler görülür. Ayırıcı teşhiste kellik, allopecia, demodicosis ve uyuz (scabies) hastalıkları ile karıştırmamaya dikkat gösterilir.

TEDAVİ
Trichophytie’li hayvanlar dışarıda bırakılarak güneş ışınlarından faydalandırılır. A, D3, E vitamini enjeksiyonları yapılarak hayvanların vücut direnci arttırılır.
Trichophytie mantarı enfeksiyonun klinik olarak tedavisi iki şekilde yapılır

1.LOKAL TEDAVİ : Tentürdiyot, % 4 lük Alkol iode solüsyonu, % 5 lik Salisilik asit solüsyonu, Gliserin iode solüsyonu, Thiabendazelo, Miconazole, Clotrimazole içeren pomad, losyon ve solüsyonlarla yapılan bir tedavi şeklidir. Önce tedaviyi uygulayacak Hekim ya da hayvan sahibi eldiven ve maske kullanarak kendi sağlığını koruyucu biyogüvenlik önlemlerini almalıdır. Sonra bir fırça ve penset yardımı ile kabuklar kaldırılmalı ve bu ilaçlarından biri veya birkaçı uygulanır. Hayvan yetiştiricilerinin bazen sonuç aldığı yanık motor yağını kullanmayı ben bir Hekim olarak önermiyorum. Hayvan da sonuçta bir araba motoru ya da makina değil canlı bir organizmadır.

2. SİSTEMİK TEDAVİ : Çok ilerlemiş olgularda bütün vücuda yayıldığı için lokal uygulamalar hem çok zor olmakta hem de çok zaman almaktadır. Bunun için Griseofulvin oral olarak 20 – 40 mg / kg dozunda 15 gün süreyle ya da Thiabendazol 20 mg / kg dozunda 12 gün süre ile verilebilir. Fakat günümüzde Mantar Aşıları olduğu için bu uzun süreli tedaviye de gerek kalmamıştır.
Son yıllarda Mantar aşıları ile çok iyi sonuçlar alınmaktadır. Çoğu Trichophytie hastalığı için tek doz mantar aşısı yeterli olurken, iyileşmeyenler de olmaktadır. İyileşmeyen Trichophytie olgularında 2. Veya 3. Doz aşı ile iyileşme olasılığı % 100’e çıkmaktadır.

KORUNMA
Trichophytie mantar enfeksiyonunda koruyucu önlemler olarak, hasta hayvanları temiz – hastalık bulaşmamış hayvanlardan ayırmak, temizlik, dezenfeksiyon ve tımar araç ve gereçlerinin Benzalkonyum klorür, Klorheksidin etken maddelerini içeren antiseptik solüsyonlarla sık sık yıkamak, barınak tabanını kuru tutmak ve hayvanları güneş ışınlarından faydalandırmak sayılabilir.

2. KELLİK – FAVUS
Acharion türü mantarlar tarafından oluşturulan, deri üzerinde tabak gibi ortası çukur, kılsız plakların oluşumu ile karakterize bir deri hastalığıdır. Favus – kellik, bütün hayvanlarda görülürse de en çok kedi ve tavşanlarda görülür.

ETYOLOJİ
Kellik – Favus’a neden olan hastalık etkenleri,

İnsanlarda, Acharion schönleinii

Köpek ve Atlarda, Acharion gypseum

Köpek ve Atlarda, Acharion violaceum

Tavuklarda, Acharion gallinae adlı mantar türleridir.

Kellik – Favus etkenleri de Trichophytie mantarları gibi, iplikciklerden (Hypen) ve bunların oluşturdukları ağdan (Mycelium) ve bu iplikciklerin ortalarında da az miktarda sporlardan oluşurlar.

BULAŞMA
Daha çok direkt olarak temas ile bulaşma meydana gelirse de bazen indirekt olarak da bulaşma gözlenebilir. Hayvanların güneş ışınlarından yoksun kalmaları ve barınakların nemli olması Kellik - Favus mantarı enfeksiyonunun gelişimde büyük rol oynar.

SEMPTOMLAR
Genellikle baş ve kulaklarda, tavuklarda ibik ve sakalda yerleşir. Kedi ve köpeklerde ayaklarda da gözlenir. Önce vesicula’lar oluşur, sonra kabuklaşır. Etrafı kabarık, ortası çukur bir plak görünümü alır. Buna scutula denir. Kabuklar boz sarımtırak renktedir. Kabuklar kaldırılırsa ıslak bir sıyrık kalır.

TEŞHİS VE AYIRICI TEŞHİS
Özellikle buzağılarda klinik semptomlarla ve derinin mikroskobik muayenesi ile hastalığın teşhisi konur. Çoğunlukla lezyonların kenarından kıllar çekilerek veya deri kazıntısı alınarak üzerine birkaç damla % 10’luk Potasyum hidroksit konur ve hafifçe ısıtılır. Mikroskopta kıl köklerinin çevresinde bol miktarda sarımtırak renkte Acharion sporları ve tek tük iplikçikler görülür. Ayırıcı teşhiste Trichophytie, Allopecia, Demodicosis ve Uyuz (Scabies) hastalıkları ile karıştırmamaya dikkat gösterilir.

TEDAVİ
Favus – Kellik’li hayvanlar dışarıda bırakılarak güneş ışınlarından faydalandırılır. A, D3, E vitamini enjeksiyonları yapılarak hayvanların vücut direnci arttırılır.
Acharion mantarı Favus – Kellik enfeksiyonun klinik olarak tedavisi iki şekilde yapılır

1.LOKAL TEDAVİ : Tentürdiyot, % 4 lük Alkol iode solüsyonu, % 5 lik Salisilik asit solüsyonu, Gliserin iode solüsyonu, Thiabendazelo, Miconazole, Clotrimazole içeren pomad, losyon ve solüsyonlarla yapılan bir tedavi şeklidir. Önce tedaviyi uygulayacak Hekim ya da hayvan sahibi eldiven ve maske kullanarak kendi sağlığını koruyucu biyogüvenlik önlemlerini almalıdır. Sonra bir fırça ve penset yardımı ile kabuklar kaldırılmalı ve bu ilaçlarından biri veya birkaçı uygulanır. Hayvan yetiştiricilerinin bazen sonuç aldığı yanık motor yağını kullanmayı ben bir Hekim olarak önermiyorum. Hayvan da sonuçta bir araba motoru ya da makina değil canlı bir organizmadır.

2. SİSTEMİK TEDAVİ : Çok ilerlemiş olgularda bütün vücuda yayıldığı için lokal uygulamalar hem çok zor olmakta hem de çok zaman almaktadır. Bunun için Griseofulvin oral olarak 20 – 40 mg / kg dozunda 15 gün süreyle ya da Thiabendazol 20 mg / kg dozunda 12 gün süre ile verilebilir. Fakat günümüzde Mantar Aşıları olduğu için bu uzun süreli tedaviye de gerek kalmamıştır.
Son yıllarda Mantar aşıları ile çok iyi sonuçlar alınmaktadır. Çoğu Trichophytie hastalığı için tek doz mantar aşısı yeterli olurken, iyileşmeyenler de olmaktadır. İyileşmeyen Acharion, Favus – Kellik olgularında 2. Veya 3. doz aşı ile iyileşme olasılığı % 100’e çıkmaktadır.

KORUNMA
Acharion mantarı Favus – Kellik enfeksiyonunda koruyucu önlemler olarak, hasta hayvanları temiz – hastalık bulaşmamış hayvanlardan ayırmak, temizlik, dezenfeksiyon ve tımar araç ve gereçlerinin Benzalkonyum klorür, Klorheksidin etken maddelerini içeren antiseptik solüsyonlarla sık sık yıkamak, barınak tabanını kuru tutmak ve hayvanları güneş ışınlarından faydalandırmak sayılabilir.

C. PARAZİTER DERİ HASTALIKLARI

1. UYUZ – SCABIES
Uyuz – Scabies, artropoda – eklembacaklılar sınıfından çeşitli uyuz akarlarının – böceklerinin neden olduğu bulaşıcı bir deri hastalığıdır. Her hayvan türünde farklı farklı ve çeşitli uyuz akarları – böcekleri uyuz hastalığını oluşturur. Uyuz hastalığı genellikle kaşıntı, kıl ve yün dökülmesi, deride kalınlaşma, kabuklanma ve kepeklenme ile karakterize bir deri hastalığıdır.

ETYOLOJİ
Evcil hayvanlarda uyuz hastalığı oluşturan başlıca uyuz akarları türleri,
Sarcoptes’ler : Baş uyuzu, baş, boyun, cidago ve sırt bölgelerine yerleşirler.
Notoedres’ler : Baş uyuzu, baş bölgesine yerleşirler.
Cnemidocoptes’ler : Kanatlı hayvanların ayaklarına yerleşirler. Bazen bütün vücuduna da yerleşebilirler.
Psoroptes’ler : Vücut uyuzu, baş ve ekstremiteler dışında diğer vücut kısımlarında özellikle koyunlarda yünün bol bulunduğu bölgelere yerleşirler.
Chorioptes’ler : Ekstemitelere yerleşirler.
Otodectes’ler : Kulak uyuzu, kulakta yerleşirler.

Evcil hayvanlarda gözlenen başlıca uyuz hastalığı etkenleri ise,
Atlarda, Psoroptes equi’ye en fazla Sarcoptes equi’ye fazla ve Chorioptes equi’ye ender olarak rastlanır.
Sığırlarda, Sarcoptes bovis, Psoroptes bovis ve Chorioptes bovis türlerine bağlı uyuz etkenleri uyuz hastalığı oluştururlar. Yerleştikleri bölgeler atlardaki gibidir.
Köpeklerde, Sarcoptes canis’e en çok, Otodectes cynotis’e fazla miktarda rastlanır. Köpeklerde Notoedres uyuzu da görülür. Notoedres uyuzunun etkeni Notoedres cati olup büyük bir olasılıkla kedilerden köpeklere geçer.
Kedilerde, Notoedres cati, baş uyuzunu, Otodectes cynotis ise kulak uyuzunu oluşturur.
Koyunlarda, Sarcoptes ovis, Psoroptes ovis ve Chorioptes ovis etkenlerine rastlanır. Sarcoptes’ler baş bölgesine yerleşir ve Favus – Kellik denilen hastalığı oluştururlar. Psoroptes’ler vücudayerleşirler ve yapağı dökülmesine neden olurlar. Chorioptes’ler bacak bölgelerine yerleşirler.
Tavşanlarda, Notoedres cuniculi, Sarcoptes cuniculi ve Psoroptes cuniculi etkenlerine rastlanır. Psoroptes cuniculi’nin özelliği kulağa yerleşmesi ve tavşanların kulağında katmer görünümde bir kulak uyuzuna neden olur.
Tavuklarda, Cnemidocoptes mutans, ayak uyuzu yapar. Cnemidocopes gallinae, vücut uyuzu yapar. Epidermoptes bilobatus ve Rivoltasia bifurcata adlı uyuz etkenleri tavuklarda Epidermoptes uyuzu yaparlar. Epidermoptes uyuzu boyundan başlar, ibik, sakal ve vücuda yayılır. Sarı, esmer, kirli kabuklar oluşturur. Tavuklar hızla zayıflayarak ölürler.

BULAŞMA
Uyuz hastalığı direkt veya uyuz hastalığı etkenleriyle bulaşık eşyalar, tımar takımları, barınaklar, hayvan bakıcıları aracılığıyla indirekt olarak bulaşır. Uyuz hastalığı, genç hayvanlarda, bakımsız ve zayıf olanlarda, bir arada bulundurulan çok sayıdaki kalabalık hayvan sürülerinde, soğuk mevsimlerde daha çok görülür, hem de daha kolay bulaşır. Sarcoptes ve Notoedres türü uyuz hastalıklarının bulaşması kontakt temasla larvaların veya kalınlaşan deride bulunan uyuz akarlarının yumurtalarının geçmesi yolu ile olur.

SEMPTOMLAR
Uyuz hastalığın ilk ve en belirgin semptomu kaşıntıdır. Deride kalınlaşma, kepeklenme, kabuklanma, kılların dökülmesi, şiddetli olgularda kaşeksi görülen başlıca uyuz hastalığı semptomlarıdır. Kaşıntı çoğunlukla sıcakta ve yaz aylarında daha çok olur.

TEŞHİS VE AYIRICI TEŞHİS
Uyuz hastalığının teşhisi klinik olarak olursa da kesin teşhis için uyuz akarlarını mikroskop altında görmek gerekir. Sarcoptes uyuzunda bir bisturi ile deriden derin bir deri kazıntısı alınır ve bu deri kazıntısı bir lam üzerine konur, bunun üzerine % 10 – 20’lik potasyum hidroksit çözeltisi eklenir ve diğer bir temiz lamın kenarıyla deri kazıntısı iyice ezilir ve üzerine bir lamel kapatılarak mikroskopta X10 büyütmede mikroskobik muayene için bakılır.
Psoroptes uyuzunda, aynı şekilde deri kazıntısı alınır. Karbon kağıdı veya siyah seramik gibi bir zemin üzerine konur ve hafifçe ısıtılır. 10 – 15 dakika sonra çevreye doğru hareket etmeye başlayan uyuz akarları büyüteç ile rahatlıkla görülür. Bu deri kazıntısı Sarcoptes türü uyuz hastalığında olduğu gibi de mikroskobik muayene ile muayene edilebilir. Chorioptes ve Notoedres türü uyuz etkenleri de aynı şekilde muayene edilirler. Otodectes uyuzunda bir pensin ucuna sarılan pamuk ile kulak içi kiri alınır, bu kulak içi kiri bir lamın üzerine konur e üzerine % 20’lik potasyum hidroksit çözeltisinden damlatılır ve başka bir temiz lamın kenarıyla iyice ezilir, üzerine bir lamel kapatılıp X10 büyütmede mikroskopta muayene edilir. Mikroskobik muayenede X10 büyütmede uyuz akarlarının görülmesiyle uyuz hastalığının kesin teşhisi konur.
Uyuz hastalığının ayırıcı teşhisinde egzema, dermatitis, gıdaya bağlı exantheme’ler, trichophytie, favus, bit ve kenelerin neden oldukları lokal semptomlar düşünülürse ayırıcı teşhis kolaylaşır.

TEDAVİ
Uyuz hastalığının tedavisi vardır ve oldukça basittir. Hastalığın birden çok türü için tedavi tedavi yöntemleri de farklıdır. Demodex uyuzunda genelde lokal bir bölgede yayılan Demodex uyuzu olgularında o uyuzlu alanın Amitraz, Sülfür içeren solüsyonlar, Benzoyl peroksit gibi ilaçlar ile yıkanması yeterli olabilir. Ayrıca bütün vücuda yayılmış veya geniş bir alanı kaplayan Demodex olgularında uyuzlu bölgelerin medikal ürünlerle yıkanmasına ek olarak Benzoyl peroksit banyosu, Amitraz solüyonu oral bir şekilde İvermektin etken maddesi içeren ilaç tedavisi uygulanır. Bu İvermectin ile tedavi çok daha başarılı bir sonuç vermektedir.

Demodex türü uyuzun en zor tedavi edilen şekli ise ayaklarda görülen ve bakteriyel enfeksiyonla birlikte seyreden Demodectic pododermatitis adı verilen durumdur. Uyuzun genel olarak bütün vücuda yayılmış olduğu durumlarda ve bir yaşından küçük köpeklerde iyileşme şansı yarı yarıyadır. Uyuz hastalığının lokal olarak görüldüğü genç, erişkin ve fiziki kondisyonu güçlü köpeklerde herhangi bir tedavi uygulanmasa bile 7 - 8 hafta içinde olguların % 80’inden fazlasında iyileşme görülmektedir.

Sarcoptes uyuzun tedavisinde kullanılan ilaç etken maddeleri başta ivermectin olmak üzere milbemycin, selamektin ya da moxidectin dir. Ortalama 1 aylık bir tedavinin sonunda uyuz hastalıklı köpek eski sağlığına kavuşmaktadır. Ayrıca tedaviyi destekleme amacıyla deri üzerine Amitraz içeren solüsyonlar ve Antibakteriyel şampuanlar belirli aralıklarla kullanılmalıdır.

Tavşanlarda görülen Sarcoptes cuniculi ve Psoroptes cuniculi’nin neden olduğu uyuz hastalığı ve kedilerde görülen Notoedres cati’nin neden olduğu uyuz hastalığının tedavilerinde Triklorfon ve Asuntol etken maddeli ilaçlar başarılı sonuçlar vermektedir.

Sarcoptes ovis ile enfekte olmuş uyuz hastalıklı koyunların tedavisinde İvermectin ve Doramectin etken maddeli laçlar deri altı S.C. enjeksiyon yöntemiyle başarılı sonuçlar vermektedirler.
Son yıllarda İvermectin ve Praziquantel etken maddenin kombinasyonuyla üretilen tablet formunda üretillen ilaç da Veteriner Hekimliğinde uyuz tedavisinde başarı ile kullanılmaktadır.
Kulak uyuzunun tedavisinde % 0,4 lük Triklorfon etken maddeli ilaç ile kulak içi düzenli aralıklarla yıkanır. Tavşanların kulak içine yerleşip kulak uyuzu oluşturan Psoroptes cuniculi türü uyuz akarları da aynı yöntemle tedavi edilirler.

2. DEMODEX UYUZU – DEMODICOSIS
Kıl foliküllerinde yaşayan Demodex parazitleri tarafından oluşturulan bir deri hastalğıdır. Köpeklerde önemlidir.

ETYOLOJİ
Demodex’ler aracılığıyla Arachnidae sınıfındadırlar. Mekik şeklindedirler. Her hayvana özgü türleri vardır. Bunlar,
Köpeklerde, Demodex canis,
Kedilerde, Demodex cati,
Sığırlarda, Demodex bovis,
Atlarda, Demodex equi ve
Tavşanlarda, Demodex cuniculi dir.
Bir hayvan türüne özgü Demodex, diğer bir hayvan türünü pek hastalandırmaz fakat hafif enfeksiyonlar ender olarak görülebilir.

BULAŞMA
Direkt veya indirekt olabilirler. Demodex’ler sağlam hayvanlarda saprofit olarak da bulunurlar. Beslenme hataları, derinin kirli ve yaralı olması, diğer hastalıklar gibi, canlının direncini kıran faktörlerin etkisiyle hastalık yapabilirler.

SEMPTOMLAR
Özellikle köpeklerde iki şekilde görülür.
1.Kepekli şekil : Demodicosis squamosa
2.Püstüllü şekil : Demodicosis pustulosa
Püstüllerin içerisindeki irinde bol miktarda Demodex uyuzu akarlaı bulunur. Bazen tablo ilerleyerek irinli bir dermatitis’e dönüşür. Hayvan zayıflar, kaşeksi veya sepsis’ten ölebilir. Demodicosis uyuzunda kaşıntı yoktur.

TEŞHİS
Klinik olarak Demodicosis uyuzu anlaşılabilirse de kesin teşhis püstüllerden alınan irinin mikroskobik muayenesinde uyuz etkeni Demedex türü akarların görülmesiyle kesin teşhis konur.

TEDAVİ
% 3 – 5 lik Triklorfon solüsyonu 3 – 4 gün ara ile uygulanır. Deri altı S.C. yol ile Ivermectin, Moxidectin, Doramectin enjeksiyonları da Demeodicosis uyuzu tedavisinde başarılı sonuçlar verir.
Antiseptik solüsyonlar ile hastalıklı bölgeyi yıkama, parenteral antibiyotik uygulamaları, beslenme ve hijyen koşullarının düzeltilmesi, derinin temiz tutulması tedaviye olumlu etki yapacak faktörlerdir.

MEMELİ HAYVANLARDA BULUNAN KAN EMİCİ BİTLER – ANAPLURA
Anaplura türü bitlerin başları, göğüs kısmından daha dar ve daha uzundur. Ağız organelleri kan emmeye uygun biçimdedir. Haematophius türünde bulunan bitler çok büyüktürler. Tahta kurularından – Cimex lectularius’tan biraz küçüktürler. At, eşek ve katırların kuyruk sokumu, juba – yele ve kahküllerinde, sığırların uzun tüylü vücut bölgelerinde, mandaların derilerinde bulunurlar. Linognatus türündeki bitler, sığırların derilerinde, tüylerin çok olduğu yerlerde, koyunların baş ve ayaklarında, köpeklerin ve kedilerin vücutlarında yaşarlar. Selenoptes türündeki bitler de sığırların vücutlarında bulunurlar.

MEMELİ HAYVANLARDA BULUNAN TÜY YİYİCİ BİTLER – MALLOPHAGA
Bu bitlerin başları göğüs kısmından geniştir. Ağız organelleri kesicidir. Özellikleri kanatlılar için önemlidir. Yumurtalarını onların tüyleri üzerine bıraktıklarından tüyler keçeleşir, tüyleri kesik kesiktir. Kanatlı hayvanlar süreki huzursuzdurlar ve sürekli kaşınırlar. Memeli hayvanların tüyleri arasında yaşayan bu bitler onlarda kaşıntıya neden olurlar. Köpeklerde Trichodectes türündeki bitler, kedilerde Felicola türündeki bitler at, eşek, katır, koyun ve keçilerde Bovicola türündeki bitler bulunur. Bütün bu saydığım bitler Mallophaga cinsindeki bitlerdir.

PİRELER - PULEX IRRITANS
Pireler, sıcak kanlı hayvanlardan kan emen, vücutları yanlardan basık ektoparazitlerdir. Pireler yumurtalarını toprağa bırakırlar. Bu yumurtalardan çıkan kurtçuklar gelişerek kokon örerler. Bu kokonlardan da pireler çıkar. Hayvan barınaklarında pirelere çok sık rastlanır. Pireler kozmopolit canlılar olduklarından konakçı ayırımı yapmazlar ve bütün hayvanlarda bulunurlar. Köpek pireleri, onların tenyası olan Diphylidium caninum’un kist şeklini taşırlar. Kedi, köpek, at ve insan pireleri Tifüs hastalığının nakledilmesinde rol oynarlar.
Bit ve pirelerin tedavisinde insektisid ve akarisid ilaçlar kullanılır. Bu ilaçlarla hem hayvanların üzerleri hem de barınakları ilaçlanır.

EVCİL HAYVANLARDA BULUNAN KENELER – IXODIDAE ET ARGASIDAE
Evcil hayvanlarda mera ve barınak keneleri vardır. Mera keneleri ilkbahar ve sonbahar mevsimleri arasında hayvanlar üzerinde karın, bacak araları, anal bölge, baş, boyun, kulak içi, ve kulak dışında olmak üzere larva, nymph ve olgun şekillerde bulunurlar. Bu keneler ilk baışta erkek veya dişi oldukları anlaşılan kenelerdir. Erkek kenelerin bütün vücudu kahverengi kitin katmanıyla örtülüdür ve bundan dolayı da çok kan emip fazla büyüyemezler. Dişi kenelerin ağız organellerinin hemen gerisinde bir yaka şeklinde kitin katmanı bulunur. Dişi kenelerin vücutlarının diğer tarafları deri ile örtüldürü ve bundan dolayı da çok kan emebilir ve büyüyebilirler. Dişi keneler ilk bakışta gri renkte görülürler.

Mera keneleri hayvanlardan kan emmeleri yanında, hayvanlara Piroplasmosis, Babesiosis, Theileriosis ve Anaplasmosis hastalığı etkenlerini de bulaştırırlar.
Barınak keneleri yumuşak keneler olarak tanımlanır. Vücutları üzerinde kitinli katman yoktur. Barınak kenelerinin vücudu balmumu renginde bir deri ile örtülüdür. Kanatlı hayvanlardan kan emen barınak keneleri Argas, memeli hayvanlardan kan emen barınak keneleri Ornithodorus türüne bağlı kenelerdir. Argas türü keneler tavuk kümeslerinde, güvercinlerin konakladıkları çatılarda bulunurlar. Duvar çatlakları, tünekler arasına saklanırlar. Çoğunlukla da geceleri kanatlı hayvanlardan kan emerek yaşamlarını sürdürürler. Çok olduklarında ölümlere neden olurlar. Aynı zamanda Spirochaeta’ları naklederler.
Ornithodorus türü keneler ise özellikle koyun ve keçilerden kan emerek yaşamlarını sürdürürler. Kış aylarında koyun ve keçi barınaklarına giden bu Ornithodorus türü keneler hayvanlara saldırarak kan emerler. Bu hayvanların vücutları üzerinde, yapağının arasında, boyun bölgesinden kuyruk sokumuna kadar ki yerlerde bulunurlar. Kan emedikleri zaman hayvan barınaklarının duvar çatlaklarında ve tahta aralıklarında saklanırlar.
Mera keneleriyle savaşta, protozoon hastalıklarını nakletmedeki önemleri göz önüne alınarak hayvanlar mera dönüşü her iki günde bir defa akarisid ilaçlarla ilaçlanmalıdır. Bu ilaçlama koyun ve keçilerde banyo, büyük baş hayvanlarda pulverizasyon veya sürme şeklinde yapılır.
Barınak keneleri ile mücadele hem hayvanlar ve hem de barınaklar akarisid ilaçlarla ilaçlanmalıdır.

YARALARDA KURTLAR – MYASIS
Bazı sinekler özellikle Lucilia cinsi yeşil sinekler gerek yumurtaları, gerekse larvalarıyla yaralarda derinin sidik, dışkı ve ter ile ıslanmış yerlerinde, anüs ve vulva’da geniş yaralara neden olurlar. Bazı cins sinek larvaları yalnızca ölmüş dokularda geçindikleri halde, bazıları sağlam dokularda geçinirler ve yaraların açılmasına neden olurlar. Yaralar larvaların etkisiyle genişlerler ve gangrenleşirler. Kemiklere ve hatta peritona dek derinleşebilirler. Koyunlarda özellikle kuyruk altına gelişirler.

TEDAVİ
Antiseptik solüsyonlarla yıkanır ve zehirlenmelerden kaçınmak için normal orandan az yoğunlukta Sipermetrin, Permetrin, Profetampos + Sipermetrin etken maddeli ilaçların solüsyonları kullanılır.

NOKRA – HYPODERMOSIS
Gevişgetiren hayvanların sırt bölgesi derisi altında gelişen Oestridae familyasından Hypoderma cinsi sineklerin larvalarının neden olduğu bir deri hastalığıdır. Hypodermosis – Nokra hastalığı, deride frunculosis’e neden olarak ekonomik kayıplara da neden olmaktadır.

ETYOLOJİ
Hypoderma bovis ve Hypoderma lineatum adlı iki türü sığırlarda çok yaygın olarak görülür. Yurdumuz sığırlarında da Hypodermosis – Nokra hastalığı çokça görülmektedir. Keçilerde ise Hypodema aegagri’nin larvaları deri altında parazitlenmektedir.
Hypoderma bovis 13 – 15 mm, Hypodema lineatum 12 – 13 mm uzunlukta vücutları tüylü esmer renkli sineklerdir. Bu sineklerin yumurtaları 1 mm çapında olup, kıllara yapışmış durumda bulunur. Yumurtayı terkeden larvalar olgunlaştıklarında,
Enlemesine 10 – 11 halkalı zeytin çekirdeği şeklinde 2 – 3 cm kadar büyüklüğe erişirler.

BİYOLOJİSİ
Açıkta ve merada uçuşan ve halkımızım Büvelek diye bildiği kanatlı sinekler yaz aylarında, özellikle Haziran ve Eylül ayları arasında, günün sıcak saatlerinde sığırların üzerlerine konarlar. Dişi sinekler yumurtalarını sığırların ayaklar, karın altı, omuz, göğüs bölgesi kıllarının deriye yakın kısımlarına bırakırlar. Hypoderma bovis, her kıl üzerine bir tane yumurtladığı halde, Hypoderma lineatum bir kıl üzerine 5 – 15 yumurta yumurtlar. Bu yumurtalama sırasında sineklerin vızıltısından huylanan sığırlar baş ve boyunlarını uzatarak kaçarlar ve saklanmak isterler. Çevre sıcaklığına bağlı olarak yumurtalardan 4 – 6 gün sonra larvalar çıkar, deriyi delerler ve periferik sinirler boyunca yol alarak omurganın iki yanında deri altı yağ dokusundan deri altına yerleşirler.

Hypoderma lineatum larvaları ise deriyi deldikten sonra karın ve göğüs boşluklarından özofagus mukozasına göç ederler daha sonra yön değiştirererk Hypoderma bovis’te olduğu gibi omurga hizasında deri altına yerleşirler. Bunların her biri arka kısımlarındaki dikenleri ve salgıları yardımıyla deride bir solunum deliği açarlar. Burada 40 – 50 günde olgunlaşan larvalar Nisan ve Haziran aylarında bu deliklerden dışarı çıkarlar ve toprağa düşerler. Ve pupa dönemine girerler. 4- 8 hafta sonra şekillenen sineklerin gıda almaya ihtiyaçları yoktur. Bir haftalık ömrü sırasında çiftleşirler ve böylece Hypoderma sineklerinin bir yıllık yaşam siklusu tamamlanmış olur.

SEMPTOMLAR
Sokucu olmamalarına karşın yazın sıcak günlerinde Hypoderma sineklerinin hücumuna uğrayan sığırlar huylanarak kuyruklarını havaya kaldırırlar ve sağa sola kaçışırlar ve hızla koşarak kaçmaya çalışırlar.
Hypoderma larvalarının deri üzerindeki hareketleri ve deriyi delmeleri sırasında kaşıntıya neden olurlar. Larvaların sırt derisi altına gelinceye kadar ki dönemde önemli bir semptom görülmez. Ender olarak özefagus civarında göç eden larvalar özefagus daralmaswı ve bunun sonucunda Timpani’ye neden olabilirler.

Sırt derisi altına gelen larvalar omurganın 20 cm sağ ve solunda fındık ila ceviz büyüklüğünde nodüller oluştururlar. Bir sığırda bu nodüllerin sayısı 300 hatta daha fazla sayıda olabilmektedir. Solunum deliklerinden sızan hafif seröz ve purulent bir sıvı çevre kıllara yapışır. Fazla sayıda olduklarında, iştahsızlık, süt veriminde azalma gibi semptomlara neden olurlar. Larvalar yere düştükten 8 – 10 gün sonra deride bıraktıkları yerleri bağ dokusu ve sikatriks dokusu ile kapanır. Deri dıştan sağlam gibi görünürse de kesimden sonra işlenirken en değerli olan sırt kısım derisi ekonomik kayba uğramış olarak görülür. Hypoderma bovis daha çok genç hayvanlara, Hypoderma limneatum ise her yaştaki hayvanlara hücum edip hastalık oluşturur.

TEŞHİS
Hypodermosis – Nokra teşhisinde iki önemli yöntem kullanılmaktadır.
1.Sırt derisi altındaki larvaların oluşturduğu şişliklerin palpasyonu : Deriye uygulanan palpasyonun her ay tekrarlanması ve beş ay devam etmesi gerekmektedir. Böylelikle larvaların üçüncü dönemlerini bulmak mümkün olabilmektedir.
2. Elisa, Serum presipitasyon, Komplement fiksasyon gibi İmmuno Diyagnostik çalışmaların uygulanması : İmmunolojik testlerin, kış aylarında alınan serum ve süt örneklerinden yapılması gereklidir.

AYIRICI TEŞHİS
Hypodermosis – Nokra hastalığı, deri altı kistler ile karışabilirse de, nodüllerin delinmesi ve içlerinde larvaların çıkması ile ayrılır.

TEDAVİ VE KORUNMA
Hypoderma sineklerinin kısa zamanda ölmesi ve ancak larva durumundayken vücut içerisinde kış mevsimini geçirmeleri Hypodermosis – Nokra mücadelesi bakımından çok önemlidir. Yeni invazyonlar ilkbaharda düşmeye başlayan bu larvalardan çıkan sineklerle oluşmaktadır.
Hypoderma bovis’in genç larvaları genç hayvanların sırtında Şubat, yaşlı hayvanların sırtında Mart ve Nisan aylarında görüldüğünden dolayı pratikte hayvanların ilaçlanmasına Mart ayı sonu ile Nisan ayı başında başlanmalıdır ve 3- 4 hafta sonra ikinci bir kür daha ilaçlama mutlaka uygulanmalıdır.
Hypodermosis – Nokra hastalığı tedavisinde çeşitli preparatlar kullanılmaktadır. Bunların içinde en önemlileri İvermektin, Doramektin, Moksidektin, Eprinomectin etken maddeli ilaçlardır. Bu ilaçlar 50 kg canlı ağırlığa 1 ml doz hesabıyla deri altı S. C. yol ile enjeksiyon yoluyla kullanılan preperatlardır. Bunun dışında Permetrin, Propfetampos, Spermetrin etken maddeli ilaçların solüsyonlarıyla yıkama, püskürtme, banyo ve dahilen uygulanan Triklorfon içeren preperatları da Hypodermosis – Nokra hastalığı tedavisinde kullanılabilir.
İlacı uygulama zamanı olarak 2 farklı durum vardır. Bunlar;
1. Erken Tedavi : En etkili tedavi yöntemidir. Larvalar göç yerine gelmeden öldürmektir. Bu amaçla Ekim ayında sistemik etkili ilaçlar kullanılmalıdır.
2. İlkbahar Uygulaması: Bu tedavi daha az tercih edilir. Neden olarak artık larvalar göçü tamamlamış ve yapacağı zararı yapmışlardır.
Hypoderma cinsi sinekleri sığırlardan uzak tutmak için Creoline solüsyonunu sığırların vücuduna sürmek de Hypodermosis – Nokra hastalığından bir korunma yoludur.

YAZ YARASI – DERMATITIS VERMINOSE – DERMATITIS GRANULOSA
Yaz yarası, Habronema larvalarının Atlarda yaz aylarında neden olduğu iyileşmeye karşı inatçı, produktif yaralardır.

ETYOLOJİ VE BULAŞMA
Habronema larvaları gelişmek için karasineklerin ve benzeri sineklerin larvalarına girer. Sinek larvası olgun sinek durumuna dönüştükten sonra, Habronema larvaları da sineğin aracılığı ile Atlara geçer.

SEMPTOMLAR
Larvalar sinekler aracılığı ile yaralara yerleştikten sonra, yarada önce sert yumrular oluşur. Granulasyon dokusu çoğalarak yara normal yüzeyin çok üstünde bir kalınlığa ulaşır ve karnabahar görüntüsü kazanır. Yaralar en çok ekstremitelerde görülür. Yaz aylarında tedaviye karşı inatçı bir karakter gösteren yaralar, kışın havaların soğumasıyla kendiliğinden kapanır fakat yazın tekrar ortaya çıkarlar.

TEŞHİS
Atlardaki yaranın niteliği teşhise büyük ölçüde yardımcı olur. Parazit larvalarını mikroskopta her zaman görme olanağı yoktur. Yara irininde bol miktarda Eozinofil lökosit dikkat çeker.

TEDAVİ
Atlarda görülen Yaz yarasının tedavisinde klasik yara tedavisinin hiçbir etkisi yoktur. Yara yeri küçük ve uygun bir yerde ise cerrahi yöntemle kesilip alınır. Geniş yaralarda yaraya % 10 luk Gümüş nitrat kalemiyle kimyasal koterizasyon uygulanır. Parazitleri yok etmek için, Triklorfon, Sipermetrin, Permetrin, Profetampos etken maddeli antiparaziter ilaçların solüsyonları yaranın üzerine 3 – 4 gün aralıklarla 3 defa sürülür.

KORUNMA
Sinek mücadelesine önem verilmeli ve düzenli olarak sineklerin öldürülmesi için ilaçlama yapılmalıdır.

YAZ KANAMASI – HAEMATIDROSIS PARASITARIA
Yaz kanaması yaz aylarında Atlarda görülen Parafilaria multipapillosa (parafilaria haemorrhagica) tarafından oluşturulan derideki kanamalardır. Atlara kan emen sinekler aracılığıylas bulaştığı sanılmaktadır.

SEMPTOMLAR
Yaz mevsiminde Atların boyun, göğüs ve karın derilerinde önce mercimek veya bezelye büyüklüğünde içi kan dolu kabarcıklar oluşur. Bunlar açılarak aşağıya doğru 1- 2 cm uzunluğunda kan akar. Bu kabarcıklar ve kanamalar bir atın üzerinde 1- 2 tane olabildiği gibi daha çok sayıda da bulunabilir. Kanamalar kışın kaybolur, ertesi yaz tekrar ortaya çıkar. Ata kirli bir görünüm vermesinden öte, zararlı bir etkisi yoktur. Çıkan kanda veya oluşan kabarcıklarda parazit veya yumurtalarını mikroskopta görmek mümkündür.

TEDAVİ
Antiseptik solüsyonlarla deri temizlenir. Antiseptik madde olarak Benzalkonyum klorür, Klorheksidin, Povidon iyot solüsyonları kullanılabilir. Parazitleri öldürmek için % 2’lik Triklorfon solüsyonu, Sipermetrin, Permetrin solüsyonları ile deri iyice yıkanır ve bu antiparaziter ilaçlama 3 gün aralıklarla 3 defa tekrarlanır.

YAZ EGZAMASI
Gastrophylus larvalarının dudak köşelerine doğru göçleri sırasında, kısmen mekanik, kısmen de toksinlerin neden olduğu, kılsız, kaşıntılı ve kabuklu bir egzemadır. İki – üç hafta içerisinde kendiliğinden iyileşerek kıllar tekrar çıkar. Tedaviye gerek yoktur. Dudak kenarlarına Çinko oksit, Sentelia asiatica, Hamamelis virginiana ve Lidokain etken maddeli pomadlar sürülebilir.

DERİ RUAMI – MALLEUS
Çoğunlukla üst solunum yolları, akciğerler ve deride nodüllerin ve ülserlerin oluşumu ile karakterize, Equidae – tektırnaklı hayvanların genellikle kronik ve bulaşıcı bir hastalığıdır.
Atlarda kronik, katır ve eşeklerde daha çok akut olarak seyreden Ruam – Malleus – Mankafa hastalığı insanlara ve et yiyen hayvanlara Ruam hastalıklı tektırnaklı hayvan etlerinin ve leşlerinin yenilmesiyle özellikle kedigiller familyasından olan aslan, kaplan, leopar, kedi’ye bulaşır ve hastalık oluşturur.

ETYOLOJİ
Ruam – malleus – Mankafa hastalığının etkeni Acrinobacillus (Malleomyces) mallei adlı bakteridir.

BULAŞMA
Bulaşma çoğunlukla sindirim yoluyla olur. Ruam mikrobuyla bulaşık su ve yemlerv de hastalığın yayılmasında önemli rol oynarlar.

DERİ ŞEKİ – DERİ RUAMI
Deride, özellikle ektremitelerde lenf damarları boyunca nodüller gelişir. Bunlar açılarak tipik ruam ülserlerini oluştururlar. Bu ruam ülserlerinden en yakın lenf yumrularına giden şişmiş, ufak parmak kalınlığında lenf damarları belirginleşir.. Bu lenf damarlarının üzerinde teşbih tanesi gibi dizilmiş nodüller görülür.
Bazen oluşan deri altı ödemleri nedeniyle bacaklar şişer ve irileşir. Hayvanın hareketi de zorlukla olur. Orchitis (testislerin iltihabı) de görülebilen önemli semptomlardandır.

TEŞHİS
Ruam – Malleus hatalığının teşhisi intradermik Mallein Testi ile konur. Bunun için boynun ortasında 2 cm çapında bir bölgenin kılları kırpılarak dezenfekte edilir ve bölgenin iyice kuruması beklenir. Bölge iyice kuruduktan sonra bir kompas yardımıyla derinin kalınlığı ölçülür ve bir yere kaydedilir. Daha sonra Deri içi yolla intradermik mallein testi uygulanır. Enjeksiyondan 48 saat sonra reaksiyon okunur. Pozitif olaylarda deride kalınlaşma, ödem, sıcaklık artışı ve duyarlılık vardır. Derideki kalınlaşma önceki ölçüye göre 1-2 mm ise Negatif (-), 4 - 5 mm veya daha fazla ise Pozitif (+) kabul edilerek hayvana Malleus – Ruam teşhisi konur.

TEDAVİ
Ruam – Malleus hastalığında tedavi yapılmaz. Hayvan Sağlığı ve Zabıtası Kanununa göre hastalıklı hayvan tazaminatlı olarak ötenazi uygulanarak öldürülür ve derince bir çukura üzerine antiseptik maddeler konarak gömülür.

Sağlıklı günler dileği ile ….

Doç. Dr. Ali AYYILDIZ – Veteriner Hekimi – İnsan Anatomisi Uzmanı Dr. (Ph.D.)
Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"Veteriner Dermatoloji - Veteriner Deri Hastalıkları" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Vet.Hek.Doç.Dr.Ali AYYILDIZ'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Vet.Hek.Doç.Dr.Ali AYYILDIZ'ın izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     Beğenin    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Yazan Uzman
Ali AYYILDIZ Fotoğraf
Vet.Hek.Doç.Dr.Ali AYYILDIZ
Antalya
Veteriner Hekim
İnsan Anatomisi Uzmanı Dr.
TavsiyeEdiyorum.com Üyesi5 kez tavsiye edildi
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Vet.Hek.Doç.Dr.Ali AYYILDIZ'ın Yazıları
► Veteriner Kardiyoloji Vet.Hek.Gökhan ÖZTÜRK
► Veteriner Hekim Anlamaz Vet.Hek.A.Kutlu DAYIOĞLU
► Veteriner Hekim Olmak Vet.Hek.Dr.Başak TUNÇER ULUKARTAL
► Avrupada Veteriner Hekimlik PDF Vet.Hek.Dr.Mustafa ALTUNTAŞ
► Kamuda Veteriner Hekim İstihdamı PDF Vet.Hek.Dr.Mustafa ALTUNTAŞ
► Kurban,hayvancılık ve Veteriner Hizmetleri Vet.Hek.Dr.Mustafa ALTUNTAŞ
► Abd Uygulaması; Akredite Veteriner Hekimlik Vet.Hek.Dr.Mustafa ALTUNTAŞ
► Hayvan Refahı ve Veteriner Hekimlik Vet.Hek.Dr.Mustafa ALTUNTAŞ
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 19,257 uzman makalesi arasında 'Veteriner Dermatoloji - Veteriner Deri Hastalıkları' başlığıyla benzeşen toplam 75 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
► Antiviral İlaçlar Nisan 2020
► Dünya Keçi Irkları Kasım 2016
◊ Latince Atasözleri ÇOK OKUNUYOR Aralık 2014
veteriner dermatoloji, hayvanlarda dermatoloji, hayvanlarda dermatitis, hayvanlarda kaşıntı, hayvanlarda pruritis, hayvanlarda hyperhidrosis, hayvanlarda alopecia, hayvanlarda seborrhoe, hayvanlarda sebore, hayvanlarda biotin, hayvanlarda urticaria, hayvanlarda kurdeşen, hayvanlarda egzama, hayvanlarda eczama, hayvanlarda exantheme, hayvanlarda eksanthem, hayvanlarda patates posası eksanthemi, hayvanlarda ilaç eksanthemleri, hayvanlarda fotosensitizasyon, hayvanlarda gangrena integumenti, hayvanlarda dermatitis pustullosa, acantosis nigricans, keratosis nigricans, dystrophia papillaris pigmentosa, hayvanlarda saçkıran, trıchophytie, herpes tonsurans, ringworm, glatzflechte, hayvanlarda kellik, favus, uyuz, scabies, sarcoptes, notoedres, cnemidocopes, chorioptes, otodectes, psoreptes, demodex, demodicosis, kene, anaplura, ıxodes, argasidae, argas, pire, pulex irritans, ixodidae, myazsis, nokra, hypoderma, hypodermosis, ivermectin, moxidectin, gümüş nitrat, triklorfon, sipermetrin, permetrin, profetampos, hayvanlarda yaz egzaması, hayvanlarda yaz kanaması, deri ruamı, malleus
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


15:03
Top