2007'den Bugüne 88,437 Tavsiye, 27,374 Uzman ve 19,492 Bilimsel Makale
Site İçi Arama
Yeni Tavsiye Ekleyin!




Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Anksiyete ile Baş Etme(Yaygın Anksiyete Bozuklukları)
MAKALE #22322 © Yazan Psk.Dnş.Nurullah SARI | Yayın Mayıs 2021 | 818 Okuyucu
YAYGIN ANKSİYETE BOZUKLUKLARI kaygı bozuklukları üçgeninin tabanını oluşturmaktadır. İlerleyen kaygı bozuklukları fobilere ,daha da ilerlerse takıntı bozukluklarına,kişinin kendine yada bedenine yönelirse panik bozukluğuna, uç noktalarda ise paranoyaya kadar yol alabilmektedir.
ANKSİYETE; kişinin davranışlarını ve sosyal hayatını kısıtlayan stres, gerilim ve huzursuzluk hâlidir. Kaygı, insanlığın başlangıcından beri var olan bir tepkidir. İnsan varlığının ve yaşamının tehlikeye düştüğü durumda ortaya çıkar. Kaygılarımızın temelinde, olumsuz yaşantılardan kaynaklanan abartılı düşünceler ve değerlendirmeler vardır. Kişinin tehlikelere karşı koruyucu önlem alması ve olumsuz durumlardan kendini koruması için belli düzeyde kaygıyı yaşaması, olağan ve gerekli bir durumdur.Evrimsel gelişimde de hiç kaygı yaşamayan canlı kendini koruma ihtiyacı da duymayacağı için yem olmaya mahkumdur ve neslini devam ettiremez. Yeterince kaygı insanın kendini dış dünyadan gelecek olan tehlikelere karşı koruması için bir gereklilik ve ihtiyaçtır.Abartılı kaygı ise kaygının yorumlama ve algılama biçiminde yapılan hatalardır.
KAYGI KARŞİDINDA BİZ İNSANLAR SAVAŞ VEYA KAÇ MEKANİZMASINI KULLANIRIZ.Bu durum kaygılı durumla yüzleşmemizi ya da kaygılı ortamları terketmemizi sağlar,fakat ANKSİYETE düzeyi yüksek kişiler genelde yoğun kaygı içeren durumlarda “dona kalma”tepkisi verirler.Bunun nedeni ise kaygılı durumla yüzleşecek cesareti yada kaygılı ortamdan kaçacak gücü kendilerinde bulamamalarıdır.Bu insanlar genellikle immature(olgunlaşmamış )kişilik yapılarına sahiptirler.Çoçuk yıllarında yeterince desteklenmemelerinden,cesaretlerinin kırılmasından yada aşırı koruyup kollayan ebeveyn tarafından yetiştirildiklerinden dolayı yanlarında biri olmadığında “dona kalma” tepkisi verebilirler .Bu da yaşanan yada algılanan yoğun kaygıdan dolayı bazen beynin şarteli kapatması sonucu bayılma(özellikle İç Anadolu Bölgesi kadınlarında) ,panik atak, geçici körlük ,sağırlık yada geçici felçler şeklinde kendini ifade edebilir
Kaygı Oluşturan Durumlar
Kaygı her zaman kötü bir şey değildir. Stres altında dikkatinizi odaklamanıza ve motive olmanıza yardımcı olur. Ama ne zaman telaş ve korku yaşamınıza engel olmaya başlarsa işte o zaman probleminiz var demektir. İyi haber ise aslında çözümün düşündüğünüz kadar çok uzakta olmamasıdır. Kaygınızı kontrol altında tutabilmek ve hayatınızın kontrolünü yeniden elinize alabilmek için yapabileceğiniz birçok şey vardır.
Kaygı ve panik şikâyetleri olan neredeyse hemen her kişi, hayatlarındaki bazı problemlerle ilgili dışa vurulmamış olumsuz duyguları barındırır. Bu duyguları bilinç dışına ittikleri için bunların tam olarak farkında olmayabilirler. Duygularını inkâr etmeye ve bunlarla ilgili çatışmalara girmekten kaçınmaya devam ettikleri müddetçe kendilerini kaygılı ve rahatsız hissetmeye devam ederler. Ne zaman ki problemleriyle yüzleşmeye karar verirler, o zaman kaygıları azalır ve sonunda ortadan kalkar.
Kaygı duyan kişilerin genelde inkâr ettiği iki tür duygu vardır. Bunlar öfke, dışa vurulmamış istek ve arzulardır. Bu duyguların bastırılmasının ve inkâr edilmesinin bir sebebi de başkalarını incitmek ve üzmek istememek (çocuklkta pompalanan “anne üzülmez,üzülmemeli” öğretisi)olabilir. Kişi, kaygısının asıl sebebi ile karşılaştığında bunun kendisinde yarattığı kızgınlık ve hüsran duygularını inkâr etmeyi seçer. Bu duygular kaygıya dönüşür ve asıl sebep ile yüz yüze gelinceye kadar, kaygı kimliğinde varlıklarını sürdürmeye devam eder.
Sağlık durumları ile ilgili yanlış giden bir şeylerin olduğuna inanmak, kaygı problemi olan hastalarda en çok görülen belirtilerden biridir. Öncelikli olarak fiziksel bir rahatsızlık üzerinde durulmasının bir diğer sebebi de kaygının birçok semptomunun (bulgusunun) fiziksel olmasıdır. Bunun yanında bazı tıbbi problemler de kaygı semptomlarına sebep olabilir. Uyarıcı ve yatıştırıcı madde kullanımı, bu maddelerin kullanılmasına ani bir şekilde son verilmesi, tiroit bezindeki bazı anormallikler, düşük kan şekeri seviyesi, adrenalin bezindeki bir tümör ve kardiyak hastalıklar bu problemlerin başlıcalarıdır.
Kaygı Belirtileri
İnsanlarda kaygı şu belirtilerle görülür:
• Endişelerinin aşırı ve yersiz olduğunu her zaman kabul etmezler.
• Kişi yoğun endişesini durduramadığı için dikkatini olağan işlere odaklamada güçlük çeker, dalgınlaşır.
• Huzursuz, çabuk heyecanlanır ve sabırsızdırlar.
• Yüz ve beden gergindir, eller genellikle titrer.
• Kas gerginliğine bağlı seğirme, titreme, ağrı ve sızılar olabilir.
• Baş, sırt, omuz ağrıları ve sertliği sıktır. Kas gerilimi, özellikle alın kaslarında çok yoğundur.
• Uyku sorunları, kâbus ve karabasanlar yaşanır.
• Kolay yorulma, ağız kuruluğu, aşırı geğirme, soluk alma ve yutma güçlüğü, çarpıntı, sık idrara çıkma, kulak çınlaması, baş dönmesi, uyuşma gibi belirtiler görülür.
Kaygıyla Başa Çıkma Yolları
Kaygının ve korkuların tedavisinde etkili olan birçok farklı yöntem bulunmaktadır.
Deneysel yöntem: Bu yöntem, kişinin kendisinde kaygı yaratan düşüncenin doğruluğunu ve geçerliliğini test edebileceği bir yol bulması temeline dayanır.
Paradoksal teknikler: Kişi, korkularından kaçmak yerine onları daha da yoğunlaştırıp büyütür. Bu durum ters tepip kişiyi gerçekten altüst edebileceğinden bir profesyonel terapistin gözetim ve denetimi altında yapılması gerekmektedir.
Utanç duygusunun üstüne giden egzersizler: Hasta, maksatlı olarak toplum içinde gülünç ve saçma davranışlarda bulunur. Böylece insanların karşısında aptal durumuna düşeceğinden kaynaklanan korkularının üstesinden gelir.
Korkularla yüzleşmek: Kişi korktuğu her neyse ondan sakınmak yerine onunla yüzleşmeyi seçer ve korkularının kendisini sarsmasına izin verir.
Günlük ruhsal durum seyir defteri: Kaygıya ve korkuya sebep olan olumsuz düşünceler bir deftere yazılır. Düşüncelerdeki bozukluklar tespit edilir. Bu çarpıtılmış düşüncelerin yerine olumlu düşünceler üretilir. Genelde görülen çarpıtılmış düşünce bozukluklarından bazıları;
• ya hep ya hiç düşüncesi,
• aşırı genelleştirme uygulama ,
• zihinsel filtre yapma,
• olumlu özellikleri hesaba katmamak,
• hemen sonuca odaklanıp atlamaktır.
Kâr zarar analizi: Korkulan konuyla ilgili kaygılanmanın ve ondan kaçınmanın avantajları ve dezavantajları listelenir. Bu avantajlar ve dezavantajlar kişinin aklında tartılır. Daha sonra korkuyla yüzleşmenin avantajlarını ve dezavantajlarını barındıran ikinci bir liste hazırlanır. Hangisinin ağır bastığına karar verilir. Bu sayede kişi korkularıyla yüzleşmek için gerekli motivasyonu oluşturmayı başarır.
Zihinde olumlu şekillendirme: Kaygıya sebep olan ve içinde korku barındıran hayal ve fantezileri güven ve huzur veren fikir ve hayallerle değiştirmekle gerçekleştirilir.
Zihni başka tarafa çekme: Zihni (zihinsel) aktivite, gayret ve enerji isteyen egzersizler ya da bir iş veya hobi ile meşgul ederek korkuya odaklanmaktan alıkoyma ilkesine dayanır.
Kabullenme: Kişi, kaygılı olduğunda böyle hissetmesinin doğru olmadığını düşünerek kendini daha yoğun stres altına sokar. Bunun yerine durumunu kabul etmesi daha yararlı olur. Bunun bir yolu düşmanca tavırlar sergileyen ve kaygısından dolayı kendini küçümseyen hayali bir kişiyle diyalog oluşturur. Diyalogda kişi/hasta bu hayali kişinin ve terapist de hastanın yerine geçer. Bu hayali kişi hastanın kendisinde gördüğü kusurların ortaya çıkmasına olanak sağlar. Bu yöntem, hastaya olumsuz duygularını kabul edebildiğinde onlarla başa çıkabileceğini gösterir.
Temasa geçmek: Kaygının bir sebebi de kişinin çözmek zorunda olduğu bazı belli problemleri görmezden gelmesidir. Kişi hayatını gözden geçirmeli ve kendisinde kaygıya sebep olan konularla temasa geçmelidir.
HAYIR DİYEBİLME/ UYGUN REDDETME
Anne babamızdan öğrendiklerimiz, yetiştirilme tarzımız kendi ihtiyaçlarımızdan çok başkaları tarafından sevilmek ve önemsenmek ihtiyacı ile onları memnun etmeye yönelik davranmamıza sebep olur. Çevremizde ilişkide olduğumuz kişilerle çatışırsak onların fikirlerine karşı çıkarsak bize kızacaklarına, bizden uzaklaşacaklarına inanırız ki bu durum bazen gerçekleşir. Kimi zaman risk altına girmek yerine duygularımız, seçimlerimiz, haklarımız konusunda diğerleriyle uyum içinde olmak daha kolay bir yol olarak görülür. İnsanlarla iyi geçinirsek uyumlu olursak değer verileceğimizi, sevileceğimizi düşünürüz.
Ancak kendimizi, insanları devamlı memnun etmeye çalışan, davranışlarıyla onları doğru-yanlış sürekli onaylayan konumda bulduğumuzda da taşıdığımız yüklerden şikâyet etmeye başlarız. Kendimiz için talepte bulunmamak bu yaşamda değersiz olduğumuzu hissetmemize ve haklarımızı, duygularımızı, düşüncelerimizi savunamaz hâle gelmemize yol açar. Girişken, atılgan bir birey olarak kendimizi öne çıkarıp kim olduğumuzu, ne istediğimizi, neye ihtiyacımız olduğunu karşı tarafa bildirdiğimiz zaman kendimizle barışma, kendimizi değerli hissetme yoluna girmiş oluruz. Bu tutum, iticilik ve karşı tarafı reddetme anlamına gelmez.
“Hayır” diyememe birkaç nedenden meydana gelir. Bunlar;
• Diğer kişilerin duygularını incitme, gücendirme korkusu,
• Sosyal ilişkilerden haz duyma isteği,
• Terk edilme ve ayrılma korkusu,
• Bir başkasına tamamen bağımlı olma isteği,
• Kendini kabul ettirme ve kendini gösterme isteği,
• Bir başkasının öfkesinden korkma,
• Cezalandırılma korkusu,
• Mahcup duruma düşürülme korkusu,
• Kötü veya bencil bulunma korkusu,
• Manevi yaşamının sağlıklı olmaması korkusu,
• Kişinin fazla katı, eleştirisel vicdanı (suçluluk duygusu),İçimizdeki iyi insanı kaybetme korkusudur.
“Hayır.” demek için öncelikle şunları yapmak gerekir:
• Gerçekte ne hissediyorsanız ve ne düşünüyorsanız söyleyiniz.
• Gerçekleri söylemek, açık ve dürüst olmak, diğer insanların sizden beklediklerini düşünüp ona uygun davranmaktan çok daha basit ve kolaydır.
• Diğer insanların da aynı sizin gibi karşı fikirlere sahip olmaya ve bunları açıkça ifade etmeye hakları vardır.
• Katılmadığınız bir fikre ve bunu açıkça söylemeye, gerektiğinde de karşı çıkmaya izin veriniz. Aynı hakkı karşınızdakine de tanıyınız. Bu gerçek ve sağlıklı bir ilişkinin kuralıdır.
Kendinizi seviyor ve saygı duyuyorsanız bir diğer anlamda “ben” diyebiliyorsanız bu, ilişkilerinizin sağlıklı devam etmesinde de yeterli olacaktır. Sizi seven insanlar, sizi gerçekten tanıyan ve kabul eden insanlardır. Bu ilişkilerde çok büyük çatışmalar yaşanmaz, yaşansa da çözümlenebilir ancak gerçek kişilikler, gerçek çözümlerle yol alabilir.
Atılgan ve girişimci olunuz, kendiniz için bir şeyler yapınız. “Hayır.” diyemeyen insanların ihtiyaçları ve yapmayı düşündükleri şeylerle ilgili kafaları çok karışıktır. Bu tür insanlar için “Hayır.” kötü, çirkin bir kelimedir. Eğer “Hayır.” derlerse diğer insanların onları sevmeyeceklerine, reddedeceklerine inanırlar. Oysa “Hayır.” diyebilmek kendimize duyduğumuz saygının net bir ifadesidir.
Bunu yapabilmek kendi ihtiyaçlarımızı göz önüne aldığımızı gösterir. “Hayır.” diyemeyen kişiler, diğer insanların komutuyla hareket eder. Kendi ihtiyaçlarımızı ancak biz belirleyebilir, talep edebilir ve karşılayabiliriz.
NURULLAH SARI.
Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"Anksiyete ile Baş Etme(Yaygın Anksiyete Bozuklukları)" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Psk.Dnş.Nurullah SARI'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Psk.Dnş.Nurullah SARI'nın izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     2 Beğeni    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Yazan Uzman
Nurullah SARI Fotoğraf
Psk.Dnş.Nurullah SARI
Karabük (Online hizmet de veriyor)
Psikolojik Danışman
TavsiyeEdiyorum.com Üyesiİş Adresi Kayıtlı
Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Psk.Dnş.Nurullah SARI'nın Yazıları
► Yaygın Anksiyete Bozukluğu Psk.Büşra SEZİKLİ
► Yaygın Anksiyete Bozukluğu Psk.Semiha KARADAĞ
► Yaygın Anksiyete Bozukluğu Psk.Özlem AKKEL
► Yaygın Anksiyete Bozukluğu Psk.Çağlayan TUNA
► Yaygın Anksiyete Bozukluğu Psk.Emir Emre DOĞAN
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 19,492 uzman makalesi arasında 'Anksiyete ile Baş Etme(Yaygın Anksiyete Bozuklukları)' başlığıyla benzeşen toplam 22 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
◊ Panik Atağı Tanımak Ekim 2020
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


08:26
Top