2007'den Bugüne 90,319 Tavsiye, 27,791 Uzman ve 19,732 Bilimsel Makale
Site İçi Arama
Yeni Tavsiye Ekleyin!




Tüketilmiş Anlamlar Serisi
MAKALE #22333 © Yazan Psk.Emre ŞENGÜR | Yayın Mayıs 2021 | 940 Okuyucu
Tüketilmiş anlamlar ya da tükettiğimiz anlamlar yaşam süreci boyunca sıkça karşılaştığımız bir konudur. Çocukluk yıllarımızda ailemizden büyük bir inat ile istediğimiz oyuncağın alınmasından sonra neler olduğunu bir hatırlamaya çalışalım. Uzağa gitmek istemezsek daha şu günlerde dilimizden dökülen "Ah şuraya tatile gitsek, keşke şunu alsam" gibi söylemleri düşünelim. İstekler gerçekleşmeden önce isteklerimize duyduğumuz hissiyat ve onlara yüklediğimiz anlam, onlara ulaştıktan sonra farklılaşmaktadır. İşte bu noktaya Tüketilmiş Anlam Anı diyebiliriz. Yazımda ise anlam tüketme sürecinin fazlalaşması ve temelinde yatan mekanizmayı anlatmaya çalışacağım. Öncelikle başlamamız gereken nokta, mutluluk ve huzur üzerine düşünmekle olmalıdır. Sözcükleri ele almaya başlarken, onları anlamak için TDK sözlüğünden başlamanın önemli olduğunu düşünürüm. TDK sözlüğüne göre Mutluluk için şöyle bir tanım yapılabilir: "Bütün özlemlere eksiksiz ve sürekli olarak ulaşılmaktan duyulan kıvanç durumu". TDK sözlüğünde Huzur ise "Dirlik, baş dinçliği, gönül rahatlığı" şeklinde tanımlanmaktadır. Sözlük anlamları meseleyi anlamamız için iyi ipuçları vermektedir. Mutluluk ve huzuru anlamak böylece farkını düşünmek için şöyle bir nokta üzerinden ilerlemeye çalışalım: Özneyi, faaliyette bulunan insan için kullanalım. Nesneyi ise öznenin faaliyeti sırasında etkileşimde bulunduğu canlı ve cansız tüm ötekiler için kullanalım. Mutluluk için öznenin, nesne ile etkileşime girmesi gereklidir. Huzur için ise öznenin, nesneyle etkileşime girmesi ön koşul değildir. Sözgelimi özne; yemek yediğinde, arkadaşıyla buluştuğunda veya tatile gittiğinde mutlu hissedecektir. Yani öznenin, nesne ile etkileşmesi gerekmektedir. Huzur için ise özne için nesne aracı bir değişken olabilir. Ama temel değişken değildir. Özne, sözgelimi deniz kenarına gittiğinde huzurlu hissetme süreci daha kolay olurken; özne için deniz kenarına gitmeden huzurlu olamaz diyemeyiz. Mutluluk için ise özne, mevcut nesne etkileşimi gerçekleşmeden mutlu hissedemez. Tabi ki günlük hayat içerisinde tek bir mutluluk nesne bağlantısına sahip değiliz. Sözgelimi yemek yemekten duyduğumuz bir mutluluk, arkadaşımızla buluştuğumuzda hissettiğimiz farklı bir mutluluk vardır. Arkadaşımızla buluşamadık ama istediğimiz yemeği yemeye başladık. Mutluluk aktifleşmeye başlayacaktır ama arkadaşımızla buluşmada alacağımız mutluluk değil yemeğe bağlı mutluluk bizimle olacaktır. Mutluluk için sebebe bağlı oluşur diyebiliriz. Etkisi kısa sürelidir. Huzur ise sebepten bağımsız daha uzun süreli bir duygudur. Mutluluğu, haz ile birlikte düşünürken; huzuru hazdan bağımsız ele almak gerekir. Haz dediğimiz anda ise yeme-içme ve cinsellik gibi temel biyolojik yönlerimiz ile mutluluk arasındaki bağlantı aklımıza gelir. Ayrıca öznenin, nesne ile ulaştığı mutluluk sürecinde madde kullanımlarındaki tolerans sürecine benzer bir etki devreye girer. Toleransı, daha önce ulaşılan etkiye ulaşabilmek için nesnede yapılması gerken artış olarak düşünebiliriz. Mutluluk sürecinde de nesnenin verdiği mutluluk, tolerans etkisi oluşturmaya başlayacaktır ve bu nedenle aynı duyguyu elde etmek için nesnede değişim ve artışa gitmemiz gerekecektir. Yazının ilerleyen kısımlarında da değineceğiz ama temel olarak tüketilmiş anlam anının temel noktalarından biri burasıdır. Nesneye bağlı olan mutluluk süreçleri; nesneye ulaştıktan sonra nesne toleransı tarafından etkilenmeye ve böylece nesneye verdiğimiz anlam ile nesneye dair hissiyatımızın değişimi ile sonlanır. Peki anlam tüketme sürecinin tek noktası , bu mudur? Tabi ki hayır. Diğer önemli bir nokta: Öznenin, huzur konusunda sorun yaşamasıdır. Huzur sahibi olamayan öznenin temelde yaşayacağı gerilimdir. Gerilimi bir şekilde rahatlatması gereken özne için ilk başvuracağı noktalardan biri mutluluk arayışıdır. Huzurlu hissetmeyen özne için, mutluluk nesne ile gelen nesne ile giden bir süreçtir. Nesne ile mutlu olmamızı tek başına kötü bir süreç olarak düşünmemek lazım. Mutluluk gayet gerekli bir duygu, nesne de ona giden yolda önemli bir kaynaktır. Ama vurguladığım nokta öznenin, huzur duygusunda yaşadığı sorunu anlamamızın gerekliliğidir. Huzur için, nesneden bağımsız demiştik. Ama bu "şu an" için geçerli bir konudur. Huzurlu hisseden özne "şu an"da bir nesneye gereksinim duymaz. Çünkü içselleştirdiği nesnelere sahiptir. İçselleştirilen nesneyi; içselleştirilmiş ben ve içselleştirilmiş öteki olarak iki başlıkta düşünebiliriz. İçselleştirilmiş nesnenin oluşumu, temel bakım verenlerle kurduğumuz ilk ilişkilere kadar giden bir hikayeye sahiptir. Tamamen temel bakım verenlerimizle kurduğumuz ilişkide kuruluyor diyemeyiz. Sonrasında diğer ebeveynler, okul, arkadaş çevresi gibi diğer etkileşim ortamlarımızda da sürekli yeniden şekillenmektedir. İçselleştirilmiş ben, kişinin kendisine dair algısıdır. Kendine dair düşüncesi değil hissiyatıdır. Öz yeterlik olarak düşünebiliriz. Kişinin, kendisine güvenmesi ve "Ben yapabilirim" özet cümlesiyle yaklaşabilmesidir. İçselleşmiş öteki ise, kişinin hayatındaki diğerlerine yönelik destekleyici, tutarlı, güvenilir olduklarına dair algısıdır. İçselleştirilmiş ben ve ötekinin huzur dugusuna yol açacak şekilde gelişmesi için özellikle yaşamımızın ilk yılları kritik bir öneme sahiptir. Temel bakım verenlerin bu süreçte: Yeterince iyi fiziksel ve duygusal doyum sağlaması önemlidir. Yeterince iyi, ebeveynin ne çok yakın ne de çok uzak olması halidir. Ebeveyn yakın olmalıdır ki ihtiyacı fark etsin ve doyurabilsin. Ama belli bir uzaklığa da sahip olsun ki çocuk o aralıkta kendiliğinin gelişimi için fiziksel ve duygusal bir aralıkla karşılaşabilsin. Bunun yanında ebeveynlerin tutarlı davranışı da gayet önemlidir. Yeterince iyi ebeveynlik; tutarlı, güven veren ve sürece yayılmış bir etkileşime dayalıdır.
Tüketilmiş Anlamlar Serisi, öznenin nesneye biçtiği anlamların yüceltmeden değersizleştirmeye doğru ilerleyişi halidir. Bu süreç nesne değişimi-yüceltme-değersizleştirme şeklinde devam etmektedir. Temelinde yatan mekanizma ise öznenin huzurlu hissedememesi ve mutluluk duygusunun kaynağı olan nesneye tolerans gelişmesi gösterilebilir. Peki "Şimdi"ye gelmek gerekirse neler yapmak lazım? Huzur duygusunun kaynağı içselleştirilmiş nesnelerin geçmişte, temel bakım verenle kurduğumuz ilişkilere bağlı olduğunu söylemiştim. Ama bir yandan da sürekli yeniden oluşturulduğunu da unutmamak lazım. Yaşanılan olumlu etkileşimler, olumlu tecrübeler içselleştirilmiş nesnelerimizde öz yeterlilik ve güven yönünde değişime sebep olacaktır. Bunun için yeni tecrübelere adımlar atmak, korkularımızın ve çekincelerimizin üzerine gitmek önemli. Ama bu ikinci sırada olan adım olarak düşünülebilir. Atacağımız adımlarda, nesneyle etkileşimlerimizde daha öncesinde huzura yön veren içselleştirilmiş nesnelere sahip değilsek o karşılaşmada iç sesimizde bir değişim beklememek gerekir. Mevcut karşılaşma ve etkileşim olumlu bir tecrübeye dönüşüyorsa şanslıyız ve içselleştirilmiş nesnemizin dönüşümü için bir fırsattır. Ama bu anın bir mutluluk anı olduğunu ve geçici bir hal alıp tüketilmiş anlamlar noktasına sürüklenmeyeceğimizin garantisi yoktur. Çünkü içselleştirilmiş olumlu nesnelere sahip değilsek, huzur içten gelmeyecektir. Nesneden aldığımız mutluluktur ve uzun süreli değildir. Yapmamız gereken kendi iç nesnelerimizi, geçmişten ve nesneden bağımsız olarak kurmayı yeniden şekillendirmeye çalışmaktır. Unutmamak gerekir ki içselleştirilmiş nesnelerimiz sürekli yeniden kurulmaktadır. Değişim sağlamıyorsak, geçmiş kendini tekrar edecektir. Nesne ile değişim peşindeysek Tüketilmiş Anlamlar Serisine yeni bir çentik atma ihtimalimiz yüksektir.
Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"Tüketilmiş Anlamlar Serisi" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Psk.Emre ŞENGÜR'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Psk.Emre ŞENGÜR'ün izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     27 Beğeni    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Psk.Emre ŞENGÜR'ün Yazıları
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 19,732 uzman makalesi arasında 'Tüketilmiş Anlamlar Serisi' başlığıyla eşleşen başka makale bulunamadı.
► Kanserin 5 Aşaması Haziran 2022
► Kanser ve Psikoloji ÇOK OKUNUYOR Haziran 2022
► Dijitalleşen Yas Eylül 2021
◊ Psikoterapi ve Sohbet Eylül 2021
◊ İstisna Davranış Mayıs 2021
◊ Dönüşüm ÇOK OKUNUYOR Nisan 2021
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


00:55
Top