Meme Kanser Hastalarında Damgalama ve Ayrımcılık Hakkında Kısa Bir Yazı
Kanser kronik ve önemli bir hastalık olmasının yanı sıra, acı ve ağrı ile ölümü çağrıştıran, belirsizlik içeren, kaygı ve paniğe neden olan bir hastalık olarak algılanmaktadır. (Paltun ve Bölükbaş, 2021).Kanser hastalığı hem tanıyı alan birey hem de yakın çevresi için zor bir süreçtir. Kanser tanısı bireyi fiziksel, sosyal ve psikolojik olarak etkilediği gibi yakın çevresini, özellikle sosyal ve psikolojik anlamda, etkilemektedir. (Güleç & Büyükkınacı, 2011; Ateşçi vd., 2003; Akkanat Karagil ve Harmancı, 2022). Depresyon, uyum bozuklukları, anksiyete, azalan yaşam memnuniyeti ya da özgüven kaybı kanser hastası bireylerde sıkça görülen psikolojik rahatsızlıklardır.
Kanser insanları sadece fiziksel değil psikososyal olarak etkileyen bir sağlık sorunudur. Stigma teorileri bazı kanserlerin özellikle damgalanmaya eğilimli olabileceğini göstermektedir. (Wilson ve Luker, 2006; Park ve ark., 2009; Yoo ve rk., 2010). Kansere yönelik damgalama kişisel ilişkileri zorlamakta ve kanserli kişilerin kaçınmasına yol açmaktadır (Yılmaz ve ark., 2017b). Bununla birlikte kanser tedavisinin uzun süreli olması, ilaç kullanımındaki güçlükler, hastanın sahip olduğu sosyo-kültürel düzey ve benlik saygısı, hastanın kendine ve toplumun da hastaya uyguladığı damgalama tedavi başarısını etkileyen en önemli faktörlerdendir .(Yılmaz ve ark., 2017a).
Damgalama (stigma) kelime olarak yara, iz, işaret, onur kırıcı durum, etiketleme anlamlarına gelir (Mak ve ark., 2006; Arslan ve Konuk, 2009). Damgalama tarih boyunca daha çok “kara leke” olarak kullanılmıştır (Bilge ve Çam, 2010). Günümüzde ise damgalama vücutta işaret bırakmaktan ziyade küçük düşürme anlamında kullanılmaktadır. Cambridge Uluslararası İngilizce Sözlüğü, damgayı "başkalarının size saygı duymadığı veya sizin hakkınızda iyi bir fikre sahip olmadığı yönündeki derin bir his" olarak tanımlar. Bu alanın öncülerinden olan Goffman stigmayı “daha az değer verme davranışı, bu etiketi taşıyan insanların daha az istenebilir ve neredeyse insan gibi idrak edilmemesi” olarak tanımlamaktadır.
Sosyal damgalama, bireyin içinde bulunduğu toplum tarafından sorunlu, kusurlu, istenmeyen ve sosyal anlamda kabul görmeyen biri olarak algılanmasıdır.
Bireysel damgalama ise 3 şekilde karşımıza çıkar. 1. Algılanan damgalama: Bireyin, toplum tarafından damgalanmış grup hakkındaki tutum ve davranışlarının birey tarafından algılanmasıdır. 2. Deneyimlenen damgalama: Bireyin geçmiş yaşantısında gerçekten damgalama ve ayrımcılık ile ilgili bir deneyim yaşamasıdır. 3. İçselleştirilmiş damgalama: Sosyal ve algılanan damgalamanın içselleştirilerek bireyin kendini bu düşünceler doğrultusunda değerlendirmesidir.
İçselleştirilmiş damgalama, kişinin toplumda oluşan negatif önyargı ve tutumları kabul etmesi ve bunun sonucunda değersizlik, utanç, çekingenlik gibi negatif duygular nedeniyle kendisini toplumdan izole etmesidir. Toplumdaki damgalamanın içselleştirilmesi, bireylerin ciddi şekilde örselenmesine yol açmaktadır. (Oran ve Şenuzun, 2008; Teke, 2017; Yılmaz ve ark., 2017).
Damgalama bazı hasta gruplarına karşı toplumun tavır almasından onları toplumdan dışlanmasına kadar giden davranışlar bütünüdür. (Yılmaz ve ark., 2017a) Damgalama uzun süredir hayatı tehdit edici bir durum olan kanser ile de ilişkilendirilmiştir (Yılmaz ve ark., 2017b) Kanserli hastaların hastalıklarından dolayı damgalanmış olduklarını gösteren çalışmalar da mevcuttur. Kanser hastalarına yönelik olumsuz tutumların, klişelerin, kansere ve hastalıktan etkilenen kişilere yönelik ayrımcı tutumların hala devam ettiği görülmektedir.
Bugün artık bilinmektedir ki; insanların davranışları, hastalıklarla ilgili düşünce ve duyguları, sağlıklarını doğrudan etkilemektedir.
Kanserle sıklıkla ilişkilendirilen birçok olumsuz toplumsal klişe bulunmaktadır. İnsanlar "kanser bulaşıcıdır", (Yeung ve ark.;2019) "kanser ölümdür" ve "kanser, kişinin kendisinin veya atalarının ahlaksız davranışlarının cezasıdır" (Tang&Yang;2019) gibi düşüncelere sahiptir. Günlük yaşamlarında, sosyal aktivitelerinde ve işlerinde daha kolay ayrımcılığa uğrar ve dışlanırlar.
Örneğin, "Kanser olmak için kötü bir şey yapmış olmalı" ve "Ondan uzak durmalıyız" ..(olumsuz stereotipler: Bulaşıcı…ölüm…ceza..) . Bay İ: ‘’Altı aylık ömrün kaldı mı bakalım?’’ Bayan N: ‘’Ne kanser mi? Bakalım atlatabilir misin?, zor…hem o hastane çok kötü’’’’ Markette kasada beklerken bir arkadaki müşteri ‘’ Bu kadın kanserli, ona doğru bakmayın, göz iletişimi kurmayın !’’ Bay K. ‘’Toprağı kirletme!’’ Yada bir başka kişi:’’ Memen çürümüş’’… Bir diğer bayan ‘’Vücudunun mimarı sen misin?’’ Hiçbir samimiyetiniz, hukukunuz, sosyal yakınlığınız olmadığı, sadece karşılaşma anlarında medeniyet gereği selamlaştığınız bu kişilerin kötücül tutumlarının, bu şekilde konuşmalarının nedeni ne olabilir? Hasetliğin sırası mı şimdi? Cevap :fısıltı gazetesi , ‘’dedikodu’’yani kılık değiştirmiş halk kahramanlığı her zaman çalışır, ve çoğu insanın özellikle kimlik sorunu yaşayanların fanatik siyasi veya sosyal güçlü tutumları vardır ve sizin bu tutumlarla , kanaatlerle benzerlik göstermediğinizi bildikleri ve duydukları andan itibaren sizi düşman beller, kötülüğünüze çalışır, sataşır, incitir, ve örselerler, kanserli olsanız bile, bu zatlar kendi aralarında yaşadıkları sorunları çözmeyip hasır altı eden , kendi benliklerindeki çatışmalar ile yüzleşemeyip sizi günah keçisi ilan eden ekseriyetle suç eğilimli psikopatik veya narsist kişilerdir aslında..…Ve bu sözler, çok yakında ameliyat olacak kişiye söylenebilecek sözler değildir, söylenmesi, bu şahısların insanlık karinesinin hayli eksiler ile dolduğunu, bu şahısların kişilik kredibilitelerinin hastanın ve sağduyulu bireylerin gözünde düştüğüne işaret etmektedir.
Yapılan ayrımcılık, damgalanmayla ilişkili olumsuz duyguların karışımı, hastaların tedavi coşkusunu azaltmakla ve ruh sağlığını kötü yönde etkilemekte ve hasta psikiyatrik ilaç kullanımını başlamakta veya dozunu artırmakta ve artan doz bedende başka hormonal diyabetik sağlık sorunlarına yol açmakta, hasta daha da kötü hissetmeye devam etmekte , kan şekerinin artması gibi, süt bezi kanallarının tıkanması gibi kötü sonuçlara yol açabilmektedir.
Meme kanseri hastalarında damgalanmayla ilişkili beş özellik belirlendi: (1) bozulmuş beden imajı ve fizyolojik işlev; (2) olumsuz stereotipler; (3) meme kanseri geliştirme konusunda karışık olumsuz duygular; (4) kaçınma hissi; (5) ayrımcılığa maruz kalma. Öncüller arasında meme ameliyatı geçirme ve ameliyat sonrası dönem, olumsuz psikolojik faktörler, sosyal destek eksikliği ve kültürel inançlar yer aldı.
İnsanlar kendileriyle ilgili damgalanmayı içselleştirdiklerinde, bu onların dünyaya bakışlarının bir parçası haline gelmeye başlar; utanç, düşük benlik değeri, sınırlı bir sosyal çevre, korku ve reddedilme yaşarlar; bu da onların yaşam kalitelerini tehlikeye sokar ve iyi oluşlarını zedeler. (Link ve Phelan, 2001)
Kanıtlar, damgalamanın meme kanseri hastalarının tutumları, davranışları, psikososyal ve yaşam kalitesi sonuçları üzerinde zararlı etkisi olduğunu ileri sürmektedir.
Psikolojik destek, sosyal destek, moralin güçlendirilmesi önem arz etmektedir. Tabi ki kanser hastasına herkesin psikolog kadar empatik davranabilmesini , herkesin Mevlana kadar insancıl yaklaşabilmesini bekleyemeyiz. Ancak yine de toksik insanlardan uzak kalmak iyidir.
Kanser hastalığına yönelik damgalayıcı tutumun geçmiş yıllara göre günümüzde daha az olduğu düşünülmesine rağmen, var olan damgalama ve olumsuz tutumlar kanser hastalarını ve toplumu olumsuz etkileme gücüne sahiptir. Toplumun geneline yönelik sağlık eğitim programlarında damgalanma ve ayrımcılık konusunun işlenmesi gerektiği muhakkak. Toplum içerisinde var olan önyargıları, yanlış bilgileri ve yanlış inançları değiştirmek önem arzetmektedir.
Kaynakça
Ateşci, F. Ç., Oğuzhanoğlu, N. K., Baltalarli, B., Karadağ, F., Özdel, O., & Karagöz, N. (2003). Kanser Hastalarinda Psikiyatrik Bozukluklar ve İlişkili Etmenler. Türk Psikiyatri Dergisi, 14(2), 145- 152.
Akkanat Karagil, F. M., & Harmancı, H. (2022). Kanser Tanısı Alan Birey ve Ailesinde Ruh Sağlığı. Karatay Sosyal Araştırmalar Dergisi, -(9), 63-90. https://doi.org/10.54557/karataysad.1172368
Arslan, H. & Konuk, D. Ş. (2009). Stigma spiritüalite ve konfor kavramlarının Meleis’in kavram geliştirme sürecine göre irdelenmesi. Maltepe Üniversitesi Hemşirelik Bilim ve Sanatı Dergisi, 2(1), 51-8
Bilge, A. & Çam, O. (2009). Ruhsal hastalığa yönelik damgalama ile mücadele. TAF Prev Med Bull, 9(1), 71-8.
Güleç, G., & Büyükkınacı, A. (2011). Kanser ve Psikiyatrik Bozukluklar. Psikiyatride Güncel Yaklaşımlar-Current Approaches in Psychiatry, 3(2), 343–367. https://doi.org/10.18863/pgy.81658
Link, B. G. ve Phelan, J. C. (2001). Conceptualizing Stigma. Annual Review of Sociology, 27, 363-385.
Oran NT, Şenuzun F. (2008). Toplumda kırılması gereken bir zincir: hiv/aids stigması ve baş etme stratejileri. Uluslararası İnsan Bilimleri Dergisi, 5(1), 1-16.
Paltun, B., & Bölükbaş, N. (2021). Turkish version of the cancer stigma scale: validity and reliability study. Psychology, Health and Medicine, 26(sup1), 37-48. https://doi.org/10.1080/13548506.2020.1867319
Tang K., Yang J. Damganın özel grupları ve gizli sonuçları——örnek olarak meme kanseri ve rahim ağzı kanseri hastalarını ele alalım. Sosyal Bilimler Heilongjiang. 2019;(5):91–97. [ Google Akademik ]
Teke G. (2017). Hemşirelerin Psikolojik Yardim Arama Davranişlari İçselleştirilmiş Damgalama ve Benlik Saygisinin Belirlenmesi. Yüksek Lisans, Yıldırım Beyazıt Üniversitesi, Ankara.
Wilson, K. & Luker, K. A. (2006). At home in hospital? Interaction and stigma in people affected by cancer. Soc Sci Med, 62(7), 1616 27.
Yeung N., Lu Q., Mak W. Öz-algılanan yük, Çinli Amerikalı meme kanseri hastalarında öz damgalama ile yaşam kalitesi arasındaki ilişkiyi yönlendirir. Destek Bakımı Kanser. 2019;27(9):3337–3345. doi: 10.1007/s00520-018-4630-2. [ DOI ] [ PubMed ] [ Google Akademik ]
Yılmaz, M. Dişsiz, G. Göçmen, F. Usluoğlu, A. K. ve ark. (2017a). Kansere İlişkin Tutumları Ölçme (KİTÖ) Anketi (Kanser Damgası)-Toplum Versiyonu’nun Türkçe geçerlilik ve güvenirlik çalışması. Anadolu Hemşirelik ve Sağlık Bilimleri Dergisi, 20(2), 99-106. Yılmaz, M. Dişsiz, G. Demir, F. Irız, S. ve ark. (2017b). Reliability and Validity Study of a Tool to Measure Cancer Stigma: Patient Version. Asia Pac J Oncol Nurs, 4(2), 156-161.
Yılmaz M, Dişsiz G, Göçmen F, Usluoğlu AK, Alacacıoğlu A. (2017). Kansere ilişkin tutumlari (kanser damgasi) ölçme anketi-toplum versiyonu’nun türkçe geçerlilik ve güvenirlik çalişmasi. Anadolu Hemşirelik ve Sağlık Bilimleri Dergisi, 20(2), 99-106
https://pmc.ncbi.nlm.nih.gov/articles/PMC10597826/
Kanser insanları sadece fiziksel değil psikososyal olarak etkileyen bir sağlık sorunudur. Stigma teorileri bazı kanserlerin özellikle damgalanmaya eğilimli olabileceğini göstermektedir. (Wilson ve Luker, 2006; Park ve ark., 2009; Yoo ve rk., 2010). Kansere yönelik damgalama kişisel ilişkileri zorlamakta ve kanserli kişilerin kaçınmasına yol açmaktadır (Yılmaz ve ark., 2017b). Bununla birlikte kanser tedavisinin uzun süreli olması, ilaç kullanımındaki güçlükler, hastanın sahip olduğu sosyo-kültürel düzey ve benlik saygısı, hastanın kendine ve toplumun da hastaya uyguladığı damgalama tedavi başarısını etkileyen en önemli faktörlerdendir .(Yılmaz ve ark., 2017a).
Damgalama (stigma) kelime olarak yara, iz, işaret, onur kırıcı durum, etiketleme anlamlarına gelir (Mak ve ark., 2006; Arslan ve Konuk, 2009). Damgalama tarih boyunca daha çok “kara leke” olarak kullanılmıştır (Bilge ve Çam, 2010). Günümüzde ise damgalama vücutta işaret bırakmaktan ziyade küçük düşürme anlamında kullanılmaktadır. Cambridge Uluslararası İngilizce Sözlüğü, damgayı "başkalarının size saygı duymadığı veya sizin hakkınızda iyi bir fikre sahip olmadığı yönündeki derin bir his" olarak tanımlar. Bu alanın öncülerinden olan Goffman stigmayı “daha az değer verme davranışı, bu etiketi taşıyan insanların daha az istenebilir ve neredeyse insan gibi idrak edilmemesi” olarak tanımlamaktadır.
Sosyal damgalama, bireyin içinde bulunduğu toplum tarafından sorunlu, kusurlu, istenmeyen ve sosyal anlamda kabul görmeyen biri olarak algılanmasıdır.
Bireysel damgalama ise 3 şekilde karşımıza çıkar. 1. Algılanan damgalama: Bireyin, toplum tarafından damgalanmış grup hakkındaki tutum ve davranışlarının birey tarafından algılanmasıdır. 2. Deneyimlenen damgalama: Bireyin geçmiş yaşantısında gerçekten damgalama ve ayrımcılık ile ilgili bir deneyim yaşamasıdır. 3. İçselleştirilmiş damgalama: Sosyal ve algılanan damgalamanın içselleştirilerek bireyin kendini bu düşünceler doğrultusunda değerlendirmesidir.
İçselleştirilmiş damgalama, kişinin toplumda oluşan negatif önyargı ve tutumları kabul etmesi ve bunun sonucunda değersizlik, utanç, çekingenlik gibi negatif duygular nedeniyle kendisini toplumdan izole etmesidir. Toplumdaki damgalamanın içselleştirilmesi, bireylerin ciddi şekilde örselenmesine yol açmaktadır. (Oran ve Şenuzun, 2008; Teke, 2017; Yılmaz ve ark., 2017).
Damgalama bazı hasta gruplarına karşı toplumun tavır almasından onları toplumdan dışlanmasına kadar giden davranışlar bütünüdür. (Yılmaz ve ark., 2017a) Damgalama uzun süredir hayatı tehdit edici bir durum olan kanser ile de ilişkilendirilmiştir (Yılmaz ve ark., 2017b) Kanserli hastaların hastalıklarından dolayı damgalanmış olduklarını gösteren çalışmalar da mevcuttur. Kanser hastalarına yönelik olumsuz tutumların, klişelerin, kansere ve hastalıktan etkilenen kişilere yönelik ayrımcı tutumların hala devam ettiği görülmektedir.
Bugün artık bilinmektedir ki; insanların davranışları, hastalıklarla ilgili düşünce ve duyguları, sağlıklarını doğrudan etkilemektedir.
Kanserle sıklıkla ilişkilendirilen birçok olumsuz toplumsal klişe bulunmaktadır. İnsanlar "kanser bulaşıcıdır", (Yeung ve ark.;2019) "kanser ölümdür" ve "kanser, kişinin kendisinin veya atalarının ahlaksız davranışlarının cezasıdır" (Tang&Yang;2019) gibi düşüncelere sahiptir. Günlük yaşamlarında, sosyal aktivitelerinde ve işlerinde daha kolay ayrımcılığa uğrar ve dışlanırlar.
Örneğin, "Kanser olmak için kötü bir şey yapmış olmalı" ve "Ondan uzak durmalıyız" ..(olumsuz stereotipler: Bulaşıcı…ölüm…ceza..) . Bay İ: ‘’Altı aylık ömrün kaldı mı bakalım?’’ Bayan N: ‘’Ne kanser mi? Bakalım atlatabilir misin?, zor…hem o hastane çok kötü’’’’ Markette kasada beklerken bir arkadaki müşteri ‘’ Bu kadın kanserli, ona doğru bakmayın, göz iletişimi kurmayın !’’ Bay K. ‘’Toprağı kirletme!’’ Yada bir başka kişi:’’ Memen çürümüş’’… Bir diğer bayan ‘’Vücudunun mimarı sen misin?’’ Hiçbir samimiyetiniz, hukukunuz, sosyal yakınlığınız olmadığı, sadece karşılaşma anlarında medeniyet gereği selamlaştığınız bu kişilerin kötücül tutumlarının, bu şekilde konuşmalarının nedeni ne olabilir? Hasetliğin sırası mı şimdi? Cevap :fısıltı gazetesi , ‘’dedikodu’’yani kılık değiştirmiş halk kahramanlığı her zaman çalışır, ve çoğu insanın özellikle kimlik sorunu yaşayanların fanatik siyasi veya sosyal güçlü tutumları vardır ve sizin bu tutumlarla , kanaatlerle benzerlik göstermediğinizi bildikleri ve duydukları andan itibaren sizi düşman beller, kötülüğünüze çalışır, sataşır, incitir, ve örselerler, kanserli olsanız bile, bu zatlar kendi aralarında yaşadıkları sorunları çözmeyip hasır altı eden , kendi benliklerindeki çatışmalar ile yüzleşemeyip sizi günah keçisi ilan eden ekseriyetle suç eğilimli psikopatik veya narsist kişilerdir aslında..…Ve bu sözler, çok yakında ameliyat olacak kişiye söylenebilecek sözler değildir, söylenmesi, bu şahısların insanlık karinesinin hayli eksiler ile dolduğunu, bu şahısların kişilik kredibilitelerinin hastanın ve sağduyulu bireylerin gözünde düştüğüne işaret etmektedir.
Yapılan ayrımcılık, damgalanmayla ilişkili olumsuz duyguların karışımı, hastaların tedavi coşkusunu azaltmakla ve ruh sağlığını kötü yönde etkilemekte ve hasta psikiyatrik ilaç kullanımını başlamakta veya dozunu artırmakta ve artan doz bedende başka hormonal diyabetik sağlık sorunlarına yol açmakta, hasta daha da kötü hissetmeye devam etmekte , kan şekerinin artması gibi, süt bezi kanallarının tıkanması gibi kötü sonuçlara yol açabilmektedir.
Meme kanseri hastalarında damgalanmayla ilişkili beş özellik belirlendi: (1) bozulmuş beden imajı ve fizyolojik işlev; (2) olumsuz stereotipler; (3) meme kanseri geliştirme konusunda karışık olumsuz duygular; (4) kaçınma hissi; (5) ayrımcılığa maruz kalma. Öncüller arasında meme ameliyatı geçirme ve ameliyat sonrası dönem, olumsuz psikolojik faktörler, sosyal destek eksikliği ve kültürel inançlar yer aldı.
İnsanlar kendileriyle ilgili damgalanmayı içselleştirdiklerinde, bu onların dünyaya bakışlarının bir parçası haline gelmeye başlar; utanç, düşük benlik değeri, sınırlı bir sosyal çevre, korku ve reddedilme yaşarlar; bu da onların yaşam kalitelerini tehlikeye sokar ve iyi oluşlarını zedeler. (Link ve Phelan, 2001)
Kanıtlar, damgalamanın meme kanseri hastalarının tutumları, davranışları, psikososyal ve yaşam kalitesi sonuçları üzerinde zararlı etkisi olduğunu ileri sürmektedir.
Psikolojik destek, sosyal destek, moralin güçlendirilmesi önem arz etmektedir. Tabi ki kanser hastasına herkesin psikolog kadar empatik davranabilmesini , herkesin Mevlana kadar insancıl yaklaşabilmesini bekleyemeyiz. Ancak yine de toksik insanlardan uzak kalmak iyidir.
Kanser hastalığına yönelik damgalayıcı tutumun geçmiş yıllara göre günümüzde daha az olduğu düşünülmesine rağmen, var olan damgalama ve olumsuz tutumlar kanser hastalarını ve toplumu olumsuz etkileme gücüne sahiptir. Toplumun geneline yönelik sağlık eğitim programlarında damgalanma ve ayrımcılık konusunun işlenmesi gerektiği muhakkak. Toplum içerisinde var olan önyargıları, yanlış bilgileri ve yanlış inançları değiştirmek önem arzetmektedir.
Kaynakça
Ateşci, F. Ç., Oğuzhanoğlu, N. K., Baltalarli, B., Karadağ, F., Özdel, O., & Karagöz, N. (2003). Kanser Hastalarinda Psikiyatrik Bozukluklar ve İlişkili Etmenler. Türk Psikiyatri Dergisi, 14(2), 145- 152.
Akkanat Karagil, F. M., & Harmancı, H. (2022). Kanser Tanısı Alan Birey ve Ailesinde Ruh Sağlığı. Karatay Sosyal Araştırmalar Dergisi, -(9), 63-90. https://doi.org/10.54557/karataysad.1172368
Arslan, H. & Konuk, D. Ş. (2009). Stigma spiritüalite ve konfor kavramlarının Meleis’in kavram geliştirme sürecine göre irdelenmesi. Maltepe Üniversitesi Hemşirelik Bilim ve Sanatı Dergisi, 2(1), 51-8
Bilge, A. & Çam, O. (2009). Ruhsal hastalığa yönelik damgalama ile mücadele. TAF Prev Med Bull, 9(1), 71-8.
Güleç, G., & Büyükkınacı, A. (2011). Kanser ve Psikiyatrik Bozukluklar. Psikiyatride Güncel Yaklaşımlar-Current Approaches in Psychiatry, 3(2), 343–367. https://doi.org/10.18863/pgy.81658
Link, B. G. ve Phelan, J. C. (2001). Conceptualizing Stigma. Annual Review of Sociology, 27, 363-385.
Oran NT, Şenuzun F. (2008). Toplumda kırılması gereken bir zincir: hiv/aids stigması ve baş etme stratejileri. Uluslararası İnsan Bilimleri Dergisi, 5(1), 1-16.
Paltun, B., & Bölükbaş, N. (2021). Turkish version of the cancer stigma scale: validity and reliability study. Psychology, Health and Medicine, 26(sup1), 37-48. https://doi.org/10.1080/13548506.2020.1867319
Tang K., Yang J. Damganın özel grupları ve gizli sonuçları——örnek olarak meme kanseri ve rahim ağzı kanseri hastalarını ele alalım. Sosyal Bilimler Heilongjiang. 2019;(5):91–97. [ Google Akademik ]
Teke G. (2017). Hemşirelerin Psikolojik Yardim Arama Davranişlari İçselleştirilmiş Damgalama ve Benlik Saygisinin Belirlenmesi. Yüksek Lisans, Yıldırım Beyazıt Üniversitesi, Ankara.
Wilson, K. & Luker, K. A. (2006). At home in hospital? Interaction and stigma in people affected by cancer. Soc Sci Med, 62(7), 1616 27.
Yeung N., Lu Q., Mak W. Öz-algılanan yük, Çinli Amerikalı meme kanseri hastalarında öz damgalama ile yaşam kalitesi arasındaki ilişkiyi yönlendirir. Destek Bakımı Kanser. 2019;27(9):3337–3345. doi: 10.1007/s00520-018-4630-2. [ DOI ] [ PubMed ] [ Google Akademik ]
Yılmaz, M. Dişsiz, G. Göçmen, F. Usluoğlu, A. K. ve ark. (2017a). Kansere İlişkin Tutumları Ölçme (KİTÖ) Anketi (Kanser Damgası)-Toplum Versiyonu’nun Türkçe geçerlilik ve güvenirlik çalışması. Anadolu Hemşirelik ve Sağlık Bilimleri Dergisi, 20(2), 99-106. Yılmaz, M. Dişsiz, G. Demir, F. Irız, S. ve ark. (2017b). Reliability and Validity Study of a Tool to Measure Cancer Stigma: Patient Version. Asia Pac J Oncol Nurs, 4(2), 156-161.
Yılmaz M, Dişsiz G, Göçmen F, Usluoğlu AK, Alacacıoğlu A. (2017). Kansere ilişkin tutumlari (kanser damgasi) ölçme anketi-toplum versiyonu’nun türkçe geçerlilik ve güvenirlik çalişmasi. Anadolu Hemşirelik ve Sağlık Bilimleri Dergisi, 20(2), 99-106
https://pmc.ncbi.nlm.nih.gov/articles/PMC10597826/
|
Yazan
Şu anda Sitemizde!
|
Bu makaleden alıntı yapmak
için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir: "Meme Kanser Hastalarında Damgalama ve Ayrımcılık Hakkında Kısa Bir Yazı" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Uzm.Psk.Dnş.Banu BEYAZ'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır. Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Uzm.Psk.Dnş.Banu BEYAZ'ın izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz. |
Yazan Uzman
|
| Makale Kütüphanemizden | ||||
|
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak
hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir
yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.



Şu anda Sitemizde!
|