Psikolojik Kırılganlık
Kırılgan; TDK‟ye göre kolay ve çabuk gücenen, kolay ve çabuk kırılan anlamlarına gelmektedir. Kırılganlık ise “birine karşı kırgın duruma gelmek, gücenmek, incinmek” şeklinde kullanılmaktadır. (TDK, 2020). Latincede "yaralamak, incitmek" anlamında olan kırılganlık kelimesinin kökeni "vulnerare" dir. Kökü isim olan " vulnus" sözcüğü yara anlamına gelir. İngilizce karşılığı ise "vulnarable" olan bu kavram; ruhen ve fiziken kolayca kırılabilir, hassasiyet gösterebilir, incinebilir manasına gelir. (Simpson ve Weiner, 1989).
Kırılganlığın psikolojik, sosyal ve fiziksel alt boyutları vardır. Sosyal kırılganlık kişinin her anlamda toplumda kolay bir şekilde inandırılıp, kullanılmasına; fiziksel kırılganlık kişinin fizyolojik olarak sağlıklı olmamasına, psikolojik kırılganlık ise kişinin kendi değerini belirlerken çevresindeki kişilerin onayına ihtiyaç duymasına dikkat çeker. Bu yüzden sosyal ve fiziksel kırılganlık psikolojik kırılganlığa neden olan etkenlerden sayılabilir. (Ülker, 2023). Kırılganlık hakkındaki bu bilgilere bakarak fiziksel kırılganlık halinin bedensel iyilik hali ile ilgili olduğu fakat sosyal kırılganlık ve psikolojik kırılganlığın kişinin ruhsal durumlarıyla ve kendisine ait algılarıyla ilgili olduğu söylenebilir.
Psikolojik Kırılganlık/İncinebilirlik Kırılganlık; Kırılganlık genel olarak, psikolojik, sosyal ve fiziksel bir niteliğe sahiptir. Temelde bir çok açıdan zarar veren ve tehdit oluşturan etkilere karşı kişinin hedef olarak açık ve duyarlı olması ile ilişkilendirilir. (Scanlon ve Lee, 2007). Bu kapsamda birey olumsuz yaşantı deneyimlerine karşı daha hassas ve açık olabilmektedir
Bir başka açıdan, psikolojik kırılganlık, bireyin bilişsel ve kişilerarası değişkenleri ile ilgili yakından ilişkili bir tepki şekli olarak da açıklanmaktadır. (Monreo ve Simons, 1991).
Psikolojik kırılganlık kişinin benlik değerine ilişkin dışsal onaya ve başarı, başarısızlık şekline göre geliştirdiği bilişsel inançlarıdır. (Ekşi, vd., 2019). Psikolojik kırılganlık, kişinin özsaygısını oluşturma amaçlı başarılı olma ve çevresindeki kişilerin onayını alma maksadıyla oluşturduğu bilişsel şemalardır. (Akın ve Eker, 2011). Bir başka tanıma göre ise psikolojik kırılganlık, benlik algısının dışsal onaya ve başarıya bağımlılığını kapsayan bilişsel inanç kalıplarıdır. (Sinclair ve Wallston, 1999). Psikolojik kırılganlık, psikolojik rahatsızlığa ve olumsuzluğa karşı elverişliliği ve hassasiyeti belirtmektedir. Psikolojik kırılganlık görmezden gelinmeye, istenmeyen sonuçlara, zarar görmeye ve değer görmemeye karşı yatkınlık, duyarlılık ve zayıflık düzeyidir (Uysal, 2015). Aynı zamanda bireyin kendisini diğer insanların yanında yetersiz ve değersiz görme hissidir. (Sarıçalı ve Satıcı, 2017).
Temelde mizaçla ilişkili olan kısmını bir kenarda tutarsak, psikolojik kırılganlık boyutunu iki ana başlıkta toparlayabiliriz;
Bilişsel süreçler ( bilişsel inançlar, öğrenilmiş çaresizlik, vb.)
Çevresel süreçler (kişilerarası ilişkiler, dışsal onay, erken dönem ilişkisel yaşantılar, vb.)
Bu iki süreç de birbirine, psikolojik kırılganlığın oluşumuna ve psikolojik kırılganlığın şiddetinin değişim düzeyine etki etmektedir.
Kişinin kırılganlığıyla ilk yüzleşmesi travmatik bir olay yaşamasıyla, korkularının ortaya çıkmasıyla, çaresizlik, yetersizlik, umutsuzluk içeren yaşantıları deneyimlemesiyle başlayabilmektedir. (Stamm, 1995). Tüm bu yaşantısal deneyimler bilişsel ve çevresel süreçlerdeki oluşumlara göre anlam bulur. Eğer ki kişinin erken dönem yaşantılarında, öğrenilmiş çaresizlik durumlarında tekrarlayan ve kemikleşen bir yapıya dönüşmüşse, algılanan stres Psikolojik Boyut faktörleri karşısında bu kırılganlık sürecini tekrar deneyimlemek yüksek olasılıklı olacaktır. Yani stres faktörlerinin insanların üzerindeki etkileri üzerinde yönlendiricidir.
Psikolojik kırılganlık konusunda ilk çalışmaları yapan Sinclair ve Wallston (1999), bilişsel alanla ilgili olan psikolojik kırılganlığı; bireyin benlik inancına, kendine yaptığı atıflara dair ve bu atıfları oluştururken diğer insanlara, dış dünyaya bağlı kalması; dış çevreden almış olduğu başarısına yönelik değerlendirmelere, onaya ve yüklemelere bağlı bir şekilde benlik algısını, kendilik inancını belirlemesi şeklinde tanımlamışlardır. Psikolojik kırılganlık, incinebilirlik olgusunda karşımıza çıkan iki önemli kavram, başarı ve sosyal onaydır. (Ekşi vd., 2019). Psikolojik kırılganlıkta vurgulanan başarı ve sosyal onay kavramları ve bunlarla ilişkili kavramlarla olabilecek unsurlar, kişinin bulunduğu sosyal yapı kırılganlığını etkileyebilmektedir. Sebebi ise insanın biyo-psişik olması nedeniyle kırılgan ve naif bir yapısının olmasıdır .(Alkayış, 2020).
Kişilerarası ilişkilerden gelen onaya aşırı bağlı bireylerde kırılganlık ve incinme görülmektedir. Başka insanlar tarafından önemsenmediğine ve değer verilmediğine ilişkin bir inanç kolaylıkla geliştirebilirler. Hatta başkalarının kendisine kötü davrandığını düşünebilirler. Tüm bunlara paralel olarak kendini diğerlerinden daha aşağı görebilir. Başkalarının gözünde böyle görünmemeye ve onaylarını kaybetmemeye çalıştıkları için başka insanların yanındayken özellikle hata yapmamaya fazlasıyla özen gösterebilirler. Ancak bu samimi olmayan ve kendine yabancılaşılan durum kişilerarası ilişkilerde bağ kurulamamasına hatta problemlere yaşanmasına neden olabilir. (Boyce ve ark., 1991). Çünkü, kişilerarası ilişkilerde aşırı hassasiyet gösteren bireyler, başkalarının göz ardı ettiği, önemli olmayan, sıradan ya da kolaylıkla çözümlenebilir durumları bile büyütebilir, incinebilir ve kırılganlık yaşayabilirler. Bu hassasiyetin kaynağı, diğer insanların her hangi bir düşünce, duygu, tutum, davranışlarını kendi algılarına göre olumsuz olarak değerlendirebilmesidir, bu da ilişkileri zedelemektedir. (Boyce ve Mason, 1996).
Kırılganlığın tetikleyici faktörleri arasında, genetik faktörlerin yanı sıra, bağımlılık, utanç, mükemmeliyetçilik, fonksiyonel olmayan bilişsel taraflı örüntülerden söz edilebilir (Sinclair ve Wallston, 1999). Fonksiyonel olmayan bilişsel örüntüler de başta depresyon olmak üzere birçok psikolojik bozukluğun tetikleyicisi durumundadırlar. (Mongrain ve Blackburn, 2005).Ketleyici ilişki tarzı ve mobbingler kırılganlığı arttırmaktadır.
Psikolojik kırılganlık ve psikolojik kırılganlığın olumsuz etkilerini azaltma konusuna değinen araştırmacılardan biri olan Brene Brown, psikolojik kırılganlık için kusurluluk inancına ve kişilerarası ilişkilerde utanç kavramlarına değinmekte (2016), kırılganlığın olumsuz etkilerini azaltma konusunda ise kırılganlıkla yüzleşmek ve kabullenmekten bahsetmektedir. Kırılganlığa karşı zırhlanmanın kırılganlığı daha fazla arttırdığını ifade etmektedir. Bununla beraber, kırılganlığın olumsuz etkilerini yaşatan durumlarla baş edebilmek için de; insanların ne düşündüğünü bırakmak, mükemmeliyetçiliği bırakmak, hissizleşme ve güçsüzlüğü bırakmak, yetersizlik duygusunu bırakmak, kesinlik ihtiyacını bırakmak, karşılaştırmayı bırakmak konuları üzerinde durmuştur. (2018). Aynı şekilde bir başka araştırmacı olan Brown ve Ryan (2003) ise, psikolojik kırılganlık düzeyini azaltmada, kişilerin anlık deneyimlerde derinleşmesini sağlayacak enerjiyi, olumsuz psikolojik yapılarla baş etmek için kullanabilmesini sağlayan “bilinçli farkındalık” olgusunun kritik bir etkisi olduğundan bahsetmektedir. Bu doğrultuda, özellikle psikolojik kırılganlıkla ilişkilendiren aşırı sosyal (dışsal) onay ihtiyacı, ve zaman zaman beraberinde getirdiği utangaçlık duygusuyla birlikte, kırılganlık döngüsünü oluşturmakta ve onay ihtiyacının sağlıklı bir şekilde karşılanması bakımından kişinin içinde bulunduğu anda dışsal veriyi yargılamaksızın deneyimlemesini tanımlayan bilinçli farkındalığın faydalı olabildiği düşünülmektedir .(Sarıçalı ve Satıcı, 2017).
Ruhsal olarak kırılgan bir yapıda olan kişiler, kendilerini toplumda niteliksiz kişiler olarak görebilmektedirler. (Bayraktar, 2019). Kişiler genellikle çevresindeki insanların tutumlarına göre davranışlarına biçim vermektedirler. Yaptığı eylem ve davranışlar onaylandığı zaman kişiler kendilerini başarılı hissederler ve ruhsal anlamda da pozitif olurlar. Aksi durumda kendini toplumca onaylanmayan ve başarısız kabul edilen bir tahammülsüzlük durumuna koyarlar. (Uluç, 2012). Psikolojik kırılganlık kişide umutsuzluğa yol açıp, bireyin öznel iyi oluşunu aşağı çekebilmektedir. (Satıcı, 2016). Bu durum, bireyin kendine olan inancına, çevresindekilerin kötü muamelesine ve yaşamdaki üzücü olaylara karşı savunmasız olmakta ve bireyin hedefine ulaşmasına ket vurmaktadır. (Akın ve Eker, 2011). Fakat birey öz değerini farklı koşula bağlı kalmadan kendi sağlayabilirse psikolojik kırılganlık durumunu azaltabilir. Yani kişi kendi düşüncelerine ve benliğine değer verdikçe kırılganlık düzeyi azalacak ve yaşadığı sosyal sorunlarla rahatlıkla başa çıkabilecektir. (Ekşi vd., 2017).
Psikolojik Kırılganlık Ölçeği, Sinclair ve Wallston (1999) tarafından geliştirilmiş olup Türkçe’ye uyarlaması Akın ve Eker (2011) tarafından yapılmıştır. Hazırlanan bu ölçek yetişkin kişilerin psikolojik kırılganlık düzeylerini belirlemeye yöneliktir. Ölçekte 5’li likert tipinde (1- Bana hiç uygun değil, 2-3-4- 5- Bana tamamen uygun) 6 soru yer almaktadır. Psikolojik kırılganlık ölçeğinin Türkçe’ye uyarlanması aşamasında hesaplanmış olan iç tutarlılık katsayısı .75, araştırmamızda ise .72 olarak bulunmuştur. Ölçekten alınabilecek en yüksek puan 30, en düşük puan 5’dir. Alınan puan arttıkça yetişkin bireylerin psikolojik kırılganlıklarının arttığı, puan azaldıkça psikolojik kırılganlığın azaldığı ifade edilmektedir
EK :Psikolojik Kırılganlık Ölçeği (PKÖ)
Lütfen aşağıdaki ifadeleri okuduktan sonra kendinizi değerlendirip sizin için en uygun seçeneğin karşısına çarpı (X) işareti koyunuz.
1. Eğer hedeflerime ulaşamazsam, kendimi başarısız bir insan olarak görürüm. 1 2 3 4 5
Bana hiç uygun değil………………………………………………. Bana tamamen uygun
2. İnsanların bana davrandıklarından daha iyi davranışları hak ettiğimi hissederim. 1 2 3 4 5 Bana hiç uygun değil…………………………………………………………………. Bana tamamen uygun
2. Kendimi diğer insanlardan daha değersiz hissettiğimin çoğunlukla farkındayım. 1 2 3 4 5 Bana hiç uygun değil……………………………………………………… Bana tamamen uygun
3. Kendimi iyi hissetmek için diğerleri tarafından onaylanmaya ihtiyaç duyarım. 1 2 3 4 5
Bana hiç uygun değil………………………………………………………………. Bana tamamen uygun
5. Hedeflerimi çok yüksek belirleme eğilimindeyim ve onlara ulaşmaya çalışırken hayal kırıklığına uğrarım. 1 2 3 4 5 Bana hiç uygun değil ………………………………Bana tamamen uygun
6. Diğer insanlar benden faydalandığı zaman çoğunlukla alıngan hissederim. 1 2 3 4 5 Bana hiç uygun değil………………………………………………………………………………… Bana tamamen uygun
KAYNAKÇA
Akın, A., & Eker, H. (2011). Turkish version of the Psychological Vulnerability Scale: A study of validity and reliability. 32th International Conference of the Stress and Anxiety Research Society’da sunulmuştur, 18-20 Temmuz, Münster, Almanya.
Bayraktar, K. S. (2019). Antrenörlerin sosyal iyi oluş düzeylerinin psikolojik kırılganlığa olan etkisi [YayınlanmamıĢ yüksek lisans tezi]. Karamanoğlu Mehmetbey Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü.
Boyce, P. & Mason, C. (1996). An overview of depression-prone personality traits and the role of interpersonal sensitivity. Australian and New Zealand Journal of Psychiatry, 30, 90-103.
EkĢi, H., Bikeç, S. M. ve Ümmet, D. (2017). Öğretmen adaylarında kendini sansürleme. Psikolojik Kırılganlık ve Koşullu Öz Değer. KüreselleĢen Dünyada Eğitim, 440- 450.
Sarıçalı, M. ve Satıcı, S. A. (2017). Bilinçli farkındalık ile psikolojik kırılganlık iliĢkisinde utangaçlığın aracı rolü. Hitit Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, 10(1), 655-670.
Uluç, E. A. (2022). Psikolojik iyi oluş ve psikolojik kırılganlık arasındaki iliĢki: Üniversiteler arası müsabakalarda mücadele eden sporcular örneği. Akdeniz Spor Bilimleri Dergisi, 5(4), 1035-1047.
Uysal, R. (2015). Social competence and psychological vulnerability: The Mediating Role of Flourishing. Psychological Reports: Relationships ve Communications, 117 (2), 554-565. Uysal, R. (2015), “Psikolojik Kırılganlık”, (Ed.) Ahmet Akın ve Ümran Akın, “Psikolojide Güncel Kavramlar I: Pozitif Psikoloji”. Nobel Akademik.
Kırılganlığın psikolojik, sosyal ve fiziksel alt boyutları vardır. Sosyal kırılganlık kişinin her anlamda toplumda kolay bir şekilde inandırılıp, kullanılmasına; fiziksel kırılganlık kişinin fizyolojik olarak sağlıklı olmamasına, psikolojik kırılganlık ise kişinin kendi değerini belirlerken çevresindeki kişilerin onayına ihtiyaç duymasına dikkat çeker. Bu yüzden sosyal ve fiziksel kırılganlık psikolojik kırılganlığa neden olan etkenlerden sayılabilir. (Ülker, 2023). Kırılganlık hakkındaki bu bilgilere bakarak fiziksel kırılganlık halinin bedensel iyilik hali ile ilgili olduğu fakat sosyal kırılganlık ve psikolojik kırılganlığın kişinin ruhsal durumlarıyla ve kendisine ait algılarıyla ilgili olduğu söylenebilir.
Psikolojik Kırılganlık/İncinebilirlik Kırılganlık; Kırılganlık genel olarak, psikolojik, sosyal ve fiziksel bir niteliğe sahiptir. Temelde bir çok açıdan zarar veren ve tehdit oluşturan etkilere karşı kişinin hedef olarak açık ve duyarlı olması ile ilişkilendirilir. (Scanlon ve Lee, 2007). Bu kapsamda birey olumsuz yaşantı deneyimlerine karşı daha hassas ve açık olabilmektedir
Bir başka açıdan, psikolojik kırılganlık, bireyin bilişsel ve kişilerarası değişkenleri ile ilgili yakından ilişkili bir tepki şekli olarak da açıklanmaktadır. (Monreo ve Simons, 1991).
Psikolojik kırılganlık kişinin benlik değerine ilişkin dışsal onaya ve başarı, başarısızlık şekline göre geliştirdiği bilişsel inançlarıdır. (Ekşi, vd., 2019). Psikolojik kırılganlık, kişinin özsaygısını oluşturma amaçlı başarılı olma ve çevresindeki kişilerin onayını alma maksadıyla oluşturduğu bilişsel şemalardır. (Akın ve Eker, 2011). Bir başka tanıma göre ise psikolojik kırılganlık, benlik algısının dışsal onaya ve başarıya bağımlılığını kapsayan bilişsel inanç kalıplarıdır. (Sinclair ve Wallston, 1999). Psikolojik kırılganlık, psikolojik rahatsızlığa ve olumsuzluğa karşı elverişliliği ve hassasiyeti belirtmektedir. Psikolojik kırılganlık görmezden gelinmeye, istenmeyen sonuçlara, zarar görmeye ve değer görmemeye karşı yatkınlık, duyarlılık ve zayıflık düzeyidir (Uysal, 2015). Aynı zamanda bireyin kendisini diğer insanların yanında yetersiz ve değersiz görme hissidir. (Sarıçalı ve Satıcı, 2017).
Temelde mizaçla ilişkili olan kısmını bir kenarda tutarsak, psikolojik kırılganlık boyutunu iki ana başlıkta toparlayabiliriz;
Bilişsel süreçler ( bilişsel inançlar, öğrenilmiş çaresizlik, vb.)
Çevresel süreçler (kişilerarası ilişkiler, dışsal onay, erken dönem ilişkisel yaşantılar, vb.)
Bu iki süreç de birbirine, psikolojik kırılganlığın oluşumuna ve psikolojik kırılganlığın şiddetinin değişim düzeyine etki etmektedir.
Kişinin kırılganlığıyla ilk yüzleşmesi travmatik bir olay yaşamasıyla, korkularının ortaya çıkmasıyla, çaresizlik, yetersizlik, umutsuzluk içeren yaşantıları deneyimlemesiyle başlayabilmektedir. (Stamm, 1995). Tüm bu yaşantısal deneyimler bilişsel ve çevresel süreçlerdeki oluşumlara göre anlam bulur. Eğer ki kişinin erken dönem yaşantılarında, öğrenilmiş çaresizlik durumlarında tekrarlayan ve kemikleşen bir yapıya dönüşmüşse, algılanan stres Psikolojik Boyut faktörleri karşısında bu kırılganlık sürecini tekrar deneyimlemek yüksek olasılıklı olacaktır. Yani stres faktörlerinin insanların üzerindeki etkileri üzerinde yönlendiricidir.
Psikolojik kırılganlık konusunda ilk çalışmaları yapan Sinclair ve Wallston (1999), bilişsel alanla ilgili olan psikolojik kırılganlığı; bireyin benlik inancına, kendine yaptığı atıflara dair ve bu atıfları oluştururken diğer insanlara, dış dünyaya bağlı kalması; dış çevreden almış olduğu başarısına yönelik değerlendirmelere, onaya ve yüklemelere bağlı bir şekilde benlik algısını, kendilik inancını belirlemesi şeklinde tanımlamışlardır. Psikolojik kırılganlık, incinebilirlik olgusunda karşımıza çıkan iki önemli kavram, başarı ve sosyal onaydır. (Ekşi vd., 2019). Psikolojik kırılganlıkta vurgulanan başarı ve sosyal onay kavramları ve bunlarla ilişkili kavramlarla olabilecek unsurlar, kişinin bulunduğu sosyal yapı kırılganlığını etkileyebilmektedir. Sebebi ise insanın biyo-psişik olması nedeniyle kırılgan ve naif bir yapısının olmasıdır .(Alkayış, 2020).
Kişilerarası ilişkilerden gelen onaya aşırı bağlı bireylerde kırılganlık ve incinme görülmektedir. Başka insanlar tarafından önemsenmediğine ve değer verilmediğine ilişkin bir inanç kolaylıkla geliştirebilirler. Hatta başkalarının kendisine kötü davrandığını düşünebilirler. Tüm bunlara paralel olarak kendini diğerlerinden daha aşağı görebilir. Başkalarının gözünde böyle görünmemeye ve onaylarını kaybetmemeye çalıştıkları için başka insanların yanındayken özellikle hata yapmamaya fazlasıyla özen gösterebilirler. Ancak bu samimi olmayan ve kendine yabancılaşılan durum kişilerarası ilişkilerde bağ kurulamamasına hatta problemlere yaşanmasına neden olabilir. (Boyce ve ark., 1991). Çünkü, kişilerarası ilişkilerde aşırı hassasiyet gösteren bireyler, başkalarının göz ardı ettiği, önemli olmayan, sıradan ya da kolaylıkla çözümlenebilir durumları bile büyütebilir, incinebilir ve kırılganlık yaşayabilirler. Bu hassasiyetin kaynağı, diğer insanların her hangi bir düşünce, duygu, tutum, davranışlarını kendi algılarına göre olumsuz olarak değerlendirebilmesidir, bu da ilişkileri zedelemektedir. (Boyce ve Mason, 1996).
Kırılganlığın tetikleyici faktörleri arasında, genetik faktörlerin yanı sıra, bağımlılık, utanç, mükemmeliyetçilik, fonksiyonel olmayan bilişsel taraflı örüntülerden söz edilebilir (Sinclair ve Wallston, 1999). Fonksiyonel olmayan bilişsel örüntüler de başta depresyon olmak üzere birçok psikolojik bozukluğun tetikleyicisi durumundadırlar. (Mongrain ve Blackburn, 2005).Ketleyici ilişki tarzı ve mobbingler kırılganlığı arttırmaktadır.
Psikolojik kırılganlık ve psikolojik kırılganlığın olumsuz etkilerini azaltma konusuna değinen araştırmacılardan biri olan Brene Brown, psikolojik kırılganlık için kusurluluk inancına ve kişilerarası ilişkilerde utanç kavramlarına değinmekte (2016), kırılganlığın olumsuz etkilerini azaltma konusunda ise kırılganlıkla yüzleşmek ve kabullenmekten bahsetmektedir. Kırılganlığa karşı zırhlanmanın kırılganlığı daha fazla arttırdığını ifade etmektedir. Bununla beraber, kırılganlığın olumsuz etkilerini yaşatan durumlarla baş edebilmek için de; insanların ne düşündüğünü bırakmak, mükemmeliyetçiliği bırakmak, hissizleşme ve güçsüzlüğü bırakmak, yetersizlik duygusunu bırakmak, kesinlik ihtiyacını bırakmak, karşılaştırmayı bırakmak konuları üzerinde durmuştur. (2018). Aynı şekilde bir başka araştırmacı olan Brown ve Ryan (2003) ise, psikolojik kırılganlık düzeyini azaltmada, kişilerin anlık deneyimlerde derinleşmesini sağlayacak enerjiyi, olumsuz psikolojik yapılarla baş etmek için kullanabilmesini sağlayan “bilinçli farkındalık” olgusunun kritik bir etkisi olduğundan bahsetmektedir. Bu doğrultuda, özellikle psikolojik kırılganlıkla ilişkilendiren aşırı sosyal (dışsal) onay ihtiyacı, ve zaman zaman beraberinde getirdiği utangaçlık duygusuyla birlikte, kırılganlık döngüsünü oluşturmakta ve onay ihtiyacının sağlıklı bir şekilde karşılanması bakımından kişinin içinde bulunduğu anda dışsal veriyi yargılamaksızın deneyimlemesini tanımlayan bilinçli farkındalığın faydalı olabildiği düşünülmektedir .(Sarıçalı ve Satıcı, 2017).
Ruhsal olarak kırılgan bir yapıda olan kişiler, kendilerini toplumda niteliksiz kişiler olarak görebilmektedirler. (Bayraktar, 2019). Kişiler genellikle çevresindeki insanların tutumlarına göre davranışlarına biçim vermektedirler. Yaptığı eylem ve davranışlar onaylandığı zaman kişiler kendilerini başarılı hissederler ve ruhsal anlamda da pozitif olurlar. Aksi durumda kendini toplumca onaylanmayan ve başarısız kabul edilen bir tahammülsüzlük durumuna koyarlar. (Uluç, 2012). Psikolojik kırılganlık kişide umutsuzluğa yol açıp, bireyin öznel iyi oluşunu aşağı çekebilmektedir. (Satıcı, 2016). Bu durum, bireyin kendine olan inancına, çevresindekilerin kötü muamelesine ve yaşamdaki üzücü olaylara karşı savunmasız olmakta ve bireyin hedefine ulaşmasına ket vurmaktadır. (Akın ve Eker, 2011). Fakat birey öz değerini farklı koşula bağlı kalmadan kendi sağlayabilirse psikolojik kırılganlık durumunu azaltabilir. Yani kişi kendi düşüncelerine ve benliğine değer verdikçe kırılganlık düzeyi azalacak ve yaşadığı sosyal sorunlarla rahatlıkla başa çıkabilecektir. (Ekşi vd., 2017).
Psikolojik Kırılganlık Ölçeği, Sinclair ve Wallston (1999) tarafından geliştirilmiş olup Türkçe’ye uyarlaması Akın ve Eker (2011) tarafından yapılmıştır. Hazırlanan bu ölçek yetişkin kişilerin psikolojik kırılganlık düzeylerini belirlemeye yöneliktir. Ölçekte 5’li likert tipinde (1- Bana hiç uygun değil, 2-3-4- 5- Bana tamamen uygun) 6 soru yer almaktadır. Psikolojik kırılganlık ölçeğinin Türkçe’ye uyarlanması aşamasında hesaplanmış olan iç tutarlılık katsayısı .75, araştırmamızda ise .72 olarak bulunmuştur. Ölçekten alınabilecek en yüksek puan 30, en düşük puan 5’dir. Alınan puan arttıkça yetişkin bireylerin psikolojik kırılganlıklarının arttığı, puan azaldıkça psikolojik kırılganlığın azaldığı ifade edilmektedir
EK :Psikolojik Kırılganlık Ölçeği (PKÖ)
Lütfen aşağıdaki ifadeleri okuduktan sonra kendinizi değerlendirip sizin için en uygun seçeneğin karşısına çarpı (X) işareti koyunuz.
1. Eğer hedeflerime ulaşamazsam, kendimi başarısız bir insan olarak görürüm. 1 2 3 4 5
Bana hiç uygun değil………………………………………………. Bana tamamen uygun
2. İnsanların bana davrandıklarından daha iyi davranışları hak ettiğimi hissederim. 1 2 3 4 5 Bana hiç uygun değil…………………………………………………………………. Bana tamamen uygun
2. Kendimi diğer insanlardan daha değersiz hissettiğimin çoğunlukla farkındayım. 1 2 3 4 5 Bana hiç uygun değil……………………………………………………… Bana tamamen uygun
3. Kendimi iyi hissetmek için diğerleri tarafından onaylanmaya ihtiyaç duyarım. 1 2 3 4 5
Bana hiç uygun değil………………………………………………………………. Bana tamamen uygun
5. Hedeflerimi çok yüksek belirleme eğilimindeyim ve onlara ulaşmaya çalışırken hayal kırıklığına uğrarım. 1 2 3 4 5 Bana hiç uygun değil ………………………………Bana tamamen uygun
6. Diğer insanlar benden faydalandığı zaman çoğunlukla alıngan hissederim. 1 2 3 4 5 Bana hiç uygun değil………………………………………………………………………………… Bana tamamen uygun
KAYNAKÇA
Akın, A., & Eker, H. (2011). Turkish version of the Psychological Vulnerability Scale: A study of validity and reliability. 32th International Conference of the Stress and Anxiety Research Society’da sunulmuştur, 18-20 Temmuz, Münster, Almanya.
Bayraktar, K. S. (2019). Antrenörlerin sosyal iyi oluş düzeylerinin psikolojik kırılganlığa olan etkisi [YayınlanmamıĢ yüksek lisans tezi]. Karamanoğlu Mehmetbey Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü.
Boyce, P. & Mason, C. (1996). An overview of depression-prone personality traits and the role of interpersonal sensitivity. Australian and New Zealand Journal of Psychiatry, 30, 90-103.
EkĢi, H., Bikeç, S. M. ve Ümmet, D. (2017). Öğretmen adaylarında kendini sansürleme. Psikolojik Kırılganlık ve Koşullu Öz Değer. KüreselleĢen Dünyada Eğitim, 440- 450.
Sarıçalı, M. ve Satıcı, S. A. (2017). Bilinçli farkındalık ile psikolojik kırılganlık iliĢkisinde utangaçlığın aracı rolü. Hitit Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, 10(1), 655-670.
Uluç, E. A. (2022). Psikolojik iyi oluş ve psikolojik kırılganlık arasındaki iliĢki: Üniversiteler arası müsabakalarda mücadele eden sporcular örneği. Akdeniz Spor Bilimleri Dergisi, 5(4), 1035-1047.
Uysal, R. (2015). Social competence and psychological vulnerability: The Mediating Role of Flourishing. Psychological Reports: Relationships ve Communications, 117 (2), 554-565. Uysal, R. (2015), “Psikolojik Kırılganlık”, (Ed.) Ahmet Akın ve Ümran Akın, “Psikolojide Güncel Kavramlar I: Pozitif Psikoloji”. Nobel Akademik.
|
Yazan
|
Bu makaleden alıntı yapmak
için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir: "Psikolojik Kırılganlık" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Uzm.Psk.Dnş.Banu BEYAZ'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır. Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Uzm.Psk.Dnş.Banu BEYAZ'ın izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz. |
Yazan Uzman
|
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak
hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir
yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.

