2007'den Bugüne 93,680 Tavsiye, 28,455 Uzman ve 20,277 Bilimsel Makale
Yeni Tavsiye Ekleyin!



Sindirella Sendromu
MAKALE #23548 © Yazan Uzm.Psk.Dnş.Banu BEYAZ | Yayın YENİ Şubat 2026 | 114 Okuyucu
Sendrom ya da belirgi, birbirleriyle ilişkisiz gibi görünen, ancak bir araya geldiklerinde tek bir olgu olarak kendilerini gösteren bulgular bütünüdür. Sendromlar, kalıtsal olabilir ya da edinsel nedenlerle de oluşabilir. Bu durum ailevi de olabilir sonradan olan nedenlerle de ortaya çıkabilir. Tıpta bu durum genellikle, birlikte rastlanılan bulguları tanımlamakta kullanılır. Bir sürü sendrom, adını onu ilk tanımlayan bilim adamından almıştır. Böyle olmadığı durumlarda ise, adlarını genellikle coğrafi yer isimlerinden almışlardır.

Sendrom: Sendrom sözcük kökeni olarak Yunanca’da sundrome sözcüğünden gelmektedir. Kavram ‘sun’ birlikte, ‘drome’ koşma anlamına gelen kelimelerden oluşturulmuş ve birlikte ilerleyen anlamında kullanılmıştır. Başlangıçta aralarında bir ilişki yokmuş gibi duran fakat bir araya geldiğinde tek bir olgu olarak kendini gösteren bulgular sendrom olarak adlandırılmaktadır. (Gündüz, 2017: 34).

Külkedisi (Sindrella) Sendromu: Bilinçli veya bilinçsiz olarak dışa bağımlı olmayı içselleştiren, bağımsız olmaktan çekinen, kendine güven sorunu yaşayan, başkalarının istek ve ihtiyaçlarının kendilerininkilerden önde tutan, toplumsal cinsiyet rollerine bağlı olan, mevcut koşullardan kurtulmak için çaba sarf etmekten uzak duran, daha çok sabreden ve bir kurtarıcının gelip onu bu zor durumdan çıkaracağına inanan kadınların içinde bulunduğu ruhsal durum olarak ifade edilmektedir (Akkaya, 2020:83- 87). Bu çalışmada kavram Külkedisi Sendromu şeklinde ifade edilmiştir.

Bağımsızlıktan korkan kadınları ifade eden “Sinderella Sendromu”, kadınların yaşadıkları olumsuzluklara rağmen bir gün bir erkek tarafından kurtarılmayı bekleyen ve psikolojik bağımlı özellikte olduğunu gösteren bir kavram olarak karşımıza çıkmaktadır.

Sindirella Sendromu ilk kez psikoterapist Colette Dowling tarafından kadınların bağımsızlık korkusunu ele aldığı kitabında kavramsallaştırılmıştır. Adını, Külkedisi masalındaki bir prens tarafından kurtarılmayı bekleyen güzel, iyi kalpli ve itaatkar özelliklere sahip prensesten almaktadır. Sinderella Sendromu adını, onu kötü üvey annesinden ve üvey kız kardeşlerinden kurtarmak için yakışıklı prensini bekleyen Külkedisi masal prensesinden alır. Bir masal kahramanı olan Sinderella ve diğer adıyla Külkedisi, bir kadının zorlukların üstesinden gelmek için sabırlı ve ahlaklı olduğu; sabrının ödülü olarak bir erkeğin geleceği günü beklemesi mesajını içeren bir profili yansıtmaktadır (Saha ve Safri, 2016). Masalda, Sinderella korunmaya muhtaç olan, üvey annesi ve kız kardeşleri tarafından dışlanan ve zorbalığa maruz kalan çaresiz biri olarak tasvir edilmiştir. (Shaw ve Lee, 2001). Sinderella Sendromu yaşayan kadınlar, başkalarının isteklerine boyun eğme ve itaat etmelerinin, sonsuza dek birlikte yaşayacakları bir "prens" kazanmalarına yardımcı olacağına inanırlar. Bu nedenle, kendi potansiyellerini harekete geçirmek yerine, yaslanacak bir erkek ve yaşamlarına anlam katacak dışsal bir şey ararlar. Masaldan yola çıkarak Sinderella Sendromu, kadınların yaşadıkları olumsuzluklara rağmen bir gün bir erkek tarafından kurtarılmayı bekleyen ve psikolojik bağımlı özellikte olduğunu gösteren bir kavram olarak karşımıza çıkmaktadır. (Saha ve Safri, 2016).

Kadınların erkekler tarafından bakıma muhtaç bir şekilde büyütüldükleri ve eril güce olan bağımlılıklarından kurtulmanın bir kadın için zor olduğunu ve kadınların bu durumun tek çözümünün ise erkeğin egemenliği olduğuna inandığını gördüğümüz bir sendromdur. (Saha ve Safri, 2016). Dowling (1981) tarafından kadınlarda görülen bağımsızlık korkusunu psikolojik temele alarak açıklayan Sindirella kompleksi kavramı kadınların mutlu bir hayat için kendilerinden daha baskın kurtarıcı bir idole ihtiyaç duyduğu bir sendromdur. (Saha ve Safri, 2016)

Sindirella sendromu kadınların kendi hayatları konusunda söz sahibi olmak yerine pasif bir şekilde hayatlarının kurtarıcısı olarak gördükleri bir erkeğe muhtaç olması olarak da tanımlanabilir. (Akkaya, 2020). Sindirella sendromunun en belirgin özelliklerinden birisi ise kadının toplumsal cinsiyet rollerine uygun davranarak kadınsı özelliklerine sadık bir şekilde tutum sergilemesi sonucunda ödüllendirilmeyi hak ettiklerini düşünmeleridir. Kadınlara yüklenen ev içi ve bakım işlerini itaatkar bir şekilde layıkıyla yerine getirmesi ve kadınların bunun sonucunda bir gün Külkedisi gibi güçlü bir erkek tarafından ödüllendirileceğini beklemesi Sindirella sendromunda gözlemlenebilen bir durumdur. (Gündüz, 2017).

Sindirella sendromu olan kadınlarda görülebilecek bazı belirtiler şunlardır:
o Bu kadınlar erkeklerin onlara verdiği değer dışında değerli olduklarına inanmamaktadırlar.

o Hayatta kalabilmek için bir erkek figürün onlar için her şeyi yapması gerekmektedir.

o Bir erkeğin bakımına ihtiyaç duyduklarını düşünmektedirler.

o Hayattaki gerginlikleri yaşamamak için itaatkar olmaktadırlar.

o Erkeklerin daha güçlü, zeki ve güvenilir olduğuna inanırlar.

o Erkeklerin kadınlardan daha çok çalışması, daha çok risk alması gerektiğine inanırlar.

o Erkeklerin evlilikte finansal destek sağlaması gerektiğine inanırlar.

o Kötü ilişkilerde kalma oranları oldukça yüksektir.

o Yalnızlık kaygı vericidir.

o Çoğu zaman ev hanımı olmayı tercih ederler.

o Güvenli alanlarının dışından çıkmazlar.

o Kendi yeteneklerinden şüphe duyarlar.

o Risk almaktan kaçınırlar.

o Kurtarıcı erkek figürünün gitmesini sağlayabilecek her türlü yenilikten korkarlar.

o Hayatlarındaki erkeği idealize ederler.

o Erkekten beklentileri fazladır.

o Bir erkek tarafından kurtarılmayı beklerler.

o İlişkileri çoğu zaman sağlıksızdır.

Kadınlar, cinsiyetçi rollerin etkisiyle erkeklere bağımlı bir şekilde yetiştirilmektedir. Bu sebeple bağımsızlıklarını kazanmak konusunda pasif bir tutumla hareket ederek kendisini güvende hissetmek için erkeklere yönelmektedir. Tıpkı Sindirella masalındaki gibi başına gelen tüm olumsuzluklara rağmen iyimser ve kabullenici bir tavırla prensini beklemektedirler. Kadınlar bu masallarla büyütülürken yetişkin birer birey olduklarında kendilerini kurtaracak eril güce muhtaç hissetmeleri bu durumun bir sonucudur. Kadınlar kurtarıcı olarak gördükleri erkeği dişil özellikleri ile etkileyerek memnun etmeye çalışırlar (Su ve Xue, 2010). Geçmişten günümüze kadar şekillenen güzellik algısının oluşumunda, Sindirella imajının da etkisi olduğu görülmektedir. (Miller, 2008).

Sindirella sendromunun temelinde kadınların çocukluktan itibaren toplumsal cinsiyet rollerinin bir sonucu olarak erkeklere göre daha fazla korunmaya muhtaç bir şekilde yetiştirme tarzına maruz kalmaları, kendilerini bir erkek tarafından güvende hissettirilecek yaşama biçimine bağımlı olmalarına sebep olmuştur. Maruz kaldıkları bu yaşama biçimi içerisinde çaba sarf etmekten kaçınarak kendi özgürlüklerinden vazgeçmekte ve bağımlılıkları için koşullandırılmaktadırlar. Kadınlarda toplumsal normların sebep olduğu bu cinsiyetçi tutum ve bağımlılığın tek çözümünün erkeğin gücü olduğu düşünülmektedir. Külkedisi masalındaki gibi kadının toplum tarafından kabul görmüş kadınsı özelliklerine sadık kalması, güzel, anlayışlı, sabırlı ve affedici olması bir başarı olarak görülmektedir. Bu başarısının karşılığı ise bir erkeğin himayesi altında yaşamaktır. Toplumsal normların etkisiyle ortaya çıkan bu peri masalları aynı mutlu sona ulaşamayan kadınlarda güven erozyonu, anksiyete bozukluğu ve iş yerindeki fonksiyonlarını yerine getirememe gibi durumlara yol açabilmektedir. (Saha ve Safri, 2016: 118).

Dowling (1981), kadınların bağımsızlık korkusunun çocukluktan beri var olduğunu ve bu duygulardan kurtulmanın zor olduğunu iddia etmektedir. Bağımsızlıktan korkan Sinderella Sendromu kadınının karakteristik özellikleri, toplumsal cinsiyet rolleriyle de ilişkili görünmektedir. Toplumsal cinsiyet, kadın ve erkeklerin biyolojik farklılıklarından bağımsız olarak cinsiyetlere atfedilen inançlarla ilgili bir kavramdır. (Lindsey, 2016)

Uluslararası alanda yürütülen bazı nitel araştırmada, çocuklukta duygusal ihtiyaçların karşılanmamasının, yetişkinlikte “kurtarıcı figür” arayışını güçlendirdiğini ve bu durumun hem romantik ilişkilerde hem de kariyer gelişiminde bağımlı davranış kalıplarına yol açabileceğini göstermektedir. (Lee ve Park 2021). Diğer bir ifadeyle, bu bütüncül veriler, SS nun yalnızca bireysel psikolojik bir sorun olmadığını; erken dönem yaşantılar, bağlanma biçimleri ve mevcut psikolojik iyi oluş düzeyinin etkileşimiyle şekillenen çok boyutlu bir olgu olduğunu göstermektedir. (Sagone ve ark 2023, Villanueva 2024, Maçkalı ve ark 2025)

Küçük yaşlardan itibaren korunma ve desteklenmeye muhtaç, kırılgan, narin, hassas, zayıf ve güçsüz yetiştirilen kız çocukları, yetişkinliğinde de kendine atfedilen bu rolleri devam ettirme eğiliminde olmaktadır. Bir yandan başarılı ve bağımsız olma isteği bir yanda ise kendisine atfedilen roller arasında büyük bir ikilem yaşayan kadınlar günün sonunda alışkın olduğu güvenli alanda kalmayı tercih edebilmektedirler. Mücadele, rekabet ve belirsizliklerle dolu olan ve daha çok erkelere ait olan alan yerine kendini güvende hissettiği alanı yeğlemektedirler.

Ebeveynler tarafından erkek bağımsızlığa teşvik edilirken kadın daha çok koruma görmektedir. Bu bölümde öne çıkan en belirgin ileti kadının bağımsızlık korkusunun annesi aracılığı ile öğrenmesidir. Çocuk yetiştirme sürecinin daha çok anne üzerinden şekillenmesi, kız ve erkek çocukların cinsiyet rollerine göre gelişmesine yol açmaktadır. Kadının bağımsızlık korkusunun temelinde anne ve annelik eğilimi yatmaktadır. Anne, çocuklara başlangıçta kadınlığı ve erkekliği öğreterek cinsiyet rollerinin sınırlarını çizmektedir. Aynı zamanda kendisi ve kocası ile olan ilişkisini çocuklar için bir rol model olarak sunmaktadır.

Toplumsal cinsiyet rolleri, bireyin içinde bulunduğu kültüre bağlı olarak değişebilir ancak bu roller ile ilgili beklentiler genel olarak benzerdir. Örneğin kadınlara atfedilen toplumsal roller genellikle anaç, üretken, yumuşak başlı, sağduyulu olma iken; erkeklere atfedilen toplumsal roller kuvvetli, cesur, iş odaklı, bağımsız olmadır. (Gentile vd., 2018). Bu bağlamda bazı toplumlarda kadına atfedilen toplumsal cinsiyet rolü ile Sinderella Sendromu’nun benzer niteliklerde olduğu belirtilebilir. Bu toplumlarda kadına, erkeğe bağımlı olma aşılanmakta (Sneha ve Rahmath, 2018); toplum tarafından beklenen davranışları gösterme eğilimi ise kadının Sinderella Sendromu yaşamasına neden olabilmektedir .(Akkaya, 2023). Bağımlılık, kadının eşinden rehberlik istediği ve tüm kararlarında eşine ihtiyaç duyduğu durumlarda görülebilir. Sinderella Sendromu’nun psikolojik etkileri özdeğer eksikliği, güven eksikliği, kaygı ve ekonomik özgürlüğün olmamasıdır. Tüm kadınların Sinderella Sendromu eğilimleri vardır, ancak Sinderella Sendromu puanları yüksek olan kadınların erkeklere narsistik bir bağımlılığı vardır. Onları kusurları olan sıradan insanlar olarak görmek yerine, genellikle idolleştirirler. Bu idolleştirme biçimi genellikle mantıksız ve ulaşılamaz beklentilere yol açar. Kadının mantıksız beklentilerinin partneri tarafından karşılanamaması hayal kırıklığına neden olur. Erkek figürünün her zaman kendileriyle ilgilenmesini isterler; bedeli ne olursa olsun onun bakımına ihtiyaç duyarlar. Kendi başlarına hayatta kalamayacakları ve onları prenslerinden ayıracak herhangi bir durumdan korktukları için bu ideali destekleyen istismarcı bir ilişki içinde kalabilmektedirler. (Dowling, 1981). Bağımsız olmak istemedikleri için bir erkeğin sorumluluğunda olmayı tercih etme eğiliminde olurlar. Erkeğin kontrolünde oldukları zaman, çektikleri acıların son bulacağını ve daha mutlu hissedeceklerini düşünmektedirler. (Saha ve Safri, 2016)(https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/3057189)

Masal kahramanı olan Sindirella’nın yaşadığı zorluklara rağmen kabullenici ve sabreden bir tavırla hareket etmesinin sonucunda prensle karşılaşarak sonsuza dek mutlu yaşaması kadınların yaşadığı psikolojik bağımlılığın güzel bir örneğidir.

Külkedisi Sendromunun nedenlerinden biri olarak kız çocuklarının içinde büyüdüğü aile yapısı görülebilmektedir. Kız çocukları doğdukları andan itibaren prenses gibi yetiştirilmeye başlanmaktadır. Erkek çocukları daha bağımsız ve kendi kendilerine yetecek şekilde yetiştirilirken kız çocukları daha korumacı ve bağımlı bir şekilde yetiştirilmektedir. Kızlar daha narin, kırılgan ve naif olarak görüldüğü için çocukluğunda ailesinin koruması ve himayesi altında olurlarken evlendiklerinde bu koruma görevi eşlerine geçmektedir. Bu nedenle kadınlar çocukluğundan itibaren bir erkek tarafından korunup kollanma ihtiyacı içerisinde yetiştirilmiş olmaktadırlar. Bu durum onların bağımsız hareket etmesini engelleyen ve onları bağımlı olmaya sevk eden bir hale dönüşebilmektedir (Çakır vd., 2023). Kendi anne ve babasının evliliğinde de benzer rolleri görerek büyüyen kız çocukları ileride bir erkeğe bağımlı olma ve özgür hareket etmekten kaçınma eğilimde olabilmektedir. Külkedisi sendromunun en belirgin özelliklerinden olan bu durumların ortaya çıkmasında ailelerin çocuk yetiştirirken sergiledikleri tutumlar oldukça etkili olabilmektedir.

Dowling (1981) Sindirella sendromunun görüldüğü kadınların davranışlarını şöyle ele almaktadır: hayatın zorluklarından kaçmak için itaatkar bir rol takınmak, erkeklerin daha çok çalışan ve risk alan bir tutumda olması gerektiğine dair içsel inanç, kendi hayatının sorumluluğunu alma konusuna olan içsel veya dışsal öfke, erkeklerin kadınlardan daha güçlü ve akıllı olduğuna dair inanç, dışa dönük olan faaliyetlerde olağanüstü desteğe ihtiyaç duyulması, evlilikte erkeğin kadının maddi açıdan bakımını üstlenmesi gerektiğine dair inanç; erkeğe karşı ev işlerini yaptığı için gurur duymak; ilişkideki sorunları görmezden gelmek, az sorgulamak ve kabullenici tavırda olması gerektiğini düşünmek.

Genel olarak değerlendirdiğimizde, Sindirella sendromunun çeşitli boyutlarla temellendirildiğini söyleyebiliriz. Temel olarak boyutları şu başlıklarla ifade edebiliriz: Toplumsal cinsiyetçi tutum, sorumluluktan kaçış ve kariyeri bırakma. Saha ve Safri (2016), Sindirella sendromu ile ilgili yaptıkları araştırma sonucunda ortaya koydukları sendromun genel boyutlarını şöyle açıklamışlardır: Kişinin kendisine duyduğu güven problemi, toplumsal cinsiyet normlarına göre yetiştirilme, toplumsal cinsiyetçi tutumları benimseme ve bu tutumlara uygun davranma, düşük benlik saygısı ve yüksek kaygı düzeyi .(Akkaya, 2020).

Kadın ağırlıklı mesleklerde daha fazla görüldüğü ifade edilen (Gündüz, 2017; Sneha ve Rahmath, 2018; Şahin, 2021), çalışma hayatında erkek egemenliğini pekiştirerek kadınların çalışma yaşamında yeteri kadar var olamamalarına neden olan ve kadınların kendilerinden kaynaklanan bir kariyer engeli olarak görülen sindirella sendromunun hala kadın ağırlıklı bir meslek olan hemşirelikte de görülmektedir.

Dowling, bağımsızlığın kadının sadece çalışması ve eğitim alması ile elde etmesinin mümkün olmadığını vurgulamaktadır. Çocukluktan itibaren kadın ve erkeğin cinsiyete dayalı olmayan bireysel gelişime eğilimli bir yetişme süreci bağımsızlık olgusunun temelini oluşturduğu ifade edilmektedir.(https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/626720)

Bu sendroma sahip kişilerin, kendine güvenmeme, bir erkeğin himayesine girme ihtiyacı hissetme, sürekli çalışıp didinerek karşılığında ödül bekleme, sürekli mükemmel bir iş ya da terfi beklentisi, bağımsız olma korkusu ile başkalarına bağımlı olarak yaşama isteği, başkalarının istek ve ihtiyaçlarını kendininkilerden üstün tutma gibi davranışlar sergiledikleri ve bu davranışların yaş ilerledikçe arttığı vurgulanmaktadır. (Gündüz, 2017; Yıldız, 2022). Ayrıca bu kişilerin kendine güven, benlik saygısı ve kişisel gelişimlerinin düşük olduğu, daha çok toplumun beklentilerine göre hareket ettikleri ve kaygı düzeylerinin yüksek olduğu bildirilmektedir (Akkaya, 2020; Hussein, 2020; Yalçın ve Özbaş, 2024). Tüm bu özellikler ve davranışlar kadınların özellikle çalışma yaşamında yeteri kadar var olamamalarına neden olan, kadınların kendisinden kaynaklanan ve kadınların kendi kendilerine koydukları önemli bir kariyer engeli olarak görülmektedir (Gündüz, 2017; Sneha ve Rahmath, 2018; Şahin, 2021). (https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/3980864)

Sindirella Kompleksi ile Nasıl Baş Edilir?

Sindrella Sendromu ile baş etmek için öncelikle kişi kendini farkına varıp özgürlük ve bağımsızlık korkusu ile yüzleşmesi gerekmektedir. Bu adımdan sonra ise kadının bağımsızlık korkusuyla baş etmesi için bu korkunun sebebi sayılabilecek özgüven düşüklüğü ve bağımlı kişiliğe yatkınlık gibi duygusal durumlar gözden geçirilmelidir.
Yine kadının kırılgan ve duygusal olmaya eğilimi de yetiştirilme tarzı ile açıklanabilmektedir. Kadınlara erkeklerden daha hassas davranıp bu şekilde yetiştirildiği için bu hassasiyet kadının daha zayıf olmasını sağlamaktadır. Erkek çocuk bağımsızlığa teşvik edilirken kız çocuk daha çok korunmaktadır. Anne ve babanın ilişkisi de çocuklara yön vermekte ve nasıl bireyler olacakları konusunda yol göstermektedir. Bu sebeple kırılgan, hassas ve her daim babanın yardımına ihtiyaç duyan bir annenin çocuğu da ona benzeyebilmektedir, .

Özellikle kadınların bu sendroma kapılmaması için yetiştirilme şekillerinin değişmesi gerekmektedir. Kız çocuklarını bir balon içerisinde erkeklere hizmet etmesi ve evde evleneceği adamı beklemesi için büyütmektense hayatı göstermek, çözüm odaklı olmayı öğretmek, hayattaki zorluklara da mutluluklara da şahit etmek, çocuğun başarısızlıklarına izin vermek ve bunun normal olduğunu öğretmek, bazen hayatın adil olmadığını ebeveynin yaşamından örneklerle göstermek ve erkek çocuklarına yapıldığı gibi güçlü, kendi başının çaresine bakabilecek bağımsız kız çocukları yetiştirmek oldukça önemlidir.

Sindrella sendromu ile baş etmek için en önemli adımlardan biri öz güveni ve öz değeri geliştirme adımıdır. Kişi kendi değerini fark etmeli, var olan yeteneklerine ve başarılarına odaklanmalı, kendini yetersiz gördüğü konular üzerine çalışmalıdır. Yine kişinin kendi potansiyelini keşfetmesi için yeni ilgi alanları edinmesi ve bunlar üzerinde gelişmeye çalışması gerekmektedir.
Bu durumla kendi kendine baş etmenin en hayati noktası kişinin tek başına hayatta kalacak yeteneğin ve gücün kendinde var olduğunu fark etmesidir. Bu farkındalık sonrası bağımlılıktan uzaklaşıp bireyselliğe adım atılmaktadır. Bireyselliği geliştirmek için tek başına bir yerde kahve içmek gibi küçük adımlar bile işe yaramaktadır. Zamanla bu adımlar gelişerek büyütülür ve kişi bireyselliği ile daha rahat olmaya başlar. (https://www.hiwellapp.com/blog/sindirella-kompleksi)

Farkındalık kazanmak, terapi desteği almak ve bağımsızlık geliştirme çalışmaları yapmak bu kompleksin üstesinden gelmeye yardımcı olabilir.

Sindirella Sendromu Ölçeği (SSÖ)

Kadın bireylerin bağımsız olmaktan korkma durumlarını değerlendirmek amacıyla Demir ve arkadaşları (2021) tarafından geliştirilen Sindirella Sendromu Ölçeği (SSÖ) yer almaktadır. Ölçekte beşli likert tipinde (1: Kesinlikle katılmıyorum, 5: Kesinlikle katılıyorum) 25 madde ve 3 boyut (cinsiyetçi tutum, sorumluluktan kaçış, kariyeri bırakma) bulunmaktadır. Ölçekte 25 ile 125 arasında elde edilen toplam puanın yüksek oluşu kadın bireylerin bağımsız olma korkusunun yüksek düzeyde olduğunu ifade etmektedir.

Sindirella Sendromu Ölçeği
Değerli Katılımcı, aşağıda bazı ifadeler yer almaktadır. Lütfen aşağıda yer alan maddelerdeki her bir ifadenin size uygunluk derecesini
1 (hiç uygun değil) ile 5 (çok uygun) arasında işaretleyerek belirtiniz.
1=Hiç Uygun Değil
2= Uygun Değil
3= Biraz Uygun
4= Uygun
5= Çok Uygun

Sindirella Sendromu Ölçeği

1. Ölene kadar evlilik sayesinde korunacağıma ve destekleneceğime inanıyorum. 1 2 3 4 5

2. Kadınlar evlendikten sonra kariyerleri ile ilgili hırslarını azaltmalıdır. 1 2 3 4 5

3. Bana göre erkek kadına kıyasla daha çok çalışmalı ve bir kadının geçimini sağlayabilmelidir. 1 2 3 4 5

4. Hayat zorlaştığı an pes edip bir erkeğin korumasına girebilmek kadınlara verilmiş büyük bir şanstır. 1 2 3 4 5

5. Hayatıma alacağım erkeği seçerken beni sorumluluklardan kurtaracak biri olmasına dikkat ederim. 1 2 3 4 5

6. Yalnız olmak yerine, bir eş’in/erkeğin gözetiminde güvende olmayı tercih ederim. 1 2 3 4 5

7. Kariyer hırsına fazlaca sahip olduğum takdirde “kadınsı” olmaktan çıkacakmışım gibi geliyor. 1 2 3 4 5

8. İlişkilerde erkek koruyan, kadın korunandır. 1 2 3 4 5

9. Ailenin temsilcisi erkek, yardımcısı ise kadındır. 1 2 3 4 5

10. Bir yuva kurmak, eş, anne olmak bana özgür ve bağımsız bir hayattan daha çekici gelir. 1 2 3 4 5

11. Kadın, eşinin başarısı söz konusu olduğunda özveride bulunmalı ve gerektiğinde kendi hayallerinden vazgeçebilmelidir. 1 2 3 4 5

12. Her kadının hayali bir gün bir erkek tarafından yaşamının daha güzelleştirileceğidir. 1 2 3 4 5

13. Her kadının kurtarıcısı bir “beyaz atlı” prensi olmalıdır. 1 2 3 4 5

14. Bir erkeğe bağımlı olma fikri beni rahatsız etmez, aksine kendimi korunmakta hissederim. 1 2 3 4 5

15. Kadın, eşine huzurlu bir çalışma ortamı sağlamakla yükümlüdür. 1 2 3 4 5

16. Hayatımdaki erkeğin bana sağlayacağı bir güvencenin hakkım olduğunu düşünüyorum. 1 2 3 4 5

17. Kendi hayatımın ve refahımın sorumluluğunu almak yerine, bunu hayatımdaki erkeğin yapmasını isterim. 1 2 3 4 5

18. Erkek, kadına rahat bir hayat sunmakla yükümlüdür. 1 2 3 4 5

19. Kadınların ilişki sorunlarını görmezden gelmesi, olabildiğince az sorgulaması ve bunlara katlanması gerekir. 1 2 3 4 5

20. Kadın söz ve davranışlarıyla erkeğin kendini üstün hissetmesini sağlamalıdır. 1 2 3 4 5

21. Bir kadın yaşlılıkta terk edilmemeyi güvence altına almak için, hayatındaki erkeğe karşı uysal ve özverili olmalıdır. 1 2 3 4 5

22. Bana göre kadının kendini geçindirmesi ve bağımsız davranışlar sergilemesi yerine, çekici, uysal, kadınsı olması daha önemlidir. 1 2 3 4 5

23. Kadın, kendini koruyup kollayan eşine karşı uysal olmalıdır. 1 2 3 4 5

24. Söz konusu evlilik olduğunda başarı ve mesleki hırslarımdan vazgeçebilirim. 1 2 3 4 5

25. Hayatımdaki erkekten tıpkı bir ebeveyn gibi beni korumasını, bana destek ve özen göstermesini beklerim. 1 2 3 4 5



Bir diğer değerlendirme aracı…

2.Toplumsal Cinsiyet Algısı Ölçeği (TCAÖ TCAÖ bireylerin toplumsal cinsiyet algılarını değerlendirmek için Altınova ve Duyan (2013) tarafından geliştirilen bir ölçektir. 5’li Likert tipinde olan ölçek 25 maddeden oluşmaktadır. Daha sonra Esen, E., Öztürk, B. ve Siyez, D. M. (2018) tarafından Toplumsal Cinsiyet Algısı Ölçeği ergen formunun geçerlik ve güvenirlik çalışması yapılmıştır. Ölçeğe verilebilen yanıtlar 1 (tamamen katılmıyorum), 5 (tamamen katılıyorum) arasındadır. Ölçekten alınan toplam puanın yüksek çıkması bireylerin eşitlikçi bir toplumsal cinsiyet algısına sahip olduklarını göstermektedir. Ölçekte 2.,4.,6.,9.,10.,12.,15.,16.,17.,18.,19.,20.,21.,24 .ve 25.maddeler ters puanlamaya sahip maddelerdir..

Toplumsal Cinsiyet Algısı Ölçeği Ergen Formu

Aşağıda yer alan ifadelere ne derece katıldığınızı “Kesinlikle katılmıyorum”, “Kısmen katılmıyorum”, “Kararsızım”, “Kısmen katılıyorum”, “Kesinlikle katılıyorum” seçeneklerinden biri ile belirtiniz. Lütfen hiçbir soruyu cevapsız bırakmayınız. Tamamen Katılmıyorum Katılmıyorum Kararsızım Katılıyorum Tamamen Katılıyorum

1. Evlilik, kadının çalışmasına engel olmaz.
2. Kadın sadece ailesinin ekonomik sıkıntısı varsa çalışmalıdır.
3. Çalışan kadın da çocuklarına yeterinde zaman ayırabilir.
4. Kadınlar anne olduktan sonra çalışmamalıdır.
5. Kadınlar evlendikten sonra çalışmamalıdır.
6. Çalışma hayatı kadının ev işlerini aksatmasına neden olmaz.
7. Çalışan bir kadın hayattan daha çok zevk alır.
8. Kocası izin vermiyorsa kadın çalışmamalıdır.
9. Kadınlar yönetici olabilir.
10.Çalışan bir kadın kazandığı geliri eşine vermelidir.
11.Çalışan bir kadın çocuklarına daha iyi anne olur.
12.Erkekler de çamaşır bulaşık gibi ev işlerini yapmalıdır.
13.Kocasız kadın sahipsiz eve benzer.
14.Bir ailenin gelirini erkekler sağlamalıdır.
15.Kadınlar kendi başına ticarethane gibi yerler (kafe, market, emlakçı gibi) açmamalıdır.
16.Kadınların birinci görevi ev işlerini üstlenmektir.
17.Bir kadın kocasından fazla para kazanmamalıdır.
18.Kız çocuklarına da erkek çocuklar kadar özgürlük verilmelidir.
19.Bir kadın kendi haklarına sahip olabilmek için gerekirse kocasına karşı çıkabilmelidir.
20.Ailedeki önemli kararları erkekler vermelidir.


KAYNAKÇA

Akkaya, B. (2020). Sindirella kompleksi. N. Cemaloğlu (Ed.), Sendromların eğitim ve yönetime yansımaları: Mitolojiden kurama (ss. 79-102). Pegem Akademi
Akkaya, B. (2023). Psikomitolojik bir sendrom: çalışma yaşamında andromeda kompleksi ve boyutları. Journal of Qualitative Research in Education, 33, 276-299. Doi: 10.14689/enad.33.1700
Altınova, H. H. ve Duyan, V. (2013). Toplumsal Cinsiyet Algısı Ölçeğinin Geçerlik Güvenirlik Çalışması. Toplum ve Sosyal Hizmet Dergisi, 24(2), 9-22.
Atsan Çakır, E., Vural Batık, M., Çakır, E. (2023). Kadınlarda bağlanma stilleri ve Sinderella Sendromu. Elektronik Sosyal Bilimler Dergisi, 22(88), 1653-1666. doi:10.17755/esosder.1276457
Çakır, E. A., Batık, M. V., ve Çakır, E. (2023). Kadınlarda Bağlanma Stilleri ve Sindirella Sendromu. Elektronik Sosyal Bilimler Dergisi, 22(88), 1653-1666.
Gündüz, Ş. (2017). Kariyer basamaklarında kadının düşmanı olarak kendisi: Süper anne sendromu, görünmez kadın sendromu ve külkedisi sendromu. Karadeniz, (35), 84–94.
Gündüz, Ş. (2017). Kariyer basamaklarında kadının düşmanı olarak kendisi: süper anne sendromu, görünmez kadın sendromu ve külkedisi sendromu. Karadeniz, 35, 78-88.
Lee S, Park J, 2021. Childhood emotional neglect and dependency patterns in adult women: Implications for the Cinderella Complex. J Womens Psychol, 36, 512-28.
Maçkalı Z, Gökdağ C, Toksoy ŞE, 2025. The structural associations among childhood traumas, attachment dimensions, and relational needs. Curr Psychol, 44, 13367-77
Saha, S. ve Safri, T. S. (2016). Cinderella complex: Theoretical roots to psychological dependency syndrome in women. The International Journal of Indian Psychology, 3(3), 118- 122.
Yalçın, E., Özbaş, M. (2024). Eğitim yönetiminde sorun olarak: Sindrella Kompleksi ve Türkiye’ de bu bağlamda yapılan lisansüstü çalışmalar, bilimsel araştırmalar. Uluslararası Eğitim Bilimleri Dergisi, 11 (38), 42-56.
Yıldız, D. (2022). Kadınların kariyer hayatlarında yaşadıkları sendromlara stratejik bakış açısı. İçinde Tüm Yönleriyle Yönetim ve Strateji: Karabulut Ş. (ed). Ekin Basım Yayın Dağıtım.
Korkmaz, M. (2024) Kadınlarda Toplumsal Cinsiyet Algısı ile Sindirella Sendromu Arasındaki İlişki . yüksek lisans tezi .Ondokuz Mayıs Üniversitesi, Kadın Araştırmaları.
Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"Sindirella Sendromu" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Uzm.Psk.Dnş.Banu BEYAZ'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Uzm.Psk.Dnş.Banu BEYAZ'ın izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     Beğenin    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Yazan Uzman
Uzm.Psk.Dnş.Banu BEYAZ
İstanbul
Uzman Psikolojik Danışman
TavsiyeEdiyorum.com ÜyesiTavsiyeEdiyorum.com'u sıkça ziyaret ediyor.
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Uzm.Psk.Dnş.Banu BEYAZ'ın Yazıları
► 2 Yaş Sendromu Psk.Burcu BAŞOĞLU KUNDAK
► 2 Yaş Sendromu Psk.Burçak ERİTMEN YEŞİLTAŞ
► 2 Yaş Sendromu Var Mı, Yok mu? Psk.Ramazan ŞİMŞEK
► Down Sendromu Psk.Esra AYVALI ÇETİN
► 2 Yaş Sendromu Psk.Tülin AKYÜREK ÇİZER
► 2 Yaş Sendromu Psk.Gülçin DÖNMEZ FİDAN
► Down Sendromu Hanife TETİK
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 20,277 uzman makalesi arasında 'Sindirella Sendromu' başlığıyla benzeşen toplam 41 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
► Üç Ayrı Tarz Ana-Baba Tutumu PDF Şubat 2026
► Psikolojik Kırılganlık Şubat 2026
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


15:03
Top