2007'den Bugüne 93,686 Tavsiye, 28,454 Uzman ve 20,282 Bilimsel Makale
Yeni Tavsiye Ekleyin!



Geleceğin Eğitimi: Çağımıza Uygun Eğitimde Yapılanmalar
MAKALE #23549 © Yazan Psk.Halil TÜRKMEN | Yayın Şubat 2026 | 147 Okuyucu
DEMOKRATİK VE ÇAĞDAĞ EĞİTİM, GELECEĞİN EĞİTİMİ


Bu makale 1980 yıllarından başlanarak, ağırlıklı olarak 1990-2000 yılları arasında yazımını tamamladığım “Çağdaş, Bireysel ve Yönlendirici Eğitim Dizgesi/Sistemi adlı yapıtımdan, ÜLKEMİZDEKİ EĞİTİM SİSTEMLERİ ve ÜLKEMİZDE NASIL BİR EĞİTİME İHTİYAÇ OLDUĞU Ana Konularının özetlenmesini içermektedir. Bu yapıt 2003 yılından beri herhangi bir değişiklik yapılmadan GELECEĞİN EĞİTİMİ, geleceginegitimi kişisel web sitemde yayımlanmaktadır. (O yıllarda düzenlenen web sitelerine giriş yapılması, düzenlenmesi vb. özellikler bulunmuyordu) Bu nedenlerle 2003 sonrası Türk Eğitim Siste mindeki düzenlemelerden oluşan, bu makalemde yer alan ÇAĞDAŞ VE DEMOKRATİK EĞİ TİMDEN SAPMALAR Ana Başlıklı Bölüm, Son yıllarda iktidarın her geçen yıl yeni düzenlemelerle Eğitimimizi Çağ Dışına attığı, bireyler arasında ayrıcalıklarla yaptığı, kalifiye ve gelişmiş bilim adamlarının “YURDIŞINA GİTMEYE MAHKUM EDİLDİĞİ eğitimde “KARANLIK YILLAR” ve ülke ekonomisi ve halkımız için “KARA DÜZEN” olarak anılan 2020 yıllarında; bu yapıtın basımında eklenecek düzenlemeleri ve eklentileri kapsamaktadır. Ancak bu yıllarda da basımı yapılamayınca, yapıtımın basımında eklemek üzere tavsiyeediyorum.com sitesinde” yer alan profilime; eğitimcilerin ve halkımızın bilgisine sunmak için eklenmiştir.

Aynı konuda 1980 Faşist Askeri Cunta Darbesi, 15 Temmuz Kalkışması ve sonrası Eğitim Sistemimizde yapılan düzenlemeler, bu yapıtta; ülkemizdeki insanlara verilen psikolojik ve ruhsal tahribatlara ise 2012 yıllarında, Kendimin geliştirdiği Strese Eğilim, Strese Dayanıklılık, Unutkanlık, DEHB, Türkmen Kişilik Envanteri, Özgül Öğrenme Güçlüğü-Disleksi, Duygusal Zeka-EQ, Eğitsel ve Psikolojik Testlerimi, GAÜ İşbirliği ile bu yapıtlarıma katkı sunacak ve Objektif Belirlediğim Gaziantep İli ve Merkez ilçelerindeki değişik semtlerdeki, farklı yapılara sahip liseler ve GAÜ Psikoloji öğrencilerinden oluşan örnekleme Test ve Yeniden Test Yöntemi ile sunularak, sonuçlar Bilimsel Yöntemlerle, İstatistiksel ve Betimsel olarak değerlendirilmiş; Geçerliliği ve güvenirliği yüksek bulunmuştur. Yaptığım Bilimsel Araştırmalarımın sonuçları, elde edilen veri ve bulgular sonucu; bu yapıtlarda düzenlemeler yapılarak, tamamladığım; 1-YAŞAMINIZI ZEHİR EDEN İZLERİ TEMİZLEMEK-BASIM-2017, 2- ÇAĞIMIZIN VEBASI STRESLE MÜCADELE-BASIMI-2021 de, 3-YAŞAMINIZI UZATMANIN SIRLARI, 4- İNSAN DENİLEN GİZEMLİ MAHLUK (Kişilik Çözümlemeleri) basılmak üzere hazırlanarak, psikolojik içerikli bu yapıtlarımda, toplumumuzun özellikle emekli ve dar gelirlerin, gençlerimizin ve öğrencilerimizin, muhalif siyasilerin…. Baş başa kaldığı sorunlar ülkemiz koşullarında yaşanan sorunlara psikolojik tanılar, tahliller ve açıklamalarla ayrıntılı olarak yer verilmiştir.

Çağdaş Eğitimin Basamakları/ Aşamaları, Küçük yaşlarda Kreş sonrası 4 ya da en geç 5 yaşlarında Ön Eğitim, 5 ya da 6 yaşlarında Okul Öncesi, İlköğretim, Ortaöğretim, Yükseköğretim basamaklarından oluşmaktadır. ( 4 yaşın dan başlayarak, en erken 6 yaş 6 aylıkken ilköğretim (İlköğretimin ilk kademelerinde 4. Sınıftan itibaren bireylerin yetenekleri, ilgileri ile belirlenmeye başlanmakta 14 yaşlarında ya da en geç 14 yaş sonunda yönlendirme yapılmalıdır) Öğrencilerin 4 ile5 yaşlarında, ilgileri uçarı da olsa bazı ilgilerini eğitimin çeşitli kademelerinde kalıcı olarak göstermeleri ( Özellikle, yeteneği varsa; yabancı dili basit olarak taklit yolu ile öğrenebileceği için yeteneklerinin keşfedip belirlenmesinde kolaylıklar sağlanmalıdır.) Ailelerce, yakın çevrece ve eğitimi süresince çocukların bu ilgileri desteklendiği, ödüllendirildiği, ilgili olduğu konularda olanaklar tanındığı, uygun ortamlar bulduğu ve bundan dolayı aile içinde, akran çevresinde yerinin daha önemsendiği hissettirilmekle kalınmayıp, sağlıklı pekiştirildiğinde; bu ilgileri kısa sürede yeteneğe dönüşmektedir. Tam tersi durumda bu ilgiler süreç içinde körelebilmekte, koşullar oranında farklı ilgilere yönlendirmeler olabilmektedir. Bu nedenlerle ilgi, istidat, yetenek vb. Bireysel Ayrıcalıklarına uygun ortaöğretim/lise programları/alanlarına uygun yönlendirme ilköğretimin ikinci kademesi yani 8. Sınıfın sonunda ( 2. Dönem) isteklerine uygun yapılmalıdır. Özellikle ortak alan derslerindeki, IQ-Akademik Başarı dikkate alınarak, Çok Programlı Lise Alan/ Programlarına; Akademik Başarıdan çok EQ-Duygusal Zeka ( Yetenekleri ve Bireysel Ayrıcalıklar) dikkate alınarak, Mesleki, Mesleki Teknik/Teknoloji Program/Alanlarına; Bunların dışında kalan ve kısa sürede meslek sahibi ve üretken olmak için İşe ve Hayata Hazırlayıcı programlar/ Alanlara eş söyleşiyle san’ at yani ata mesleklerine yönlendirme yapılmalıdır. Yapılan bilimsel araştırmalar sonucu her alanda, her ilde ihtiyaçlar ve ülke genelinde programlar belirlenir.( Devlet İstatistik Enstitüsü, Devlet Planlama Teşkilatı, Üniversitelerin Bilimsel Araştırmaları dikkate alınır) Belirlenen bu programlarda arz talep durumu dikkate alınarak, kontenjanlar belirlenir ve öğrenciler, Yönlendirme Kurulunca, her alana geçiş derslerinde ki not ortalamaları dikkate alınarak; Yükseköğretim/Üniversite Programlarına alanları ile ilişkili sınavsız geçişleri sağlanır. Eş söyleşiyle her alana/programa uygun olan ve belirli koşulları olan öğrencilerin her türlü dikey ve yatay geçişleri ve üst programlarla uzmanlaşmasının koşulları önceden düzenlenmelidir.

Dünyadaki tüm eğitimcilerin kabul ettiği, değişmez bir gerçek vardır. Her bireyin doğuştan getirdiği farklı bir potansiyeli yani bireysel özellikleri vardır. Her bireyde farklı olan bu potansiyel güç, eş söyleşi ile yetenekle; bilgi birleşimi kabiliyeti oluşturmaktadır. Kabiliyetler çevresel faktörlerle şekillenir. Yani ilgi ve yetenekler bilgiden yararlanma gücü ile orantılı yeniden şekillenerek, kabiliyetleri oluşturur. İkinci farklılık zihinsel-bilişseldir. (l Q de denilen Akademik Zeka ) ilgi, değer, duygu mizaç ve kişilik vb. bir çok farklılıklar bireyden bireye değişir. Bir diğeri her bireyde farklı olan bu özellikler ise Duygusal Zekayı oluşturur. (EQ) İşte her bireyde farklı, farklı olan bu özelliklerin tümüne; bireysel farklılıklar diyoruz. Bu farklılıklar her bireyde farklı oranlarda değişiklikler gösterir. ( Özdeş ikizlerde bile bazı farklılıklar olabilir) Bu nedenle her bireyin güçlü ve zayıf yönleri olduğu unutulmamalıdır. Her bir öğrencinin tüm bu bireysel özellikleri ve koşulları dikkate alınarak, diğer bir değişle güçlü ve zayıf yönleri, kabiliyeti, yeteneği, ilgisi ve isteği dikkate alınarak; uygun alanlara yönlendirildiklerinde, istekli oldukları alanda çabayı göstereceklerinden, koşulları uygun, istedikleri programlara yönlendirildiklerinde; başarı da kaçınılmaz olur. Tersi ise başarısızlık meydana getirir.

ÇAĞDAŞ VE DEMOKRATİK EĞİTİMDE, YAPILACAK DÜZENLEMELER

Bilhassa eğitim, Bilgi ve Teknoloji Çağı koşullarına göre düzenlenmelidir. Bilgi Çağı bireyleri ön plana çıkarmaktadır. Bilgiyi insanlar, ürünü makineler üretir. Bu nedenle her alanda bilimden, teknolojiden, iletişimden vb. Çağa uygun yararlanmak eğitim sisteminin esaslarını oluşturmalıdır.

Çağdaşlaşmanın Atatürk’ün dediği gibi “Medeni ve Gelişmiş Ülkeler seviyesine gelmenin” koşulu, her alanda makineleşmeden, robot teknolojilerinden, sanayii ve endüstrinin yararlanacağı teknolojik araç ve gereçleri, Otomobil, Uçak, Silahlı Kuvvetlerinin Araç ve gereçleri, bilgisayar, uzay bilimleri alanında, denizcilik alanında ….. gelişmelerin, eğitim sistemimize adaptasyonundan ve buna uygun Çağdaş Programların oluşumundan geçmektedir. Çağdaş, gelişmiş, kalkınmış bir ülke olmanın ön koşulu her türlü çağın teknolojilerini dışardan alan değil; Çağın teknolojik Gelişmelerine ve geleceğe uygun eğitim programlarında, kendi gücü ile yapan ve üreten; diğer taraftan markalaşan Özel Türk Firmalarına kolaylıklar sağlayıp teşvik ederken, bazı stratejik olanları da devletleştirmek esas alınmalıdır.

Her Alanda Çağdaşlaşmanın ve Çağdaş Eğitimin amacı bu olmalıdır…

Programlar yöresel ve yerel olmalıdır. Ülkemizdeki iklim koşulları ve toprak analizi sonuçları ve birçok bilimsel çalışmaların dikkate alınarak mesleki eğitim yapılandırılmalıdır. İleride ayrıntılı olarak açıklanacağı gibi yörelerin, illerin coğrafi konumları, gelişme durumları ve gerçeklikleri dikkate alınarak, öncelikli o yörede işe yarayacak mesleki ve mesleki teknik eğitim programlarına yerinde eğitim ve uygulama dikkate alınarak; ağırlık verilmelidir.
Ülkenin, bölgenin ve bulunduğu ilin koşullarına uygun, ihtiyaç duyulan meslekler de ara gücü ve nitelikli kalifiye elamanların yetişmesini hedefleyip, gerçekleştirmelidir. Süreç içinde uzmanlaşmaları sağlanmalıdır.

İllerden, yörelere; yörelerden, bölgelerin, özellikleri, koşullarından; bölgelerden Türkiye Genelinde ülkemiz koşul ve ihtiyaçlarına uygun ve ülkemizin genel ihtiyaçlarına uygun tüm alanlara / programlara yer verilerek; ekonomi, istihdam, üretim gibi sorunlarını çözücü, her bireyin üretken hale getirildiği ve bunun sonucu illerden başlanarak, ülkemizin üst düzeyde gelişimine katkı sağlayacak biçimde genel bir seferberliğin başlatılarak, eğitim programlarının ihtiyaç, işe yararlılık toplum yararı gibi üretkenlik gibi koşulları ön plana alacak şekilde yeniden düzenlenmelidir.(DPT) Programlar ağırlıklı olarak yöresel ve illerin koşullarına uygun yerel olmalı ve ülke genelinde daha az sayıda ihtiyaçlara uygun programlara yer verilirken; özelliği yönünden bu güne ve geleceğe yönelik ülkemiz talepleri karşılayacak özellikte olmalı; süreç içinde dünya ülkeleri ile yarışacak koşulların oluşturulması, olmazsa olmazlarımızdan olmalıdır.

Programlar, öğrencinin işine yaramayan, yaşantısında ve gelecekte kullanamayacağı, lüzumsuz bilgilerden arındırılmalı; öğrenciyi bıktırıcı, soğutucu yıldırıcı ve ağır müfredatlar bakımından, topluma yararlı birey olmanın gereklerini çağdaş insanı profilini oluşturucu, temel bilgi ve kültürün aktarıldığı insani özelikleri kazandırmaya yönelik bilgiler dışında gereksiz bilgilerden arındırılıp, sadeleştirilecek, şekilde gerekli içerik ve süre düzenlemeleri yapılmış olmalıdır.

Dünya ile entegrasyonun sağlanmaya çalışıldığı ve ülkemizin AB’ ye geçiş sürecinde yaşadığımız, ulusların globalleşmeye çalıştığı bir çağda yaşıyoruz. Bu çağa geçişte, globalleşen dünyada yerimizi almamız gerekmektedir. Bu amaçla insanlarımızın kendi yakın çevresinden başlayarak, ülkemizde, Avrupa Ülkelerine ve dünyaya uyum sorunlarını yaşamaması için eğitim sistemimizi, bugün İskandinav ve Avrupa Topluluğu ülkeleri ile ( özellikle Almanya’da) uygulanan yönlendirme boyutu ve ABD ’de uygulanan bireysel-yerel boyutu da dikkate alarak, İllerden başlanarak, Bölgelerimizin koşulları dikkate alınarak, ülkemiz koşulları ile birleştirilip, illerimize ve yörelerimize uygun mesleki, teknik ve işe hayata hazırlayıcı programlarının eğitimde yapılacak düzenlemeleri n hayati olacağı ve önemsenerek, gerçekleştirmenin gerekliliği öncelikli olarak ön plana alınmalıdır. Ayrıca bu günkü eğitim sistemi ve eğitim şekli bireylerin kendilerini her zaman geliştirip, yenilemesine olanak tanımamakta ve bu nedenle topluma yarar getirecek, üreterek üretime katkıda bulunup ülkesini geliştirmeyi sağlayacak bireyler topluma kazandıramamaktadır. Bunun yerine diplomalı işsizler ordusunu yetiştirilmektedir. Bu durum ülkemizde büyük sorunlar yaşamamızla kalmamakta, dünya ülkelerince yanlış tanınmamıza Avrupa ve Dünya ile entegrasyonda güçlükler yaşamamıza neden olacaktır. Eskiden olduğu gibi DPT ve 5 Yıllık Kalkınma Planları ve Devlet İstatistik Enstitüsü ( Sonradan TUİK olmuştur) verileri dikkate alınarak Türkiye’ deki her aşamada ki özellikle Mesleki ve Mesleki Teknik Eğitim ve Yükseköğretim Programına kaydı yapılan öğrenciler, kaydı yapıldığı ve mezun olacağı yıl dikkate alınarak; yapılan planlama ile mezun olduğu an sınavsız istihdamı sağlanmalıdır. Bu hususun, Milli Eğitim Politikası olması için yasal düzenlemeler yapılmalıdır) DDK İşlerlik kazandırılarak, denetleme önemsenmelidir.

Süreç içinde dünyadaki eğitim birliğine geçişte, her yörenin ve ilin eğitim koşulları uygun programlarda, çocuklarımızın ve gençlerimizin bireysel özelliklerine uygun çok değişik programlardan mezun olmaları dikkate alınarak; yetiştiği programlarla ilgili mesleklerde istihdam edilmeleri sağlanmalıdır. Üretken ve bulunduğu ilin üretimine katkıda bulunacak kalifiye elemanlar yetiştirerek, toplumun ülkenin kalkınmasına çalışarak katkı sunacak ve daha çok çalışarak; ancak her bireyin çalışması ile ülkemizin kalkınacağı ve gelişmiş ülkeler seviyesine erişeceğimiz asla unutulmamalıdır.


İlerde ayrıntılı değineceğim, yıllarca haksızlığa uğrayarak, elenen ve mağdur edilen üniversite mezunu genç lerimizin mağduriyetleri giderilmeden yani hakları teslim edilmeden, atamalarda ve istihdamda başlangıçta liyakat dikkate alınmamalıdır. Süreç içinde mağdurların mağduriyeti giderildikten sonra her kademede eğitim programlarının kontenjanları ihtiyaçlara uygun belirlendikten sonra kendiliğinden liyakat gerçekleşecektir. En önemlisi de her alanda belirlenen ihtiyaca uygun programlardan mezun olan gençlerimiz, il, bölge ve ülke ihtiyacımızı karşılayacağından; atamalarda Liyakat a gereksinim bile kalmayacaktır. Atatürk’ün de belirttiği gibi “Türk Milleti çalışkandır. Türk Milleti Zekidir….” Bizim insanımız kendilerine iş olanağı verildiğinde, çalışarak ülkesine katkıda bulunacaklardır. Ülkemiz kısa sürede çağdaş ve kalkınmış ülkeler arasında yer alacaktır.

Eğitim her kademede karma olmalıdır. Karma eğitim, kız erkek ayrımına gidilmeden sınıf ve dersliklerde birlikte eğitim yapılmasıdır. Pedagojik yönden ve bireylerin sosyalleşmesi, insan ilişkilerinin gelişimi, ayrımcılık ve farklılık duyguları yerine eşitlik duygularını geliştirdiği için çok sayıda yararı bulunmaktadır. Kız ve erkek ayrımcılığı birçok konuda olumsuzlukla birlikte ayrımcılığa ya da dışlanmaya kapı aralamakla kalmaz, cinsel ayrımcılığı, akranlar arası sosyalleşmeyi, sağlıklı aile yapısının oluşumunu vb. Engelleyerek, birçok olumsuzlukları tetikler. Bu durum göz ardı edilmemeli, önemsenerek karma eğitim eğitimde olmazsa olmazları oluşturmalıdır. Sosyalleşme ve sağlıklı bir toplum yapısı, karma eğitimden geçer… Bu nedenle, günümüzde ve gelecekte de kız ve erkek öğrencilerin bir arada eğitim aldığı; karma eğitim, esas alınmalıdır.

Bilgi Çağını yaşadığımız şu günlerde, bilginin kazanılması kadar bilginin üretilmesi ön plana gelmiştir. Bilginin üretilmesi ile de bilgili, donanımlı bireylerin yetiştirilmesinin; önemini arttırmıştır.

ÇAĞIMIZIN ROBOTLARI, AKILLI MAKİNALARI VE YAPAY ZEKA

Aslında yapıtımın konusu olmayan ve benim alanıma girmeyen; ancak Çağdaş Eğitim Sistemlerinde, dünyadaki bilim, teknoloji, bilişim vb. Alanlarda çağdaş gelişmelere uygun her alanda gelişmeler eğitim le doğrudan ilişkili ve bağlantılı olduğu dikkatler alındığında; ülkemizin dünyadaki gelişmelere seyirci kalamayacağı, ihtiyaçlarını dışarıdan alan Dışa Bağımlı bir ülke olmaktan çıkarak çağı yakalayabilmesi için çağdaş gelişmelere uygun acilen eğitimden başlanarak endüstri, bilim, teknoloji, bilişim, dijital, iletişim vb. birçok alanda değişimler sağlaması gelişmesi ve kalkınması için zorunlu ve kaçınılmaz olmaktadır. Daha doğrusu çağa uygun robot teknolojilerinden ve yapay zekadan her alanda yararlana bilmesi öncelikli eğitilmiş ve donanımlı elemanlarla yani insan gücü ile gerçekleşmektedir.

Bu nedenle her türlü gelişme, değişme akla geldiğinde eğitimin önemi yadsınamaz düzeyde önem kazanmaktadır. Özellikle ülkemizin tarım ve hayvancılık alanlarından başlanarak, üç tarafı deniz olduğu dikkate alındığında denizcilik, deniz teknolojilerinden en üst düzeyde yararlanmamız gerektiği, bunun içinde robotlara gereksinim duyulduğu, endüstri alanında ve havacılık, savunmaya yönelik hava teknolojileri ve robotlarına ihtiyaç bulundu ğu; kısaca her alanda fabrikaların, üretim tesislerinde robotlara ihtiyaç duyulduğu, aşağıda robotlar ve yapay zeka konusundaki verdiğim kısa bilgiler incelendiğinde, önemi daha iyi anlaşılacaktır. Bu nedenle öncelikli bunları kullanacak ara gücü elemanlarına, yetişmiş üst düzeydeki kadrolara olan ihtiyaçlarımızın eğitimle sağlanacağı, bu nedenle de Mesleki, Mesleki Teknik yani Teknoloji ve İşe Hayata Hazırlayıcı her kademedeki okul türlerinin her kademesi ve aşamasında, robotlara ve yapay zekaya ihtiyaç duyulmaktadır.

Çağımızda ürünün çabuk, kaliteli ve seri üretimini makineler, çağın makinelerini üretmek için gerekli bilgiyi ise alanında nitelikli yetişmiş insan gücü üretmektedir. Bilginin üretiminde, nitelikli bilginin üretilmesi esas alınması gelişmede zorunlu olmaktadır. Tüm bu nedenlerle çağımızda, insanlar edindikleri nitelikli bilgilerle, ürettikleri makinelerden ya da robotlardan yararlanarak; nitelikli üretimi gerçekleştirmektedirler. Nitelikli bilgi, insanın nitelikli yetişmesi ve yetiştirmesi ile gerçekleşir. İnsanın iyi yetişebilmesi, kendini gerçekleştirip, kanıtlayabilmesi, bireysel ayrıcalıklarına uygun hazır lanmış çağdaş eğitim programları ile gerçekleşir. Bu amaçla her bireyin bireysel ayrıcalıklarına uygun yetiştirilmesi, gelişmeleri ve üretken bireylere dönüşümleri; çağımızın eğitim sistemlerinde hedeflenmekle kalınmamalı; çağdaş eğitimin olmazsa olmazlarını oluşturmalıdır. Yine günümüzde teknolojinin gelişmesine paralel olarak yapay zeka ile ilgili yapılan çalışmalar artmaktadır. Ben bu konuda ülkemizde yapılan bazı bilimsel araştırmalardan alıntı yaptığım ve Çağımızın Ürünleriyle ilgili açıklamalar yapmayı okuyucularım adına borç bildiğim için bu bölümde açıklamalar yaparak, aslında günlük hayatta kullandığımız, hatta belki de robotlar ve yapay zeka konusunda bildiğiniz bir konuyu, yeri gelmişken ne kadar önemsememiz gerektiğini vurgulamaya çalışacağım.

Çağımızda dünyamızın bilim, teknoloji, bilişim, elektronik, sanayii endüstri vb. Birçok Alanda baş döndürücü bir hızla geliştiği; bu gelişmelerle bağlantılı olarak her türlü kara, deniz ve hava araçlarının geliştirilmesi; çağa uyarlanarak insanlara yararlı hale getirilmesi zorunlu hale gelmesi Robotların ve Yapay Zekanın, Endüstride 4.0, Tarım ve Çiftçilikte, Eğitimde, Sağlıkta, Lojistik ve Konaklamada ve yol bulma hizmetleri, Parekende Şirketlerin de, İntel Makine Görüşü Sistemlerinde, Montaj, Kaynak, Depo Güvenliği, Akıllı Şehirler vb. Yüzlerce alanda ve sektörde kullanılmasının önemini arttırmıştır. Depolama, büyük verileri işleme, yükleme, kimlik doğrulama, yetkilendirme, yapay zeka süreçleriyle bakım ve değerlendirmeleri ( IoT) gerçekleştirilir. Her Makine ve Robot KUKA ek bilgileriyle zenginleştirilir. Yapay Zeka Endüstride 4.0′ la Geleceğin Akıllı Teknolojileriyle, Robotlar Arası İletişim Makineleri bağımsız öğrenmeye kendi başlarına üretim yapma ve üretimin daha verimli hale gelme sini sağlamaktadır. Sonuç olarak günümüzde Güney Kore, Almanya, Japonya başta olmak üzere birçok ülkede özellikle sanayii başta olmak üzere yukarıda belirttiğim alanlarda Akıllı Robotlar kullanılmaktadır. Robotlar öğretil miş işlemleri ve hareketleri, çok daha güvenli, hızlı ve ekonomik şekilde yapmak için tasarlanmış mekanik sistem lerdir. Robot teknolojisinin doğuşu, tehlikeli, kirli ve zor işleri insan yerine yapacak bir makine talebine dayan maktadır. 10.000 işçiye karşı 300 robot yukarda adı geçen ülkelerde kullanılırken, bizdeki sayının 9 ile 10 civarında olması bu alanda ne kadar geride olduğumuz gerçekliğini vurgulamaktadır.

Yapay Zeka, canlıların ve insanın davranış biçiminden esinlenerek, insansı davranışları gösterme, sayısal olarak mantık sağlama, hareket, konuşma ve ses algılama gibi pek çok yeteneği beraberinde taşıyarak; bu sayede yazılım ve donanım sistemleri bünyesinde barındırır. Özellik bakımından, canlı bir organizmadan yararlanma dan, tümüyle yapay araçlar ile oluşturulmakta ve insana özgü davranışlar ve hareket ler göstererek, makinelerin çalışma sistemiyle çalışan teknolojik bir özelliğe sahiptir. Sistemlerin modelleme çalışmasının, zeka bilim ve teknolojiyi bir araya getiren; insanların iş yükünü hafifletmesinin yanı sıra insansı özellikleri de kopyalayarak; kendisinde bir karakter ve düşünme yetisinin oluşmasına izin veren Yapay Zeka Üreticileri ileride yaşanabilecek sorunların oluşmasına da zemin hazırlamaktalar. Bu nedenlerle bir çoğunu okuyucularımın tanıdığı ve yaşamında her alanda kullandığı, Yaygın Robot Türleri hakkında çok kısa bilgiler vermek istiyorum.

1- Veri ve Endüstri Robotları: Genelde “Öğrenmeyi Öğrenmektedir.” Ancak sümile ederek veri topla ma, aktarma ve robot etkileşimi işlevlerinde güçlükler ve bazı sorunlar yaşanmaktadır. Bunun giderilmesi ve ortadan kaldırılmasını sağlamada, çağımızda Optemize Edilmeleri ve Programlanmaları gerekmektedir.. 2- Sümülasyon Operasyon Teknolojisi, 3- Edge Ağ Geçidi, 4- Hücre Ağı Yöntemleri: Gerçek nesnelerin bilgileri mevcut durumda toplanır, birleştirilir, sıkıştırılır ve şifrelenir. Ayrıca Edge Ağ Geçitlerini mevcut üretim tesislerine kolayca entegre edebilir ve Edge üzerinden Bulut ile İletişim Kurabilmesi böylece onları yeni Dijital Dünyaya bağlayabilir. Belirleyici gerçek zamanlı iletişim ve uzaktan bakım yapma sağlanabilmektedir. 5- Otomatik Yönlendirmeli Araçlar ve Otonom Mobil Robotlar 6-Sensörlü ve Kameralı Teknoloji Donanımlı Robotlar: Farklı ortamlarda serbestçe dolaşan yönlendirmeli ve tanımlanmış malzeme, koli ve yükleri taşıma vb. işlevlerle insanların işlerini kolaylaştırmaktadır. Yani kısa zamanda daha çok işler yapılmaktadır. Ağırlıklı olarak endüstride kullanılan 7- Orta Ölçekli Makinelerden dijitalleşmenin öncüsü KUKA dır. Dijital Teknolojilerle üretimi birleştirerek, Endüstri Platformu oluşturarak; Endüstride 4.0 yakalayıp, gerçekleştirmeye katkı sunmaktadır.

Çağımızda Geleceği Belirleyecek ve Öncelikli Kullanılacak ve kullanılmakta olan Robotlar: 1-Shimon: Müzik dinleme, taklit etme, doğaçlama yapma ve el sallama özelliklerine sahiptir. Süreç içinde daha fazla özellik ve donanım yüklenebilir. Yüklenen binlerce şarkıdan esinlenerek, beste ve yeni müzikler yapan Robot Türleri de bulunmaktadır. 2- Restoranlarda Kullanılan Akıllı Teknolojiler: Turizm sektöründe kullanılan, Robot Restoranlar, yiyecek ve içecek işletmelerindeki yemek, fiyat, servis, personel, atmosfer, deneyim, temizlik, Robot Gar son, Robot Aşçı ve akıllı uygulamaları, robotlar alarak; insan gücünün yerini almaktadır. 3-Biyonik Karıncalar: Hayvanlar Alemindeki ekip çalışması, işbirliği ve koordinasyonu, özellikle karıncalardaki Otonom Düşün meyi geleceğin fabrikalarına getiriyorlar. 4-Ocean One: Dalgıç ve dalış robotu olarak, tehlikeli bölgeye doğru inerken, operatörü yüzeyde eli bile ıslanmadan durarak bir bilgisayar ekranından gözlemleyip, mercan kayalıkları keşfede biliyor, denizdeki petrol kulelerini inceleyebiliyor, insanlar için riskli yerlere gidebiliyor. 5- Kullanılan Uygulama Alanlarına Göre Robotlar: Endüstriyel Robotlar, Ev Robotları, Tıbbi Robotlar, Eğlence Robotları, Uzay Robotları, Servis Robotları, Hobi ve Yarışma Robotları, Askerî Robotlar, Sanal Robotları sayabiliriz.

Ülkemizde üretilen Deniz ve Tarıma dayalı tüm ürün ve mahsulleri dikkatle toplamaktan, ambalajından, taşınmasına kadar, otomobil montajına ve ilaç dağıtımına kadar robotik çözümleri, çeşitli sektörlerde üretkenliği geliştirmekle kalmamakta, daha fazla esneklik sağlayarak, güvenliği artırmaktadır. Çağımıza ve geleceğe yönelik olarak her alanda geliştirilen robotların güçlü ve insan odaklı olarak üretimde yer alması sonucu öğretilmiş ve yüklenmiş işlemleri ve hareketleri verilen komutlar hızlı, güvenli, seri ve ekonomik olarak, sorunsuz yerine getirmeleri sonucu; özellikle insanlar için tehlike arz eden ve insan sağlığını olumsuz etkileyen ortamlarda kullanımı nı kolaylaştırmaktadır. Yine insan zekasının ürününü oluşturan ve insanı taklit eden ve işlenen veriler ve üst düzey de bilişsel becerilerin yapılmasını sağlaması, bazı görevleri noksansız yerine getiren, Yapay Zeka bir çok alanda işleri kolaylaştırırken; insan zekasının üstünde mantıksal, matematiksel bilgileri öğrenmesi ve taklit beceri sinin yüksek olması nedeniyle, kontrolden çıkması ve denetimin yitirilmesi koşullarında; bazı risk unsurlarını ve etik sorunları nedeniyle temkinli yaklaşılmaktadır. Ancak yaratıcılık gerektirmeyen ve belli kalıplarda işlevlerin yüklenerek, akıllı uygulamaların işlendiği Robotlar ve Yapay Zekanın kontrolünün sağlandığı durumlar da sanayii, endüstri, turizm, lojistik, taşıma, teknolojide, özellikle eğitim materyalleri, uzaktan eğitim modellerinde vb. çok sayıda alanda kullanılmaktadır. Bu nedenlerle ülkemizin çağı yakalamasın da, ülkede bu türden Robot ve Yapay Zeka Teknolojilerinin geliştirilip, ilerlemenin ve özellikle endüstri alanlarında kullanılmasının çağı yakalamakla kalmayıp, geleceğin endüstrisinin oluşumunda katkısı yadsınamaz derecede büyük olacaktır.( Endüstrinin 4.0 olması)

Günümüz üretilen ürünleri seri, kusursuz ve çok daha kısa sürede üretmesi dikkate alındığında üretimde rekabet koşulları bakımından, robotlar ve yapay zekayı çok önemli noktalara taşımaktadır. Sanayinin her noktasında montaj, otomasyon, kaynak, otel ve restoranlarda, taşıma ve lojistik vb. çok sayıda alanlarda, ihtiyaç duyulmakla kalmayıp, birçok insanın yapacağı işleri daha seri, hızlı ve kaliteli yapacağı iş ve işlevlerden dolayı, tercih edilirken, işsizlik sorunlarına sebep olacağı endişesini de birlikte taşımaktadır. Bu nedenlerle bu alanlarda çok hızlı olarak yatırımlar yapmak, çağımızda ve gelecek önem arz etmektedir. Robotlaşmaya çok hızlı bir geçiş yapılmaması halinde çağdaş ülkeler arasındaki aşılan mesafelerin telafisi imkansız hale gelebilecektir. Sanayiinin her noktasında ihtiyaç duyulan, taşıma, kaynak, montaj, yüzey işleme gibi uygulamalar başta olmak üzere, insan gücü nün yapabileceği hemen hemen her işi yapabilen endüstriyel robotlar, Türkiye’nin gerçekleştirmeye çalıştığı endüstriyel ilerlemeyi ve ülkemizin gelecekte gelişmiş bir ülke olmasını sağlayacak sihirli anahtarlardır. Ne zaman ki!.. Eğitim başta olmak üzere, Bilim Adamları yetiştiren Fen Edebiyat, Mesleki Teknik ve Teknoloji Liselerinin Programlarının Bilim, Teknoloji, Bilişim, Endüstri….vb. Alanlarda Çağımızın koşul arına hatta en az 20 ile 50 yıl ilerisine taşıyacak programları arttırarak, çağımızda gereksinim duyulma yan ve köhnemiş programların kontenjanlarını azaltarak Çağdaş Eğitim Sistemine geçtiğimizde, çağın teknolojileriyle donanmış, kaliteli iyi eğitilmiş her alanda Bilim Adamları, Teknisyenler, Teknikerler, Mühendisler ve Yüksek Mühendisler yetiştirilmeye başlandığında ülkemizin kısa sürece gelişip, kalkına rak; çağdaş ülkeleri yakalayacağını, bu yapıtımın yazımına başlandığı 1980 li yıllardan beri, 2000 li yıllardan, günümüze hep savundum ve savunacağım.

ÇAĞDAŞ VE GELECEĞE UYGUN BAZI MESLEKLER

Geleceğin Meslekleri : Teknoloji, bilimsel, sosyal, ekonomik, çevresel ve kültürel gelişmeler son 100 yılda o kadar hızla koşu yor. Yapay Zeka 2030 yılına o kadar o kadar ilerleyecek ki günümüzdeki işlerin %30 yapay zekaca yapılacak. Analitik düşünce, düşünce ve öğrenme, dikkat becerisi, zeka becerileri, görsel hafıza becerileri kazandırılması Geleceğin Mesleklerine uyumu kolaylaştıracaktır. Bu nedenle şimdiden çocuklarımızı bu alanlarda geliştirmeli ve geleceğin mesleklerini hazırlamalıyız. Geleceğin en popüler bazı meslekleri: Aktüer ya Uzmanı: Ölüm, yaralanma, hastalanma, sakatlanma emeklilik , hırsızlık, deprem, kazalar, sel ve yangın afetleri risk değerlendirmesi, finansal kayıpları engelleme. Finansal Yönetici: Finansal Yönetim süreçleri ve Risk Değerlendirmesi, Epidemiyologlar: Toplumda ortaya çıkabilecek hastalıklar, sağlık koşulları ve kazaları araştırırlar. Finansal Yöneticiler: Mobil uygulama ve oyun geliştirme, alışverişten oyuna, güvenlikten bankacılığa ve müzik dinleme hizmetleri, Endüstriyel Veri Bilimci: Verileri toplar, üzerinde analizler yapar, online alışveriş ve dijital dönüşüm, Robot koordinasyon Uzmanı: Üretimde kullanılan robotların bakımından, onarımına, koordinasyonuna ve yeni beceriler kazandırılması, IoT Uzmanı: Nesnelerin internete bağlı yönetimi, akıllı binalarda akıllı aygıtlar, klimalar her şey uzaktan internetle bağlantısıyla yönetilmesi, Veri dedektifi: Nesnelerin interneti teknolojisinden, internet ağlarından elde edilen bilgileri çözümleyip analiz etmek, Veri Güvenliği Uzmanı: Ebeveynler kendilerini ve çocuklarını teknolojinin getirdiği sonuçlara, siber saldırılara karşı korumak ve önemli bilgileri gizlemek. Akıllı Şehir Uzmanı: Akıllı şehirlerden eve kadar, sensörlü alıcılarla elektrik, su, doğalgaz, internet vb. Donatılması arızaların görsel zekayla giderilmesi. Yapay Zeka Uzmanı: Yakın zamanda sağlık, teknoloji, üretim başta olmak üzere bir çok farklı yer ve alanlarda yapay zeka kullanılacağı için Yapay Zeka Uzmanlarına ihtiyaç arta caktır. Yapay zeka algoritmalarının geliştirilmesi, öğrenme modellerinin eğitimi ve uygulaması, farklı veri kaynaklarının analizi derin öğrenme, makine öğretimi teknikleri ve kullanma, karmaşık sorunları çözme, otomasyon görüntü ve ses tanıma, etik ve güvenilirlik teknolojilerinin kullanımıyla yüksek talep görecek mesleklerdendir. İklim Hava Durumu Kontrol Uzmanı/ Mühendisi: Hava durumu, iklim, seller, kuraklık, orman yangınında, Küre sel ısınmayı incelemek, çözümler üretmek. Sentetik Biyoloji Uzmanı: Dünyada ve ülkemizde en önemli besin kaynakları ( kırmızı ve beyaz et, balık ürünlerinin) ve beslenme zincirinin arttırılması ve birçok canlı organizmanın yapay üretimi. Biyometrik Yüz Okuma: her insanın jest, mimik ve yüz hareketlerinin incelenerek, Biometrik yüz okuma ve profil tanılamada güvenlik güçleri, psikologlar, psikiyatrlar, işe alım uzmanları yararlanıp, kullanmaktadır. E–Spor Koçu: Oyunlardaki rekabet, çeşitlilik ve ödüller sporcu sayısını artırmakta, antrenöre, mentöre ve koça ihtiyacı arttırmaktadır. Motivasyon, kon santrasyon, çalışma disiplini, strateji ve etik becerilerinde çalışmalar. Blockchain Uzmanı/Geliştiricisi: Kripto Paralar, Bitcoinin altyapısını, teknolojisin gelecekteki konumunu kavrayıp, teknolojisine hakim elemanlardır. İnsan Kaynakları Uzmanı: Maaş belirleme, bordrolama, motivasyon, iş yükünü düzenleme, etkinlik düzenleme organizasyonu yönetme, işe alım, iş akdi feshi işlemleri yürütür. Ekoloji Uzmanı: İnsanların ve diğer canlıların birbirleriyle ve çevresiyle kurduğu ilişkinin incelenmesi. Nüfus artışları, küresel ısınma, yaşam alanlarının azalması ve yok olması su kaynaklarına erişim gibi konularda çalışırlar. Mekat ronik Mühendisliği: Gelecekte yıldızı parlayacak mesleklerden biridir.. Otomotiv, robotik üretim, havacılık gibi alanlarını kapsamakla kalmayıp, dünya genelinde ihtiyaç duyulan çok geniş bir yelpazede iş bulma olanağına sahiptirler. Metaverse Uzmanı: Teknoloji, robot çağının, diğer değişle Uzay çağındaki birçok gözde meslekleri bir araya getirerek, bir çatı altında birleştirecek geleceğin meslekleri arasındadır. Meta verse Araştırmacısı, Planlamacısı, Ekosistemi Geliştirici, Siber Güvenlik Uzmanlığı, Odaklı Donanım Geliştirici, Eğitmeni, Dünyası Tasarımcısı, Hikaye Anlatıcısı vb. Başında Metaverse olan alt dalları bulunmaktadır. Prompt Mühendisi( Komut Mühendisi): Yapay Zeka Sistemlerinin geliştirilmesi. Kullanıcı tarafından verilen giriş ve çıkış komutlarının tasarımların da uzmandır. Sistemlerin üretimlerini ve çıktılarını almayı sağlar. Yapay Zekanın en verimli komutlarla yönlendirilmesi ve ortaya verimli sonuçların çıkması becerilerini kazandırır. Uzaktan Çalışma Uzmanı: Pandemi, teknolojik iletişim araçlarının gelişmesi şirketlerin uzaktan hizmet vermesini yaygınlaştır maktadır. Uzaktan çalışanların fiziksel ve ruhsal sağlığını korumak, en iyi çalışma koşullarını belirleyip, çalışanların işbirliğini, verimliliğini uygun alt yapı oluştu rup, uygulayacak ve şirketlere danışmanlık yapacak uzmanlara gereksinim vardır. GBT Uzmanı: GBT Modellerini anlamak, ayarlamak ve optimize etmek için derin bir anlayışa sahip olmak, kullanım durumlarına uyarlamak özelleştirmek için verilerini yöneltme becerilerine sahip; dil modelleri kullanarak otomatik metin üretimi, dil anlama, metin tabanlı soru cevap sistemleri uygulamaları. Sağlık ve Yaşlı Bakım Uzman ları: Yüksek derecede empati, duygusal zeka ve insan ilişkileri gerektiren bu meslek, ayrıca derin anlayış ve şefkat gerektirir. Bireyler için bakım planları oluşturur, hastaların ruh halini ve sağlık durumunu dikkat le izler ve onlara güven ve huzur veren ortamlar hazırlar. Hastalarla kurdukları kişisel bağ sayesinde onla rın yaşam kalitesini arttırılarak, kendilerini iyi hissetmelerini sağlarlar. İnsan odaklı yapısı sayesinde teknolojiden etkilenmeden ve asla yok olmayan meslektir. Zanaatkarlık: Marangozluk ve diğer benzeri Zanaat Dalları yüksek derecede el becerisi, yaratıcılık, kişisel dokunuş ve el işi gerektiren meslekler, teknoloji den daha az etkilenecek mesleklerdir. Bilgisayarlar ve robotlar ustaların yaptıklarını tam olarak taklit edemez bu nedenlerle bu tür meslekler her dönemde devam edebilir.

Çocuklarımızın doğuştan donanımlarıyla var olan bireysel ayrıcalıklarını geliştirmek ve gençlerimizin bireysel yetenekleri ve ayrıcalıklarına uygun, geleceğin mesleklerine yönlendirilmede adapte olmaları ve uyum sağlamalarında güçlükler yaşanmaması için ezber bilgilerin yüklendiği eğitim sistemlerinden vaz geçilmesi yeterli olmayacaktır. Bu nedenle her seviyede ki eğitim kademelerinde şimdi sayacağım mesleklerin alt yapısını kazandırıcı beceriler geliştirilmelidir. Analitik düşünce, problem çözme, öğren menin öğretimi; yetenek ve donanımlarına uygun her yaşta ve eğitim seviyesinde gerekli olan temel bilgi ve becerilere sahip olmaları ve teknoloji, bilişim ve internetin baş döndürücü ve beklenmeyen bir hızla gelişimine ayak uydurabilmelerini sağlayıcı, seviyelerine uygun zeka oyunlarından başlanarak, problem çözme, sorma, sorgulama, eleştirisel düşünce ve analiz edip çözüm üretebilme, yaratıcı düşünceyle farklı çözüm yolları bulma, robotlarca zor olan sosyal ilişkiler, iş bitirici ve çözüm odaklı olmaya, iyi bir dinleyici olma ve empati kurmaya vb. Çok sayıda ve çok yönlü becerilere önceden hazır olmaları ve sağlam temeller atıldıktan ve yönlendirilmeye hazır olduktan sonra, lise programlarına yönlendirile rek, geçişlerinde; yetenek ve donanımlarına uygun meslekleri seçmeleri zorunluluk haline gelmektedir.

Yukarıda saydığım ve kısa bilgi verdiğim bazı meslekler dışında gelecekte popüler olacak, en çok para kazandıracak ve geçerli olacak meslekler: Genetik Uzmanı, 3D Yazıcı Uzman Mühendisi, Veri Analizi Uzmanı, Robot teknolojileri Mühendisi, Giyilebilir Teknoloji Tasarımcısı, Dijital Yol Denetleyicisi, Geri atri ( yaş sağlığı) Uzmanı, Gerontoloji ( yaşlanmayı inceleyen) Uzmanı, Yazılım Geliştirici, Fizik tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı, Dijital Rehabilitasyon Uzmanı, Alternatif Enerjiler Mühendisi, Bilgi Güvenliği Uzmanı, Biyomedikal Uzmanı, Dijital İçerik Uzmanı, Drone Pilotu, Akıllı Bina Uzmanı, AR ( Arıtıl mış Gerçeklik) Geliştirme Uzmanı, ARGE ( Araştırma ve Geliştirme Endüstrileri) Mühendis/ Uzmanı, Kentsel Tasarım Uzmanı, Etik Uzmanı, Kişisel Marka Danışmanı, VR ( sanal gerçeklik) Geliştiricisi ve Tasarımcısı. Meslekleri sayabiliriz. Çağdaş ve bilimsel gelişmelere bölgelerin, illerin ( Yöreler) koşulları na ve ihtiyaçlarına göre daha fazla sayıda mesleğin ortaya çıkması doğaldır. Bu nedenlerle, Ülkemizde özellikle Fen edebiyat Programları başta olmak üzere, geçerliliğini yitiren ve ihtiyaç duyulmayan programlarda, hatta gelecekte işe yaramayacak alanlar kapatılarak ya da arz talep ve ülke ihtiyaçları dikkate alınarak sınırlı kontenjanlar açılarak. Bunların yerine yukarıda saydığımız Çağdaş ve Geleceğe yönelik bilim dalları illerin ve bölgelerin koşulları ve özellikleri dikkate alınarak; bu mesleklerde diğer mesleki ve mesleki teknik eğitim programların da olduğu gibi Meslek Liseleri, Meslek Yüksek Okulları ve Üniversite Programları açılarak, her alanda Teknisyenler, Teknikerler, Mühendisler ve Uzmanların yetiştirlmesine yönelik programlar ve alt dalları; daha fazla zaman kaybetmeden açılıp, ülkemizin ihtiyacı olan ara gücü kalifiye elemanlar ve nitelikli uzmanlar yetiştirilmeli ve eğitim üretim ve ülke kalkınması için ülkemizin tüm kaynakları acilen, seferber edilmelidir.

Yine çeşitli makalelerimde ve bu yapıtta detaylı açıkladığım, Çin ve Kuzey Kore den öcü gibi korkulduğundan bu ülkeleri şimdilik, dışarıda bırakarak, bilindiği gibi Almanya ve Japonya iki Dünya Savaşından yenik ve harap çıkmalarına karşı; Eğitimlerinde Mesleki, Mesleki Teknik- Teknoloji, İşe ve Hayata Hazırlayıcı Programlar sayesin de gelişmiş ve çağdaş ülkeler seviyesine gelmişlerdir. Bu ülkelerden ders çıkarmanın, nitelikli elemanların dan yararlanmanın zamanı gelmedi mi? Halen Din Adamı yetiştirmeye ve çağdışı tarikat yapılanmaları na izin vermenin amacı nedir? Bunlar da yetmez gibi çağımızda işe yaramayan programlardan üniversiteyi bitirdiği halde iş bulamayan nesiller olmasına rağmen üretim değil tüketim toplumunu yetiştirme ye direnerek ve devam ederek; çocuklarımızın, gençlerimizin, gelecek nesillerin hem bugününü hem de geleceğimizi karartmaya devam mı etmeliyiz? Ayrıca çağdaş teknolojilere büyük paralar harcayarak dışa bağımlı olmaya mı devam mı etmeliyiz? Yoksa çağdaş teknolojileri üretecek liseden başlayarak, yüksek okul ve üniversite programlarında çağdaş programlara yer verecek, donanımlı ve nitelikli nesiller yetiştirmeyi üreten ve kalkınan çağdaş bir Türkiye’ yi mi tercih etmeliyiz? En önemlisi de Başbakanlığa bağlı DİK “Devlet İstatistik Kurumu” DPT, ( Devlet Planlama Teşkilatı” vb. kurumlar çağa uygun ve yeniden düzenlenerek; ülkemizde her alanda ne kadar Kalifiye Ara Gücü Elemanlarına ( Teknisyen, Tekniker), Uzman Mühendise; Ne kadar Öğretmene, Ne kadar Hukukçuya, Ne kadar Sağlık Personeline vb. İhtiyaç var ilçelerden, illere ve Türkiye Genelinde ihtiyaçlar belirlemelidir. DPT bu verilerden yararlanarak, her türdeki liselerin alanlarına yönelecek öğrencileri 5 Yıllık Kalkınma Planları doğrultusunda belirlemelidir. Arz ve talebe göre liselere yönlen dirilen bu öğrencilerin ihtiyaca uygun istihdamı sağlanmalıdır. (Mesleki Eğitimde örnek verildiği gibi yalnız devlet sektöründe değil özel sektörde de istihdamlarının sağlanacağı hususlar açıklanmıştır.) Kısaca İlköğretim sonunda ya da 9. Sınıflarda Yönlendirmelerde, DPT’ nin belirlediği ihtiyaç duyulan kontenjanlar arz ve talep dengesini sağlayacak biçimde yönlendirildiğinde; üniversite programlarındaki kontenjanlarda bunu göre belirlenip açılmalıdır. İhtiyaç duyulmayan diğer bir değişle yönlenmenin az olduğu programların Yükseköğretim programları buna göre sınırlandırılmalıdır. Bu şekilde planlamalar yapıldığında ( Üniversiteye geçiş yapacak gençlerimiz teknisyen olarak iş hayatına atılacağından, Açık Öğretimde daha üst programlara geçişlerle eğitimde fırsat eşitliği gereği kariyer yapmasına, uzmanlaşmasına olanak tanınacaktır. Mesleki, Mesleki teknik ve İşe Hayata Hazırlayıcı programlarda bu ağırlıklı olarak yaşanacaktır Yukarlarda belirtiğim gibi bu oran en az %40 olacaktır. Diğer liseler den Kampuslar bünyesindeki Yüksek Okul Ön lisans, Üniversitelerin Lisans Programlarındaki kontenjanlar da arz talep durumuna göre yönelecekleri derslerin başarı ortalamaları dikkate alınacağından…) Sınavlar ortadan kalkacak, bununla bağlantılı bazı programlar ve eğitim kurumlar ( YÖK, ÖSYM vb.) işlevlerini tamamladığı için kapatılacaktır. Diğer bir değişle her düzeyde programdan, özellikle Mesleki, Mesleki Teknik-Teknoloji, Endüstri Programları öncelikli olmak üzere İşe Hazırlayıcı Programlarda en az Lise Düzeyi Teknisyen ya da Yükseköğretim Ön Lisans düzeyinde Teknikerlere, robot teknolojisini kendi alanında kullanma becerisi kazanacağından, Diğer Programlarda ( Sağlık, Adalet, Tarım, Ticaret, Turizm vb.) Ön Lisans düzeyinde yardımcı personele ve ara gücü elemanlarına ihtiyaç bulunduğu dikkate alınarak, istihdamları sağlanabilecektir. Yine mesleki ve işe hayata hazır layıcı programlarda zeytincilik, Fıstıkçılık, Aşçılık, Seracılık, Kuaförlük, Arıcılık, Marketçilik, Balıkçılık vb.)

Günümüzde Türkiye’ de robotlardan ağırlıklı Yedek Parça üretimi yaptığı ülkemiz, lojistik ve taşımaya ağırlık verildiği görülmektedir. Bununla kalınmayarak, Mesleki ve Mesleki teknik Eğitim, İşe Hayata Hazırlayıcı Programlarda Kara, Hava ve Deniz araçlarında montaj, punta kaynak, yüzey işleme ve çapak alma gibi uygulamaların dışında süreç içinde ihtiyaç duyduğu endüstri, teknoloji, bilim, bilişim ve tarım- hayvancılık gibi alanlarla ilişkili Robotlar ve Yapay Zeka üretimine geçebilecektir. Bununla bağlantılı olarak, her alanda ve her düzeyde mezunu olacak her bireyin, istihdamları sağlanmış olacaktır. Eğitimin temel işlevi, tüketim toplumunu yetiştirmek için değil üretim toplumunu yetiştirmek; amacını yerine getirmiş olacaktır. Bu amaçla teknoloji, sanayii, endüstri vb. alanlarda olduğu gibi tarım ve hayvancılıkta da çağdaş bireylerin yetiştirilmesi, diğer bir değişle bilim sel tarım ve hayvancılığın nitelikli teknisyen, tekniker ve mühendislerle gerçekleşeceğinin bilincinde olarak, buna uygun eğitim programlarının illerin, bölgelerin ve ülkenin koşullarına, arz ve talep dengesini karşılayacak biçimde planlanması, üretken, verimli ürünleri yetiştirecek kalifiye ve uzman bireylerin yetiştirilmesi, hedeflenip, esas alınmalıdır. Kısaca, Çağdaş eğitimde, çağın bilimsel ve teknolojik gelişmeleri dikkate alınarak, uygun düzenlemeler yapılmalıdır. Ülkemizde, yabancılara muhtaç olmamak için özellikle tarım ve hayvancılıktan başlayarak, her alanda, kendisine yeten hatta başka ülkelere ihraç eden ülke olarak, devamlılığı sağlamak için bilimsel ve modern tarım ve hayvancılığa geçmenin önem kazandığı dikkate alınarak, çağdaş teknolojilerden yararlanarak, üretimi arttırmak için çaba gösterilmelidir.

Dünya nüfusu arttıkça ülkemizdeki ekili toprakların, su kaynaklarının da öneminin artacağı göz önüne alınarak planlı, sistemli, çağdaş teknolojilerden yararlanmakla kalınmamalı; üreticileri destekleyici önlemler almak da devlete düşün görevlerden olmalıdır. Her alanda gelişmemizin en belirleyici koşulu bilimsel yöntemlerle, ihtiyaç duyulan insan potansiyelinin de çağdaş yetiştirilip, çağdaş birey olarak bilgi ve davranışlar kazanması için, demok rasiyi ve insan haklarına inanan, özümse yen ve uygulayan, ülkesinin çıkarlarını kendi çıkarından önce sayan, koruyup, gözeten, ülkesini seven, demokratik, laik, sosyal ve hukuk devleti ilkelerini benimseyen, Atatürk’ ü görüşlerini, ilke ve devrimlerini kendine rehber edinen, bilimsel ve hür düşünce gibi erdem olan davranışları kazanmış ve eyleme dönüş türen üretken ve verimli ve demokrat bireyler olarak yetişmeleri hedeflenmelidir. Tüm yukarda saydığım ve bilgi vermeye çalıştığım Robotlar, Yapay Zeka Teknolojilerinin, üretiminden, çağımız da en verimli şekilde kullanımına kadar; Eğitim Şuraları il Toplantıları, Bölge Toplantılarında Üniversitelerimizin her alanda yetişmiş deneyimli bilim adamlarından, eğitimcilerden yararlanmak esas olmalıdır. MEB TTK gönderilen raporlarda, görüşler, öneriler ve alınan kararlar acilen uygulamaya geçilmelidir.

Ülkemizin üç tarafı denizlerle çevrili bir yarımadadır. Jeopolitik önemi dışında, akarsuları, çeşit çeşit madenleri ve iklimi vb. özellikleri ile dünyada ender özelliklere sahip bir ülkedir. Bu değişik özellikleri dikkate alınarak; eğitim sistemimizde yapılanmaya gidilmelidir. Çağın teknolojik ve bilimsel gelişmelerine uygun her bölgenin özellikleri ile bütünleşen ve her bölgenin, her ilin sosyal-ekonomik koşulları dikkate alınarak eğitimde yeniden yapılanmalara ve düzenlemelere gidilmelidir. Yıllardan beri hükümetleri ve eğitim politikalarını belirlemede etken olan dış güçlerin ve yerli temsilcilerin, eğitim sisteminde yanlış ve ülke kalkınmasının yolunu tıkayan düzenlemelere dur demenin zamanı gelmiş ve geçmektedir. Bu nedenle eğitim kurumlarının, bizzat o eğitim kurumunda görev alanlarca belirlenmesi ö nem kazanmaktadır. Hiçbir yabancı yapı, başka bir ülkenin gelişip ve kalkınmasını istese bile nereye kadar isteye bilir. Burada bir gerçeklikle ilgili bir örnek vermekte yarar görüyorum. Ülkemizin çevresindeki ülkelerin tamamında petrol çıkarılırken, tüm bu ülkelerin ortasında kalan ülkemizde petrolün olmadığı ya da sınırlı sayıda illerde bulunduğu varsayımı. Ne kadar gerçekle bağdaşmaktadır. Takdir değerli okuyucularımın… Ayrıca ülkemizde boraks ve özel topraklarda çok sayıda maden çeşitliliği vardır, gelecekte teknolojilerde bu yeni ve bol miktarda olan topraklara ve madenlerle ilgili bilimsel araştırmalar yapılarak, yararlanılması için bile olsa, mesleki ve teknik eğitimin arttırılıp, geliştirilmesi önem kazanmaktadır.

Ancak ülkemizin üç tarafı denizlerle çevrili olması ve denizlerde çok sayıda ürün ve çeşitli madenler, petrol, doğalgaz bulunacağı dikkate alınarak; eğitim sistemimizde yapılacak düzenlemelerle, deniz kıyılarında bulunan illerimizde mutlaka Denizcilik Meslek Liseleri ve Mesleki Teknik Eğitim Liselerinden başlanarak, Denizcilik Bilimleri Akademileri ya da Denizcilik Bilimleri Üniversiteleri denize kıyısı olan tüm illerimizde acilen kurulmalıdır. Ülkemizin gelişip, kalkınmasının en önemli ayağı bu düzenlemeler olacaktır. Daha sonra her ilin koşullarına uygun programlara, başlangıçta % 25 ile 30 başlanarak, süreç içinde aksaklıklar giderilip, gelişmelere ve açılacak yeni programlara yer verilerek daha yüksek seviyelerde yeni programlar açılmalıdır. Bu gün geçerliliğini yitiren programların bir bölümü kapatılıp, sınırlı sayıda bırakılarak; bu mekanlar, yeni programlar için kullanılabilir. Şimdi bazı illerimizden kısa örnekler verilerek, diğer illerimizde benzeri düzenlemeler için fikir sahibi olunmasını sağlamak istiyorum.

Her Ülkenin Geleceği, ülkelerin koşullarına uygun eğitim yapılanmasından geçmektedir… Her böl genin, her ilin sosyal-ekonomik koşulları dikkate alınarak eğitimde yeniden yapılanmalara ve düzenlemelere gidilmelidir. Ülkemizin geleceği ise ağırlıklı olarak, denizlerde ve denizcilikle ilgili bilim dallarının arttırılmasından geçmektedir…

Yine Bölgelere/Yörelere ve illerimize uygun eğitimde: Gaziantep ili sanayide gelişen bir ilimizdir. Bu ve benzeri ilerde, bulunduğu yörenin özellikleri ve koşullarına uygun olan sanayiinin tüm birimlerinde ve gerekli meslek alanlarındaki ara gücü elamanlarının ve diğer birimlerde her düzeyde istihdam edilecek personelin yetiştirilmesini sağlayacak programlara yer verilmelidir. (Teknisyen, tekniker, mühendis vb.) Yine Mesleki ve Mesleki Teknik -Teknoloji Liselerinde bazı örnekler verileceği gibi Gastronomi: Gaziantep Selçuklular ve Osmanlılardan beri, çeşitli ulusları barındıran ( Türk, Arap, Ermeni, Yahudi, Kürt.. vb. Milletler yerleşmiştir.) Uluslar Milliyetçi ancak Şoven olma yan bir yapıya sahip olması bu kültürel mozaik, çeşitli yemek kültürünün de ev sahipliğini beraberinde getirmiştir. Şanlıurfa ile tarım ve hayvancılık alanında gelişmektedir. Antalya, Çukurova, Hatay, Konya, Ege ve Küçük Mende res, Harran, Bursa, Ergene, Iğdır vb. Ovaları… Tarım, hayvancılık alanında sektörlerin daha çok gelişmesini sağlamak için eğitim programları bu alanlarda yetiştirilecek her kademedeki bireylerin yetiştirilmesini esas almalıdır. Gelecekte tarım ambarı olacak ülkelerden biri olarak, tarıma çağın teknolojik koşullarına uygun gerekli önem vermek de önem kazanmaktadır.

“Bölgelerimizin iklim koşullarının zenginliği ve çeşitliliği, her türlü bitki örtüsünün yetiştirilmesine uygun olduğu unutulmamalıdır. Bu bölge ve illerimizdeki koşullar bilimsel araştırmalarla belirlenip, planlı bir şekilde tarım bölgeleri ve nerede en kaliteli ürünün yetişeceği, arz talep dengesi dikkate alınarak belirlenmelidir.( Tarım, hayvancılık ve çiftçilikle uğraşan ağırlıklı köyde yaşayan vatandaşlarımıza yetişmiş teknisyen, tekniker, mühendis elemanlardan yararlanmada, gübre ve elektrik destekli teşvik edilmeleri zorunlu olmalıdır. Nitelikli Uzman, Mühendis ve Ara gücü elemanlarıyla, İstendiğinde Tarım ve Hayvancılıkta çağdaş, bilimsel teknolojilerin kullanılması ile dünya çapında üretken bir ülkeye dönüşümümüz hayal değildir…

İstanbul, İzmir, İskenderun, Mersin, Artvin, İznik, Antalya, Zonguldak gibi denize kıyısı olan birçok illerimizde, turizm, konaklama, otelcilik, ticaret, ulaşım, lojistik, denizcilik ve deniz bilimleri teknolojileri gibi gelişen bir il ise bu sektörlerde ve alanda gelişmeyi sağlayacak ve üretimi arttıracak her seviyede elemanların yetiştirilmesini sağlayacak programlara öncelikli olarak yer verilmelidir. Hangi illerimizde Denizcilik Bilimleri ve Araştırmaları, Hangilerinde Turizm, Lojistik, Ticaret, Ulaşım yapılacağı bilimsel araştırma sonuçları dikkate alınarak, açılması esas olmalıdır. Diğer bir değişle deniz kıyısı olan illerde ”Turizm, Konaklama ve Otelcilik ile kalınmayarak, Denizcilik ve Deniz Bilimleri Alanlarında “Teknisyeninden, Teknikerine, Mühendis ve Yüksek Mühendis’ ine kadar….” tüm elemanların yetiştirilmesini sağlayacak programlara öncelikli olarak yer verilmelidir. İstihdam alanları az ve sınırlı sayıda gelişimi sağlayacak özel ya da devlet sektörü bulunan diğer illerimizde ve yörelerde tüm bu koşullar dikkate alınırken, ham maddesi o yörelere yakın yerlerde bulunan ya da her ilin koşullarında açılabilecek nitelikteki, bazı sanayii alanları, sektörleri ve kurumları ya da fabrikalar özel sektör ve girişimcilere kolaylık sağlanarak, teşvik edilerek, bu yörelerimizde de istihdam yaratacak şekilde bir yapılan maya gidilmelidir. Bunun yanında tüm illerde küçük ve orta boy işletmeler devletin düşük faizli kredi ya da daha farklı desteği ile desteklenmelidir.

Ülkemizde bu amaçla yapılan bilimsel araştırmalardan yararlanmalı, gerekiyorsa daha detaylı araştırmalar değerlendirilerek; Yedi Bölgemizin ve illerin koşullarına uygun (Sanayii, turizm, ticaret, hayvancılık, denizcilik, endüstri vb. işkollarında araştırmalar o ildeki ve ülkemizdeki Eğitim Komplekslerinin ve Kampusların bilimsel araştırma sonuçları dışında diğer illerin Eğitim Komplekslerinin ve Kampuslarının araştırma sonuçlarından da yararlanılmalıdır.

Ayrıca ( Bilim adamları, araştırmacılar, ekonomistler, sanayi-ticaret odaları, Eğitim Kompleksleri, sivil toplum örgütlerinin vb.) katılımı ile oluşturulacak kurullar ve yapılacak toplantılara bu kesimlerinde görüşleri doğrultusun da kararlar alın malıdır. “Gerektiğinde yabancısı olduğumuz iş kollarında yabancılardan ve yabancıların araştırmalarından yaralanarak, onları olduğu gibi alıp, uygulamak yerine; ülkemizin gerçekleri ile bütünleştirile bilir. Örnek: Tekstil iş kolunda Gaziantep ilinde lise düzeyinde olacak (Mesleki eğitimde) uygulamaların 3308 sayılı çıraklık eğitim kanunu; çağın koşullarına uygun düzenlemeler yapılarak, buna uygun uygulamalı eğitim ağırlıklı ve ücret karşılığı iş yerinde, iş başında eğitim koşullarına uygun olması) ne kadar tekstil teknisyenine ihtiyaç oldu ğu (5 yıl içinde), 2 yılık M.Y.O Mezunu olarak ne kadar tekstil teknikerine ihtiyaç olduğu ve Mühendislik Fakültesi mezunu tekstil, endüstri, inşaat, bilgisayar, robot mühendisine ne kadar ihtiyaç olduğu, Türkiye’de tüm bu sektörler yukarda belirtilen İstanbul , Bursa, Adana…vb. İllerimizde; Gaziantep, Şanlıurfa ve İskenderun örneğindeki gibi il, il belirlenerek; 5 yıllık Kalkınma Planları doğrultusunda Türkiye ’de tekstil sektöründe ne kadar elemana ihtiyaç var belirlenir. Bu doğrultuda ihtiyaca göre kontenjanlar açılır. Bu kontenjan belirlemesinde uyulması gereken en önemli kural, her sektör de ve kademedeki ihtiyaç duyulan kontenjan sayıları, eğitim komplekslerine bağlı Akademi/ Üniversitelerin her kademedeki kurum için belir lenen sayıyı geçmemelidir. Daha sonra dikey geçiş, açık öğretim ve benzer alanlara geçişler kontenjan fazlalıkları da bir sonraki 5 yıllık il ya da ülke kalkınma planlarına dahil edilerek, kontenjan fazlalığı, elamanın mezun olması önlenmelidir. Ayrıca aynı şekilde fakültelerde mastır ve doktora yapacak öğrencilerin de kontenjanları belirlenene kontenjanlara , koşulları uyan belirlenen sayıda öğrencilerin programlara geçişleri sağlanmalıdır.

Geleceğimiz, tüm bilimlerin evrensel gelişmelerine, ülkenin gerçeklerine ve koşullarına uygun hale getirilerek; düzenlemeler yapmaktan ve ihtiyaca uygun kontenjanların alınmasından geçmektedir…

Bilgiyi araştırma, bulma, öğrenme ve yararlanma, bu amaçla bilgisayar- Internet, bilişim teknolojileri gibi çağın yeniliklerinden yararlanma, bireylerin kendilerini ve çevrelerinde ki varlık ve olayları anlama, takip etme aralarındaki ilişkileri görmek, farkına varmak, önemini sezmek, araştırmak, tartışmakla doğru ve gerçekçi bilgilere ulaşılır. Kısaca çağın teknolojilerinden yararlanıp, bu bilgiler, çağdaş araç ve yöntemlerle öğrenilip, kullanıldığı ölçüde bilimsellik anlamını taşır. Çalışmaların bilimsel olabilmesi için deneysel yöntemlerle doğrulanmış belirli olgu, olay ya da konuların bütünün bir araya getirilmesi dışında yani Bilimsel Yöntem dışında geçerliliği olan başka bir yöntemden yararlanılmalıdır. Çünkü gerçek veriler bilimsel yöntemle ve bilimi rehber edinerek; gerçekleştirilebilir. Her tür ve kademedeki okullarımızda çağa uygun bu koşullar sağlanıp, çağa uygun her alan ve seviyede çağdaş öğrenciler yetiştirilmesi gerçekleştiğinde, üretime katkıda bulunulmakla kalınmayacak; aynı zamanda eğitim kurumlarının bilimin merkezine dönüşmesi hayal olmayacaktır. Sonuçta, Eğitimin Üretim İçin Yapılma İşlevi hayata uyarlanarak, gerçek yaşama geçmiş olacaktır.

Bilim ve toplumsal bir süreç olan bilimsellik, çağımızda yeni enformasyon teknolojileri, evren bilim ve genetik, iletişimde yeni gelişmelerdeki hedef evrensel bilimleri oluşturmak çabalarından kaynaklanmaktadır. Bu gün teknoloji ile ekonomi birleşerek, bilgisayar destekli tasarımı, otomasyonu; bilgi iletişimle birleşerek, bilişimi; bilgisayar eğitimde yer alarak bilgisayar destekli eğitimi vb. teknolojileri ortaya çıkarmıştır. Yani çağımız, bireysel üretim ve kişisel projeler yerine ekip çalışmaları ile kitlesel ölçekte projeler üretilmesini sağlamaktadır. Sibernetik Uzay Çağını yaşadığımız günümüzde, bütün dünyadaki insanlar gibi bilgiyi aramalı, ulaşmalı, paylaşmalı, her alanda yararlanmalıyız. Bu amaçla Internet, campu -sevre vb. bilgisayar ve akıllı fabrika, bina ağlarının insan yaşamına girmesi kaçınılmaz hale gelmektedir.


Çağımızda yukarıda açıklandığı gibi, Robotların, Akıllı Makinaların ve Yapay Zekanın insan hayatına girmesi sonucu endüstri, sanayii, bilişim, teknoloji vb. İşletmelerde, havacılık ve denizcilik, otomasyon, otomotiv, savunma alanları dışında karada tarım ve hayvancılıktan başlayarak çok sayıda alanda ve sektörde kullanılması; Mesleki Teknik Eğitim Liselerinin yetenekler dikkate alınarak öğrenci alınmasını ve bu liselerden sınavsız olarak yüksek öğretim programlarına geçişlerde çığır açarak, önemini arttırmıştır. Robot ve akıllı makinalar teknolojinin gelişmesi ile ilişkili ve insanların üstesinden gelemeyeceği alan ve işlerde, deprem, yangın vb. gibi felaketlerde, eş söyleşiyle gelecekte insanoğlunun can güvenliği nedeniyle karışmakta ve el atmakta tehlike oluşturan ve zorlandığı doğa olayları ve işlerde kullanılması amacı ile tasarlanmışlardır. Robot ve akıllı makinalara yüklenen ve öğretilmiş iş ve eylemler dışındaki işlevleri ve hareketleri kontrol altına alındığı için birçok insanın yapacağı işi hızlı ve seri ve güvenli olarak daha çabuk yapmak gibi öğretilmiş ve tasarlanmış işlevleri yapması, başta Maden, Endüstri, Otomasyon, Uzay, Deniz Teknolojileri vb. birçok sektörde insan yerine kullanılmasının, önemini arttırmakla kalmayıp; ülkemizde uygulanmasını gündeme taşımıştır. Bu nedenlerle daha fazla geç kalınma dan yüzlerce imam hatip yerine mesleki ve mesleki teknik liselerinin sayıları arttırılarak, açılmalıdır.

Özellikle dünyada ve ülkemizde sanayiinin her sektöründe lojistik, her türlü montaj, endüstri ve robotik uygulamaların, büyük hızla gelişmesi; ülkemizde kullanılması yeterli olmayacaktır. Çağın gelişmelerine paralel olarak; her alanda bu gelişmelerden yararlanan ve kendini geliştiren her sektörü, dünya devletleriyle kendi aralarında ki tatlı rekabetlerden, rekabetinin yolunu açarak; üreticinin işlerini büyüterek, daha kaliteli ve seri üretimi sağlamasını gerçekleştirmesi için gerekirse belirli bir süre devlet desteği sağlanmasının önünü açacak yasal düzenle meler acilen düzenlenerek, çağımızın teknolojileriyle, gelişmiş ülkeler seviyesine çıkmamız gerçekleştirilmelidir.

Ülkemiz özellikle içinde bulunduğumuz son 20 yılda devletin elinde bulunan fabrika ve işletmelerini özelleştirip, kapatarak, dışa bağımlı bir hale gelmiştir. Yalnız sanayii, endüstri gibi teknolojinin birçok alanı dışında tarım, En önemlisi de 3 tarafı deniz olan, sayısız göl, akarsu kaynakları, ovaları, zengin madenleri ve yedi iklim kuşağı bulunan; bu cennet vatanımızda; tarım ve hayvancılık başta olmak üzere her alanda tarımsal ürünleri planlı olarak üretimini geliştirmek yerine başta tohum olmak üzere her şeyini dışardan alan ve dışarıya bağımlı bir ülkeye dönüşmüştür. Başta eğitimimiz olmak üzere her alanda çağın çok gerisinde kalmaya ülkemizi mahkum ederek, her alanda dışa bağımlı ülke haline getirmiştir. İktidarların bu politikalarına acilen son verilerek bağımsız ve özerk bir ülke haline gelmemizi sağlayacak önlemler alınıp, gerekli düzenlemelerin yapılmasına ihtiyaç bulunmaktadır. Oysa stratejik öneme sahip, ülkemi in savunması yabancı yada özel şirketlere bırakılmaması gerekmektedir. Buna yönelik fabrikaların devlet eliyle tekrar açılarak, kendi kendine yetecek ” YURT TA BARIŞ, DÜNYADA BARIŞ” gerçekleştirecek, önlemler alınıp, acilen sanayiimizi çağa uygun geliştirerek, dışa bağımlı olmaktan kurtulmalıyız. Ancak bu şekilde M. Kemal Atatürk’ün Çağdaş Ülkeler Seviyesini yakalama özlemini gerçekleştirerek, O’ na karşı borcumuzu bir nebze de olsa ödemiş oluruz.

Geriye Gidiş, Bizim Ülkemizin Kaderi Olmamalıdır !.. Geleceğimizi, kader olmaktan çıkararak; ülkemizi bağımlı olmaktan çıkarıp, tam bağımsız ve geleceğimizi başkalarına bırakmadan, KENDİ GELECE ĞİMİZİ KENDİMİZ BELİRLEMENİN… Zamanı gelmedi mi?

Gün gelecek ülkemizin bu geriye gidişine son verilerek, ülkemizi, bu dışa bağımlılıktan kurtararak, Demokratik ve çağdaş bir sistemin özlemini çekmekteyiz. Böyle bir yönetim gelecekte ülkemize geldiğinde, umarım bu yazdıklarım gerçeğe dönüşerek, ülkemizin makus talihini yenerek; kendine yeterli olmakla kalmayıp, süreç içinde gelişen ülkelerle rekabet eden ve teknolojiyi dışarıya pazarlayan ülke konumuna geçmesi sağlanacaktır. Bu amaçla yönetime gelecek demokrasiye ve parlamenter sisteme inanan hükümetler için ÇAĞDAŞ, DEMOKRATİK VE BİREYSEL EĞİTİM MODELİ uygulamasına acilen geçilmesi olmazsa olmazlarımızın sihirli reçetesini oluşturacaktır.

Ülkemiz, Yedi İklim kuşağı ile çeşitli yer altı ve yer üstü kaynaklarına sahip olan ve üç tarafı denizlerle çevrili Avrupa ile Asya kıtaları arasında olması nedeniyle de jeopolitik öneme sahip bir ülke konumundadır. Bu önem dikkate alınarak her bölgedeki tarım, hayvancılık, madenler, sanayii, denizler vb. verim li, bilinçli ve planlı olarak önemsenip, geliştirilmesi için gerekli koşulların oluşturulması için genç beyinlerin yetiştirilmesi hedef alındığında; yalnız bugünün üretken insanlarını yetiştirmekle kalmayacağız geleceğin üretken, uzmanlaşmış kadrolarını da yetiştirerek, ülkemizi geleceğe çağdaş medeniyete taşımış olacağız. Bölgelerin koşullarına uygun eğitimde yapılanmalar oluştururken, çağın ve geleceğin bilgi, bilişim, iletişim, enformasyon, teknoloji, otomasyon, yazılım, küçük ve büyük ölçekli araçları, robotlar; bunların teknolojileri ve sanayilerinin ve markalaşmanın da ülkemizde oluşumu, desteklenmesi, özen dirilmesi hedeflenmelidir ki uzmanlaşmış kadrolarımız, başka ülkelere kaçarak beyin göçü oluşmamalıdır. Eğitim-öğretimde, bütün bu teknolojilerden yararlanarak, bilimsel düşünmeyi ve bilgi üretmeyi, bilginin insanoğlunun yararına kullanılmasını sağlayacak tüm yasal düzenlemeler yapılmalıdır.

Geleceğimiz, tüm bilimlerin evrensel gelişmelerini, ülkenin gerçeklerine ve koşullarına uygun hale getirilerek; düzenlemeler yapmaktan; Geleceğin eğitimi, bireylerin bireysel özelliklerine uygun olan programlarda her kademede eğitim alarak, gelişmelerinden ve uzmanlaşmalarından geçmektedir…

GELECEĞİN EĞİTİMİ: Çağımıza Uygun Eğitimdeki Yapılanmalar, Devamı:

Geleceğimiz, tüm bilimlerin evrensel gelişmelerini, ülkenin gerçeklerine ve koşullarına uygun hale getirilerek; düzenlemeler yapmaktan; Geleceğin eğitimi, bireylerin bireysel özelliklerine uygun olan programlarda her kademede eğitim alarak, gelişmelerinden ve uzmanlaşmalarından geçmektedir…

ÇAĞDAŞ EĞİTİMDE BİREYSELLEŞTİRİLMİŞ PROGRAMLARIN ÖNEMİ

Bireyler bireysel ayrıcalıkları ve potansiyelleri dikkate alınarak, istedikleri programlara yönelerek, eğitim koşulları sağlanıyorsa; istediği ve bireysel ayrıcalıklarına uygun olan alanlarda ya da program larda başarı kaçınılmaz olacağı için sürekli başarılı olur ve hem kendine, ailesine ve ülkesine yararlı bireye dönüşür. Yine sıcak ve sevgi dolu bir ortamda ve koşullarda büyüyüp, yaşıyorlarsa; kendini seven, güven ve özgüveni gelişmiş, yaşamı sever, herkesi sever, kendisi kadar herkesin mutluluğunu ister. Bu insan kötülük düşünemez, bu insan kimseye zarar veremez, yıkıcılık, yok etmek, tutsaklık, alıkoymak ve tüketici olmak yerine; barışı, dostluğu, özgürlüğü, yaşamı, bağımsızlığı ve üretmeyi seçer. Kendine güveni ve öz güveni gelişmiş birey, yaşamında tüm insanlara güvenmeyi; sevgi ortamında büyüyen birey, kendini sevmeyi diğer insanları sevip, saymayı, onlara değer vermeyi; olumsuz koşulların, zorlanmaların, baskının, şiddetin, dayağın girdabında boğulmayan birey, kötümser, yıkıcı, hep başarısız olamaz, kötülük ve yıkım düşünemez. İnsanların ve kendinin her şeyin en iyisine layık olduğunu düşünür, üretir, paylaşır. Bu birey üretken, verimli ve sağlıklı bir kişiliğe sahip olacaktır.

Siyasi ve dini bazı liderler, tarih boyunca sağlıksız kişilikli insanların bu psikolojik durumlarını bildikleri için hep onlardan yararlanmışlardır. Bazen olumsuz modeller olarak, bazen onlardan yararlanmak için bazı düşmanlarca tehdit ediliyoruz diyerek, tepkisel düşmanlıklar yaratırlar. Bilindiği gibi tepkisel şiddet durumu, bilinçsiz saldırganlık ve yıkıcılık yaratır. Sağlıksız kişiliğe sahip bireylerin duygularını etkileyerek, başkalarının yaşamlarını, özgürlüklerini koruyamamaları sonucu, uğradıkları zorlanmalar, haksızlıklar, baskılar ve başarısızlıkların düş kırıklığı yaşamdan nefret etmelerine, kendi yaşamlarının da tehlikede olduğunu hissederek, kendilerini savunmak için yıkımı, terörü, savaşı, ölümü ve yok olmayı seçmelerine zemin hazırlamış olacaktır. Bu tepkisel şiddet davranışları birileri tarafından engellenmeye çalışıldığında, düşmanca tutum ve davranışlarda artış olur ve bu kişilere yönelir. Genelde bireysel ayrıcalıkların tamamının dikkate alınmadan yapılan yönlendirmelerde, başarısızlık kaçınılmazdır.

Özellikle günümüzde uygulanan eğitim sistemimiz, öğrencilerin bireysel ayrıcalıklarını dikkate almadan, belirlenen programlara uygun dersleri alarak ve başarılı olması beklentisini taşımaktadır. Yani bireysel ayrıcalıklarını dikkate almayan, çağdışı program merkezli alanlara öğrencilerin yönelmesini sağlamaktadır. Bu yanlışlık yetmez gibi çocuklarımızın, gençlerimizin, ihtiyaçlarını ve isteklerini dikkate almadan; derslerde çağın gelişen koşullarına uygun eği tim araç-gereçlerinden eşitlikçi ve yeterince yararlanmadan; ayrıca öğrencileri güdüleme, istek yaratma ve motive etmeden yoksun ve çağdışı öğretim yöntemlerini uygulayarak, yeteneği uygun olmayan alanlara ve program lara zorlayarak, baskı ile sevgi yaptırımı yerine şiddet yaptırımlarına yer vererek; öğrendikleri bilgiler işlerine yarasa da yaramasa da öğretilmeye çaba gösterilmiştir. Bütün bunlar yetmezmiş gibi aldıkları yıllarca eğitimin sonunda, işsiz bırakılarak; sokağa itilmeye mahkum edilmişlerdir.

Bu çağdışı eğitim anlayışı ile yıllarca kendi belirledikleri programlarda, hedefledikleri davranış ları kazanmalarına zorlamalarla, baskıcı yaklaşımlarla; öğrencileri ürkekleştirip, pasif kalmaya yönelterek; başarısız olmalarına, sürekli başarısızlıklar yaşaması sonucu başarısızlık kaygısını ve süreç içinde stres yaşamalarına neden olmuşlar, adeta çalışkan bir ulusun fertlerin sağlıksız olmaya teşvik etmişlerdir.

Süreç içinde başarısızlığı kaderi gibi algılayıp, öğrencinin dersten, öğretmeninden hatta okuldan soğumasına yol açan; girişimcilik, değerlilik, güven, özgüven, sağlıklı benlik gibi kişisel özellikleri ni zayıflatan, öğretmenle yüz göz olarak, ona karşı sevgi ve saygısını azaltan; daha da önemlisi toplumun üretken bir ferdi olmanın gerektirdiği, bedensel, bilişsel ve duygusal yönlerden sağlıklı, kişilik sahibi, hür ve bilimsel düşünebilen, geniş bir dün ya görüşüne sahip, laik, insan haklarına saygılı, Atatürk ilke ve inkılaplarını benimseyen, topluma karşı sorumluluğu gelişmiş, düşünen, araştıran, soran, sorgulayan, eleştiren, yorumlayan, yapıcı, yaratıcı, paylaşımcı, çağdaş, kendini savunup, kendi kendisi olabilen, iyi bir insan, iyi bir vatandaş; kısaca topluma yararlı, verimli ve üretken bireyler olarak yetişmesini sağlamaktan çok uzak olan bu eğitim anlayışı hep egemen kılınmıştır. (Mevcut eğitim sisteminin yapısı ve düzenlenişi, Milli Eğitimimizin belirlenen amaç ve hedeflerini, gerçekleştirmeden yoksun ve uzaktır.) Yıllardan beri uygulanan ve bir çok olumsuz sonuç ları ortaya çıkan, program merkezli eğitim sisteminde neden direniyorlar !.. Üstelik çağımızda birey sel ve öğrenci merkezli eğitimlerin önemi bilinirken ve önerilmişken… Bu denenmiş, köhnemiş, eskimiş ve zararlı olan sisteme direnmelerini, devam ettirmelerinin amacını anlamakta zorlanı yorum… Belirlenmiş olan, aynı programlarda öğrencilerin bireysel özelliği ne olursa olsun başarılı olmalarını çağdışı disiplin önlemleri ile gerçekleştirmeye çalışmışlardır!..

Bireylerin eğitim sistemlerinin gereği, aldıkları eğitim biçimlerinin öğrenciler üzerindeki etkilerini psikolojik açıdan irdelediğimizde: Bireyler yaşamları süresince zorlamalar, baskılar, umutsuzluklar, düş kırıklıkları, motive olamama ve başaramama vb. olumsuz lukları yaşamışlar ise kısacası olumsuzluk yaşam biçimine dönüşmüşse; bu yaşamlarında mutlu olmamalarına, sevgiye susamış olmalarına, kendilerinden ve her şeyden nefret etmeleri sonucunda; yaşamlarında sürekli nefreti, yıkıcılığı, yıkımı tercih etme durumunda bırakılmış olurlar. Bu birey yaşamda hep başarısız oluyorsa, yaşamı zorlanmalara ve acı içinde geçiyorsa, etkinliklere, insani duygulara, üretkenliğe yönelemez. Güçsüzlükten kaynaklanan, kötülüyü, yok etmeyi ve şiddete seçecektir. Birey olarak üretkenliğin zıttı tüketen, iyiyi yok eden, ortadan kaldıran, başkalarına zarar vermekten mutluluk duyan ( Sadist) hatta kendi benliğine de zararlar veren (Mazoşist) sağlıksız bir kişiliğe sahip olacaktır. Eğitimin amacı bu olmamalıdır. Eğitimin temel amaçlarından en önemlilerinden biri…

Topluma ve kendine yararlı bireyler yetiştirmek değil midir?

Ayrıca ülkemizde eğitim sistemimizin çocuklarımızın bireysel özelliklerini dikkate alacak şekilde düzenlenmediği yetmiyormuş gibi, çocuklarımız, gençlerimiz ve onlarla birlikte aynı stresi yaşayan anne-babalar bir de eleyici sınav maratonunu gerçeği ile karşı karşıya bırakılmaktadırlar. Bu da yetmezmiş gibi o kadar yıl alınan eğitim sonunda üretken değil tüketici olmaktan başka bir kazanım elde edilmemekte ve işsiz kalmaya mahkum edilerek, hayatları onlara zehir edilmektedir. Günümüzde uygulanan Eğitim Sistemine şöyle bir dönüp, baktığımızda; sistemde kendi elleri ile oluşturdukları bu çarpık yapı, sürekli kaçınılmaz olan siyasi düzenlemelere zemin hazırlamıştı. Bu aşamada sınavlarda dönen oyunları o yıllarda yaşayan gençlerimiz çok iyi bilirler. Bazı Meslek Liselerine yönelen öğrenci lere, sözüm onlara eşitliği sağlamak için ek puanlar verilerek; yükseköğretime geçişleri daha sonra da bunlar üniversite mezunu ihtiyaç olan her kurum da bunları istihdam edelim anlayışı kasıtlı ve bilinçli olarak egemen olmuştur. Oysa ülkemizin ihtiyaçlarına ve istihdam oranına göre program ve kontenjanların oluşturulması ve yalnız bir prog ramın değil de tüm mesleki ve mesleki teknik eğitim programlarına sınavsız geçiş düzenlemesi getirilmesi çok zor bir iş midir? Bu çağdışı ve siyasi amaçlı uygulamalar sonucu Eğitim, Fen Edebiyat, İletişim, Hukuk, Sosyal Bilimler vb. Lisans ve Ön Lisans Programlarından mezun olacak öğrencilerin nerelerde, nasıl istihdam edileceği; illerden başlanarak, bölgelere ve Türkiye koşullarına, çağa ve geleceğe uygun arz ve talep dikkate alınarak, planlanmadığı için her yıl bu programlardan mezun olan öğrencileri adeta bilinçli olarak iş bulamayacakları ve sorunlar ortaya çıktığında birilerinin kayırmasına ihtiyaç duyulması düşünülerek; daha doğrusu bilinçli olarak, üniversite mezunu; İŞSİZLER ORDUSUNUN OLUŞUMUNA KATKILAR SAĞLAMIŞLARDIR.

Deneyimli eğitimciler çok iyi bilirler. Bazı öğrenciler yetersiz olduğu alanlarda ilgili derslere ilgi göstermezler. Tüm çabalara rağmen belirli bir seviyenin üstüne çıkamadığı gibi sürekli başarısızlığa uğraması o derse ilgisiz ve öğretmenine karşı antipati duymasını sağlar. O ders kendisine işkence gibi gelir ve kişiliğini de olumsuz etkiler. Bu nedenle öğrencilerimizin her alanda başarılı olmasını beklememeliyiz. Her öğrencinin güçlü, zayıf, çok zayıf ve çok güçlü yönleri kısaca farklı bireysel özellikleri olduğunu unutmamalıyız ve eğitimde bu farklılıkları dikkate alarak zayıf yönleri seviyelerine ve özelliklerine uygun geliştirmeye zorlamadan çalışırken, üstün yönlerinde uzmanlaş tırarak üretken ve verimli bireylere dönüşmelerine katkıda bulunmalıyız… Kısaca eğitimin temel amacı bireyin yeterli ve üstün olan yönlerini daha üst düzeyde geliştirmelerine eğitim ortamlarında katkıda bulunarak, bu alanda uzmanlaşmalarını sağlayarak, nitelikli ve üretken bireyler yetiştirilmesi yolu ile ülkenin gelişmesine ve kalkınmasına katkı sağlamak olmalıdır… Yani eğitimin temel amaçlarından sadece birisinin ailesine, topluma ve kendine yararlı bireyler olarak yetiştirmek olduğu unutulmamalıdır… Bunun gibi birçok olumsuzlukların yaşan dığı tüm eğitimcilerce bilinmesine, önerilerde bulunulmasına rağmen, bu sistemde ve benzerlerinde sürekli direnmek! Bir takıntı değil de nedir!..

Yine bugün Üniversite Sınavlarındaki durumu anımsarsak, çeşnisi hiç bir ülkeye nasip olmayan bol çeşitteki lise lerimizden mezun olan öğrencilerimiz, farklı özelliklere sahip olmalarına, farklı koşullarda yetiştirilmelerine rağ men; eşitlik adına! Yönelecekleri programlardaki kontenjanlar ile lise mezunları sayısının fazla olması bahane edilerek, eleyicilik esasına dayalı olan tüm lise mezunları aynı sınav maratonunda koşturularak, yükseköğretime geçişleri düzenlenmiştir. Sanki başka bir çözüm yolu yok gibi... Sanki herkes mutlaka doktor, öğretmen, hukukçu, mühendis vb. mesleklerin mensubu olacaklar....

Türkiye’de bu meslekler dışında diğer mesleklerdeki insanlara nitelikli kalifiye ara gücü elemanlara, uzman teknisyen ve teknikerlere hiç mi ihtiyacımız yoktur. Özellikle çağımızın koşullarına uygun olan mesleki, mesleki teknik eğitim veya işe hayata hazırlayıcı program mezunu kişilere ihtiyaç varken neden ihtiyaç yokmuş gibi bu alana gerekli önem değer verilmiyor. Sanki milyonlarca imama ve din adamına ülkemizde ihtiyaç oluşturuluyor.
Yüksek Öğrenim Mezunu olan öğle mesleklerin lisans ve yüksek lisans programlarından çok sayıda mezun olan bu gençlerimizin işi hazır ya !..

Sizlerde biliyorsunuz! Hatta bilinçli olarak yapıyorsunuz!.. Sizlerin yıllardır ülkemiz üzerinde plan layıp, uyguladığınız oyun bu! Oyun !.. Ülkeye yararlı ve üretken Nesiller yetiştirmek değil…

Emperyalist Ülkelerin ve Demokrasi yerine Teokrasi ya da Otokrasi ve Monarşi vb. Yönetim biçimlerini getirmek ve kalıcı kılmak amaçlanan..…. Yeri geldiğinde kendilerine körü körüne itaat edecek eğitimsiz ve cahil nesiller ya da Dinci Nesiller yetiştirmek amacı ile bizim çocuklarımız ve gençlerimiz mi kurban seçilmeliler… Bu tür girişim ya da oluşumlara asla izin verilmemelidir…

Eğitime yıllarını vererek, üretken olma, bir işe yarama, kendi işini kurma, kendince istediği gibi yaşama vb. insani hayallerle, hedefini belirleyip yıllarca eğitim gören ve sonuçta tüm hayalleri gerçekleşmediği gibi bir bölümünü de gerçekleştirme olanağı tanınmayarak, sokağa atılıp işsizler ordusuna katılan, yıllarca kişiliğinden, onurundan ve ülke sevgisi ve çıkarlarından ödün vermeyen, ancak adı enayiye çıkan ve açlıktan ağzı kokan bu gençlere neden kıyıyorsunuz efendiler!.. Sizin yönlendirdiğiniz programlardan mezun olmalarında, Onların suçu nedir?

Emperyalizmin, O’nun kuklası demokrasi ve çağdışı yönetimlerin; ülkemizde oynadığı oyun gereği, Lise, Yüksek öğretim ve Fakültelerden mezun olarak, boşta kalan Diplomalı İşsizlere, Asgari ücretle çalıştırılacak kişilere, Terörist örgüt elamanlarına, Bozuk düzenden yararlanarak beyinleri yıkanacak bölücülere ve kolaylıkla satın alınacak maşalara daha fazla ülkemizde ihtiyaç var... Siyasi iktidarlara bağlı ve bağımlı olacak, gerektiğinde kolaylıkla kullanıla bilecek maşalara sürekli ihtiyaç vardır… Hedef budur! Bu ihtiyaçlar sürekli yaratılmalıdır!..

Oysa ülkemizin kurtuluşu çağdaş yanı içinde bulunulan çağa ve geleceğe uygun, her bireyin bireysel ayrıcalıkla rını dikkate alan demokratik ve bireysel eğitimdedir. Ayrıca bir ülkede gelişmenin ve kalkınmanın mimarı sayılabile cek, Yönlendirme Yapısı, eğitim sisteminin olmazsa olmazlarını oluşturmalıdır. Bu amaçla her bireyin bireysel ayrıcalıklarını oluşturan, zeka ve kabiliyetinden oluşan yeteneklerinin dikkate alınarak, Mesleki ve Mesleki Teknik Eğitime yönlendirmenin en az % 40 ile 50 seviyelerine çıkarılması, ayrıca işe ve hayata hazırlayıcı programlara yönlendirmenin eğitim sisteminde yer alması; geliştirilmesi ve desteklenmesi gerekmektedir.

Yönlendirmede, her bireylerin bireysel ayrıcalıkları ve potansiyelleri dikkate alınarak, istedikleri programlara yönelerek, eğitim koşulları sağlanıyorsa; istediği ve bireysel ayrıcalıklarına uygun olan alanlarda başarı kaçınılmaz olacağı için sürekli başarılı olur ve hem kendine, ailesine ve ülkesine yararlı bireye dönüşür. Yine sıcak ve sevgi dolu bir ortamda ve koşullarda büyüyüp, yaşıyorlarsa; kendini seven, güven ve özgüveni gelişmiş, yaşamı sever, herkesi sever, kendisi kadar herkesin mutluluğunu ister. Bu insan kötülük düşünemez, bu insan kimseye zarar veremez, yıkıcılık, yok etmek, tutsaklık, alıkoymak ve tüketici olmak yerine; barışı, dostluğu, özgürlüğü, yaşamı, bağımsızlığı ve üretmeyi seçer.

Kendine güveni ve öz güveni gelişmiş birey, yaşamında tüm insanlara güvenmeyi; sevgi ortamında büyüyen birey, kendini sevmeyi diğer insanları sevip, saymayı, onlara değer vermeyi; olumsuz koşul ların, zorlanmaların, baskının, şiddetin, dayağın girdabında boğulmayan birey, kötümser, yıkıcı, hep başarısız olamaz, kötülük ve yıkım düşünemez. İnsanların ve kendinin her şeyin en iyisine layık olduğunu düşünür, üretir, paylaşır. Bu birey üretken, verimli ve sağlıklı bir kişiliğe sahip olacaktır.

Bizim eğitim sistemimiz, öğrencilerin bireysel ayrıcalıklarını dikkate almadan, belirlenen programlarda öğrenci lerin ihtiyaçlarını ve isteklerini dikkate almadan, dersleri çağdaş araç-gereçlerden yararlanarak, öğrencileri güdü leme, istek yaratma ve motive etmeden yosun ve çağdışı öğretim yöntemlerini uygulayarak, baskı ile zorlama ile gerekirse sevgi yaptırımı yerine şiddet yaptırımlarına yer vererek, bilgiler işlerine yarasa da yaramasa da öğretil meye çalışılmaktadır. Bütün bunlar yetmezmiş gibi aldıkları yıllarca eğitimin sonunda sokağa itilmeye mahkum edilmektedirler. Eğitimin temel amaçlarından biri topluma yararlı bireyler yetiştirmek, değil midir? Toplumun ihtiyaçlarına uygun in sanlar yetiştirmek, yerine kendi çıkarlarına uygun insanlar yetiştirmek. Eğitimde yapılan bu olumsuzlukların, bazı ülkelerin soğuk ya da sıcak harp dönemlerinde uygulamalarını gördüğümüz; sözüm onlara insanlık için, ülke için diyerek, bazı kötü emellerini ve komplekslerini tatmin etmek isteyen kan içici, insanlık düşmanı diktatörlerce yapıldığını bilmiyor musunuz? Bu ve benzeri durumlar, insan haklarının ihlali değil midir.? İnsanlarımızın çocukluklarından beri özlemlerini gerçekleştirme hayallerini ve hedeflerini yok edenler mi yoksa gençlerimizi bu hale getirenler mi asıl suçlulardır. Öğrencilerin bireysel ayrıcalıklarını dikkate almayan program merkezli eğitim sistemlerinde, yönlendirmelerde başarısızlık kaçınılmazdır.

Bu nedenle başarısız öğrenci yoktur. Başarısız sistem, dersler ve programlar; eğitim koşulları ve çevre vardır.

Her Bireyin, BİREYSEL ÖZELLİKLERİNE UYGUN VE ÜLKEMİZ KOŞULLARINA UYGUN ALANLARLAR/ PROGRAMLARDA Yetiştirilmesi ve Uzmanlaşması sonucu; ÜRETKEN VE NİTELİKLİ KALİFİYE, ELEMANLARIN ÜLKEMİZ VE GELECEĞİMİZİN İHTİYAÇLARININ, Karşılanması Sağlanarak; Ülkemizde, HER ALANDA NİTELİKLİ YETİŞEN GENÇLİK; UZMANLAŞAN BU NESİL SAYESİNDE; ÜLKEMİZİN KALKINMASININ ÖNÜNDE BİR ENGEL KALMAYACAĞI GİBİ DIŞA BAĞIMLILIĞIMIZ ORTADAN KALKARAK, ÜLKEMİZ KENDİNE YETERLİ OLMAKLA KALMAYIP, SÜREÇ İÇİNDE ÇAĞDAŞ TARIMIN, MADENCİLİĞİN, TEKNOLOJİNİN, BİLİMİN, BİLİŞİMİN, YAZILIMIN VB. KISACA HER ALANDA GELİŞEREK, ÇAĞDAŞ ÜLKELER SEVİYESİNE GELEREK, KİMSEYE BAĞIMLI KALINMAYACAĞI…VS. ORTADADIR.


Öğrencilerimizin Yeteneğine ve Bireysel Ayrıcalıklarına göre; Seviye Grubu Oluşturup, Yönlendirilerek Eğitimin Üstün Yönleri:

Öğrencilerin akademik başarısında, gelişim dönemlerinin özelliklerine uygun, eğitim-öğretimden verimli ve kaliteli yararlanma koşulları ne kadar iyi düzenlenmiş olsa da, öğrencilerin yukarda belirtilen bireysel farklılıklarını yani yeteneklerini dikkate almadan hazırlanan eğitim-öğretim programlarında öğrenciler hedeflenen ve istenen düzeyde başarılı olamamaktadırlar. Bireyin doğası gereği yeteneği olmayan alanlarda ilgi, isteği de olmamakta, ilgi ve istekli olmadığı bir prog ram ya da derste başarı şansı düşük olmaktadır. Yetenekli olmadıkları alanlara yönelen, öğrencilerin başarısızlık sorunları yanında diğer bölümlerde de detaylı açıklandığı gibi bir çok psikolojik ve kişisel sorunları yaşamalarına neden olmaktadır. Oysa öğrencilerin bireysel ayrıcalıklarını uygun eğitim programlarına yönelen öğrencilerin, eğitimde ki diğer mevcut koşulların gerekliliği ve önemi oranında; (Eğitim-öğretim yaşantısı süresince kazandıkları bilgi, beceri ve başarı oluşmaktadır.) doğuştan getirdikleri ilgi, istidat, zihinsel yetenekler, değerler, kişilik vb. özellikleri de akademik başarının kazanılmasında en önemli koşullar olarak geçerliliğini korumaktadır.

Bunun yanında yönlendirmede, öğrencileri bireysel özellikleri bakımından birbirine benzerlik gösteren, bireysel ayrıcalıkları ve güçleri denk olan grupları-seviyeleri, olanaklar oranında bir araya getirerek; Oluşturulan bireysel kümelerde ya da gruplarda, (Yetenekleri denk seviye grupları) uygun programlara yönelip ve isteğine, ihtiyacına uygun dersleri alarak, yetişmelerini sağlamaya yönelik, hazırlanan eğitim programlarında; öğrenciler daha başarılı olmaktadırlar. Bu nedenle bireysel eğitimin basamaklarından biri olan, öğrencilerin zihinsel yeteneklerini yani tüm bireysel ayrıcalık larını da dikkate alan bir yönlendir meye acilen geçilmesi ihtiyaç olmaktan çok zorunlu bir hale gelmiştir.

Bu yolla öğrenciler farklı programlara yönlendirildiklerinde yetenek, başarı ve diğer bireysel özellikleri eşit koşullarda olması, ayrıca ders ve dersleri verecek öğretmenlerin öğrencinin isteğine uygun seçilmesi,( Öğretmenin, yaklaşımlarını ve kendini eleştirip, öz eleştiri getirmesi ve kendini yenileyip, sürekli geliştirmesini sağlayacaktır. Oysa çalışanı onurlandırmak, çalışmayanı cezalandır ma gibi anlayışlar, insanlar için daha gurur ve onur kırıcı yaklaşımlardır. Bu nedenle daha az insani dir.) fiziki çağdaş koşulların düzenlendiği dersliklerde ya da mekanlarda, çağdaş araç-gereç ve yöntemlerden yaralanan öğrenciler daha istekli, daha verimli ve başarılı olmaktadırlar. Bu şekilde bir yönlendirme ile eğitimde kalite ve verimliliğin artacağına inanmaktayım.

Bu gün eğitim-öğretimde bu bireysel ayrıcalıklardan yalnız akademik başarı dikkate alınarak, öğrenciler çeşitli ortaöğretim programlarına yönelmektedir. Bu günkü sistem, Ortaöğretim program larına öğrencilerin bireysel tüm özelliklerini dikkat alan yönlendirici bir yapıdan yoksundur. Bu nedenle aynı eğitim programları, yeteneği olsun veya olmasın, ilgisi bulunsun ya da bulunmasın, değerleri uygun olsun ya da olmasın, akademik başarısı dikkate alınarak, yeteneği üstün, orta veya düşük tüm öğrencilere uygulanmakta, bu programlarda bu özellikleri üstün olan öğrenciler için pek sorun yaratmamaktadır. Sorun çıksa da öğrencilerin yetenekli olması nedeniyle sorunlar çözümlenmektedir. Oysa orta seviyede ve düşük düzeyde bireysel ayrıcalıklara sahip öğrenciler, bu programlar kapasitelerinin üzerinde olduğu için zorlanmakta ve bir çok güçlüklerle karşılaşmakta dırlar. Başlangıçta az sıkıntı yaşarken çalışmalarına ve çabalarına rağmen istenilen düzeyde akade mik başarıya ulaşamamaktadırlar. Programlar kendi bireysel özelliklerine ve isteklerine uygun olmadığı için anlayamamaktan kaynaklanan sorunlar ortaya çıkmaktadır. Bu programlarda sürekli başarısız duruma düşmeleri zamanla çalışıyorum, başaramıyorum. O halde ben bunu yapamıyor rum, ben yetersizim, benim bu derslere yeteneğim yok duyguları gittikçe yaşantısına egemen olur. Başaramıyorum o halde çalışmamın anlamı yoktur. Başarısızlık benim kaderim. Duyguları, savunma mekanizmalarını kullanmasına olumsuz davranışların kişiliğinin bir parçası haline gelmesine neden olur. Tabii bu duygunun yerleşmesini, başarısızlığın verdiği eziklik, aile, öğretmen, arkadaş vb. faktörlerce pekiştirilmesi, baskılar, dışlanmışlık ve değersizlik duygularının eşlik etmesi sonucu; duyusal ve psikolojik sorunlardan kaynaklanan birçok kişilik sorununu beraberinde getirir. Öğretmenler ve çevrenin, öğrencinin kendini ön plana çıkarıcı olumsuz davranışlarını da ödüllen dirilmesi sonucu; başarısızlığın yanında topluma yararlı birey yerine topluma zarar veren, sorunlu, sağlıksız kişilik sahibi ve zayıf karakterli bireyler yetiştirmiş oluruz. Eğitimin temel amacı topluma zararlı mı yoksa yararlı mı bireyler yetiştirmektir?

Bazı üstün yetenekli öğrenciler bu karma sınıflarda, öğretmenler sınıf atmosferindeki öğrenci seviyesi dikkate alarak programını şekillendirip, uygulayacağı, için farklı seviyelerdeki öğrenciler ile aynı atmosferde, ayrı, ayrı bireysel öğretim gerçekleştiremeyecektir. Gerçekleştirilmek istense bile hem öğretmen hem öğrenciler büyük güçlükler ve sorunlar yaşayacaklardır. Öğretim Program ları üstün yetenekli bazı öğrencilerin seviyelerinin altında olduğu için onlara sıkıcı gelmekte, lüzum suz tekrarların öğrenciyi sıkacağı bilinmeden, derslerden soğumalarına, yeteneklerini geliştirici bir ortamdan yoksun bulunmamaktan dolayı kendilerini geliştirecekleri yerde bu özel ve üstün yeteneklerinin süreç içinde körelmesine neden olacaktır. Bu şekilde bir araya getirilmiş sınıflarda, görüldüğü gibi en büyük sıkıntıları, öncelikli çok alt seviye ve çok üst seviyede olan öğrenciler yaşamaktadırlar. Biz bu çocukların, bu gençlerin hayatlarını kaydırıyoruz ve karartıyoruz. İfadesini istemeden de kullanmış olmam, bana pek anlamsız gelmiyor!..

Oysa öğrencilerin bireysel özelliklerinin tümünü dikkate alarak, belirlenen programlardan her hangi bir programa, isteğine ve ihtiyaçlarına uygun olarak yönelmesi sağlandığında; Bireysel özellikler bakımından, çoğu koşulları benzer veya eşit gruplarla, seviyelerine, kendinin ve toplumun ihtiyaçlarına ve isteklerine uygun hazırlanmış programları öğrenmeleri daha da kolaylaşacaktır. Ayrıca öğrenci sıkıntı çekmeden, zorlanmadan, olumsuzluklarla karşılaşmadan; kısaca kişiliği ve sağlığı bozulmadan eğitilmesi sağlanacaktır.

Bu şekilde bir yapılanma ayrıcalık getirir, sorun yaratır. Görüşünü paylaşmıyorum. Belki bazı sakıncaları bulunabilir, ancak yukarda belirtilen bu günkü sınıf atmosferin de yukarda belirtilen sıkıntıları yaşayan öğrencilerimizin durumları dikkate alındığında, öğrenciye vereceği tahribatın azlığı tercih edilmesi gereken koşullardan sadece biri olduğu unutulmamalıdır.

Ayrıca yönlendirme ve geçişler konusunda belirtildiği gibi, bulunduğu seviyeden yıl sonunda performans göstererek başarısı düzeyinde, farklı seviyedeki gruplara geçişinin düzenlenmesi ya da tersi olmalı diğer değişle eğitimde ödül ve ceza kullanılmalıdır. Tercihen ödül ağırlıklı kullanılmalıdır. Bu sistemin işletilmesi, öğrencilerin kendilerini geliştirmelerine, güven ve özgüven , başarı hazzı, kendini kanıtlama vb. duygularının da gelişmesine katkıda bulunacaktır. Başarısız duruma düşen öğrenciler, alt seviyedeki gruplara yönlendirilmeden, yetiştirme programları yolu ile yetiştirilip aynı seviyeye getirilmeye çalışılmalı, öğrencinin başarı yönünden aynı seviyeye getirilmesi için tüm çabaların gösterilmesine rağmen, istenen başarı düzeyini yakalayamayan öğrenciler daha alt seviyedeki programlarda öğrenimlerine devam ettirilmelidir. Ancak bu daha önce belirlenen standartlara göre durumlarına en uygun olan programlara yönlen dirilmeleri sağlanmalıdır. Ancak alt programa devam eden öğrenciler eğitimleri süresince tekrar daha üst düzeydeki programlara geçişlerinin, her yıl eğitim-öğretim yılı sonundaki performansı dikkate alınarak yapılmasının sürekli açık tutulmalıdır.

Yine üstün yetenekli öğrenciler bu sınıflarda, öğretmenlerin sınıf atmosferindeki öğrenci seviyesi dikkate alarak programını şekillendirip, uygulayacağı için farklı seviye gruplarında bulunan öğrenciler ile istenilen seviyede ayrı, ayrı bireysel öğretim gerçekleştiremeyeceklerdir. Öğretim programları bu öğrencilerin seviyelerinin altında olduğu için onlara sıkıcı gelmekte, lüzumsuz tekrarların öğrenciyi sıkacağı bilinmeden, derslerden soğumalarına, yeteneklerini geliştirici bir ortamdan yoksun bulunmamaktan dolayı kendilerini geliştirecekleri yerde bu özel ve üstün yeteneklerinin süreç içinde körelmesine neden olmaktadırlar. Bu şekilde bir araya getirilmiş karma sınıflarda; görüldüğü gibi en büyük sıkıntıları öncelikli çok alt ve çok üst seviyelerde yetenekli olan öğrenciler yaşamaktadırlar.

Günümüzde zeka ( Wechsler, Stanford Binet, Binet-Simon, Likert vb.) çeşitli yetenek, ilgi testleri ( Kuder, Kendini Değerlendirme Envanteri, Temel Kabiliyetler Testi, Akademik Benlik Kavramı Ölçeği vb ) bulunmakta ve zekanın ve çeşitli yeteneklerin, ilgilerin ve değerlerin belirlenmesinde kullanılmaktadır.
Zeka testleri bireylerin zekalarını bulundukları yaş içinde değerlendirmektedir. Daha iyi performans ya da daha kötü performans gösterip, gösteremeyeceklerini belirlemez. Bu nedenle zeka tek bir yapıdan oluşmamakta, bir çok yeteneğin bileşiminden oluşmaktadır. Bu yapısını göz önüne aldığımızda zekanın farklı yönlerini de belirlememize gereksinim bulunmaktadır.

Bu amaçla, ilköğretim ilk yıllarında, hatta bazı yeteneklerde okul öncesi eğitimde, gözlemler sonucu öğrencilerin ilgi ve yetenekleri belirlenebilir. Bunlar rehberlik ve psikolojik danışma birimlerinin elamanları tarafından uygulanan ölçme araçları sonuçları ile değerlendirilebilir. Bu amaçla en geç ilköğretim 3. sınıftan itibaren öğrenciyi çeşitli yönleri ile öğretmenlerce tanıma çalışmaları başlatılmalıdır. Her öğrenci ile ilgili bilgiler rehberlik biriminde dosyalarda sınıf/ sınıf rehber öğretmenlerince kayıt altına alınmalıdır. Yönlendirme de öğretmen ve okul rehber öğretmeninin kayıtlarından yararlanarak ağırlıklı puanlar verilmelidir. Bu konuda ayrıntılı bilgi Yönlendirme Komisyonlarında belirtilecektir.

Yukarıda her bireyin birbirinden farklı olan, hatta birbirlerine tüm özellikleriyle benzeyen Özdeş İkizlerde bile bireysel özellikler bakımından bazı farklılıkların olduğu gözlenmiş ve bilimsel araştır malarla desteklenmiştir. Her bireyin bireysel özellikleri dikkate alınarak, Bireysel Eğitim programları ile geliştirilmesi eğitim sistemimizde olmazsa olmazlardan olmalıdır. İlköğretim sonunda sekizince sınıflarda ya da 9. Sınıfların Yönlendirme Sınıfı olarak düzenlendiği eğitim sistemlerinde; her bireyin derslerden aldığı notlar dışında, rehberlik servislerinin uygulamaları, sınıf öğretmenlerinin ve branş öğretmenlerinden oluşacak Yönlendirme Komisyonlarında, her öğrencinin dikkat çeken bireysel farklılıkları ve üstün yönleri, başarıları dikkate alınarak; bu ilgi alanlarıyla ilgili "Öğrenci Gelişim Durumu" tespit edilmeli, yönlendirme zamanlarında velilerin ve öğrencinin de komisyona katılımı sağlanarak yöneleceği ortaöğretim programı öncelikli öğrenci isteği dikkate alınarak gerçekleştiril melidir. Komisyon kararı sonrası isteyen öğrenciye Okul İdaresi ve Rehberlik Servisi duyuruları ve koordinatörlüğünde son bir şans daha verilerek yöneleceği program kesinleştirilmelidir.

Çağdaş Eğitimin Basamakları/ Aşamaları, Küçük yaşlarda Kreş sonrası 4 ya da en geç 5 yaşlarında Ön Eğitim, 5 ya da 6 yaşlarında Okul Öncesi, İlköğretim, Ortaöğretim, Yükseköğretim basamaklarından oluşmaktadır. ( 4 yaşından başlayarak, en erken 6 yaş 6 aylıkken ilköğretim (İlköğretimin ilk kademelerinde 4. Sınıftan itibaren bireylerin yetenekleri, ilgileri ile belirlenmeye başlanmakta 14 yaşlarında ya da en geç 14 yaş sonunda yönlendirme yapılmalıdır) Öğrencilerin 4 ile5 yaşlarında, ilgileri uçarı da olsa bazı ilgilerini eğitimin çeşitli kademelerinde kalıcı olarak göstermeleri ( Özellikle, yeteneği varsa; yabancı dili basit olarak taklit yolu ile öğrenebileceği için yeteneklerinin keşfedip belirlenmesinde kolaylıklar sağlanmalıdır.) Ailelerce, yakın çevrece ve eğitimi süresince çocukların bu ilgileri desteklendiği, ödüllendirildiği, ilgili olduğu konularda olanaklar tanındığı, uygun ortamlar bulduğu ve bundan dolayı aile içinde, akran çevresinde yerinin daha önemsendiği hissettirilmekle kalınmayıp, sağlıklı pekiştirildiğinde; bu ilgileri kısa sürede yeteneğe dönüşmektedir. Tam tersi durumda bu ilgiler süreç içinde körelebilmekte, koşullar oranında farklı ilgilere yönlendirmeler olabilmektedir. Bu nedenlerle ilgi, istidat, yetenek vb. Bireysel Ayrıcalıklarına uygun ortaöğretim/lise programları/alanlarına uygun yönlendirme ilköğretimin ikinci kademesi yani 8. Sınıfın sonunda ( 2. Dönem) isteklerine uygun yapılmalıdır. Özellikle ortak alan derslerindeki, IQ-Akademik Başarı dikkate alınarak, Çok Programlı Lise Alan/ Programlarına; Akademik Başarıdan çok EQ-Duygusal Zeka ( Yetenekleri ve Bireysel Ayrıcalıklar) dikkate alınarak, Mesleki, Mesleki Teknik/Teknoloji Program/Alanlarına; Bunların dışında kalan ve kısa sürede meslek sahibi ve üretken olmak için İşe ve Hayata Hazırlayıcı programlar/ Alanlara eş söyleşiyle san’ at yani ata mesleklerine yönlendirme yapılmalıdır. Yapılan bilimsel araştırmalar sonucu her alanda, her ilde ihtiyaçlar ve ülke genelinde programlar belirlenir.( DİE, DPT, Üniversitelerin Bilimsel Araştırmaları dikkate alınır) Belirlenen bu programlarda arz talep durumu dikkate alınarak, kontenjanlar belirlenir ve öğrenciler, Yönlendirme Kurulunca, her alana geçiş derslerindeki not ortalamaları dikkate alınarak; Yükseköğretim/Üniversite Programlarına alanları ile ilişkili sınavsız geçişleri sağlanır. Eş söyleşiyle her alana/programa uygun olan ve belirli koşulları olan öğrencilerin her türlü dikey ve yatay geçişleri ve üst programlarla uzmanlaşmasının koşulları önceden düzenlenmelidir.

Dünyadaki tüm eğitimcilerin kabul ettiği, değişmez bir gerçek vardır. Her bireyin doğuştan getirdiği farklı bir potansiyeli yani bireysel özellikleri vardır. Her bireyde farklı olan bu potansiyel güç, eş söyleşi ile yetenekle; bilgi birleşimi kabiliyeti oluşturmaktadır. Kabiliyetler çevresel faktörlerle şekillenir. Yani ilgi ve yetenekler bilgiden yararlanma gücü ile orantılı yeniden şekillenerek, kabiliyetleri oluşturur. İkinci farklılık zihinsel-bilişseldir. (l Q de denilen Akademik Zeka ) ilgi, değer, duygu mizaç ve kişilik vb. bir çok farklılıklar bireyden bireye değişir. Bir diğeri her bireyde farklı olan bu özellikler ise Duygusal Zekayı oluşturur. (EQ) İşte her bireyde farklı, farklı olan bu özelliklerin tümüne; bireysel farklılıklar diyoruz. Bu farklılıklar her bireyde farklı oranlarda değişiklikler gösterir. ( Özdeş ikizlerde bile bazı farklılıklar olabilir) Bu nedenle her bireyin güçlü ve zayıf yönleri olduğu unutul mamalıdır. Her bir öğrencinin tüm bu bireysel özellikleri ve koşulları dikkate alınarak, diğer bir değişle güçlü ve zayıf yönleri, kabiliyeti, yeteneği, ilgisi ve isteği dikkate alınarak; uygun alanlara yönlendirildiklerinde, istekli oldukları alanda SEVEREK, İSTEYEREK VE VAR GÜÇLERİYLE çabayı göstereceklerinden, koşulları uygun, istedikleri programlara yönlendirildiklerinde; başarı da kaçınılmaz olur. Tersi programlara göre geleceğimiz olan çocuklarımızın, gençlerimizin ve gelecek nesillerimizin yetiştirilmesini sağlayan Klasik Eğitim Sistemleri, çocuklarımızı programlara kurban etmekte ve kendi bireysel özelliklerini körelterek, topluma zararlı bireyler yetiştirme işlevini gerçekleştirmektedir. Tüm bu nedenlerle Çğa uygun olan programların, çocuklarımızın emrine verildiği ve bireysel özelliklerine göre en üst düzeyde gelişmelerine olanak tanıyan çağdaş, çağa ve geleceğe yön verecek ve üretken nesiller yetiştirmenin yöntemi Ön eğitimden başlanarak, Okul Öncesine; Okul Öncesinden sekiz yıllık ilköğretime kadar, hatta dört yıllık Orta Öğretim/ Lise programları devlet tarafından eğitimde fırsat eşitliği gereği zorunlu ve parasız olmalıdır. Programlar her öğrencinin eğitimin her kademesinde bireysel özelliklerini en üst düzeyde kullanarak, geliştirmelerine yönelik yalnız Akademik Başarıyı ( IQ) ön plana alan, eş söyleşiyle bireylerin işine yarayacak ve kendilerini geliştirmelerine topluma yararlı üretken ve verimli çağdaş bireyler olarak yetişmelerine katkı sunacak; EQ denilen Bireysel Özelliklerini yani Kabiliyetlerini de dikkate alacak ve geliştirecek özelliklere sahip olmalı; Çok Amaçlı ve Çok Programlı Ortaöğretim Programlarına geçişte ( En geç 8 ya da 9. Sınıfta) Akademik Zekasıyla ilişkili ders notları, EQ Duygusal Zekasıyla ilişkili Kabiliyetleri dikkate alınarak, Yönlendirme Komisyonlarınca tespit edilen birden çok yöneleceği programlardan istediğine yönelmesi; yani geçişlerinin düzenlenmesinden geçmektedir. Aksi takdirde bireysel özelliklerine uymayan programlarda başarısızlık kaçınılmaz olacaktır.( Eğitimin Yönlendirme Boyutunda daha kapsamlı bilgiler verilmiştir.)

Eğitim, herkesçe bilindiği gibi; davranışta kasıtlı, istendik değişiklikler meydana getirmedir. Bu değişikliklerin süreç içinde kalıcı olması beklenir. Eğitim, bireylerde bilgi, beceri yönünden olumlu bir tavır geliştirmesini, ilgi ve yeteneklerine uygun toplumun beklentileri doğrultusunda istendik davranış değişiklikleri kazanmasını kapsayan etkinliklerin tümüdür denilebilir. Eğitim, kültürün gelecek kuşaklara aktarılması işlevinden çok bireylerin bireysel ayrıcalıklarına uygun hangi bilgileri öğrenmeye ihtiyaçları olduğuna kendilerinin karar vererek belirlemelerini bu amaçla öğrenmek istedikleri bilgileri kendilerinin belirleyip, seçmelerine, seçtikleri bilgilere ulaşırken nasıl ulaşması gerektiğinin öğretimini yani öğrencinin aktif biçimde bireysel ya da ekip çalışmaları ile araştırarak, inceleyerek bilgilere ulaşmasını, ulaştığı bilgiyi tanıyarak, deneyerek, uygulayarak öğrenmesi, öğrendiği bilgileri nasıl, ne zaman, nerede ve ne şekilde kullanabileceğinin öğrenilip, öğretilmesi ve öğrendiği bilgilerden yararlanarak, transfer ederek farklı ve yeni bilgiler üretmesi, yeni projeler geliştirmesi ve insanların hizmetine sunması, çağdaş eğitimin temel işlevlerinden olmalıdır. Eğitim tüm bu işlevleri verimli ve sağlıklı olarak yerine getirebilmesi için eğitilen öğrenciye uygun olması yani öğrenci ve öğrenen merkezli olması, eğitimin olmazsa olmazlarından olmalıdır.
Formal Eğitim ile İnformal Eğitim birbirinden farklı kavramlardır. Formal Eğitim, kültürlerin amaçlı ve kasıtlı olarak yeni kuşaklara aktarılma, topluma yararlı bireyler yetiştirmek amacı ile belirli bir plan ve program dahilinde,kişiler arası sağlıklı bir iletişim süreç ve ortamında, kontrollü ve sonuçların değerlendirilerek gerçekleştirildiği eğitim biçimidir, diyebiliriz. Eğitim ve eğitim sürecini bu yönü ile değerlendirdiğimizde, Formal Eğitimin örgün eğitim kurumları aracılığı ile yapılan eğitimi yani çok boyutlu bir yapıyı içerip, kapsadığı anlaşılır. Oysa eğitilenin insan olması ve eğitimin uzun bir süreci kapsaması sonucu, eğitim kültürel birikimleri gelecek kuşaklara aktarılırken, eğitimin tüm işlevlerini yerine getirirken, eğitimin İnformal yönü de önem kazanmakta ve dikkate alınması zorunluluk taşımaktadır.

Eğitimle kazandırılan davranış örüntüleri, belirli yaş dönemlerinde kazanılmaktadır.

Bu nedenle çocuk yetişkinlik çağına gelinceye kadar, başta aileler, akranlar ve diğer insanlar, çevresel koşullar ve okul ortamları, büyük bir güç olan kitle iletişim araçlarından etkilenerek, olumlu denilen model davranışları ya da olumsuz davranışları kazanmaktadır. Diğer değişle insan çevresi ile etkileşim ve iletişimde bulunarak, büyür, gelişir, olgunlaşır ve sosyal bir varlığa dönüşür. Bu nedenle çocukların kreş- ön eğitim ve okul öncesinden başlanarak, okul çağındaki uzun bir süreç içinde kazan dırılması gereken olumlu davranış örüntülerinin belirlenerek, gelişim dönemlerine uygun olan hedef davranışların kazandırılması, bireysel ve sağlıklı ve çağdaş bir eğitimin temel işlevlerinden olmalıdır. Eğitimin gelişimin her dönemine has iletişimsel ve etkileşimsel önemli işlevi ve rolü önemsenip, düşünüldüğünde; İnsanın bebeklik, çocukluk, ergenlik ve genç yetişkinlik, yetişkinlik, yaşlılık vb. yaşamının her döneminde döneme has eğitimi, öğretimden daha çok önem kazanmaktadır. Kısacası bireylerin her dönemde bireysel özelliklerine uygun olarak eğitimi önemli bir unsur olarak karşı mıza çıkmaktadır. Toplumun tüm bireylerinin eğitimi sağlanırken, herkesin eğitim olanaklarından eşit yararlanması başka önemli bir unsur olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu amaçla eğitimin amaç ve hedeflerinin gerçekleştirilmesi işlevini yerine getirecek olan eğitim kurumlarının, bireylerin gelişim dönemlerindeki bireysel ayrıcalıklarına uygun temel ihtiyaç ve gereksinimlerini karşıla yacak ve onları eşit eğitim koşullarında hedeflenen doğrultuda eğitilerek, sağlıklı kişilik özellikleri kazanmalarını sağlayıcı, potansiyellerini en üst düzeyde geliştirmeyi kolaylaştırıcı, çağdaş donanım ve olanakları hizmetlerine sunacak fiziksel donanımlar kadar içerik ve öğrenci merkezli çağdaş eğitim ortamları oluşturulup, gerekli tüm düzenlemeler yasalara uygun gerçekleştirilmelidir. Bu amaçla eğitim kurumlarının bireylerin olumlu özellikleri kazanmış ve topluma yararlı bir insan olmasının gerektirdiği temel davranışları kazandırma uğruna her türlü olanak seferber edilmeli ve öğrencilerin hizmetine sunulmalıdır. Öğretim ise öğrencinin ihtiyacına uygun ve yararlanacağı bilgilerin çağdaş eğitim araç-gereçlerinin bulunduğu, çağa ve öğrencinin bireysel ayrıcalıklarına uygun düzenlemelerle dikkatini ve ilgisini çeken, istek uyandıran, çok sayıda duyu organına hitap ederek motivasyonu arttıran ve kolay öğrenmesini sağlayan, bireysel ya da ekip çalışmaları çeşitli yöntem ve teknikler ile öğrencinin aktif öğretmenin ise yol gösterip, rehberlik edeceği çağdaş eğitim düzenlenmelerinin yapılması zorunlu olmalıdır. Oluşturulan her düzeydeki kurul ve komisyonlar aracılığı ile eğitenlerin ve eğitenin demokratik katılımcılığı ile değişen koşullara uygun sürekli iyileştirmeler gerçekleştirilmelidir.

Ülkemizin gelişip, kalkınması, demokrasi ve insan hakları ile ilgili kurallarının özümsenip, yaşam biçimine dönüştürmesi, günümüzde köyden kente göçlerin önlenmesi, bilinçli bir aile planlamasının yapılmasını ( Bazı illerde ve köylerde, olanaksızlıklar nedeni ile göçler yaşanması. Metropol İllerin artmasına ve daha çok aile bireyinin çalışarak, aile bütçesine katkı sağlayacağı düşüncesi ile Aile Planlamasının bilinçli yapılmaması sonucu her geçen gün artan doğurganlık sayısı, ülkemizin nüfusunu arttırarak, gelir dağılımını olumsuz etkilemektedir.) ve çağın gelişen koşullarına uygun eğitimli, ülkemize yararlı ve üretken bireylerin yetiştirilmesini zorunlu hale getirmektedir. Bu hedefleri gerçekleştirmek için eğitimde yeni ve çağdaş bir yapılanmaya ihtiyaç bulunmaktadır.

Bu nedenlerle yöreler- illerden başlanarak, ön eğitim ve okul öncesinden, yükseköğretimine kadar eğitimin her kademesindeki eğitim-öğretim kurumlarını eğitimde fırsat eşitliğinin gereği bir arada yeniden yapılandırarak, Eğitim Kompleksleri oluşturmaya ihtiyaç bulunmaktadır. Mevcut yapılandırılmış okullardan yararlanarak, merkezi okullara yeni kampuslar, kampuslara bağlı derslikler, amfiler, salonlar, alanlar, birimler, merkezler gibi ekleyerek, süreç içinde tüm eğitim kurumlarının bir arada yapılandırıldığı çağdaş eğitim kurumları yani Eğitim Kompleksleri oluşturulmalıdır. İlçelerin çevresindeki belde ve köylerdeki yükseköğretim programlarına yönlendirilecek öğrenci sayılarının yetersiz olması halinde ilgili kampusların en Yakın yerleşim birimindeki Eğitim Kompleksine bağlı olarak aynı koşullarda yapılandırılması sağlanmalıdır. Mümkün olduğunca öğrencinin tüm eğitim süreçlerini kendine ulaşım yönünden en kolay olacak bir Eğitim Kompleksinde alması sağlanarak, zorunlu durumlarda yatılılık olanaklarından yararlanılarak, ülkemiz Taşımalı Eğitim belasından kurtarılmalıdır. Tüm Eğitim Kampusları aynı şekilde özerk kurumlar şeklinde yapılandırılarak, bulunduğu Eğitim Kompleksiyle işbirliği, koordi nasyon ve yönetime katılarak faaliyet göstermelidir. Eğitim Kompleksi içindeki kampuslar, fiziki yapı olarak öğrencilerin yaş ve gelişim özellikleri dikkate alınarak ayrı binalar şeklinde yapılandırılarak oluşturulur. Eğitim Kompleksine bağlı kampuslar, merkezler ve diğer tüm birimler gibi çağdaş eklentilerden oluşan yapılanmaların bir arada bulunduğu, kompleksin her türlü olanaklarından eşit ve birlikte yararlanan, eğitim ve karar süreçlerine katılan çağdaş eğitim-öğretim kurumları yapısı oluşturulur. Eğitim Kompleksleri yapısı illerin belirli merkezlerindeki her seviyedeki örgün eğitim kurumunu bir çatı altında toplarken her seviyedeki okul türlerinin kendi arasında özerk bir yapıya sahip olduğu unutulmamalıdır. Ayrıca Mesleki ve Mesleki Teknik Eğitim koşulları genelde ortaöğretim yani liselerde yönlendirme ile başladığı dikkate alındığında; bu kampüslerdeki lise, ön lisans, lisans lisansüstü vb. programları Sanayii veya Tarım Merkezi, Deniz, Hayvancılık Merkezi vb. olan yerlerde oluşturulması uygulama yönünden önem arz etmektedir.

Eğitim Kompleksleri yapısı illerin belirli merkezlerindeki her seviyedeki örgün eğitim kurumunu bir çatı altında toplarken her seviyedeki okul türlerinin kendi arasında özerk bir yapıya sahip olduğu unutulma malıdır. Ayrıca Mesleki ve Mesleki Teknik Eğitim koşulları genelde ortaöğretim yani liselerde yönlendirme ile başladığı dikkate alındığında; bu kampüslerdeki lise, ön lisans, lisans lisansüstü vb. programları Sanayii veya Tarım Merkezi, Deniz, Hayvancılık Merkezi vb. olan yerlerde oluşturulması uygulama yönünden önem arz etmektedir.

Okullarda programlı olarak yürütülen örgün eğitim, eğitim sürecinin yalnız belirli bir bölümünü kapsar. Oysa eğitim, öğretimi de içine alan geniş kapsamlı bir kavramdır. Eğitilen insandır, bu nedenle eğitimin tüm insani boyutlarını dikkate almak zorunluluğu vardır. Eğitim gelecek kuşaklara kültür ve bilgi birikimini aktarma işlevini gerçekleştirirken, çağın koşullarına uygun demokrasi, insan hakları, insanlarla sağlıklı iletişim ve ilişkiler kurmayı, iyi bir birey ve iyi bir insan olmanın gerektir diği temel kuralları ve insan olmanın gerektirdiği unsurları ve olumlu davranışları kazandırma yolu ile sağlıklı, kişilik sahibi, üretken, topluma ve ülkesine yararlı bireylere dönüşmelerini sağlamalıdır. Çağımızda öğretim her yerde, her zaman ve her koşulda sağlanabileceği gibi her yaşta, her zaman ve her koşulda öğrenme oluşabilecektir. Öğrenmenin yaşı, yeri ve zamanı olmadığı bilinmeli ve bireye yaş ve gelişim dönemlerinin gerektirdiği ve yalnız belirli dönemlerde kazandırılan olumlu davranışları kazandırıcı eğitim koşulları örgün eğitim yolu ile mutlaka sağlanabilmelidir. Eğitim, her yaşta, yaşa uygun olan istendik ve olumlu davranışların kazandırılması yolu ile gerçekleşir. Bireylerin eğitiminde mutlaka sevgi, saygı, sabır, özveri vb. davranışları erdem edinmiş rehberlik edip yol gösterecek, Atatürkçü, laik, demokrat, yurt ve barışsever, çağdaş vb. model davranışlarla örnek olacak özellikleri olan eğitimcilere ihtiyaç bulunmaktadır. Öğrenme ise okul dışında diğer koşullarda da her zaman ve her yaşta yeteneği varsa ilgisi olacak, ilgi olunca istek ve motivasyon oluşacak ve bireyin, öğreten yardımına gereksinim duyulmadan belirli oranlarda öğrenmesinin oluşabileceği hiçbir koşulda unutulmamalıdır.


ÜLKEMİZDEKİ TÜM BİREYLERİN EĞİTİM SEVİYESİNİ YÜKSELTECEĞİNİ VE BİLİNÇLİ, ÇAĞDAŞ, DOMOKRAT BİR GENÇLİK YETİŞTİRİLMESİ hedefini ve Çağdaş Eğitimi içine sindire meyen çevrelerin, piyon oldukları ya da siyasi ve karanlık düşüncelilerini devam ettirmek düşüncesiyle, bilinçli olarak gelecekte cahil nesiller yetiştirme projelerinin bir başlangıcı olduğuna inanmayı bırakın, aklıma getirmek bile istemiyorum. Belki de ben kuruntu ya da bir an için kendimi kaybettiğimden, bir an için olumsuz düşünceler kapılmış olabilirim. Çünkü bu yersiz düşüncelere bir an için kapılmama, bu eğitimi geriye götürücü adımı atan kesimlerin düşünceleri şu olabilir mi? Diye düşünmekten de kendimi alamadım. Eğitimde yönlendirmenin olmaması durumunda; HER BİREYİN BİREYSEL ÖZELLİKLERİNE UYGUN PROGRAMLARDA YETİŞMESİ VE UZMANLAŞMASI SONUCU; ÜRETKEN VE NİTELİKLİ KALİFİYE, ELEMANLARI İHTİYAÇLARIMIZIN KARŞILANMASI SAYESİNDE; ÜLKEMİZ YETİŞEN BU NESİL, BU ALANINDA NİTELİKLİ VE UZMAN GENÇLİK SAYESİNDE; ÜLKEMİZİN KALKINMASI NIN GERÇEK LEŞMESİNİN ÖNÜNDE BİR ENGEL KALMAYACAĞI GİBİ… DIŞA BAĞIMLILIĞIMIZ ORTADAN KALKARAK, TÜRKİYE CUMHURİYETİ KENDİNE YETERLİ OLMAKLA KALINMAYIP, SÜREÇ İÇİNDE TEKNOLOJİNİN, BİLİMİN, BİLİŞİMİN, YAZILIMIN, ROBOT VE YAPAY ZEKANIN ÜRETİME ENTEGRE EDİLMEKLE KALINMAYIP, ÜRETİLDİĞİ… VB. KISACA HER ALANDA GELİ ŞECEĞİ, ÇAĞDAŞ ÜLKELER SEVİYESİNE GELEREK, KİMSEYE BAĞIMLI KALINMAYACAĞI…VS …VS. ORTADADIR. BU GELİŞMELERİ ANCAK EMPERYALİZMİN KÖLESİNE DÖNÜŞMÜŞ İKTİDARLARIN İSTEYECEĞİ ORTADADIR…

Yönlendirme olmadan bireysel eğitim ve mesleki teknik eğitimin yolunun tıkanacağını ve buna bağlı ülkemizde ileri tarihlerde “GELECEKTE” kaoslar çıkıp, sorunlar yaşanacağını; ÜRETKEN BİR NESLİN YETİŞMEMESİ KALİFİYE VE ARA GÜCÜ ELAMANLARINA İHTİYAÇ DUYULMASI VE İHTİYACIN MEVCUT EĞİTİM SİSTEMİNDE KARŞILANMAMASI BAHANE EDİLEREK; SİYASİ ÇIKARLARINA UYGUN EĞİTİMDE YENİ YAPILANMA VE DÜZENLEMELERE GİDİLECEĞİ ……..kendilerinin bu durumdan yararlanarak, ‘Karanlık suda balık avlayarak” bu olumsuzlukları sürekli kullanmak ve yandaşlara yeni olanaklar sağlamak KENDİ KARANLIK İKDTİDARLARINI SÜRDÜRMEK için bilinçli olarak düzenlenmiştir… BU MUDUR ÜLKEYİ SEVMEK!.. BU MUDUR MİLLİYETÇİ OLMAK!.. OLSA OLSA BUNUN ADINA ÜLKEYE İHANET DENİR… ANACAK DÜŞÜNÜLDÜĞÜNDE,
BÜTÜN BU GERİYE GİDİŞİN BAŞLANGICINI OLUŞTURAN DÜZENLEMELER, ABD EMPERYALİZ MİNİN VE YERLİ İŞBİRLİKÇİLERİNİN PLANLARININ, OYUNLARININ BİR PARÇASI OLDUĞUNU DÜŞÜNMEDEN EDEMİYORUM.

8 Yıllık Kesintisiz ve Zorunlu Eğitimi bizim gibi sürekli destekleyen ve ülkemizin gelişip, kalkınma sında ve çağdaşlaşmasında önemini bilen, çağdaş, demokratik, laik, milliyetçi, inkılapçı, insan hak ve özgürlük erini savunan Atatürkçü Eğitimcilerin, bu çabalarını boşa çıkarma, oyunlara getirme, düşünce sinden yola çıkarak bilinçli olarak düzenlediklerini biliyorum. Çünkü yıllarca bunun benzeri planları gerçekleşmiş, Ülkemize uzun yıllar hakim olan EGİTİME SİYASETİN ALET EDİL MESİ…..Darbeci Zihniyetlerinde ekmeğine yağ çalmış. Siyasiler, kendi siyasi hesaplarını düşünürken, bu yanlışın alternatifini gözden kaçırarak; istemeden kendi sonlarını da hazırlamışlardır. İlgili çevreler ve kuklası kişiler, bu eğitim sisteminin mevcut yapısından kaynaklı bu düzenlemenin, uygulanmalarda, ortaya çıkacak ve yaşanacak sorunları, karmaşayı ve kaosu bahane ederek, ülkemizde 8 Yıllık Kesintisiz Eğitim uygulamasına son verebileceklerine inanıyorlardı. İlerde aynı sahte Atatürkçüler gibi eğitim sisteminin çarkını da kendi lehlerine her an çevireme baha nesi yaratabilecekleri düşüncesiyle; açık kapılar bırakarak “Bilinçli olarak eksik ve yanlış düzenlemelere sürekli yeşil ışık yakıp, sıcak bakmışlardır.

“İleriye değil geriye doğru çağ atlamamızı sağlayan!..” yıllardır özlemini duyup, senaryosunu yazdıkları; gelecekte cahil bırakılmış, bencil, çıkarcı ve parayla, mevki ile satın alınabilecek nesilleri yetiştirmekle kalmayıp, kendilerine kul ve köle kılacakları ve gerektiğinde istedikleri gibi kullanabile cekleri nesilleri yetiştirerek “Dindar değil Dinci Nesiller”, geçmişte çocuklarımız, gençlerimiz üzerinde oynadıkları oyunları yine tekrar sahneye koyarak oynamaya başlayacaklardır. Süreç içinde kendilerine çıkar ilişkileri ile bağımlı hale getirdikleri bu kişilerin arttığı oranda, geniş halk kesimlerine dönüşmeleri ve destekçilerini her koşulda bir anda karşımızda bulmamız olası olacak tır. Sonuçta sinsi planlarını ve emellerini gerçekleştirme özlemlerini engelleme gücünü kaybetmemiz de olası olabilecektir. Daha önce darbeden demokrasiye geçiş amacı ile oynadıkları oyunlarını, bu defa darbe sonrasını fırsata çevirerek değil, seçimle, demokratik yöntemlerle, çoğunluğu elde ederek iktidarlarını kurabilirler. Ama bu karanlık düşünce lerin savunucularının, yenilikçi görüntülerinin arkasındaki maskelerinin düşmesi, karanlık yüzlerinin halkımız tarafından görülmesi; karanlık düşünce ve emellerinin gerçekleş memesi için Lütfen!.. İvedilikle!.. “Çağdaş- Demokratik-yönlendirici Eğitim Sistemi “ uygulamasına en kısa sürede geçilmelidir. Bu yeni demokratik ve çağdaş sistemle iç ve dış tehditlerden kurtulacak, yalnız kalmayacaktır. Çağdaş, demokrat, laik ve Atatürkçü, eğitilmiş yeni nesli, gençliği, kısaca geniş halk kesimlerini oluşturan Halkın Gücünü ve Atatürkçü Vatansever Gençleri sürekli desteğini arkasında bulacaklardır. Ancak çağdaş bireysel ve öğrenci merkezli bir eğitim yapılanmasına geçilince, halkımızın üzerinde ve ülkemizde yıllardır uygulanan yalnız belirli kesimleri koruyan ancak kendileri dışında büyük kesimleri ve çoğunluğu oluşturan öğrencilerimizin ve gençlerimizin kobay olarak kullanıldığı çağın çok gerisinde kalan ve eşitlikçi olmayan, köhnemiş çağdışı eğitimden ülkemiz kurtulmuş olacaktır.

Bireysel ayrıcalıklara uygun yönlendirme yapıldığında, sorunun çıkması olası bile olmayacaktır. Bir örnek vermek gerekirse: Öğrencinin, Din Eğitimi- Öğretimi veren bir programa koşulları uyuyorsa ve kendisi de istiyorsa yönelmesi sağlanmalıdır. Bu meslekle ilgili yükseköğretime yönelerek; Din Eğitimi Öğretmeni ya da Din Adamı, bilim adamı, ilahiyatçı, müftü vb. olabilir. Başka bir mesleğin mensubu olamaz. Ancak alanında kendini geliştirip, kariyer yapmasının yolu açıktır... Ya da yöneldiği alanlar dışında alanlara yönelmesi için seçenekleri varsa bu alanlardan birine yönelebilir. Öğrenci Çok Program lı Lisenin Eğitim Bölümüne yöneldiğini varsayalım. Buradan Eğitim Akademisine yönelerek eğitimci olabilir. Başka bir meslek sahibi olamadığı gibi başka meslek mensupları da eğitimci olamamalıdırlar. Başarı ya da yeteneğine uygun olmayan veya Yönlendirme Komisyonunun yönele bileceği alanlarla ilgili seçenek bulunmayan bir alana yönelemez. Bütün diğer alanlarda da ilgili programa yönelen bir öğrenci hem koşulları uyduğu hem de kendisi istediği için yönlendirilmiştir. Üst eğitimini bile bu alanda yapacağı nı başlangıçta kabullenmiştir. Ancak bu öğrenci yönlendirme komisyonun kendisi için belirlediği alanlar dan her hangi birine ortaöğretim düzeyinde yönelmesi yolu kendisine sürekli açık tutulmuştur. Bu alana geçiş ise belirlenen koşulları yerine getirmesi durumunda gerçekleşir.

Yine ülkemizde, işe ve hayata hazırlayıcı programlara gereğince yönlendirmeye önem verilmemiştir.

Oysa illerin ihtiyaçlarına ve koşullarına uygun bu meslek sahiplerine yani ata mesleklerine büyük ihtiyaç bulunmaktadır. Ancak öğrenimli kişilerin boşta kalması; bu alanlara yönlendirmeyi olumsuz etkilemektedir. Gerçekçi bir yönlendirme sisteminde bu sorun ortadan kalkacaktır. Bununla da kalın mayarak, son yıllarda ÖSYM’ce (1997 yılında başlayıp, halen devam eden) “Ağırlıklı orta öğretim başarı puanı” uygulamasına geçilince, büsbütün eğitimde fırsat eşitliğini ortadan kaldıran, mezun oldukları programlara göre eşitsizlik yaratan uygulamaları ortaya çıkarmıştır. Ayrıca Mesleki-teknik Eğitim alanı ile ilgili düzenlemeler, bu alanların cazip hale gelmesi yerine büsbütün, yok olmasını ve ortadan kalkmasına katkı sağlamıştır. Bu tür anlayışlarla toplumumuza lise ya da üniversite mezunu olup da iş bulamayan genç işsizler ordusu yetiştirmekle kalmıyoruz; ülkemize, ülkemiz gençliğine kötülüklerin en büyüğünü yaparak, amaçsız ve tüketici bir nesil yetiştirmenin temelini atmış oluyoruz.

Öğrenme yöntemlerinden en kalıcı olan yöntemlerden biri, “ Yaparak ve yaşayarak öğrenmedir.” Çocuklarımız, büyüklerin yıllarca lise ya da üniversite eğitimi alarak, bir işe yaramadıklarını, yıllarca eğitim görmeleri nedeni ile tüketici olan ve öğrenimi sonrası bağımsız, özerk ve üretken bir birey olmak için hedef belirleyip, bu hedefe ulaşmak için çaba gösteren; ancak sonuçta kendini boşlukta bulup, hayal kırıklığına uğrayan; bununla da kalmayıp ailesine bağımlılığı devam eden gencin, yaşadığı duyguları, ezikliği ve hayal kırıklığını düşünebiliyor musunuz? Sizler göremiyor olabilirsiniz oysa Türk Milletinin zeki çocukları bu gerçekleri görüyorlar. Bunun sonucu olarak bu kadar çaba gösterip, üstelik çocukluğunu, gençliğini bile yaşamadan sürekli ders çalışarak, özveride bulunarak, bu da yetmezmiş gibi yarış atı gibi sınavlara koşturarak, bu maratonda sınav stresi, bunun sonucu sınav kaygısı ve tüm gayretlerine rağmen bazen başaramama, hedeflerine ulaşamamamın sonucu yaşadığı bunalımların ve depresyonun !.. Sorumlusu kimler!.. Bu da yetmezmiş gibi tüm bu mücadeleler sonun da Kaldırım Mühendisliği dışında elde edilen bir hiç !..

Üniversite mezunu genç, 15-20 yıllık uzun bir süreçte bin bir güçlüklerle eğitim için gösterdiği çabalar, ailelerin gösterdiği özveriler sonunda, işsizler ordusunun kervanına katılmak. Nasıl bir duygu dur biliyor musunuz? Ama Üniversiteyi bitirmenin ayrıcalığı var. Her üniversite bireyleri meslek sahibi yapmıyor. Diyeceksiniz. Doğru ancak bu ülkemizin koşulları için ne derecede geçerlidir. Lisede bir yıl sınıf tekrarı sonucu başarısız olup, sokağa atılan delikanlıyı; Meslek Lisesini ve Genel liseyi bitirip, ( Yakında lise birincileri ve bazı Süper ve Anadolu Liseleri mezunları da aynı sorunları yaşayacaklardır.) yıllarca dershanelere giderek yüksek okula gitme hayali kuran gencin, üniversiteyi kazanamadan askere giden ve gelip kendini acımasız dünyada boşlukta bulan ya da yukarda belirttiğimiz gibi üniversiteyi bitirip iş bulamayan gençlerin suçu ne !..

Yıllarca ailesine bağımlı olan, bir gün üretken bir insan olmak ve hayallerini gerçekleştirmek, özgürce yaşamak özlemini yıllarca düşleyen, bir anda kendini boşlukta bularak, hata yapmaya eğilimli bu gençleri, fırsatları değerlendirerek kullananların hiç suçu yok mudur!.. Gençlerimize, insanlarımıza, Bedavacılık!.. Beleşçilik! Vurdum duymazlık ! Umursamazlık ! Acımasızlık! Vurgunculuk! Talancılık! Hortumculuk! Bu yeni davranışları kimler kazandırdı... Asıl suçlular nerede !..

SAYGILARIMLA...
PSİKOLOG/ EĞİTİMCİ YAZAR

Halil Türkmen

NOT: GELECEĞİN EĞİTİMİ, "Çağdaş, Bireysel ve Yönlendirici Eğitim Sistemi-2003 aşağıdaki kişisel web sitemden alıntıdır. tavsiyeediyorum com.


Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"Geleceğin Eğitimi: Çağımıza Uygun Eğitimde Yapılanmalar" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Psk.Halil TÜRKMEN'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Psk.Halil TÜRKMEN'in izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     Beğenin    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Psk.Halil TÜRKMEN'in Yazıları
► Eğitimde Markalaşma Psk.Dnş.Ertuğrul AKBAŞ
► Özel Eğitimde Materyal Kullanımı Değer ÇAĞLI METE
► Küreselleşme ve Eğitimde Değişim Süreci Psk.Dnş.Mehmet Zeki İLGAR
► Eğitimde Bireyi Tanıma Teknikleri ÇOK OKUNUYOR Psk.Dnş.Kadir KEMEÇ
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 20,282 uzman makalesi arasında 'Geleceğin Eğitimi: Çağımıza Uygun Eğitimde Yapılanmalar' başlığıyla benzeşen toplam 31 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
◊ Stres Testi Aralık 2008
◊ Unutkanlık Testi - Unutkanlık Ölçeği ÇOK OKUNUYOR Ağustos 2008
◊ Beck Anksiyete Ölçeği Ağustos 2008
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


18:56
Top