2007'den Bugüne 93,686 Tavsiye, 28,454 Uzman ve 20,282 Bilimsel Makale
Yeni Tavsiye Ekleyin!



Terapilerin Etkinliği Kanıtlandı Manipülasyonu
MAKALE #23572 © Yazan Psk.İzzet GÜLLÜ | Yayın YENİ Şubat 2026 | 113 Okuyucu
Psikoloji literatüründe en sık duyduğumuz cümlelerden biri şudur:

“Etkinliği kanıtlanmış yöntem.” Bu ifade kulağa bilimsel, güçlü ve tartışılmaz gelir. Fakat burada kritik soru genellikle sorulmaz: Ne kadar etkin? Çünkü “etkili” olmak ile “yüksek oranda çözüm üretmek” aynı şey değildir. Hayatta etkisiz olan neredeyse hiçbir şey yoktur. Dua etmek de insanı rahatlatabilir. Alkol de kısa süreli kaygıyı azaltabilir. Esrar da duygu durumunu değiştirebilir. Duş almak da gevşetir. Yürüyüş yapmak, pikniğe gitmek, bir dostla konuşmak da ferahlatır. O halde “etkili” kavramı tek başına bir başarı göstergesi değildir. Mesele, yüzde kaç, ne düzeyde ve ne kalıcılıkta etkili olduğudur. Melisa çayı ve sarı kantaron otunun da etkinliği kanıtlandı. Ot bile etki ediyor. Bir şeyin etki etmesi ve etkinliğinin bulunması yeterli mi? Bu arada, madem etkinlik önemli, neden bir psikoloğun bu otları önerdiğini, bir psikiyatristin zaman zaman tavsiye ettiğini göremiyoruz?

Hatta zaman zaman duyarsınız. Falan müziği 5 dakika dinlemek kaygıyı %50 azaltıyor denilir. İşte 30 dakika yürüyüş yapmak stresi %40 azaltıyor haberleri yer alır. Bunu tersten okuduğumuz zaman şu gerçek açığa çıkar: Aslında yıllarca alınan ilaçlar ve haftalarca süren terapiler 5 dakikalık müzikle, 30 dakikalık bir yürüyüşle ve bir ot ile hemen hemen aynı düzeyde etki ediyorsa, oturup düşünmek gerekir.

Bilimsel araştırmalarda psikoterapilerin etkinliği çoğu zaman “plaseboya göre daha iyi sonuç vermesi” veya “hiç müdahale olmamasına göre belirgin fark oluşturması” üzerinden değerlendirilir. Ancak bu farkın oranı çoğu zaman kamuya anlatıldığı gibi mucizevi değildir. Meta-analizlere bakıldığında, ideal koşullarda, deneyimli terapistler eşliğinde yürütülen terapilerin ortalama etki büyüklüğünün orta düzeyde olduğu görülür. Bu, kabaca ifade edildiğinde yüzde kırk–elli bandında bir etki demektir. Fakat bu oran “yüzde elli tamamen iyileşme” anlamına gelmez. Bunun içine semptomda kısmi azalma, geçici rahatlama, işlevsellikte küçük artış gibi daha düşük düzey kazanımlar da dahildir. Yani en alt basamakta sayılabilecek “bir miktar ferahlama” da bu etkinliğe dâhildir.

Ayrıca klasik terapilerin büyük bölümü, akademik literatürde çoğunlukla ilaç tedavisine eşlik eden, destekleyici bir yöntem olarak konumlanır. Özellikle majör depresyon, obsesif kompulsif bozukluk, panik bozukluk gibi durumlarda kombine tedavinin önerilmesi tesadüf değildir. Buna rağmen piyasada bazı terapi teknikleri, belirli sorunların neredeyse kesin çözümü gibi lanse edilir. “Şu yöntemle travma silinir”, “Bu teknikle panik atak tedavisi” gibi iddialar bilimsel gerçeklikle örtüşmez.

Burada önemli bir ayrım var:

Rahatlatmak ile dönüştürmek aynı şey değildir. Etkinlik ile de tedavi aynı şey değildir. Bir yürüyüş sizi rahatlatır; bu etkilidir. Bir dost sohbeti sizi iyi hissettirir; bu da etkilidir. Ama kalıcı bilişsel şemaların değişmesi, davranış örüntülerinin dönüşmesi, kişilik düzeyinde yeniden yapılanma çok daha uzun ve karmaşık süreçler gerektirir. Terapilerin ortalama etki oranı değerlendirilirken, çoğu zaman bu en alt düzey “rahatlatıcı etki” de toplam başarı hanesine yazılır. Oysa kamuoyuna yansıyan algı, çok daha yüksek ve kesin bir iyileşme beklentisi oluşturur.

Bu durum terapinin değersiz olduğu anlamına gelmez; fakat oransal gerçekliğin bilinmesi gerekir. “Etkinliği kanıtlanmış” demek, “yüksek oranda kesin çözüm sağlar” demek değildir. Bilimsel dürüstlük, etkinliğin derecesini ve sınırlarını açıkça konuşmayı gerektirir. İnsanlar bir yönteme başlarken, mucize beklentisiyle değil, olasılık bilgisiyle hareket etmelidir.

Sonuç olarak mesele şudur:

Hayatta pek çok şey etkilidir. Ama etki düzeyi, kalıcılığı ve kapsamı farklıdır. Terapi de bu gerçekliğin içindedir. Onu ya kutsallaştırmak ya da tamamen değersiz görmek yerine, oranlarını ve sınırlarını bilerek değerlendirmek daha sağlıklı bir yaklaşım olacaktır. Çünkü gerçekçi beklenti, hayal kırıklığını azaltır; şeffaflık ise güven üretir.

Maalesef psikiyatristler ilacın semptom baskılayıcı etkisini tedavi diye, psikologlar ise terapilerin rahatlatıcı etkisini ise terapi başarısı diye gösteriyor. Oysa rahatlatmak bir terapi meziyeti ya da marifeti değildir. Yukarıda bahsettiğim gibi, dua etmek de rahatlatır, yürüyüş yapmak da rahatlatır. Sıcak bir duş almak da rahatlatır, pikniğe gitmek, hatta bir dostla güzel bir sohbet yapmak da rahatlatır. Mühim olan rahatlatmak ya da terapilerin etkinliği değildir. Bir sorunun çözülüp çözülemediğidir. Buralardaki manipülasyonlar anlaşılmadığında sonuç vermeyen tedavilere yıllarca devam edilebilmekte, işe yaramayan terapilerle ilgili gerçek dışı beklentiler yıllar boyu yaşatılabilmektedir.

Artık kabul etmeliyiz ki dönüşüm haftada bir 40-45 dakikalık bir görüşme işi değildir. Terapi psikolojik yardımın tıplaştırılmasıdır. Duyguları tıplaştıran sektör, yardımı da tıplaştırmıştır ki tekel oluşturabilsin. Artık çözümün terapilerde değil, eğitimde olduğunu anlamalıyız.

Haftada bir ilaç içmekle şifa olmaz. Haftada bir spor yapmakla beden gelişmez. Haftada bir antrenman yapmakla başarı olmaz. Haftada bir ders çalışmakla başarı kazanılmaz. Haftada bir diyet yapmakla kilo verilmez. Haftada bir adım atmakla gideceğin yere varılmaz.

Unutmayalalım ki insan terapi ile değil, eğitimle değişir. İnsan seansla değil, programda dönüşür. Tıpkı ders çalışma programında olduğu gibi. Tıpkı diyet programında olduğu gibi. Tıpkı antrenman programında olduğu gibi. Tıpkı beslenme programında olduğu gibi. Bu bağlamda, günlük düzenli okunan bir kitabın terapötik etkisi haftada bir alınan klasik terapilerden kat kat fazladır.

Artık haftada bir 40 dakikalık seansla dönüşüm olur gerçek dışı beklentisinden vazgeçmeliyiz. Olmuyor. Mevcut terapilerin etkinlik yüzdeleri zaten bunu gösteriyor. Ortalık "20 seans, 30 seans terapi aldım. Ama izlediğim şu video kadar, okuduğum şu kitap kadar fayda göremedim" diyen insandan geçilmiyor. Çoğu vakada 20. 30 seans terapi bir video kadar, bir kitap kadar etki etmiyorsa, 30 dakikalık bir yürüyüş kadar, 5 dakikalık bir müzik kadar, bir melisa otu kadar etki etmiyorsa orada esas terapi danışanlara değil, sektöre lazımdır.

Artık aylarca "sebebini bulma" konulu uzayıp giden görüşmelerin anlamsızlığını görmemiz gerekiyor. Bu, sadece terapistlere daha çok para kazandırıyor. Sebebi bulmak, şu anki psikolojiyi illa bir nedene bağlamak, zannedildiği gibi bir şifa sağlamıyor. Ormanı tutuşturan kibriti bulduğunuz zaman orman yangını dinmiyor. Bugün modern tıp sebebini bilmediği halde birçok hastalığı tedavi ediyor. Migren'i tedavi etmek için migrenin sebebini bilmek gerekmiyor. Bu sebep bulma, bu bir nedene bağlama takıntısı, biz psikologlara özgü bir işgüzarlık.

Artık haftalarca hikaye dinlemenin çözüm yolunda anlamlı düzeyde bir faydasının olmadığını görebilmeliyiz. Böylece artık aynı yarayı kaşıyıp durmayı, aynı çöplüğü didikleyip durmayı bırakmalıyız. Sürekli aynı yarayı kaşımak, yarayı enfekte eder. Sürekli aynı çöplüğü kurcalamak, kokuyu daha çok yayar. Hep dediğim gibi, bugün bir doktor hasta tedavi ederken haftalarca onun sorun örgüsünü dinlemez. Çözüm dünü konuşma değil; bugünü, şimdiyi ve şu anı konuşma meselesidir. Tüm klasik tedavi ve terapi ezberlerimiz bozulmak zorundadır. Unutmayalım: Müflis esnaf sürekli eski defterleri karıştırır.

Psikolog İzzet Güllü

Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"Terapilerin Etkinliği Kanıtlandı Manipülasyonu" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Psk.İzzet GÜLLÜ'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Psk.İzzet GÜLLÜ'nün izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     5 Beğeni    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Yazan Uzman
İzzet GÜLLÜ Fotoğraf
Psk.İzzet GÜLLÜ
Sakarya (Online hizmet de veriyor)
Psikolog
TavsiyeEdiyorum.com Üyesi18 kez tavsiye edildiİş Adresi KayıtlıTavsiyeEdiyorum.com'u sıkça ziyaret ediyor.
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Psk.İzzet GÜLLÜ'nün Yazıları
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 20,282 uzman makalesi arasında 'Terapilerin Etkinliği Kanıtlandı Manipülasyonu' başlığıyla benzeşen toplam 11 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
► Celladını Kurtarıcı Sanmak ÇOK OKUNUYOR Ocak 2026
► 99 Kuşağı Neden Daha Fazla Sorunlu Çıktı ÇOK OKUNUYOR Aralık 2025
► Travma Efsanesinin Sonu ÇOK OKUNUYOR Aralık 2025
◊ Bir Veda Yazısı Haziran 2018
◊ Bu Yazıyı İyi Anla ÇOK OKUNUYOR Haziran 2018
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


19:29
Top