2007'den Bugüne 93,745 Tavsiye, 28,458 Uzman ve 20,326 Bilimsel Makale
Yeni Tavsiye Ekleyin!



Saygısız ve Hoşgörüsüz Toplumlar Gergin ve Asabi Olur
MAKALE #23593 © Yazan Psk.İzzet GÜLLÜ | Yayın Mart 2026 | 203 Okuyucu
Saygısız toplumlar gergin, hoşgörüsüz toplumlar asabi, sevgisiz toplumlar acımasız olur. Akvaryumun suyu sağlıksız ise balıklar da kısa süre içinde sağlığını kaybeder. Empati saygıyı, saygı hoşgörüyü, hoşgörü ise sevgiyi beraberinde getirir.

Günümüz dünyasında, özellikle büyük şehirlerde, insanların birbirine tahammülü giderek azalıyor. Trafikte bir korna sesi, markette kasa kuyruğunda bir anlık sabırsızlık, sosyal medyada farklı bir düşünce... Her biri kocaman birer krize dönüşebiliyor. Peki, bu toplumsal gerginliğin, bu sinir harbinin altında yatan asıl neden ne? Bu durumun bir tesadüf olduğunu söylemek, meseleyi görmezden gelmek olur. Japon toplumuna şöyle bir baktığımızda, onların sakin, saygılı ve stressiz görüntüsünün ardında derin bir felsefi temel yatar: Saygı, "sen"in varlığını kabul etmektir. Saygı ve hoşgörü lüks değildir, insani ilişkilerdeki temel bir kuraldır. Trafikteki kural ihlali nasıl ki bir kavgaya ve kazaya yol açar, aynı şekilde insan ilişkilerindeki kural ihlalleri de çatışma ve kaos yaratır. Yıllar boyu sabah akşam dini eğitim alıyoruz, daha bir selam alma ve verme kültürü bile oluşturamadık. 6 yaşından itibaren asgari 12 seneye yakın okula gidiyoruz, daha bir özür dileme, empati ve saygı duyma kü
ltürü oluşturamadık.

"Sen Değerlisin" Mesajının Gücü

Japon kültüründe saygı, sadece bir protokol veya nezaket kuralı değildir. O, karşıdaki bireyin varlığını, sınırlarını, inancını ve yaşam tarzını olduğu gibi kabul etmenin ifadesidir. Bu anlayış, karşı tarafa verilen "Sen değerlisin, senin hakların benim için önemli ve ben onlara müdahale etmiyorum" mesajıdır. İşte bu mesaj, insan beynindeki en ilkel savunma mekanizmalarından birini devre dışı bırakır: tehdit algısını.

İnsan, tehdit altında hissetmediğinde savunmaya geçmez. Vücudu sürekli "savaş ya da kaç" modunda çalışmaz. Kortizol seviyeleri düşer, kalp atışı normalleşir, zihin berraklaşır. Saygı, kişiye fiziksel ve psikolojik bir güvenlik alanı sunar. Bu alanda birey, kendini ifade etmekte özgürdür çünkü yargılanmayacağını veya engellenmeyeceğini bilir. Japonya'daki toplumsak sakinliğin, düşük suç oranlarının ve insanların birbirine olan derin güveninin temelinde bu yatar. Onlar, karşılarındakini bir tehdit olarak değil, aynı alanı paylaştıkları bir "dost" olarak görürler.

Sürekli Bir Tehdit Algısı

Peki ya saygının olmadığı, hoşgörünün yerini dayatmanın aldığı toplumlar? İşte asıl dram orada başlar. Bir insanın yaşam tarzına, dinine, namazına, kıyafetine, trafikteki şeridine, kısacası kendine ait olan herhangi bir şeye sürekli müdahale edildiğinde, o kişi kendini sürekli bir kuşatma altında hisseder. Başkasının "sen böyle yapamazsın, böyle inanamazsın, böyle yaşayamazsın" dayatması, birey için doğrudan bir varoluşsal tehdittir.

Bu tehdit algısı sürekli hale geldiğinde, vücut ve ruh buna bir tepki verir: Gerginlik, stres ve asabiyet. Bu, aslında vücudun bize "bir sorun var, tehlikedeyiz, savunmaya geç" diyen haykırışıdır. İnsanlar sürekli engellendiklerini, anlaşılmadıklarını ve saygı duyulmadıklarını hissettiklerinde, bir süre sonra patlamaya hazır birer volkana dönüşürler. Trafikteki en ufak bir hataya verdikleri aşırı tepki, kuyrukta beklerken çıkan tartışmalar, farklı düşünceye tahammülsüzlük işte bu biriken tehdit algısının dışa vurumudur. Saygının olmadığı yerde herkes birbirinin potansiyel düşmanıdır ve bu düşmanlık, toplumu asabi, gergin ve stresli bir yığın haline getirir.

Türkiye Örneği

Son yıllarda Türkiye'de yaşanan toplumsal değişime baktığımızda, bu teorinin ne kadar acı bir şekilde doğrulandığını görüyoruz. Dün, yani çok da uzak olmayan bir geçmişte, mahalle kültürümüz vardı. Komşu komşusunun külüne muhtaçtı, farklılıklar zenginlik olarak görülür, herkesin yaşam tarzına görece bir saygı ve hoşgörü hakimdi. İnsanlar birbirinin namazına da, içkisine de, kıyafetine de karışmaz, "herkesin kendi tercihi" der geçerdi. Bu hoşgörü ortamı, toplumsal tehdit algısını düşük tutar, insanları daha sakin ve anlayışlı kılardı.

Bugün ise durum çok farklı. Toplum olarak saygı ve hoşgörü sınırlarımızı hızla kaybettik. Bir başkasının yaşam tarzına, inancına veya inançsızlığına, siyasi görüşüne karşı duyduğumuz tahammülsüzlük, adeta bir kudurganlık halini aldı. Bu sürekli müdahale ve dayatma kültürü, toplumun her kesiminde derin bir tehdit algısı yarattı. Kendi hayatının sınırlarına saygı duyulmadığını hisseden birey, sürekli tetikte, sürekli gergin ve sürekli asabi bir hale büründü.

Düne kadar daha sakin olan insanların bugün bu kadar tepkisel, agresif ve sinirli olmasının altında yatan temel sebep budur. Trafikteki saygısızlıktan sosyal medyadaki linç kültürüne, farklı düşünceye tahammülsüzlükten gündelik hayattaki kabalaşmaya kadar her şey, kaybolan saygının birer yansımasıdır. Tehdit algımız arttıkça, gerginliğimiz ve asabiyetimiz de paralel bir şekilde yükseldi. Artık birbirimizi birer "dost" veya "komşu" olarak değil, potansiyel birer "tehdit" olarak görmeye başladık.

Sonuç

Japonların sakinliği bir tesadüf değil, yüzyıllara dayanan bir saygı kültürünün eseridir. Onların örneği bize gösteriyor ki, toplumsal huzurun anahtarı, birbirimizin varlığına, sınırlarına ve tercihlerine duyduğumuz derin saygıda saklıdır. Saygı, insanı tehdit algısından kurtarır, gerginlikten arındırır ve gerçek anlamda özgür kılar.

Bizim son yıllarda yaşadığımız gerginlik, sinirlilik ve agresiflik dalgası ise bu değerleri kaybetmemizin bir sonucudur. Saygıyı ve hoşgörüyü yeniden inşa etmek, sadece daha kibar bir toplum olmak için değil; daha az stresli, daha huzurlu ve daha sağlıklı bireyler olabilmek için bir zorunluluktur. Unutmayalım ki, saygı duyulmayan toplumlar, asabi olmaya ve gerginlikten kıvranmaya mahkumdur. Huzur, karşımızdakine "Sen değerlisin" diyebilmekle başlar.

Selam vermek, empati duymak ve saygı göstermek sadece bir nezaket kuralı değildir. Sen bir insansın, benim için değerlisin, ben bunun farkındayım, sınırlarına saygı duyuyorum, benden sana zarar gelmez sübliminal mesajıdır. Aynı şey saygı, empati ve hoşgörü için de geçerlidir. Bunları salt nezaket unsuru olarak görmemeli, psikolojik ve toplumsal etkilerini de dikkate almak zorundayız. Gerginlik, asabiyet, agresiflik ve stres salt bireysel nitelikli psikolojik sorunlar değildir. Esas bunlar sosyolojik temelli sosyal sorunlardır.

Yine malesef toplumumuzda sert, buyurgan ve sivri dini anlatımların yaygınlaşması da saygı, nezaket ve hoşgörü bilincini olumsuz anlamda etkilemektedir. Zira birçok insan saygıyı ve hoşgörüyü karşısındaki insanın günahını onaylamak ve tasvip etmek olarak algılar hale gelmektedir. Kuşkusuz ki agresif ve ötekileştirici siyaset dilinin de bu sonuçta hatırı sayılır etkisi bulunuyor. Sabah akşam sert, asabi ve agresif bir iletişim dili kullanan, böylece ters, kaba ve saldırgan bir iletişim usulünü insan ilişkilerinin normali haline getiren yoz/proje dizi ve filmleri söylemeye gerek bile yok. Tüm bu sorunların çözüm yeri terapi koltukları değildir. Bunlar sosyolojik temelde, bilinçli ve farkındalığı yüksek bir yeniden kodlama seferberliği meselesidir.

Psikolog İzzet Güllü
Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"Saygısız ve Hoşgörüsüz Toplumlar Gergin ve Asabi Olur" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Psk.İzzet GÜLLÜ'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Psk.İzzet GÜLLÜ'nün izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     6 Beğeni    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Yazan Uzman
İzzet GÜLLÜ Fotoğraf
Psk.İzzet GÜLLÜ
Sakarya (Online hizmet de veriyor)
Psikolog
TavsiyeEdiyorum.com Üyesi18 kez tavsiye edildiİş Adresi KayıtlıTavsiyeEdiyorum.com'u sıkça ziyaret ediyor.
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Psk.İzzet GÜLLÜ'nün Yazıları
► Aşkta Ara Olur mu? Gülcem YILDIRIM
► Çocuklar Aşık Olur mu? Psk.Erol AKDAĞ
► Çocuğun Sendromlusu Olur mu? Psk.Gülay OKUTUCU KARAMAN
► Vajinusmus Nasıl Tedavi Olur ? Psk.Dnş.Serap ALTU
► Bugün Okula Gitmesem Olur mu? Psk.Sevda ACAR
► Gece Neden Panik Atak Olur? Psk.Cem GÜMÜŞ
► Evlilikte Aldatma ve Sadakatsizlik Neden Olur Psk.Dnş.İsa Özgür ÖZER
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 20,326 uzman makalesi arasında 'Saygısız ve Hoşgörüsüz Toplumlar Gergin ve Asabi Olur' başlığıyla benzeşen toplam 50 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
► DÜNŞiddet Neden Artıyor? Nisan 2026
► YENİÖz Bozukluk, Üvey Bozukluk Nisan 2026
► YENİKliniksiz Klinik Psikoloji Nisan 2026
► YENİAlgının Gücü Adına Nisan 2026
◊ Bir Veda Yazısı Haziran 2018
◊ Bu Yazıyı İyi Anla ÇOK OKUNUYOR Haziran 2018
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


14:47
Top