2007'den Bugüne 88,443 Tavsiye, 27,377 Uzman ve 19,492 Bilimsel Makale
Site İçi Arama
Yeni Tavsiye Ekleyin!




Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
İyi Bir Ruh Hali İçin Öneriler
MAKALE #3871 © Yazan Psk.İzzet GÜLLÜ | Yayın Kasım 2009 | 24,937 Okuyucu
Bilindiği gibi, herhangi bir tıbbi hastalık yaşarken vücudun savaşım gücünü desteklemek için yapılması gereken bazı doğrular , davranışlar vardır. Örneğin, dinlenmeyi artırmak, vitamin özelliği fazla olan gıdalar almak, fazla soğuğa çıkmamak gibi. Aynı şekilde, mevcut sorunlarımızla zaten kendisi otomatik olarak savaşan psikolojik savaşım sistemimizi destekleyen bazı davranışlar da söz konusudur. Bu yazımda stres, sıkıntı gibi güncel yahut anksiyete, depresyon gibi moda halini alan ve hastalık niteliği taşıyan sorunlarınızda işe yarayacağını öngördüğüm bazı temel öneriler bulacaksınız.

Sırası gelmişken belirtmekte fayda var. Burada önerilenler, sorunların ortadan kalkmasına, psikolojik direnci artırmak suretiyle dolaylı yoldan katkı yapmaktadırlar. O yüzden, “Bunlarla yaşadığım sorunlar arasında ne gibi bir alaka olabilir ki?” diye düşünmeyin. Bunları uygulamadaki başarınız, iyileşme sürecinizi ve bu süreçte yaşadıklarınızın şiddetini anlamlı düzeyde etkileyecektir.

Şimdi önerilere geçelim.

-Uyku düzenine ve bu dönemde daha fazla uyumaya dikkat etmek, istirahatı artırmak. Uykuya sadece bedenin değil, ruhumuzun da ihtiyacı vardır. Hele de böylesi zamanlarda... Uyumak, savaşım sistemimizin direncini artırır. Ona güç ve enerji katar.

-İştahınız olmasa bile, gerekli olan gıdaları bu dönemde “zorunluluk gereği” almaya azami gayret sarfetmek... İştahınız olmayabilir. Bu, almanız gerekli gıdaları almanıza engel değildir. Siz lezzet amacıyla değil, biran evvel toparlanabilmek amacıyla bunu yapıyorsunuz, unutmayın.

-Yalnız kalmamak, sohbet vb. ortamlar oluşturmaya çalışmak, “zevk alamıyorum, zaten içimden de gelmiyor ki” gibi mazeretlerle iyice kabuğumuza çekilmemek... Sorunun bizi çektiği bu sinsi kısır döngü tuzağına düşmemek, uyanık olmak! Bu dönemde hiç keyif alamasak bile sırf iyileşebilmek adına buna azami derecede gayret gösterebilmeliyiz. “Bu dönemde benim keyif almaya değil, acilen toparlanmaya ihtiyacım var, buna mecburum” diye düşünün. İçinizden hiç gelmediği halde sabahları işinize ne de güzel gidebildiğiniz günleri anımsayın.

-Sık sık mekan değiştirmek, özellikle mezarlık, hastane, huzurevi, yaşlı ve hısım / akraba ziyaretlerini artırmak... Bu türden sosyal eksenli aktivitelerin / ziyaretlerin her zaman çok büyük faydası vardır. Bu zor dönemlerde ise çok daha fazla... ( “Ne alakası var ya...” demeyin. Bir bildiğimiz var herhalde. Psikolojimizi oluşturan duygu, düşünce ve davranışlar birbiriyle her zaman için bir etkileşim halindedir. Bu önerimi uydurmasyon suretiyle değil, bu bilimsel gerçeklikten hareketle tavsiye ediyorum. Sadece, binlerce kişiyi bulan klinik gözlemlerimin ve deneyimlerimin subjektif bir sonucu olarak değil.)

-Mümkünse her gün, bu mümkün değilse gün aşırı ılık suyla duş alın. Ilık suyla duş derken, su, sıcakla soğuğun tam ortasında değil, biraz soğuğa yakın tarafta olsun. (Bu arada üşümemeye de dikkat edin tabi). Duş ile insan sadece bedenen temizlenmekle kalmaz, aynı zamanda ruhen de hafifler, arınır. Kirlenmesiniz de, saçınız yağlanmasa da söz konusu sıkıntılı yaşam evrelerinde buna özen gösterin. Unutmayın, bu günlerde suyu herzaman olduğu gibi gibi temizlenmek için değil, ruhen rahatlamak için kullanıyorsunuz!

-Eğer inanan bir ailenin inanan bir ferdi iseniz, sık sık içten bir üslubla dua edin. Duanın insan üzerindeki olumlu ve iyileştirici etkisi bugün Batı’da birçok araştırma bulgusuyla ortaya konulmuş görünüyor. ( Bu etki metafizik eksenli bir etki de olabilir, sırf inanmaktan kaynaklı psikolojik bir etki de. Maksat faydalanmak olduğu için, sebebinin ne olduğu pek mühim değil. En iyisi siz üzümünü yiyin, bağını sormayın. )

-Her gün, düzenli olarak, en az “bir” saat kitap okumak... İşin pif noktası, her gün düzenli ve en az bir saat olması... Bir öğünde on porsiyon bile yeseniz bu iş her gün düzenli olmayınca pek bir anlam ifade etmez.

“Kitabın sırası mı şimdi, sağlamken okumadım ki hastayken okuyayım” diye düşünmeyin. Kitabı bu dönemde anlamak, öğrenmek, kültürlenmek için değil; beyninizin ikide bir sorunlarınız üzerine kaymasını, dolayısı ile hastalık ateşinizi yelleyerek beslemesini engellemek için yapıyorsunuz. Özellikle bu zor dönemlerde beyin yalnız ve başıboş bırakılırsa, sahibi olan siz tarafından bir işe - meşgaleye yönlendirilmezse bıraktığınız gibi bir köşede öyle boş boş oturmaz, hemen sorunlar üzerine kayar, kilitlenir. Kilitlendikten sonra bu kilidi çözmek haliyle hiç de kolay olmaz.

-Sorunlarınızın başkaları tarafından ikide bir açılmasına veya keyfice hatırlatılmasına, yani kişiler arası insani iletişimde haddin ve sınırın aşılmasına izin vermemek... Bir olayın gerçekte bilfiil yaşanması ile hatırlatılmak suretiyle zihinde hayali / sanal olarak yaşanması beyin için çoğu zaman aynı etkiye sebep olur. Buna izin vermeyin. Başınıza gelen olumsuz bir olayı, hiç hatırlatılmazsa sadece bir defa yaşamış olacakken ikide bir hatırlatılmak suretiyle tekrar tekrar yaşamış oluyorsunuz. Tabiki farkında bile olmadan... Bu ise, yapılan her tekrarın ezberlemeye götürmesi misali, sorunların günbe gün pekişmesine, dolayısı ile de iyileşme sürecimizin olumsuz yönde etkilenmesine neden oluyor. Kulak duyusu kapınızı bu dönemde sıkı tutun, adeta bir yol geçen hanına çevirmeyin.

Tekrarlıyorum: Zararlı uyarıcı girdilerinin; birileri her istediğinde sırf “onlar istedi” ya da “ayıp olmasın” diye ikide bir beyin evinize davetsizce sokulmasına müsaade etmeyin. Bunun için de bu yöndeki konuşmalara baştan set çekin. “Hele dinleyeyim, hele bir duyayım da ondan sonra etkilenmemenin çaresine bakarım” demeyin. Bu strateji eşyanın tabiatına aykırıdır. Etkilenmemek için baştan duymamamanın çaresine bakmaktır aslolan.

-Günün farklı saatlerinde, en az sekizli - onlu paketler halinde, sık sık derin nefesler alma, biraz tutup, sonra birden verme egzersizleri yapın. Nasıl ki ruhumuzdaki rahatlık bedenimize yansır, aynı şekilde, bu yolla bedenimizde oluşturacağımız “suni” bir rahatlık tersine bir biçimde ruhumuzu da etkiler. Ruh etkilenince bu zaten bedeni “doğal” olarak rahatlatmaya başlar. Önce biz sunisini yapacağız, sonra mekanizma doğalını işletmeye başlayacak yani... (Örneklemeyi çok seviyorum. Duramadım, bir örnek daha vereceğim: Önce duran arabayı siz itekleyeceksiniz, çalışınca zaten kendisi gider, meraketmeyin.)

-Egzersiz ve spor yapmak, yürümek, çalışmak, meşguliyeti artırmak... Bu işler esnasında beyin aynı noktaya takılı olmaktan kurtulur. Ayrıca bu tür hareketler ile organlarımızdaki enerji kilitlenmeleri düzenlenerek bedenimizin stresle, gerilimle, gerginlikle sıkışan - bağlanan gözenekleri açılır. Bu egzersizlerde vücuttaki bütün eklem yerlerini farklı farklı şekillerde hareket ettirmeye gayret edin.

-Yardım işlerine yoğunlaşmak, insanlara faydalı olmaya çabalamak... Bunları sadece ahlaki boyutu ile önemsemeyin, salt uhrevi kazançlar sağlayıcı dinsel davranışlar olarak algılamayın. Bu tür davranışların size çok iyi geleceğini göreceksiniz. Olumlu işler / davranışlar olumlu duygulanımlara, olumsuz iş ve eylemler (hatta söylemler) de olumsuz nitelikli duygulara neden olur. (İşte bu fıtri / doğal yapı nedeniyledir ki iyi hoş, hayırlı bir iş yapınca değil; kötü, nahoş, olumsuz bir davranış sergileyince vicdan azabı çekeriz)

-Geniş düşünmek, dünyada olup bitenleri sık sık anımsamak, belgesel ve haber programlarını daha fazla izlemek, günde en az 10 kere daha zor şartlardaki insanları aklına getirmek, bunu ilke edinmek... Bu dönemde ne yediğinizin, ne konuştuğunuzun, en çok da “ne düşündüğünüzün”, bunu etkileyebildiği için de “ne izlediğinizin” sizin için her zamankinden çok daha fazla önemi var. Ne izlediğinize dikkat edin. Bunlar beyne gidiyor çünkü. Her mesaj beyinde,aynı etkiyi yapmıyor, bunu biliyor olmalısınız.

-Güvendiğiniz bir kişiyle yaşadıklarınızı en ince detayına kadar güvenle konuşmak, paylaşmak, böylece içinizde uyanan ve sıkışıp kalan zehiri dışarı akıtmak... Her düşünce işlemi, özellikle de olumsuz içerikli düşünce işlemleri sonucunda ortaya, konuşularak dışarı aktılması gerekli “zehirli düşünsel atıklar” çıkar. Tıpkı araba çalışarak benzini yakınca ortaya egsozla dışarıya atılması gerekli atıkların çıkması misali... İnsan da çalışan, çalışırken enerji kullanan, kullanırken yakan, dolayısı ile yakılanları dışa atması, akıtması gereken bir canlıdır. (İnsanın deposu beyni, egsozu da bir manada ağzıdır.)

Nasıl ki her delik akıtmak için kifayet etmez, aynı şekilde her konuşma şekli bu atıkları dışarı akıtmaya yetmez. “Konuşulması gerekli şeylerin konuşulabilmesi” ancak buna imkan sağlar. Konuşulması gerekli olan şeyler ise, sorunlarınızla ilgili olarak konuşamadığınız, konuşmakta zorlandığınız, çekindiğiniz şeylerdir. ( İşleri sabahtan akşama kadar zehirli atık depolamak olan biz psikoloların en büyük fonksiyonu işte tam bu noktayla alakalıdır. )

SAĞLIKLI BİR YAŞAM İÇİN ÖNERİLER


Kendiyle ve çevresiyle barışık, içinde huzurlu, iş ve meşguliyetinde verimli, kendini gerçekleştirme sürecinde duraksamadan yol alabilen birisi olabilmek; daha toplayıcı bir üst kavramla ifade edecek olursak "Sağlıklı" bir yaşam sürebilmek için gerekli olduğunu bildiğim önerilerden bazıları da şunlar:

Egzersiz
Hergün Düzenli Egzersiz Yapın Ki Ruhunuz Kanatlansın! Düzenli egzersiz ile doku ve organların stres, gerilim ve gerginlik bağlayan bütün gözenekleri açılır. Böylece, ruhumuzdaki enerji akışkanlığı yeniden düzene girer.
***
Kitap
Her gün düzenli kitap okuyun. Böylece beyne sürekli ve yeni bilgi girdisi yollayın ki ruh bu taze gıdalarla beslenebilsin. Aksi takdirde eski - bayat gıdaları kullana kullana sonunda zehirlenecektir. Hem böylece kafamızın içini en doğru şeyle doldurmuş da oluruz. Çünkü, “Boş bırakılan bir kafa, şeytanın çalışma odasıdır” derler. İçinde şeytanın yirmi dört saat mesai yaptığı kafadan dışarıya pek hayırlı davranışlar sadır olmaz! (Olumsuz fiil ve davranışlar ise sahibinin ruhunu zehirler.)
***
Doğa
Sık sık doğa ile başbaşa kalın. Ruhunuzu dinleyin, dinlenin...
***
Yorulmak
İçinizi sıkıntı ve huzursuzluk kapladığında kalkın ve yorulun.
***
Meşguliyet
Mutlaka sizi aktif kılacak bir meşguliyet edinin!
"İşlemeyen demir pas tutar!"
***
Tebessüm
Mesleki statünüze, sosyal veya ekonomik konumunuza ya da kişisel triplerinize esir düşerek neredeyse günün yirmi dört saati üzerinizde taşıdığınız anlamsız kasıntıları, asabi jest, mimik ve tavırları bırakın. Mütebessim olun! Bu esnada yüzünüzde oluşacak gevşeme, görceksiniz, ruhunuzu da gevşetecektir.
***
Duyarlılık
Gördüğünüz her insana “sen varsın ve önemlisin” anlamı taşıyan bir selamı çok görmeyin. Tanıdıklarınızı sık sık ziyaret edin. Hediyeleşin, ikramlarda bulunun. İnsanları ilgi ile, sabırla dinleyin. İhtiyacı olan kişilere “bana ne” demeyin, yardım edin. En azından bunun gayretini vermeye çalışın. Siz birilerine adeta bir eşya muamelesi çektikçe, bütün varlıklarına rağmen onları görmezden geldikçe, emin olun, aradığınız ve aslında çok uzak olmayan bir kuytuda uzanmış, tutum ve davranışlarınızı izleyen huzur duygusu da sizi görmezden gelecektir.
***
Yoğunlaşma
Günlük hayatın olağan akışıyla paralel olarak seyreden duygusal nitelikli iniş - çıkışlara hemen yoğunlaşma, böylece ruhunuzu bir noktaya kilitleme alışkanlığınızdan vazgeçin. Hayatınızı, içinizdeki bu doğal süreçten bağımsız ve ona takılıp kalmadan dışınızda, dış dünyanın somut gerçekliği içersinde yaşayın. Sobadaki ateşin sesini dinlemeyin, siz mutfakta işinize gücünüze devam edin! Böyle yaparak altına ikide bir odun atmadığın her dert, sorun ve de sıkıntı ateşi eninde sonunda sönecektir.
***
Davranışlar
Yapmaktan rahatsız olduğunuz her iş ve eylemi terketmeye bakın! Bu davranışların her birisi adeta bir sivrisinek gibi ruhunuzu sürekli ısırıp dururken psikolojinin sütliman olmasını bekleme!
***
Paylaşmak
Zor, sıkıntılı anlarınızda gidin, güvendiğiniz bir kişiyle konuşun. Söylemeniz gerekenleri söyleyin, duymanız gerekenleri duyun... Farketmeniz icap edenleri de böylece farkedin... Bu dönemde bunlara daha çok ihtiyacınız var, unutmayın... Sonunda, içinizde adeta serseri bir mayın gibi dolaşan ve sizi sıkıştıran, boğan zehirli duygusal atığı damla damla dışarı akıttığınızı göreceksiniz
***
Yaralamak
Çevrenize ve insanlara karşı sıcak, duyarlı, özenli ve ilgili olun! Her birisi eşsiz bir sanat eseri olan insanlara bütün hata, eksik ve de kusurlarına karşın sıradan, bayağı ve basit birer yaratıkmış gibi davranmayın! Bakışlarınızdaki gereksiz soğukluk ve
katılıkla, dilinizdeki sorumsuz, umursamaz ve baştan savıcı sözlerinle onları yaralamayın. Unutmayın: Yaralarsanız, yaralanırsınız! Bu şekilde zedelediğiniz her bir kalple birlikte kalbinize siyah küçük bir leke düştüğünü, sonunda bütün ruh dünyanızın zifiri bir karanlığa büründüğünü / bürüneceğini unutmayın!!

Psikolojik görünümlü sorunlarımız olan sıkıntı, stres ve buhranların hiçbirisinin hayatımıza durup dururken / gökten zenbille inivermediğini, tamamına yakınını kendi elimizle bizzat kendimizin besleyip büyüttüğünü farkedebilmek ve gereğini yerine getirebilmek umuduyla...


Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"İyi Bir Ruh Hali İçin Öneriler" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Psk.İzzet GÜLLÜ'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Psk.İzzet GÜLLÜ'nün izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     56 Beğeni    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Psk.İzzet GÜLLÜ'nün Yazıları
► Meslek Seçimi İçin Öneriler Psk.Dnş.Hasan Ali GÖNCÜ
► Mutlu Evlilikler İçin Öneriler Dr.Psk.Fatih SÖNMEZ
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 19,492 uzman makalesi arasında 'İyi Bir Ruh Hali İçin Öneriler' başlığıyla benzeşen toplam 42 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
◊ Bir Veda Yazısı Haziran 2018
◊ Bu Yazıyı İyi Anla ÇOK OKUNUYOR Haziran 2018
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


23:47
Top