2007'den Bugüne 82,005 Tavsiye, 26,001 Uzman ve 18,205 Bilimsel Makale
Site İçi Arama Arayın :
Yeni Tavsiye Ekleyin!




Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
.
Uzman Ebeveyn Yazıları: Karıncaların Ayak Sesini Dinleyen, Havadaki Organizmaları Avuçlarıyla Yakalamaya Çalışan Anne ve Babalar
MAKALE #4321 © Yazan Psk.İzzet GÜLLÜ | Yayın Ocak 2010 | 4,465 Okuyucu

Sevgili anne - babalar, mesleğimin ilk yıllarında nedense sağlıklı çocuk yetiştirme işinin öyle bilimsel bilgiler, bir dizi özel yaklaşımlar gerektiren psikoteknik bir konu olduğunu düşünmüyordum. Öyle ya, bu işin biliminin yapılmadığı, bugünkü manada uzmanlarının bulunmadığı ilk çağlardan günümüze kadar dünya üzerinde milyarlarca çocuk yetiştirilmişti. Üstelik de dünyanın hemen her karış yerinde. Mesela Kamboçya’nın ıssız dağlarının ardındaki bir bambu evinde, Sibirya çöllerinin soğuk ve uzak iklimlerinde, Himalayaların kuş uçmaz kervan göçmez yüksek tepelerinde...


Şüphesiz ki konuyla ilgili uzmanların ve kitapların olmadığı o devirlerde yetişmiş milyonlarca çocuğun sağlıksız olarak büyüdüklerini söyleyemezdik. Muhakkak ki onlar da en az bizler kadar sağlıklıydılar. Uzunca bir süre böyle düşündüm. Ancak kısa bir süre sonra zihnimde şöyle bir düşünce belirdi ve işte o andan itibaren yanılmış oduğumu farketmeye başladım. Bir gün kendi kendime dedim ki:

Mayın yokken dedektörlere ve mayın imha cihazlarına da gerek yoktu elbette. Peki ya mayın icat edilince? Ne zaman ki mayınlar ortaya çıkmıştı, ardından dedektörlere ve mayın imha cihazlarına da gerek duyulmuştu. Öyle ya, böyle bir gereksinim ortaya çıktıktan sonra ancak bu cihazlar icadedilmişti.


Bir nevi mayınları bulan dedektörler, yine onları yok eden imha cihazları gibi, karşılaşılan sorunlar sonrasında yapılan araştırma ve çalışmalar neticesinde bazı bilgiler - yöntemler ortaya konulmuştu. Evet, sağlıklı çocuk yetiştirme işi her ne kadar sadece uzmanların bilgi sahibi oldukları çok teknik bir konu olmasa da en azından bazı temel doğrular bilinmeksizin çok zordu. Bilhassa da günümüz dünyasında.

Çünkü şu apaçık bir gerçekti: İçinde yetiştiğimiz dünya tarlası o eski dünya tarlası değildi artık. İçi büyük - küçük birçok "bubi tuzaklarıyla" ve gizli - açık pek çok "mayınla" doluydu.

Özellikle içinde bulunduğumuz şu son yüzyılda nüfus hızla artmış, şehirleşme son derece yaygınlaşmıştı. Çok katlı ve dar sokaklı bu şehirleşme anlayışının sonucunda doğal oyun ve yetişme alanlarımız yerlerini sınırlı ve kapalı yaşam mekanlarına bırakmıştı. Değerli anne va babalar, içinde yaşadığımız dünyadaki bu önemli değişimin insanların, en çok da çocukların davranışları üzerinde büyük etkileri oldu. Bir de buna, başta televizyon olmak üzere internet vb. iletişim olanaklarının bir dizi menfi tesirlerini ekleyin!


Oysa eskiden çocuklar müsbet faktörlerin çok, menfi tesirlerin ise son derece az ve uzak olduğu; içinde sağlıklı davranış kalıplarının kazanıldığı geleneksel kültürün olanca gücüyle hüküm sürdüğü koşullarda yetiştirilirdi. İnsan doğasına son derece uygun olarak yapılanmış olan bu sosyal, kültürel ve çevresel koşullar çocukların sağlıklı olarak yetişmesi için gerekli olan eğitim, yönlendirme vb. olanakları sağlamaya büyük oranda yetiyordu. Dolayısı ile anne babalara bu süreçte, çocuklarını besleme, barındırma ve koruma gibi temel görevleri dışında pek fazla bir iş düşmüyordu. Az önce de ifade etmeye çalıştığım gibi, artan şehirleşme ve buna bağlı olarak dalga dalga yayılan göç hareketleri, hızlı sosyo - kültürel değişim ve kitle iletişim araçları gibi faktörlerin çocuklarımızın yetiştirilmesi sürecinde daha ziyade olumsuz rol oynamaya başladığı günümüz dünyasında şartlar artık tamamen değişmiş durumdadır.

Bunca olumsuz faktörün az ya da çok ama mutlaka tesiri altında kalmış çocuklar büyüten günümüz anne ve babaları, bir nevi içi bir çok tuzak ve mayınla dolu olan bir bostan tarlasında her hangi bir kazaya meydan vermeden verimli domates fideleri yetiştirmeye çalışmak misali gerçekten güç bir işle karşı karşıyalar.


Kitaplarım ve makalelerim yoluyla sizlerle paylaştığım bilgilerin bu mayınlı tarlada çalışırken karşılaşacağınız mayınları (sorunları) doğru olarak tespit etmenizde işe yarayan bir "dedektör" olmasını, yine karşınıza çıkabilecek bu türden tuzakların imhasında ise bir "mayın imha cihazı" işlevi görmesini ümit ediyorum.


Değerli ebeveynler, bazı meslekler masa başı eğitimle değil, daha çok işin içinde öğreniliyor. Bizim meslek de bunlardan bir tanesi! Bu yüzdendir ki, çok yoğun geçen 13 yıllık klinik uygulamalarım neticesinde öğrendiklerim üniversite eğitim sürecinde edindiklerimden hiç de az değil! Yaşayarak öğrenme diyebileceğimiz bu "işi işin içinde öğrenme" sürecinde edindiğim temel bilgilerin başında "Faydalı bilginin şifa olması" gerçeği gelir. Oysa bilgiye daha önce diğer boyutları açısından bakmış, ancak faydalı bilginin şifa olduğu gerçeği üzerinde nedense hiç durmamıştım.


Evet, faydalı bilgi gerçekten de bir şifa olabiliyor. Örneğin bir kişiye, "Yaşanılan her sorunun psikolojik bir sorun olmadığı" bilgisini öğrettiğinizde bu kişinin yaşamında bir dizi olumlu değişimler silsilesi ortaya çıkıvermekte, mesela kişinin psikolojik sağlığı, çocuklarının kişilik gelişimi seyri, aile içi ilişkilerinin işleyişi, iş yaşamının verimi bundan birden bire olumlu yönde etkilenivermektedir. Yine bir ebeveyne, "Çocuklarını diğer kardeşleriyle ya da yaşıtlarıyla kıyaslamaması gerektiğini" ve/veya "Verilen nasihatların çocukta anında olumlu sonuçlar vermesini beklemenin gerçek dışı bir beklenti olduğunu, bunun çocuğa tahminlerinin çok ötesinde zararlar verebileceğini" öğrettiğinizde başta velinin olmak üzere çocuğun ve ailenin yaşamındaki pek çok sorun kendiliğinden çözüme kavuşuvermektedir.

Bu ve daha da çoğaltabileceğimiz örneklerin tamamı bize tek bir gerçeği haykırmaktadır:

"Faydalı bilgi, şifadır."

Başta bu gerçek nedeniyle, sonra ise, "Bildiğimiz anda, sorumluluğumuz başlar" sözüne olan inancımın yüklediği mesuliyet duygusuyla ve "Söz uçar, yazı kalır" düşüncesiyle yola çıktım. Duygu, düşünce ve davranış gelişimi açısından sağlıklı çocuklar yetiştirmek gibi her aile için mühim olan bir işte gerekli olan bilgileri içine alan, gereksiz olanları ise dışında tutan, her seviyeden ebeveynin rahatlıkla okuyup - anlayabileceği bir dilde ve üslupta olduğunu düşündüğüm bu türden kitaplar, yazı ve makaleler kaleme alıyorum. Belki hiçbir zaman haberim olmayacak bile olsa, çok uzaklarda bir yerlerde dahi olsa tek bir ailenin bile fayda görmesi benim için sahralar dolusu kızıl altınlara sahip olmaktan çok daha değerli olacaktır.


Kıymetli veliler, hani halk arasında kullanılan "Bilmeyenden değil, bilmediğini bilmeyenden kork" diye bir söz vardır. Bir nevi bu sözü doğrulayan o kadar çok örnekle muhatap oldumki meslek yaşamımda. Mesela çocuklarında gözlemledikleri ve hiç bir özel anlamı olmayan en sıradan davranışları bile derin psikolojik tahlillere tabi tutan, arkasından da en olmadık sonuçlar çıkaran, böyle yaparken çocuklarına daha çok zarar veren, bir anlamda kaş yapmaya çabalarken göz çıkaran nice ebevne bu tutumlarının yanlışlığını anlatmaya çalışmakla geçti yıllarım.

Değerli ebeveynler, öyle zannediyorum ki her şeyi görmek, her sesi işitmek marifet değil. Hatta galiba bazı şeyleri görmemek, bazı sesleri işitmemek bir hikmete bile tabi. Öyle ya, havada uçuşan sayısız mikro - organizmaları görebilseydik veya çevremizde sağa - sola koşuşan yüzbinlerce karıncanın ayak seslerini işitebilseydik hayat ne kadar çekilmez bir hal alırdı, düşünsenize!


Maalesef ticari kaygıların her yanı çepe çevre sardığı, Mevlana’nın dediği gibi "Oltaya et takmış görünenlerin bu işi cömertliklerinden değil, daha ziyade balık avlamak için yaptıkları" günümüzde velilere, piyasadaki bazı popüler psikoloji / çocuk gelişimi kitaplarında, bir kısım tv. programlarında, az da olsa değişik yazı ve makalelerde verilen bilgilerle tabiri caizse karıncaların ayak seslerine kulak kabartmaları, havada uçuşan sayısız mikro organizmaları gözleriyle adım adım takip etmeleri, mümkünse avuçlarıyla yakalamaları salık veriliyor. Sanırım bu yanlış empoze ebeveynlerin yaşamlarına, neredeyse bilgisizliğin neticeleriyle aynı oranda zarar veriyor. ("Her sineğin vızıltısını dinleyip de başını ağrıtma, gücünü tüketme." - Mevlana)

İnşallah bundan sonra da peyderpey sürecek olan yazılarım; sağlıklı çocuk yetiştirme işini abartmayan makul yaklaşım tarzıyla, bir çok ailede birbirine karışan sapla - samanın, doğrularla yanlışların, sorun olanla olmayanın ayrışmasında, karşılaşacağınız sorunların ise birinci elden çözüme kavuşturulmasında inşallah faydalı bir işlev görecektir.

Psk. İzzet Güllü
(Bu makale, "Uzman Ebeveyn: Kendi Çocuğunuzun Uzmanı Olun" Adlı Kitabımdan Uyarlanarak Aktarılmıştır.)
Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"Uzman Ebeveyn Yazıları: Karıncaların Ayak Sesini Dinleyen, Havadaki Organizmaları Avuçlarıyla Yakalamaya Çalışan Anne ve Babalar" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Psk.İzzet GÜLLÜ'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Psk.İzzet GÜLLÜ'nün izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     1 Beğeni    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Google Plus'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
.
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Psk.İzzet GÜLLÜ'nün Yazıları
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 18,205 uzman makalesi arasında 'Uzman Ebeveyn Yazıları: Karıncaların Ayak Sesini Dinleyen, Havadaki Organizmaları Avuçlarıyla Yakalamaya Çalışan Anne ve Babalar' başlığıyla benzeşen toplam 35 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
► Metafizik Gevşeme: Gidişatın Analizi ÇOK OKUNUYOR Ocak 2018
◊ Bir Veda Yazısı ÇOK OKUNUYOR Haziran 2018
◊ Bu Yazıyı İyi Anla ÇOK OKUNUYOR Haziran 2018
◊ Getir Duyguyu, Götür Fiziksel Semptomları ÇOK OKUNUYOR Haziran 2018
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


04:01
Top