2007'den Bugüne 87,028 Tavsiye, 26,992 Uzman ve 19,255 Bilimsel Makale
Site İçi Arama
Yeni Tavsiye Ekleyin!




Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Çoklu Zeka Uygulamaları
MAKALE #4411 © Yazan Ebru KALAY SULAR | Yayın Şubat 2010 | 5,960 Okuyucu
Eğitim ve öğretim, yaşamımız boyunca sürer. Doğduğumuz andan itibaren öğrenmeye başlarız. Yakın zamana kadar ilköğretim çağına kadarki okul öncesi eğitim gereksiz ve lüks olarak görülüyordu. Bugün, artık 2,5 – 3 yaş civarı anaokulu ya da yuvalarda çocuğun okul öncesi eğitimi başlıyor. Çünkü, bu yaşlarda alınan eğitimin çocuğun sosyalleşmesini sağladığı ve okula adaptasyon sürecini daha hızlı atlatmasına yardımcı olduğu bilinmektedir. Üstelik görülmektedir ki, bir grup içinde bulunan ve akranlarıyla beraber aktiviteler yapan çocuklarla yapmayan çocuklar arasındaki gelişim farkı da oldukça ciddidir.
Oldukça hızlı değişen ve gelişen eğitim sisteminin etkinliğini ve uygulanabilirliğini sağlamak için eğitimcilerin de bu işleve katılımı ve eğitimi önemlidir.
Yaklaşık 10 yıla yakın zaman içinde Türkiye’de ve tüm dünyada farklılaşan eğitim sisteminde başarıyı yakalamak için en önemli koşul farklılaşan sistemle beraber gelişen ve değişen öğretim metotlarına ayak uydurabilmek olmalı. Hali hazırda geleneksel yöntemlerin uygulandığı okullarımızda görev alan eğitmenlerimize de çok fazla bir şey söyleyemiyoruz. Çünkü, burada bireysel farklılıkların oldukça ciddi bir şekilde takip edilmesi önemlidir. Yine her bireyin algı düzeyine ve şekline uygun bir eğitim alması gerekmektedir. Bu da, okulda sağlam bir rehberlik hizmetinin bulunmasıyla mümkün olabilmektedir. Ayrıca sınıf mevcudiyeti de önemli bir faktördür. Sınıfların bir çoğu 40 kişi ve bazen daha da üzerinde olabiliyor. Sınıftaki tüm öğrencilerin aynı şekilde konuya hakim olmasını, aynı şekilde anlamasını ve aynı hızla öğrenmesini beklemek hayalperestlik olur. Üstelik, takip edilmesi ve tamamlanması gereken bir müfredat da söz konusu. İşte tam da bunun için öğrencilerin doğru bir şekilde sınıflandırılması ihtiyacı doğuyor. Sınıfları oluştururken aynı düzeydeki öğrencilerin aynı sınıf içerisinde bulunmasına özen gösterilmelidir. Bazı okullarda yapılan sınıf belirleme sınavları öğrencilerin kendileriyle aynı algı düzeyinde ve benzer öğrenme şekillerine sahip öğrencilerin bulunduğu doğru gruplar içinde yer almasına ve daha etkin öğrenmelerine yardımcı olmaktadır.

Öğrenme nedir?
Öğrenme dediğimiz aktivite, bireyin doğumundan ölümüne kadar ki tüm zamanı kapsar. Öğrenme, yaşam boyu edindiğimiz deneyimler ve çıkarımlar sonucu davranışlarımızda meydana gelen kalıcı değişikliklere verilen addır.
Çocuk, doğumundan itibaren ne kadar uyaranla karşılaşırsa o kadar öğrenmeye açık olur, bir o kadar da hızlı zihinsel ve bedensel bir gelişim gösterir.
Eğitimin zeka üzerindeki etkileri yıllar boyu yapılan araştırmalar sonucunda oldukça net olarak görülmektedir.
Öğrenme sırasında, beyinde bulunan sayısız sinir hücresi ve dentrit arasında bir tür elektriksel akım gerçekleşir. Bu şekilde bir akımın gerçekleşmesi beynin daha çok hücre üretmesine ve bireyin daha hızlı ve etkin düşünerek analiz yapabilme yeteneğini geliştirmesine yardımcı olur. Bunu sınıf ortamında izlemek oldukça kolaydır. Çocuklara yeni bir bilgi verildiğinde öğrencilerin bir kısmının konu hakkında düşündüğü ve eski bilgilerine döndüğü ve yeni konuyla ilgili yorumlar yapabildiği görülmüştür. Diğer bir kısım öğrencinin ise, temel bilgi eksikliğinden ya da konuya olan ilgisinin yetersiz oluşundan kaynaklanan ve sahip oldukları potansiyel düşünce yeteneğini aktif olarak kullanmalarına engel olan sorunlar yaşadıkları izlenmiştir.
Burada dikkat edilmesi gereken, oldukça önemli başka bir unsur daha vardır; bu da öğrencilerin öğrenme biçimleri ve algı düzeylerinin farklılığıdır. Her birey farklıdır. Hepsine birbirinin kopyası gibilermiş davranmak yapılacak en büyük yanlış olacaktır. Yaklaşık 20 öğrencinin bulunduğu bir sınıfta, her çocuğun konuyu aynı şekilde ve hızda anlamasını beklemek yanlış olur. Dolayısıyla klasik öğretim sistemleri sınıfın tümü için uygun olmayacaktır. Bu sebeple geliştirilmiş birçok öğretim metodu vardır. Ancak şu dönemde en geçerli olanı Çoklu Zeka Uygulamaları’dır.

Çoklu Zeka Uygulaması Nedir?
Çoklu Zeka Uygulaması, sınıftaki her öğrencinin algı düzeylerinin ve öğrenme tarzlarının birbirinden farklı olduğunu kabul edip tüm çocuklara hitap edebilen bir uygulamadır.
Çoklu Zeka Uygulamalarıyla ilgili ilk çalışmalar bir nöropsikolog olan Prof. Howard Gardner tarafından yapılmaya başlanmıştır. Prof. Howard Gardner’a göre zeka, ‘yaşam süresince karşılaşılan farklı durumlarda problemleri çözme ve yeni ürünler ortaya çıkarma kapasitesidir. Zeka, değişen dünyada yaşamak ve değişimlere uyum sağlamak amacıyla her insanda kendine özgü bulunan yetenekler ve beceriler bütünüdür’. Prof. Gardner’in yaptığı çalışmalar ve bu çalışmaların sonucunda bizlere sunduğu tanımlamalar yıllar boyunca kabul edilen tek tip zeka kavramını ortadan kaldırdı. Prof. Howard Gardner’e göre; bir insan toplumda değer bulan yeni ürünler oluşturabiliyor, günlük ve iş yaşamında karşılaştığı sorunlara etkili çözümler bulabiliyorsa bu insan için zeki denilebilirdi. Ayrıca, insanların sahip çok geniş zeka çeşitlerinin anlaşılmadığı, klasik ve ezberci bir sistemin içerisinde zorla eğitilmeye çalışılmalarının da haksızlık olduğunu düşünüyordu.
Prof. Gardner’e göre 8 tür zeka vardır:

1) Sözel – Dilsel Zeka
Sözcüklerle anlama ve kendini anlatabilme, mecazi anlatım, benzetme, soyut ve simgesel düşünebilme, kavram oluşturabilme, okuyabilme, yazabilme becerileridir. Bu gruptaki çocuklar okuma ve anlama yeteneği gelişmiş çocuklardır. Okuduklarını kolaylıkla anlar ve kendine özgü çıkarımlarda bulunur ve kolayca hatırlar. Yorum yetenekleri gelişmiştir. Kendini ifade ve anlatım becerileri yüksektir. İyi bir hafızaya ve geniş bir kelime dağarcığına sahiplerdir. Gürültülü ortamlarda çalışmaları daha zordur. Çalışma sırasında sessiz ortamlar seçilmelidir. Sesin yoğun olduğu ortamlarda konsantrasyon sorunu yaşarlar.

2) Mantıksal – Matematiksel Zeka
Hesaplama, sonuç çıkarma, mantıksal ilişkiler kurma, yorum yapabilme, problem çözme, sayılar ve geometrik şekiller gibi soyut sembollerle işlem yapabilme, analiz ve sentez yapabilme yeteneğidir. Bu gruptaki öğrenciler, daha çok problem çözerek öğrenirler. Neden sonuç ilişkilerini oldukça etkin bir şekilde kurarlar. Matematik, geometri ve buna benzer sayısal dersleri kavramaları daha kolay ve buna bağlı olarak da başarıları yüksektir.

3) Görsel – Mekansal Zeka
Resimler, şekiller ve imgelerle düşünebilme, nesneleri algılama ve karşılaştırarak soru üretebilme ve analiz etme yeteneğidir. Geometri gibi derslerde başarıları yüksektir. Bir cismin farklı açılardan görünümünü gözünde canlandırabilir. Öğrendiklerini somut çıkarımlarla destekleyebilir. Resimler, şekiller ve şemalar ile düşünür ve anlar. Şekil ve diyagramları kolaylıkla anlar ve konuyu özetler. Ancak, uzun sözel anlatımlarda dikkati dağılır ve konudan tamamen uzaklaşır. Bu tip zekaya sahip çocukların öğrenimi sırasında videolar, slaytlar, şekiller, diyagramlar ve resimlerden yararlanılabilir.

4) Bedensel – Kinestetik Zeka
Hareketlerle, jest ve mimiklerle kendini anlatabilme, beyin ve vücut koordinasyonunu etkin bir biçimde kullanabilme yeteneğidir. Cisimlere dokunarak ve inceleyerek daha kolay anlayabilir. Uzun süre hareketsiz duramaz. Sözlü anlatımlar bu tip zekaya sahip çocukların eğitiminde çok etkin bir yöntem değildir. Daha çok hareketlerle, dramalarla, mimiklerle anlatılan ya da laboratuar ortamında dokunarak deneyerek öğrenebilen ve bu şekilde öğrendiklerini kolayca hatırlayan çocuklardır.

5) Müziksel – Ritmik Zeka
Sesler, notalar ve ritimlerle düşünebilme ve yeni ritimler oluşturabilme yeteneğidir. Kulağı ve müzik hissi gelişmiştir. Notalarını bilmediği müziği tanır ve notalarını çıkarabilir. Müzik, melodi ve şarkılarla daha kolay öğrenir.

6) Kişisel – İçsel Zeka
İnsanın kendi iç dünyasını çözebilme, içsel tepki düzeyini anlayabilme, kendini değerlendirebilme ve kendisine hedefler koyabilme becerisidir. Bu gruptaki çocuklar yalnız çalışmayı sever ve bu şekilde daha başarılı olabilir. Kendisine hedefler belirler ve bu hedefler doğrultusunda çalışır. Kendi motivasyonunu kendisi sağlar.

7) Kişilerarası – Sosyal Zeka
Son yıllarda Kişilerarası ve Sosyal Zeka, Duygusal Zeka olarak adlandırılmaktadır.
Grup çalışmalarına yatkın olarak işbirlikçi çalışabilme, sözel ve sözsüz iletişim kurabilme, insanların duygu ve davranışlarını anlayabilme, paylaşabilme, yorumlama ve insanları ikna edebilme yeteneğidir. Bu gruptaki çocuklar empati yeteneği gelişmiş çocuklardır. Grup çalışmaları bu tip zeka tipine sahip çocuklar için oldukça etkin bir öğrenme yöntemidir.

8) Doğa – Varoluşcu Zeka
Doğadaki tüm canlıları tanıyabilme, araştırabilme ve canlıların varoluşları üzerine düşünenimle ve yorum yapabilme yeteneğidir. Bu tip zekaya sahip öğrenciler, doğayı kapsayan her meslekte başarılı olabilir.

Normal şartlar altında bilinmelidir ki; ‘Başarısız öğrenci yoktur, yetersiz eğitim vardır.’
Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"Çoklu Zeka Uygulamaları" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Ebru KALAY SULAR'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Ebru KALAY SULAR'ın izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     Beğenin    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Yazan Uzman
Ebru KALAY SULAR Fotoğraf
Ebru KALAY SULAR
İstanbul
Kimyager - Sağlık Kurumları İşletmeciliği
TavsiyeEdiyorum.com Üyesiİş Adresi Kayıtlı
Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Ebru KALAY SULAR'ın Yazıları
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 19,255 uzman makalesi arasında 'Çoklu Zeka Uygulamaları' başlığıyla eşleşen başka makale bulunamadı.
► Cilt Tipleri ve Bakımı Şubat 2012
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


10:30
Top